Forum Replies Created
-
Yazarİletiler
-
SIVASI
ParticipantİKİ ANALI KIŞLATMA
Sayın Ergenekome, gelin iki katta dört ana kışlatmaktan vazgeçin. Benim üç yıldır kullandığım yöntemi bir deneyin.
Ana arı üretmek ve bölme oğullar almak için 2006 yılında yaptırdığım üç bölmeli kovan bu iş için ideal. 2010 sezonuna 4 kovanda 9 yedek ana ve çekirdek koloni ile girmek üzereyim. Bu günlerde ortaya çıkacak ana kaybı durumunda bir tanesinde bulunan üçüncü ana alınarak kullanılacaktır.Bu işlemi standart kovanlarınızın biri üzerinde de yapabilirsiniz. Önce standart kuluçkalığın girişini sağ veya soldan altı santim kalıncaya kadar daraltın. Girişin kapandığı kısmın yan yüzeyinden 10 santimetre geriden, dört santimlik delik açın, küçük bir uçma tahtası monte edin. Kontrplaktan yapılmış bir bölme tahtası ile 6+3 çıta sığabilecek şekilde kovanı ikiye bölün. Bölme tahtasının ortasına 10×15 genişliğinde delik açın. Bu bölüme alüminyum sinek teli takın.
5-6 çatılık bir koloni yanına 3 çıtalık zayıf bir koloni yerleştirin. Birbirlerinin ısısından istifade ederek kışı çok rahat çıkarabiliyorlar. Analardan birisinin bir sebepten ölmesi durumunda bölme tahtasını çıkararak iki koloniyi rahatça birleştirebilir, güçlü bir koloniyle bahara ulaşabilirsiniz.
SIVASI
Participant2009 BAL ÜRETİMİNİZ NE KADAR?
Türkiye ortalaması civarında.
SIVASI
ParticipantTEL KAFES
Mcsumer rumuzlu arkadaşımız neden kafesten kendiniz bırakma ihtiyacı duyuyorsunuz da kendiliğinden çıkmasını beklemiyorsunuz demişti. Ben ana arıyı nakliye kafesiyle vermeyi tercih etmiyorum. Arı mevcudu az olan kolonilerde bir de kekin sertleşmesi sonucu ananın çıkarılamadığını arkadaşlarımın arılarında görmüştüm.
Bunun yerine alüminyum sinek telinden, işaret parmağımın sığacağı kalınlık ve derinlikte kafes yapıyorum. Birleştirme noktalarını ve açık bıraktığım bölümü sıcak silikonla yapıştırıyorum. Açık kalan kısımdaki tel uçlarının silikonla yapıştırılması ana arının zarar görmemesi için gerekli.
Satın aldığımda, nakliye kafesindeki arıların tamamını yerde örtü serili bir odada serbest bırakıyorum. Ana arıyı, kendi yaptığım kafese yerleştirdikten sonra giriş kısmını katlamak suretiyle kapatıyorum. Yavrulu iki çıta arısına, üstten görülebilecek şekilde yerleştiriyorum. İkinci gecenin sonunda ana arıyı serbest bırakıyorum. Ben müdahale etmediğim takdirde ana arı çıkamayacaktır. İstenirse ikinci gecenin sonunda girişe tırnak kadar kek tıkandıktan sonra da ana arının işçi arılar tarafından çıkarılmaları beklenebilir.
Yaşlı anaların değiştirilmesi sırasında bu kafesler çok işe yarıyor. Murat AKIN Beyden öğrendiğim bir yöntemi uyguluyorum. Yaşlı anayı yakalayıp kafese alıyorum. Genç ve yumurtlayan anayı da aynı şekilde kafes içerisinde birbirine yakın olarak yerleştiriyorum. İkinci gecenin sonunda iki kafesinde ana arının görülmesini dahi engelleyecek miktarda arı tarafından sarıldığını görmüştüm. Yaşlı anayı aldıktan bir saat kadar sonra genç anayı serbest bırakıyorum.
