Home › Forumlar › TÜKETİCİ KÖŞESİ › Arı Ürünleri › Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi?
Bu konu 20 yanıt ve 11 izleyen içeriyor ve en son cihat tarafından 17 yıl 4 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
3 Şubat 2009: 18:37 #6917
Son üç yıldır küresel ısınma nedeniyle arıcıların genel yakınmasından biriside arıların kış salkımına girmediği yolunda olmaktadır.
Eski alışkanlıklarımızdan dolayı kovanlarımızın uçma deliklerini genelde güney yönüne çevirip kışlatmaktayız.Güneye dönük olduğundan kış aylarının eğik olan güneşten kovan ısısı ve içeriye giren sıcaklıktan dolayı arılar salkıma giremiyorlar.
Acaba önümüzdeki yıllarda hava durumu böyle giderse kovanlarımızın uçma deliklerini bu gün yaptığımızın tam tersine kuzeye doğru çevirip, kovanlarımızı soğuklattırıp, daha erken salkıma girmesi sağlasak ve daha uzun süre salkımda kalmasını sağlasak nasıl olur.
Orta güçlü ve güçlü kovanların soğukta daha uzun süre kalması besleme bakımından bir sıkıntı yaratmayacağını düşünüyorum.
Kovanlarımızı erken baharda istediğimiz zamanda ağızlarını yeniden güneye çevirebiliriz, arıların kontrollu gelişmesini sağlayabiliriz.
Saygılar.
-
3 Şubat 2009: 19:28 #11178
Evet kovan uçma delikleri kuzeye bakınca daha avantajlı sanki.
Benim kovanlar sehven kuzeye bakıyor

Benim arıların, kovanları güney doğuya bakan diğer arkadaşların arıları ile ciddi davranış farklılıkları var.
Arılıkta hava durumu 8-10 derece gösterdiği günlerde öbür kovanlarda gözle görülür ciddi arı uçuşu oluyor ama benim kovanlarda tek arı dışarı çıkmıyor.
10 gün önce havanın 18 dereceye yaklaştığı bir günde diğer arkadaşlar arılarını açtı, açık kapalı yavru vardı. Bazı kovanlar yavruyu 3-4 çerçeveye yaymıştı.
Fakat benim kovanların bazılarında sadece merkez çerçevede günlük yumurta görebildim. Çoğu henüz yavru işine başlamamıştı.
Uçuşu bol olan kovanlardan bazılarında bu haftasonu henüz gelişimini tamamlamamış arıların atıldığını gördük. Muhtemelen havanın birden soğumasıyla üşüttüğü pupaları dışarı atıyor.
-
3 Şubat 2009: 19:37 #11179
Murat bey hayırlı akşamlar.
Busene yaşadığım bir olayı anlatayım.Bizde arazı musait olmadığından üç adet kovanı ayrı biryere koydum,sonbaharda arı durumları eşitti.
Kovanlardan birinin kapama demiri gözün önüne düştü ve kovan çıkış deliği birsantımkadar ilerden kapandı yanı kovan üçüşdeliğindendirek dişarısı gözükmedi ve ruzgarda içeri vumadı.
Geçen o arıları kontrol ederken önü kapalı olan kovanda asker sayısının öbürlerinden daha fazla olduğunu gördum.
Düşüncem bukovan direk güneşi görmedi ve çalışma olmadı ondanmı güçlü kaldı.
Seneye başka birkaç kovanda deneyeceğim.
Sizin kuzeye bakma fıkrıne katılıyorum doğru olabilir.(m.çakır. sizinyazıile aynı anda yazdım, okumadan )
-
3 Şubat 2009: 20:22 #11180
Vallahi Es-es’te nereye bakarsa baksın -17 görünce hepsi salkım saçak oluyorlar.
Geçen yıl yaptığımız bir gözlemi bu yıl 1 kez daha doğrulatabilirsek o zaman çok daha rahat söylenebilir ama…
Bizler kışlama alanı olarak soğukta kışlıyor ve erken baharda bir çoğumuzun bildiği vadiye gidiyoruz.
Bir de yakın tanıdığımız arkadaşlarımızdan vadi de kışlayanlar var.
Ancak vadideki arılar ilk başlarda bizden daha hızlı gelişiyorlar. Bir an geliyor ve vadide kışlayanlarda ani bir kadro çöküşü oluyor.
Vadideki kış sonu uçuş günü sayısı ile bizlerin kışladığı bölgedeki uçuş günü sayısı farklılığının bunu yarattığını düşünüyoruz.
Tam kışlama pozisyonunun soğuk bölgelerde yapılması gerektiği konusunu; bu yıl da aynı trendi görürsek çok rahatlıkla söyleyebiliriz.
-
3 Şubat 2009: 21:45 #11181
Almanca’dan çeviri bir kitap var. Yazarı Franz Lampeitl, burada Es-Este yaşadığınız tecrübeyi destekleyen bir bölüm var.
İzolasyonu çok iyi olan, kuytu yerlerde kışlatılan kovanlarda kışın yavru atımının devam ettiğini, böyle kovanlarda ilkbaharda ani kadro azalmaları oluştuğunu söylüyor.
Yazar ani kadro azalmasının sebebi olarak yavrulama faaliyetinin devam ediyor olmasını gösteriyor. Çünkü bakıcı arıcılar kış boyunca yavru ile uğraştıkları için yıpranıyor.
-
4 Şubat 2009: 10:02 #11182
KUZEY Mİ?!!!
Denizlerin iklimi etkilediği bölgelerde, arıların kış boyunca salkıma girmediğini yaşayan arkadaşlar anlatıyorlar. Polen gelişi, su taşıma ve yavru faaliyetleri devam ediyor. Bu bölgelerde arkadaşlarımızın yaşadıkları bölge arıcısına faydalı olabilir. İsterlerse girişleri kuzeye çevirebilirler.
Arıcılığa yeni başlayan arkadaşların bir âdeti var. Her duyduklarını ve gördüklerini tüm arılarında uygulamaya kalkabiliyorlar. Yeni arıcılara tavsiyem, her gördülerini ve duyduklarını uygulamaya kalkmasınlar.
Sivas gibi karasal iklimin görüldüğü, bazen üç hafta aralıksız dondurucu soğukların yaşandığı yerlerde kovan girişini kuzeye çevirmek bence imkânsız. On bir arısını güneş görmeyen, ısı yalıtımı iyi olmayan, kapalı ve soğuk bir yerde kışlatan bir arkadaşımız vardı. Kovan girişlerini tamamen kapatan buzu ara sıra testere ile keserek arılarını kurtarmıştı.
Soğuk günlerin sonunda, yiyeceğin bittiği çıtalardan diğer çıtalara geçebilmek için kovan içi ısısının armasına ihtiyaç var. Isının arması için, girişin bulunduğu, güneye bakan yüzeyleri koyu renklere boyamak ta oldukça faydalı oluyor.
Arıların solunumu sonucu ortaya çıkan nem, kovanın yüzeylerinde kristalize oluyor. Buz tutuyor. Güneşin ısısı ile su damlacıkları oluşuyor. Dört derece öne eğimli olan kovan girişinden dışarı akıyor. Güneye bakan kovanlarda bu suyun kovan tabanını ıslattığını, yere aktığını veya buharlaştığını görüyoruz. Yüksek rakımlı yerlerde, kuzeye çevrilecek kovanlarda buz tutarak girişleri kapatacağını, arıların havasız kalarak öleceklerini düşünüyorum. Güney cepheli ev ile kuzey cepheli ev arasındaki farkı yaşayanlar iyi bilir.
Kuzey rüzgârının zararlarını düşünmek bile istemiyorum.
Yine en iyisi Arıcının Takvimi – Kışlatma Çalışmalarını okuyup, uygulamaya devam etmek -
4 Şubat 2009: 11:38 #11183
Önce şu soruyu soralım kovan girişini niye kuzeye çevirmek ihtiyacını hissediyoruz bu uygulama ne getirir ne götürür?
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki arıyı soğuk etkilemiyor.
Hatta yapılan bir deneyde eksi 40 derecede dışarıda yani kovan dışına çıkarılan bir arı kolonisi 24 saat geçirmiş ve hiç kayıp yaşamamıştır.
Kışın, arının düşmanı sadece ve sadece rutubet ve açlıktır.
Ortam sıcaklığı ile kovan iç sıcaklığından dolayı yani kovanın içi dış ortamdan daha sıcak olduğu için kovan içinde nem oluşmaktadır.
İşte bu nem arıyı ıslattığında arı kendini kurutamamakta ve ölmektedir.
Isı farkından dolayı bu nemin kovandan tahliye edilmesi gerekiyor.
İşte kovan giriş deliğinin kuzeye çevrilmesinin bir nedeni rutubeti azaltmak ve bir faydasıda kolonideki varroa ile doğal olarak mücadele etmek içindir.
Diğer önemli bir faydasıda kovan içi daha soğuk olduğu için kışın yavru faaliyetinin durmasıdır.
Kışın arı kolonilerinde yavru hiç istenmeyen bir durumdur.
Kışın yavru faaliyetini sürdüren koloniler yavru çürüklüğü,aç kalma ve bir sürü olumsuzluk ile karşı karşıya kalır.
Peki ne yapmalıyız?
Şu an dışarıdaki arıcılara baktığımızda genelde kovan dip tahtalarının elek telinden olduğunu görüyoruz.
Elek telinden olan bu dip tahtası yaz ve kış kovanın altında bulunmakta yani devemlı kovanın altı açık kalmaktadır.
Bize olumsuz gibi gelen bu durum aslında; kovan içi nemi,yavru çürüklüğünü ve doğal yoldan varroa ile mücadeleyi
tam olarak yapmaktadır. -
4 Şubat 2009: 15:00 #11184
“İşte kovan giriş deliğinin kuzeye çevrilmesinin bir nedeni rutubeti azaltmak ve bir faydası da kolonideki varroa ile doğal olarak mücadele etmek içindir”
Ali bey; kovan girişini kuzeye çevirince rutubetin azalmasının sebebi nedir? Kovanın iyice soğuması mı!
Birde varroa ile doğal mücadele yöntemidir demişsiniz. Arıların yavru faaliyetinin azalmasından dolayımı yoksa varroaların soğuğu sevmemesinden dolayımı biraz açıklar mısınız!Bana göre arıların kışın soğuması kadar ısınmaya da ihtiyacı var.
Arılar güneşi o kadar çok seviyor ki; besin kaynaklarını bile güneş haritasına göre anlatıyorlar. Güneş, kovanın ısınması demek, dışarıya çıkıp uçabilirsin temizlik yapabilirsin demek! Güneş.. çiçekler yakında açacak demek; çiçek polen demek ,nektar demek yavru demek.Güneş girmeyen eve doktor girer derlerdi. Bence kovanın önüne güneş vurmalı arılar ışığı hissetmeli! Mevsimlerden ne olduğunu anlamalı.
Şimdi hatırlıyorum da forumda bir soru sormuştum ; “doğal ortamda yaşayan arıların giriş delikleri genelde hangi yöne bakar” diye. Cevap gelmemişti. Kuzeye bakan yuva olduğunu pek sanmıyorum.
İmkanımız olsa kovanı kuzey güney istikametinde koysak ve kovana ters yönde iki giriş deliği açsak? Bence arılar sonbaharda tez elden kuzeye bakan deliği kapatırlar.
Benimkiler kıbleye yakın bir istikametteler. Şimdiye kadar kışın güneşin olumsuz bir durum oluşturduğunu görmedim. -
4 Şubat 2009: 15:21 #11185
Demet Hanımın dedıgı dogru bunu kara kovanda yaptık kara kovanın arka kısmı kuzeye on tarafını guneye cevırdık her ıkı taraftan gırıs cıkıs verdık ısın ılgıncı cok sıcak gunlerde cıft taraf calıstı ancak hava hafır soguk oldugunda arka kısmı kapattılar bızım tahmınızımız hava sırkulasyonundan kaynaklandı dogal olarak kara kovanı bılıyorsanız petekler bıraz capraz oruluyor. Ancak fennı kovanda agız kısmı kuzeye bakan arıcı arkadaslar var hıc sıkayetcı degıller bu tartısma bıraz bılımsel olması gerekır. Sızler yavru curugu olusmasın dıye bır fıkır atıyosunuz. Ancak bazıları bunu bılmeden uygulayabılır. Arıları sıkıstırmak en dogrusu kısın bos cerceve bırakmamalı yıyecek mıktarınıda ıyı ayarlamalısınız.
-
4 Şubat 2009: 21:22 #11189
Zaman zaman ben dahil hepimiz genelleme hatası yapıyoruz.
Mevsim itibariyle zaten soğuk olan yerlerde kuzey-güney tartışmasına gerek yok.
Fakat İstanbul için söylüyorum, bu sene kış mevsimi kışlığını yapmadı.
Arada ilkbaharı aratmayan günler oldu.
Bu tür mevsim şartlarında arının salkımı bozmaması ve yavru faaliyetine başlamaması için Kuzey yönüne çevirmek avantajlı mı değil mi? Bunun tartışılması daha doğru olur.
Farklı arkadaşlarımızın tecrübeleri ve okuduklarımızdan biliyoruz ki, kış mevsimi ve erken ilkbaharda arıda yavru olması sanılanın aksine avantajlı bir durum değil.
Bu durumu engellemek için Kuzey’e çevirmek bir yöntem.
Varrova mücadelesi için Avrupanın bazı ülkelerinde kovanları kuzeye çevirip giriş deliklerini de olabildiğince açıyorlar.
Bunun mantığı şöyle; arı sıkıca salkıma girdiği için soğuktan etkilenmiyor, fakat salkımın dış kısmında bulunan arıların üzerindeki varrovalar düşük sıcaklıklarda beslenemedikleri için dip tahtasına düşüyorlar.
-
5 Şubat 2009: 08:03 #11190
Hayırlı günler arı dostları; 2 gündür üzerinde yorumlar yaptığımız konuyu bende bundan birkaç yıl önce düşünmeye başlamıştım. Bu konuyu açan arkadaşlar hissiyatıma ortak oldular. Onlara teşekkür ederim.
Bu konu ile ilgili olarak, kendi açımdan hep şunu düşünmüşümdür. Arıları kışın yalancı bahardan korumak ve çalışmalarını engellemek için, kovan giriş delikleri yine güneye bakmak şartıyla, bir binanın (bu her hangi bir gölgelikte olabilir) kuzeye bakan cephesinde muhafaza etmek. Bilindiği gibi kış aylarında ne kadar güneş olursa olsun kuzey yamaçlar her zaman soğuk olur. Denene bilir mi? Görüşleriniz….
Ben sönen kovanlarda hep şunu gördüm. Kovan içerisinde hattinden fazla bal varken, ölen arı sayısı 1 avuç içi kadar var yada yok. Bunun sebebi; kış aylarında arıların güneşe aldanıp uçuşa çıkmaları, devamında ise anlık hava değişimi ile gidenlerin gelmemesi görüşü bende hasıl oldu….Tabi bu bir gürüş. -
5 Şubat 2009: 13:18 #11194
BOŞ ŞİŞE VE BİR DENEY
Şimdi ne alaka diyeceksiniz…
Bence çok alakalı.
Şöyleki;boş bir şişenin ağzından içine doğru şöyle kuvvetlice bir üfleyelim.
Sizce sonuç ne oldu?
Şişenin içine üflediğimiz hava girdimi?
Şişenin içinde bir hava akımı oluştu mu?
Bence iki şık ta oluşmadı.
Şişenin ağzına doğru ne kadar şiddette üflemiş olsakta veya ne kadar kuvvette rüzgar ve fırtınada esse de şişenin içine erişmesi olanaksızdır.
İnanmayan varsa duman ile test edebilir.
Şişenin içine havanın girmemesinin sebebi bildiğiniz gibi şişenin dibinde delik olmamasıdır.
Arı kovanını da şişeye benzetebiliriz.
Kovanın üstünden hava çıkışı olmadığı sürece karşıdan esen rüzgarın veya fırtınanın kovanın içine girip içerde hava sirkilasyonu oluşturması imkansızdır diyebiliriz.
O zaman karşıdan esen rüzgarın kovana hiç bir zararı olmaz.
Ali bey; kovan girişini kuzeye çevirince rutubetin azalmasının sebebi nedir? Kovanın iyice soğuması mı!
Birde varroa ile doğal mücadele yöntemidir demişsiniz. Arıların yavru faaliyetinin azalmasından dolayımı yoksa varroaların soğuğu sevmemesinden dolayımı biraz açıklar mısınız!Kovan girişini kuzeye çevirmenin faydası kovan içi ısısı ile dış ortam sıcaklığını bir nebze olsun eşitlemek,(sıcaklık farkı olmadığında rutubet te olmayacaktır) kışın koloninin güneşi uçma deliğinden görmeyerek salkımda kalmasını sağlamak ve koloniye yavru yaptırmamaktır.
Kolonide yavru olmadığı süre içinde varroa arının sırtındadır.
Şefin açıkladığı gibi soğukta beslenemeyen varoa dip tahtasına düşmektedir.
Koloni salkımda olduğu için yani dip tahtasında arı olmadığı sürece düşen varroanın tekrar arının üzerine binme şansı olmadığından varroa mücadelesi de olmuş oluyor.
Bana göre arıların kışın soğuması kadar ısınmaya da ihtiyacı var.
Arıların kış salkımında dış ortam sıcaklığına ihtiyacı yoktur.
Koloninin bal stoğu var ise sorunda yoktur o kendi enerjisini üretir.
Sızler yavru curugu olusmasın dıye bır fıkır atıyosunuz.
Sayın kutup yıldızı rumuzu ile yazan arkadaşım ben fikir falan atmıyorum.
Yapılagelen bir uygulamayı aktardım.
Sende biraz araştırırsan doğru olduğunu görürsün.
-
5 Şubat 2009: 14:30 #11195
Ben hiç kimseyi suçlamıyorum sayın şekerli yapılan bir uygulama olabilir.Benim bahsettiğim konu bu siteyi inceleyen cok amotör arıcılar var. Bu agız yöntemini kuzeye çevirdiğinizde ne varoyu onleyebilirsiniz nede yavru çürüğünü benim demek istediğim konu bu metodla uygulama yapılması yanlıs varo ile mucadele yöntemleri hakkında sıtede anket bile var yavru curugu olustugunda da yapılacak ıslemı sızler ıyı bıliyorsunuz.
-
5 Şubat 2009: 17:24 #11198
Kovan içi nemin arı azalmasına sebep olup olmadığını anlamak için bu sene 5 kovanın dıp tahtasının arka kısmına 2cm yarı çapında delik açtim ve elek beziyle kapattım,arıların asker ve yavru durumunu güzün not etmıştım baharda fark ne bakacağım.
-
6 Şubat 2009: 07:45 #11202
Dikkat ve ilgiyle takip ediyorum.
-
6 Şubat 2009: 11:11 #11204
Sayın Kutup Yıldızı,
Ülkemizdeki arıcılık uygulamaları ile, yurtdışındaki bir takım uygulamalar arasında ciddi bakış açısı farkları var.
Kovan uçma deliklerinin kışın kuzeye çevrilmesi de bu uygulama farklılıklarından birisi.
Burada yapılan paylaşım bu uygulamanın mantığını irdelemekten ibaret, herkes neyi uygulayacağı konusunda özgür.
Yöntemin amacı arının daha sıkı salkıma girmesi ve ılıman olabilecek kış şartlarında yavru atmasının önlenmesi.
Zaten yavru atımını engellediği için yavru çürüklüğü vs ile doğrudan değil dolaylı olarak ilişkilendirilebilir.
Aynı şekilde doğrudan varroa mücadelesi yöntemi de değil, sadece mücadeleye yardımcı bir yöntem.
Bu tür yöntemler varroa problemini tümüyle çözmüyor ama sayının azalmasına yardımcı oluyor.
Anketteki Biyolojik Önlemler başlığı ile rahatlıkla ilişkilendirilebilir.
Yine varroa mücadelesi konusundaki yaklaşımlarımız da batıdaki uygulamalardan oldukça farklı.
100 varroa varsa bunun 50 tanesi çeşitli biyolojik ve fiziki önlemlerle düşürülüyor, geri kalan 50 varroa için gerekirse ilaçlı mücadele uygulamasına gidiliyor.
Ülkemizde yapılan uygulama ise, varroanın yaşamını zorlaştırıcı hiçbir önlem almadan, serbestçe çoğalmasına izin vermek ve sezon sonunda ilaçlama yaparak mücadele etmek.
-
6 Şubat 2009: 13:30 #11205
Değerli dostlarım,
Bizler yani Türk’ler sevdiğimiz,değer verdiğimiz objeleri canlı veya cansız olsun sarıp sarmalarız.
Mesela çocuğumuz olur onu sarıp sarmalarız yani kundaklarız.
Evde annelerimiz,hanımlarımız televizyonu,müzik setini bilimum elektronik eşyayı dantellerle,tüllerle sarıp sarmalar.
Şu an için bunların doğru olmadığını gayet iyi biliyoruz yani yapılan iş yanlıştır.
Bu konuyu bizim yaptığımız arıcılık ile de yakından ilşkilendiriyorum.
Yani biz de gereksiz yere arı kovanlarını sarıp sarmalıyoruz.
Kovanlarımızın su yalıtımını düzgün yaptı isek ve yiyeceği de var ise bu kış için yeterlidir.
Bu konuyu açan Murat hocama çok teşekkür ediyorum.
Bu konu arıcılık için bana göre çok önemli.
Aslında bu kuzey işi çok eski bir olay günümüzde bu yöntemi uygulayan olmadığını sanıyorum.
Şu an uygulanan yöntem kovan dip tahtalarının elek telinden yapılıp en önemli sorun olarak görülen varroa mücadelesi içindir.
Fakat bu yöntemin artıları içinde yavru çürüklüğü ile mücadele de vardır.
Ve çok önemli bir konuda yazın o sıcakta kovan daha iyi havalandığı için koloninin oğul isteğini büyük ölçüde önlediğidir.
Bunları nereden biliyoruz tabiki yabancı kaynaklardan.
Hemen hemen yabancı arıcıların hepsi bu yöntemi kullanırken maalesef bizler onları bir 8-10 yıl geriden takip ediyoruz.
Bunun başlıca sebebi de yabancı dil bilmememizdir yani dünyada yapılan uygulamaları yakından takip edemiyoruz.
Ben bu konuyu uzun zamandır inceliyorum bana göre bu yöntem çok doğru bir yöntem ve zannedersem çok yakında bizde de bu yöntem uygulanacak en azından ben bu yıl uygulayacağım.
Bazı arkadaşlarımız araştırmadan olmaz diyor tamam olmaz da niye olmaz.
Sadece olmaz demek bir şey ifade etmiyor sebebini açıklayın ve varsa kaynak göstererek olmayacağını ispat edin.
Kosova’da arıcılık yapan arkadaşımız Fatih ile geçenlerde msn de biraz sohbet ettik.
Fatih’in 80 küsür arısı var balkanlarda yani diğer bir deyim ile çok dağlık bir bölgede rakımın yüksek olduğu bir bölgede arıcılık yapıyor.
Ona nasıl dip tahtası kullandığını sordum antivarroa dip tahtası kullanıyorum ve çok memnunum dedi.
Yani bahsettiğimiz dip tahtasını kullanıyor.
Şu linki tıklarsanız ne kadar kar kış olduğunu ve ne şartlarda arıcılık yaptığını görürsünüz.
Fotoğraftaki arıların altındadaki dip tahtası bahsi geçen dip tahtasıdır[url].http://fatihmazrek.blogspot.com/2009/02/buzlu-kis.html%5B/url%5D
-
6 Şubat 2009: 15:39 #11206
http://www.translate.google.com/ Arkadaslar bu yamış olduğum lınk 40 dıle cevırı yapabılıyo yabancı sıtelerı ıncelemek ısteyen arkadslar burdan dunyadakı calısmaları takıp edebılırler tek yapmanız gereken hangı dılde arama yapacagınız once belırleyı sonra çeviryi otomatık yapıyo her ne kadar 4+4 olmasada anlasılabılır nıtelıkte. Kolay gelsın başarılar
-
6 Şubat 2009: 20:06 #11207
Bu yazıyı yazarken aklıma şu geldi bulunduğum yerde yaşlı bir arıcı var yüz elliden çok arısı var güzel düzenli arılığı var.
Kovan sıralaması yaparken sırt sırta koyuyor aralarında bakım yaparken gezecek kadar boşluk bırakıyor, yani bir sıra kovanın uçma deliği güneye bakıyorsa bir sıranınki si kuzeye bakıyor.
Kuzeye bakan arılarında hiçbir sıkıntı yaşamadığını söylüyor. Her iki yöne bakan arıların farkını gözlemleyebiliyor.
Avrupada ve Amerikada ki taşımalı arıcılık yapan arıcıların kovanlarına bakarsanız bazıları kovanlar dörtlü gurup halinde paletler üzerine dizmişler, ikisi sırt sırta konulmuş. Uçma deliği hiç göz önüne alınmamış.
Bir yıl güneye bakan kovanda çok sıcak bir günde arılar taşıdıkları balı işleyememiş veya havalandırmayı iyi yapamamış, kovan içindeki ballar dışarıya akmış, kovan çevresi otların içi belki iki parmak kalınlığında bal olmuştu.
Kuzeye baksa belki bu olmayabilirdi.Saygılar.
-
6 Şubat 2009: 20:26 #11208
Karar verin artık, yarın arılara gideceğim. Kuzeye mi çevireceğiz güneye mi?
-
7 Şubat 2009: 12:08 #11209
bakıyorumda beyaz kovanı kovanın uçma delikleri kuzeyemi güneyemi konusu işgal etmiş benim kisi güneye bakıyor bi şikayetim yok ama unutulmamalıki arıcılık yöreye ve ortama göre değişkendir. saygılar
-
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi