Forum Replies Created
-
Yazarİletiler
-
demet
ParticipantKovanlarımızın rengiyle neden bu kadar ilgileniyoruz?
Çünkü renk kovanın sıcaklığında etkili bir faktör olabilir ! Peki kovanın yüzeyi bu ısıyı nasıl alır?Sıcak cisimler ışıma yapar. Güneşin dünyayı ısıtması da ışıma yoluyla olur .Güneşten yayılan ışık dalgalarını emen yüzeyler ısınır. Koyu renkli yüzeyler ışığı daha çok emdiği için daha çok ısınır. Açık renkli yüzeyler ise ışığı daha çok yansıttıkları için az ısınır.
Ayrıca ısı parlak yüzeyler tarafından yansıtılır , mat yüzeyler tarafından emilir. (Termosların iç yüzeyinin parlak olması ısının ışıma yoluyla kaçmasını engellemek içindir.)
Yani aynı yüzeyde bir parlak boya kullansak bir de mat boya demek ki ikisi arasında mutlak ısı farkı olacak.
Yada aynı renk boyalı kovan; boyanın matlığı da aynı ama yüzey yapısı farklı. Bir kovanın yüzeyi pürüzlü, diğerininki pürüzsüz. Bu iki kovan arasında da bir ısı farkı olacaktır.
Tabi ki bütün bunların yanında kullandığımız malzemenin ısı iletiminin hangi seviyede olduğu da önemlidir. Örneğin metallerin ısı iletimi çok yüksektir, tahtanın ise oldukça düşüktür. O yüzden kovan imalatında ısıyı iyi iletmeyen maddeleri tercih ediyoruz.(tahta ,strafor vb.)
Tahtayı tercih ettik .Şimdi ikinci bir faktör çıktı. Tahtanın sıkı ve dayanıklı bir ağaçtan olması ve et kalınlığı!
Ola ki kovanlarımızı daha sıkı ve daha da kalın tahtadan yapabilsek ( tabi ki o zaman ben nasıl kaldırıp koparırım bilemem) hangi renge boyarsak boyayalım;kovanın kolay kolay ısınmayacağını veya soğumayacağını düşünüyorum.
(not: burada kovanların üzerindeki metal saç faktörü göz ardı edilmiştir)
demet
ParticipantOrhan bey; ne diyim hayırlı olsun.
Bu işi gelir olarak yapmak ;fazla sayıda kovanı olmak onları gezdirmek anlamına da geliyor.
Umarım azminiz kadar bedeninizde güçlüdür.4-5 kovanın hizmeti bile beni yeterince yoruyor ;fazla kovanı olana Allah yardım etsin.
Hiçbir şey gözüktüğü kadar kolay değil…miş!!!demet
ParticipantBenim anasız kovana yumurtalı çerçeve vereli kaç gün oldu?
4 ağustosta çerçeveyi vermişim. 10 ağustosta gözler kapanmış.10 taneden fazla ana memesi bozdum.En son kalan 4 tane içinden tercih yapamadım. Bir tanesi çerçevenin bir yüzünde, üç tanesi diğer yüzde. Aslında iki tane bırakmam gerektiğini biliyordum.
Ama mevsimin oğul mevsimi olmadığı;
Kovanın bu memeleri anasızlıktan yaptığı,
Anasızlıktan yapılan gözlerin çoğunlukla aynı günde doğacağı ;
Güçlü olarak çıkanın aynı gün içinde kraliçeliğini ilan edeceğini ve oğul durumu oluşmayacağını varsayarak ;4 memeden hangisini seçeceklerini arılara bıraktım .Aslında kovanın durumu müsaitse 2 meme bile bırakılsa oğula çıkma durumu oluşabilir, hatta 2-3 çerçeve arı bu şekilde oğul verebilirmiş .O yüzden arıcılar “gözler açılacağı zaman, ne olur ne olmaz sen arılığa bir uğra ,oğul çıkabilir” demişlerdi bana (baharda iki çıta olarak bölünen kovanlar için)
Bu seferki on çıta? Memeler 4 tane. Beni duysalar belki kızabilirler!!! İyi ki internetle falan ilgileri yokta bilmiyorlar. Her neyse;
Gözler acaba bu gün açılabilir mi?
Diye düşünerek kovanı açtım. Memelerin olduğu çerçeveye bir işaret koymuştum. (haa bunu da sitelerden birinde görmüştüm ,eğer işaret koymazsan ana gözü hangi çerçevede diye arar durursun) Zaten anasız kalan arılar bir huysuz saldırmaya yer arıyor.İlk olarak işaretli çerçeveyi çektim. Ooo gözlerden eser yok hepsini paramparça etmekle meşguller. Demek ki yeni anamız yakın bir vakitte doğmuş. Ama nerede? Burada olması lazım. bakıyorum… bakıyorum… yok bunda değil! Kapağı koydum ve işaretli çerçeveyi içine koydum.
O çerçeveye baktım bu çerçeveye baktım.10 çerçeve ,arı kalabalık. ııııh böyle olmayacak. Her neyse elbet ortaya çıkacak. Çerçeveleri yerleştirdim. En son olarak işaretli çerçeveyi yerine koyucam bir kere daha bakayım dedim.
Hehehe işte burada kumral bir ana arı. Kendisini iyi kamufle etmiş demek ki. Şu an çok büyük değil ama yeni doğmuş hali bu kadar olsa gerek.(çok fazla yeni doğan görmediğim için) Ayrıca yeterince güçlü olmalı ki kraliçeliğini ilan etmiş.
Geriye ne kaldı ? yumurtaaaaa.. Bir de yumurtlamaya başlarsa işte o zaman değmeyin keyfime.
demet
ParticipantSayın Apo ; neden bu kadar kızdığınızı anlamadım?
Benimle diyologa girmemeniz için sizin hakkınızda seviyesiz; aşağılayıcı veya hakarete yönelik bir şeyler söylemiş olmam gerekmez mi?
Benim cevabım Ergeneko bey’ edir . Size değil. Ayrıca size bile olsa içinde kusurlu bir ifade geçtiğini sanmıyorum. Siz bu antibiyotik işini yapıyormuşsunuz çok güzel. Kendi doğrunuzu savunun.
Ben kendi doğrumu savunurum.Aramızdaki diyolog başlamadan kopacaksa vay halimize. Saygılar.
demet
ParticipantSayın kutup ne dediğinizi inanın anlamadım. Karakovan iyidir veya kovanlarımı karakovan gibi yerleştireceğim dediğimi hiç hatırlamıyorum. Giriş yönü önemli değil dediğimi gene hiç hatırlamıyorum.
Benim kovanlarım doğuya bakıyor. Hepsi standart bomba gibi kovanlar. Yapılabilecek bütün ilmi ve bedeni çabaları kolonilerim için harcıyorum.
Sadece ve sadece tecrübesi olanlardan ,doğal halde yaşayan arıların yuvalarının hangi yöne baktığı konusunda bilgilerini almak istedim.
Kimseyi bir yere yönlendirdiğim yok isteyen istediği yere yönlenebilir.
Hepiniz bu günlerde bir alıngan oldunuz.
Hangi hatayı yaptığımı bilmesem de kusura bakmayın.
demet
ParticipantKontrol altına alınmış arılarda kovanların yönü biz nasıl istersek öyle oluyor .Rüzgarın yönü güneşin yönü, belki tarlanın eğimi bile etkili oluyordur.
Arıcılar mutlak suretle yönlerin ne derece verimli olduğunu tecrübe etmişlerdir.Benim aklıma başka bir şey takıldı.
Peki kendi halinde oğula çıkan veya kaçan arıların tercih ettikleri yuvaların giriş yönleri ne tarafa bakıyor. Malum önceden yeri keşif yapıp ona göre taşınıyorlar.
Biraz daha açayım;Birkaç sene önce büyük söğüt ağaçlarında ; iki farklı yerde iki balarısı kolonisi görmüştüm.
Birinin girişi güneye bakıyordu. Diğerininki güney doğuya .Bunun haricinde doğal arı kolonisi görmedim. Kendimde de oğula çıkma diye bir şey olmadığı için bilmiyorum.
İçinizde mutlaka bu şekilde arı kolonisi göreniniz vardır veya kendi oğulu çıkıp bir yere yerleşen.
Eğer bağımsız hareket eden koloniler hakkında bilgimiz olursa bu bize kendi kovanlarımızın yönü hakkında bilgi verebilir diye düşünüyorum.
Benim sorum şu :Kendi halinde yaşayan veya yerini kendisi tercih eden arı kolonilerinin yuva girişleri hangi yöne bakar, yada hangi yöne bakan yuvaları tercih ederler?
Düzenleyen: demet, :: 16/08/2007 11:39
demet
ParticipantSayın Ergeneko arıyı bilmem; ama bu şurubu ben mi içsem acaba diye düşünüyorum?
Kışın çok hastalanıyorum da. Baksanıza koruyucu antibiyotiği bile hazır ne olur ne olmaz diye.Size bunu arkadaşınız önermiş ya; ilk önce ona niye sormuyorsunuz.
Başkasına önerdiğine göre kendisi denemiş olmalı!!!Yada bunu ilk önce siz deneyinde sonucu da bizimle paylaşın; bakın ben çok meraklıyım sonucu bekliyorum.
Ayrıca geçen aylarda, diğer forumda varroa ilaçları üzerine bir istatistik yapıyordunuz.
“Beni izlemeye devam edin” diyordunuz. Ben sizi izliyordum ama ortadan kayboldunuz. Bakın o araştırmanın sonucunu da merak ediyorum. Saygılar.( açıklama: şimdi yine yanlış anlayan çıkmasın. Tuzu ,sirkeyi bilmem ama hastalık olmadan koruyucu antibiyotik uygulaması diye bir şey olmaz. antibiyotikler bağışıklık sistemini çökertir.
şu an insanlarda bile en az 5 gün olarak bildiğimiz antibiyotik tedavisini en minimum süreye çekmeye çalışıyorlar. 1 veya 2 gün düşünün yani. Ki bu hastalık durumunda . değil ki siz hastalık olmadan antibiyotikten bahsediyorsunuz.)
demet
ParticipantSayın Özbayrak; bal birleştirme konusunda kendinizden bahsetmişsiniz. Arıcılığa 94 te babanıza yardım ederek başlamışsınız. 2005 te kendi başınıza tekrar başlamışsınız.
Cihad bey vardı hatırlarsanız. Sırf biz tartışalım diye foruma bazı sorular sorardı kendi üzerinden. Sanki bilmiyor gibi yapardı.
Şimdi bu sizin sorunuz, gerçekten cevabını bilmiyor musunuz? Yoksa biz tartışalım diye mi soruyorsunuz?
Fark etmez ben 1 yıllık tecrübeme göre bir şeyler yazacağım. Yazmak istiyorum. Yanlış yerlerimi siz düzeltin lütfen.
Yoğun nektar akımı olduğu zaman kovanlarımızın uçuş tahtalarını genişletip; sanki uçak pisti gibi bir hale sokmamız lazım. Mümkünse yerden uçuş tahtasına doğru bir rampa yapıyoruz.
Çünkü yüklü gelen arıda derman kalmamış ,kovanın girişini tutturamadı mı pat diye yere konuyor.
Rampa olduğu zaman yürüyerek yukarı çıkıyor.(gerçi yerden kovana doğru uzanan rampalarında haşereler yönünden dezavantajları var)Bal arının ağzında değil, nektarı emip bal midesine gönderiyor. Dikkat ettiyseniz kovana nektarla gelen arıyı da bir güzel yalarlar. (Orasını burasını çekelerler)
Ve kovanın önünde bir hareketlenme oldu mu hemen birkaç nöbetçi duruma bakmak için o arının yanına iner.
Büyük ihtimalle o yere düşen veya düştüğünü varsaydığımız arıda kendi rızasıyla o balı diğer arkadaşlarına aktarıyordur. Bir bakıma iyi bir şey en azından işçi yükünden kurtulup hafifliyor. Biraz dinlendikten sonra işe devam eder.
demet
ParticipantSizinki de çok kısa bir soru olmuş ama. Hiç ipucu yok!!!
Benim senaryolarım;Üst katta doğmuştur.
Çerçeve transferi sırasında üst kata çıkmış olabilir.
Izgarada defolu bir yer olabilir.(daha geniş) oradan geçmiştir.
Rejim yapıp zayıflamıştır.
Alt kata bakarken üst katı yana alıyoruz ya, çerçevelere bakarken anayı üst kata bizzat düşürmüş olabilirsiniz.
Kontrol sırasında ızgaraya binmiştir, öylece dolanırken, siz fark etmeden onu üst tarafta bırakmış olabilirsiniz.
demet
ParticipantAman efendim çok afedersiniz ;
“bir kere yaptırın da görün”den kasıt ;sakın ola böyle bir şeye fırsat vermeyin; ikazlara kulaklarınızı tıkamayın , böyle bir şeye sebep olursanız ağzınızın payını alırsınız anlamında.
Biraz edebiyat yaptık anlıyacağınız.
Yoksa başımıza gelen kötü bir şeyin kimsenin başına gelmesini istemeyiz;
veya böyle bir şeyi asla kimseye tavsiye etmeyiz.Yanlış anlaşılacak bir şekilde söylediğim için çok ama çok özür dilerim.
demet
ParticipantBence arıcılık işini yıllardır yapan yağmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyordur.
Ama bizim gibiler…Bana da diyorlardı "sakın kırıntı düşürme yere, bal sürünen bir şey oldu mu hemen yıka"
Tamam dedik! Dedik ama geçen sene katları alırken yapılan ihmal neticesi; iki gün boyunca 4 kovan birbirini yağmaladı durdu. İyi ki çevrede başka arı yok. Yağmur olmasaydı belki kovanlar çoktan bitmişti. Hoş bitmedi ne oldu? Kürekler dolusu arının ölümüne sebep oldum.Yağmacılığın ne olduğunu bilmiyor musunuz?
Ve çok merak ediyorsunuz !O zaman bir kere yaptırın da görün.demet
ParticipantCumhur bey; anlattıklarınızı hayretle okudum.
Tabiki olayın ana fikri arıların kaçması. Arılarınız sürekli kaçıyor ve sizde sürekli buluyorsunuz.
Ben şunu anlamadım; bunlar kovandan çıkıp bir kenarda sizin gelmenizi mi bekliyorlar?
Benim bildiğim kovandan çıkan arı az biraz oyalanır sonra alır başını gider veya hiç oyalanmadan çeker gider.(belki ben yanlış biliyor olabilirim) Arıların yakınlarda sizi beklemelerinin sebebi nedir?Kaçan kovanlar kaç çıtaydı acaba? Hiç bal süzdünüz mü, bölge iyi diyorsunuz arının kovanda yeterince balı var mıydı ? Ne biliyim çevrede yeterli su kaynağı var mıdır? Kovanlar sıcak altında mıdır?Gölgelemek için bir şeyler yaptınız mı?
Daha olmadı arıları başka bir yere falan taşıyın belki kaçmaktan vaz geçerler.
Kusura bakmayın bildiğimden değil; bilmediğim ve merak ettiğim için sordum. Kolay gelsin.
demet
ParticipantPetekleriniz güvelenmiş. Kurtları elle temizlemenin bir faydası yok. Çünkü büyüklü küçüklü bir sürü kurt oluyor. Büyükleri alsanız küçükler yine içinde kalıyor. (ben kendimden biliyorum)
Boş petek olsaydı derin dondurucuya atın kurt ve yumurtalar ölsün derdim ama ballı çerçeve donunca ne olur ?
Keşke petekli bal nasıl muhafaza edilir bilseydim, o zaman size cevap verirdim.
Eee içinizde bu işi bilen yok mu? Lütfen cevap bekleniyor…demet
ParticipantMurat bey; üşütüp hastalanmayı da nereden çıkardınız şimdi!!! Bal süzmeyle ne alakası var ?
Ya biliyor musunuz aslında dediğiniz doğru. Kasaları taşırken telaştan terleniyor. Birde balı süzerken cereyanda durursanız.
Abimiz o gün yoğun tempoda bal süzmüş. Terinin üşüdüğünü hissetmiş ama bir şey yapamamış. Eve gelince bir kas spazmı geçirmiş. Hastanede sabahlamış. On gün oldu hala göğsüm ağrıyor diyor.
Dikkat edelim balı süzerken hastalanmayalım . Gerçi biz balımızı süzdük sıra süzmeyenlerde…..
demet
ParticipantOrtaya bir şey atıp devamını getirmeden olmaz.
İlk şoku atlattım sayılır. Kovan güçlü 10 çıta arı var. Bu kovanın anası kaç yaşında bilmiyorum. Yaşlı olmuş olabilir.
En zayıf kovanım 5 çıta. Onu birleştirmek istemiyorum.
Elimde hazır ana yok ,olsa da kabul etmeme durumu var. İşin doğrusu ben bu işten korkuyorum.Bende öncelikle memelerden çıkacak anayı beklemeye karar verdim.
İlk önce fazla gözleri bozmak zorundayım. Onlarca ana memesi bozdum. Allah affetsin .Kandil akşamı külliyen günaha girdim ( Evet boş gözle içinde yavru olan memeleri ayırt edebiliyorum, o açıdan sorun yok)
Gözler kapanmış, şimdi anamızın çıkmasını bekliyoruz. Umarım her şey yolunda gider.
Gitmezse? Dediğiniz gibi bölme toplama çıkarma 4 işlemi yapacağız.
Daha önce yapmadım. Ama yapacağız işte!!Düzenleyen: demet, :: 10/08/2007 16:17
-
Yazarİletiler
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi