Forum Replies Created
-
Yazarİletiler
-
MURAT CAKIR
ParticipantMurat ben de genelde bu tür problemlerde erkek arı azlığından dolayı eksik döllenme olabileceğini düşünüyordum.
Fakat akşam Hüseyin Balkaya arkadaşımızla sohbet ederken konu ile ilgili yeni şeyler öğrendim.
Ana arı yetiştirme yönteminde yapılan hatalardan dolayı ana arının sperm kesesi küçük, yumurta kanalları dar olabiliyormuş.
Böyle durumlarda erkek arı nüfusu çok olsa bile, ana arıdaki bu problemden dolayı koloniler ana arıları kabul etmeme, kabul etse bile en kısa zamanda değiştirme yoluna gidiyormuş.
Hatırlarsanız ilk ana arı üretim şirketleri kurulduğunda ana arı fiyatları 20-25 ytl aralığında idi. Arıcı istediği firmadan parasını ödeyerek ana arıyı alıyor, faturayı da il tarım örgütlerine ibraz ederek 15 ytl sini geri alıyordu.
Şimdi ana arı fiyatları devletin verdiği teşviğe düştü. Arıcı cebinden hiç para çıkmadan ana arı alabiliyor.
Fiyatlardaki bu düşüş doğal olarak kar marjlarını da düşürüyor.
Sanırım ana arı üreticileri düşen kar marjlarını artırmak ve sürümden kazanmak için üretim şartlarını zorluyorlar.
Çünkü benim şahsi kanaatim, çok nitelikli ve bütün kalite kontrol şartları yerine getirilerek üretilecek ana arı 15 ytl ye zor para kazandırır.
İkinci olarak hüseyin arkadaşımızın teşvik konusunda söylediği şeyde de haklılık payı var.
Arıcı kendi cebinden çıkan parayla aldığı ana niteliksiz çıksa, bunu sineye çekmez.
Ama kendi cebinden çıkmayan parayla alınan arıların çöpe gitmesi durumunda genelde büyük bir tepki gösterilmiyor.
Arıcıyı da bu kadar sessiz kalmaya yönelten faktörleri de irdelemek lazım
MURAT CAKIR
ParticipantArkadaşlar burdaki temel sıkıntı, A firması mı B firması mı daha iyi değil.
Geçen sene sonbahara yakın ve sonbaharda ana arı alan arıcı arkadaşlarımızın çoğunluğu mağdur oldu.
Bu dönemde alınan anaların yüzde 80 i dölsüz çıktı, çok az bir kısmı hayatını devam ettiriyor.
Asım arkadaşımız durumu ilgili firmaya bildirdiğinde seneye telafi ederiz denilmiş ama bu yerine getirilmemiş.
İstanbul’dan Murat Döner arkadaşımız da Adana’da bir firmadan 40 tane ana arı aldı 2006 Eylül ayında. 30 tanesi doğrudan dölsüz çıktı arılar kabul etmek zorunda kalmasına rağmen yumurta atmadılar. Diğer 10 tane de kabul edilmesine rağmen vasıfsız çıktı.
Arkadaşımız birçok yere internetten başvurmasına ve telefon etmesine rağmen, arıcı birliği dahil, derdine sahip çıkan bir yer ya da kurum bulamadı.
MURAT CAKIR
ParticipantArkadaşlar bu ikinci sırlama ne oluyor. Arı sırla kapattıktan sonra tekrar bir kat daha sır mı çekiyor balın üzerine
MURAT CAKIR
ParticipantKeşke herkesin bahçesinde arı koyabileceği bir yer olsa. Ama bizim gibi büyükşehirde yaşayanlar için bu mümkün olmayan bir dilek.
Aynı problemi malesef ben de yaşıyorum, arılığa sadece haftasonları gitme imkanım oluyor.
Pazar günü verdiğim ana arı kafeslerini ancak bir dahaki Cumartesi sabahı açabiliyorum.
Şimdiye kadar da herhangi bir problemle karşılaşmadım.
Kekli bölümü açmadan kafesi uygun şekilde yerleştirin, 1 hafta sonra çerçeveler üzerinde varsa oluşan memeleri temizleyin. Anayı kendiniz arılı bir çerçeve üzerine salın. 20 dakika sonra kontrol edin, eğer ana üzerinde top olmamışlarsa, ana rahat rahat dolaşıyorsa işlem tamamdır.
Ben şimdiye kadar bu sistemde bir sıkıntı ile karşılaşmadım.
MURAT CAKIR
Participant1- Naylon benzeri malzeme heryerde kullanılmıyor. Söylediğin siteyi biliyorum. Orada dikkat ederseniz dip tahtası olarak ayrılan kısım oldukça yüksek. Kovan havalandırmasını dip tahtasından yapacak bir sistemleri var, dikkat ettiyseniz beslemeyi de alttan yapıyorlar.
2- Sabit arıcılıkta ev çatısı şeklinde kapak yapımı Türkiye’de de yapılan bir uygulama. Son dönemde gezginciliğin artması, hazır kovanların çoğalmasıyla bütün kapaklar düz yapılır oldu. Ama eski arıcılık kitaplarına ve Nizamettin Kayral’ın kitabına bakarsanız, sabit arıcılar için bu tür kapakları öneriyor. 30 sene önce de bu tür kapaklar ülkemizde göze çarpacak kadar yaygındı. Sebebi üzerinde kar yağmur durmaması, güneşin yakıcı sıcaklığını kovana daha az iletmesi. Fakat bu tür kapaklarla gezginci arıcılık yapmak zor.
3- Yurtdışında plastik, strafor gibi malzemeler kullanılıyor. Fakat dikkat ettiyseniz bu tür kovanları 5-10 koloni ile sabit arıcılık yapanlar kullanıyor. Yüzlerce kovanla ticari arıcılık yapanlar tercih etmiyor.
Bu tür malzemenin kendine göre boya gerektirmeme, çürümeme, yağmur vs gibi dış etkilere daha dirençli olma, ölçülerinin milimetrik olması gibi avantajları var.
Fakat çok sayıda koloni ile taşımalı arıcılık yapacaksanız en iyisi ahşap.
Çünkü bu tür malzemeleri dezenfekte etmekte sıkıntı var. Mesela pürmüz lambası ile yakamazsınız. Düşürüp kırdığınızda tamir edemezsiniz.
4- Eğer petekli bal tüketme alışkanlığı varsa en sağlıklı üretim bu. Çünkü suni petek sürekli eritilip tekrar kullanıldığı için, arıcı kendisi ilaç kullanmasa bile, zamanla içinde sağlığı tehdit edecek miktarlarda kalıntı oluşabiliyor.
Bir de balmumu bünyesine aldığı yabancı maddeleri geri salmıyor, uzun yıllar içinde barındırıyor.
Petekli bal tüketmek isteyenler kesinlikle bu suni peteği yememeli.
Bir de değişik kaynaklarda farklı rakamlar var. Kimisi diyor 1 kg balmumu için 15-20 kg bal yer, kimisi diyor 5-10 kg bal yer.
MURAT CAKIR
ParticipantOlaya resmi forum mantığı altında bakarsak bu söylenenler doğru. Forum yöneticisi olarak zaman zaman ben de bazı mesajlar konusunda nasıl tavır almam gerektiği konusunda zorlanıyorum.
Gerekli mesaj ile gereksiz mesajı birbirinden ayıracak sınırlar çok muğlak.
Fakat son dönemde şunu farketmeye başladım. Forum katılımcıları ve site izleyenleri sanki sanal bir aile olmaya başladılar.
Birbirimizi görmesek de, sesimizi duymasak da, gerçek dünyada hiç karşılaşmamış olsak da, aynı camianın insanları olarak aramızda pozitif ve güçlü bir iletişim var.
Sanal dünyada tanıştığımız arkadaşlarla gerçek dünyada tanıştığımız zaman bunu çok daha iyi anlıyoruz.
Şaşırtıcı birşey ama, şimdiye kadar tanıştıklarımızla kırk yıllık arkadaşmışız gibi davrandık.
Sizi bilmem ama, ben bazen forumda yazılarına bir süre ara verenleri bile merak ediyorum, acaba bir sıkıntısı mı var diye.
Forumu amacından çok uzaklaştırmamak lazım, ama bence aradaki samimiyeti azaltıcı bir resmiyete de izin vermemek lazım.
Ben bir çok konuda değişik forumları takip ediyorum. Gerçekten arıcılık camiasının bir ayrıcalığı var.
Sanal dünya dışındaki arıcılar arasında da bunu görüyorum, zaman zaman şiddetli tartışmalar atışmalar oluyor. Ama birisinin arısı kaldırılacaksa, ya da hasat yapılacaksa bakıyorum bütün tartışmalar bir kenara bırakılmış, bütün arıcılar elbirliğiyle işe el atıyor. Günümüzde İMECE mantığının hakim olduğu nadir alanlardan birinde faaliyet gösteriyoruz.
Bu arada siteyi yenileme çalışmalarım devam ediyor. Yakın zamanda forumu bir üst versiyona terfi ettireceğim, üyeler arası mesajlaşma ve üye bilgilerine ulaşma özellikleri kazandıracağım.
MURAT CAKIR
ParticipantTaşkın, Arı Transferi kelimesi ile neyi kastettiğini tam olarak anlayamıyorum.
Bunu biraz açar mısın?
MURAT CAKIR
ParticipantKongre Ekim ayına ertelendi.
Fırsat bulabilirsek sanal dünyadaki arıcılar burada buluşup tanışmayı düşünüyoruz.
İmkanı olan arkadaşlar gelse de hep birlikte gerçek dünyada da tanışabilsek ne iyi olur.
MURAT CAKIR
ParticipantDemet hanım,
Kolonideki bütün bireyler, ismine feromon denilen çeşitli kokular salgılıyor.
Koloni içindeki haberleşme ve düzeni bu feromonlar sağlıyor.
Formen arkadaşımız buna işaret etmiş.
Alarm feromonu hepimizin tanıdık olduğu ve zaman zaman burnumuzla hissedebildiğimiz bir kokudur mesela.
Yakın zamana kadar sadece yetişkin arıların feromon salgılama özellikleri bulunduğu zannediliyordu fakat larvaların da kendilerine özgü bir feromon salgıladıkları anlaşıldı.
Bakıcı arılar larvaların feromon salgısını duyunca onlara bakmak ihtiyacı hissediyor.
Koloninin devamını sağlayan en en önemli feromonlardan birisi de ana arının yaydığı feromon.
Ana arı ile birebir teması olan arılara bulaşan ve bunlarla ilişki kuran diğer arılarla bütün kovana yayılan feromon, ana arının varlığının diğer arılar tarafından bilinmesini sağlıyor.
Bu feromonun kovanda varlığı ayrıca işçi arıların yumurtalıklarını baskılıyor ve yumurta atmalarını engelliyor.
Ananın ölmesi ya da yaşlanması dolayısıyla bu feromonun azalması koloninin hemen yeni ana arı üretimine başlamasını tetikliyor.
Bu feromon çok uzun süre kovanda bulunmazsa bazı işçilerin yumurtalıkları gelişiyor ve yalancı analık yapıyor.
Koloninin ana arının varlığını nasıl anladığının mantığı feromon olayında gizli yani.
Tabi kovanın ana arıyı uçuştan dönmesi için günlerce beklemesi kısmını anlayamadım.
Eğer burdan kastın ana arı uçuşu çıkıyor ve çiftleşinceye kadar artık ne kadar zaman geçerse dışarda bekliyorsa, bu yanlış bir bilgi.
Ama dölsüz anayı kovan içinde uçuşa çıkıp da çiftleşip gelsin diye niye bekliyor diyorsan, sonuçta dölsüz de olsa o ana arı da feromon salgılıyor.
Bu arada Kenbilioğlu arkadaşımızın sorusu da arada kaynamış. Merak ettim acaba o memelerden ana arı çıktı mı?
MURAT CAKIR
ParticipantArının bal yemesi konusu, balın hemen sağılması mı beklenmesi mi daha doğru olur sorusundan çıkmış.
Teorideki ideallerle pratikteki gerçekler her zaman örtüşmez. Özellikle ülkemizde herkesin malumu olduğu üzere, olaylar gerçek hayatta başka türlü yürür, kağıt üstünde başka türlü.
Balın sağım zamanını belirleyen çoğunlukla şartlar.
Genelde az kovanla sabit arıcılık yapanlar ballarını sonbaharda hasat ediyor. Ben de öyle yapıyorum genellikle.
Fakat gezginci arıcılık yapanlar şartların gereği olarak bu işi hemen yapmak durumunda kalıyorlar.
Mesela yakından şahit olduğum İstanbullu arıcılarda da durum aynı.
Haziran başında kestaneye getiriyorlar. Haziranın son haftası var olan bütün balları süzerek arıları hemen trakyaya ayçiçeğine götürmek durumunda kalıyorlar.
Süzülen balların yarısından fazlası da sırlanmamış oluyor.
Arıcı katlarda sırlanmamış balları bırakarak kovanları taşıyamayacağına göre eli mahkum süzme yolunu tercih ediyor.
Bazıları da daha kontrollü taşıyarak bu balları süzmüyor, trakyada ayçiçeği balı ile karıştıktan sonra süzüyor.
Yani olayın ne zaman süzülüp süzülmeyeceğini idealler değil var olan günlük ihtiyaçlar belirliyor.
Tabi su oranı yüksek olan balın ekşime riski var. Bunu engellemek için de bir takım önlemler alınıyor. Mesela ısıtıcılı kazanlarda belli bir düşük ısıda bir süre tutularak suyunun uçması sağlanıyor.
Ha bizim köye yakın bir yerde eski bir arıcı dedenin bir uygulaması da şöyle, benim hiç aklıma yatmasa da. Bunun arılar sundurmanın altında. O balları hiç hasat etmiyor. Alınca güveleniyor diyor. Müşteri bal istedikçe gidip bir çerçeve çekiyor. Kış olsa dahi kovanı açıp çerçevesini alıyor.
Düzenleyen: buyuksef, :: 06/07/2007 09:02
MURAT CAKIR
ParticipantAli Türkün yaptığı uygulamada ben oradaydım. Uygulama sonucunda kesinlikle bariz bir bal depolama artışı var.
Yalnız Ali orada bir hesap hatası yaptığını düşünüyor onu da seneye telafi edecek.
Ana nektar akımına yaklaşık 15 gün kala birleştirme işlemini yaptı. Birleştirirken tarlacılar ile birlikte kapalı gözlü çerçeveleri de takviye yapılan kovana verdi.
Tabi üretim kovanında çıkan genç arılar orada biraz fonksiyonsuz kaldılar ve yiyici, tüketici konumuna düştüler.
Alinin görüşü, eğer sadece tarlacıları birleştirmiş olsaydı, üretim kovanları daha yüksek bal toplama kapasitesine erişmiş olacaktı.
Muratın 21 gün konusunda daha önceki mesajlarda da söylemiş olduğu konu ile ilgili fikrimi belirtmek istiyorum.
Şu kadar süre bakıcı olur şu kadar süre tarlacı olur gibi rakamlar, normal şartlar altında ortalama değerlerdir.
Bu rakamlar matematik formülleri gibi kesinleşmiş şeyler değil, ortalama değerler.
Bununla ilgili denemeler yapılmış.
Mesela bir kovanın bütün tarlacıları alınmış ve yiyeceksiz bırakılmış. Yaşı en yüksek genç arılar kısa bir süre sonra tarlacılık görevine başlamışlar.
Tam tersi bir durum oluşturulduğunda da, yani sadece yaşlı tarlacılardan bir koloni oluşturulduğunda da, yaşı diğerlerine göre en genç tarlacılar kovan içi işlemlerine, yavru bakımı vs yapmaya başlamışlar.
Yani işin kuralı; koloni içindeki görevlendirme, kolonideki bireylerin yaş sıralamasına göre yapılıyor. Bireylerin ilgili görevlere gelmesi için gün doldurması beklenmiyor.
En gençler kovan içi işlerde, en yaşlılar dışarıda görevlendiriliyor.
İşbölümü onu gerektiriyorsa, arı doğal olarak benim yaşım henüz 21 günü doldurmadı dışarı çıkmayayım demez.
Ama bazılarının iddia ettiği gibi de, doğar doğmaz jet hızıyla bal toplamaya çıkmaz.
Yine de arının tarlacı özelliklerini kazanabilmesi için organlarının ve tecrübesinin belli bir gelişmişlik düzeyine gelmesi gerekiyor.
Mesela kovan içinde kendine iş bulamayan genç arılar kovan dışında bekleyerek, uçuş tahtasında sakal yapıyor. Burda boş boş oturcağımıza gidip bal polen toplayalım demiyorlar.
MURAT CAKIR
ParticipantKural olarak, nektar akımı başladığında tarlacı arıların sayısal oranı kovandaki diğer arılardan yüksek olduğu zaman, bu kovan o oranda bal depolar.
Kovanları birleştirmenin amacı, tarlacı sayısı çok yüksek üretim kovanları elde etmek.
Verim almak için kapalı yavru takviyesi yaparken verdiğimiz çerçevelerden çıkacak arıların tarlacı olabilecekleri zaman ile, nektar akımının zamanını çakıştırmak gerekir.
Nektar akımına 1 hafta kala bu işlemi yaparsanız çok fazla sonuç alma imkanınız olmaz.
Muhsin Hoca’nın kitabında tekniğin ayrıntıları anlatılıyor.
Nizamettin Kayral da kitabında Fransız arıcıların 2 kovanı yanyana çalıştırdığını, nektar akımı başladığında 1 tanesinin yerini değiştirerek, 2 kovanın tarlacılarının tek kovanda toplandığını anlatmış.
Zamanlaması doğru yapıldığı zaman, özellikle nektar akımının kısa sürdüğü yerlerde, bu teknikler her zaman sonuç verir.
MURAT CAKIR
ParticipantArının en verimli bal taşıma mesafesi en fazla 500 metredir. Ne kadar yakın olursa o kadar iyi olur, mesafe 500 metreyi geçerse kovana taşıyabildiği nektar oranı o kadar azalır.
MURAT CAKIR
ParticipantDışarıdan okuyanlar için kafa karışıklığı oluşturabilecek tartışmalar oluyor.
Forumun eski katılımcıları ve yeni katılımcıları var.
Taşkın da eski katılımcılardan ama niyeyse son dönemde Cihad nickiyle bağlanmaya başladı. Kendi bileceği iş elbet vardır bir bildiği.
Cihad ya da Taşkın kardeşim, ben bu siteyi ya da forumu kendi şahsi malım gibi görmüyorum. Bu yapıyı Türk arıcılığına bir katkı olsun diye kendi adıma vakfettim.
Senin Türk arıcılığının canalıcı problemlerinden bahsedişine de bir itirazım yok.
Yazdığım ve fırça olarak nitelenen yazıyı okursan, orada bir bloga laf giydirmesi yapıyorsun. "bazı arkadaşlarımızın ısrarla muğla arısı ile rekabete girdiği görülmektedir" şeklinde söylediğin bu sözün ne anlama geldiğini ben biliyorum.
Camiayı yakından bilmeyen bir çok arkadaş bu sözün anlamını farketmemiş olabilir, ama ben bununla neyi ve kimi kastettiğini biliyorum.
Sana diyorum ki, eğer Türk arıcılığına olumlu bir katkı yapmak istiyorsan, bu sitenin ve forumun da bu katkıyı yapan bir yapı olduğunu düşünüyorsan, LÜTFEN DİĞER SİTE YA DA BLOGLARLA İLGİLİ SÖYLEYECEKLERİNİ BU FORUMDA SÖYLEME.
Her sitenin ya da blogun bir YORUM bölümü var, itirazın olan yazılara orda itiraz et.
Ya da kendi blogunda bununla ilgili sonsuz değerlendirmeler yap.
Yine İstirham ediyorum, Forumu başka arkadaşlarımızın emeklerine inceden inceye laf sokuşturma mekanı yapmayalım.
Artık bütün bu söylediklerimden sonra hala ne demek istediğimi anlamayacaksan, söyleyebilecek başka sözüm de yok.
Arkadaşlarımızın vaktiğini aldığım ve çok sabırlı bir insan olmama rağmen böyle sevimsiz bir konuyu uzattığım için özür dilerim.
MURAT CAKIR
ParticipantSevgili Taşkın Kardeşim,
Eskilerin hariçten gazel atmak diye bir lafı var, yaşı ileri olan birisi olarak bu sözün manasını bilirsin.
Şimdi Muğla Arısı ile ilgili görüş ve eleştirilerini burada anlatabilirsin, çünkü burası arıcılık forumu.
Ama bazı arkadaşların bloglarındaki haber ya da yazıları burdan eleştirmek, yukarıda yazdığım hariçten gazel atmak olayına benziyor.
Her blogun içinde yorum yazma köşesi var. Aklına yatmayan şeyleri ilgili yazının yorum köşesinde yaz.
Ki her amatör arıcı bazı şeyleri denemekten ve kendi görmekten zevk alır. Blogların hiçbirisinde de Muğla arısı en iyi arı, Karstan Edirneye heryerde kullanılmalı diye bir düşünce görmedim.
Çam balı havzaları dışında Muğla Arısının bal verme imkanı olmadığını herkes biliyor. İklimi yumuşak yerlerde arılıkta Muğla arısı bulundurmanın tek amacı, hızlı gelişmesinden dolayı koloni çoğaltmak ve diğer arılara yavru takviyesi yapmak.
Ama lütfen diğer blog ve sitelerde gördüğümüz yazıları burada değil, doğrudan o site blog üzerinde eleştirin. İşin etiği bunu gerektirir.
Sevgilerimle
-
Yazarİletiler
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi