Forum Replies Created
-
Yazarİletiler
-
MURAT CAKIR
ParticipantModern arıcılık bilgisi genelde yabancı yayınlardan çeviri şeklinde dilimize aktarıldığı için, bazı kelimelerin yabancı kullanımları aynen muhafaza edilmiş.
Heralde bundan 100 yıl önce arıcılık yapan Türk arıcıların bizim propolis dediğimiz şeye başka bir isim veriyordur.
Nizamettin Kayral’ın kitabında propolis parantez içinde AHILGAN olarak yazılmış.
Geçmişe yönelik literatür ve kelime çalışmaları yapma imkanımız malesef yok. AHILGAN kelimesini araştırdığımda ise bazı bölgelerde ÇAM SAKIZI anlamında kullanıldığını öğrendim.
Propolis isimli maddenin Türkiye genelinde yerel kullanımlarını toparlayabilirsek bu konuda Tarihe bir not düşmüş oluruz. Bulunan kelimeleri tekrarlarsak
EĞİN MUMU
DİREP
AHILGANHa biraz gayret sevgili arıcılar, çevrenizdeki eski arıcılar propolise ne isim veriyor? Bunları bir toparlayalım.
MURAT CAKIR
ParticipantAsım Bey ile plastik çerçevelerin prototipini gördük.
Lego gibi parçalara ayrılıp birleştirilebilen bir sistemi var.
Üst çıtanın uzunluğu ve çerçevenin yüksekliği istenilen oranda ayarlanabiliyor.
Kılavuz Petek üstten ve alttan özel sıkıştırmalı. Yani başka bir işleme gerek kalmadan sıkıştırılarak takılıyor.
Bir de üretici tel yerine çerçeveye geçmeli plastik çubuklar yapmış.
Olay deneme ve kalıp aşamasında henüz piyasaya çıkmadı.
Ürettikleri prototipleri bir kaç arıcı deniyor onların verdikleri raporlara göre gerekli düzeltmeleri yapıp seri üretime geçmeyi düşünüyorlar.
MURAT CAKIR
ParticipantKonu ile ilgili mesaj yazan arkadaşlarımızın, sağdan ikinci soldan ikinci çıtayı yukarı çek gibi bir önerisi olmamasına rağmen, apo038a arkadaşımızın mesajlarından böyle bir durum ortaya çıkıyor.
Kafa karışıklığına düşmemek için Halil Bilen arkadaşımızın http://www.halilbilen.blogspot.com sitesindeki yazısını okuyabilirsiniz.
Gayet güzel şekiller çizerek olayın mantığını anlatmış.
MURAT CAKIR
ParticipantGeçen sene Eylül ayı civarlarında ana arı satınalan arkadaşlarımız malesef bu işten büyük zarar gördü.
Benim çevremdeki arıcıların aldığı anaların en az yüzde 80’inin dölsüz ya da eksik döllü olma problemi vardı.
Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında alınan analar daha nitelikli oluyor, sonbahar yaklaştıkça erkek arı probleminden dolayı ana arılar da problemli oluyor.
Bir de firmalar ellerinde kalan anaları kış mevsimine sokmamak için son bir gayretle arıcılara satmaya çalışıyor.
Bu konuda dikkatli olmanızı tavsiye ederim.
MURAT CAKIR
ParticipantSohbet Bölümü yazılarından anladığım kadarıyla bir yanlış anlaşılma söz konusu.
Sohbet Bölümü derken kastedilen forumdaki bu bölüm değil.
Sohbet bölümüne geldik kimse yoktu dediğimiz, sitenin ANA MENÜ kısmındaki SOHBET modülü. Online sohbete imkan veren bu kısma akşamları bağlanırsanız karşılıklı sohbet imkanımız olur.
MURAT CAKIR
ParticipantHüseyin biz geldik 20.00 gibi davete uyarak ama siz yoktunuz

MURAT CAKIR
ParticipantBen şimdiye kadar maskesini yıkayan arıcı görmedim

Çünkü bizdeki maskeler genelde kafa kısmı gövdeden ayrılmadığı için yıkanması zor oluyor. Dediğin gibi şapkadaki tel de su ile temas edince genelde paslanıyor.
Arıcıların genel uygulaması iyice kirleninceye kadar kullan, artık giyilmeycek hale gelince çöpe at.
Sezonda 2-3 maskeyi kullan at yapan arkadaşlar gördüm.
MURAT CAKIR
ParticipantMurat Akın arkadaşımızın konuyla ilgili yaklaşımı çok doğru.
Arıcılar kendi uygulamalarını nedenleriyle birlikte anlatırlar, izleyenler de bunları dener ve memnun kaldığını uygular.
Bundan 25-30 sene önceki kovanlarda genelde örtü tahtaları parçalı oluyordu. Arının hangi tarafında işlem yapılıyorsa o bölümü açmak yeterli oluyordu.
Fakat günümüz örtü tahtasında teknolojinin getirdiği bir sıkıntı var. Genelde tek parça ince kontraplaktan yapılıyor.
Özellikle arı ırkı benimkiler gibi hırçınsa, arıyı kızdırmadan o kontraplağı kaldırmak işin bitince arıları ezmeden yerine koymak çok maharet istiyor.
Hırçın ırklarda tahta yerine bez kullanımı bu konuda bir kolaylık sağlıyor.
Fakat bez olayının üst çerçeve çıtaları arasındaki arı geçişlerini zorlaştırdığı, o bölgede hava sirkülasyonunu engellediği de bir gerçek.
Bu arada kovan havalandırmasından bahsederken sürekli örtü tahtası konusu değerlendiriliyor. Fakat kovanda asıl havalandırmayı sağlayan, nemli kirli havanın kovandan atılmasına imkan veren yer dip tahtası.
Çünkü kirli ve nemli hava normal havadan ağır olduğu için kovan alt kısmında birikiyor. Bu havanın alttan tahliyesi için gerekli önlemleri almak gerekiyor.
Alman arıcılık videolarına bakarsanız bazılarında örtü olarak plastiğe benzeyen şeffaf malzemeler kullanıldığı görülüyor. Bizim bakışaçımıza göre bu yanlış kovan rutubetten kendini kurtaramaz.
Ama kovanın kuluçkalık altındaki dip tahtası kısmı incelenirse, oradaki yükseklikten yola çıkarak havalandırmanın dipten halledildiğini anlıyoruz.
Herkes kendi tecrübesini deneyimini anlatırsa merak etmeyin bunun kıymetini bilenler muhakkak çıkar. Arıcılıkta matematiksel formüller yok, eldeki malzemeye, iklime, yöreye, arının ırkına, bizim alışkanlıklarımıza göre herşey değişken.
Sevgilerimle.
Murat Çakır
MURAT CAKIR
ParticipantMithat Bey,
Güzel ve açıklamalı bilgiler için ben de çok teşekkür ediyorum.
Fakat açıklamanızda AYÇ hastalığını ihbar zorunluluğu olmadığını söylemişsiniz.
Biz Bal Arılarınının Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Talimatı’nın 6. Maddesini yanlış mı değerlendiriyoruz.
6. Madde şöyle:
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
Bu maddeye bakarak, AYÇ hastalığı gören arıcının bunu ilgili yerlere ihbar etme zorunluluğu olduğunu düşünüyorduk.
Bu konuda bir açıklık getirebilirseniz seviniriz.
MURAT CAKIR
ParticipantVeteriner Beye ayrıntılı açıklaması için ben de teşekkür ediyorum.
Aşağıdaki açıklamayı da Cihad bey ve onun gibi düşünenler için yapıyorum.
Uzman Veteriner arkadaşımızın yazdığı yazıyı bir daha dikkatli okursanız, hastalığın sebebinin açlık ve soğuk olmadığını görürsünüz.
Veteriner arkadaşımızın yazdığı yazının ilgili bölümünü özetlersek:
Amerikan Yavru Çürüklüğü etkeni Paenibacillus Larve’nin spor hali.
Yani bu spor yoksa, kendi başına soğuk ya da açlık bu hastalığı ortaya çıkarmıyor.
Yine yazıdan anladığımız kadarıyla, güçlü ve gıdası bol olan koloniler bu hastalıkla mücadele ediyor.
Bu mücadele de bal kesesinde meydana gelen biyokimyasal bir faaliyet sonucunda oluşuyor.
Arı tüketecek yeterli balı bulamazsa doğal olarak mücadele zayıflıyor.
Sonuçta bütün hastalıklarla mücadele için geçerli olan, yeterli gıda, güçlü kovan, iyi organize edilmiş yavru düzeninin önemi, kovanın AYÇ ile mücadelesinde de karşımıza çıkıyor.
Yine yazının içinde geçen, Amerikan Yavru Çürüklüğünün, yavruların üşütülmesinden doğan çürüklük, Avrupa Yavru Çürüklüğü gibi diğer hastalıklarla karıştırılabildiği, kesin teşhis için laboratuvar analizine gerek duyulduğu konusundaki bölüme dikkatinizi çekerim.
Aydınlatıcı yazısından dolayı Veteriner Arkadaşımıza tekrar teşekkür ediyorum.
Gerçek ismini de yazarsa kendisiyle tanışmaktan dolayı memnuniyet duyarız.
MURAT CAKIR
ParticipantArtık bilgileri yenilemenin zamanı geldi.
2 sene önceye kadar yazılan makalelerde, arıcılık kitaplarında AYÇ’nün antibiyotikle tedavi edilebileceği söyleniyordu.
Türkiye’de antibiyotikle tedavi etmeyi bir kenara bırakalım, antibiyotikle hastalıklardan korunma mantığı var.
Sevgili arkadaşlarım internetten biraz AYÇ ile ilgili araştırma yaparsak ve bu hastalığın sporlarının yayılma şekillerini incelersek, Spor nedir, Bakteri nedir bunlar hakkında asgari bilgiye sahip olursak, olaya yaklaşımımızın değişeceğine inanıyorum.
1 yıl önceye kadar, eğer AYÇ tanısı kesinleşmişse, tedavi amacıyla antibiyotik uygulamasına izin veriliyordu.
Fakat AB ülkeleri dahil bir çok ülkede tedavi amacıyla dahi antibiyotik kullanımı yasaklandı.
Ama Türkiye’de hala koruyucu amaçla antibiyotik öneriliyor.
AYÇ sporlarına karşı antibiyotiğin hiçbir etkisinin olmadığı, gereksiz yere arılara verilen antibiyotiğin işçi arıların bağışıklık sistemini bozarak ömürlerini azalttığı, arıcılar arasında çok kullanılan apivesinin ana arı yumurtlamasına hiçbir katkısının olmadığı, bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler.
AYÇ sonuçta mikrobik bir hastalık. Yavruları üşütme sonucu oluşan çürüklükle bu hastalığı karıştırıp, gereksiz yere antibiyotik kullanmayın.
Sitenin başında Samsun’da yaşanan olayı bir kere daha iyi okuyup, insan sağlığını tehlikeye atmayın.
AYÇ ihbarı zorunlu hastalıklardan, bu hastalıktan şüphelendiğiniz an Tarım İl ya da İlçe örgütlerini muhakkak haberdar edin.
Devletin yetkililerinin bu işe çözüm bulması gerekiyor bu hakkınızı kullanın.
Kesin teşhisi konulmamış hiçbir hastalıkta tahmin üzerine ilaç kullanmayın.
MURAT CAKIR
ParticipantArmağan,
Yazdığım yazıda sözlerimin nereye gittiğini Cihad rumuzlu kullanıcımız anladı ama sen sanırım olayı tam kavrayamadın.
Eski Taşkın ile Cihad aynı kişiler, belki başka rumuzlar da vardır kullandığı.
Ama merak etmeyin sizin saydığınız diğer isimler şimdi arazide arılarıyla uğraşıyorlar, sezon sonunda hepsi, nick değiştirmeye gerek duymadan, kendi gerçek isimleriyle forumda yazmaya başlarlar.
MURAT CAKIR
ParticipantDemet çeviri için gerçekten çok teşekkür ediyorum. Senin gibi bir değeri arıcılık camiasına kazandıranlara da Allah razı olsun diyorum.
Pratik arıcılığı bilen ve yabancı literatürden çeviri yapabilen insanlar Türk arıcılığı için bulunmaz nimet.
Senin çeviri yazını yaparken de vurguladığın birşey var. Arıcılıkta gelişmiş ülkeler gözü kara ve tahmini olarak ilaç kullanmıyor.
Muhakkak şüphelenilen hastalığın kesin teşhisi yapılıyor, varolan hastalık sporlarının yoğunluğu sayılarak tesbit ediliyor.
Gerekli tedaviler uygulandıktan sonra da yine sporlara bakılarak durum kontrolü yapılıyor.
AYÇ sporlarına bakabilmek çok büyük bir bilgi gerektiriyor mu bilmiyorum ama yurtdışında bir çok arıcı normal bir mikroskopla Nosema sporlarını sayarak ona göre ilaç kullanıyormuş.
Yani bizim gibi ya varsa, ben önlemimi alayım antibiyotiği dayanayım mantığı yok.
Gerek ilk araştırmada gerekse ikinci makale çevirisinde görüldüğü kadarıyla, antibiyotiğe gerek kalmadan AYÇ tedavi edilebilir gözüküyor.
Allah hastalık göstermesin, ama bu hastalığa yakalanan arkadaşlar bu yöntemleri uygulayarak sonuçlarını paylaşırlarsa, Türk arıcılığına da ciddi bir katkı yapmış olurlar.
Bazı ezberlerin bozulması gerekiyor. Bunu yapacak olanlar da bu işe gönül vermiş amatör duygulu arıcılar.
MURAT CAKIR
ParticipantCihad, eski dost düşman olmaz derler. Eskilerden de iyi arkadaşlar vardı. Mesela Taşkın vardı, arada ortalığı karıştırsa da değişik bir üslubu vardı. Camiada kendine bir yer edinmişti. O da kayboldu ortalıktan.
Şimdi diyorsun ki sen, Taşkını unutun, yeni Cihad var ona bakın.
Fakat eskiler der ki gelen gideni aratır.

MURAT CAKIR
ParticipantBazı üyeler forumun yeni halini beğendi ama bazı eski üyeler seninle aynı görüşte, yeni forumdan şikayetçiler.
Eski forum programının çok teferruatlı bir yapısı vardı. Database üzerindeki yükü de bütün siteden daha fazla. Yeni forum programı ile karşılaştırdığımızda ise yaklaşık 5 misli daha ağır.
Biz ekonomik nedenlerle hosting hizmetini yurtdışından alıyoruz.
Sitelerin ziyaretçi yoğunluğunun ve forum türü uygulamalara katılımın az olduğu dönemlerde bu tür hostinglerin performansı yeterli düzeyde oluyor.
Ama site ziyaretçi trafiği yoğunlaştıkça, forum ve sitenin veritabanı üzerindeki ağırlığı arttıkça malesef problemler oluşmaya başlıyor.
Şimdi bu yeni forum hostingi yormayan cinsten. Eski forum ise yukarıda anlattığım gibi oldukça yoğun. O yüzden bu hostingin üzerine aynı programı tekrar kurmaya cesaret edemedim.
Sana şöyle bir örnek vereyim, veritabanının ağırlığı 80 MB civarında olmuş. Forumdaki mesajların kapladığı alan 2 mb, ama üyelere mesaj, üye bilgileri, giriş çıkış bilgileri vs ler 40 mb civarında yer kaplamış. Geri kalan da sitenin diğer bilgilerinin kapladığı yer.
Çözümü ise daha profesyonel bir hostinge, işin ekonomik boyutuna da katlanmayı göze alarak, geçmek.
Bütün siteyi yeniden yapılandırıp, eski forumu hem de en gelişmiş yeni versiyonuyla yeniden kurmak.
Arıcılık ve çalışma sezonu geçsin bi kış gelsin bir çaresine bakarız. Şimdi haftasonları arılığa gitmek varken bilgisayarın başında site yapılandırma ile uğraşmayı hiç gözüm yemiyor doğrusu

-
Yazarİletiler
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi