Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Bende balı arıların yakınında küçük bir odada süzüyorum. Bundan önce peteklerin üzerinde içeriye arı götürmeyeyim diye çok uğraşırdım.Çerçeveleri adamakıllı süpürürdüm. Yanlışlıkla içeri girmiş olanları da dışarıya çıkarırdım.
Geçen gün bal süzmeye kalktım. (Bal alacağım 3 kovan var, 3 katlı) Şu an için en üst katları süzeceğim, sonra ikinci katları. Katlardaki çerçeveler 9 çıta. Bende aralarına biraz daha boşluk vermişim. Bu arada sanırım ayarı biraz kaçırmışım. Arılar çerçeveleri şişirmişlerde şişirmişler. Çerçeveler ağır, silkelemek istiyorum olmuyor ,bir elimle kulağından tutup diğer elle süpürmeye çalışıyorum olmuyor.
Süzüm odasına arı götürmek istemiyorum. Ancak ne kadar uğraşsam da üzerlerinde mutlaka arı kalıyor. Sonra Halil beyin yazısı aklıma geldi.”süzüm de içeriye giren arıdan korkmayın size zarar vermez ; sadece süzüm süresince arıyı dışarıya bırakmayın” diyordu. Bende üzerlerinde bir miktar arıyla çerçeveleri üçer üçer içeri taşıdım.
(Süzmeden önce petekleri tartıyorum. Bir tanesi 4 kilo diğerleri hep 5.250-5.600. Şimdiye kadar böyle tombul petek görmemiştim)İçeri giren arılar gerçekten problem çıkarmadı. Buna rağmen; süzüm süresince maskemi üzerimden çıkarmadım. Süzüm bitti; çerçeveleri yalatmaya verdim, odanın içerisini iyice temizledikten sonra kapıyı açtım. İçerideki arılar problemsiz şekilde dışarı çıktılar. Nektar akışı devam ettiği için herhangi bir yağma durumu da gözükmedi.
-
Tası tarağı toplayıp balları süzmeye gidicem; baktım ki tas var; tarak yok! Bu zamana kadar neden almadım bilmiyorum. Sıcak bir gün Sayın Şekerli’nin söylediği depoya gittim. (Bazı malzemeleri bende oradan alıyorum zaten) İnternette baktığıma göre plastik saplı taraklar 1 lira civarı, bıçaklar 10 lira.
Dükkana girdim. Baktım bıçaklar şu tırtırlı olanlardan (murat beyin dediği gibi); taraklar plastik saplı .Birde şu elektrikli bıçaktan var.
-Bakar mısınız; şu malzemelerin fiyatı nedir acaba?
Bir dakika fiyat listesini alıp geliyorum.
-Sır bıçağı ne kadar?( listeye bakıyor)
Maalesef burada fiyatı yazmıyor;
-Fiyatı belli değil yani! Sır tarakları ne kadar?
5 lira.
– Biraz pahalı değil mi? İnternette baktım 1 liraya satıyorlar. Hem bunlar ufaktan küflenmeye başlamış. Bunların paslanmaz malzemeden olması gerekmiyor muydu?
Tarağı alıyor ve küflenmeyi inceliyor.
Abla; bunlar durmaktan küflenmiş kullanırken bir şey olmaz.
-Elektrikli sır bıçağı ne kadar? Duyduğuma göre 80 liraya satıyormuşsunuz ,öyle dediler;
Hayır; bize girişi o kadar. Satışımız 115 lira.(peh bende alacaktım sanki abime söyliyim bana şu elektrikli bıçağın aynısından değil daha iyisinden bi tane yapsın be! Şimdi başka yere gidecek zamanımda yok, en iyisi tarağı alıp gitmek.)
-Tenekeler ne kadar?
5 lira
Tamam, iki tane teneke alıcam. Bir de şu tarağı alıcam ama biraz indirim yapın. Bakın hem küflenmeye başlamış.
(Malzemelerim torbaya konmuş olarak geliyor)
-Borcum ne kadar ?
14 lira.
Parayı veriyorum, malzemeyi alıp çıkıyorum.
