MURAT CAKIR

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 244)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: KONYA ŞEKER FABRİKASINDAN ARI YEMİ #9484

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Konya Çumra Şeker Fabrikasının arı yemi üretimi konusunda kafamın takıldığı bazı şeyleri sıralamak istiyorum:

    1) Sıvı arı yemi içeriğinde arıya özel bir madde yok. Sakkaroz, glikoz ve fruktoz karışımı. İçindeki katı madde oranı yüzde 75 deniliyor. Yani yüzde 25’i su. Kg fiyatı 2.4 ytl.

    Biz 750 gr şekere 250 gr su katarak 1 kg şerbet elde ettiğimizde, çok daha ucuza mal oluyor.

    Fabrikasyon üretimin daha ucuza mal olması gerekmez miydi?

    2) Arı yeminin pastorize olduğu bu yüzden şerbete oranla daha güvenli gıda olduğu söyleniyor. Benim bildiğim pastorize olmasının avantajı ambalajı açılıncaya kadar devam eder. Pastorize sütü ambalajında aylarca bozulmadan saklıyorsunuz, ama paketi açınca normal süt gibi bozuluyor.

    İyi kaynatılarak içindeki olası bakteriler öldürülmüş sudan yapılan şerbet ile pastorize arı yemi kovana verildikten sonra bence şartları eşit hale geliyor.

    3) Arı yemi Türkiye’de ilk defa üretildi denilirken bunu sıvı yem için kullanıyorlar olsa gerek. Çünkü sıvı yemin üzerinde arı yemi ibaresi var, fakat katı yem olarak satılan, kek muadili olduğu söylenen şekerin üzerinde FONDON ŞEKERİ yazıyor.

    Tadına baktığımızda meşhur konya şekerinin tadı ve kokusunu duyuyorsunuz, sanki mevlana şekerinin yumuşağını yemiş gibi oluyorsunuz.

    Ben biraz araştırdım FONDON ŞEKERİ pastacılık sektöründe kullanılıyormuş. Başka firmalarında aynı isimde üretimleri var.

    Yani anladığım kadarıyla FONDON ŞEKERİ arılar için üretilmiş bir ürün değil. Zaten var olan bir şeyi, Türkiye’de ilk defa arı yemi katagorisinin altına sokmak, tartışılması gereken bir durum.

    Yine FONDON ŞEKERİ nin içeriği de Sakkaroz, Glikoz, Fruktoz ve kıvam artırıcı madde şeklinde.

    Yani şeker dışında arılara özel bir karışım yok.

    Hepimizin bildiği gibi Şekerler arının karbonhidrat ihtiyacını giderir. Arı, protein, vitamin gibi diğer ihtiyaçlarını ise polenden karşılar.

    Bu açıdan içinde sadece şeker olan maddeleri arılara vermekte sakınca yok, karbonhidrat ihtiyacını çözer.

    Bu yüzden benim şahsi fikrim bu tür ürünleri alırken, ARI YEMİ reklamı kısmına fazla takılmadan, fiyat-performans oranına bakmak lazım.

    Aynı oranda şerbeti 1.5 ytl ye mal ederken, arı yemine 2.4 ytl vermek çok mantıklı mı?

    Bir de izleyebildiğim kadarıyla sıvı haldeki arı yemi kendi resmi fiyatı ile satılırken, Fondon Şekeri, fabrika üretimi kek reklamıyla resmi fiyatının çok üzerinde satılıyor.

    Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılan Fondon Şekeri satışlarında 2.6 ytl, 3 ytl, 3.2 ytl, 3.5 ytl gibi fiyatlar duyuyoruz.

    Kısacası olayı değerlendirirken Fiyatına ve sizin yapacağınız kekte ve şerbette harcayacağınız emeğin değerine bakın derim.

  • yanıtla: Kral Arı #9476

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Muhsin hocanın kitabında ilgili yeri okudum, biraz kafam karışmasına rağmen, buraya aktarayım.

    …Döllenmiş yumurtalardan meydana gelen ana ve işçi arılarda farklılaşma larva dönemindeki farklı beslenmeden meydana gelirken, erkekteki farklılaşmanın yumurtanın döllenmemiş olmasından kaynaklandığı belirtildiğinde bu belirleme yetersiz kalmaktadır. Başka bir deyimle cinsiyet farklılığı acaba döllü veya dölsüz oluşa mı bağlıdır?

    Konuya pratik olarak bakıldığında dişilerin döllü, erkeklerin ise dölsüz yumurtaların gelişiminden meydana geldiği kolaylıkla anlaşılır ama cinsiyeti asıl belirleyen döllülük ya da dölsüzlük değildir.

    Olayın genetik işleyişine bakıldığında cinsiyeti belirleyen bir X geninin ve bunun alelleri denilen Xa, Xb…..Xz gibi farklı tiplerin olduğu görülür. Birey bu alellerden birini veya aynı çiftini taşıyorsa bu birey homozigottur denir ve erkek olarak doğar. Yani erkekler ya dölsüz yumurtadan meydana gelmiştir ve Xa, Xb, Xc…. gibi alellerden yalnızca birini taşırlar veya döllüdürler ve Xa//Xa, Xb//Xb… gibi aynı tip allel çiftini taşırlar.

    Bunlardan yalnızca birini taşıyorsa haploid bireydir ve normal erkekler gelişir. Eğer döllenmiş yumurtadan meydana gelmişse ama hem anadan hem de babadan aynı alleli almışsa bu birey Xa//Xa, Xb//Xb… yapısındadır ve buna diploid erkek adı verilir. Ancak bu tip erkekler döllü yumurtadan çıktıkları için işçi arı gözündedirler ve gözden çıkar çıkmaz bakıcı arıcılar tarafından teşhis edildikleri için bu arılar tarafından yenilerek yokedilirler. (Dişilerin yapısı Xa//Xb, Xc//Xd…. şeklinde)

    Böylece yalnızca haploid olan normal erkekler yaşamlarını sürdürürler.

    İleri derecede akraba yetiştirilen kolonilerde homozigotlaşma hızla artar yani cinsiyet kromozomu bakımından aynı allelleri taşıyan bireyler çoğalır ve sonuçta dişi olması gereken bireyler döllü oldukları halde diploid erkek olarak doğarlar. Bu tip kolonilerde ana arı ne kadar genç ve üretken olursa olsun peteklerdeki kuluçka dağılımı yaşlı analarda görüldüğü gibi seyrek olur.

    ……

    Döllü yumurtalardan erkek bireylerin çıkmasına paralel olarak dölsüz yumurtalardan da dişiler çıkabilir. Bunun nedeni döllenmemiş yumurtanın gelişimi sırasında dokular oluşurken kararsız olan bu hücreler sanki dölleniyormuş gibi birbirine kenetlenir "poliploidy" denilen bu genetik olay sonucunda doku hücrelerinde ikili eşleşme yani "diploidy" çoğunlukta olduğundan birey dişi olarak gelişir. Bunun sonucunda uzun süre anasız kalmış ve yumurtlamayan işçilerin ve yalancı anaların olduğu kovanlarda bu tip bireylerden ana arı dahi üretilebilir. ülkemiz arılarında nadiren görülen bu durum Güney Afrika arısı olarak bilinen Kap arısı (A.m. Capensis)’ında %5’e varan oranlarda görülebilmektedir. Bu olay uzun süre anasız kalmış kolonilerde bile bir ana arı yetiştirebilme umudu olduğunu ve belki de yumurtlayan işçi arılarla yalancı anaların yumurtalarını işçi arı gözlerine bırakmalarının nedeni olarak da gösterilmektedir.

    …….

    Muhsin hocanın açıklaması böyle. Bir önceki yazımda oranı sallamışım biraz yüzde 20 değil, yüzde 5 imiş. Anlaşıldığı üzere kolonilerin yalancı anaya dönüp inatla yumurtlamaları boşuna değil.

  • yanıtla: Kral Arı #9468

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Halil Bilen,

    Enteresan ama böyle bir ihtimal var.

    Erkek arı, işçi arı, ana arı ve döllenme mevzularını 2 ayrı kitaptan okudum. Fakat aşırı teknik terimler kullanıldığı için çok da fazla anlayamadım.

    Genetik bilimi açısından açıklamaları yapılmış ama ön bilgim yeterli olmadığı için bazı şeyleri kavrayamadım.

    Afrikanın bir yöresindeki bir balarısı ırkında döllenmemiş işçi arıların yumurtalarından ana arı üretebilme ihtimali yüzde 20 lere kadar çıkıyormuş (Bu oran aklımda böyle kalmış, ilgili yazıyı bulunca yanlışsa düzeltirim)

    Diğer balarısı ırklarında ise böyle bir ihtimal milyonda bir den daha yüksekmiş.

    Genetik teorisi de anlatılıyordu.

    Yani başımıza hiç gelmedi ama, demek ki işçi arılar içgüdüsel olarak bunu biliyor ve binde bir ihtimal de olsa yumurtlayarak koloniyi kurtarmaya çalışıyor.

    Hakikaten garip ama gerçek.

  • yanıtla: Kral Arı #9453

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Demet Hanım,

    Alıntı yaptığınız kitabın ismini ve ilgili sayfayı verebilirseniz, eğer bizde varsa okuyarak daha geniş bir değerlendirme imkanımız olur.

    Bir de arkadaşların deneyimleri nasıldır bilmiyorum, ama benim gördüğüm kadarıyla yalancı analar yumurtlamaya başladığında hakikaten ana memesi yapma girişimi de oluyor. Fakat memenin içinde onlarca yumurta oluyor. Yani o memenin gelişmesi ve kapanması ihtimali benim tecrübeme göre yok.

    Ama farklı kaynaklardan araştırıp olayın bilimsel yönünü açıklamaya çalışacağım. Alıntı yaptığınız kitabın ismini verirseniz, diğer kitaplarla karşılaştırmalı bir çalışma yapabilirim.

  • yanıtla: DOĞAL ORTAMDA YAŞIYAN ARI BULMA YÖNTEMLERİ #9388

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    İşte gerçek arı safari bu oluyor:)

  • yanıtla: gezgin arıcılık döngüsü #9386

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arıcıların kendi güzergahlarını saklamaları ve yakın çevrelerinde başka arıcıların bulunmasından rahatsız olmalarının insani nedenleri dışında, teknik nedenleri de var. Kısaca sayarsak:

    1) Bazı bölgelerde kilometrekarede bulunan kovan sayısı oldukça yüksek. Arı yoğunluğunun aşırı olduğu bölgelerde flora paylaşımı yüzünden verim düşüyor. Bugün arıcılık kanunumuz olmadığı için, bu konuda da bir düzenleme yok. Arı yerleşimleri bir plan dahilinde yapılmadığı için bazı bölgelerde aşırı yoğunluk var bazı bölgelerde hiç arı yok.

    Kendine yeni bir yer bulan arıcı, bunu diğerleriyle paylaşmamayı tercih ediyor.

    2) Yine malesef gezginci arıcıların hepsinin elinde Hastalıktan Ari Belgesi bulunsa bile, bunun gerçekte böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Bir çok arılıkta varroa yoğunluğu yüksek ve yavru çürüklüğü hastalıkları mevcut.

    Bu yüzden bireysel olarak siz ne kadar dikkat ederseniz edin, arılarınızın uçuş mesafesinde olan ve yeterli mücadele yapılmayan bir arılık, sizin arılarınız için sürekli bir hastalık kaynağı olur.

    Bu yüzden arıcılar kendi denetimleri altında olmayan ve ortak hareket edemeyecekleri başka arılıkların kendilerine yakın olmasını istemiyor.

    3) Bal sağımından sonra bazı arıcılar gıda kontrolü ve eksikliğinde takviyesi yapmadıkları için, aç kalan arılar aşırı yağmacılık eğilimi gösteriyor.

    Arı uçuş mesafesinde yakınınızda 200 koloni olan başka bir arılık varsa ve arılar da aç ise, gerisini tahmin edebilirsiniz.

    Ali Türk Gebze Sığırlık mevkiinden Şile taraflarına bu yüzden kaçmak zorunda kaldı :)

    Köydeki tek arı benimkilerdi, şu anda 12 civarında kovanım var. 1997’den beri bu seneye kadar hiç yağmacılık olayına şahit olmadım. Hatta zaman zaman da muhabbetlerde benim arılar yağmacılığa eğilimli değil diyordum.

    Fakat bu sene yazın ve Sonbaharda kovan kapağı açamaz oldum. Çünkü başka bir vatandaş Ağustos ayında 20 tane kovan getirmiş. Defalarca uyarmama, senin arılar aç bunları besle dememe rağmen söz dinletemedim.

    Arıcılar genel olarak güvendikleri, nazlarının geçtiği, bir şey talep ettiklerinde dikkate alan arıcılardan bu tür bilgileri kıskanma eğiliminde değiller.

    Bütün bu problemlerin çözümü arıcıların ortak hareket etmesi, mevzuatta uygun düzenlemelerin yapılması ve etkili denetim mekanizmalarının işletilmesiyle mümkün.

  • yanıtla: Arıcıları küstürenler iş başında #9365

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Bu konuda bal firmalarının ciddi lobi faaliyetleri yaptığını ben de duyuyorum. 2 aylık stoklarının kaldığını söyleyip devletten ithalat izni almaya çalışıyorlarmış.

    Bu arada duyduğum daha enteresan birşey, birçok firma bal ithal etmek isterken, eğer devlet izin verirse, sadece 2 firma bunu yapabilecek yeterli izinlere sahipmiş.

    Arıcıları temsil eden kurumların böyle durumlarda sesinin çok çıkması lazım.

    Ama camia kendi arasında bunları konuşuyor, birçok olaydan gerçekleştikten sonra haberi oluyor.

    Önümüzdeki aylarda bu iznin alınmış olması hiç sürpriz olmaz.

  • yanıtla: KAVAK AĞACINDAN KOVAN YAPIMI #9342

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Çam ya da iğne yapraklı ağaçların kıt bulunduğu bölgelerde, kavak, kızılağaç, söğüt gibi ağaçların kerestesinden kovan yapılıyor.

    Kavak kerestesinden yapılan kovan için benim şimdiye kadar duyduğum tek olumsuzluk, diğer ağaçlara göre daha az dayanıklı olması, daha kısa sürede deforme olması.

    Ama elde edebilme ve ekonomik nedenlerden dolayı kavaktan kovan yapıp kullananlar, özellikle bazı bölgelerde yoğun olarak var.

    Hatta Samsundaki bir arkadaşım, hafifliğinden dolayı kavak kovanı tercih ettiğini söylüyordu.

  • yanıtla: bal sağımı nasıl yapılmalı #9337

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Değişik fikirlerin olması elbette her ortam için faydalıdır.

    Üstelik forum türü uygulamaların temel mantığında da değişik fikirleri bir araya getirip doğruyu bulma amacı vardır.

    Fakat, "dediğim dedik çaldığım düdük" ya da "benim oğlum bina okur döner döner yine okur" mantığının hakim olması da zaman zaman insanı baymıyor değil.

    Bahçenizde 10 kovan ile sabit arıcılık yapıyorsanız, sizin tecrübeleriniz ya da bakış açılarınız 100 kovan ile gezginci arıcılık yapan birisine uymayabilir.

    Size şöyle bir fikir ben de söyleyebilirim.

    Örneğini de gördüm.

    Arkadaşlar boşu boşuna kendinizi bal sağacağız diye yormayın. Bırakın sonbahar gelsin havalar soğusun. Nasıl olsa arıların nüfusu azalacak salkıma girecek. Arılar ballı çerçeveleri terketmek zorunda kalacak. O zaman dertsiz tasasız hatta maskesiz bütün çıtaları toplarsınız.

    Bunun uygulamasını da gördüm, bir köylü vatandaş da bunu savunuyor. Diyor ki böylece hem bal depolama derdinden kurtuluyorum, hem peteklerim güvelenmiyor. O işi daha da ileri götürmüş, yaz kış farketmiyor, müşteri gelip bana 1 çıta bal dedi mi, 5 dk bekle deyip hemen gidip kovandan alıp getiriyor.

    Şimdi bakın bu da bir fikir. Ama ben bu yöntemi ısrarla, 150 arısını kestaneden kaldırıp, ayçiçeğine götürme hazırlığı yapan bir arıcıya söylersem, üçüncü tekrarımdan sonra bana nasıl davranacağını tahmin edebilirsiniz.

    Bunu fikir olarak söyleyebilirim buna kimse birşey diyemez. Ama kardeşim siz hepiniz yanlış yapıyorsunuz, boşuna uğraşmayın işin doğrusu bu dersem, herhalde bir zaman gelir kimsenin bunu dinlemeye sabrı kalmaz.

    Bahçende 10 tane arın varsa, vaktin bol olur ister günde 1 çıta al, ister 3 çıta al. İstersen hepsini 1 günde al, istersen kışa bırak, senin keyfine kalmış birşey.

    Ama 1 aylık bir süreç içinde arıyı yeni bir yere götürüp, kovanlarını düzenleyip, ordaki nektarın bitişini takiben arıyı hemen kaldırıp başka bir yere götüreceksen, o zaman keyfine göre iş yapamazsın.

    Mesela bu sene Trakya’nın bazı yerlerinde nektarın bitişini bekleyen arkadaşlarımız yağmacılık yüzünden çok zor anlar yaşadılar. Arılar 1 çıta bile çekmeye müsade etmiyordu.

    Şimdi bir de Ali Türk, Muhsin Doğaroğluna sormuş o da kademeli bal alınmasını söylemiş davası çıktı. :)

    Gözünüzü seveyim böyle aslı astarı olmayan şeyler söylemeyin. Muhsin Doğaroğlunun ne kitabında ne de kendi söylemlerinde kademeli bal alımı diye birşey yok.

    Hatta kitabında 1996 yılında yaptığı bir bal sağımını anlatıyor, orada da öyle bir ifadesi yok.

  • yanıtla: KOVAN GÜCÜ ? #9333

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    iki yüzü arı ile kaplı bir çerçevede 3000-4000 civarında arı olur.

    10 çerçeveli bir kuluçkalıkta arının sıkışıklığına göre 30.000-40.000 arasında arı olduğunu kabul edebiliriz.

  • yanıtla: yüsük oğul ilişkisi #9282

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Halil, istersen Pınarhisar taraflarına Arı Safariye altarnatif bir tur düzenleyebiliriz :)

  • yanıtla: yüsük oğul ilişkisi #9279

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Yapay dölleme yapmak için üretilen analar için mumdan ana arı gözü dökerken, normale göre 1-2 mm daha geniş olmasının, o anaların daha iri olmalarına neden olduğunu okumuştum.

    Daha geniş alana daha fazla arı sütü depolandığı için haliyle daha büyük oluyor.

    Ama Ali Osman beyin tekniğini anlayamadım. Sanki kovanın kendi yaptığı ana arı gözünü bir teknikle büyütmekten bahsediyor.

  • yanıtla: arı otu (faselya) #9268

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Mimkemal bey,

    Sitenin ilanlar bölümünde Eskişehirli bir arkadaş satış yapıyordu. Ama onda da bitmiş olabilir, elinde az miktarda vardı.

    Tohum satışı yapan bazı şirketlerde de var yanılmıyorsam. Mesela Kazak Tarım firması 25 kg lik torbalar halinde satış yapıyordu.

    İnternetten aratırsanız ulaşabilirsiniz.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Erkek arı larvalarının imhası ile varroa mücadelesi yapma yönteminin etkinliği ya da diğer sakıncaları tartışılabilir.

    Fakat arı ırkının sonu olabilir gibi yaklaşımların çok da dikkate alınabilir bir tarafı yok.

    Çünkü erkeklerin varlığı arı ırkının geleceğinin garantisi olsaydı, sonbaharda işçi arılar komple erkek arı temizliği yapmazdı.

    Ana arı döllenmeye ihtiyaç duymadan erkek arı yumurtası atabildiği için, erkeklerin imha edilmesi bu anlamda bir tehlikeyi ortaya çıkarmıyor.

    Bu zaten arıyı diğer hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerden birisi

  • yanıtla: betopan’dan kovan #9206

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Ben sistem ile ilgili şüphemi belirtirken arı yaşar mı yaşamaz mı diye düşünmedim.

    Elbette arı yaşar, bunun içi ne dışı neden yapılmış diye bakmaz.

    Benim şüpheyle karşıladığım şey, birbirinden farklı malzemeleri bir araya getirerek yapılan imalatın sağlam ve kullanışlı olması.

    Bu tür üretim fabrikasyon yapılmalı ve uzunca bir deneme sürecinden geçirilerek, 100 yıl ömürlü gibi iddialarda bulunulmalı.

    Yoksa arı yaşar ona itiraz ve şüphe yok

15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 244)