Arkadaşlarımızın da açıkladığı gibi mükemmel sonuçlar almak çok zor. Sonuçta bizim dışımızda da olaya etki eden göremediğimiz, fark edemediğimiz etkenler olabilir. Bu işte ustalaşıncaya kadar kendi yetiştirdiğimiz analarla denemeler yapmakta yarar var. Avuç dolusu para harcadığımız damızlık analarımızın ölmesi kesemize de dokunacaktır.
SIVASI
ParticipantHASTALIKLA TOPYEKÜN MÜCADELE
TEMA Vakfının hazırladığı kitapçıkta okudum. Buna göre ülkemizde AYÇ hastalığı görülen koloni sayısı tahminlerimizin çok üzerinde. Ballardaki durum bundan daha da kötü. Arıcılık Kayıt Sistemi tam olarak uygulanabilirse, birde batıdaki gibi yok edilecek koloniler için tazminat ödenmeye başlanırsa o zaman gerçek sayılar gün yüzüne çıkacaktır.
Okuduğum kadarıyla tüm arılıklarda az veya çok hastalık etkeni mevcut. İşini düzgün yapan arıcılar bu hastalığın filizlenmesine fırsat vermiyorlar. Arı sayılarını birden yüzlere çıkarabiliyorlar. Ancak saldım çayıra usulü ile arıcılık yapanların arıları yüzden bire de düşebiliyor. Geleneksel usulle arıcılıktan modern kovanlara geçen arıcıların neden bir anda arılarının tamamının söndüğü daha iyi ortaya çıkıyor. Arıcıların yaptığı yanlışlar neler?
1- Koloni kontrolleri ve kovan değişimi sırasında mum propolis hatta bal kalıntılarını ulu orta yerlere atıyorlar. Biz yanımızda teneke kutu veya beş litrelik sıvı yağ bidonu bulundurarak çıkan her şeyi buruda toplayıp iş bitiminde yakarak yok etmeliyiz.
2- Balı az olan eski çıtlar arılıkta açıkta bırakılarak balı arılara yedirilmeye çalışılıyor. Biz kesinlikle açıkta yemleme yapmamalıyız, petekleri ve balları dışarıda yalattırmamalıyız.
3- Bölme oğul alırken kolonide bulunan hastalık ve zararlılar da yeni koloniye taşınıyor. Aynı hatayı bizde yapıyoruz. Paket arıcılık uygulamasına benzer bir uygulama yaparak boş kovana arı silkelemek suretiyle suni oğullar oluşturmaya çalışmalı, vereceksek bir- iki ballı çıtayı en sağlıklı kolonilerden almalıyız. Yavrulu bölme yapma işini terk etmeliyiz.
4- Bazı arıcı arkadaşlarımız kendi arılıklarında iyi ve güzel uygulamaların tamamını yapıyorlar. Ancak arının uçabileceği mesafeyi düşünürsek kendi kapımızın önünü temizlememiz yeterli değil, aynı zamanda yakınlarımızdan başlayarak bu bilinci diğer arıcılara da kazandırmaya çalışmalıyız.
5- Hastalık görülen kolonileri yok etmeyle kıyamıyoruz. Sağdan soldan duyduğumuz uygulamaları yaparak antibiyotiklerle arımızı kışa kadar yaşatabiliyoruz. Bahara çıkamayan arılar genelde bunlardan oluşuyor.SIVASI
ParticipantOĞUL KOKUSU OLUŞTURMA DAVRANIŞI
2006 yılından itibaren üç ayrı yönden girişi olan dört ayrı kovanda kendi analarımı üretiyorum. Genelde iki- üç çıtalık bölmeler yapıyorum. Yüksüklerin sayısını ve yerlerini çıta üzerine işaretliyorum. Açılan memeleri gördüğümde ana arıyı mutlaka gözümle görmeye çalışıyorum. Sakat doğumları tespit ettiğimde anayı imha ederek başka bir ananın çıkmasına müsaade ediyorum. İki- üç çıta üzerinde bu gözlemleri yapmak çok kolay oluyor.
2008 yılında kullandığım ruşet kovanlarda işçi arı silkeledikten birkaç saat sonra girişlerden bıraktığım yeni doğmuş anaların da benzer şekilde kabul edildiğini tahmin ediyorum. Ananın kabulünün bir belirtisi de mum örmüş olmaları.
Benim bahsettiğim durum oğul olarak dala konan arıların da yaptığı ana arının kokusunun tüm koloniye bulaştırılmaya çalıştırılması davranışıdır. Birden fazla oğul çıksa dahi oluşan bu kokudan dolayı yerleştirildikleri kovanı rahatça bulabiliyorlar.
Ana yüksüğünden çıkan genç analar birkaç gün diğer işçi arılar gibi geziyor alternatif ana ihtimali kalmayınca ya da işçiler tarafından benimsenince işçi arılar benzer hareketler yapıyorlar. Genelde iki çıta arasında salkım oluşuyor. Biz ana arının durumunu merak ederek açtığımızda da salkımdan kopan, top şeklini alan arıları, ana arı ile birlikte kovan tabanına düşürebiliyoruz.
Yeterince gözlem yapmamış olan arkadaşlarımız bu davranışı ana arının imha edilme çalışması olarak algılayabiliyorlar. Hâlbuki ana imha edilecek olsaydı kafesten kendi ellerimle serbest bıraktığım dakikalarda bu iş biterdi.
Kafkas melezlerinin durumuna dönersek:
Bir tanesi yol yorgunu idi kafesten serbest bırakmadan önce ölmüştü.
Cumartesi günü serbest bıraktığım dört anadan bir tanesini bulamadım. Üç tanesi yumurta atarak dolaşmaya devam ediyor. Yumurtlayan analardan biri, birkaç saat sonra gördüğüm, işçi arılarla sarmaş dolaş olan ana arı idi. Dün akşam kontrol ettim. Bütün uzuvları yerli yerinde duruyor.SIVASI
ParticipantAŞI
Sayın erdem, meyve ağaçlarımız var ama aşılamayı hiç denememiştim. Sayenizde ön bilgi edenmiş oldum. Aşağıdaki internet sitesinden alıntı yaptım.
http://www.tarimkutuphanesi.com/Meyvecilikte_asi_cesitleri_(Durgun_goz_asisi)_Raci_YILMAZ_Ziraat_Yuk._Muh._01213.html
Göz aşılarını nasıl yapmalıyız ?
Aşıya başlamadan bir hafta önce aşılanacak yabani fidan veya ağaçlar sulanmalıdır. Sulanan ağaçların kabuğu odun kısmından kolayca ayrılır. Aşı vurulacak anacın aşıya mani olacak dalları varsa kesilir. Üzerindeki çamur, toz, toprak bir bezle temizlenir.
Aşı için topraktan 10-15 cm. yukarıdan kabuk (T) harfi şeklinde çizilir. Çizilen bu T nin kabuk kısmı çakının spatülü ile odun kısmından ayrılır. Diğer taraftan da önce hazırlanan kalemden bir tanesi alınır. Göz ve yaprak sapı aşıcıya doğru bakmak üzere, kalem sol el işaret parmağı üzerine yaslanır. Baş parmak ve diğer parmaklarla kavranır. Daha sonra çakı, gözün 0,5- 1 cm. yukarısından odun kısmıyla beraber 2 cm. kadar uzunlukta bir kısım çıkarılır. Bu çıkarılan odun kısmı kabuk kısmından ayrılır. Kabuk odun kısmından ayrılırken (gözün özü) odun kısmıyla beraber çıkmamış olmasına dikkat edilir. Çünkü öz olmadan aşı tutmaz. öz, aşılanacak kısmın içinde kalmalı.
Anaç ve kalem yukarıda izah edildiği gibi hazırlandıktan sonra, göz yerine spatül ve yaprak sapının yardımıyla yukarıdan aşağıya doğru (T) içerisine yerleştirilir. (T) nin üst kenarından dışarıda kalan kabuk çakı ile kesilir. Bundan sonra (T) nin üst kenarından itibaren nemlendirilmiş bir rafya veya başka uygun bir aşı bağı ile normal sıklıkta bağlanmalı, göze gelindiğinde, göz üstten hafif bastırılarak gözün altından devam edilmeli, iki defa ters ilmek atılmalıdır.
Bağın iyi bağlanıp bağlanmadığını baş ve işaret parmağı ile kontrol etmeli. Yukarıdan aşağıya doğru bağ sıvazlandığı zaman gevşemezse, iyi bağlanmış demektir.
Aşı vurulacak yön seçilirken, bölgede çok esen hakim rüzgar dikkate alınmalı. Aşı rüzgarın estiği istikametin aksi tarafına yapılmalı. Aşı sürdüğü zaman kolayca ayrılır veya kırılabilir. O nedenle aşı rüzgarın hakim olduğu yöne yapılmalı.
Yapılan aşılar 2 hafta sonra kontrol edilerek, tutup tutmadığı kontrol edilir. Aşı tutmuş ise gözün canlı olduğu görülür. Gözün yaprak sapına hafifçe dokunulduğunda sararan yaprak sapı düşer.
Tutmayan aşıda, aşı gözü soluk, yaprak sapı kurumuştur. Dokunulduğu zaman gözden ayrılmaz.
Tutmuş olan aşıların bağları hafif gevşetilir. Bir müddet sonra tamamen çözülür, atılır. Erken aşı bağı çözümünün aşıya zarar vereceği unutulmamalı.
Tutmamış aşılar vakit geçirmeden 3-5 cm. alttan, yeniden yapılmalıdır. Yenilenen aşıların bakımı yukarıda izah edildiği şekilde yapılmalıdır.SIVASI
ParticipantYALANCI ANADAN VE YUMURTLAYAN İŞÇİLERDEN KURTULUŞ YOLU
Muratakın Bey haklı, yazımda yalancı anadan kurtuluş yollarını tam olarak anlatmamıştım. Önceki yazımda daha çok katılmadığım görüş üzerine yorum yazmıştım. Burada acemi arıcılar için yapılacak işleri sırasıyla açıklamaya çalışacağım.
1.Kovanda ana arının olmadığı, günlük yumurtaların düzenli dağılmadığı, yumurtaların gözlerin tabanına muntazam bir şekilde bırakılmadığı hatta bazı gözlerde 3-5 veya daha fazla yumurta bulunduğu görülürse, kapanmış olan gözlerin işçi gözlerinin arasında olduğu ve fazladan çıkıntı yaptıkları tespit edilirse; koloninin anasız kaldığına, işçi arı veya arıların yumurtladığına, böyle giderse çıkacak erkek arıların koloninin kısa süre sonra sönmesine sebep olacağına hükmedilir.
2-Boş bir kovana bir adet ballı-polenli çıta, ikinci sıraya çıkış başlamış kapalı yavrulu bir çıta, yanına da kabartılmış ve mumlu bir- birkaç çıta konur. Çıtaların üzeri sıcaklığın ve nemin muhafazası için bezle- naylonla örtülerek kovanın boş kısmı ile irtibatı azaltılır. Üst örtü olarak kullanılan şeyler de örtülmeye devam edilir. Varsa yedekte bulunan yada satın alınmış bir yumurtlayan ana arı yada kapanmış bir ana memesi çıtaların üzerine- arasına yerleştirilir. Hiç biri yoksa üzerinde sadece bir miktar günlük yumurta bulunan bir çıta, ballı çıta ile çıkış başlamış çıta arasına sıkıştırmadan yerleştirilir. Yeni ana yapmaları beklenir. Kovan girişi 2-3 santime kadar düşürülür.
3-Yalancı ana- yumurtlayan işçilerin bulunduğu kovanın kapağı ikindi vakti kapatılarak yerinden kaldırılır. Yerine 2. maddede saydığımız özelliklerdeki yeni kovan bırakılır.
4-150-200 metre uzaklıkta arılığı görebilen açık bir alana bir bez serilir.Yalancı ananın bulunduğu kovandaki tüm çıtalar bu bez üzerine silkelenir. Tarlacıların büyük bölümü ilk anda havalanarak eski yerlerine dönerler. Geride kalan arıların güneşten zarar görmemesi için domates kasası, sepet vb. şeylerle üzerlerine gölgelik yapılır.
5-Silkelenerek alınan çıtaların tamamı kuvvetli arılara birer-ikişer dağıtılır. Güçlü arılar yumurtaların erkek olduğunu anladıklarından söker atarlar. Kapalı gözlerden çıkan erkeklerden işe yaramaz nitelikte olanları da daha tüyleri bile kurumadan kendilerini kapının önünde bulurlar. Oğul arzusu taşıyan kovanlarda bir çıtalık erkek beslense de koloniye fazla zarar vermez.
6- Bir- iki gün sonra kafesin üzeri arı ile kaplı, göğüslerini ana arıya siper eden genç işçi arılar görüldüğünde ana arı serbest bırakılır. Birkaç saat içerisinde çıkışların devam ettiği gözlere yumurtalar bırakılmış olacağından ana arıyı besleyen dadı arılar tarafından kovana ana arı kokusu iyice yayılır. Ana arı kovana hakim olur, işçiler tarafından kovan savunması güçlendirilir.
7- Bez üzerine silkelenmiş arılar sıcaktan ve diğer çevresel faktörlerden zarar görmedikçe hemen ölmezler. Silkeleme sırasında beze damlayan balları ve kursaklarındaki balları kullanarak bir haftadan fazla yaşayabilirler. Bu arada yumurtlayamadığı için ana arı taklidi yapan işçi aralara arı sütü vermeyi de keserler.
Yufka yürekliyseniz, üçüncü gün bu araların üzerine şurup püskürtülerek karınları doyurulduktan sonra arılığa getirilebilir. Bezin iki ucu uçma tahtasına tutturularak yavaş- yavaş kovana girmeye başlarlar.
8-Kovana girmek isteyen kursağı dolu arılar fazla dirençle karşılaşmazlar. Kavga görülecek olursa uçuş tahtasına bir parça deodorant püskürtülebilir. Kokular karıştığı için kavgayı bırakacaklardır. Kendileri de daha önce kovan içi hizmetlerde çalışan arılar olduklarından hemen işe koyulurlar. Dadılık, mum kabarta, savunma ve tarlacılık görevlerine kadar yükselebilirler. Yumurtalıkları gelişmiş olan arılar da ortama uyarak diğer işçiler gibi çalışırlar. Üç gündür kovanda bir ana arı bulunduğu için inatla, gizli saklı yumurtlamaya kalkan olursa işi oracıkta bitirilir.
Bez üzerinde, fazla miktarda erkek arı varsa 7. ve 8. aşamaları uygulamaya gerek yoktur. İşçi arıların da ancak bir haftalık ömrü kalmış demektir.
Kısa yazınca derdimizi anlatamıyoruz, uzun yazınca forumda yer kalmıyor. Hakkınızı helal edin.
SIVASI
ParticipantBen eşek arılarıyla mücadelede dönemler halinde dört yöntem uyguluyorum:
1.Kraliçe eşek arıları bir ay boyunca yavrularına yiyeceği kendileri bulurlar bu dönemde gördüğüm tüm eşek arılarını imha ediyorum. Bu yıl 10-15 tane öldürmüşümdür.
2.Kola şişesinin huniye benzer yerinden kestikten sonra ters olarak şişenin içine yerleştiriyorum. İçerisine üzüm vb. meyve atıyorum. Suluk civarına yere bırakıyorum. Giren çıkamıyor, gece de karıncalara yem oluyorlar.
3.Eşek arısı miktarı iyice arttığında 30×15 cm ebadındaki kartonlar üzerine fare yapıştırıcısı sürüyorum. Kovanların altındaki domates kasasının altına, kuzeye gelen taraftan görülecek şekilde sağlam bir şekilde yerleştiriyorum. Bir- iki arı ölüsü bıraktığımda eşek arıları şapır- şapır yapışıyor.60-80 ceset saydığım olmuştu.
4.Mahallemdeki çocuklara yuvalarını bulmalarını ve bana göstermelerini istiyorum. Gece ilaçlı su dökerek yuvaları imha ediyorum. Tabi çocuklara bahşiş vermeyi unutmuyorum.
SIVASI
ParticipantSayın Bilgin Aydın,
Yazınıza alıntı yaptığınız uygulama bana göre mantıklı değil. Demet hanımın uygulamasını daha doğru buluyorum. Geçen yıllarda yaptığım uygulamadan da iyi sonuç aldım.Kovan yeri değiştiğinde eski yerine dönen tarlacı arıların dadılık yapması bebek büyütmesi veya verilen anayı kabul etmesi çok düşük bir ihtimaldir. İşçi arının yaşam evrelerini, dadılık yaptıkları, arı sütü salgıladıkları dönemleri bir daha okursanız bu yöntemin yanlışlığını daha iyi görürsünüz.
Doğurganlığını kaybeden 60 yaşındaki ninenin süt salgılaması ve bebeği emzirmesi ihtimali sizce de ne kadar mümkün olabilir?!
150-200 metre uzağa arı silkeleme konusunda bir eksiğimiz olabilir. O da fazla miktarda arının ölüme terk edilmesi.
Bunun için de bir çözüm yolu bulunabilir. Ana arının kovanda kabulünden sonra bu arıların üzerine silkelendiği bez yerinden alınarak kovan önüne getirilebilir. Üzerine sprey şeklinde su veya kokulandırılmış şurup serpiştirilerek kovana girmelerine izin verilebilir. Ana arının feremon salgısı kovana yayıldığı için içeri giren yumurtlayan işçiler de tekrar kısırlaşırlar. Yumurtlamayı bırakmadıkları takdirde işçi arılar tarafından imha edilirler.SIVASI
ParticipantKAÇAKÇILIK- KANUNLAR
Suçlu birisinin saklanmak yerine, 40 -50 bin lira değerindeki arılarla dağ -tepe dolaşması insana mantıklı gelmiyor. İşini hakkıyla yapan arıcılarımızı bu konunun dışında tutarak bir noktayı da ben hatırlatmak istiyorum.
Gayrimeşru işlere girip çıkmış kişileri yanlış yollara yöneltmek çok kolay. Arıdan korkan insan sayısı çok fazla. Güvenlik güçlerinin de bu konuda zaafını gören kaçakçılar arı taşıyan kamyonları zula olarak kullanabiliyorlar. Geçen aylarda kara kovanların dahi taşındığı kamyonlarda uyuşturucu yakalanmıştı. İhbar olmasa yakalanmaları da mümkün olmazdı.
Terör örgütlerinin silah, cephane hatta insan kaçırmak için bu yolu da kullanabileceklerini hatırda tutmak gerekiyor.
Bu işleri yapanlar bazen kamyon şoförleri de olabilir. Gezginci arıcılarımızın dikkatli olmalarında fayda var. Hoşumuza gitmese de kanunlar -yönetmelikler bizlerin güvenliği için yapılıyor. Bir de Büyükşefin söylediği gibi kağıt üzerinde kalmasa daha da iyi olacak.
1978 yılında ülkemizin varroadan gördüğü zarardan daha büyüğünü yaşayabiliriz. Yavru Çürüklüğü bulunan kamyonlar dolusu arının, sağlam raporuyla rahatça dolaştığı bir ortamda daha çok dikkat etmeliyiz. Adi- Basit Yavru Çürüklüğü denilen ve larvaların üşümesinden kaynaklanan hastalık bir gün Amerikan Yavru Çürüklüğüne dönüşürse, izole bölgeler dışındaki tüm arıların başına, tavukların başına gelen gelebilir.
Basit Yavru Çürüğünden kurtulma yolunun ana arı değiştirmekten ve arıların tamamının yeni bir kovana silkelenerek kabartılmamış petek vermekten geçtiğini Forumda Arı Hastalıkları Bölümünde Yavru Çürüğüne Müdahale konu başlığında ayrıca paylaşmıştık.
SIVASI
ParticipantARICILIK
Sayın metehan,
Öncelikle doğru adrese gelmişsiniz ancak kapı numarasını göremediğinizi tahmin ediyorum.Bu kadar çok soru ile başlayana her şeyi anlatmak çok zor olur, bu yüzden kusura bakmayın size forumda cevaplar vermeye kalksak forumun kapasitesi dolar.
Beyazkovan sitesinin ana sayfasında bulunan “ARICILIK” konu başlığından başlayarak tamamını okumanızı, ardındanda takıldığınız konuları forum bölümünden kelimeyi yazarak aramanızı öneririm.SIVASI
ParticipantİKİNCİ İLAVE
Sayın ankaralı_arıcı,
Arıcılık kitaplarında “birinci ballık bal ile dolduğunda ikinci ballık verilebilir. İkinci ballık kuluçkalıkla birinci ballık arasına yerleştirilmelidir” denilmekte.Son üç yıllık deneyimlerime göre ikinci ballığı kuluçka üzerine yerleştirmek uygulaması ve kontrolü zor bir yöntem.
