demet

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 247)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Yoğun varoam var tavsiyeye ihtiyacım var. #10776

    demet
    Katılımcı

    Bende perizin kullanmadım, daha doğrusu bulamadım. Bulsam belki kullanırım.
    Kullanma kılavuzunda “kovanda yumurta ve larva sayısının çok olduğu zamanlarda kullanılmamalı” diyor.
    Perizinin yalama vasıtası ile arının bünyesine geçtiğini biliyoruz. İlacı vücuduna alan bakıcı arılar, larvaları beslemeye başladığı gibi ilacı yavrulara aktaracaklar. Larvaların bünyesin de ilaç birikimi olursa bu ilacı kaldıramayabilirler.
    Ayrıca buradan fikir yürüterek perizini bizzat yumurta ve açık yavrulara püskürtmekte zararlı olabilir diyebiliriz.

  • yanıtla: KUVVETLİ KOLONİLERE ANAARI KABUL ETTİRMEK #10760

    demet
    Katılımcı

    Sayın Şekerli; bu söylediğiniz yöntemde benim dikkatimi çeken nokta : kovan anasız kalmadığı için (büyük ihtimalle) yeni ana memesi yapmıyordur değil mi?
    Diğer yöntemlerde kovan anasız kalınca yeni memeler yapıyor ve birde kovan kalabalıksa temizlemek çok zor oluyor. Arada birkaçını atlarsak verilen anayı keser, hatta oğula bile gidebilir.
    Bu yöntemin işçiliği azaltması güzel! Anaların kabul edilme oranını yükseltmesi daha da güzel!
    Ayrıca denemesi bedava!

  • yanıtla: az yada çok kazanmak #10759

    demet
    Katılımcı

    Halil bey;
    Taş kuyu ilişkisi süper olmuş. Tam benim tasarladığım gibi.
    İyide bir eksiğiniz var; benim bildiğim kadarıyla bu söz şöyleydi:
    “bir deli kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz!”

    Hikayedeki deli “benim”. Bunu zaten biliyoruz!
    Akıllılar kim, onu merak ettim de o yüzden kuyuya taş attım!

  • yanıtla: çok ilginç #10742

    demet
    Katılımcı

    Sayın Abbaso; bir önceki yazınızda “ana” kelimesini tam dört kez kullanmışsınız. Kraliçe dememişsiniz bir bakar mısınız!

    Benim için ana; kraliçe fark etmez.( bey arı veya arı beyi denmediği sürece)
    Ama kovana (yada koloniye her neyse) petek demesek daha iyi olur.

  • yanıtla: BALIN SAĞLIKLI DEPOLANMASI #10741

    demet
    Katılımcı

    Alp bey; kuralına göre hasat edilen bal hiçbir şekilde bozulmuyor! ( kural nedir? hasat edilecek balın en az üçte ikisi sırlanmış olmalı)
    Kristalizasyonu engellemek için ilk yapacağımız balımızı güzelce elekten süzüp dinlendirmek(yabancı maddelerden arındırıyoruz)
    Bazı kaynaklarda balın kristalizasyonunu geciktirmek için süzülen balın tenekeye doldurulup 60-70 derece suda yarım saat bekletilmesi öneriliyor. (Ben bunu hiç yapmadım, balı ısıyla muhatap etmemek en iyisi) )

    Süzdüğümüz balları; hava almayacakları şekilde kavanoza veya tenekeye koyuyoruz.
    Çünkü hava ile temas eden balın; suyu buharlaşır ve bal daha çabuk kristallenir.
    Ayrıca aksi durumda da bal; havanın nemini çekebilir. Böyle bir durumda balın fermante olmasına sebep olur.
    Bu yüzden ballarımızı ağzı sıkı sıkı kapalı tutacağız.
    Ayrıca kristalizasyon kötü bir şey değil ki; çam balı hariç bütün balların çoğunlukla kristalize olacağını biliyoruz. Hatta kovanda bekleyen ballar bile kristalize olabiliyor. Bu çok doğal bir durum.Tabi ki bunu tüketiciye anlatmak sizin göreviniz.

    Bunun dışında; balımızı süzerken içine polen karışırsa bu faktörde kristalizasyonu hızlandırıyor. Örneğin ayçiçek ballarında polenin çok olduğu söylenir. Benim ayçiçek ballarımda kısa sürede kristalize olmaya başlar.
    Petekli balların muhafazası daha zor. Daha önce konuştuk. Güve için soğuk şoklama uygulamamız gerekebilir. Ayrıca petekleri poşetlemekten de bahsettik.
    Bunun yanında ballarımızı nispeten serince bir yerde muhafaza etmemiz en iyisi.

    Sayın Atik; sizin söylediğiniz uygulama; kesilerek satılacak petekli ballar için sanıyorum.(tamamı sırlanmamış veya düzgün olmayan petekler için)
    İlk kez duyuyorum. Çok mantıklı, güzel bir uygulama!
    Petekleri balda boğarak; güvelerin faaliyetine son veriyoruz.
    Bu kutu dediğiniz nedir? Nereden alıyorsunuz. Tenekemi plastik mi biraz bahsederseniz memnun oluruz.

  • yanıtla: beklenen sonuç #10722

    demet
    Katılımcı

    Büyükşef yazısını akşam yazmış, nasılda ballandıra ballandıra anlatmış.( Burada gerçekten bir bal faktörü varda neyse)
    Ben yazıyı sabah görüyorum. Kahvaltıdan önce nasıl midem bulandı, nasıl bulandı!

    desem yalan olur. Kurtlar usulüne uygun pişirilirse tadının güzel olacağına eminim.
    Sayın büyükşefim ben mutfakta pek iyi değilim. Şimdi yapmaya kalksam beceremem. Ortalık dağılır. Siz kurtları anlattığınız gibi bir güzel pişirip tatlarına da bir bakın. Siz beğenirseniz bende deneyeceğim. Şimdi aklıma geldi; sizi de firmamızda kalite kontrolcü yapabiliriz.

    Hüsamettin bey; değerli ortağım. Kokon ne demek? Olsa olsa güvenin koza halidir değil mi!
    Ayrıca bende kullandığınız şu tohum lafından hoşlanmıyorum. Tohum bitkilerde olur. Güve yumurtasını nereden bulabiliriz diyorsanız gerek kalmadı Halil bey damızlıkları bulmuş.
    Son olarak “lezzet konusunu deneyeceğiz demişsiniz” ya!
    Siz güvenin tadına neden bakıyorsunuz? anlamadım. Biz satıcıyız “yiyici değil”.
    Ayrıca daha bir kuruş kazanmadan ürettiğimiz güveleri pişirip pişirip yersek ;ohoo! Olacak iş değil.
    Biraz sabredin; hele işleri yoluna koyalım. Söz; size de bir porsiyon pişiririz.

  • yanıtla: beklenen sonuç #10714

    demet
    Katılımcı

    Hüsamettin bey; kurdu larvayı boş verin. Gelin sizi de ortak yapalım. Nasıl olsa battı balık yan gider.

    Arkadaşlar bizim kafamız iyi çalışmıyor, aslında abuk subuk şeylerden bile para kazanan insanlar var. Tabi ki bu işlerde öncü olanlar para kazanıyor. Arkadan gelen taklitçiler sadece nalları topluyor.
    Bir yıl kadar önce okuduğum bir haber, belki sizde okumuşsunuzdur: Çekirge Çiftliği Kurdu, Tanesini 6 Sente Satıyor diyordu. Sizin için özetledim. Okumuş olsanız bile bir kere daha okuyun. Güzel bir girişim örneği.

    Antalya da profesyonel rehberlik yapan Selami Gökgöl, 3 arkadaşı ile birlikte 350.000 YTL’lik yatırım yaparak, Kurşunlu Köyü ne çekirge çiftliği kurdu. Almanya dan getirdiği damızlık çekirgeleri çiftleştirerek, burada çoğalmalarını sağladı. Şimdi tanesini 6 sentten Avrupa ya ihracata başladı.

    Avrupa’daki petshoplar da iguana, kertenkele, bukalemun, kurbağa, kaplumbağa ve bazı yılanlar çekirgeyle besleniyor. Çekirgeye en büyük talep Almanya, Hollanda ve Avusturya dan geliyor. Gelen talepleri karşılamak için bir ara damızlıkları bile göndermek zorunda kalmışlar. Haftada 300.000 çekirge talebi geliyor, ancak bunun 100.000 ni karşılayabiliyorlarmış. ABD den de konserve çekirge talebi alıyorlarmış ancak öncelikle canlı talebi karşılamaları lazımmış.

    Çekirgeleri mısır, kepek, yulaf, kamış, İngiliz çimi, karnabahar yaprağı ile besliyorlarmış. Söz konusu sebze ve otları çiftliğin bir bölümünde kimyasal ilaçlardan uzak kendisinin yetiştirdiğini, otları taze kesip verdiklerini anlatan Selami Gökgöl, çekirgelerin günde 5 öğün yemek yediğini hatta bir inekten daha fazla ot yediklerini, 2.5 dönümlük mısır tarlasını 1 haftada bitirdiklerini söylüyor.Çekirgeleri nem oranı yüzde 40 ın altında olmak şartıyla 28-32 derece sıcaklıkta özel ortamda, camların içerisinde yetiştiriyorlar. Yetişkin bir çekirgenin protein bakımından yarım kilo dana kıymaya eşit olduğu iddia ediyorlar.

    Selami Gökgöl, Çekirge çiftliğinin bağımsız statüde olmadığını ,Tarım ve Köyişleri Bakanlığının “çekirgeleri” ipek böcekçiliği ve arıcılıkla aynı statüde değerlendirdiğini söylüyor.”Çiftliğin kapasitesini genişletmemiz lazım. Bunun için teşvik arayışı içerisindeyiz. Teşvik olursa kapasitemizi ikiye katlayacağız diyor.”

    Selami Gökgöl, bu arada boş durmamış ve çekirgelerin gübrelerini ne şekilde değerlendireceğini araştırmış. Türkiye deki laboratuarlar da yaptıramadığı çekirge dışkısı analizini Almanya da bir arkadaşı vasıtasıyla yaptırmış. Neticede çekirgenin dışkısının gübre olarak kullanılamayacağını, ancak birinci derece biyogaz üretimi için elverişli olduğunu tespit etmişler. Gökgöl, çekirgelerin dışkısı ile biyodizel üretmeleri halinde ısınma maliyetini de sıfıra indireceklerini söylüyor.

  • yanıtla: beklenen sonuç #10712

    demet
    Katılımcı

    Tamam mademki güve yetiştirmeye bu kadar heveslisiniz ;
    Sizinle bir ortaklık yapalım. Ben güve yetiştirme bilgilerimi sizinle paylaşırım, petekleri Ali bey versin, kurtları pazarlama işini de Halil bey yapsın. Nasıl?
    Yoook kabul etmem diyorsanız; bırakın ben bu işi tek başıma yapayım.

    (şaka bir yana dalgayı kesin; düzeni bozmaktan dolayı beni forumdan attıracaksınız)

  • yanıtla: beklenen sonuç #10709

    demet
    Katılımcı

    Ballı petekleri, veya petekleri poşetlemek benim fikrim değil. Bu bilgiyi internette okumuştum. 5 kiloluk pirinç poşetlerinden alıyorsunuz. Hemen hemen peteğin tamamını içine alıyor. Bende öyle yaptım, poşetçiden 20 tane aldım ve ballı petekleri koydum. Uçlarını da bantladım.
    Ancak dediğimiz gibi petekleri poşetleme işi şuna yarayabilir:
    Peteğe dışarıdan gelecek güveleri bir nebze engelleyebilir(poşeti delmedikleri sürece)
    Balın toz,kir vesaire gibi dış ortamdan etkilenmesini engeller(bir tür ambalajlama olur)
    Bunun dışında poşetin içinde kalan hava petekteki güvenin yaşamasına yetiyor da artıyor. Bunun için peteği dondurmak şart!

  • yanıtla: beklenen sonuç #10704

    demet
    Katılımcı

    Ali bey; haklısınız. Bana kalsa da balları süzüp saklamak en makul yol. Balı koy kavanoza; mis gibi dursun.
    Ancak geçen sene süzüm de bir tane bile petekli bal bırakmamışım.(unutmuşum hepsini süzmüşüm)
    Sonra abim geldi, olay çıktı. Kendisi süzme bal yemezmiş! Kaymakla petekli bal yemek istiyormuş, ben bunu nasıl yaparmışım. Bana baya bir fırça çekmişti.
    O yüzden bu sene kendilerine petekli bal ayırayım dedim. Nede olsa benim sponsorum abim. Gönlünü hoş tutmak lazım.

    Sayın Şekerli; aklımı karıştırdınız. Ben eksi 15 derecede 2 saatte güvelerin yumurta ve larvalarının öldüğünü duymuştum. Siz bir gün boyunca dondurucuda tutulursa güveye karşı önlem alınmış olur diyorsunuz.
    Lütfen biraz daha açıklayın, ona göre hareket ediyim. Bakın yoksa kalakaldım!

  • yanıtla: Arı kuşu #10697

    demet
    Katılımcı

    Evet,doğrudur.
    Şahini bu yılın ocak ayında bir elektrik trafosunun dibinde bulmuştum, bana göre elektrik çarpmıştı. Çünkü vücudunda kurşun yarası falan yoktu. 2 aya yakın süreyle kafeste baktım. Hatta onun için özel kafes yapıldı.Yiyebildiği kadar tavuk ciğeriyle beslendi. Donmanın veya elektrik çarpmasının etkisiyle bir ayağındaki 2 parmağı kurudu. Onun dışında genel durumu iyiydi. Onu evcilleştirip serçeleri veya kırlangıçları kovalamak için kullanmayı düşünüyordum. Hatta şahinleri evcilleştirme konusunda oldukça araştırma yaptım.
    Nihayetinde bir doğa sever olarak en doğrusunun ; onu kendi ortamına bırakmak olduğuna karar verdim. Benim isteklerim onun özgürlüğünden daha değersizdi.
    Bir gün karnını doyurup açık alana çıkardım. Kesintisiz 300 metre uçup bir ağaca kondu. Sonra gerisini bilmiyorum. Umarım yaşıyordur.

  • yanıtla: beklenen sonuç #10696

    demet
    Katılımcı

    Petekler polenli değil. Yavrulu alanların yakınından alsam tamamda, 3. katlardan aldığım petekler bunlar. Alırken polenli olmamalarına dikkat ettim. Yinede çerçevenin üzerindeki bir veya iki gözde polen olabilir. Ayrıca daha önce söylemiştim. Bizim kovanlarımızda sizinki kadar polen stoğu zaten olmuyor. İhtiyaç kadar toplayıp harcıyorlar. Öyle çerçeve çerçeve polen topladıklarını hiç görmedim.

    Ayrıca teessüf ederim, balların kurtlandı ne demek? Henüz ilaç yapmadım doğrudur. Eğer isterseniz size de kurtlu bal gönderebilirim! Ne dersiniz?

  • yanıtla: Arı kuşu #10691

    demet
    Katılımcı

    Murat bey; bu uçurtmalar havada asılı vaziyette mi bırakılacak yoksa korkuluk şeklinde arılıkların etrafına mı asılacak?
    Eğer sürekli havada duracaksa alçaklarda rüzgar olmaz, uçurtmayı oldukça yukarı bırakmak gerek. Ertesi gün uçurtma yerinde olur mu acaba? Alıp başını gitmesin.
    Beni de heveslendirdiniz.Hava sıcak olmasaydı bir uçurtma denemesine giderdim. Üstelik dışarıda hafif rüzgarda var! Neyse, başka sefere.


  • demet
    Katılımcı

    Gıdalardaki ilaç kalıntılarının arınma süresini,arınıp arınmadığını bizzat araştırabilecek bilgiye sahip değiliz. O yüzden firmaların kullanma kılavuzundaki bilgilere güvenmek zorundayız. Eğer ki ilacı uyguladıktan sonra yenmesinde bir sakınca yok, yasal arınma süresi “sıfır” gündür diyorsa bu bilgiye inanmak durumundayız.

    Ama şu noktayı kesinlikle unutmayalım ki hastalık bir tedavi süreci gerektirir. Bazı ilaçlar tek dozda bazıları birkaç hafta arayla uygulanır. İşte bu “kalıntı arınma süreleri” ilacın uygun tedavi dozlamasına göre hesaplanmıştır. Bir hafta arayla en çok iki kez kullanın yazan bir ilacı; arınma süresi sıfır gün diye gün aşırı kullanırsak mutlak surette bu ilaçta gıdada kalıntı yapacaktır.

    Biz baldaki kalıntıyla ilgileniyoruz. Elbette birde ilaçların hayvanların bünyesine yaptığı kalıntı var. Arıları bizzat yemediğimiz ve arıların ömürleri kısa olduğu için bu bilgiyi es geçiyoruz.
    Ne yazık ki arı ilaçları hakkında çok ayrıntılı bilgim yok. Okuyacak zamanınız varsa size hayvansal ürünlerdeki kalıntıyla ilgili başka bir örnek vermek isterim. Köyde bir tane sağmal keçimiz var. Birkaç sene önce yeni almıştık ve dış parazitlere karşı ilaçlanması gerekiyordu. Komşular bizzat kullandıkları bir ilaç önerdiler gidip aldık. Baktım ki ilacın kılavuzunda yasal arınma süresi sığır koyun ve keçilerde “et” için 14 gün, “süt” için 10 gün yazıyor.
    (yani bu hayvanı 14 gün boyunca kesime satamazsın,10 gün boyunca da sütünü satamazsın)

    (Şimdi arılara bir ilaç uyguladık,ve ilaç uygulamasından 30 gün sonrasına kadar elde edilen ballar kullanılmaz diyor ya; bazıları balı kovanda bir ay bekleterek ilacın kendi kendine yok olacağını varsayabilir.
    Ama sağmal bir hayvanın sütünü 10 gün sağmamak mümkün değil. O zaman, o sütü hayvanın memesinden sağıp imha etmek gerekecek.)
    İlacı bize öneren köylüler yıllardır hayvancılık yapıyorlar. Bu ilacı sırt pompalarına koyup hayvanları bir güzel yıkıyorlar. Şimdiye kadar ineklerin sütünü döktüklerini ne gördüm ne duydum. Sütlerin sabahları bir güzel toplanıp fabrikaya gittiğini biliyorum. Bu çok acı bir durum.
    (Emin olunki süt bidonuna düşüpte,(boğularak ölen) sıçanı çıkarıp, sütü fabrikaya verdiklerini gördüm ama bu durum bile beni, ilaç kalıntılı sütü fabrikaya vermeleri kadar rahatsız etmiyor. Hijyene uyulmaması bir felaket; ilaç kalıntısı ise başlı başına bir felaket!)

    Biz sütü 10 gün boyunca dökebilirdik ama keçimizin süt içen küçük bir yavrusu vardı. Ve bu ilaç doğal olarak süt yoluyla yavruya geçecekti. Neyse o ilacı kenara atıp bizzat veterinere gittik, durumu anlatıp başka bir ilaç aldık. Yeni ilacın etiketteki yasal arınma süresi et için 7 gün ,süt için “sıfır” gün yazıyordu.
    Yazılana inanmaktan başka yapacak bir şey yok, kötünün iyisi bu olsa gerekti!
    İlacı kullandık. Ama gerçekten gerekli olmasaydı (arınma süresi sıfır günde olsa) o ilacıda kullanmazdım.

  • yanıtla: Arıcılığa başlamak istiyorum #10649

    demet
    Katılımcı

    Öncelikle herkese selamlar; Sıcak bir akşam, bakıyorum tansiyonlarımız yine yükselmiş.
    Bende amitraz kullanıyorum. Elimde vamitrat-va’nın prospektüsü var. İki saattir evirip çeviriyorum.
    Burada amitrazla muhatap olan balı, 4 hafta beklettikten sonra yiyebilirsiniz gibi bir ifade yok. Aksine; amitraz uygulamasından 30 gün sonrasına kadar elde edilen ballar kullanılmamalı diyor.
    Ayrıca firma; bal akımına bir ay kala ilaç uygulamasına son verin diye de baştan uyarıyor.
    Bu konu zaten bizimle ilgili değil ;bizler kimyasal kirlilik konusunda bilinçli üreticileriz.
    Kusura bakmayın ama; bal tutum zamanına, arıları varroa zararı içinde giren bir arı sahibi ya amitraz uygulaması için bal hasadını beklesin, yada amitraz uyguladığı kovanın ballarını insan tüketimine sunmasın.

    Konuyla alakası yok ama sohbetlerini dinlediğim iki çiftçinin arasında geçen konuşma aklıma geldi.
    “Amcamın patlıcanlarına beyaz kelebek musallat olmuş. İlaç yaptıysa da başarılı olamamış.Patlıcanlar can çekişiyormuş. Öteki amcamda ateşli bir şekilde söze giriyor: “Benim patlıcanlara da beyaz kelebek musallat oldu. Baktım evde shelltox var. Hani kara böceklere sıkıyoz ya; fısfıs!Gittim patlıcanlara bir güzel sıktım. Ne kelebek kaldı ne bi şey!”
    Eee çok iyi bende kullanayım bari.
    Kullan. Ama söyliyim patlıcanlar biraz acı oluyor
    Olsun canım; patlıcanı tuza basarsın bir şey kalmaz. “

    Allah cümlesine akıl versin ne diyelim! Gördüğünüz gibi çiftçilerin üretici zekaları zehir gibi çalışıyor. Kendileri istedikleri kadar zehir yiyebilirler, bana yedirmeye kalkmadıkları sürece!

15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 247)