BAL REÇELDEN PAHALI MI OLMALI?

Home Forumlar TÜKETİCİ KÖŞESİ Tüketici Şikayetleri BAL REÇELDEN PAHALI MI OLMALI?

Bu konu 6 yanıt ve 5 izleyen içeriyor ve en son  MURAT CAKIR tarafından 17 yıl 10 ay önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6849

    SIVASI
    Katılımcı

    BAL REÇELDEN PAHALI MI OLMALI?
    Murat Çakır Bey, 22 Temmuzda, bloğunda kendisine göre bir hesap çıkararak “Eğer bal ile reçeli verilen emek ve çekilen çile ile karşılaştıracak olursak, kesinlikle reçel baldan daha pahalı olmayı hak ediyor ” diye yazmış.
    Arıcı arkadaşlar gelin bu konuyu tartışalım!

  • #10565

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Ben biraz tarz olarak olaylara tersten bakmayı, madalyonun öbür yüzünde ne var oralara da göz atmayı seviyorum.

    Tahmin edebileceğiniz gibi bu yazıdaki amacım bal ya da reçel fiyatlarını karşılaştırmak birinin ötekine göre üstünlüğünü vurgulamak değil.

    Eğer sıkı bir tartışma ve problemi değişik yönleriyle ortaya koyabilme ortamı oluşturabilirsek, yazı amacına ulaşmış olur.

    Arıcılarla yaptığımız sohbetlerde ve arıcıların bazı ortamlarda yazdıkları yazılarda bal ile reçel fiyatlarının karşılaştırıldığını, ikisi arasındaki fiyat farkı kıyaslanarak bal fiyatların düşüklüğünden yakınıldığını görüyorum.

    Piyasada fiyatı belirleyen şey nedir? Ona harcanan emek mi? Satıcının talep ettiği rakam mı? Bizim ürettiğimiz malın fiyatı neye göre düşüktür.

    Ben ülkemizde bal fiyatının düşüklüğünden yakınanların sık sık reçel ile aynı, ya da kara zeytin bile baldan pahalı örneklerini verdiklerini gördüm.

    Kendi malımızın değerinin yüksekliğini vurgulamak için başka malın değerini küçümsemek olaylara doğru yaklaşmamızı engellemekten başka bir işe yaramaz.

    Peki genel bir soru sorayım, Türkiye’de bal fiyatları düşük mü?

    Düşükse neye göre düşük, bu düşüklüğü vurgulamak için ne ile kıyaslayacağız?

    Eğer dünya bal piyasası ile karşılaştıracaksak şu anda ülkemiz bal fiyatları fahiş bile sayılabilir.

    Eğer ona harcadığımız emek ile fiyat düşüklüğü arasında bir bağ kuruyorsak, işte vişne örneğinde olduğu gibi, daha çok emek harcanıp daha az gelir elde edilen alanlar da var.

    Piyasada fiyatı belirleyen aktörler çeşitlidir. En basit ekonomik bilgiye göre, fiyatı belirleyen şey arz talep dengesidir.

    Satıcı ile alıcı piyasada bir araya gelir. Satıcının sattığı malın miktarı yani arzı, alıcının buna duyduğu talep miktarı ile fiyat dengesi oluşur.

    O maldan piyasada taleplerin çok üstünde varsa fiyatlar düşer, eğer mal miktarı talepleri karşılayamıyorsa fiyatlar artar.

    Ekonominin temelinde olan fiyat belirleme mekanizması bu.

    3 sene önce tenekesi 80 ytl ye satılan ayçiçek balının şimdilerde tenekesinin 200 ytl civarına yükselmiş olmasının sebebi de bu.

    Bazı arıcılık örgütleri her ne kadar bu fiyat yükselişini kendi gayretli çalışmalarının sonucu olduğunu söyleseler de, gerçek arz talep dengesinde gizli.

    Blogumdaki yazıda farkettiyseniz ülkemiz arıcılığının en temel problemi de ortaya çıkıyor. 10 arıdan sadece 3 tanesi üretim yapabiliyor, diğerleri çeşitli sebeplerle o sezonda bal veremiyor. Yabancı ülke arıcılarında bu oran yüzde 90. 10 tane arısı olan bir arıcı en az 9 kovanından aynı düzeyde bal sağabiliyor.

    Konuyla ilgili tartışmanın yapıldığı aricilik.gen.tr forumunda ARIBEYİ rumuzuyla yazılan yazı da aşağıdaki gibi

    “Bir şeyin fiyatını satıcı tek başına belirleyemez.

    Fiyatı belirleyen arz ve talep dengesidir. Satıcı ve alıcı pazar ortamında buluşur karşılıklı dengeler sayesinde fiyat oluşur. Bir malın fiyatını belirleyen faktörlerin en büyüğü arz talep dengesidir.

    Ben şahsi kanaatimi söyleyeyim.

    Piyasada çok ucuz ballar olduğu gibi hakkında spekülasyon yapılıp fiyatları şişirilmiş ballar da var.

    Bana göre süzme bal için 30 lira, 40 lira gibi rakamlar ifade edilmesi fazla. Ben bir tüketici olarak bu paraları verip bal alamam.

    İkinci bir dikkatimi çeken husus bal ve reçel fiyatlarının karşılaştırılması. Size şunu söyleyeyim Reçelin hazırlanması süreci kesinlikle arılardan bal alınması sürecinden zahmetli.

    Benim köyde vişne bahçem var, yıllık 1200 kg civarında hasat yapıyoruz. Reçel aşamasına gelemeden, daha vişneyi dalından toplama aşamasına getirmek, kesinlikle arıcılıktan çok daha zahmetli.

    Eğer harcanan emek ve alınan parasal karşılık değerlendirmesi yapacaksak yaş meyveden yapılan reçelin daha pahalı olması lazım.

    Başka bir husus arıcılar marketlerde kavanozlarda büyük markalar tarafından satılan balların fiyatıyla, kendi ballarının fiyatını kıyaslıyor. İşte markette 20 ytl ise, kendi balı 30 ytl olmalı hesabı yapıyor.

    Arkadaşlar şöyle bir hesap kitap yapalım, 20 ytl ye satılan bal, üreticiden yaklaşık 5 ytl ye alınıyor. Geri kalan 15 ytl bal satıcı firmanın kasasına yüzde yüz kar olarak mı giriyor.

    Bu işin depolaması, işlenmesi, tesis maliyeti, nakliyesi, sistemde çalışanların maaşları ve İŞİN VERGİLENDİRME KISMI en sonunda da marketin kar payını alt alta koyduğunuzda kavanoz başına kaç para kazanılıyor acaba?

    Bizim arıcılarımızın çoğu kayıt dışı çalışıyor, satılan mal karşılığında herhangi bir şekilde vergi tahakkuk etmiyor.

    Arıcı balını tüketiciye 30 ytl ye sattığında bu paranın hepsi arıcının cebine giriyor, ama bir firma 20 ytl ye bal sattığında, işin doğası gereği bu paranın hepsi kendi kasasına giremiyor.

    Bir de dünya bal piyasasına bakarsak, balımızı dünyaya ihraç edelim büyük paralar kazanalım olayının da doğru olmadığını görürsünüz. Dünya piyasasında balın ortalama fiyatı 2 dolar civarında.

    Almanyada yerli bal kilosu 8 euro gibi bir fiyattan tüketiciye sunuluyor.

    Avrupa ülkelerinin tüketicilerinin alım güçleri bizden kat be kat yüksek olmasına rağmen, balı 8 euro fiyattan yiyebiliyorlar.

    Ülkemizde Avrupa ortalamasının dörtte biri kadar geliri olan tüketiciye, avrupalının 2 katı pahalı bal yedirmeye kalkmak ne kadar mantıklı bir yaklaşım?

    Bu işin tek çözümü verimli arıcılık yapmak. Çünkü Avrupalı arıcı ürettiği balı tüketiciye bizden daha ucuz satıyor ama bizden daha çok kazanıyor.

    Bizim ortalama bal üretimimiz 15 kg, Avrupalının üretimi 40 kg. “

  • #10566

    egehan
    Katılımcı

    Reçel baldan pahalı mı olur? :P

    Tamamen psikolojik işte…

    Çünkü bal denen gıda hala ülkemizde hastalık tedavisinde kullanıldığından bu olgu devam eder.

    Adamlar bizlerden 10 kat fazla bal tüketiyorlar demek ki bu adamların hepsi hasta…

  • #10570

    SIVASI
    Katılımcı

    Murat Bey,
    Bana göre Arıbeyi’nin görüşleri ile kendi görüşlerinizi desteklemeniz sizin de başlıktaki görüşü kabul ettiğinizi gösteriyor. Ben buna göre cevap vereceğim.
    Sizin de belirttiğiniz gibi alınan bal miktarı bal veren üç arıya değil, bal mevsimine giren arı sayısına bölünerek hesaplama yapılmalıdır. Buna göre babanızın alacağı 70 kg bal on koloniye bölündüğünde yedi kilogram bal üretmiş olursunuz. Bu miktar da SALDIM ÇAYIRA usulüne göre doğal bir sonuçtur. Aynı şekilde 120 vişne ağacından alınan bir ton ürün de ağaç başına sekiz kilogram yapar, ağaçlarınız meyve verecek olgunluğa geldiğinde kat -kat fazla ürün alabilirsiniz.
    Tarım ve hayvancılık doğru olarak yapıldığında ancak üretim artışı gerçekleşebiliyor. Dışarıdan bakıldığında her şey çok basit geliyor. Ne var ki ben de yaparım deniyor. Ancak işin içine girince ve kayıplar verilince aklımız başımıza geliyor, doğrusunu öğrenmeye ve yapmaya çalışıyoruz.
    Ben Arıbeyi’nin “Reçel aşamasına gelemeden, daha vişneyi dalından toplama aşamasına getirmek, kesinlikle arıcılıktan çok daha zahmetli. “ görüşüne katılmıyorum. Reçel üretimi aşamaları bal üretiminden zor olamaz. Öğrendiğim kadarıyla Vişne ağaçları, bir yılda iki- üç defa sulanır, bir defa budanır ve gübre verilir, hastalıklara karşı bir iki defa ilaçlanır, ot gelişimini engellemek için etrafı bir defa çapalanır. Olgunlaştıktan sonra birkaç günde hasat edilir. Bu işlemler doğru zamanda yapıldığında daha çok ürün alınabilir.
    Reçel yapımı çok kolaydır. Bir kilo reçel 2 YTL’ ye mal olur. Reçel her evde üretilebilir. Ancak balı sadece arı yapabilir. Gıda değeri tartışma kabul etmez. Arıların bal üretmek için ne kadar çalıştıklarını zaten biliyorsunuz. Ama iş arı ile sınırlı değildir. Arıcı da aynı oranda çalışmak zorunda kalır. Kış salkımında oldukları dönem dâhil haftada en az bir defa arılığa gidilir. Gidildiğinde boş durulmaz, hatta eve iş getirilir. Çalışmadan da Türkiye ortalaması altında bal alınabilir, ancak babanızın, arısını öldüren arıcılar listesinde yer almamasını dilerim.

  • #10571

    SEKERLI
    Katılımcı

    Geçtiğimiz yıl 850 gr lık kavanoz da ayçiçek balını 8 ytl ye sattım.

    Bir teneke baldan ortalama 850 gr lık 32 kavanoz bal çıkıyor.

    Bir arıdan ortalama 1.5 teneke bal aldığıma göre 32+16=48 kavanoz bal arı başına.

    48*8=384 ytl arıyı gezdirmiyorum sabit arıcılıktan bahsediyorum
    % 15 masraf koyalım yaklaşık 60 ytl masraf olur 384-60=324 ytl

    Arı başına 324 ytl kazanç çok iyi kazançtır ki bu yıl inşallah daha fazla olacak.

    Ayçiçeğini eken çiftçi dönüm başına bu parayı kazanamaz.

    O ayçiçeğini ekmek için yaptığı yatırımı göz ardı etmemek gerekir.

    Mesela traktörün fiatı yaklaşık 50.000 ytl yaklaşık traktörün yarısı kadar da ekipman parası ve arazi parası artı tohum,gübre,ilaç gibi masraflar.

    Bu yapmış olduğum hesap aslında çok doğru bir hesap ta değil.

    Şöyle ki; çevreme göre konuşuyorum bu işi uzun zamandır yapıyorum ister hobi deyin ister ticaret deyin zorlanmadan parakende olarak sattığım bal 1 ton civarı.

    Daha fazlasını satamadığım için 1 tonun çok üzerinde üretme imkanım varken üretme ihtiyacı da duymadım.

    Yani şunu demek istiyorum kendimi 1 ton ile sınırladım.

    Ayçiçek balının toptan fiatı geçtiğimiz yıl 110 ytl bir önceki yıl 80 ytl ondan bir önceki yıl da 60 ytl bu fiatlara fazlasını hiç üretmem.

    2006 yılında sıkıştım balımı toptan verdim tenekesi 80 ytl içim sızladı bir yıllık emeğimi yok parasına verdim.

    Ama bu gün için konuşursak ayçiçek balının teneke fiatı 170 ytl olarak açıklanmış bana göre çok iyi fiat tabii ki uygulanırsa.

    Ayçiçekte arıya yapılan normal bir bakım ile koloni başına iki teneke bal alınabilir.

    Ayçiçekten önce alınan balı da hesaplarsak sezonda koloni başına 3 veya 4 teneke bal alınabilir.

    Gezginci arıcılıkta masraflar yaklaşık %25 dersek kalan net kar şu an için iyi bir gelir diye düşünüyorum.

    Şunu demek istiyorum 1 kg. bal için 30 veya 40ytl çok fazla.

    Asgari ücretin 500 ytl olduğu ülkemizde balın kg fiatı peynirin kg fiatını geçmemelidir.

    Sayın Halil beyin dediği gibi bal ilaç olmaktan çıkmalıdır.

    Bu gün Mehmet Yüksel beyin bloğuna göz attım şaşırdım.

    1kg kek 1 euro yaklaşık 1.80 ytl bizde şeker 2.25 ytl.

    1kg kek te ortalama 5 ytl.

    Almanya’da kek fiatı bizdeki şekerden çok daha ucuz bu nasıl iş ben anlamadım.

    Aslında arıcıya şeker ve mazot daha uygun fiatla verilmeli biz yat sahiplerinden daha zengin değiliz.

    Bal borsası kurulmalı kim ne üretti ise karşılığını almalı.

    Şekerden üretilen bal çiçek ballarından ayrı muamele görmeli.

    Hep birlikte bunların mücadelesini vermeliyiz diye düşünüyorum.

  • #10572

    kalenderi
    Katılımcı

    merhaba bende size bravo diyorum saygılarımla

  • #10573

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sevgili arkadaşlar tartışmaya görüşleri ile katkıda bulunan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

    İlkönce Halil Bilen arkadaşımızın işaret ettiği noktanın haklılığını belirtmek istiyorum. Türkiyede bal algılaması bir gıda tüketim maddesi olmasından daha çok, hastalık tedavisinde kullanılan gizemli bir ürün şeklinde.

    Bu yüzden fiyatlar spekülatif, gerçek değerinde değil.

    Halkın arasında çeşitli inanışlar yaygınlaşmış, bu inanışlar doğrultusunda üretilen sınırlı miktarlardaki ballar yüksek fiyatlara satılabiliyor.

    Türkiye geneline bakıldığında, kimi yerde 30, 40, 50 gibi yüksek fiyatlar görülürken, kimi yerde arıcı 10 ytl ye satabilse sevinçten göbek atacak.

    Onun için diyorum ki, işin inanma, efsane ve söylenti kısmını bırakarak, olayı dünya ölçeğinde değerlendirip, arıcılık sektörünün dünya toplumlarında nerede bulunması gerekiyorsa orada bulunmasına çalışmalıyız.

    Bunu yaparken de elimizdeki bilimsel veriler üzerinden hareket etmek zorundayız.

    Arıcılık ve arı ürünleri üretimi gerçekten çok önemli ve olmadığında büyük sorunlara yol açacak bir uğraş.

    Ve malesef günümüzde de ülkemizde kıymeti bilinmiyor.

    Arıcılığın ve Arı ürünlerinin piyasada yeteri kadar etkili olamayışının nedenlerini hep birlikte tartışıp, çözüm yollarının neler olabileceğini bulmalıyız.

    İşte bunu yaparken de gerçek olmayan, abartılı, arı ürünlerinin her derde deva olduğu, arı ürünlerinin diğer bütün gıdalardan çok çok çok üstün olduğu gibi yaklaşımlarından vazgeçmemiz gerekiyor.

    Eğer arıcılığı saygın bir hale getirmek, arı ürünlerini her Türk mutfağının baş köşesinde yer almasını istiyorsak, gerçek durum ne ise onu ortaya koymalı vurgulamalıyız.

    Bakın ben arıcıyım ve bundan çok büyük gurur duyuyorum. Ürettiğim baldan daha çok, arıların ekolojik çevreye yaptığı katkılar bende büyük heyecan uyandırıyor. Onların çalışma şekillerine baktığımda hayatın kaynağını görüyorum. Ve ölünceye kadar da sağlığım izin verdiği sürece arıcılıktan vazgeçmeyeceğim.

    Mide rahatsızlığım dolayısıyla bir ara sürekli olarak düzenli bal tüketiyordum. 2003 yılında ise çok ciddi bir mide kanaması geçirdim ve neredeyse ölümün kenarından döndüm. Her derde özellikle mide hastalıklarına deva olan balı sürekli tüketirken niye mide kanaması geçirmiştim?

    Bu durumu Apiterapi konusunda uzman olan Muhsin Doğaroğlu hocamıza sordum. Verdiği cevap beni çok şaşırttı.

    Bana dedi ki, bal içindeki yoğun şekerden dolayı midenin asit salgılamasını artırır, bu da ülserin iyleşmesine değil daha da kötüleşmesine neden olur.

    Ama benim o zamana kadar okumuş olduğum bütün arıcılık kaynakları ve diğer arıcılar mide, ülser hastalığının tedavisinde bal yenilmesini öneriyorlardı.

    Hatta yanılmıyorsam Nizamettin Kayral hocanın kitabında sabah aç karnına büyük miktarlarda yenilmesi önerisi vardı.

    Şimdi bu yaşananlardan sonra olayları yeniden değerlendirmek ve ezberleri bozmak gerekiyor.

    Bal ve diğer arı ürünleri nedir, bileşimlerinde neler vardır, bu maddeler insan yaşamı ve sağlığı açısından ne kadar önemlidir gibi soruları sorup, bunların gerçek bilimsel cevaplarını bulmak zorundayız.

    Benim etrafımda gördüğüm uygulamalara bakınca ise, ülkemizde malesef bazı arıcıların bal üretimleri değil sağlık kazandırmak, sağlığı tehdit edecek nitelikte.

    Tartışmanın temel noktası vişne üretiminin zorluğu ve arıcılığı karşılaştırmamla ortaya çıktı.

    Yine söylediğim gibi burdaki amaç iki ürünü birbiriyle kıyaslayıp birbirine karşı olan üstünlüğünü vurgulamak değil.

    Doğada yetişen her bitkinin ve her meyvenin kendine göre ayrı bir önemi var.

    Ama reçel denilen şey balın büyüklüğünü üstünlüğünü vurgulamak için kıyaslanacak ezik büzük birşey değil.

    Ben taze meyve aşamasına kadar olan kısmı yaşadım ve büyük zorlukları var. Bana kesinlikle arıcılıktan daha zor geldi.

    Bu arada ilgilenen arkadaşlara iki link vermek istiyorum. Birincisi Vişne reçelinin besin değeri, ikincisi Bal besin değerleri.
    http://www.besinler.net/nutrdetails.aspx?NDB_Num=50344
    http://www.besinler.net/nutrdetails.aspx?NDB_Num=51296
    Sonuçlar bana çok enteresan geldi.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.