demet

Forum Replies Created

Viewing 15 posts - 226 through 240 (of 247 total)
  • Yazar
    İletiler
  • in reply to: Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü #7267
    demet
    Participant

    Uğur bey’in sorduğu soru ile ilgili olarak;
    Aşağıdaki arıcılık yönetmeliğinden alınmış,veteriner sağlık raporundan bahsediliyor ve kovanların muayeneleri sonucu hastalıklardan salim oldukları ifadesi geçiyor. Yönetmelik var ama bizzat uygulanıyor mu acaba!!! Henüz gezginciliğe başlamadığımız için bilmiyoruz. Aranızda gezginci var mı?

    Gezginci Arıcılık Şartları

    Gezginci arıcılara aşağıdaki hususlar uygulanır.

    a) (Değişik bent : 13/08/2006 – 26258 S.R.G Yön/2.mad;Değişik bend:08/03/2007 – 26456 S.R.G Yön/1.mad.) Arılarını sevk etmek isteyen arıcı, işletme tanımlama numarası ile Bakanlığın il/ilçe müdürlüklerine başvurarak hayvan sevklerine mahsus veteriner sağlık raporu alır. Bu rapora istinaden arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile konaklama adresi aynı olmalıdır. Konakladığı ilin il/ilçe müdürlüğüne, veteriner sağlık raporu ile başvurarak bir hafta içerisinde Arı Konaklama Belgesini (EK-1) alır.. Yer gösterilmeden ve belgeleri olmadan yerleşen arıcının arıları, il/ilçe müdürlüğünün talebi ile mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle bulunduğu yerden kaldırılır. Kaldırma sürecinde meydana gelen zarardan arıcı sorumludur. Nakliye ve işçilik ücreti arıcıdan alınır.

    Arı Konaklama Belgesi olmayan arıcıya veteriner sağlık raporu düzenlenmez. Arıcı, Arı Konaklama Belgesini ve veteriner sağlık raporunu konaklayacağı ilin Bakanlık il/ilçe müdürlüğüne ibraz etmek zorundadır. Bu belgeleri olmadan konaklayan arıcı mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle oradan kaldırılır.

    TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
    ARI NAKİL BELGESİ
    Cilt No:
    Arıcının
    Adı ve Soyadı
    Nevi ve Cinsi
    Arı Adedi
    Çıkış Yeri
    Girdiği Yer
    Nakil Vasıta kamyon No:
    Sağlık Raporu No:

    Nevi ve miktarı yukarıda gösterilen ………ın çıktıkları yerde ve civar köylerde 15 günden beri…….. sayılı kanuna tabi herhangi bir hastalık bulunmadığı ve muayeneleri sonunda bulaşıcı hastalıklardan salim bulundukları anlaşıldığından nakillerine müsaade edildi.

    ………………. İl/İlçe Müdürlüğü

    İmza Adı Soyadı

    Düzenleyen: demet, :: 11/06/2007 12:39

    in reply to: Varroada biyolojik mücadele #7261
    demet
    Participant

    Aşağıda varroanın biyolojik kontrol yöntemlerinden biri daha var, onu da ekleyelim.
    Bu yazıda kavanoz içine pudra şekeri koyarak varroa sayısının tespiti yapılmış ,ayrıca arıcılara kovanlarına pudra şekeri serpme yoluyla varroa ile biyolojik mücadele yapılabilecekleri söylenmiş. Birde doğal yolla günlük atılan varroa sayısına göre ne yapılmasına karar verilebileceği de belirtilmiş.

    Eksik olan bir şey var ki o da kavanoza koyulan 300’e yakın arıdan dökülen varroa sayısının hangi değerlerde olması gerektiği yazılmamış. Yazar Uzm.veterinerimiz Mitat bey , bu sayının hangi değerlerde olması gerektiğini yazarsa seviniriz………

    Kaynak:Organik Arıcılık Kuralları ve Hastalıklarla Mücadele
    Mitat Kurt Uzm. veteriner

    Varroa ile mücadelede kolonilerdeki düzeyinin tespit edilmesi çok önemlidir. Varroa nın yüksek yada düşük düzeyde olması kolonilerde varroa ya karşı mücadele etme zamanının gelip gelmediğini ve aynı zamanda atılan varroa sayısı petek gözleri içinde bulunan varroa sayısı hakkında bilgi verir. Bilim adamları kolonideki varroa düzeyini belirlemek için yeni bir teknik geliştirdiler .

    Bu teknik ile kovandan alınan örnek arılar, hiç bir zarar görmeden kovanlarına dönebildikleri gibi tekniğin uygulaması çok pratik ve ucuzdur. Ayrıca bu yöntemi arılıkta uygulamakta mümkün. Buna göre bir cam kavanozun içine 300 tane arı konulup, kapak kısmına sadece pudra şekerinin ve varroanın geçebileceği büyüklükte deliği olan sinek teli geriliyor. Daha sonra kavanozun üst kısmından yaklaşık bir tatlı kaşığı kadar (7gr.)pudra şekeri ilave edilerek, arılar yaklaşık bir dakika çalkalanıyor. Sonra kavanoz bir kağıdın üzerine silkeleniyor (tuzluk gibi). Bu şekilde 300 arıda bulunan varroalar pudra şekeri ile beraber dışarı dökülüyor.

    Arıcılarımız bu yeni teknik ile kolonilerdeki varroa düzeyini kolaylıkla öğrenerek, varroa ile mücadele yapmalarının gerekli olup olmadığını belirleyebilirler. Ayrıca arılıklarında bulunan kolonileri, ellerindeki sonuçlara göre puanlayabileceklerdir.

    Yapılan son çalışmalarda ise pudra şekeri kolonilerde varroa ile mücadele yöntemi olarak gösterilmektedir.

    Pudra şekerinin varroa mücadelesinde etkili olmasının nedenini ise şu şekilde açıklanmaktadır.
    – pudra şekeriyle bulanan arı, üzerindeki pudra şekeri tozlarını uzaklaştırmak için kendini tımarlama hareketini yaptığından dolayı bu yolla varroayı üzerinden atabilmektedir.
    – pudra şekeri toz halinde olduğundan dolayı varroanın bal arısına tutunması zorlaşmaktadır.
    – pudra şekerinin tozları varroa üzerinde olacağından ,tozları tımarlama hareketiyle uzaklaştırmaya çalışırken arının üstünden düşmesine neden olacaktır.

    Nebraska Üniversitesinde 2002 yılında yapılan çalışmalar sonucunda kavanoz içinde pudra şekeri uygulamasında ergin arıların üzerindeki %93 varroanın uzaklaştırıldığı belirlenmiştir. Yine aynı üniversitede 2005 yılında yapılan çalışmalarda koloni başına 225gr. lık pudra şekeri uygulanmasıyla koloniden %76 varroa uzaklaştırılmıştır.

    Bu çalışmalarda pudra şekeri uygulaması sonucu kuluçkada bulunan yumurtaların %62 ile 86 oranında gözlerden uzaklaştırıldığı gözlenmiştir. Yüksek dozaj uygulamalarında gözlerden önemli ölçüde larva uzaklaştırıldığı da belirtilmiştir. Bütün bu çalışmalardan şunu anlayabiliriz ki ,kavanoz içindeki arılara pudra şekeri uygulaması tekniği ile kovanlarınızdaki varroa düzeyini çok rahat bir şekilde arılarınıza zarar vermeden öğrenebiliriz.

    Bunun yanında kovanlarınıza varroa mücadelesi amacıyla pudra şekeri uygulayabilirsiniz. Bu yöntemi uygularken dikkat edilmesi gereken nokta ise uygulama sırasında yumurtalı ve larvalı peteklerin üzerindeki arıları kovan içine silkeleyerek , bu çerçeveleri pudra şekerini koloniye serpme işleminden sonra kovana geri vermek ,şeklinde uygulamak daha faydalı olacaktır.

    Bu yöntem ızgaralı dip tahtası yöntemi ile uygulandığında mükemmel sonuç verecektir. Bu yöntemler sayesinde arıcılarımız kovanlarına herhangi bir kimyasal ilaç uygulamadan, varroa ile mücadele ettikleri gibi ellerinde bulunan varroaya dayanıklı kolonileri belirleyebilecekler.

    Bütün bunların dışında, koloniden doğal yollarla ,günlük olarak düşen varroları takip etmekte önemlidir. Çünkü doğal olarak düşen bu varroaların sayısı kolonideki varroa popülasyonu ile yakından ilgilidir.

    İngiltere de kolonideki varroa varlığı ve izlenmesi gerekenler aşağıda verilmiş.
    Ortalama günlük doğal varroa ölümü aşağıdaki gibi ise; ( < küçük ise, > büyük ise )

    Ocak-mart<2 etkisiz,2-7 arası kontrol planlanmalı ,7>dikkatli kontrol yapılmalı

    Nisan-haziran<1 etkisiz, 1-7 arası hafif kontrol , 7>şiddetli risk var

    Temmuz- ağustos <2 etkisiz , 2-8 arası hafif kontrol , 8>şiddetli risk var

    Eylül –aralık<6 etkisiz, 6-8 arası hafif kontrol, 8> şiddetli risk var.

    Avrupa birliği uzmanlarının Türk uzmanlara verdiği eğitimde ise ,
    Yılda iki defa varroa kontrolü yapılmaktadır.
    Birinci kontrol temmuzda,

    Günde <5 varroa koloni için tehlike yok.

    Günde 5-10 varroa arası koloni için tehlikeli düzeye varabilir.

    Günde > 10 varroadan koloni sönebilir.

    İkinci kontrol ağustosta (ekim-kasım)

    Günde > 1 varrodan ise kış tedavisi uygulanmalı.

    Kolonideki varroa varlığının derecelendirilmesi,yapılacak mücadelede arıcılara yol göstermesi açısından çok önemlidir. Varroa’nın yüksek veya düşük düzeyde olması bize kolonilerde varroa’ya karşı mücadele etme zamanının gelip gelmediğini gösterir.

    Diğer taraftan varroa düzeyi devamlı düşük olan kolonilerin varlığı arılığınızdaki bu kolonilerin varroa’ya karşı dirençli olduğunu gösterir. Bu tip koloniler kendilerini tımarlama, varroa’yı ısırma ya da petek gözlerindeki üreme özelliğine sahip olan varroa’ları kuluçka ile birlikte kovan dışına atma özelliklerine sahip demektirler. Bu tip davranışlar nesilden nesile geçen kalıtsal özellikler olduğu için arıcılarımız bu tip kolonilerden ana arı yetiştirerek arılıklarındaki kolonilerinin varroa’ya karşı direnç özelliklerini belli bir düzeye kadar geliştirebilirler.

    in reply to: biri bana anlatsın!!! #6953
    demet
    Participant

    Yapmayın Allah aşkına alınmak yok demedik mi? Biz bir aileyiz ,kimsenin art niyeti yok. Bazen konuşuyoruz işte… herkes olduğu yerde kalsın bakalım.Büyük beyinler birlikte düşünür !!!!

    Öncelikle hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız, iyiki burdasınız daha ne diyim…

    Arılar 3 çıta .Dediğiniz gibi bu arı şu an bir işe yaramaz.

    Tecrübeli bir arıcının yanında staj yapamıyoruz işte, öğrenmenin tek yolu denemek kalıyor.

    Nasıl olsa karışan yok görüşen yok bi deney yapalım bakalım, dediğiniz gibi.

    (Birde şu kapalı ana gözünün içinde ne var çok merak ettim.yeni kapamışlar)

    Düzenleyen: demet, :: 09/06/2007 21:26

    in reply to: amerikan yavru çürüklüğü #7217
    demet
    Participant

    Sayın veterinerimiz vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederim.

    Haklısınız alternatif yöntemleri şu an uygulayamayız. Çünkü ülkemizin ekonomik durumu, arıcılarımızın bilgi seviyesi , bu konuda destek verecek teknik eleman ve labaratuar sayısı yetersiz.

    Bunun yüzüme vurulması hiç hoşuma gitmedi. Ülkemizde de bu tür çalışmaların yapılıyor olduğunu duymak isterdim.

    Ama hayır, ısrarla umudumu kırmıyorum. Yaşadığımız sürece bir umut var değilmi!!!

    Elbet çalışma azmi içinde olan sizin gibi değerli insanlar , bir şekilde bu işinde altından kalkacak gibime geliyor.

    Bu güzel haberleri sizden duymak dileğiyle.

    Saygılar iyi çalışmalar.

    (çalışmaya hepimizin çok ihtiyacı var)

    in reply to: Çerçevelere Petekleri Nasıl Sabitlemeli? #7209
    demet
    Participant

    Geçen sene ,ben karşıdan bakarken kovanlara bön bön , kasasınla oturtmuşlardı temel peteği. Vay vay işten kaçmak içinmiş demek…. Ben nasıl olsa anlamıyorum ya bir şey den ,topluca koyup kurtulmuşlar.

    Bende diyordum niye bunlar petekleri yiyor. Yahu söylesenize, arıdan anlamıyoruz ama petekleri birer birer verebilirdim kovana herhalde.

    Burdan ne sonuç çıkarıyoruz başarılı olmak istiyorsan kendi işini kendin görmen lazım!!

    Bu sene eski petekleri yeniliyorum. Temel petekleri de azar azar veriyorum. Ama sebebi güya Ana arıyı sıkıştırmasınlar diye, yoksa yetersiz bal akımı olduğunda fazlalık temel petekleri kemirdiklerini Murat bey den yeni öğrendim.

    Ve çerçevelere 3 sıra tel takıyorum. Bana dediler “ucuz olsun diye (süpürge teli denen) adi telden tak”
    Aaaa baktım ki hemen küflenmeye niyetli. (peteğin içindede küflenebilir.) Onu attım kenara, en kaliteli olanlarından aldım.
    Bu arada peteği tele çapraz geçirmek bir alttan bir üstten geçirmek mi demek?Amma çok soru soruyorum ya!

    in reply to: amerikan yavru çürüklüğü #7207
    demet
    Participant

    Sayın Uzm.veterinerimiz sizi madem bulmuşuz (hem de bu konuda yetkili) aklımızdakileri sormadan olmaz. İzninizi almadan soruyorum ama!!!

    Şu an Türkiye de, şüphelenilen arılıklardan alınan numunelerde AYÇ çıkarsa…… bütün pozitif çıkan kovanları,arıları,petekleri imha ediyorsunuz. 6 km karantina. Ve 2 ay sonunda numune almaya gerek olmaksızın karantina kaldırılıyor.

    ( Bulaşıklık çıkan bütün kovanları olduğu gibi imha etmek bu kadar etkili oluyor demek ki ,2 ay sonunda karantinayı kaldırmak için numune almaya bile gerek duyulmuyor,bu doğrumu ?)

    Ve bir arılıkta AYÇ çıkarsa imha etmekten başka yapılabilecek hiçbir şey yok Ülkemiz koşullarında.

    Bir de işin tuhaf tarafı bu mikrop her an her yerde olabilir ve her an faaliyete geçebilir . Böyle bir durumda hastalık çıktı kovanı yak ,hastalık çıktı kovanı yak………. tamam bir iki kovandaysa neyse ama pozitif çıkan bütün kovanların imhasından bahsediliyor.
    (Arıcılar korkup saklamakta haklılarmış, bende korktum şimdi!!!)

    Ve alternatif uygulamaları şu aşamada arıcılara tavsiye etmiyorsunuz.
    Peki şu anda AYÇ ile mücadelede, alternatif yöntemler üzerine sizin bölümünüzün bir araştırması var mı ? Veya Ülkemiz de bu konuda yapılan bir araştırma var mı ?

    Yoksa ancak yabancı ülkeler bu yöntemleri geliştirip OIE de kabul ederse mi biz kullanmaya başlayabiliriz . Nasıl ki antibiyotiği onlar yasakladı ,sonra biz yasaklamak zorunda kaldık. Alternatif yöntemlerde demi öyle olacak?

    Kaldı ki yabancı uygulamalarda bütün denek kovanlar doğal yolla AYÇ ye yakalanan kovanlar.(yani bu kovanlar yapay yolla hasta edilmemiş, hayatın içinden kovanlar)
    Ve biz bütün bulaşık kovanları yakıyoruz ve deney sahamızı ortadan kaldırıyoruz.

    Ayrıca alternatif uygulamalarda dikkat çeken en önemli unsur ;kovanların imha edilmesiyle ortaya çıkan mali durumun, ülke ekonomisine verdiği zararı en aza indirmeyi hedeflemesi. Şu anda AYÇ li kovanların imha edilmesi ülkemizin ekonomisine nasıl bir yük getiriyor?

    Yapay oğul yöntemiyle arıların 48 saat karanlık ve serin yerde aç olarak bırakılması sonra temiz kovanlara aktarılması, temiz peteklerin verilmesi ve şerbetle beslenmesi yöntemi bana o kadar mantıksız gelmedi. Takıldığım bir nokta ;bu yapay oğul yönteminde iki haftada bir numune tahlili ile desteklenmesi gerekiyor ya, bu numunelerin tahlili çok mu pahalıya mal oluyor ? Bu tahlil düzeneklerinin arıcının her an ulaşabileceği şekilde daha yaygın olarak kurulması mümkün olabilir mi mali açıdan.?

    İçimden bir ses bu tahliller çok pahalıya mal olur diyeceksiniz gibi geliyor ama!!!!

    Şimdi kişisel sorular:

    Bir arıcı arılığında AYÇ olduğu halde ihbar etmiyorsa ve bu ortalığa çıkarsa kanunen bir ceza alır mı ?

    AYÇ ile mücadelede alternatif uygulamaları siz önermediğiniz halde , kendisi bu uygulamaları yapıyorsa (örneğin yapay oğul yöntemini) bir ceza alır mı ?

    Bir soru daha imha edilen kovanların bedeli arıcıya ödeniyor mu ? Ödeniyorsa kovan başı ne kadar.

    Efendim umarım sizi sıkmamışımdır. Makamınıza geldim ve bunları sordum kabul ederseniz çok mutlu olurum. Vereceğiniz cevabı da pek çok arıcı aynı anda duyacak. Cevaplarınızı dört gözle bekliyorum…….

    Saygılar.

    in reply to: amerikan yavru çürüklüğü #7180
    demet
    Participant

    Bir uygulamayı ben yapıyor bile olsam , eğer o uygulama yanlışsa ona son verilmesi gerekir. Antibiyotik kullanımında olduğu gibi.

    Cihad bey de antibiyotik yoksa kovanları imha edeceksin demiş.

    Ya antibiyotik ya ölüm!!! Olmaz öyle şey. Biraz mücadeleci olmayı öğrenelim. Almanya da, Bulgaristan da AYÇ ile antibiyotiksiz mücadele edilebiliyorsa bizde edebiliriz, değil mi ama?

    Ayrıca anlamadan dinlemeden kimse hayvanları öldürmeye kalkmasın!!!

    Düzenleyen: admin, :: 06/06/2007 17:18

    in reply to: kovan kontrolünde arı bal yermi? #7177
    demet
    Participant

    Vallahi Murat bey soruyu pek anlamadım ama?

    En son duyduğum buradaki bir öğretmenin geçen sene arıcılıktan iyi kar yaptığıydı.
    Becerikli olup olmadığını bilmiyorum. Bunu sınayabilecek durumda değilim zaten.

    “yoksa yanlış bal üretimimi var “demişsiniz . O ne demek biraz açıklasanız.

    in reply to: Kovanları nasıl gelişitirebiliriz. #7112
    demet
    Participant

    Ohhhh ne iyi.

    Firmalar ar-ge çalışmalarına milyonlar harcasın, siz bedavadan beyin fırtınası yaptırın bize.
    Bizde şimdi düşünüyoruz, acaba nasıl geliştirsek Hüseyin beyin kovanını?

    Yoksa bu kovanları yapıp satmayı mı düşünüyorsunuz ? Yok yani öyleyse katkıda bulunanların da pay alması lazım. Değil mi ama?

    Şaka şaka alınmayın hemen……Sizi kızdırmaya çalışıyorum.

    in reply to: kovan kontrolünde arı bal yermi? #7166
    demet
    Participant

    Zzenginn bey ısrarla cevap istiyor. Birkaç yere birden yazmış. Hiç bu konu tartışılmadı ya. Arıcılıktan para kazanıyor musunuz gerçekten? Hobi olarak bir işi yapmak ve bu arada para da kazanmak ayrı, birde sırf para kazanmak için bir işi yapmak ayrı.

    Ona bakarsanız çiftçileri hep çok kazanıyor olarak görürler. Toprak ağaları kazanıyor olabilir ama küçük çiftçi doğru düzgün bir şey kazanmaz. Sadece kendini kandırır: toprağı hazırladım,tohumu ektim, gübresiydi ,ilacıydı derken hasat gelir. Ürünü satar para kazandığını sanır oysa yatırdığını geri almıştır.

    Ben 700 milyona yakın harcadım arılara. Ve bir lira kazanmadım şimdiye kadar. İki teneke balım vardı. Kızdım, onları da satmadım az para veriyorlar diye. Arılara yedirdim. Olurda, bu sene yeterince bal çıkarsa kurtulmak için satarım toptancıya. Kar yapmak amacıyla bu işe girmediğim için sorun yok,arılarda rahat bende rahatım..

    Ortalıkta dolaşan söylentiler var ;şu öğretmen şu kadar ton bal satmış,bu kadar kar yapmış falan diye. Kulağa hoş geliyor, bu arıcılık çok karlı bir iş olsa gerek!!!! Diye düşünüyor herkes.. Ama o bal o kadar da kolay çıkmıyor ortalığa. Büyük ihtimalle gezgincilik yapmıştır ve yılların tecrübesi vardır. O sıcağın altında arıların bal yapmaya çalışması kadar ,arıcının da kovanlarla ilgilenmeye çalışması zor yahu.
    Hastalığıydı , yavrusuydu , anasıydı……………hiç kolay değil. Birde balı satarken istediğin fiyatı bulamassan?

    Eğer hiç arınız olmadıysa şimdiye kadar, bence birkaç kovan alarak başlayın bu işe. En iyisi insanın gerçekleri kendi gözüyle görmesi!!! Kararınızı sonra kendiniz verirsiniz.

    Arıcılığa giriş yapanlar çok olabilir şu günlerde, ama dikkatinizi çekerim ,yüzlerce kovanını satıp çıkış yapanlarda çok. Bence onların fikirlerini de almak lazım.

    in reply to: amerikan yavru çürüklüğü #7159
    demet
    Participant

    Eğer kolonideki bulaşıklık durumu çok fazla ise bu kovandaki arıları kurtarmaya uğraşmıyorlar genelde.

    Arıları öldürdükten sonra çerçeveleri ile yakıyor ve usulüne uygun gömüyorlar.

    Kovanın kendisini ve ekipmanları ise yakmıyorlar tabiki ,uygun şekilde dezenfekte ediyorlar.Kalan sağları ise sıkı bir denetime alıyorlar.

    Bilen bir kişinin bu koloniyi görmesi ve durumu hakkında size bilgi vermesi gerek.

    Lafla peynir gemisi yürümüyor demişler ya
    Allah yardımcınız olsun.

    in reply to: kovan kontrolünde arı bal yermi? #7147
    demet
    Participant

    bir daha sorayım; bozuk petek ne demek?

    (erkek gözlü veya eskimiş peteklermi)

    in reply to: kovan kontrolünde arı bal yermi? #7139
    demet
    Participant

    İçeride bozuk petek yoksa! ne demek?

    in reply to: Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü #7105
    demet
    Participant

    Aşağıdaki makale sayın Admin Murat bey’ in söylediği Uludağ arıcılık dergisindeki ingilizce makaledir.
    Yukarıdaki yazıda zaten Almanya da uygulanan yapay oğul yönteminden bahsedilmişti. Tercüme ettikten sonra gördüm ki ona ilave olarak çok bir şey ihtiva etmiyor. Tabi biraz daha ayrıntılı ve kesin olarak ilaç uygulaması içermiyor. Onun dışında laboratuar tahlillerinin önemli bir yer aldığı gözükmekte. Buyrun bir okuyun bakalım. Bedava tercüme.

    Kaynak:
    Control of Amerikan Foulbrood Disease without Antibiotic Use

    P.Parvanov ,N.Russenova ,D.Dimov
    Trakia University,
    Social Enterprise “Samaritans” ltd. Stara Zagora Bulgaria

    Amerikan Yavru Çürüklüğünün Antibiyotik Kullanmadan Kontrolü

    Amerikan yavru çürüklüğü(AYÇ) en ciddi yavru hastalığıdır. Uygun tedavi yapılmaz ise sadece etkilenmiş kolonilerin ölümüne değil,tüm arılığın ölümüne sebep olabilir. Ayç patojeni Paenibacillus larvae (pll) adlı bakterinin sporlarıdır. Sporları dış etkilere son derece dirençlidir.

    Son zamanlarda hastalık Bulgaristan da da bir problem olmaya başlamıştır. Yıllardan beri uygulanmakta olan geleneksel metotlar, etkilenen arı ailelerinin öldürülmesi ve yakılması ve bal ürünlerinde ilaç kalıntılarının birikmesine neden olan antibiyotik ve sülfonamidlerle diğer arı ailelelerinin koruyucu tedavileridir. Bu yüzden 2003 ten bu yana Bulgaristan arıcılığında antibiyotik ve sülfonamid kullanılması çoğu avrupa ülkesindeki gibi kanunla yasaklanmıştır.(arıcılık kanunu 2003)
    Bu yüzden antibiyotik kullanılmayan alternatif koruyucu metotların ve ayç kontrolünde alternatif uygulamaların geliştirilmesi gerekmiştir. Dünyadaki uygulamalara göre ayç de sadece etkilenen arı ailelerinin öldürülmesi yeterli değildir.

    Alternatif kontrol metodlları
    Bal ve balmumundaki pll ve sporlarının denetlenmesi, yapay oğul yöntemi.

    Çok geniş kapsamlı kullanılan yapay oğul yöntemi değişik şekillerde uygulanıyor
    Arıların karanlık bir yerde tutulması,sınırlama olmaksızın yapılan metotlar,kovandaki peteklerin yerlerinin değiştirilmesi. Bu metot yetişkin arıların hastalıklı arılardan korunmasını ve kurtarılmasını sağlar.

    Yapay oğulda 1,5-2 gün süren bir açlık süresi boyunca arılar birbirini tımarlarlar ve sonra patojenik sporları dışkılarıyla dışarı atarlar. Hastalıklı petekler yakılır ve ekipman NaOH ile dezenfekte edilir.

    Danimarka da silkeleme metodu başarılı bir şekilde kullanılmaktadır .Ergin arıların bulaşık olmayan kabarmış peteklere veya temel peteklere transferini içerir ve hastalıklı petekler yakılır. Transfer edilen arılar yeni petekleri işlerken bulaşık balı tüketirler. Sonuçlar göstermektedir ki silkeleme metodu pll bakteri sporlarını kovanlarda bir hayli güvenli bir seviyeye indirmiştir .Bazı alman araştırmacılara göre bu şekilde bulaşıklık tamamıyla yok edilmiştir.

    İran da 1986 dan ve Kanada da 2000 yılından beri ayç nin kontrolünde caspian çözeltisi kullanılmaktadır. Az miktarda antibiyotik içeren doğal bileşenler,polen karışımı ve feromonların kullanılmasıyla oluşan bu çözelti literatüre tanıtılmıştır .Almanya da bulaşık arı ailelerinin yakılarak imha edilmesi ,kovan ve ekipmanların dezenfekte edilmesi ve sağlıkları iyi durumda olan arıların yapay oğullara transferi önerilmiştir. Balların sporlarla bulaşık olup olmadığı tahlillerle kontrol edilir.

    Çalışmamız Bulgaristan da daha hızlı ve ciddi durumdaki hastalıkların bile, arı kolonilerinin yok edilmeksizin ve ekonomik kayba sebep olmaksızın iyileştirilebileceğini göstermiştir
    Bulgaristan da ki yönetmelikler ayç ile enfekte olan kolonilerin yok edilmesi,ve hastalıklı kovanların yapay oğullarla iyileştirilmesini öngörür.

    Materyel ve metodlar

    Son iki yıldır doğal olara enfekte olmuş toplamda 119 arı kolonisi içeren 3 arılık iyileştirilmiştir. Arılıklar StaraZagora bölgesinde yer almaktadır.

    -karantina
    -yakılarak enfekte arı ailelerini yok edilmesi
    -kovan ve ekipmanlarının dezenfeksiyonu
    -hastalıklı ailelerinin 15 günde bir klinik testlerinin yapılması
    -pll sporlarıyla bulaşık kovanlardan alınan balların analiz edilmesi

    Sporlarla bulaşık arıların 48 saatlik besin vermeden serin bir yerde bekletme ve içine temel petek konmuş dezenfekte kovanlara arıların yapay oğul yöntemiyle transferi.
    Arı kolonisindeki son kovan imhasından bir sene sonra, tüm bulaşık ailelerden alınan bal örnekleri negatif değerde çıktıktan sonra arılıklar iyileşmiş kabul edildi ve karantina kaldırıldı

    Ayç mikroskobik olarak çürük içeriğin yayma preparatı ve örneklerin BHIA ortamında 35 derecede 3 gün tutulduktan sonra incelenmesiyle teşhis edilir .Bal örneklerinin pll ile bulaşık olup olmadığının incelemesi 2000 aşılar ve teşhis yöntemlerine uygun olarak yapıldı.

    Arılık….koloni sayısı….imha edilen….üzerinde çalışılan
    1……….43…………………..7…………………….36
    2……….64…………………..8…………………….56
    3……….12…………………..5……………………..7

    enfekte kovan…..yapay oğul………sonunda bulaşıklık
    7……………………….7…………………….0
    18……………………..18………………….0
    3……………………….3…………………….0

    Ayç 1 ve 2 nolu arılıklarda mayıs ve haziran 20003 te tespit edildi .3 nolu da ağustos 2003 te tespit edildi. Bölgeye karantina uygulandı ve enfekte arılar imha edildi .Kovan ve ekipmanların dezenfeksiyonu %4 naoh ile 20 dk kaynatılarak sağlandı.

    15 günlük aralıklarla yapılan klinik kontrollerde sadece 3 nolu arılıkta 2 tana daha enfekte kovan açığa çıkmıştır. Etkilenmiş arılıklarda 3 km yarıçapındaki bölgede başka hastalıklı arılık görülmedi
    2 nolu arılıktaki kolonilerin başka bir yerden satın alınarak bu bölgeye getirildiği görülmüştür.

    Çalışmalar göstermiştir ki bal arılarında ki patojenik sporlar arıların hastalanmasından çok önce mikrobiyolojik olarak tespit edilebilmektedir. Ve hastalanma durumu ,bulaşıklık derecesine, arıların direncine ve hijyenik davranışlarına bağlıdır. Sporlarla bulaşıklığı engellemek için ağ kafesli yapay oğullara transfer edilmesi ,karanlık ve soğuk bir yerde 48 saat tutulmasıyla elimine edilebilir.

    48 saatten daha fazla aç tutulursa arıların açlıktan ölmeye başladığı gözlenmiş. Görülmüştür ki yapay oğul uygulamaları arıcıların hastalıkla mücadeledeki işçiliklerini azaltır. Yapay oğullar dezenfekte kovanlara aktarıldıktan sonra, 2-3 lt şeker şurubu ile beslenir. Sezon sonunda arı kolonileri kendi yuvalarını yaparlar ve olması gerektiği gibi kışlarlar
    3 nolu arılıkta ayç kontrolü yeni yuvaların yapılanmasına izin vermemiştir Çünkü ballarda spor tespit edilmiştir 2004 yılında yeniden yapay oğul uygulaması yapılmıştır.

    Tüm arılarda kış besinlerinin tüketildiği gözlenmiştir. Eski petekler eritilmiştir ,kovan ve çerçeveler yenilenmiştir .Bütün bu karantina prosedürlerinin sonunda bu arılıklardan alınan ballarda spor çıkmamıştır. Bu metodun Bulgaristan da ayç kontrolünde başarı ile uygulanabilirliği önerilebilir.

    Düzenleyen: demet, :: 03/06/2007 12:03

    Düzenleyen: demet, :: 03/06/2007 12:11

    in reply to: Neden iki ana arı gözü bırakılır #7071
    demet
    Participant

    Sait bey, ben foruma gireli 2-3 ay bir şey oldu. Arılarım bir sene olmadı henüz. Kendi başıma çalışmamda ilk kez bu sezon. Foruma ilk girdiğim zaman çok fazla şeyi merak ediyor ve cevap gelmeyince, tam anlamıyla çıldırıyordum. İstiyordum ki her sorduğuma biri cevap versin, tecrübelerini paylaşsın. İçimden diyordum ki bunlar biliyor ama benimle paylaşmıyor!!

    Aslında bu doğru değildi. Kimin bana garezi olabilirdi ki?

    Sonra dolaşmaya başladım; baktım ki zaten konuların pek çoğu forumda önceden tartışılmış ve bir sonuca bağlanmıştı. Ama benim haberim yoktu.
    Ayrıca pek çok meraklı arıcının kendi blogları vardı ve pek çok konuyu orda kendi üsluplarıyla anlatmışlardı. Ayrıca bloglar onların kendi bölgeleriydi. Özgürce fikirlerini açıklayabiliyorlardı. Oysa forumdaki konuların her an bir tartışma ve kırgınlığa dönüşmesi mümkün olabiliyordu. Bu yüzden foruma yazmayı pek fazla tercih etmiyorlardı.

    Buna rağmen yinede pek çok cevap veren oldu sorularıma, cevap vermeyenlerde izleyerek bir tür paylaşım yaptılar. Herkesin söylecek sözü de olmak zorunda değildi işin açıkçası.

    Ama emin olun forumdan o kadar çok şey öğrendim ki !!!Bir eksiğim var o da tecrübe. Bizim gibi cahillere yapılan öneriler ancak yol gösterici olabiliyor. Akla kara yaşanılarak anlaşılıyor. Tecrübe ise süper bir şey!!! Parayla olsa hemen gidip alıcam.
    Sizden ricam kimseye kırgınlık yapmayın, arkadaşlarımızın hepsi birbirinden kıymetli sizde öylesiniz.

    Neden iki Ana gözü bırakılıyor sorusuna bende cevap veriyim, ne anlamışım. Yanlış varsa lütfen düzeltin.

    Birincisi kovan anasızlıktan dolayı Ana gözü yapmışsa: Örneğin ben devşirme ile kovan böldüm. Anasız kalan arılar son sürat Ana gözü çalışmasına girdiler. Onlarca Ana gözü yaptılar. Ben bu Ana gözlerini (en güzel iki gözü bırakıp diğerlerini imha ederek) diğer böldüğüm kovanlara pay ettim.

    Bakın burada bir nokta daha var ,anasızlıktan dolayı yapılan Ana gözleri genelde aynı yaşta olurmuş. Şimdi biz kovana iki göz bıraktık. Yedeklerden birinin başına bir şey gelebilir ölebilir veya zamanı gelince işçi arılar eğer beğenmezlerse bizim bıraktığımız yedekleri bozabilirler. Yok bozmadılar diyelim. (benimkiler bozmadılar.) İlk önce çıkmayı başaran Ana büyük ihtimalle daha sağlıklı olacak ve önce davranıp diğer Ana gözünü bozacaktır. Bu ihtimalde gerçekleşmedi diyelim, ve kovanın nüfusu da kalabalık evet oğula çıkabilir.

    “Benim bu konudaki tecrübem; böldüğüm 2 çerçeveli 3 kovanda ,iki Ana gözü bırakılarak yapılan çalışmada;son zamana kadar iki Ana gözü mevcuttu.(yani işçi arılar yedekleri bozmadı)
    Ana arılar başarılı bir şekilde çıktı, oğul olayı oluşmadı ve üç kovanımda da yeni analar yumurta atmaya başladı.”

    İkincisi kovan oğula gitmek istediğinden dolayı Ana gözü yapmışsa: Yaşları farklı farklı pek çok Ana gözü oluşturulur. Zaten bu gözlerden birisi kapandığı andan itibaren kovanın yaşlı anası her an kovanı terk edebilir veya çoktan etmiştir. Tamam terk etti gitti diyelim. Yapılacak şey güzel gözüken bir yaşlı bir genç Ana gözü bırakarak diğer bütün gözleri temizlemek. Olay yine aynı işçiler beğenmeyip yedekleri bozabilir. İlk çıkan Ana yedek gözü bozabilir veya kovan mevcudu yeterliyse genç Ana oğula çıkabilir.

    Bu birazda şans herhalde. Sağlıklı çıkan bir ananın bile çiftleşme uçuşundan başarıyla geri döneceği garanti değil. Aslında hiçbir şey garanti değil ya….

Viewing 15 posts - 226 through 240 (of 247 total)