demet

Forum Replies Created

Viewing 15 posts - 166 through 180 (of 247 total)
  • Yazar
    İletiler
  • in reply to: Bal Süzme İşlemi #8267
    demet
    Participant

    Makine nasıl temizlenir?

    Deterjanla değil tabiki . Ben hortumu içine attım bir güzel yıkattım. Ama baktım dibinde biraz yapışmış halde bal duruyor. Kazanın musluğunu kapadım içine su koydum, biraz öyle beklettim. Bal kalıntıları kabardı. Sonra yıkattım.

    Ve makineyi iyice süzdürdüm. İçinde kalan suyun kireci belki küflenmeye sebep olabilir. Kuruduktan sonra kapaklarını kapadım.

    in reply to: Bal Süzme İşlemi #8266
    demet
    Participant

    Aşağıdaki önerileri bana çok değerli bir beyefendi verdi. Burada yazmamın bir sakıncası yok herhalde. Bana çok faydası oldu umarım size de faydalı olur.

    “……petekleri kapalı yere taşımak için kontraplak kutu veya boş kovan,
    sır alırken peteği alacak genişlikte küvet yoksa tepsi,
    küveti koymak için masa,
    makine musluğunun altına sığacak kadar kova ve üzerine süzgeç,
    taradığın sırları koymak için ikinci bir süzgeçli kova,
    süzülmüş balları koymak için bal tenekesi veya kapaklı kova,
    su kabı el silmek için el bezi.

    Sır alırken çerçeve sol elle geriye eğik tutulur sır tarağı yalnızca aşağıdan yukarıya doğru sırlı yüzeye paralel iğneler taktırılıp sır kapakları 3 cm kadar kopartılır tekrar incecik daldırılıp kopartılır yukarıya kadar devam ettirilir ,7 kere sıralanıp daldırılınca çerçevenin bir yüzü biter arka yüzde aynı şekilde yapılır.
    Makinenin dönüş yönüne göre çerçevenin kulaklı tarafı arkada kalır ,çünkü petek gözleri eğimli olduğundan geriye doğru eğimde balın emilerek çıkması düşünülür.

    İlk koyduğun tarafı süzerken yavaş çevirirsin yaklaşık 60 – 70 devir yoksa petek kırılabilir. Bir yüzü süzülen çerçeve çıkarılıp aşağıdan yukarıya çevrilip yine aynı yönde konulup biraz daha hızlı çevrilir. Bal süzülmüş olur. Havanın ısısına göre 20 – 30 devir çevirirsin
    Bu arada dikkat et balı taşırma.
    Balı soğutmadan süz, sonra süzdüğün çerçeveleri arılara yalatmak için geri verirsin.
    Yalnız dikkat geç kaldın yağmacılık yaptırma önlem al……”

    in reply to: Arıcılık kurs bitirme belgesi #8215
    demet
    Participant

    Benim gittiğim kurs kıştı. Yerde buz patlıyor. Akşam 5- 9 arası.
    Çoğunlukla teorik bilgiler anlatılıyor. Tamam işin bilimsel yanı benim çok ilgimi çekiyor.
    Ancak ben ana arının, yumurtanın ,larvanın resmini değil kendisini görmek istiyorum. Arıyı geçin boş kovanı bile zor zahmet gördüm.

    Ama şunu da söylemeliyim; kurstaki beyefendiler çoğunlukla sizin gibi sırf sertifika almak için gelmişlerdi. Zaten hali hazırda arı yetiştiriyor ve bal üretiyorlar. Onlar ana arıyı görüp ne yapsın,zaten kendi arılarını görüyor.

    Bu birazda arz talep olayı anlaşılan. Kurslar genelde kışın yapılırmış. Boşta olan arıcılara sertifika vermek için herhalde.
    Peki kurs bu kadar kötümüydü? Hayır asla !!!ben kötü demedim ; sadece aradığımı bulamadım.
    Hatta sınavda kurs birincisi olmuştum. Çok süper değil mi! Daha ne yapsaydım?

    İyi ki bir iki kovan aldım da ;canlı arı görmek nasip oldu.
    Selamlar.

    in reply to: arıcılığa nasıl başladık #8200
    demet
    Participant

    Ben bu işi yapabildiğime göre siz haydi haydi yaparsınız.
    (pardon yani!! ben henüz bu işi tam anlamıyla yapamıyorum ama yaptığımı varsayıyorum işte anlayın…)

    Öncelikle arılarınızı koyacak bir bahçe veya toprağınız olması lazım. Kolay ulaşılabilen bir yerde olursa fena olmaz.
    Genelde evlerin arasında pek olmuyor, sonra komşunun çocuklarını falan sokar al başına belayı.
    Ama siz bir iki arıyla başlayacağınız için şimdilik bir şey olmaz herhalde.

    Ayrıca bu işe bir bilenin desteği olmadan başlanılmıyor. Size şöyle uslu bir arı bulurlar. Benimki gibi hırçın olmasın, yoksa bayram değil seyran değil sürekli elinizden öperler!!!

    Kuluçkalığı zaten rahat kontrol edersiniz. Ballık olayına gelince , yardımcınız olma ihtimali varsa katlı kovan kullanabilirsiniz. Ama benim gibi ,kendi işimi kendim görücem derseniz, ballığı yanında olan sabit kovanlar var.

    Ben böyle kovanların canlısını görmedim ama kullananlar var. Zaten onlarda size cevap yazacaklardır.
    (bu arada benimde ballıklarla problemim var. Belim ağrımaya başladı. Bir kaldırma projem var,ama henüz hayata geçmedi. )

    hımmm başka ne kaldı….? Kursa gitme ihtimaliniz olursa gidin. Hoş ;pratikte pek bir şey öğrenilmiyor ama kapı gibi sertifikanız oluyor canım.

    İnternete ulaşabiliyorsunuz işte. Burada çok değerli arkadaşlar var sorularınıza, sorularımıza cevap vermeye çalışıyorlar. Ben bildiğim hemen her şeyi buradan öğrendim sizinde öğreneceğinize eminim.

    Ayrıca arılara bakıma muhtaç bebek muamelesi yapmaya gerek yok. Zaten onlar kendi kendilerine bizden daha iyi bakıyorlar. Bizim sadece iyi bir gözlemci olup acil durumlarda olaya müdahale etmemiz gerekiyor.

    Arı olayını size bir aceminin gözünden aktardım. Umarım çok bilmişlik yapmamışımdır.
    Boş durmak iyi değildir, sizde boş durmayın. Yolunuz açık olsun.

    in reply to: sert arı #8192
    demet
    Participant

    Murat bey,sonuçta sert arılar daha mı verimli oldu bu sene yoksa verimsiz mi?

    Cümlenin sonu gelmemişte !!! anlayamadım.

    in reply to: VARROA İHBARI MECBURİDEN ÇIKTI #8191
    demet
    Participant

    İlacın Etiket Bilgileri
    Bienen wohl
    Bileşimi:oksalik asit,sitrik asit,alkol propolis

    Farmokolojik özelliği:
    Oksalik asit,varroa akarının solunum sistemini irkilterek etki eder. Damlatılma işleminden sonra ürün küçük damlacıklar halinde arı tüylerine yapışır ve arılar karşılıklı temas ile ürünü birbirlerine bulaştırırlar. Üründeki uçucu yağlar ve propolis arıların kendi kokularının kaybolmasına sebep olur. Buda arılarda temizlik iç güdüsünü harekete geçirir. 5-6 gün sonra yoğun temizlik faaliyeti esnasında varroa akarından kurtulurlar.

    Uygulama şekli: Her kovan için 10-15 ml uygulanır.
    Gıdalarda(balda) ilaç kalıntı uyarıları: kalıntı arınma süresi bal için (0) gündür.

    Bienen Wohl 1 lt’lik
    10 çıtalık 80 kovana hitap etmektedir. Ürünün bayi satış fiyatı 30 Euro

    Bienen Wohl 500 ml’lik
    10 çıtalık 40 kovana hitap etmektedir. Ürünün bayi satış fiyatı 18 Euro

    http://www.ozbalgrup.com/bienen/urun.htm

    in reply to: Acem Borusu #8181
    demet
    Participant

    Evet doğru, kuşburnunun bazı türlerinde tohumundan çıkan ana bitkiye benzemiyormuş.

    Ama ticari bir kaygınız yoksa ve ben kendim yetiştirip görmek isterim derseniz bir miktar tohumu ekin ve sonucu bekleyin. Ama işi abartıp ta yüzlerce tohum ekmeyin. Çünkü çiçek açması birkaç seneyi bulur ve sonuçtan memnun olmazsanız boşu boşuna uğraşmış olursunuz.

    Ancak ben olsam bu arada boş durmayıp çelikten üretme yaparım. Hem bu yolla üretim garanti.
    Kaybedeceğiniz bir şey yoksa , denemesi bedava!!!

    Yalnız önemli bir şeyi unuttum, Hollanda dan geldiğini söylüyorsunuz. Bu türün iklim istekleri sizin bölgenize uygun mu acaba?

    Bir bitkiyi çok beğenmiş olabiliriz, arılara verimi de yüksek olabilir. Ancak bizim bölgemizde yetişmeye uygun değilse onu ancak saksıda yetiştirebiliriz.

    Örneğin benim bir mandalina ağacım var. Yazın dışarı, kışın içeri ömrünü saksıda geçirmek zorunda. Anladığınız üzere bu iklim koşullarında seri üretime geçmemiz mümkün değil. Kışın –15 i gören bir yerde bir turunçgil nasıl dayansın ki?

    in reply to: ANA ARI KABUL ETTİRME #8180
    demet
    Participant

    Necip bey, şöyle söylemeyin yanlış anlaşılacak.

    Kursta bir beyefendi vardı arılara tavuk eti veriyormuş. Ve ısrarla arıların yedikleri yönünde görüş bildiriyordu.

    Balarılarının tavuk yeyip yemediğini bilmek için arıcı olmaya gerek yok, biraz biyoloji bilgisi bu işi çözer ama kıymeti yok.

    Siz böyle dediniz ya ,şimdi baharatlısını vermeye kalkarlarsa?

    in reply to: Acem Borusu #8166
    demet
    Participant

    Ben size kendi çapımda cevap vermek isterim
    Kuşburnu genel olarak yaban güllerinin meyvesine verilen isim. Tabii ki onunda ticari olarak tercih edilen türleri var.
    Ben su kenarında bulduğum kuşburnu tohumlarından 20 tane kadar yaban gülü ürettim.

    Çiçekleri dediğiniz üzere uzun bir periyot içermiyor. Mayıs gibi açıyor, küçük pembe yalın çiçekler. Ama çiçek açtığı zaman arıların mutlak ilgisini çekiyor. Çünkü çiçeklerinde özellikle bol miktarda polen var.

    Meyvesi dediğimiz kısmı (kuşburnu) temmuz dan itibaren kızarmaya başlıyor. Eğer böyle bir çalıyı yetiştirirseniz meyvesini de hasat etmeniz gerekir. Yaban gülleri normal güllere göre ince dikenli ancak o dikenler öyle bir kıvrık ki meyvesini toplarken bin pişman oluyorsunuz elleriniz parçalanıyor. Ben kendim topladığım için biliyorum. Ayrıca üstünüze başınıza takılırsa yine bir berbat.
    Ama kültüre alınmış olanlarının dikensiz çeşitlerinin de olduğu söyleniyor.

    Ayrıca kökleri derinlere indiği için toprak kayması ve erozyon engelleyici olarak kullanabilirsiniz..

    in reply to: Acem Borusu #8151
    demet
    Participant

    Bu haber bu gün yayınlanmış. Ben de acem borusunu aldığım gün 5 liraya bir kök lavanta almıştım. Çiçek açmış. Satıcıya sordum bunun çiçeğinden arı faydalanır mı diye! “yok ya ;bunun arıyla alakası yok” dedi. Ama varmış işte!!!

    İhlas Haber Ajansı 02 Ağustos 2007

    Yalova’da Lavanta Balı Üretilecek

    Yalova’da Bulunan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Çiçek Açma Süresi Daha Uzun Olan Kekik ve Lavantadan Organik Yolllarla Bal Üretecek.

    Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Türkiye’de bir ilke imza attı. Türkiye’de sürdürülen bal üretiminin daha uzun bir periyoda yayılmasını hedefleyen enstitü, çiçeklenme süresi diğer bitkilere nazaran daha uzun olan lavanta ve kekikten bal elde edilmesi için çalışma yapıyor. Türkiye’de yaygın olarak üretilen kestane ve ıhlamur çiçeği ballarına alternatif teşkil edecek lavanta ve kekik ballarının aromatik özellikleri ile rağbet görmesi bekleniyor. Kekik ve lavanta, 15 yılı bulan hasat ömrü ve çiçeklenme sürelerindeki uzunlukla da diğer bitkilerin önüne geçiyor.

    Bu arada, bugüne kadar yurt dışından ithal edilen ve arıcıların en büyük sıkıntısı olan varroa akarı olarak adlandırılan hastalığın tedavisinde kullanılan timol maddesinin Türkiye’de üretilebilmesi için çalışmalara ağırlık verildi. İstanbul kekiği olarak bilinen kekik türünde tespit edilen timol maddesinin kullanılabilir standartlarda elde edilmesini hedefleyen Araştırma Enstitüsü, çalışmaların sonuçlanmasıyla Türkiye’nin bu alanda dışa bağımlılıktan kurtulacağını duyurdu.

    in reply to: arılar ses çıkarır mı? #8148
    demet
    Participant

    Yoook araya sıkışma falan değil. Mesela ballığı kaldırdım. Başlıyor kuluçkalıktan aralıklı olarak ses gelmeye. Ballığı tekrar yerine koyunca ses kesiliyor.
    Her açtığımda bu sesi duyuyorum ama bir tek bu kovandan.
    Birde bu kovanın özelliği benim huysuz kovanım olması, genelde hırçın bir yapısı var.

    in reply to: arı azalması #8094
    demet
    Participant

    Sayın Kadıoğlu nereye çekiliyorsunuz? Ben sizden pek çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam etmek isterim.
    Herkes istediğini söylesin, biz anlayacağımızı anlıyoruz.

    Bu ne meydanıdır ki sürekli çekilmekten bahsediliyor? Asıl meydan hayatın ta kendisidir!

    Bakın Ziya Paşa’nın şu sözü aklıma geldi:

    AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ

    in reply to: arı azalması #8079
    demet
    Participant

    Ayçiçeğine girerken arılarımın nüfusu oldukça iyiydi.

    Peteklere nektar gelmeye başladıkça yavru azaldı azaldı. En sonunda kovanlarda yumurta falan göremez oldum. Mevcut işçilerde sürekli çalıştılar. Çalıştılar ama ayçiçek bitti, benim işçilerinde işi bitti. “Ayçiçek arıyı hırpalar” diyorlardı bu dedikleri şey olsa gerek.

    Balı aldım. Şu an sıkıştırsan arı ancak kuluçkalığı doldurur. Azar azar yumurta atmaya başlamışlar. Takip ediyoruz bakalım!

    in reply to: Arı Kayıpları #8066
    demet
    Participant

    “Edirne ve Tekirdağ’ın bazı bölgelerinde görülen arı ölümlerinin ayçiçeği tohumlarında kullanılan ”imidacloprid” adlı böcek ilacından kaynaklanabileceğini tahmin ediliyor”

    Bu haber beni özellikle rahatsız etti. Sebebi 4-5 kovanımın olması ve arılarıma bir zarar geleceğinden değil!!!
    Bizzat ayçiçeği üreticisi olduğumuz için ,bu ölümlere dolaylıda olsa sebep olmuş olabiliriz.

    Kendi adımıza söyliyim ,tohumu ekerken her hangi bir ilaçlama yapmıyoruz. Paketli tohumu açıyoruz ve ekiyoruz. Olsa olsa burada tohum üreten firmaların dikkatsiz ilaç seçiminden kaynaklanan bir problem var.
    Veyahut bazı çiftçiler ekim yaparken tohumlukta bizzat bu ilacı kullanmış olabilirler.

    Bir şeyi yaparken bir şeyi bozmak hiç uygun bir davranış değil. Mademki bu ölümler araştırılıyormuş sonucu çok merak ediyorum.

    Kaynak: Trakyam.net 21.07.2007

    Edirne Arıcılar Birliği Başkanı Erdoğan Altınordu, Edirne ve Tekirdağ’ın bazı bölgelerinde görülen arı ölümlerinin ayçiçeği tohumlarında kullanılan ”imidacloprid” adlı böcek ilacından kaynaklanabileceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

    Trakya’da yaşanan arı kayıpları 1995-1999 yılları arasında Fransa’da görülmüş .Yapılan araştırma sonucunda da sorunun ‘imidacloprid’ adlı ilaçtan kaynaklandığı tespit edilmiş ve ilaç bu ülkede yasaklanmış.

    1998 yılında aynı etken maddeyi içeren ilaca Türkiye’de satış izni verilmiş. İlaçta mısır, şeker pancarı, patates, tütün, meyve ve sebze de kullanılması yönünde etiket bilgisi bulunuyor. Ancak bu ilacın ayçiçeğinde de kullanılarak arı kayıplarına neden olduğunu sanılıyor.

    Tekirdağ Arı Yetiştiricileri Başkanı Şakir Ada da, Tekirdağ’da Malkara, Hayrabolu, Muratlı ile Çorlu ilçelerinde arı kayıpları yaşandığını ve Trakya’da 500 bin kovan arının tehlike altında olduğunu bildirdi.
    ”Şu anda Trakya’da gezginci arıcılar ile birlikte 500 bin adet arı sandığı bulunuyor. Ancak ayçiçeği balı bekleyen üreticiler işçi arıların sandığa dönmemesi nedeniyle büyük bir üretim kaybı yaşıyorlar. Bu bazı sandıklarda yüzde 90’a varıyor.” dedi.

    ”imidacloprid” adlı ilaç ayçiçeği tohumlarında böcek ilacı olarak için kullanılmış. Bu ilacın ayçiçeği tarlalarında çiçeklere konan arıları bilinç kaybına uğratarak kovanlarını bulmasını engellediği, fizyolojilerini bozduğu ve ilacın yasaklanmasından sonra bile 2 yıl içinde bölgede etkisini sürdürdüğü belirtiliyor.

    in reply to: BALLARIN ADLANDIRILMASI #8024
    demet
    Participant

    Murat bey; siz haklısınız.

    Tarihçesinde şöyle diyor:Ayçiçeğinin anavatanı Güney Amerika ülkeleridir. 1600’lerde Avrupa’ya yayılmış, ülkemize ise Balkanlı göçmenlerce 1920’li yıllarda getirilmiştir.

    Peki bir şekilde ayçiçek balı temin edilmiş ve saraya girmiş olabilir mi , olabilir.
    Ayçiçek balı şifalımıdır? Şifalıdır.

    Tamam o zaman sorun yok .

Viewing 15 posts - 166 through 180 (of 247 total)