Şimdi kim bilir ne kadar kazık yedim ama 5 liralık tarağı 4 liraya düşürdüm ya! Çok ama çok mutluyum. Deryada gemi batırmışım o başka!Tarak pek hoşuma gitmedi, malzemesi kötü. Ancak aynı gün balı süzmeme imkan verdi. Daha iyi bir tarak alınca bunu atarız olur biter.
Ayrıca sır alma teknikleriniz için çok ama çok teşekkür ederim. İlk defa kendi başıma süzüm yaptım, ve kendimi bu işte oldukça başarılı buldum. Siz olmasaydınız buna cesaret edemezdim.
Tekrar hepinize teşekkürler. -
Yok; çeşit çeşit cevap almadım.Burada ne gördüyseniz o.
İki ay önceki bir durum. Nalburda raptiye tarzı çivi aradıysam da bulamadım. Bildiğim üzere gerdim telleri gitti.
Zikzak aletini duydum. Şahsen görmedim. Ben eski usul mahmuzla takıyorum sizin gibi seri üretime geçemedik henüz. -
Sayın elektro; “arkadaşınızın babasının arıları”na bu kadar ilgi neden? Yoksa sizde mi arıcılık işine giriyorsunuz?
Burada arı üzerine doktora yapmış pek çok beyefendi var ve arıların kovandan azalması üzerine pek çok senaryoda kurabilirler.
Ancak bu senaryoları size anlatmaları çok fazla bir şey ifade etmez, çünkü siz 3.tekil şahıssınız.Yani sizin söylediğiniz gibi “arılarla hiçbir ilginiz yok”.
Arıyla bizzat ilgilenen bir insan zaten zaman içerisinde arının neden hoşlanıp neden hoşlanmadığını çok iyi anlıyor; gözlemliyor ve anlatılanları da yorumlayabiliyor.Örneğin her arıcı bilir ki: Kovanın sıcak olması veya sıcağa maruz kalması arının rahatsız olması için bir sebeptir. Yada kovanı ağaç altına koydunuz, üzerine sürekli dallar kopup düşüyor veya meyveler tıkır tıkır düşüyor, işte bu gürültüde arının rahatsız olması için bir sebeptir.
Eğer arıcılık üzerine genel bilgi istiyorsanız kaynakları okumanızı tavsiye ederim. Bir arılık nereye kurulur? Nasıl kurulur; Arıcılıkta başarılı olmanın yolları nelerdir? Bunlar sizin istediğiniz bilgileri size verecektir. (örneğin orada derki “yüksek gerilim hatlarına yakın arılık kurulmaz” çünkü bu durumda arıları rahatsız eder.)Tabi ki arılarla hiçbir ilginiz yoksa kafanızı böyle şeylerle doldurmayın. Boş verin gitsin.”Ben arıcılığı öğrenicem” diyorsanız o zaman okumaya devam.
-
Bu olay bir kovan arıda meydana gelmiş herhalde.
Bence kovan oğul vermiş( yani bir gurup işçi arı; kraliçeyle birlikte yuvayı terk etmiş, yerini yeni kraliçeye bırakmış) O zaman yakındaki birileri bu oğulu bir kokuyla yakalamış veya kendi boş kovanlarına yönlendirmiş olabilir.Bunun dışında; mevcut arıyı bir kovandan diğerine çekecek bir koku olduğunu sanmıyorum. Çünkü arılar( çok istisna durumlar haricinde) yavrularını; kraliçelerini bırakıp ta; kolay kolay kovanlarını terk etmezler.
-
Sayın Şekerli; benim Sayın Sivasi nin sözünden anladığım şu bize diyor ki “çevrenizde maskesiz arı açanlar olsa bile ;siz arıyı sakın maskesiz açmayın,gösterişi boş verin(bazılarının arısı usludur; nasıl davranmasını biliyordur) kendinizi koruyun”
Sizin bu olayda zaten maskeli olduğunuzu biliyoruz. Söylediği sözler size yönelik değil; bize yönelik. Fazla alınganlık yapmışsınız. Sizlerin tecrübeli arıcılar olduğunuzu biz zaten biliyoruz. Lütfen birbirimizi kırmayalım.
Şimdi forumda alınan birileri çıkınca diyorum ki; “Aman Allahım ben önceki sözlerimde haddimi aştım mı acaba?” Ne yapayım ben böyleyim. Siz bana bakmayın ; sizin; Sivasinin kısacası forumdaki herkesin tecrübelerini dinlemek; her zaman çok hoşuma gidiyor.
Lütfen paylaşmaya devam…not: Ayrıca yaşınızın 50 olmasının bir önemi yok ; her an beğenen birileri çıkabilir!!!
-
Sayın Şekerli; böyle şeyleri neden yazıyorsunuz. Size gülmekten kırıldım. Allah korusun benimde başıma gelmesin.
Ama biz burada sıcaktan fenalık geçirelim, siz bir tişörtle falan olmaz ki!
Bakın bana; bir keresinde ince bir pantolon giymişim bacağımı 7-8 yerden sokmuşlar. O günden beri bir pantolon onun üzerinde bol bir kot giyiyorum.(iki kat pantolon)
Üzerimde kollu maske, elde eldiven , ayakta çorap ayakkabı. Geçen gün eldivenin üzerinden soktular elim balon oldu.
Şimdi katlar arttı , meme kontrolü çok zaman alıyor, maskede üzerimizde daha çok kalıyor. Yaz günü sıkı giyinmek tam bir felaket,bazen diyorum ki şimdi düşüp öleceğim, ama kilo problemi olanlara tavsiye ederim. Resmen sauna eşofman. Birkaç haftada 49 kilo dan 47 ye düştüm.
Arılar sokmasın diye düştüğümüz hallere bak! Belki sokmayacaklar ama ya sokarlarsa ?
Ben sizin kadar cesur değilim. -
Maalesef ki google var; artık duyduklarımızı birkaç kaynaktan teyit etmeden doğruluğuna inanamıyoruz. Şimdi siz yakı böceği zararsız dediniz ben inanmadım.
Evet google girmek kolay! Ama hafife almayın; işin kolayına alışmış o kadar çok insan var ki; birkaç tıkla bile uğraşmak istemiyor. Çünkü bu iş içinde zaman harcayacaksın, okuyacaksın, kaynaklardaki bilgileri kıyaslayacaksın.
Bilgi hazır ayağıma gelsin diyenler arama lütfun da bile bulunmuyor anlayacağınız!!! -
Yakı böceği sadece konakçıymış zararı yokmuş diyorsunuz da; bu böcek babasının hayrına arı üzerinde durmuyor ya! Mutlaka arıdan alacağı bir şey vardır.
Sayın Mitat Kurt bu konuda ne demiş:
“…ergin halinde bitkilerle beslenen yakı böceklerinin birinci dönem larvaları çiçekler üzerinden arılara biner. Arıların karın ve bacakları arasındaki korumasız bölgeden deriyi delerek arının hemolenfiyle beslenir. Böyle arılar huzursuzdur, zıplar ve çırpınır. Yoğun bulaşma olmuş kolonilerde bir arı üzerinde 4-6 larva bulunabilir. Arılar ölmekte ,ölmeyenlerin savunma sistemleri zayıflamaktadır. İkinci dönem larvalar bal, polen ,arı yumurtası ve larvasıyla beslenir.Üçüncü dönem larva kovanı terk eder. Larvalarla mücadele için varroa ilaçlamasında kullanılan ilaçlar denenmelidir”
Gördüğünüz gibi masum bir böcek değilmiş.Sayın Kalender sizin bahsettiğiniz ilaçların kullanılmaması için bal akımının başlamasına gerek yok.
Bakın amitraz uygulamasında ne diyor:
“Son ilaç uygulamasından 30 gün sonrasına kadar elde edilen ballar kullanılmamalıdır!!!”
Yani bal dönemine bir ay kala bu ilaçların kullanımına son verilir.Yoksa balda kalıntı olma ihtimali yüksektir.Sayın Şekerli sizi de arıları kapalı alanda sigara dumanına maruz bıraktığınız için şikayet edicem haberiniz olsun!
Hani milli eğitim arılarında; arıları uyuşturucuya alıştırıyorlardı siz karşı çıkmıştınız. Şimdi siz arılara sigara dumanı veriyorsunuz, bala da; arıya da bir zararı yok diyorsunuz olmuyor.
Birde arılara ucuz sigara içiriyorsunuz ya!
Hım; şöyle bir alternatif olabilir: Sigara içenlere özel nikotinli bal! Nasıl fikir? -
Bende 3 farklı boyutta kovan var.
Kovanlara kendi orjinal çerçevelerini koyarsan hepsi 10 tane çerçeve alıyor. Ama kendi çerçevelerini nasıl bulayım; çerçeveler kovanlara karışık şekilde dağılmış.
Eğer yanındaki kovanın çerçevelerinden koymaya kalksam 9,5 tane alıyor. Bu yüzden bende kafayı takmıyorum, kovanlarda 9 çerçeve çalışıyorum.
Bu durumun kötü tarafı bir çerçeve eksik olması;
İyi tarafı ; Çerçeveleri çok fazla sıkıştırmaya gerek olmuyor,kontrol yaparken rahatlıkla aralanabiliyor. Geriye kalan fazlalıkları da; en dıştaki çerçevelere veriyorum. Böylelikle en dıştaki çerçevelerin dış kenarları da rahatlıkla şişirilebiliyor.Kuluçkalıkta yavrulu çerçeveleri birbirine bitişik nizam çalıştırıyorum. Yavrular üşümesin, birde erkek gözü yapmasınlar diye.(Boşluk olan yerlere daha rahat erkek gözü yapıyorlar) Ama ballıkta çerçevelerin biraz aralık olması işe yarıyor. Bu durumda bal dolan çerçeveler biraz daha tombul ve ağır oluyor.
-
Aklımız kısa dediysek o kadarda demedik; sayı saymayı biliyorum şükür.
Oğul verecek kovanların mevcut yumurtlayan analarını; yavrulu çerçevelerle zaten başka kovanlara ayırmıştım. Bunu söyledim. Onları es geçin.8 ana çiftleşti ve yumurtluyor dediğim, tamamen birkaç gün önce doğan ve yeni çiftleşen analar. Bu analardan iki tanesi de küçük kutuda bulunmakta.
Şu an toplamda arılığımızda 14 tane ana arımız mevcut.
-
Halil bey; apivesini kaçırmadım.
Bir önceki sayfaya baktınız mı? Orada antibiyotik kullanımından da bahsettim. Bakarsanız göreceksiniz. Söylediğimi tekrar söylemem bir şey ifade etmez değil mi?Arıları ilk aldığımda mayıs sonuydu.( 4 kovan) Haziranda kat vermiştim. Satıcı bana hiç kabarmış çerçeve vermemiş. Üst kat tamamen temel petekti. Ayçiçekten 2 teneke bal aldım.O yıl kovanlar oğula gitmedi.
İkinci yıl 2 tane suni bölme yaptık, eski petekleri erittim,bu sefer biraz kabarmış çerçevemiz var. 4 kovandan 3 teneke bal aldım. Yine kovanlarım oğula gitmedi.
Ayrıca süzdüğüm ballar sadece ballıklarda olan çerçevelerdir. Arılar zayıf düşmesin diye kuluçkalıktan hiçbir zaman bal almam.Bu yıl iki tane oğul çıktı, 4 tane de bölme yaptım. Bakalım durumumuz ne olacak!
Şu arı kuşunu çok merak ediyorum, bizim burada bolca kırlangıç var. Abim diyor ki :”bunlar senin arıları yiyor”
Ben ne yapabilirim ki, üstelik kırlangıçları da çok severim.
Bu gün baktım 8 anamızda çiftleşmiş , yumurtaya başlamışlar.Bundan iyisi Şam da kayısı!
Hepinize kolay gelsin. -
Biraz daha gaz verirseniz motor yanacak söyleyeyim.
Gerçekten maşallah, şu anda iki kovana 2. ballığı koydum.
Oğula niyetlenen kovanımı bölüp parçalamıştım ya; kovanı açtım inanamadım. Her şeye rağmen o balları nasıl yığmışlar; yeni anaya yumurtlayacak yer yok. Kat vermem lazım. Ana oraya bakıyor buraya bakıyor dolu. Dedim insafa gelinde şu hayvanda bir yumurtlasın değil mi ama!
Eğer onlara da oğul verdirmeseydik birkaç tane daha tripleksimiz olacaktı , nasip. Bahar balını duyduk ama görmedik, inşallah hasatı da yapacağız.
Bu arada iki kovanın katını diğerlerine kullandığım için onlara kavak tahtasından birer uydurma kat çaktım.
Bugün 30 tane petek aldım, kalmamıştı. Şimdi çerçevelere son sürat tel gerip, petek takmam lazım.
Beni oyalamayın!!! -
Sayın Kalender; çok afedersiniz. Siz bu işi öğrenmişsiniz, bende size fırça çekiyorum aklımca.25 kilo iyi bal.
Bende sezonda birkaç kavanoz bal hasat ediyorum, ne yapalım idare eder.
Tekrar çok pardon, şu hayvanın ne olduğunu öğrenince bize de bildirirsiniz inşallah.
Başarılar, saygılar.not: Cinsiyetime gelince; saçı uzun aklı kısalardanım.Saçlarımı kestirdiğimde oldu ama aklım uzamıyor, elimizdekiyle idare edeceğiz artık.
-
Sayın Kalender;
Bence yinede bir yerlerde hata var, birkaç koloniniz gelişme gösteriyor; diğerleri zayıfsa bir sebebi olmalı. Bu sezon her şeyi yaptım, yapıyorum diyorsanız, o zaman sorunun sebebi geçen yıldır.
Geçen sezon arıyı vakitsiz çok mu böldünüz, yeterince bal bıraktınız mı, yeterli sonbahar beslemesi yaptınız mı? Yoksa arı bu kadar zayıf düşmemeli diye düşünüyorum.
Bütün ilaçları kullanmışsınız hangi ilaçlar bunlar!Ezberimi gözden geçireyim:Arı hasta olmadan koruyucu amaçlı asla ilaç kullanmıyoruz, Özellikle antibiyotikler arıların bağışıklık sistemini çökertiyor ve balın sağlığını bozuyor, tedavi amaçlı kullanacaksak bu kovanlardan asla bal almıyoruz.
Ben bu güne kadar vitamin bile kullanmadım. Gerektiği zaman varroa ilacı kullanıyorum, kuralına uygun. Bir kere amitraz sonra formik asit ,timol falan. Zaten bizde bal satışı bulunmamakta , ha bal üretiyoruz çok şükür ama aile içinde tüketiyoruz. Olmadı arılara bal beslemesi yapıyorum.Ben kurt dedim de; sizin kıvrılan şey arı bitiymiş meğersem. Ben görmediğim için bilmiyorum. Varroa ilaçları arı bitini öldürmüyor mu arkadaşlar, varroa ilaçlaması yapılmış kovanda ne işi var bu hayvanın ben anlamadım.
Şu anasız kovanlar niye ana kaybetti bilmiyorum ama şu an nüfus yaşlanmış olabilir. Bir gözden geçirin gerekirse genç takviye yapın. Yada en iyisi şu anasızlarla ne uğraşıyorsunuz birkaçını bir araya birleştirin güçlü bir kovanınız olsun. Sonra analandırın. Daha sonra isterseniz arıyı yine bölersiniz, çoğaltırsınız.
Sayın Kalender; “ben elimden gelen her şeyi yaptım, daha yapacak bir şey yok” demek doğru değil! Her konuda yapılabilecek bir şey mutlaka vardır. Tabi ki bu ekstralar bizi zorluyor ama ne yapacaksınız. Sevdik vermeden sevdik alınmıyor!
Anladığım üzere bana kızmışsınız (bunu tahmin etmiştim zaten).Size karşı bir düşmanlığım yok, siz çok bal alsanız veya almasanız bana; ne fayda ne zarar verir. Ama sizin anasız kovanlarınız beni üzdü. Hayvanlarımıza lütfen iyi bakalım, onlar mutsuz olursa biz daha mutsuz oluyoruz.
Saygılar. -
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi