MURAT CAKIR

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 244)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Naftalin ile bulaşık ballar #11087

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Naftalinle ilgili haberin çok sağlıklı olmadığı konusunda ben de hemfikirim.

    Haberin içeriğinde 27 Mart 2002 tarihinde toplatma kararı alındığı 2005 yılı 3. ayında yapılan son analizlerde herhangi bir soruna rastlanmadığını belirtiliyor.

    Bu Tarihlerde Bahri Yılmaz henüz TAB başkanı değil, haberde sözü geçen kurumun yöneticisi.

    Haberin TAB başkanı Bahri Yılmaz’ın söyledikleri şeklinde yazılması, sanki yeni bir olaymış olarak algılanmasına yol açıyor.

    Muhtemelen yönetime muhalif kanattan birisinin geçmişle şimdiyi birleştirerek kurguladığı bir haber.

    Zaten verilen iki haberde de diğer firma isimlerine bakarsanız bir garip durum daha ortaya çıkıyor.

    Aynı firmalar ilk haberde naftalinli bal ikinci haberde sahte bal üretiyor.

    Gelelim naftalinli bal konusuna.

    Malesef bu ülkemizin gündeme getirilmeyen sıkıntılarından birisi. Biz naftalin kullanmasak bile, zamanında bol bol kullanıldığı için naftalin ile kirlenmiş balmumlarını kullanmak durumunda kalıyoruz.

    Özellikle iklimi ılıman olan yerlerde güve ile yoğun mücadele gerektiği için, naftalinin hala kullanıldığını duyuyoruz.

    Naftalin kalıntısı içeren balmumu doğal olarak zaman içerisinde naftalin kullanılmayan bölgelere de yayılıyor.

    Türkiyede’ki balmumlarındaki naftalin oranının, dünya standartlarının çok üzerinde olduğunu söyleyen kaynaklar da var.

    Bir çok ülkede belli dönemlerde devletin piyasadan balmumlarını toplayarak sanayide kullandırdığını, arıcılara kalıntısız balmumu dağıttığı şeklinde uygulamaları da duyuyoruz.

    Toparlarsak, malesef kendi ürettiklerimiz dahil, yapay petekli bal tüketmek bu bilgiler ışığında çok riskli.

  • yanıtla: Şekere Marker Uygulaması #11075

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Benim Şeker olayında anlayamadığım tek şey var.

    Üretimine ve pazarlanmasına neden kota uygulanıyor? Bunu anlayamıyorum.

    Ülkemizde şeker bir çok komşu ülkeden çok daha pahalı. Dünya fiyatlarının da epey üstünde.

    Şeker kaçakçılığı bu yüzden çok karlı bir iş kolu.

    Fakat pancar üretim alanlarına kota uygulanıyor, nişasta bazlı şeker üretimine kota uygulanıyor, haberden öğrendiğimiz kadarıyla pazarlamasına da kota uygulanıyor.

    Kotalar kalksa, bütün fabrikalar tam kapasite çalışabilse, rekabet ortamı olsa, arz artışı nedeniyle fiyatlar düşer.

    Her noktada kota uygulanan ve sıkı denetlemesi yapılan bir ortamda eğer kaçak şeker önlenirse bana göre şeker fiyatları yükselir.

    Çünkü piyasadaki arz miktarının düşmesi her zaman o malın fiyatını yükseltir.

  • yanıtla: Kovanları ne tür boya ile boyayalım? #11038

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    İnsanlardaki yılların verdiği kullanım alışkanlıklarını değiştirmek çok zor malesef.

    Nalburlara ya da boyacılara kovanları silikonlu dışcephe boyası ile boyamak istediğinizi söylediğinizde, hepsi de hayır olmaz diyor. Herkesin gerekçesi farklı. Çünkü bu tür bir kullanım tarzı onların bilgileriyle örtüşmüyor.

    Yağlı boya, silikonlu dışcephe boyası karşılaştırması konusunda birçok şey söylenebilir.

    Ama en gerçekçi olmayan gerekçe, silikonlu dışcephe boyanın yağlı boya kadar uzun ömürlü olmayacağı gerekçesi.

    Boyalı hazır kovan satın alın 2 sene kullanın o üzerindeki yağlıboya ne hale geliyor görün.

    Özellikle piyasa işi yağlıboyalar ya da büyük firmaların ikinci kalite ürünü olan yağlıboyalar (mesela enamel gibi) kesinlikle dış hava şartlarına dayanıklı değil.

    Nitelikli silikonlu dışcephe boyaları dış hava şartlarına dayanacak şekilde üretildiği için bu konuda daha avantajlılar.

    Avrupada da kovanlara yağlı boya sürülmüyor. Su bazlı Lateks esaslı kovan boyaları kullanılıyor. Gerekçelerini daha önce yazdık.

    Sonuçta biz boyadık pişman değiliz, 2 sene geçti bir problemle karşılaşmadık.

    Silikonlu boyaların en büyük avantajı kolay uygulanabilmesi.

  • yanıtla: Arılara zehirleyici etki eden maddeler #11035

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Yazı hakikaten ilginç, Veteriner Mithat Kurt’un böyle enteresan derlemeleri var.

    Burada doğrudan toksik etki yapan bitkilerin yanında mevsim ve iklim durumuna göre arılarda toksik etki yapan bitkilerden bahsetmesi de arıcılar açısından yeni bir bilgi olsa gerek.

    Bazıları insanı da olumsuz etkiliyor, bazıları da sadece arıları etkiliyor.

    Arıcılar aslında bu durumu farkediyorlar ama neden kaynaklandığını tesbitte güçlükleri var.

    Bu bağlamda meşe ile ilgili yazılanlar da bana ilginç geldi.

    “Yapraklarına yerleşen yapışkan tatlı bal çiği üzerinde bazen zehirleyici bir mantar olan Aspergillus calyptratus gelişmekte ve mantar arılar için bir tehlike oluşturmaktadır.
    ….
    Bu etkilerin oluşması hava şartlarıyla da bağlantılıdır.”


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Bu tartışmayı zamanında biz de yaptık. Genel arıcılık literatürüne bakıldığında çoğunlukla tahta ya da pamuklu bez kullanımının önerildiği görülüyor.

    Bu iki maddenin önerilmesinin sebebi olarak da kovan içi neminin emilmesi olarak gösteriliyor.

    Fakat ben dahil bir çok arıcı arkadaşımızın kapakları tasarım olarak sıkıntılı. Güçlü bir yağmurda kovan kapaklarımız içeriye su alıyor.

    Böyle bir durumda bez ya da suyu emen başka bir malzeme kullanıldığında üst örtüde bir süre sonra küflenme başlıyor.

    Üst örtü olarak suyu geçirmeyen malzemeler kullanıldığında kapaklardan kaynaklanan su kaçırma probleminin zararları asgariye indirilmiş oluyor. Benim şahsi gözlemim bu yönde.

  • yanıtla: Şeker üretimi ve stratejik önemi #11004

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Uluslararası ilişkiler değerlendirilirken stratejik görüşler öne sürülebilir, herşey bir satranç hamlesine benzetilebilir doğrudur.

    Fakat benim bakış açıma göre içinde bulunulan her türlü durumun en büyük nedeni, bizim dışımızdaki güçler değil, o toplumun kendi dinamikleridir.

    Murat Akın beyin işaret ettiği, artık eskiye döndük, bal ve pekmezle idare ediyoruz şeklindeki cümlesi, beslenme konusundaki alışkanlıklarımızın güzel bir örneği.

    Biz modernleşirken batı toplumlarının üretim modellerini değil hep tüketim modellerini almışız.

    Yüzyıllar boyunca tatlı ihtiyacımızı bal, pekmez gibi gıdalarla giderirken, şekerin piyasada yaygınlaşmasıyla birlikte, bu iki gıdayı gündemimizden çıkarıvermişiz.

    Şeker tüketmek, şehirli ve varlıklı olmanın göstergelerinden birisi olmuş.

    Çok uzun yıllar şeker, bal ve pekmezden çok daha pahalı bir ürün olarak satılmış.

    Türk arıcılık tarihini anlatan bir kitapta, zenginler şeker tüketirdi, fakir olan halk ucuz olan balı tüketirdi gibi bir ibare bile var.

    Yani pekmez ve bal tüketmek köylü olmanın, yoksul olmanın bir işareti haline getirilmiş.

    Babam, İkinci dünya savaşı yıllarını anlatırken şeker bulamazdık Ramazan tatlılarını pekmezle yapardık gibi bir yoksunluk durumunu vurgulamıştı. Yani o kadar içimize işlemiş pekmez tüketmenin yoksunluk olduğu.

    Lafı uzattım biraz; burada asıl stratejik olan durum, bana göre bizim toplum olarak olgulara yüklediğimiz anlam.

    Müthiş bir iklim ve flora üzerinde yaşıyoruz, Anadolunun balarısının anayurdu olduğu söyleniyor, ama halihazırda Türk halkı ortalama yıllık 300-400 gr bal tüketiyor, gelişmiş ülkelerde bu oran 2-3 kg kadar çıkıyor.

    Bu durum bizim toplumsal olarak ekonomik imkansızlıklarımızla hiç ilgili değil.

    Gelişmiş ülkelerde birazcık doğaya meraklı insanlar muhakkak arıcılıkla ilgileniyor, evinin bahçesine bir kaç kovan koyuyor.

    Balkanlardan ülkemize muhacir olarak gelenlerin büyük bir çoğunluğu arıcılık bilgisine sahip, zannediyorsunuz ki bütün halk arıcılık yapıyor.

    Benim köyümde şu anda tek arıcı benim, oğul isteyene karşılıksız veriyorum. Teknik arıcılığı isteyene öğretebileceğimi, malzeme tedariki konusunda yardımcı olabileceğimi söyledim. Ama henüz meraklanan çıkmadı.

    Asıl tehlikeli durum bu anlayış işte.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Fatih Mazrek’in sitesinde ilgili ilacın üretici firmasının sitesinin linki var. Bu linke tıklanılıp bakıldığında ilacın etken maddesinin şerit başına 0.68 g. COUMAPHOS etken maddesini içerdiği görülüyor.

    Yani sözkonusu olan ilacın etken maddesi Perizin ile aynı.

    Sentetik ilaçların hepsi uygun kullanılmadığı sürece kalıntı riski taşıyor. Bu sadece Cumavar ya da başka benzeri ilaçlara özgü bir durum değil.

    İkinci bir husus, bir arıcının çeşitli ilaçları deneyip en iyisi şu demesi subjektif bir bilgidir.

    Çünkü bütün ilaçların aynı zamanda, benzeri bulaşıklık düzeyi olan, kapalı açık yavru durumu birbirine benzeyen kolonilere uygulanması, kontrol grupları oluşturulması, ilacın etkinliğinin tesbiti için bilimsel metodlar uygulanması gerekir.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Forumda önerilmesi nedeniyle, http://www.bereketbal.com sitesine girişte trojan uyarası olduğu ile ilgili bana da şikayetler geldi. Şahsi olarak Yalçın Sezer’e durumu ilettim.

    Siteyi yapanlar, sitede herhangi bir problem olmadığı çok hassas koruması olan sistemlerde böyle sorun çıkardığı gibi mantıklı olmayan bir cevap vermişler.

  • yanıtla: ARIYA POLEN VERMEK #10969

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arı kendi getirdiği ve enzimlerle karıştırarak bozulmayacak şekilde petek gözünde depoladığı polen dışındaki seçenekleri çok tercih etmiyor.

    Kovanda polen stoku olmadığı durumlarda, zorunlu olarak polen yerine verilen diğer gıdaları ya da kurutulmuş poleni tüketiyor.

    Fakat taze polen akışı başladığında polen yerine verilen gıdaları depolamış olsa bile dışarı atıyor.

    Yeteri kadar polen stoku varsa sizin vermiş olduğunuz kurutulmuş poleni dışarı atması normal. Çünkü kurutulma işlemi sırasında polen içerdiği bir çok maddeyi yitiriyor, bu yüzden arı tarafından beğenilmiyor.

  • yanıtla: kek verme #10962

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sanat tarihinde Bizans dönemi, ikona sanatında büyük ilerlemelerin olduğu zaman dilimi olarak anılıyor.

    Fakat bu sanatın içindeki dinsel figürlerin varlığı zaman içinde toplumda ikona sevenler ve ikona sevmeyenler diye bir ayrıma yol açıyor. İkona severler yapılan eserlere içerdikleri figürler dolayısıyla dinsel anlamlar yüklüyor, sevmeyenler ise bunu putperestlik olarak görüyor.

    Şu anda bir çok kimsenin evinde bulunan küçük süs eşyaları ya da üzeri kabartmalı madalyonlar, o dönemde bizans toplumunda kanlı çatışmalara yol açacak anlaşmazlıkların nedeni oluyor.

    Tabi benim yaptığım sadece teşbih.

    Arıcılar arasında henüz o denli büyük anlaşmazlıklar yok.

    Fakat bu besleme olayını öyle bir tartışıyoruz ki, sanki iki ayrı kampa bölündük, bir tarafta şerbet severler, öbür tarafta kek severler var.

    Olayı ifade ederken de, keke karşı olmak ya da kekten tarafa olmak gibi tanımlar kullanılıyor.

    Sevgili arkadaşlar neye karşıyız neye tarafız gelin bunu bir tartışalım.

    Herkes iddia ettiği şeyin dayanak noktalarını iyi argümanlara dayanarak anlatırsa, hep birlikte bir noktaya varırız.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Aşağıdaki haberi http://www.chip.com.tr adresinden aldım. Delil yetersizliği ve yeni delillerin toplanması isteği ile blogların açılmasına izin verilmiş. Umarım tekrar kapanmasına izin verilmez.

    Blogger artık serbest!
    Blogger.com’un 4 günlük yasaklanma macerası nihayet sona erdi. Artık herkes blog’una giriş yapabilir
    Blogger artık serbest!
    Google Türkiye’den aldığımız bilgiye göre, geçtiğimiz Cuma günü Türkiye’den erişime kapatılan http://www.blogger.com, 4 günlük yasaklama macerasından sonra tekrar özgürlüğüne kavuştu. Bilindiği gibi popüler blog sitesi Blogger, Lig TV’den yapılan şikayet üzerine erişime kapatılmıştı.

    Kararın kaldırılma nedeni ise şimdilik “delillerin yetersiz olması ve yeni delillerin toplanma isteği” olarak açıklandı. Eğer bir gelişme olmazsa, bir süre sonra aynı yasağın tekrar gündeme gelmesi de beklenebilir…

    Birçok yasaklı site arasına Blogger’ın da eklenmesi, belki de bugüne kadar gösterilen en büyük tepkiyi de beraberinde getirmişti.

  • yanıtla: Blogger Kapatıldı #10936

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Alpsugan,

    Yasadışı içerikle mücadele, sizin de tabir ettiğiniz bir nevi okul olan bütün blogların engellemesini gerektirecek birşey değil.

    Çünkü şu anda yasadışı içerik denilen şeyi yapanların yüzde 90’ı bunu yurtdışından yapıyor. Yasadışı içerikli bloglara ulaşmak isteyenler ise proxy sitelerinden rahatlıkla buralara girer çıkar.

    Yani blogları bu şekilde engellediğinizde, yasadışı içerikle hiç ilgisi olmayan normal kullanıcıları, bir nevi okul olan blogları engellemiş oluyorsunuz.

    Arıcılık bloglarına da proxy serverlar üzerinden rahatlıkla erişebiliyoruz. Fakat sahipleri buraları güncelleyemediği için bir süre sonra bunlar anlamsız kalacak.

    Ama o yasadışı içerikli denilen bloglar çatır çatır güncellenmeye devam edecek.

    Üzüm yemekle bağcıyı dövmek arasındaki denge bozulduğu için bu duruma karşı itiraz ediyoruz.

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10934

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır düsturuyla bakarsak, anaarı teşviği dağıtımında yaşananlardan sonra, devletin birliklere teşvik ödenmesi amacıyla tesbit yapılması işleminde güvenmemesinden daha doğal bir şey yok.

  • yanıtla: Blogger Kapatıldı #10932

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    proxy sitelerinden blogları ya da diğer yasaklı siteleri rahatlıkla görebiliyoruz. Fakat yine bu yöntemle güncelleyebiliyor muyuz? Teorik olarak bana olmaz gibi geliyor ama deneyen var mı acaba?

  • yanıtla: ÖLÜ ARILARr #10918

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Mehmet Bey,

    İşçi arının ömrü 45 gün civarı. Yani kovanda yavrular çoğalırken bir tarafdan da ömrü dolanlar ölüyor.

    Fakat çoğu zaman biz bu ölümleri göremiyoruz.

    Mevsim itibariyle kuşlar, karıncalar ya da arı ölüleriyle beslenen diğer canlıların aktif olduğu dönemlerde, arıların gece yaptıkları temizlikten arta kalan arı ölülerini görme şansımız olmuyor. Çünkü uçma tahtasından yere düşen ölü arılar hemen alınarak bu canlılar tarafından götürülüyor.

    Yağmurlar yağıp havalar soğumaya başlayınca, diğer canlılar arı ölülerini toplayamadıkları için kovanlarımızın önünde artan sayıda ölmüş arı görüyoruz.

    Bir de kovan içinde arı ölüsü yok demişsiniz. Zaten olmaz çünkü kovanda kirliliğe yol açacak herşey arılar tarafından hemen dışarı atılır.

15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 244)