demet

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 247)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: ARI KOVANI KiRALAYACAGIM #11296

    demet
    Katılımcı

    Sanıyorum ılıman yerlerde kirazlar açmaya başladı; belki geçmiştir bile. Ayrıca benim bildiğim kiraz; bir hafta bilemedin on gün falan çiçekli kalıyor! Sırf 10 gün için arı satın almak hiç mantıklı değil.

    Ama anladığım kadarıyla siz; kirazın yanında arıcılık yapmaya da niyetlisiniz?
    O zaman birkaç kovan arı satın alın ve arıya bakmanın nasıl bir bilgi gerektirdiğini kendiniz öğrenin!
    Arıcılık bir yıl boyunca bakım ve çiçekli bitki isteyen bir uğraş! Bunu sağlayabilirseniz neden olmasın?

  • yanıtla: STRAFOR KOVAN #11200

    demet
    Katılımcı

    Murat bey; “bir keresinde bir köpük kovanı ayı çalmıştı uğraşmış açamamış köpeklerden korkusuna yere yan bırakmış gitmiş”
    Bu ayı hayvan olan ayımı? Yoksa hırsız mı tam anlamadım!
    Ayıysa köpük kovanı nasıl parçalayamamış?

  • yanıtla: ARILARI YAZLIK YERE NAKİL #11186

    demet
    Katılımcı

    Zafer bey; bende arılarımı 30 yada 50 metre kadar yer değiştirmek istiyorum(koyacağım yere tam karar veremedim)

    Kovanları 4-5 km öteye götürüp orada bilmem kaç gün bekletip geri getirmem imkansız gibi bir şey!
    Aslında şu sıralar arılar pek dışarı çıkmıyor. Ama kovanı taşırken salkım bozulacak havada değil!(hava yumuşak)

    Yavru faaliyeti hızlanmadan; şöyle bir hafta yağmurlu ılıman bir havayı yakalasak; arıları yer değiştirsek önlerine birkaç gün ızgara koysak olmaz mı acaba?

  • yanıtla: Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi? #11184

    demet
    Katılımcı

    “İşte kovan giriş deliğinin kuzeye çevrilmesinin bir nedeni rutubeti azaltmak ve bir faydası da kolonideki varroa ile doğal olarak mücadele etmek içindir”

    Ali bey; kovan girişini kuzeye çevirince rutubetin azalmasının sebebi nedir? Kovanın iyice soğuması mı!
    Birde varroa ile doğal mücadele yöntemidir demişsiniz. Arıların yavru faaliyetinin azalmasından dolayımı yoksa varroaların soğuğu sevmemesinden dolayımı biraz açıklar mısınız!

    Bana göre arıların kışın soğuması kadar ısınmaya da ihtiyacı var.
    Arılar güneşi o kadar çok seviyor ki; besin kaynaklarını bile güneş haritasına göre anlatıyorlar. Güneş, kovanın ısınması demek, dışarıya çıkıp uçabilirsin temizlik yapabilirsin demek! Güneş.. çiçekler yakında açacak demek; çiçek polen demek ,nektar demek yavru demek.

    Güneş girmeyen eve doktor girer derlerdi. Bence kovanın önüne güneş vurmalı arılar ışığı hissetmeli! Mevsimlerden ne olduğunu anlamalı.

    Şimdi hatırlıyorum da forumda bir soru sormuştum ; “doğal ortamda yaşayan arıların giriş delikleri genelde hangi yöne bakar” diye. Cevap gelmemişti. Kuzeye bakan yuva olduğunu pek sanmıyorum.

    İmkanımız olsa kovanı kuzey güney istikametinde koysak ve kovana ters yönde iki giriş deliği açsak? Bence arılar sonbaharda tez elden kuzeye bakan deliği kapatırlar.
    Benimkiler kıbleye yakın bir istikametteler. Şimdiye kadar kışın güneşin olumsuz bir durum oluşturduğunu görmedim.


  • demet
    Katılımcı

    Bugünlerde temizlik sırasında atılan arıların hepsi çok canlı duruyor. Elime alıyorum arının karnı falan yumuşacık, hatta tüyleri de dökülmemiş, pırıl pırıl yerinde.
    Siz ana arıyı gördüğünüzde cidden yaşıyormuydu?

    Ana bir şekilde ölmüş olsa dışarı atmalarını anlıyorum da; Bu mevsimde bir kovanın; canlı anasını öldürmeye çalışması gerçekten çok ilginç!
    Güvendikleri bir şey olmalı ama ne? Yeni bir ana çıkardılar ona güveniyorlar desek; bu mümkün olabilir mi?

    Sizin bulunduğunuz yeri bilmiyorum ama örneğin Antalya da arılar güzel uçuş yapıyor sanıyorum;çevrede erkek arıda varsa kovanlar bahar geldi diye ana değiştirmeye gidebilir!
    Tabi benimkisi sadece komplo teorisi..

    Anasız kalan kovanlar yağmaya açık olur diyorlar.
    Ananın ölmesiyle birlikte aynı gün içinde diğer kovanlarınızın yağma çalışmalarına başlaması da çok ilginç!

    Bir şey soracaktım; arıları birleştirmeyi ana arının öldüğü gün içindemi yaptınız? Yoksa önceden kokulayıp sonradan mı birleştirdiniz.
    Birde birleştirdiğiniz çerçevelerin durumu neydi; aktarırken bakmışsınızdır.Yavrulu göz falan var mıydı.Yada ana memesi çalışması var mıydı. Birleştirdiğiniz çerçeveleri en son tarafa mı koydunuz. Yoksa diğer çerçevelerin içine salkıma doğrumu yerleştirdiniz.

    Şimdi genel bir soru aklıma geldi de: Kovanın bir sağında bir solunda yavrulu çerçeveler olduğunu düşünelim (normalde böyle olmazda) İşçiler, yavruların etrafına iki farklı yere salkım mı yapar yoksa ana arının olduğu tarafa bir salkım yapıp diğer taraftaki yavruları soğuğa mı terk eder?

    Bir soru daha;”bugün kontrol ettim birleştirdiğim arılarda hiçbir sorun yok” demişsiniz.
    Birleştirmeyi birkaç gün önce yaptınız sanırım!
    Zaten birleştirme başarısız olmuşsa arılar birbirini ya o gün bilemediniz o gece kırmışlardır. Bende öyle olmuştu birkaç saat içinde herşey normale dönmüştü. Tabi o zaman yaz, yerde ölü arılar oluyor durumu anlıyorsunuz.
    Ama kış günü anlaşılmazda.Çünkü yerde bir sürü ölü arı var zaten!
    Ama sizinki başarılı olmuştur mutlaka! Benimkisi sadece başka bir komplo teorisi..


  • demet
    Katılımcı

    El insaf hocam ! Üniversiteye giderken yanımıza matara alacak halimiz yoktu herhalde. Birde yanına beslenme alırsak? Eyvahlar olsun.

    Ben arılıktaki alet kutumu seviyorum; içinde şu an atmayı düşündüğüm gereksiz bir şey yok. Unutmuşum bir arkadaş hatırlattı; kutuda güzel bir maket bıçağım da var ,köpükleri falan kesmek için kullanıyorum!

    Gereksiz sanılan cımbızlar değil! Bir tane penset’im var o kadar (ben anlaşılsın diye büyük cımbız dedim) Başkaları da bir elinde cımbız bir elinde ayna sanacak; yanlış anlaşılacak.
    Dal makası da kesse kesse serçe parmağım kadar dalı keser. Yoksa doğayı seven yeşil ağacı kesmez haklısınız!!!

    Baldan sirke yapımını forumda bir gün anlatırsanız; bizde öğrenmiş oluruz.
    Hürmetler.


  • demet
    Katılımcı

    Benim arılığımda kapaklı bir kutu var.Arı ailelerini açtığınızda size yardım edecek kimse olmadığı için ihtiyaç duyduğunuz bütün malzemeler yanı başınızda olmalı.
    Bende zamana ve duruma göre eksikliğini hissettiğim şeyleri bunun içine atıyorum. Çeyiz sandığına benziyor diyebiliriz içinde yok yok!

    Bu kutu içinde her zaman bulunan önemli araç gereçleri yazayım:
    Bir tıbbi penset ( Büyük cımbız.Elimin ulaşamadığı yerlere müdahale etmek için kullanıyorum)
    Camcı çekici, kerpeten ,pense,çivi( çerçevelerde zaman zaman yerinden çıkan çivileri çakmak yada çekmek için, kopan ve çıkan telleri kesmek için)

    Kapaklı temiz bir yoğurt kutusu( çerçevelerin üzerinde ve yanında çıkıntı yapan ballı parçaları kesip; arılara kokuyu duyurmadan içine koyup; temiz şekilde saklamak için)
    Poşet (mum parçalarını içine toplamak için)
    Mezura, kağıt kalem (bir şeyi ölçmek biçmek gerekirse diye; neme lazım)
    Fısfıs içinde gülsuyu( arıların birbirini kabul etmelerini istediğimizde kullanmak için)

    Dal makası( oğulun konduğu dalı kesmek için)
    Temiz örtüler(benim kovanların üzerinde örtü tahtası var, özellikle katlı oldukları dönemde; bir katı kenara indirince arılar huysuzluk yapmaya ve dağılmaya başlıyorlar.O an için kontrol etmediğimiz katın üstünü bezle örterek hem arıların hem yavruların güneşten etkilenmesini engelliyor ; hem de yağma riskini bir miktar düşürmüş oluyoruz)

    Çakmak(Sigara içmediğimiz için yanımızda çakmak olmaz, bu yüzden kutunun içinde mutlaka dolu bir çakmak bulunur ki körüğü yakabilelim, yoksa izciler gibi ateş yakmak zorunda kalırız ..ki bunu da beceremeyeceğimiz için körüğü yakamayız!!!)
    Körüğü tutuşturmak için kuru ot, karton vs.
    2,5 litre su( nereye isterseniz onun için kullanılabilir, örtü bezlerini ıslayabilirsiniz,elinizi, demiri yıkayabilirsiniz,bizzat içebilirsiniz ki yazın çok sıcak oluyor tavsiye etmem)

    Körük ve arıcı el demirini hiç yazmıyorum.
    Şimdi aklıma geldi birde kovan girişlerini acil durumda tıkamak için uygun tahta parçaları da sandığımın içinde mevcuttur!!! Dediğim gibi arıcının çeyiz sandığı. Evet şimdilik aklıma gelenler bunlar!

    Murat bey;size de bir sorum var. Ben eldivensiz arıları açamıyorum ama günün birinde açarsam diyorum; yıllanmış üzüm sirkesi kullanmamız şart mı? Sirke şişesinin kapağını açık bıraksak birkaç vakitte sirke; kokusunu ve keskinliğini kaybedip “eski sirke” haline gelmez mi?
    Birde neden taze sirke aynı işi yapmıyor!

  • yanıtla: Arıcılığa Nasıl Başlarım ? #11131

    demet
    Katılımcı

    Murat bey; “Trakyanın ikinci balı; yakında kanola balı olacak” demişsiniz ya !

    Bende geçen gün kanolayı araştırıyordum. Ayçiçek ve buğdayla münavebeye girdiği; yağının besin değerinin yüksek olduğu; küspesinin hayvanlar için değerli bir yem olduğu; tarımının zor olmadığından bahsediyordu.

    Trakya bölgesi için ekimi müsait bir bitki. Ayrıca yine Trakya da bulunan ayçiçek yağı fabrikalarının boş oldukları dönemde pekala kanola tohumlarını işleyebileceğinden de bahsediliyordu.
    Kanola çiçeklerinin arılar için öneminden hiç bahsetmiyorum zaten!
    Bu yıl inşallah kanola tarımını yakından görme fırsatım olacak.

  • yanıtla: Naftalin ile bulaşık ballar #11086

    demet
    Katılımcı

    Sayın Şekerli; birbirimizi henüz tanıyamadıysak, dünya görüşlerimizi öğrenemediysek o zaman daha sık görüşmemiz lazım!

    Ben naftalin kalıntısına ve cezalara neden karşı çıkayım ben ne naftalin üreticisi; ne naftalin kullanıcısıyım! Hatta her koşulda sağlıksız üretime karşıyım.
    Haberin kaynağı belli değil dediğim verilen cezalar üzerine değil! Bu cezalar ve ceza alan firmalar her tarafta yayınlandı.

    Benim üzerine yorum yapmamız doğru olmaz dediğim ;
    Sayın TAB Başkanı Bahri Yılmaz’ın naftalin kullanımının normal olduğu hatta zararsız olduğu yönündeki sözleridir. Haberin başlığı da
    NAFTALİNLİ BAL ÜRETENLER MEVZUATI SUÇLADI şeklindedir ve tab başkanının sözleri üzerine kurulmuştur.

    Eğer Tab başkanı bunları söylediyse ilk başta ben naftalin üzerine çok güzel bir yazı yazardım ki; kaynak belli olmadığı için yazmaya cesaret edemedim. Kişilere yönelik haksız yazılar suç kapsamına giriyor biliyorsunuz! Bu konuda kaynak varsa söyleyin hep birlikte güzel bir yazı yazalım.

  • yanıtla: Naftalin ile bulaşık ballar #11078

    demet
    Katılımcı

    Bu haberin asıl kaynağı ve tarihi belli değil!
    Köy- tur Bahri Yılmaz ve naftalin üzerine arama yapınca bir tek perpa com buluyor. Orada da haber kaynağını belirtmemiş.(ben bulamadım)
    Haber 2005 yılına ait olabilir; ama kaynak belli değil!
    O yüzden naftalin kalıntısı hakkında söylenenler üzerine gerçekten yorum yapılmaması isabet olur!


  • demet
    Katılımcı

    Söylenenler doğru !
    Doğanın içinden; işimize yarayan ticari çeşitleri çekip çıkarıyor; geri kalanına yaşam hakkı vermiyoruz.
    Üretici her zaman haklı elbette; çünkü üretmek kolay değil! Bu açıdan en çok verim verecek türlerin tercih edilmesi normal karşılanıyor. Az bal veren, huysuzluk yapan, oğula meyilli olan, kışın çok bal tüketen, yağmacılığa meraklı arıları sevmiyoruz, istemiyoruz (benim bu açıdan sıkıntım yok; olaya ticari bakmadığım için arı ailelerimizde genetik çeşitlilik mevcut!)
    (arı kolonisi demedim; Halil bey derki bundan sonra koloni yerine; arı ailesi diyecekmişiz!)

    Annem anlatır; çocukken inekleri varmış. Küçük yerli ineklermiş bunlar. Çok aşırı süt vermezlermiş ama ihtiyacı karşılarmış. Gebe inekler kendi kendine doğum yaparmış, ne yavrunun ne annenin öldüğünü duymamış.
    Ya şimdiki zamane inekleri! Islah edilmiş, seçmece inekler!
    Sağdan soldan gördüğümüz kadarıyla; bol bol süt veren, çokça et tutan; yavrulamak için suni aşılamaya ihtiyaç duyan(olmadı bir iki üç sefer bu iş için veteriner çağrılan, türlü ilaçlar kullanılan); doğum yapacağı zaman acil olarak veteriner gelmesi gereken; sahibinin uğrunda bir sürü sağlık harcaması yaptığı mahlukat!

    Evet insanlar bile evde doğum yapabiliyor ama bu inekler veteriner olmadan doğum yapamıyor. Bu ne kadar doğal bir durum. Şimdi bu inekleri doğal ortama bıraksanız çoktan ölüp giderler!!!
    Belgesellerde görüyoruz ceylan yavruluyor; yarım saat içinde yavru ayağa kalkıp annesiyle birlikte yürüyebilir hale geliyor; gelmek zorunda onun nazını çekecek kimse yok! Annesine yetişti yetişti; yetişemedi? İşte doğal seleksiyon!

    Ne diyorduk genetik varyasyon(çeşitlilik);
    Yerli tohumlar üzerine bir yazı yazmıştım hatırlarsanız. Yerli tohum türlerinin gelecekte can kurtaran olarak görüldüğü ve bu yüzden ülkelerden yerli tohum çeşitlerinin toplanarak saklamaya alındığını anlatmıştık.
    Arıları kontrol altında tutmak; bitkileri kontrol altında tutmaktan daha zor olsa gerek!
    Küresel Arı Yetiştiricileri Derneğinin arılardaki genetik çeşitliliği korumak için bir şeyler yapacağını görüyoruz; peki bizler bu konuda ne yapabiliriz?

  • yanıtla: ŞURUPLAMA SIKLIĞI #11021

    demet
    Katılımcı

    Neden olmasın! Bence teşvik beslemesi her gece azar azarda verilebilir. Belki nem açısından daha bile iyi olabilir (az şerbet daha az nem demektir)

    Ancak kovan sayısı arttıkça; üstten besleme kutusu kullansak bile bütün kovanları tek tek açıp kapamak oldukça zaman alır, içten besleme kullanırsak o zamanda her gün arıyı açmak kovanı üşütebilir!
    Ayrıca her akşam arının yanına gitmek zorunda kalırız,birde her gün taze şerbet yapmak zorunda kalırız( çünkü sulu şerbet çabuk ekşir)

    Bunu baharda her gün yapmak yerine; iki günde,üç günde bir yapmak daha makul ki öyle yapılıyor! (yada bize öyle yapmamız söylendi)
    Ayrıca baharda azar azar verilen sulu teşvik beslemesinin kolay kolay stoklanacağını sanmam! Çünkü baharda kovana nektardan ziyade polen geliyor değil mi ! Verdiğimiz sulu şerbeti de yavrulara besliyorlar.
    Sulu teşvik beslemesini çok miktarda kovana verirsek belki stoklanabilir ama o zamanda arı suyunu uçurana kadar kovanın içinde gereksiz nem kaynağı, arıya da gereksiz uğraşı olur.

  • yanıtla: Arılata kola verilirmi? #10989

    demet
    Katılımcı

    Çok hoş bir sohbet olmuş!
    Şimdi kolaya arıların ilgi gösterme sebeplerinden biride içindeki şeker oranının yüksek olmasıdır, bunu göz ardı etmeyelim. Bu yüzden pek çok insan light cola içer.

    Evet bizde cola veya fanta, yedigün, sunny her neyse bunları içiyoruz; da bunlar arılara verilir mi acaba? Baklavayı bende yiyorum arıda yiyebilir mi acaba ?
    Burada önemli olan konu bu!

    Cola veya fanta arıya doping etkisi yapıp çalışmaya teşvik eder mi? Evet belki de edebilir! Ama şu anda gazozların içinde tam olarak ne olduğunu biz bile bilmiyoruz.
    Bu yüzden gazoz gibi yapay gıdaların arılara kullanılmasının iyi olacağı yönünde kimse tavsiyede bulunamaz.

  • yanıtla: Şerbeti hangi oranda verbiliriz #10988

    demet
    Katılımcı

    Normal koşullarda 4- 5 şeker; 1 birim suda erimez. Ancak ısıtırsak eriyebilir. Oldu olacak birde invert ederiz.
    Arılarda bunu kek niyetine afiyetle yer, yanılıyor muyum!

    Bir şeye daha kafam takıldı. Şerbet ölçülerinde hacimsel olarak mı bire bir kullanmalıyız.
    Şimdi 1 kilo şeker, 1 kilo suyla karıştırılınca ölçü birebir olmuyor mu?
    Hacimsel olarak bire bir koyarsak örneğin: bir su bardağı şeker(240 gram), bir su bardağı su (200 gram) evet karışımın su ölçüsü daha az oluyor, birim hacimdeki şeker yoğunluğu daha fazla oluyor. Hangisi doğru?

  • yanıtla: Birinci el! #10955

    demet
    Katılımcı

    İyi ki bir hafta önce bu konuyu açmışım, iyi ki blogları ziyaret edin demişim. Sakla samanı gelir zamanı!
    Ben de bloğumun reklamını nereye yazsam diye bakınıyordum. Bundan önce at konusu vardı orası pek uygun olmazdı; burası iyi! Buraya reklam verebilir miyiz Murat bey?

    http://gununardindan.blogspot.com/

15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 247)