ARI VE SALKIM

Home Forumlar ARICILIK Genel Arıcılık ARI VE SALKIM

Bu konu 15 yanıt ve 10 izleyen içeriyor ve en son  ispirli tarafından 18 yıl 5 ay önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6673

    kadioglu
    Katılımcı

    değerli arıcı dostlarım istanbul ve cıvarında gündüzlerin güneşli ve biraz sıcak oluşu arıların kış salkımı oluşturamayışı bal tüketimini had safaya çıkarmış durumdadır konuştuğum bir çok arıcı arkadaşım aynı dertlerden şikayetçiler biz arıcılar olarak biraz uyanık olmalıyızki açlık vesilesi ile koloni zahiyatımız olmasın çünkü bu gün üç arkadaşımın arılığını ziyaret ettim ve arılarının açlık sınırında olduğunu üzülerek öğrendim helede biri varki içlerinde kasım ayı ortalarında varova ilaçlaması yaparken 10 çıtasının yarıdan fazlaları mühürlü bal doluydu o arının balının bitmiş olduğunu görünce eyvah dedim benimkiler tamamen sönmüş dedim kendi kendime.
    birde gündüzleri güneş alan yerler sıcak oluyor arı uçuşa çıkıyor fakat kovana geri dönemiyor bu nedenle kovan arı mevcüdlerinde bayağı eksilmeler var çünkü güneş almayan yerlerde bayağı soğuk.
    havalar dahada soğumadan yiyecekleri eksik olan kolonilerimizin takviyelerini yapalım. birde önemli bal dolu çıtalar kenarlarda kalıyor ve arı salkım oluşturunca dış kısımlardaki ballı polenli çıtaya ulaşamıyor ve açlıktan ölüyor. iki çıtalık bir arım bu şekilde telef oldu ruşet kovanda sıkıştırmamıştım dış iki çıta ful bal ve polen doluydu geçen haftaki soğuklarda dıştaki balı çıtalara ulaşamamışlar üst satırlarda belirttiğim üzere orta kısımlardaki balları tükenmiş zaten toplam 150 200 cıvarı arı kalmış üzerlerine kek verdimse bile fayda etmemiştir.
    bütün arıcı dostlarımın kovanlarını kontrol etmelerini ve yiyecekleri bitenlere takviye etmelerini tavsiye ederim çünkü daha 2.5 -3 ay cıvarında kış var daha önümüzde.

  • #9642

    Hasgul
    Katılımcı

    Değerli arkadaşım çok önemli bir konuya dikkat çekmişsiniz Kuarak geçen yaz mevsiminin ardından Kar yağmadan arasıra güneşli geçen havalar gerçekten arıların bitmesine zemin hazırlamış oluyor bu durumda yapılması gereken hızla müdahale edip güneşli bir havada bu tip kovanlara besleyici kek verip kovanın üzerini çatı izalasyonunda kullanılan zifti siyah kaüğıtla kapatıp kekide arıların salkım yaptığı yerin üzerine koymak gerekiyor bu bahsi geçen siyah ziftli kağıt az güneşte bile sıcağı kovanın üzerine yoğunlaştırıp arıların keki yiyerek beslenmelerine olanak sağlar
    hiç değilse kovanın tamamen sönmesine engel olunmuş olur diye düşünüyorum
    İyi çalışmalar

  • #9643

    muratakin
    Katılımcı

    Sayın Arkadaşlar:

    Kuraklıktan dolayı arılar sıkıntılı bir yıl geçirdiler, etkisi hala sürüyor, arı ölümleri ve kovan sönmeleri fazla olabilir.
    Arıların son zamanda getirdiği balların kalitesini bilemiyoruz .kuraklıktan dolayı çiçeklerde etkilendi.Yani kovandaki bal arı gelişimini kötü yönde etkileyebilir.

    Her bal arının kış besini için uygun olmuyor.

    Sayın Hasgül yaptığınız işlemler doğru olabilir ama arı azalmasından dertlisiniz.
    Arıları sarmışsınınız kovan içi ısıyı belki birkaç derece arttırmışsınız ve sıcak tutmaya çalışıyorsunuz dışarı soğuk, soğukta dışarıya çıkan arılar kovana dönemiyorlar, salkım yapmasını engelliyorsunuz.

    Acaba diyorum kovan ağızlarını kuzeye çevirsek, ağzına kuzeyden esen soğuk rüzgarlar girse arılar salkım yapsa iyi olmaz mı diye düşünüyorum. Çünkü bu uygulamayı yapanlar var.

