Home › Forumlar › ARICILIK › Arı Hastalıkları › Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü
Bu konu 13 yanıt ve 9 izleyen içeriyor ve en son muratakin tarafından 18 yıl önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
2 Haziran 2007: 22:36 #6914
ARILARDA AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ (A.Y.Ç.) HASTALIĞI
Kaynaklar:
Dr. Ayşen BEYAZIT (Uzman Veteriner Hekim)
M.Arda SEYİSOĞLU (Veteriner Hekim)
Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü
Devrim OskayA.Y.Ç. balarılarının bilinen en tehlikeli yavru hastalığıdır. Tüm bir koloniyi öldürebilme yeteneğine sahip olup bakteriyel sporların uzun süre canlılığını koruyabilmesi (35 yıl ve üzeri) ve olumsuz koşullarda bile canlılığını sürdürebilmesi nedeniyle koruma ve kontrol açısından sorunlar oluşturan birkaç arı hastalığından biridir.
A.Y.Ç hastalığı Paenibacillus larvae adlı bakterinin çoğalmasına bağlı olarak oluşur. Bakteri çok hızlı çoğalır. Bakterinin vejetatif şekli olan çubuk formu; ne olgun arı, ne de yavrular için bir tehlike oluşturmaz. Spor formu ise, yavrular için hastalık yapıcı olup ergin arılarda hastalık yapamaz. Besinlerle beraber larvalara bulaştırılan bakteri sporları larvalarda hastalığa neden olur.
Paenibacillus larvae sporları kuruluğa, yüksek ısıya (100oC ‘ye 10 dakikadan fazla süre), ultraviyole ışığına maruz kalmaya oldukça dirençlidir ve %10’luk formaldehit solüsyonları gibi klasik dezenfektanlarla 5 saatten fazla süreyle temasta bile canlılıklarını korurlar.
Etkenin spor formunun kovan içinde ve toprakta 60 yıl yaşadığı tespit edilmiştir. Balda 1-10 yıl, eritilmiş balmumunda ( 65-75ºC de ) 5 gün yaşar. Temel petekte 45 yıl, eritilmiş balmumunda (72oC) 5 gün, 116oC’ye kadar ısıtılmış balmumunda ise 20 dakika kadar yaşayabilir.
Yavru çürüklüğü kuru olarak 100ºC’ye 8 saat, nemlendirilmiş yavru çürüklüğü kütlesinde sporlar 60-80ºC’ye 240-180 dakika, 90ºC’ye 120 dakika, 95ºC’ye 55 dakika, 97ºC’ye 45 dakika ve 100ºC’ye 11-14 dakika dayanabilir. Bal içinde sporlar, sulu bal sıvısındakilere göre daha dirençlidirler.
A.Y.Ç. hastalığının mevsimsel bir salgın olma durumu yoktur; yavrunun bulunduğu yılın herhangi bir zamanında görülebilir. Fakat yavru çıkış sezonunun aktif olduğu süre boyunca çoğunlukla teşhis edilir.
P. larvae sadece larvaları enfekte eder, ergin arıları enfekte etmez. Larvalar besinlerinde mevcut olan sporları tüketerek enfekte hale gelirler. Çok az sayıdaki enfekte birey kovanın temizliğinden sorumlu işçi arılar tarafından koloniden uzaklaştırılır. Zaman geçtikçe, kalan enfekte larva yada pupalar pul halinde kurur ve petek gözünün tabanına sıkıca yapışır. Bunların işçi arılar tarafından uzaklaştırılması çok zordur. Pullaşmış bir tek larva milyonlarca spor içerir. Enfeksiyon 2 temel yolla yayılır. İlki, enfekte larva içeren petek gözlerindeki larvaların %8-19’unun kendi kendilerini enfekte etmeleridir. İkinci olarak da petek gözlerinin temizliğinden sorumlu arıların, sporları larvaların gıdalarına nakletmeleridir.
A.Y.Ç.’nün nakli birkaç yolla olabilir. Bunlar arasında bulaşık bal ve polenle beslenme, hastalıklı kolonilerden sağlıklı olanlara yavru çerçevelerinin nakli, etkene ait sporlarla bulaşık olan kovan malzemelerinin kullanılması ve nadiren de olsa yağmacılık sayılabilir. Arıların bizzat kendisi; ürün tozlaşması, kullanılan kolonilerin hareketleri ile, çekirdek koloni ve paketlerini satın alarak veya satarak, orijini bilinmeyen bal yada polenle arıları besleyerek ve arılıktaki sağlık şartlarını göz ardı ederek koloniler arasında bulaşmaya sebep olur.
Bölgedeki tüm arılıklar hastalıksız olmadıkça, hiçbir arılık bu ve benzeri arı hastalıklarından kendini koruyamaz.
Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak oldukça zordur. Hastalık ilerledikçe arı sayısında bir azalma başlar. Aktif ve çalışkan arılarda tembellik ve halsizlik göze çarpar. Hastalığın başlangıcında uçuş deliği önünde, açık ve kapanmış gözlerden söküp atılan henüz tam kurumamış koyu renkli larvalara rastlanır. Sağlıklı bir larva, inci beyazı görünüşünde, petek gözünde dik vaziyete bulunur.
Amerikan yavru çürüklüğünde enfekte bir larva, önce petek gözünün tabanında C harfi şeklinde gelişir. Sonra hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru gelişir. Enfekte larvalar bu dik pozisyonda ölürler.. Enfekte peteklerin genel görünüşü sağlıklı kapalı gözleri, hastalıklı larva kalıntılarını içeren açık gözler ve boş gözlerden ibaret alacalı manzarada görülür. Hastalıklı larvaların bulunduğu petek gözlerinin kapakları iç bükey, koyu renkli ve sümüksü manzaradadır.
Kapalı gözlerde kapağın rengi solmuş, içeriye doğru çukurlaşmış, ayrıca delinmiş (toplu iğne başı kadar) durumdadır. Enfeksiyon ilerledikçe petek gözlerinin kapakları düzensiz delikler haline gelir. Ölü larvalar koyu renkli, kahverengi, hatta siyaha kadar renk değiştirir. Ölü larva çikolata rengini aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse, larva iplik gibi 2.5-10 cm uzar.
Ölü larvaları içeren peteklerde tipik zamk kokusu veya bozulmuş balık kokusu vardır ve nihayet 1 ay veya daha sonra hastalıklı bireyler kokonlara kuvvetle yapışmış, tipik koyu pullar halini alır. Ölü pupanın kurumuş kalıntısı işçi arıların söküp çıkaramayacağı şekilde petek gözünün içine yapışmıştır Hastalık 7-10. aylar arasında çok yaygındır.
İlaç Tedavisi
A.Y.Ç. hastalığı ile enfekte koloniler, koloninin hala bal üretebilmesine imkan vermek için hastalık bulgularını baskılamada antibiyotiklerle tedavi edilebilirler. Hastalıkla mücadelede arılığınızda bu hastalığa ilk rastladığınız kovanlarda hastalık ileri boyutlara gelmiş ise, arısı ve çerçeveleri ile birlikte yakılmaktadır. Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmışsa ilaçla tedavisi mümkün demektir. Daha az koloninin imhasının daha ekonomik olduğu durumlarda ilaçla tedavi tavsiye edilmez.
Bu aşamadan sonra kolonide hastalık belirtisi görülmeyen bütün kolonilere antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Bunun nedeni ise hastalıklı kovanlarda bulunan ergin arıların kovan şaşırma veya yağmacılık davranışları yoluyla diğer kovanlara bakteri ve bakteri sporlarını bulaştırmasıdır. Bundan başka bu hastalık etmeni arıcının eldiven, el demiri çerçeveler yolu ile hastalığı diğer kovanlara bulaştırmış olmasıdır.
Arılıktaki bütün kovanlara belirtilen dozlarda antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Antibiyotikler sadece vejetatif formlarına etkilidir. Sporlar bunlarla öldürülemez. Antibiyotik tedavisinde uzun yıllar aynı ilaçlar kullanıldığında bakterinin bu ilaçlara karşı dayanıklılık gösterdiği gözlenmiştir .
Amerika Birleşik Devletlerinde uzun yıllar bu hastalığa karşı Terramycin adındaki antibiyotik kullanıldığı için şu anda bir çok yerde bakterinin bu antibiyotiğe karşı dayanıklılık gösterdiği görülmüştür. Oksitetrasiklin hidroklorür ve sodyum sülfathiazol birçok ülkede A.Y.Ç. hastalığının kontrolünde başarı ile kullanılmıştır. Ancak, Oksitetrasikline karşı etkenin direnç geliştirmesi mümkündür. Tylosin tartrat da hastalığın tedavisinde oldukça etkilidir.Türkiye’de veteriner ilacı olarak satılan, Tylan markalı antibiyotik kullanılmaya başlanmıştır. Kulanım şekli kovan başına 200 mg.Tylan 20 gr. pudra şekeri ile karıştırılarak kovan kapağı açıldıktan sonra çerçevelerin üzerine serpilmesi yolu ile haftada bir kez üç hafta boyunca kovana verilmesi yolu ile yapılmaktadır.
Bu hastalığa karşı kullanılan antibiyotikler belirtilen dozlarından az kullanıldığında veya çok kullanıldığında bakterinin ilaca karşı dayanıklılığı daha hızlı gelişmektedir. Bunun yanında yüksek doz uygulaması balda kalıntı bırakacağından doz ayarlamasına çok dikkat edilmelidir.
Özellikle ilaç seçiminin yapılmasında hastalık etkeninin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır. Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılan ilaçlar kullanılarak ilaçlama yapılmalıdır.Antibiyotik uygulaması baharda yapıldığı zaman kovandan bal almak işin en az bir ay beklenmelidir. Sezon sonunda uygulama kovanlardan bal alındıktan sonra yapılmalıdır. Eğer bu dikkat edilmezse balda yine kalıntı olabilir. Bu dönemler dışında ilaç uygulaması yapılırsa kovandaki ballar o sezon kovandan alınmamalıdır.
Almanya’da uygulanan bir teknikte ise, arılıklarda bu hastalığa rastlandığında bütün kovanlardaki petekler yakılmaktadır. Kovan parçaları ve ekipman sodalı suyla dezenfekte edilip, kovanlarda bulunan ergin arılar yeni temel petekli çerçeveler verilerek yeniden koloni oluşturulmaktadır. Yeni oluşturulan koloniler 1,5–2 gün aç bırakılmaktadır. Bu yolla arıların kendilerini tımarlayarak bakteri sporlarını üzerlerinden arındırdıklarını, geriye sadece bakteri sporların arının bağırsaklarında toplandığı ve burada bulunan sporların arıların pisleme uçuşlarında kovan dışına atıldığı belirtilmektedir.
Bu hastalığa karşı ıslah yöntemleri kullanılarak hastalanan larvaları hızlı bir şekilde kovan dışına atan ve bu özelliğin nesilden nesile geçmesi sağlanan hijyen arıların yetiştirilmesi uygulaması günümüzde çok önemli bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira bu şekilde ıslah çalışması yapılmış arılarla organik arıcılık yapan arıcılar, ıslah yapılmamış kolonilerle çalışan arıcıların, kovanlarından alacakları verim ve koloni kayıp oranları arasında çok büyük farklılıklar olacaktır.
Bulaşık materyaller 2 yolla dezenfekte edilir.
Fiziksel yollar
1.Kolonilerin yakılması: Bulaşık kolonilerle ilgili güvenilir metotlardan bir tanesi bunların yakılarak gömülmesidir. Enfekte bir koloniye ait tüm arılar sentetik pretroidler veya gaz yağı gibi bir insektisitle yakılmalı ve kalıntılarla küller bir çukur açılarak gömülmelidir.2.Alevden geçirme: Kovanın iç kısımlarının alevden geçirilmesi bir sterilizasyon yöntemi olarak kullanılmıştır.
3.Parafin içine daldırma: Arılar, petekler ve bal normalde arılıkta tahrip edilir. iyi durumdaki tahta malzeme (çerçeveleri ve petekleri içermeyen) 150oC’ye kadar ısıtılmış parafine en az 10 dakika süreyle daldırılır. Bu yöntem Yeni Zelanda’da son 50 yıldır başarıyla uygulanmaktadır.
4.Gama radyasyon: Kobalt 60’dan elde edilen gama radyasyon, bulaşık peteklerin ve tüm tahta malzemelerin sterilize edilmesinde güvenilir bir yöntemdir. Etkenin spor ve vejetatif formlarına etkilidir. Arıların beslenmesinde kullanılan polen ve ana arı adayları için kullanılan bal da bu yolla muamele edilebilir. Hastalıklı kolonilerin bal içermemesi ve ekipmanın radyasyon merkezine gönderilmeden önce tüm arıların öldürülmesi gereklidir. Radyasyondan yararlanma yöntemi henüz pratik olarak uygulanmamaktadır.
Kimyasal yollar
Etilen oksit fumigasyonu: A.Y.Ç. ile enfekte materyali sterilize etme yeteneğindedir. Bununla birlikte ticari olarak uygulanamaz. Zira çok masraflıdır, kullanılan gaz karışımının yanıcı özelliği vardır ve kanserojenik kalıntı bırakır. Bu da etkinliğine gölge düşürür.Metil bromür: Oldukça nöyrotoksik olmasına karşın bulaşık ekipmanın dezenfeksiyonun da başarıyla kullanılır.
Küllü su: Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1’lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.
Potasyum hipoklorit: Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler 5 lt. suya katılan 500 ml. çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gram kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.
Zefiran: 100 ml.de 10 gr. Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000’lik eriyiği tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.
Hidrojen peroksit: Oksijenli su olarak da bilinir. % 1’lik hidrojen peroksit çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.
Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonında %4’lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.
Kalsiyum siyanit fumigasyonu: Kalsiyum siyanit tozu metal bir kapta bulaşık kovan içine konursa, zehirli siyan gazı buharlaşır. Ancak bu gaz nemli ortamda hidrojen siyanit gazına dönüştüğünden gerekli önlemler alınmadan kullanılmamalıdır.
Marazi madde alınması ve laboratuvara ulaştırılması: Amerikan yavru çürüklüğü için, alınacak petek numunesi 10×10 cm. ebadında, mümkün olan en fazla sayıda ölü veya renksiz larva içeren kısımdan alınmalı ve petek numunesinde asla bal bulunmamalıdır. Alınacak petek numunesi kağıda sarılmalıdır. Plastik çanta, alüminyum folyo, teneke kutu veya cam kavanoz içinde olmamalıdır. Zira bu maddeler numunelerde mantar üremesine neden olarak doğru teşhisi olanaksız hale getirir. Petek numunesi ayrıca tahta yada karton kutu içinde de gönderilebilir. Numune ile birlikte kime ait olduğu, nereden alındığı ve hastalıkla ilgili tamamlayıcı bilgiler verilir.
İlkbahar ve sonbaharda arı kovanları birer kez kontrol edilir . Hasta kovanlar her ay kontrol edilir.
Amerikan yavru çürüklüğü eğer bir sonraki yıla devrederse, o zaman basit yavru çürüklüğünü yapan Str. faecalis ’ten ayırt edilmesi zordur. Laboratuvar bulguları için marazi madde alıp göndermek gereklidirHastalıktan korunma: Korunmada esas hastalığın arılara bulaşmasını ve yayılmasını önlemektir.
1. Her şeyden önce arıcılar hijyenik çalışmalı, hasta arı ailesi ile uğraşan arıcı işi bitince bol köpüklü sabunlu su ile ellerini yıkamalıdır. Kullanmış olduğu aletler alevden geçirilmeli, aleve dayanmayanlar %10’luk sodalı su ile yıkanarak, yarım saat kaynatılmalıdır.
2. Hastalıklı arı ailesinin balı, peteği, çerçeveleri vs. diğer sağlam arılara kesinlikle verilmemelidir.
3. Yağmacılık önlenmeli ve çıkmaması için önlemler alınmalıdır.
4. Çıkan oğul kontrol edilmelidir. Oğula verilecek temel petek ve ballı peteklerin temiz, hastalıksız olmasına özen gösterilmelidir.
5. Hastalık etkeni taşımayan ana arı (satın alırken güvenli yerden alınmasına dikkat edilmeli) ile çalışılmalıdır.
6. Arı meraları ve meyve ağaçları da hastalığı yaymada etkilidir. Bu nedenle arıcı yalnız kendi arılığının değil, arılığına 5-10 km. mesafedeki arıların da hastalıklı olup olmadıklarını gözlemelidir. Hastalık etkeninin bulunmadığı çevrelerde arıcılık yapılmalı ve tedbirli olunmalıdır.
7. Hastalığın ilk görüldüğü kovanlar ve arılar hastalık yayılmadan imha edilmeli ve hastalık ilgili makamlara ve çevredeki diğer arıcılara bildirilmelidir.Düzenleyen: demet, :: 02/06/2007 19:17
-
3 Haziran 2007: 03:39 #7103
Demet Hanım araştırma yazın için çoook teşekkür ederim.Sizde olmasanız kimsenin bir şey araştıp yazacağı yok hepimiz hazır bekliyoruz.
Öğrenmenin birinci basamağı kişinin istemesidir sizinki hastalık derecesinde arı sevgisi.sanırım gece rüyanıza arılar giriyordur.
Siz siteden hiç eksik olmayın.
Saygılar. -
3 Haziran 2007: 18:54 #7105
Aşağıdaki makale sayın Admin Murat bey’ in söylediği Uludağ arıcılık dergisindeki ingilizce makaledir.
Yukarıdaki yazıda zaten Almanya da uygulanan yapay oğul yönteminden bahsedilmişti. Tercüme ettikten sonra gördüm ki ona ilave olarak çok bir şey ihtiva etmiyor. Tabi biraz daha ayrıntılı ve kesin olarak ilaç uygulaması içermiyor. Onun dışında laboratuar tahlillerinin önemli bir yer aldığı gözükmekte. Buyrun bir okuyun bakalım. Bedava tercüme.Kaynak:
Control of Amerikan Foulbrood Disease without Antibiotic UseP.Parvanov ,N.Russenova ,D.Dimov
Trakia University,
Social Enterprise “Samaritans” ltd. Stara Zagora BulgariaAmerikan Yavru Çürüklüğünün Antibiyotik Kullanmadan Kontrolü
Amerikan yavru çürüklüğü(AYÇ) en ciddi yavru hastalığıdır. Uygun tedavi yapılmaz ise sadece etkilenmiş kolonilerin ölümüne değil,tüm arılığın ölümüne sebep olabilir. Ayç patojeni Paenibacillus larvae (pll) adlı bakterinin sporlarıdır. Sporları dış etkilere son derece dirençlidir.
Son zamanlarda hastalık Bulgaristan da da bir problem olmaya başlamıştır. Yıllardan beri uygulanmakta olan geleneksel metotlar, etkilenen arı ailelerinin öldürülmesi ve yakılması ve bal ürünlerinde ilaç kalıntılarının birikmesine neden olan antibiyotik ve sülfonamidlerle diğer arı ailelelerinin koruyucu tedavileridir. Bu yüzden 2003 ten bu yana Bulgaristan arıcılığında antibiyotik ve sülfonamid kullanılması çoğu avrupa ülkesindeki gibi kanunla yasaklanmıştır.(arıcılık kanunu 2003)
Bu yüzden antibiyotik kullanılmayan alternatif koruyucu metotların ve ayç kontrolünde alternatif uygulamaların geliştirilmesi gerekmiştir. Dünyadaki uygulamalara göre ayç de sadece etkilenen arı ailelerinin öldürülmesi yeterli değildir.Alternatif kontrol metodlları
Bal ve balmumundaki pll ve sporlarının denetlenmesi, yapay oğul yöntemi.Çok geniş kapsamlı kullanılan yapay oğul yöntemi değişik şekillerde uygulanıyor
Arıların karanlık bir yerde tutulması,sınırlama olmaksızın yapılan metotlar,kovandaki peteklerin yerlerinin değiştirilmesi. Bu metot yetişkin arıların hastalıklı arılardan korunmasını ve kurtarılmasını sağlar.Yapay oğulda 1,5-2 gün süren bir açlık süresi boyunca arılar birbirini tımarlarlar ve sonra patojenik sporları dışkılarıyla dışarı atarlar. Hastalıklı petekler yakılır ve ekipman NaOH ile dezenfekte edilir.
Danimarka da silkeleme metodu başarılı bir şekilde kullanılmaktadır .Ergin arıların bulaşık olmayan kabarmış peteklere veya temel peteklere transferini içerir ve hastalıklı petekler yakılır. Transfer edilen arılar yeni petekleri işlerken bulaşık balı tüketirler. Sonuçlar göstermektedir ki silkeleme metodu pll bakteri sporlarını kovanlarda bir hayli güvenli bir seviyeye indirmiştir .Bazı alman araştırmacılara göre bu şekilde bulaşıklık tamamıyla yok edilmiştir.
İran da 1986 dan ve Kanada da 2000 yılından beri ayç nin kontrolünde caspian çözeltisi kullanılmaktadır. Az miktarda antibiyotik içeren doğal bileşenler,polen karışımı ve feromonların kullanılmasıyla oluşan bu çözelti literatüre tanıtılmıştır .Almanya da bulaşık arı ailelerinin yakılarak imha edilmesi ,kovan ve ekipmanların dezenfekte edilmesi ve sağlıkları iyi durumda olan arıların yapay oğullara transferi önerilmiştir. Balların sporlarla bulaşık olup olmadığı tahlillerle kontrol edilir.
Çalışmamız Bulgaristan da daha hızlı ve ciddi durumdaki hastalıkların bile, arı kolonilerinin yok edilmeksizin ve ekonomik kayba sebep olmaksızın iyileştirilebileceğini göstermiştir
Bulgaristan da ki yönetmelikler ayç ile enfekte olan kolonilerin yok edilmesi,ve hastalıklı kovanların yapay oğullarla iyileştirilmesini öngörür.Materyel ve metodlar
Son iki yıldır doğal olara enfekte olmuş toplamda 119 arı kolonisi içeren 3 arılık iyileştirilmiştir. Arılıklar StaraZagora bölgesinde yer almaktadır.
-karantina
-yakılarak enfekte arı ailelerini yok edilmesi
-kovan ve ekipmanlarının dezenfeksiyonu
-hastalıklı ailelerinin 15 günde bir klinik testlerinin yapılması
-pll sporlarıyla bulaşık kovanlardan alınan balların analiz edilmesiSporlarla bulaşık arıların 48 saatlik besin vermeden serin bir yerde bekletme ve içine temel petek konmuş dezenfekte kovanlara arıların yapay oğul yöntemiyle transferi.
Arı kolonisindeki son kovan imhasından bir sene sonra, tüm bulaşık ailelerden alınan bal örnekleri negatif değerde çıktıktan sonra arılıklar iyileşmiş kabul edildi ve karantina kaldırıldıAyç mikroskobik olarak çürük içeriğin yayma preparatı ve örneklerin BHIA ortamında 35 derecede 3 gün tutulduktan sonra incelenmesiyle teşhis edilir .Bal örneklerinin pll ile bulaşık olup olmadığının incelemesi 2000 aşılar ve teşhis yöntemlerine uygun olarak yapıldı.
Arılık….koloni sayısı….imha edilen….üzerinde çalışılan
1……….43…………………..7…………………….36
2……….64…………………..8…………………….56
3……….12…………………..5……………………..7enfekte kovan…..yapay oğul………sonunda bulaşıklık
7……………………….7…………………….0
18……………………..18………………….0
3……………………….3…………………….0Ayç 1 ve 2 nolu arılıklarda mayıs ve haziran 20003 te tespit edildi .3 nolu da ağustos 2003 te tespit edildi. Bölgeye karantina uygulandı ve enfekte arılar imha edildi .Kovan ve ekipmanların dezenfeksiyonu %4 naoh ile 20 dk kaynatılarak sağlandı.
15 günlük aralıklarla yapılan klinik kontrollerde sadece 3 nolu arılıkta 2 tana daha enfekte kovan açığa çıkmıştır. Etkilenmiş arılıklarda 3 km yarıçapındaki bölgede başka hastalıklı arılık görülmedi
2 nolu arılıktaki kolonilerin başka bir yerden satın alınarak bu bölgeye getirildiği görülmüştür.Çalışmalar göstermiştir ki bal arılarında ki patojenik sporlar arıların hastalanmasından çok önce mikrobiyolojik olarak tespit edilebilmektedir. Ve hastalanma durumu ,bulaşıklık derecesine, arıların direncine ve hijyenik davranışlarına bağlıdır. Sporlarla bulaşıklığı engellemek için ağ kafesli yapay oğullara transfer edilmesi ,karanlık ve soğuk bir yerde 48 saat tutulmasıyla elimine edilebilir.
48 saatten daha fazla aç tutulursa arıların açlıktan ölmeye başladığı gözlenmiş. Görülmüştür ki yapay oğul uygulamaları arıcıların hastalıkla mücadeledeki işçiliklerini azaltır. Yapay oğullar dezenfekte kovanlara aktarıldıktan sonra, 2-3 lt şeker şurubu ile beslenir. Sezon sonunda arı kolonileri kendi yuvalarını yaparlar ve olması gerektiği gibi kışlarlar
3 nolu arılıkta ayç kontrolü yeni yuvaların yapılanmasına izin vermemiştir Çünkü ballarda spor tespit edilmiştir 2004 yılında yeniden yapay oğul uygulaması yapılmıştır.Tüm arılarda kış besinlerinin tüketildiği gözlenmiştir. Eski petekler eritilmiştir ,kovan ve çerçeveler yenilenmiştir .Bütün bu karantina prosedürlerinin sonunda bu arılıklardan alınan ballarda spor çıkmamıştır. Bu metodun Bulgaristan da ayç kontrolünde başarı ile uygulanabilirliği önerilebilir.
Düzenleyen: demet, :: 03/06/2007 12:03
Düzenleyen: demet, :: 03/06/2007 12:11
-
4 Haziran 2007: 03:27 #7110
Demet çeviri için gerçekten çok teşekkür ediyorum. Senin gibi bir değeri arıcılık camiasına kazandıranlara da Allah razı olsun diyorum.
Pratik arıcılığı bilen ve yabancı literatürden çeviri yapabilen insanlar Türk arıcılığı için bulunmaz nimet.
Senin çeviri yazını yaparken de vurguladığın birşey var. Arıcılıkta gelişmiş ülkeler gözü kara ve tahmini olarak ilaç kullanmıyor.
Muhakkak şüphelenilen hastalığın kesin teşhisi yapılıyor, varolan hastalık sporlarının yoğunluğu sayılarak tesbit ediliyor.
Gerekli tedaviler uygulandıktan sonra da yine sporlara bakılarak durum kontrolü yapılıyor.
AYÇ sporlarına bakabilmek çok büyük bir bilgi gerektiriyor mu bilmiyorum ama yurtdışında bir çok arıcı normal bir mikroskopla Nosema sporlarını sayarak ona göre ilaç kullanıyormuş.
Yani bizim gibi ya varsa, ben önlemimi alayım antibiyotiği dayanayım mantığı yok.
Gerek ilk araştırmada gerekse ikinci makale çevirisinde görüldüğü kadarıyla, antibiyotiğe gerek kalmadan AYÇ tedavi edilebilir gözüküyor.
Allah hastalık göstermesin, ama bu hastalığa yakalanan arkadaşlar bu yöntemleri uygulayarak sonuçlarını paylaşırlarsa, Türk arıcılığına da ciddi bir katkı yapmış olurlar.
Bazı ezberlerin bozulması gerekiyor. Bunu yapacak olanlar da bu işe gönül vermiş amatör duygulu arıcılar.
-
4 Haziran 2007: 13:37 #7114
demet hanım çok teşekkür ederim
-
11 Haziran 2007: 01:18 #7266
Demet hanıma gerçekten teşekkür ederiz.
Ancak buhastalığın bulaşma yolarına da bakmak lazım.Geçen sene arılarımı sürekli götürdüğüm yere tanıdık başka arıcılar geldi.Kontrolde benden yardım istediği bir seferde baktım kovanın birtanesi sönme noktasına gelmiş bütün çerçevelerde AYÇ .
Arıcı arkadaşa kızdım biz bir nebze bilinçsizde olsa AYÇ hastalığı ile mücadele edebiliyoruz ama köydeki vatandaş nasıl mücadele edecek ?koloniler hep söner dedim.
Şimdi benim sorum şu yakınımıza gelen arıcıların kolonilerinde hastalık varmı yokmu?anlamak için veterinerden temiz belgesi alması gerekmezmi.hastalıksız kolonilere nakliye izni verilse bakanlık bu işe el atsa yoksa böyle bir uygulama varmı ?bilgisi olan arkadaşlar cevaplarsa memnun olurum -
11 Haziran 2007: 02:25 #7267
Uğur bey’in sorduğu soru ile ilgili olarak;
Aşağıdaki arıcılık yönetmeliğinden alınmış,veteriner sağlık raporundan bahsediliyor ve kovanların muayeneleri sonucu hastalıklardan salim oldukları ifadesi geçiyor. Yönetmelik var ama bizzat uygulanıyor mu acaba!!! Henüz gezginciliğe başlamadığımız için bilmiyoruz. Aranızda gezginci var mı?Gezginci Arıcılık Şartları
Gezginci arıcılara aşağıdaki hususlar uygulanır.
a) (Değişik bent : 13/08/2006 – 26258 S.R.G Yön/2.mad;Değişik bend:08/03/2007 – 26456 S.R.G Yön/1.mad.) Arılarını sevk etmek isteyen arıcı, işletme tanımlama numarası ile Bakanlığın il/ilçe müdürlüklerine başvurarak hayvan sevklerine mahsus veteriner sağlık raporu alır. Bu rapora istinaden arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile konaklama adresi aynı olmalıdır. Konakladığı ilin il/ilçe müdürlüğüne, veteriner sağlık raporu ile başvurarak bir hafta içerisinde Arı Konaklama Belgesini (EK-1) alır.. Yer gösterilmeden ve belgeleri olmadan yerleşen arıcının arıları, il/ilçe müdürlüğünün talebi ile mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle bulunduğu yerden kaldırılır. Kaldırma sürecinde meydana gelen zarardan arıcı sorumludur. Nakliye ve işçilik ücreti arıcıdan alınır.
Arı Konaklama Belgesi olmayan arıcıya veteriner sağlık raporu düzenlenmez. Arıcı, Arı Konaklama Belgesini ve veteriner sağlık raporunu konaklayacağı ilin Bakanlık il/ilçe müdürlüğüne ibraz etmek zorundadır. Bu belgeleri olmadan konaklayan arıcı mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle oradan kaldırılır.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
ARI NAKİL BELGESİ
Cilt No:
Arıcının
Adı ve Soyadı
Nevi ve Cinsi
Arı Adedi
Çıkış Yeri
Girdiği Yer
Nakil Vasıta kamyon No:
Sağlık Raporu No:Nevi ve miktarı yukarıda gösterilen ………ın çıktıkları yerde ve civar köylerde 15 günden beri…….. sayılı kanuna tabi herhangi bir hastalık bulunmadığı ve muayeneleri sonunda bulaşıcı hastalıklardan salim bulundukları anlaşıldığından nakillerine müsaade edildi.
………………. İl/İlçe Müdürlüğü
İmza Adı Soyadı
Düzenleyen: demet, :: 11/06/2007 12:39
-
11 Haziran 2007: 16:32 #7278
Demet hanım arılara veteriner sağlık raporu için yönetmelik var ama,hani nerde kontrol nerde muayene.Bu yönetmelik sadece il/ilçe tarım müd. ve vergi dairesinin döner sermayesine katkıdan başka ileri gitmiyo.Ben 10 yılı aşkındır rapor,srvk ve oturum alıyorum birtane vet.hekim gelipde incekeme yapmadı.Yeterki veznelere parayı öde.Para ülkemizde herşeyde olduğu gibi burdada tüm sağlık şartlarını düzene koyuyo.ben maddeleri pek bilememçünkü okusakda anlamayız bize şu işlemlerri yap deniyo sırasıyla yapıyoruz ve saglıklı bir arıcı oluyoruz kısacası…Oturum için buyıl yasa değişmiş.Eskiden sevkimizi raporumuzu alıyoduk gittiğimiz yerdeki tarım müd.müracat köylüyle anlaş kota boşsa oturum al.[tabi 300 kovan varsa 100 yada 130 göster yetiyo,çünkü ne kalkarken nede oturduğun yerde kontrol yok]bu yıl önce oturuma mür.sonra kota boşluğu,o yazıyla gelip bulunduğun yerdeki tarım müd.sevk ve saglık rap.al arıyı götür.inşallah buyıl verimli geçer,geçen sezon kendimizi kurtaramamıştık.herkese boll ballı sezonlarrrr
-
27 Şubat 2008: 17:26 #10012
Selamlar.
Geçen yıl arılarımda kesin olmamakla birlikte amerikan yavru çürüklüğü belirmişti.yaptığım mücadelerle yazın kurtarmıştık.İlaç olarak Neo teramisin vermiştim.Bu yıl ise yaptığım kontrollerde hastalık belirtisi görünmüyor şimdilik. Ama tedbir olsun diye şuruplamaya başladığımda ilaç vermemi tavsiye edermisiniz.Eğer vermem gerekirse yine neoteramisin mi vereyim yoksa başka bir ilaç mı?Tekrar neoteramisin verirsem arıların hastalığa karşı bağışıklık sistemlerine etkisi olurmu ? Yakında şuruplamaya başlayacağım bilgi verirseniz memnun olurum -
27 Şubat 2008: 23:15 #10014
Hastalanmadan tedbir almak lazım.
Ancak antibiyotik vererek değil.
-
27 Şubat 2008: 23:52 #10015
Bende hastalanmadan tedbirimi almak istiyorum… Nasıl alacağım peki?
-
28 Şubat 2008: 02:18 #10018
Arı hastalıklarında antibiyotik kullanımı yasaklandı. Arıcının ürettiği balda antibiyotik kalıntısı çıkması halinde ciddi cezaları var.
Yavru çürüklüğü hastalıklarına karşı antibiyotiklerin herhangi bir koruyucu özelliği yok.
Bunu iddia edenler ya konu ile olan bilgisizliklerinden ya da ilaç satıcısı oldukları için savunuyorlar.
Hasta olmayan koloniye ilaç verilmesinin zararlarını saymayacağım, daha önce de tartışıldı.
Yavru Çürüklüğü ve diğer hastalıklarla mücadelede temel uygulamalar birbirine benziyor.
1) Hastalık geçirmiş olan kolonilerin kovanlarını ve diğer ekipmanları dezenfekte etmeden kesinlikle kullanmayın.
2) Üretim şartlarını bilmediğiniz bal ya da diğer arı ürünlerini kovanınıza gıda amaçlı koymayın.
3) Kolonilerini sürekli güçlü tutun ve gıdasını eksik etmeyin. Gıdası bol olan koloniler yavru çürüklüğü dahil diğer hastalıklara karşı yüksek dirençli oluyor.
4) Arılığınızı sürekli temiz tutun, eski petek vsleri sağa sola atmayın.
5) Kullanılmış malzemeleri dezenfekte edin. Eski kovanları yılda en az 1 kere pürmüzle yakarak olası hastalık sporlarının yok olmasını sağlayın.
-
1 Haziran 2008: 13:18 #10381
arkadaşlar dün bir kovanımda ağır bir koku tespit ettim
yavru çürüklüğü hastalığından şüphelendiğim için petekleri kontrol ettim , peteklerdeki yavru gözlerinin bazılarının üstünde delikler var ve bazılarının içinde yavru yok gibi , bazılarının yavruları ise sanki çürümüş gibi rengi kahverengimsi ve krem kıvamında:-s ama bazıları ise yine beyaz kurtçuk ve larva halinde hatta bazıları nerdeyse olgunlaşmış yani her durumda olan açık ve kapalı yavrular var
ama şöyle bir durum da var , kovandaki peteklerin bal gözlerinin çoğu açık ve bu koku ekşimiş bal kokusuna da benziyor ve arı mevcudu az
acaba arılar kapalı yavruları ısıtmadığı için mi bu halde
sanırım olayı anlatabildim , yardımcı olacaklara şimdiden teşekkürler
-
1 Haziran 2008: 20:49 #10382
Sayın Apis :
Hemen bakıp amerikan yavru çürüklüğü anlamak zordur.
Yavru çürüklüğünün hepsinde değişik olsada kötü bir koku vardır.
Kesin tanı labratuvar da konulur.
Sanırım sizin arınız havalar ısınınca çok yumurtlamış ani soğuklarda bakıcı arı az olduğundan yavruları ısıtamamış adi yavru çürüklüğüne yakalanmış.Kovan içindeki fazla çerçeveleri çıkart ölü yavruluları da sonra kovan iç hacmını uygun şekilde daralt, arıları biraz besle, uçma deliğini iyice daralt, kısa zaman sonra kontrolları yap arı kendini kurtarmışsa işin bitmiştir
Saygılar -
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi