SEKERLI

Forum Replies Created

Viewing 15 posts - 106 through 120 (of 127 total)
  • Yazar
    İletiler
  • in reply to: imidacloprid, ayçiçek tohumluğu #9946
    SEKERLI
    Participant

    Sayın arkadaşlar;

    Bahsi geçen bu ilaç ambalajdaki hibrit ayçiçek tohumlarında yok.Bu ilaç Edirne,de üç veya dört yıl önce kullanılmıyordu.Tohum ekildikten sonra patlayıp yeni uç verince daha toprak yüzeyine çıkmadan körpe filizi karafatma denilen bir böcek tarafından yeniliyor.Bu zararlıya karşı tohum ve ilaç satan şirket veya şahıslar çiftçiye bu ilacı ayrıca tavsiye edip sattılar.

    Çiftçi bu ilacı alıp sulandırıp ambalajını açtığı tohumun üzerine sprey şeklinde uyguluyor.Tohumu kuruttuktan sonra ekiyor.Nasıl bir ilaç ise böcek tek bir tohuma dahi zarar veremiyor.Fakat sonuç bizim açımızdan malum.

    Saygılarımla

    in reply to: Arı Ölümleri #9925
    SEKERLI
    Participant

    Sayın şefim çok önemli bir konuya değindiniz.Temmuz ve ağustosta yaptığımız hatalar şimdi kendini gösteriyor gibi geliyor.Bazı arkadaşlar yabancı arıcıları taklit etmeyelim diyorlar.Belçika’dan yazan bir arkadaşımız varroa ile yapılan mücadelede erkek arıların kullanılmasını anlattı.Adamlar yıllarca araştırıp bir yöntem bulup insanlığın hizmetine sunuyorlar biz karşı çıkıyoruz.

    Arkadaşımız bu yöntemi ben buldum demedi sadece orada yapıla geleni aktardı.Bu yönteme katılmıyorum varroa sayısını ne kadar düşürüyor demekle aslında doğru olana karşı çıkıyoruz.Ama şöyle diyebiliriz ben bu şekilde çalışmayı dinim gereği uygun bulmuyorum ben bu uygulamayı yapmam diyebiliriz.Bu yöntemi etik bulmadığım için bende kullanmıyorum.

    Bazı arkadaşlar karşı çıkacak ama ben yinede dış ülkelerde arıcıların arıları kışa hazırlamak ve kışı kayıpsız çıkmak için yaptıkları bazı uygulamalara değineceğim.

    Şöyleki;hasattan sonra ağustos sonuna kadar yaklaşık 40 gün çerçeve başına 500 gr kek veriyorlar.Yani 10 çerçeve varsa 5kg kek.Bu besleme yapılmazsa balı alınan arının strese girerek kovana bir daha dönmemek üzere intihar uçuşuna çıktığından ve kovan nufusunun hızla azaldığına dikkat çekiliyor.Verilen kekin bu durumu önlediği ve hafif bir nektar akışı etkisi gösterdiğini arının bunu stoklamayıp kış arılarının yetiştirildiğinden bahsediyor.

    Ağustos sonunda kış stoğu için çerçeve başına 1,5lt şurup yani 10 çerçeveye 15lt şurup veriyorlar.Bu şurup iki veya üçe bölünerek veriliyor.Aynı zamanda da varroa için ilaçlama yapılıyor.

    Diğer çok önemli bir hususta kovan içi havalandırması kışın sönen kovanların başlıca sebebi.Arkadaşlar çoğu arıcılık kitaplarında ve kurslarda çerçeve adetine göre kovan giriş deliğinin daraltılması yönünde ikaz yapılıyor.Deliği daraltıyoruz kovanın üzerinide sıkıca örtüyoruz kimimiz deliğin önüne kiremit parçası falan da koyuyor ölen arılar da deliği içerden kapatıyor ve bir canlıya yapılacak olan en kötü şeyi yapıyoruz oksijensiz bırakıyoruz.
    Dahada önemlisi kovan içi sirkilasyon olmadığı için içerde biriken karbondioksit gazı arıları kısa sürede öldürüyor.

    Ve buna da dikkat edilmesi kovan deliğinin arıların uçuşa çıkmadığı kış aylarında daraltılmamasına dikkat çekiliyor.Ben birkaç yıldır daraltma yapmıyorum 5 çerçeve arıya dahi bir şey olmuyor.Edirne’nin soğuğu malum bilenler bilir.

    Yanlız şunu belirteyim şubat 25 gibi yavrulama faaliyeti başlayacağı ve arı zaman zaman uçuşa çıkacağı için daraltma yapacağım.İnşallah hepimiz bu kışı en az kayıp ile çıkarız.

    Saygılarımla

    in reply to: GERÇEK BAL #9847
    SEKERLI
    Participant

    Selam arkadaşlar;

    Bundan birkaç yıl önce kırsal kesimi kalkındırma projesi adı altında Edirne’de birkaç bin arılı sandık ve bir o kadarda temel petek dağıtıldı.Bu projenin nasıl sonuçlandığı hepimizin tahmin ettiği gibi.

    Bu dağıtılan malzemenin acaba şu an ne kadarı üretimde? Bu parayla zaten zorda olan arıcılığı ayakta tutmak için bal borsası kurulamazmıydı?

    Ayçiçeği zamanı buralara bir çok arıcı gelir. Ama öyle bir gelir ki;yarım kamyon arı yarım kamyonda şeker evet evet yanlış duymadınız.Sandıkların hepsi tek kat.Varın siz tahmin edin hangi bitkinin balını aldığını.Bu arada doğru çalışan arıcılara sözümüz olmadığını belirtelim.Soruyoruz;yahu amca niye böyle yapıyorsun?Anlamıyor oda soruyor hayırdır evlat ne yapıyorum?Yahu amca haram değilmi bu nasıl bal?Evlat diyor ben buraya para kazanmaya geldim elalemi zengin etmeye gelmedim.Kolay gelsin deyip ayrılıyoruz.

    Amcayla konuştuğumuz yıl 2006 yılının temmuzu balın bir tenekesinin fiatı 60ytl.Şimdi şöyle bir düşünelim bu adam bu balı toptan o çok tanınmış firmalara veriyor.Hani müşteriye güven veren balı benden al(arıcıdan alma)diyen firmalara.
    Bir araştırın bakalım benim balım iyi diyen o firmalar kaç arıcının balını bu bal bozuk diye iade etmiş?Ne mutlu bize herkes doğru çalışıyor.

    Arılar görülmeden taşıma belgeleri veriliyor.Arıcıların gittikleri yerlerde ne şartlarda üretim yaptıkları kontrol edilmiyor.Bunun ucu da doğru çalışana dokunuyor.Biz arıcıların bu sistemdeki yeri çok affedersiniz ama galiba ırgatlık.Senin balın hakiki olmuş ne fayda para etmedikten sonra.Çözümü başka yerlerde aramamız ve uykudan uyanmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Saygılarımla

    in reply to: Nasıl Bir Arı Davranışı? #9835
    SEKERLI
    Participant

    Selamlar;

    Bazı kaynaklarda son hasattan sonra arıların strese girdiğini kovanda bal stoğunun kışı çıkarmayacağını düşünerek bir daha kovana dönmemek üzere intihar uçuşuna çıktığından bahsediliyor ve hasat sonrası beslemeye dikkat çekiliyor.

    Ben bu konuda Büyük şefe katılıyorum.Ölümü çabuklaştırmak ve gençlere şans tanımak için intihar ettiklerini düşünüyorum.

    Saygılar

    SEKERLI
    Participant

    Ahmet ağabey ana arıları kaç yılda bir değiştiriyorsun?Değiştirdiğin anaları çıkan oğullardan mı alıyorsun? Selamlar.

    in reply to: Kovan Musluk üstü Havalandırması #9811
    SEKERLI
    Participant

    Sayın Kenbil oğlu;

    Bir seminerde yanlış hatırlamıyorsam sayın Ahmet inci bey kışın kovanların sönme sebebinin büyük ölçüde sizinde bahsettiğiniz gibi kovan içi rutubetine ve karbondioksit gazının atılamamasına bağladı.

    Ardından sepet kovanlarda ölümlerin az olduğundan bahsetti.Bunu da sepetin konik olması sebebiyle gazın ve rutubetin yukarıya üst tarafa doğru sürüklendiğindiğini ve bununda arıyı koruduğunu söyledi.Hakikatten sepet kovanlarda 3.ve 4. oğullar besleme yapılmadan kışı çıkabiliyorlar.Ve kovanların ön yüzü uçuş deliğinin 20cm üstünden 25mm veya 30mm çapında delik açılmasını tavsiye etti.

    Değerli büyüğümüz sayın Nizamettin Kayral bey de teknik arıcılık kitabında;Kovan ön yüzünde en yukarıda yani karşıdan bakıldığında görülmüyor kovan kapağının kuluçkalığı içine alan ön yüzünün arkasında kalıyor. Bu şekilde 20mm açılan deliğin yağmurun ve rüzgarın kovan içine girmediğine ve yazın kapatılmasına değiniyor.Bu bana çok mantıklı geldi uygulanabilir diye düşünüyorum.

    Saygılar

    in reply to: İki kraliçe metodu #9805
    SEKERLI
    Participant

    Sevgili arıcı arkadaşlarım;

    Anlatmaya çalıştığım konu kesinlikle bir senaryo değildir.Yabancı ülkelerde çoğunlukla uygulanan bir sistemdir.Fotoğraflarına imrenerek baktığımız 7,8,10 katlı o kovanlar 2 kraliçeli sistem ile yönetilen kovanlardır.Ülkemizdeki koloni sayısı birçok ülkeden fazla fakat verime baktığımızda en alt sıralardayız. Türkiye’deki flora kaç ülkede var ki?.Demekki bir şeyleri yanlış yapıyoruz.İcat edilmiş bir şeyi yeniden icat etmenin anlamı yok diye düşünüyorum.Bilgi alış verişi ile inşallah bunları aşacağız.Bizleri burada buluşturandan Allah razı olsun.

    Değerli arkadaşımız Hasan bey;iki analı kovanın arıların çalışma prensibine aykırı olduğunu savunuyor.Bir yere kadar doğrudur.Buda bir bakış açısı.

    Ben daha farklı bir açıdan bakıyorum.İki ayrı koloninin aynı ballığa ortak olarak çalıştığını düşünüyorum.Büyük şef’in teşhisi çok yerinde(oğul verme yüzdesi çok düşük)aynen katılıyorum.Eğer büyük bir koloni oluşturacaksak tek bir ana arı ne kadar genç olursa olsun salgılayacağı pheromone(arıları etki altında tutan koku)kovan hacmi büyüyeceği ve nüfus fazla olacağı için etkileyemeyecek ve büyük ihtimal oğul verecektir.Halbuki iki ana arının koloniyi etkileme yüzdesi iki kat fazla olur.Yeterki doğru yönetilsin.

    Sayın Hasan bey bu gerekçelerden dolayı görüşlerinize katılamıyorum.Kovanda yapmış olduğunuz o tür bir uygulamayla sadece kuluçkalığı kontrol edebilirsiniz.Kuluçkalığın üstüne ana arı ızgarası koysanızda arılar gerekli hallerde yumurtaları yukarı katlara taşıyıp büyük ihtimal ana arı memesi yapacaklardır.Bu tür bir uygulamada bana arı oğula yönlendirilmiş gibi geliyor.

    Sayın arkadaşlar; Bu konuda daha geniş bilgi için internette;(two queens system)yazıp aratırsanız sayfalar dolusu daha detaylı bilgiye ulaşırsınız.İngilizce bilmeyenler için (babylon)isminde bir program var kelimenin üstüne tıkladığınızda bir çok dilden türkçeye kelime ve metin çevirisi yapabiliyor.İnternetten indirip kullanabilirsiniz.Bir aylık ücretsiz deneme versiyonuda var.Çeviri biraz tarzanca oluyor.

    Saygılarımla

    in reply to: ARICILARIN DEVAMLI HEDEFLERİ OLMALI #9795
    SEKERLI
    Participant

    Sayın Hatınkaralı;

    Don olayından korkmana hiç gerek yok.Ama kovan içi rutubetindenen kork.Kışın kovanların sönmesinin birinci etkeni kovandaki su buharının arıyı ıslatmasıdır.Ondan sonra varroa ve açlık gelir.Balı az diyorsan 8 veya 10 derece sıcaklıkta kovanı fazla sarsmadan(düşük sıcaklıklarda salkımdan düşen arı tekrar salkıma çıkamaz)açıp çerçeveleri kurcalamadan çerçevelerin üzerine kek verebilirsin.O kadar karamsar olma büyük ihtimalle arıların kışı çıkacaktır.

    Hoşçakal

    in reply to: İki kraliçe metodu #9789
    SEKERLI
    Participant

    Selamlar;

    Bildiğimiz gibi; arının çiçekten almış olduğu nektar bal değil.Bal olabilmesi için nektar arının bal midesindeki enzimlerle değişikliğe uğrayıp bal oluşuyor.Okumuş olduğum bir yazıda arıları geliştirmek için verilen şeker şurubunun arıların bal midesindeki bu enzimleri tükettiği şeklinde.Tarlacı arı dışarıya gittiğine göre şurubu alma işini genç arıların yaptığını düşünebiliriz.

    Ozaman şöyle düşünmemiz gerekmiyormu;
    Bir arı tarlacı olduğunda nektarı bala çevirme özelliğini büyük ölçüde yitiriyor.Yine dış kaynaklı bir yazıda okuduğuma göre nektarla dönen bir tarlacının kovanda nektarı petek gözüne koymayıp birden fazla arıya paylaştırdığı yönünde.Bu olaya bir çoğumuz nektarla dönen tarlacının daha uçuş tahtası üzerinde nektarı genç arılara verdiğine şahit olmuşuzdur.Bu yazıyı okumadan önce tarlacının genç arıları beslediğini düşünüyordum.

    Eğer bir arı kovanında nektarın bal olabilmesi için olaylar bu şekilde gelişiyorsa;genç arı nüfusunun(kovan içi hizmetlerini de göz önünde bulundurursak)tarlacı arı nüfusundan en az 3 kat fazla olmalı diye düşünüyorum.Bunları göz önünde bulundurursak sadece tarlacıları almak verimi belli bir noktaya kadar etkiler diye düşünüyorum.

    Hoşça kalın

    in reply to: İki kraliçe metodu #9788
    SEKERLI
    Participant

    Sayın Halil Bilen;

    Bahsettiğiniz sistem de çok güzel işliyor.Verimi çok etkiliyor.Bir ara ben onu sepet arılar ile denedim.Kıştan sandıktaki arının yanına koyulan sepet kovan kuvvetli bal akışında yerinden kaldırıldığında sepet kovanın tarlacıları sandığa geliyor.Bal ve polen yüklü olduğu için de bildiğiniz gibi bir problem çıkmıyor.O zamanlar sepet arı bol ve ucuzdu.Şimdi ise zor bulunuyor.

    Sizin dediğiniz gibi 2 kovanın tarlacılarını bir kovana alırsak verimin artacağı kesin.Fakat tarlacıları alınanan diğer 2 kovanın da bir şey yapamayacağı malum. 2 koloni kaybımız olur diye düşünüyorum.

    Ama bu sistemde nisan ayında aynı kolonin üzerine böldüğümüz arıya yumurtlayan ana verildiğinde bal akımına yetiştirilebilir ve arıyı böldüğümüz halde bile verimi etkileyeceğini düşünüyorum.Bilmem yanlış mı düşünüyorum?. Saygılarımla

    in reply to: İki kraliçe metodu #9781
    SEKERLI
    Participant

    Sayın Kutup yıldızı;

    O sizin bahsettiğiniz formulü bir kovanı ikiye veya üçe bölerek ana arı yetiştirdiğimiz kovanlarda zaten uyguluyoruz. O tip uygulamalarda kovanı ikiye de bölseniz bir tarafta 4 bir tarafta 5 çerçeve kalır.Kuluçkalık analara dar gelir arı oğula kaçar ve arıyı geliştiremezsiniz verimsiz olur.

    Bizim bahsettiğimiz en altta 2 kat bir koloniye ayrılıyor giriş çıkışı alttan yapıyor.Üzerinde ana ızgarası var.Onun üzerine 1 veya 2 kat atılarak ikinci bir koloni koyuluyor veya yetiştiriliyor.Yukarıdaki zayıf koloni aşağıdaki kuvvetli koloninin sıcaklığından faydalanıyor.Yukarıdaki koloni giriş çıkışı yukarıdan yapıyor.

    Arı geliştikçe iki koloninin arasına kat veriliyor.Büyük bal akışı başladığında da diğer girişleri kapatmadan katlardan giriş çıkışa izin veriliyor.

    Bu sistemde verimin 100kg üzerinde olduğundan bahsediliyor.Bol vakti olmayanın ve arı davranışlarını bilmeyenlerin(yağmacılık vb.)arıcılığa yeni başlayanların uygulaması tavsiye edilmiyor.

    Benim kişisel düşüncem yapılabilir.Birileri yapıyor ve yüksek verim alıyorsa biz de yapabiliriz diye düşünüyorum. Saygılar

    in reply to: İki kraliçe metodu #9777
    SEKERLI
    Participant

    Sayın Murat Akın;

    İlginize teşekkür ederim.Yatay kovanda bu konuda biraz tecrübem var.Dikey kovanda uygularsam başarılı olabilirim gibi geliyor. Kaynaklarda iki koloninin uyumsuzluk gösterebileceğinden bahsediyor. O biraz kafama takıldı. Yatay kovanda böyle bir problem olmadı. Ama her şeyin bir püf noktası vardır inşallah tecrübelerinizden yararlanacağız.

    Aynı arılıktaki diğer kovanlara göre bal verimi nasıl, artıları ve eksileri nelerdir konuyu biraz açabilirmisiniz?

    Benim yerim bu tip arıcılık için çok müsait.Bu yılı saymazsak tek analı kolonilerden ortalama bir buçuk teneke bal alıyorum.(sabit arıcılık)İki analı sistemde ne kadar artış sağlayabilir veya sağlarmı? Görüş bildirirseniz memnun olurum.Saygılar

    in reply to: İki kraliçe metodu #9776
    SEKERLI
    Participant

    Sayın bakanım;

    İlginize teşekkür ederim.Dediğiniz gibi kitaplarda detaylara fazla girdiği için anlamakta biraz zorluk çekiyoruz. Fakat konuya hakim olduktan sonra başarılabileceğini düşünüyorum. Farar ve Banker sistemini hiç duymadım,araştıracağım.Verdiğiniz bilgilere teşekkür ederim.

    in reply to: NERDE BULABILIRIM #9670
    SEKERLI
    Participant

    Selamlar
    Ahmet ağabey aradığın plastik meme kalıbı ve Çin malı larva transfer kaşığını, Esenlerde otogarın altında Temel peteğin ve Ana peteğin satış mağazaları var.Oradan temin edebilirsin.

    in reply to: KÖPÜK KOVAN #9635
    SEKERLI
    Participant

    Arkadaşlar;Kışlatmaya soktuğum kovanların üzerine örtü bezinin altına çerçevelerin üstüne bir gazeteyi olduğu gibi koyuyorum.Kovan içi rutubeti olmuyor.Gazete kağıdı rutubeti alıyor.Kışın arı kağıda kesinlikle dokunmuyor ve çok sıcak tutuyor.Bunu bir Bulgar arıcıdan yıllar önce öğrendim.Ali bey motora biniyor montun altına koyulan gazetenin nasıl sıcak tuttuğunu rüzgarı geçirmediğini çok iyi bilir.Hoşça kalın.

Viewing 15 posts - 106 through 120 (of 127 total)