    Saygılar.

  • #9644

    Hasanisik
    Katılımcı

    3191.jpg İyi seneler arkadaşlar. Gecenin bu saatinde yazmam sizi şaşırtmaz sanırım, ara sıra PS ancak bu saatlerde boş kalıyor,bende fırsattan istifade etmeye çalışıyorum.Aslında benim zizlerle temas kurmam nekadar doğru hiç b
    ilemiyorum, nedeni şu:
    Sitelerinizi dikkatle izliyorum, ve görüyorum ki zizlerde arıcılık çok çok ilerde.
    Sizler arıcılığın kitabını yazmış insanlar’sınız,bu yüzden bana söz düşmez.(diyorum).Herşeye rağmen yazmadan edemeyecem,beni lütfen bağışlayın.
    Yukardaki konuya değinmek istiyorum,ben göçmen olduğumu söylemiştim, benim yaptığım arıcılık sizin kisinle hiç bağdaşmıyor.
    Sebeb; yore farkı….. . Bizler 30 EKİM’den sonra ne sebeple olursa olsun,14 ŞUBART’ta kadar kapak açmazdık.
    Arıları uyandırmak için,güzel bir güneşli havada,kapak kaldırıp ilk kek’i verirdik.(dışarıda 50sm kaar olsa bile).Havalar ısınana kadar kek verirdik,gerekirse şeker eritip şerbet olarak vermeye devam ederdik.

    Bizde amaç salkım balına ,arıları yetiştirmek.Bizde havalar sovuk olduğu için 10.MAYIS’tan sonra salkım ağacı çiçeğe bürünürdü.
    Bu tarihe kadar arıcılar arıların her türlü bakımlarını bitirmiş olurlar. Yazmakla her usulünü yazamam ama burada (TR)arıcılık farklı (benim için).Bana yer verdiğiniz için ,sizlere TEŞEKKÜR ediyorum,2008 yılı hepinize sağlık,mutlulukve bol kazançlar getirmesini diliyorum.

    H O Ş Ç A K A L I N (H A S A N)

  • #9645

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Hasan Bey,

    Bizim arıcılığı Türkiye’de en iyi bilenler gibi bir iddiamız yok.

    Biz bilgimizi paylaşmayı, yeni bilgiler edinmeyi, arıcılık muhabbeti yapmayı, arıyı ve arıcıları seviyoruz.

    Bizden daha iyi bilenler bilgilerini kendilerine sakladıkları için, biz bilebildiğimiz kadarını diğer arıcılarla paylaşmak ve bilemediklerimizi de başkalarından öğrenmek için böyle bir ortam oluşturduk.

    Ben çok eminim ki, bizim bilmediğimiz çok şeyi siz biliyorsunuzdur. Onun için size yanlış gelen şeyleri yazarsanız çok seviniriz.

    30 Ekimden sonra kapatır 14 Şubata kadar kapak açmazdık tespitiniz çok doğru.

    Çünkü arının gıdasını sonbaharda tamamlayıp, kış boyunca rahatsız etmemek gerekir.

    Fakat bu sene kış mevsimi bir türlü gelmedi. Arılar sürekli uçuş yapıyorlar.

    Bir çok arkadaş geçmiş yıllardan gelen tecrübesiyle kışın yeter diye bıraktığı balları arılar şimdiden bitirdiler.

    Aralık-Ocak ayında hala arıların kapaklarının açılmasının sebebi, kış mevsiminin bir türlü gelmemiş olması.

    Yoksa normal şartlarda Kasım, Aralık, Ocak aylarında kapak açmak doğru bir hareket değil.

  • #9647

    kadioglu
    Katılımcı

    değerli arıcı dostlarım konular konuları açıyor her ne kadar arıcılığın içinde 30 yılı aşkın süredir isede bilmediğim ve öğrenmeye çalıştığım çok şey var
    ben arıcılığa başladığım zamanlarda ne varova ne kek nede v.s şeyler vardı birçok karadenizli kardeşimizin bloglarında gördüğümüz gibi bizde kara kovan arıcılığı vardı bu kovanlar gürgen ıhlamur veya yöreye has bir ağacın 10 15 metre yüksekliğine kovanı koymak için kurulan düzenek lere konulur ve senede 1 kere ağustoz yada eylül ayında bal alınırdı ondan sonra değil kapak açmak kovanın yanına bile gidilmezdibu yüzden fenni arıcılık çıktı kontrol tamamen elimizde lütfen ülkemiz arıcılığına katkıda bulunmak istiyorsak kolonilerimizi iyi bakalım elimizden geldiğince koloni sayımızı muhafaza etmeye çalışalım .
    güzel havalarda kontrölerini yapalım demeyelimki benim arımın balı var birşey olmaz ilk yazımda belirtiğim izere arkadaşın arısında 20 kg cıvarı bal vardı amma açlık sınırına gelmiş.
    birde hasan bey kardeşimiz gibi başka ülkelerde arıcılık yapmış kardeşlerimizin bilgilerini bizlerle paylaşırsa daha çok memnun olacaz.
    büyük şefimin dediği gibi en iyi bilenler diye bir idiamız yok arılıklarımızda yaşadığımız olumlu olumsuz durum ları gerek blog larımızda gerekse beyaz kovan da her zaman sizlerle paylaşmaya çalışacağız hiç bir zaman ben bu işi çok biliyorum duygusuna kapılmadan bütün eğri ve doğruları gocunmadan sizlerle paylaşmaya çalışacam. ki sizarıcı dostlarımın iyi veye kötü yorumlarını alacamki sonunda en doğruyu bula bileyım.

  • #9649

    muratakin
    Katılımcı

    Arkadaşlar:

    Beyazkovan sitesini genelde amatör arıcıların buluştuğu büyük arıcılar kahvesi gibi düşünüyorum.

    Herkesin kendine göre bildikleri vardır. Önemli olan cesaret gösterip bu siteye girmektir.

    Öyle bir an gelebilir ki çok az bilen bir arıcı bile çok bilen bir arıcıya farkında olmadan ışık yakabilir, paylaşım sitesi olduğundan herkes bir diğerini saygıyla dinler, iyiyi ve doğruyu bulmaya çalışırlar.

    Benim asıl yazmak istediğim bir açıklamaydı bilmeyen arkadaşlar için salkım çiçeğinin akasya ağacı ve çiçeği olduğunu bazı yörelerde akasya ağacının diğer adının da kıral ağacını olduğunu belirteyim bölge adı belirtmeye pek gerek duymadım bazı yerlerde bu adla karşımıza çıkabilir.

    her ülkede az da olsa arılık farklı yapılıyor gerçeği biliyorsa orada yıl boyunca ne kadar şeker verildiğini yazsında arkadaşlar bilsinler.

    Hasan ışık kardeşimin koyduğu o çoçuk resminin arıcılıkla bağlantısını kavrayamadım.

  • #9650

    odemircio
    Katılımcı

    değerli arıcı abilerim
    öncelikle mutlu ve güzel bir sene geçirmeniz dileğiyle başlıcam.
    onur ben rizede yaşıyorum ve arıcılıkla yakın zamndır ilgileniyorum bilgilerimin çoğunu bu siteden edindim desem yeridir.
    sizlerinde bahsettiği sıkıntıları yaşıyorum kovanlardaki balın bittiğinden emin olamıyorum ama yaklaşık 45 gün önce verdiğim kekleri arılar yemiş kapakları aralayıp bukadarına baka bildim
    deyorumki: 1. sorum bu aylarda çerçeveleri çıkartıp balın bittine bakmakmı akıllıca yoksa hiç bakmadan kekmi vermeliyiz??
    2. sorum ise bazı kovanların önunda ölü arılar var bunlar dışarı çıktığındanmı ölüyor.???
    3. kovan ağızlarını kuzeye çevire bilirmiyiz yani yerlerinimi değiştirecez?? güneşi gördükçe çıkıyorlar.
    sizlerden gelecek cevaplara şimdiden teşekkürler

  • #9651

    egehan
    Katılımcı
    Quote:
    1. sorum bu aylarda çerçeveleri çıkartıp balın bittine bakmakmı akıllıca yoksa hiç bakmadan kekmi vermeliyiz??

    Çerçevelerdeki balın varlığı ve yokluğunu anlamak için tüm çerçeveleri kontrol etmeye gerek yok. Arıların salkım yaptıkları bölgedeki çerçevelerin kemer kısmını görmek için çerçeveleri çekmeden de arasından görebilirsin.Gerekirse güzel bir havada çok az aralayarak bakabilirsin. Kek verme konusuna gelince daha önce verdiğin kekleri yediklerine göre ve kek verebilecek durumun varsa tekrar kek verebilirsin. İhtiyat olarak dursun. Salkımın dışında bulunan balların tüketimi hava şartlarının soğukluğu ölçüsünde salkımın bozulamaması sebebiyle ulaşamadıklarından pek bir önem arz etmiyor.
    Dolayısı ile eğer salkım bölgesinde bir bal kritiği olduğunu düşünüyorsanız katı besleme yapabilirsiniz.

    Quote:
    2. sorum ise bazı kovanların önunda ölü arılar var bunlar dışarı çıktığındanmı ölüyor.???

    Kovanların önünde bugünlerde görülen arı ölümleri kolonilerin doğal ölümleridir. Hemen her gün belli bir oranda ölüm gerçekleşmektedir. Hatta salkımın içinde bile ölü arılar bulunabilmektedir. Hava şartları uçuşa müsait olduğunda kovan içinde ölenler hemen kapı önüne atılırlar ve karınca vb. faaliyetler olmadığından bizler arı ölümlerini görebiliriz. Bazen bu ölümlere güneşe aldanarak uçuşa çıkan ama soğuk sebebiyle geri döenemeyen arılarda eklenebilir. Bu durumlar çok doğal karşılanmalıdır. Bazı kovanlarda az bazı kovanlarda çok ölü olmasınında bir çok sebebi var.

    Büyükşehirlerin mezarlıkları daha büyük olur.
    Veya küçük bir ilçede başgösteren bir bir problem cenaze işlerini hızlandırır…

    Quote:
    3. kovan ağızlarını kuzeye çevire bilirmiyiz yani yerlerinimi değiştirecez?? güneşi gördükçe çıkıyorlar.

    Güneşi gördükçe çıkmalarının zararı kadar faydalarıda mevcut. Bu yüzden koloninin yerlerinin değiştirmeye gerek yok.

    Çünkü uçuş olan kolonilerde içeride salkım devam etmektedir ve bu uçuş sayısı hiç önemli değildir iklimi soğuk olan yerlerde…

    Ancak güneşle birlikte seyreden yüksek ısı arının salkımı bozmasını ve uçuş sayısını arttırıyorsa bu da stok tüketimini arttıran bir durum.

    Uçuşları takip ederseniz çok kısa turlar halinde genellikle dışkılama amaçlı uçuşlardır. Bu tür dışkılama yapamayan arıların baharda başka sorunlarla karşılaşacağını da unutmamak lazımdır.

    Bulunduğunuz bölge itibarıyla bu tür uçuşların sakıncası olduğunu sanmıyorum.

  • #9652

    Hasanisik
    Katılımcı

    Mhb.arkadaşlar, bu gün bu üçüncü yazım. 20 dakika önce bir yazdım, ama elektrik kesintisi oldu ,herşey silindi.Bu hastalık benimse vazgeçmek yok diyorum. Ben arıyı da severim, arıcıyı da,neden bildiklerimi sizlerle paylaşmayam. Sitelerinizde görüyorum ki,sizler çok sayıda koloniyle çalışmakta sınız,elbette sizler daha tecrubelisiniz,bundan hiç kuşkum yok. Uzatmadan buyuk şef diye hitab edilen abimizin sorusuna ceva yazayım. Benim yazdıklarıma sizler arkadaşlar sakın alınmayın,
    Herkes kendi yore şartlarına göre bakımlarını uygulasın. İllaki yanlış diye hitab etiğimi istiyorsanız, söyleyem.
    1.Arı kolonilerin(kovanların)kışlatırken daraltılmaması.
    Bana göre her kovan 6veya 7 çerçeve bırakılmalı,arıların mevcudu dikate alınıpta.
    Daraltılmayan kovan kendisini ısıtamas,artı kovanın arılardan oluşan(çıkan) buharı neden hiç kimse hesaba katmıyor? Bir düşünün bakem, bu buhar kovanın duvarlarına yapışıpta sizlerin önünüze çıkmıyor mu?
    Çerçevelerde (ilk yazın)oluşan (mavi küf) diye hitab etiğimiz nedir arkadaşlar?

    Buharın damlacıklar haline gelmemesi için ne yapılacağını sanırım herkes bilir.
    Eğer benim yazdıklarım yanlış ise ,lütfen beni’de uyarın..Diğer arkadaşlara da danışın ki yanlış bir iş uygulanmasın.
    2. Kasım Aralık aylarında kek verme olayı (BANA GÖRE)tamamen yanlış.
    Neden: Azıcık açıklama yapayım.
    Havalar nasıl giderse gitsin, kek verildiği andan itibaren Ana arı az’da olsa yumurta bırakmaya teşfik ediliyor,işçi arılar tarafından.Bundan dolayı,işçi arılar ve ana arı bulundukları yeri(yumurtaları)terk edemiyorlar,oldukları yerdeki balları tüketip diğer ballı çerçevelere ulaşamıyorlar. sonuç belli ARILER ÖLDÜ AÇLIKTAN.
    ARKADAŞLAR; bu benim yazdıklarımı okuyup ve okumayan arkadaşlardan şimdiden ÖZÜR diliyorum,bunlar benim bazı bildiklerim,ama sakın kimse alınmasın,kimseyi yanıltmak istemem. H E R K E S kendi bildiklerini doğru bulduğunu uygularsa iyi olur.Herkesten tekrar tekrar özür diliyorum.
    Bu arada Sn.MURAT AKIN bey’ede teşekkür ederim,yazmış olduğum (salkım)kelimesinin açıklamasını yaptığı için.
    Resme gelince,düşündüğüm başka bir resim vardı ama onu bulamadım,biraz’da gır gır olsun dedim.
    Başınızı ağarttığım için ne olur bağaşlayın bei….. .
    Hepinize SAYGILARIMI sunarım.( H A S A N )

  • #9653

    Hasgul
    Katılımcı

    Merhaba murat kardeşim yine ısrarla bahsetmek istediğim konu KURAK GEÇEN YAZ MEVSİMİ bu tip geçen yaz mevsimleri arı ve arıcılığın kara yıllarıdır bu kurak mevsimler bütün doğayı etkileyip dolayısıyla arılar üzerinde büyük tahribat yapıyor şöyleki kurak iklimlerde varao paraziti koloniye diğer yıllara göre daha fazla zarar vermektedir bu sebeple yapılması gereken peryodik ilaçlama takvimine ilave olarak daha etkili mücadele gerektirmektedir çünkü bu varao belası sadece yavru kanatlarını yemekle kalmayıp mevcut koloninin kanını emip koloninin kovanda kışlama ömrünü azaltmaktadır buda normal bir arıcı tarafından zor bir tesbittir.zaten geçtçğimiz yıl kayıp olan arıların kayboluş sebebinin birisi de budur.birde bu iklimlerin değişimini kabul ediyorsak bizlerde değişmeliyiz diye düşünüyorum artık öyle güzün arıları kapatıp baharın ölen ölür kalan sağlar bizim mantığıyla arıcılık yapmak tarihe karıştı bir türlü yağmayan kar arıların kışa kosantire olmalarına müsade etmiyor dikkat ettiysen arılar bir hafta bile geçmeden arasıra düzelen havalarla birlikte uçuşa çıkıyorlar ve dolayısıyla telef oluyorlar zaten ortam sıcaklığı 14 dereceyi bulduğu anda sen kovanın ağzını kuzeye bile çevirsen arılar dışarıya çıkmaya devam edeceklerdir bunun için senin kovanın uçuş deliğini kuzeye çevirmen sana sonuç vermez çünkü dışarıdaki ortam sıcaklığıyla ilgili bu konu. ben sadece besleme amaçlı verilecek kekin kovan kapağının altında arıların tüketebileceği sıcaklığın oluşması için sana o tavsiyede bulundum
    iyi çalışmalar
    Hasan gültekin

  • #9655

    egehan
    Katılımcı

    Hasgul yazan:

    Quote:
    çünkü bu varao belası sadece yavru kanatlarını yemekle kalmayıp mevcut koloninin kanını emip koloninin kovanda kışlama ömrünü azaltmaktadır buda normal bir arıcı tarafından zor bir tesbittir.

    Varroa arıların kanatlarını yemez.

  • #9656

    Hasgul
    Katılımcı

    Haklısınız Ana ve işçi arıların ömürleri kısalır. İşçi arılar normalden küçük olur. Özellikle pupa döneminde önemli ölçüde canlı ağırlık kaybı olur. diye acıklayıcı yazmam gerekiyordu

  • #9657

    ariciahmet
    Katılımcı

    Gene birşey öğrendimmi yanlışmi anladım.
    Halıl bey varova arıların kanadını yemez dediniz .
    Arılıkda varovanın varlığının en önemli belirtisi yerde kanatsız arıların dolaşmasıdır.
    Yoksa larva iken varova tarafından yendiğini askerken kanadlarını varova yemez bunumu demek istediniz.
    İyi akşamlar

  • #9658

    demet
    Katılımcı

    Hasan Işık bey; Türkiye’ye döneli ne kadar oldu? Yada şöyle söyliyim: Türkiye’ye kesin döndünüz mü?
    Yazınızda hep geldiğiniz ülkeden bahsederken “ Biz şöyle yapardık, biz böyle yapardık” demişsiniz. Garibime gitti. Sanki siz ayrısınız, bu foruma yazan diğerleri ayrı gibi!!!

    Arıcılığı başka yerde öğrenmiş veya uygulamış olmanız bir sorun değil ki. Artık bu ülkede olduğunuza göre sen yok, ben yok, sadece biz varız. Biz hepimiz bu ülkenin bütününü oluşturuyoruz.

    Türkiye de dört mevsim birden yaşanıyor. Doğuda kutup soğukları, Antalya da denize girenler. Şimdi bu bölgelerdeki arıcıların uygulamaları birbirine tıpatıp benzer mi hiç sanmıyorum.
    Ha ;dünyanın her yerinde yapılan arıcılıklarda asgari müşterekler mutlaka vardır. Orası kesin!
    Bizde bu ortak paydayı yakalayacağız.

    Şimdi salkıma dönecek olursak, vallahi sizleri ağzım bir karış açık dinliyorum. “Arılar uçuş yapıyor, bacaklarında polen getiriyor” diyorsunuz ya ! İnanmıyorum. Bizim burada havalar soğuk.Arılarım hiç kımıldamıyor. Kasımın başında besleme kutusuna bal koyup, arıyı kapamışım. Bir daha açmadım. Hep dışardan gözlemliyorum. İki ayda sayılı uçuş yapabilmişlerdir. En son 9 aralıkta yavru uçurmaya benzer kısa süreli uçuş yaptıklarını görmüştüm.

    Benim kovanların besleme kutuları üzerinde duruyor. Örtü tahtası yerine kontroplak var. Üzerinde birkaç kat gazete. En dışta ziftli kağıt. Doğru düzgün güneş olmadığı için ziftli kağıdın şu an kovanları ısıtma yönünde pek bir fayda verdiğini sanmıyorum. Sadece yağmurdan ve soğuk rüzgardan koruyor olabilir. Giriş delikleri 5-6 cm. Kovanlar doğuya bakıyor.

    Ara sıra ölü arıları dışarı yolluyorlar. Kalabalık kovanların önünde daha çok ölü var. Geçenlerde kovanın içine nasıl bakabilirim diye düşündüm. Arıları uzun süredir göremedim merak ediyorum. Arıyı açmakta mümkün değil. Marketten led’li bir kafa lambası almıştım. Kovanın giriş deliğinden içeri ışığı gönderdim. Çerçevelerin alt kısımları gözüküyor.Veee arı salkımı! Kovanların orta kısımlarında yapılmış. Aşağıya kadar sarkıyorlar. Ama kovanın tabanına değmiyorlar.

    Tabi ki hareketsiz duran arılar aniden gözlerine parlak ışığı yiyince; sen misin bizi rahatsız eden,hemen birkaç tanesi harekete geçti. Bende iyi göreyim diye burnumu neredeyse kovanın içine sokmuşum, onlarda beni sokacaklardı. Bereket versin kovalamadılar. Hava soğuk ya maske takmamışım. Bir kovan hariç hepsinde salkımı gördüm.

    Aslında salkımı rahatsız etmek doğru davranış değil. Daha çok enerji harcamalarına sebep oluyor. İşte akıl fazla gelince böyle oluyor. Bu kış kendi kafama göre bir yol izliyorum. Bahara çıkabilirsek ondan sonrasına Allah kerim.

  • #9659

    ispirli
    Katılımcı

    Merhabalar.
    Arıcıahmet Bey;
    Halil Bey doğru söylüyor.Varroa arıların kanatlarını yemez.İstese de yiyemez.Çünkü varroa emici ağız yapısına sahiptir,emerek beslenirler.Evet kovanların önünde gördüğümüz kanatsız arılarda tamamen varroanın eseri.Peki nasıl oluyor. Açıklayalım.
    Petek gözünün içinde bulunan varroa yumurtalarından çıkan varroa yavruları arı larvasının lemolenfini emerek büyürler.Tam olarak beslenemeyen larva da oluşumunu tamamlayamaz. Kanatsız bazende eksik bacaklı olarak petek gözünden dışarı çıkmak zorunda kalır.Arılarda onları dışarı atarlar.
    SAYGILARIMLA.

    http://huseyinispirli.blogspot.com/

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.