Ben on gün öncesinden itibaren ikinci ballıkları vermeye başladım. Bir ballı çıta yanında iki mumlu çıta veriyorum. Çıtalar kabartıldıkça ballı çıtanın yanına ve son sıraya mumlu çıta vermeye devam ediyorum. Arıların gücünü görmekte kolay oluyor. Çıta sayısı 25’e ulaşanlar var.
Kolonilerin analarının %75′ i 2008 doğumlu olduğundan ve mum örmek isteyen arılara iş verdiğimden oğul kontrolleri yapmaya da bu yıl pek ihtiyaç duymadım. Ballıbaba ve mor renkli taş yoncasında çiçeklenme doruk noktasına ulaştı. Artık girişlerdeki arılar balın suyunu uçurmaya çalışıyorlar. Bu yıl üçüncü ilaveyi verme gafletine düşmeyeceğim. Gelecek hafta sarı renkli taş yoncası açtığında ana ızgaralarını yerleştireceğim. “Önden gidenler”den ikişer kasa bal almayı planlıyorum.
Arıcılığı geleneksel olarak yapanlar, Sivas şartlarında ilk ilaveleri bu günlerde veriyorlar…
SIVASI
ParticipantİLGİLENMEK – İLGİSİZ KALMAK
Arıların her gün açılmasından kastımız nedir?
Günlük olarak kitabın, gazetenin yapraklarını çevirir gibi tüm çıtaları yerinden çıkarıp bakmak, tekrar yerine koymak yanlış olur. Çıtaların yeniden birbirine tutturulması ve günlük işlerin yeniden yoluna girmesi bir saatten fazla kargaşaya ve arı için zaman kaybına sebep olur. Bu işlemin haftada bir yapılması yeterlidir. Genç analı ve oğul eğilimi olmayan kolonilerde haftalık kontrollerde dahi son verilen çıtaların kontrolü yeterli olabilir.
Arının mevcudu az ve kuluçkada ise gün aşırı veya haftada iki defa son verilen çıta kontrol edilmelidir. Boşluklarda arı sarkması ve dil atıldığı görüldüğünde uygun yerlere kabartılmış veya yeni mum takılmış çıta verilmelidir. Amacınız kovan içindeki arı miktarını görmekse onları kızdırmadan bakmanın bir yolu da var. Çıtaların üzerine, üst örtü olarak, yabancı sitelerde plastik folyo diye tabir edilen malzeme yerine geçecek naylon branda örtebiliriz. Kovan üstü şurupluk vermek için de çok kullanışlı oluyor.
Kat konmadan önce kuluçkalıktaki kapalı gözlü yavrulu çıta sayısı tespit edilir. Bir kapalı gözlü çıtadan çıkacak arı miktarının iki çıtayı saracağı, kapalı gözlü çıtaların 12 gün içerisinde tamamının açılmış olacağı hesaplanarak verilecek mum takılmış çıta sayısı tespit edilir. Kapalı gözlü çıta sayısı kadar çıtanın 12 günlük süre içerisinde peyderpey verilmesi gerekir. Sadece haftada bir defa arılığa gidilebiliyorsa kapalı gözlü çıta sayısının üçte ikisi kadar yeni mum takılmış çıta uygun şekilde kuluçkalık ve kata verilir.
Arıya gün aşırı şurup verirken de arı hakkında fikir sahibi olabiliriz. Çıtaların üstündeki boşluklara veya askılı şurupluğun altına mum örülmeye başlamışlarsa mum takılmış çıta vererek onların mum örme heveslerini işe dönüştürürüz, arıya iş veririz.
Özetle, bu dönemde arıya yakın olmak ve izlemek son derece önemli aynı zamanda zevklidir. Ancak izlemek ve müdahale etmekle yetinilmelidir.
SIVASI
ParticipantÖRNEK RESİM
Murat Bey, kat verme zamanı ile ilgili yazımı yazarken bu konuyla ilgili en uygun resim ne olabilir diye düşünüyordum. Bloglardan alarak arşivlediğim bu resim konuya çok iyi örnek oldu. Resim eklemeyi ilk defa denedim. Kaynağını açıklamakta tereddüt ettim. Özür dileyerek burada açıklıyorum. Resim Murat AKIN Beye aittir.
Nisan ayında bir arkadaşımın arısına baktığımda aynı görüntüyle karşılaşmıştım. Ancak bloglarda kullanılan tabirle magazinci olamadığımdan fotoğrafını alamamıştım.Sekiz çıtaya köpükle sıkıştırma uygulanmış, beş santimlik köpüğün bir santimi de arılar tarafından sökülerek dışarı atılmıştı.
Bu konuya uygun bir resim daha var. Bu resimde de 14-15 çıtaya ulaşan arıya neden 5-6 çıta birden dalak verilmesi gerektiği görülüyor. Bu resmi de affına sığınarak İsmail TAŞER’in blogundan kopyaladım.

SIVASI
ParticipantKAT VERME ZAMANI VE ŞEKLİ
Kuluçkalıkta 8-9 çıta arı kaplı ise, 4-5 kapalı gözlü çıta varsa, kapalı gözlü çıtalardan büyük miktarda çıkış başlamışsa ilave verme zamanı gelmiş demektir. Kat verilmediğinde buldukları her boşluğa, hatta çıtaların tahtaları üzerine dahi mum örmek suretiyle alanı genişletmeye çalışırlar. Birkaç günlük gecikme dahi arının boşa çalışmasına sebep olur. İlaveye öncelikle kenardaki ballı çıtalardan en az bir tanesi çekilir, yanına varsa kabartılmış, yoksa dalak verilir.
Kuluçkalıkta boşalan yerlere 3. ve 8. sıraya, varsa kabartılmış çıta verilerek yumurta sahası açılır. İlavedeki çıtalarla birlikte kuluçka üzeri de Z şeklinde örtülür. Kapak altında kullanılan standart örtü de örtülmeye devam edilir. Kapalı yavrulu çıta çekilmesi de mümkündür, ancak arıların üzerini kaplamaması durumunda yavru çürüğü oluşma riski vardır.
İlavedeki durum en az haftada iki defa kontrol edilerek boşluğa istiyorsa dalak verilebilir. Hafta sonu kontrolünde bu dalaklar kuluçkalığa 3,8. sıralara indirilerek 5 ve 6. sıradaki kapalı gözlü çıtalar ilavedeki çıtaların 12 ve 13. sırasına alınabilir.
Bazı yerlerde ilavede 10 çıta doldurulmuş halde verilmesi, kapalı gözlü çıtaların ilavenin ortasına yerleştirilmesi de anlatılıyor… Ancak gece ile gündüz sıcaklıkları arasındaki fark 14-18 derece olduğundan bu yöntemde yavru hastalıkları açısından risk taşıyor. Kat verildiği halde arı yukarı çıkmıyorsa, arının mevcudu az da olabilir. Bu durumda ilaveye yeni çıta verilmez, ilavedeki çıtaların arı ile kaplanması beklenir.
İlavedeki çıta sayısı 14-15’e ulatıp, şurupluk altına mum örülmeye başlandığında, kuluçkadan başlayarak 3,8,13,15 ve 18. sıraya dalak verilerek 20 çıtaya tamamlanmalıdır.
Kuluçkalık ve birinci ilave bal, polen veya yavru ile bloke olduğunda ikinci ilave verilebilir. Kitaplarda kuluçkalık ile birinci ilave arasına 10 çıta dolu halde verilmesi öneriliyor. Ancak Ülkemizin gerçeklerine (kovan başına 16-18 kg bal üretimi) ve arıcıların alışkanlıklarına bu durum pek uygun değil. Ben bu yıl ana ızgarasını birinci ile ikinci ilave arasına yerleştirerek, mumları kararmamış bir kasa bal elde etmek istiyorum. Haziranın ikinci haftasında ana ızgarasını kuluçkalık üzerine indirmeyi planlıyorum. Birinci ilavedeki kararmış çıtalardaki ballar temmuz sonunda alınacak.

-
Yazarİletiler
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi