Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Mustafa bey,
Karabuğday ülkemzde çok tanınan bir bitk değil. Hatta ziraat mühendislerinin çok büyük çoğunluğu bilmiyor. Bilinler bir elin parmakları kadar. Yurtdışında bu bitkinin nektarı ile bir kovandan 120 kilograma kadar bal alındığına dair yayın var. Ancak balının tadının çok cazip olmadığı belirtiliyor. başka bir bitkinin nektarı ile kolayca tüketilebilir hale geliyor. Bu bitkinin diğer özelliği içinde gluten olmaması. Bu nedenle çölyak hastalığı olan kişilerin rahatlıkla tüketebildiği değerli bir ürün. Ayrıca yurtdışında kabukları yastıkların yapımında kullanıyor. yastıların içi buğdayın dış kabuğu dolduruluyor.
Tohumu üçgen şeklinde.
Ankara Büyükşehir belediyesinin çölyak hastaları için ekmek ürettiğini 2-3 yıl önce duymuştum. Eğer hala üretiyorlarsa oradan yada ithalatçı firmadan tohum elde edebilirsiniz.
Saygılarımla.
-
Değerli arkadaşlar,
Arı kayıplarının nedneleri ana arı, beslenme, arı sayısının yetersizliği, arıcıdan kaynaklanan neden olabileceği gibi hastalık olabilir. Sönen kovanlardan alacağınız petek ve ölmüş arılardan alcağınız 150-200 arı kağıt içinde laboratuvarlara göndermenizde fayda var.
İlk etapta bazı hastalıklar yönünden arıların incelenmiş olur. Hastalıklar ölümler başlıca nedeni olabileceği gibi mevcut olumsuz şartlarda ikinci derecede öneme de sahip olabilir.Hastalık yapan mikrop, parazit, virus gibi etkenlerin kovanlarınızda olup olmadığını öğrenirsiniz. Bu size neyle mücadele edeceğiniz hakkında bir fikir verir.
Bazende göndermiş olduğunuz örneklerde hastalık görülmez. O zaman da arıcılık konusunda ne gibi yanlışlık yaptığınızı sorgulamalısınız.
Laboratuvarlar sizin için bir çözüm yeri olabilir. Bunu unutmayınız. Her ilin bağlı olduğu bir veteriner kontrol ve araştırma enstitütü var. Bu enstitülerde belli ücret karşılığı döner sermaye hesabına yatarak, kargoyla gönderilen örnekler bakılıyor. yada il yada ilçe müdürlüklerinden protokolle gönderilen örneklere ücretsiz bakılıyor.
saygılarımla
-
Demet hanım, göstermiş olduğunuz ilgiyi çok takdir ediyorum. İlgili firmanın söylediği
(thiamethoxam içerikli)etken maddenin arılara zehirsiz olduğu bildirilmiş. Oysa Avustralya’daki thiamethoxam maddesinin arılar tarafından ağız yolula yada temas ile alındığında aşırı zehirleyici olduğu;tohumları bu ilaçla kaplanmış olan bitkilerin nektar ve polenlerini arılar aldığında kovanların arı sayısında bir miktar azalma olduğunu tespit etmişlerdir.Bununla birlikte kesin olarak tohumun bu kimyasal madde ile kaplanmış olmasına bağlayamadıklarını bildirmişlerdir.
Bu bilgi http://www.apvma.gov.au/publications/downloads/prsthi.pdf adresinde. Kimyasal maddenin spray tarzında uygulandığında böcekleri ve parazitik yaban arılarını öldürdüğü yazmaktadır.
Amerika’da yayında ise armut bahçelerinde thiamethoxam uygulandığı, arıların polen ve nektar toplama işlemi yaparken öldüklerini ififade etmişlerdir. Bu nedenle meyve ağaçları çiçeklenme döneminde iken kullanılmayacak maddeler arasında olduğu kaydedilmiştir. Thiamethoxam’ın zehirleyici etkisi çiçeklenme döneminde 7 -14 gün kadar sürmektedir.
Bilgi adresi http://agr.wa.gov/pestfert/Pesticides/docs/BeeKillPreventionTreeFruits.pdfSaygılarımla
-
Arıcılara,
Arı kolonilerine Imidacloprid Etkisi
Imidacloprid sistemik insektisid( (böcek öldürücü) olup Bayer firmasınca üretilmektedir. Arı kolonilerinde şiddetli koloni yaptığı tartışma konusudur. Yüksek derecede kovan sönüşüne neden olduğuna inanılmaktadır.
Fransa ‘daki ticari ismi Gaucho’dur. Arı kaybına neden olduğundan Fransa Ulusal Arıcılar Birliği 1996 yılında 1.45 miyon olan üretimi 2003 yılında 1 milyona indirtmişlerdir.
1995-2001 yılları arasında bir kovandan alınan bal miktarı ortalama 75 kg /kovan bal seviyesinden 30 kg/kovan düzeyine inmiştir.
Amerika’da da üretilen kimyasal madde miktarı yıllık 40000 tondan 25000 tona inmiştir.
Ayçiçek tohumlarında kullanılan imidacloprid, çok miktarda arının ölmesine sebep olmakta ve bal üretimini düşürmektedir.
Ayrıca koloni çöküş sendromlarından biri olabileceği düşünülmektedir.
-
Arıcılar, Veteriner Hekim, Biolog, Ziraat Mühendisi ve konuyla çalışan tüm ilgilerin arıcılık ve arı hastalıkları konusunda belli yerlerde yapılacak toplantılarda problemleri konuşmaları, bilgi paylaşımında bulunmaları, yapılacaklar konusunda yapılacak projeleri planlamaları ve arıcılıkta yapılacak düzenlemeler konusunda bir çatı altında olmaları gereklidir.
Bu yolla, arıcılık faaliyetlerindeki sorunların çözüm yolları, bilgi paylaşımı ağının kurulması, arılık kontrollarının kimlerce nasıl yapılacağı hususunda etkili çözümler bulunabilir.
Özellikle arı hastalıkları konusunda arıcılara güncel bilgileri anaşılır bir dille arıcılara aktarmaya çalışıyorum.
Bu arıcılara olduğu kadar ülkeme de hizmettir diye düşünüyorum.
Ancak her meslek kesiminin bilgilerini paylaşacağı belli toplantılar olmaktadır. Buralarda problemler ayrıntılı bir biçimde konuşulur, çözüm yolları aranır ve o amaçla projeler üretilir.
Son yıllarda arıcılık konusunda veteriner hekim camiasında arı hastalıklarına özel bir kongre, sempozyum yada toplantı düzenlenmemiştir. Bu eksikliği gördüğüm için veteriner hekimlerin ayrı bir toplantı içinde arı hastalıklarını masaya yatırmaları gerekiyor.
Burada kastettiğim budur.
Arıcılarla aynı çatı altında olmaktan mutluluk duyuyorum. Bakın aynı forumda yer alıyoruz.
-
Arıcılar, Veteriner Hekim, Biolog, Ziraat Mühendisi ve konuyla çalışan tüm ilgilerin arıcılık ve arı hastalıkları konusunda belli yerlerde yapılacak toplantılarda problemleri konuşmaları, bilgi paylaşımında bulunmaları, yapılacaklar konusunda yapılacak projeleri planlamaları ve arıcılıkta yapılacak düzenlemeler konusunda bir çatı altında olmaları gereklidir.
Bu yolla, arıcılık faaliyetlerindeki sorunların çözüm yolları, bilgi paylaşımı ağının kurulması, arılık kontrollarının kimlerce nasıl yapılacağı hususunda etkili çözümler bulunabilir.
Özellikle arı hastalıkları konusunda arıcılara güncel bilgileri anaşılır bir dille arıcılara aktarmaya çalışıyorum.
Bu arıcılara olduğu kadar ülkeme de hizmettir diye düşünüyorum.
Ancak her meslek kesiminin bilgilerini paylaşacağı belli toplantılar olmaktadır. Buralarda problemler ayrıntılı bir biçimde konuşulur, çözüm yolları aranır ve o amaçla projeler üretilir.
Son yıllarda arıcılık konusunda veteriner hekim camiasında arı hastalıklarına özel bir kongre, sempozyum yada toplantı düzenlenmemiştir. Bu eksikliği gördüğüm için veteriner hekimlerin ayrı bir toplantı içinde arı hastalıklarını masaya yatırmaları gerekiyor.
Burada kastettiğim budur.
Arıcılarla aynı çatı altında olmaktan mutluluk duyuyorum. Bakın aynı forumda yer alıyoruz.
-
Seminerlerde hedef kitleye göre konuşmak gerektiği konusunda bende hem fikirim. Arıcılara enfestenin parazitle bulaık olmak olduğu, enfestenin ise kovanda hastalık olması anlatılmalıdır.
Virus laboratuvarda normal mikroskop ile bile göremediğimiz, yalnızca özel mikroskop(elektron mikroskop)ile görülebilen çok küçük hastalık yapan çok küçük canlılardır.
Viruslar, arılarda hastalık yapan önemli etkenlerden biridir. Varroa ile ilişkisi ise çok önemlidir.
Kovanda varroa var ise, sayısı da çok fazla ise viral hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Yavru yada ergin arının kanını emmek için ağızları giriş yapacakları yere delerek vücut içine ağız organını sokar. Bu işlemin çok olması demek hastalık yapan virusun o oranda çok artması demektir.
Bu bakımdan kovanda varroa miktarı önemlidir.
Ancak bazı viral hastalıkların ortaya çıkmasına ise nosema apis ismindeki parazit neden olmaktadır.Bu nedenle kovanlarda hem varroa hem de nosema ile süreki mücadele etmelidir.
Diğer önemli bir konu ise, arıcılara verilecek seminerlere veteriner hekimlerin katılımının önlenmesidir. Beraber yapılan eğitimlerden arıcılar faydalanamıyor ise bu husus eğitim verenlere, toplantıyı tertip edenler açık bir şekilde ifade edilmelidir.
-
Murat bey,
Yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum. Faydalı olmasına çok sevindim.
Ümit ederim ki diğer arıcılarımıza katkısı olur.
-
Arkadaşım şansın var. Sende arı alerjisi çok çok az. Ancak sende geç gelişen arı alerjisi mevcut. Yani alerji zamanla ortaya çıkıyor.
İleriki yıllarda arı sokmalarına bağlı olarak alerjik durum artabilir. Bu kişilere değişebilir. Belki ilerde tedavi görmen gerekecek. Belki arı sokmalarına karşı tamamen bağışık olacaksın. Umarım. İkincisi olur.
Yine de temkinli olmanda fayda var.
Saygılarımla
-
Arı alerjisi tedavisini belli merkezler yapmasına karşın, kişilerde arı alerjisi olup olmadığını gösteren testler birçok devlet, üniversite hastanelerinin göğüs hastalıklarının içindeki alerji polikliniklerinde yapılmaktadır. Son zamanlarda özel hastanelerin alerji servislerinde de yapılmaktadır.
-
Arkadaşlar,
Amerikan yavru çürüklüğü konusunda büyük şef değerli verdi. Hastalığın antibiyotikle tedavisi şu anda mümkün değil. Böyle birşey olduğunda ilk olarak ben sevinçle sizlere bildiririm. Ancak şu ana kadar kullanılan antibiyotikler yalnızca hastalığın baskı altına alınmasını sağlıyor.
Bu nedenle antibiyotik konusunda arıcı dikkatli davranmalıdır.
Hastalık yok ve antibiyotik kullanıyorsunuz; yıllar içinde amerikan ve avrupa yavru çürüklüğüne karşı direnç gelişebilir.
Yavru hastalığı görülmeyen kovanlarda gerçekten hastalık mikrobu yok mu? var mı?
Bilemezsiniz.
Bu ancak laboratuar şartlarında ve özel testlerle mümkün.
Hastalık görülmeyen kovanlarda amerikan yada
avrupa yavru çürüklüğü mikrobu olmasına rağmen hastalık yapacak sayıda olmadığından koloninin bakım, besleme, temizlik, kovan içi düzenlemeleri, arıcılık faaliyetleri, arılığın bulunduğu yerin nektar ve polen durumuna bağlı olarak hastalık normal olarak ortya çıkamamaktadır.Arıcı bu söylediklerimi yaptığında ve nektar ve polen şartları uygun olduğunda arıcının problemi olmayacaktır.
Bu nedenle gereksiz ilaç kullanmayın. Bizler hastalık konusunda antibiyotik kullanmanız gerekirse önce biz tavsiye ederiz.
Türkiye olarak Avrupa Birliği ülkeleri arıcılık mücadele kurallarına göre hareket etmek durumundayız.
Amerikan yavru çürüklüğünden arılar büyük problemler yaşıyor deniyor. Laboratuarlara gelen numune yok denecek kadar az. hastalıkları saklamanız arıcılığa yapılan en büyük ihanettir. Bu gün senin arılığın yarın komşu arıcı. Arıcılığı gezginci olarak yapıyorsan, ilden ile hastalığı yayıyorsun.
Hastalıkla görüldüğü anda mücadele edilmeli, diğer arıcılar bilgilendirilmelidir. Çünkü hastalık bir aşamadan sonra arılıktaki tüm kovanların sönmesine neden olabiliyor.
Yıllar önce Sinop’ta gittiğim bir vakada yan yana 4 arıcının kovanları hastalıktan sönmüştü. Önce birinde başkayan hastalık gizlenmiş, sönen kovanların petekleri arılığın orta yerine konmuş, sonunda komşu arılıktan gelen arılarla diğer arılıklar da hastalığı kapmıştı. Bir arıcının 85 kovanından hepsi, diğerlerinin kovanlarının büyük kısmı sönmüştü.
Lütfen hastalığı saklamayın.
Hastalıktan şüpheli petekleri veteriner kontrol ve araştırma enstitülerine gönderiniz. Ücretsiz yapılan muayenelerden faydalanın.
Sonbahar şuruplamasında mturunc’un söylediğinde uygulama yönünden yanlış var. Gerçektende toz şeker arasındaki boluktan dolayı 1 kısım şeker ile 1 kısım su kilogram olarak eşit değildir. Ancak bunu düşünerek ymturunç’un yaptığı işlem yapılmaz. 1 kısım suya karşılık gelen şeker yaklaşık 870 gramdır. Yıllardır yurt içi ve yurt dışı tüm kaynaklardan bildirildiği üzere 1 hacim(kısım) suya 2 hacim(kısım)şeker koymaktır. İlkbaharda ise 1 hacim(kısım) suya 2 hacim(kısım)şeker koymaktır.
Saygılarımla
-
Arı alerjisinin tedavisini Ankara Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Alerji polikliniğinde devam etmekteyim.
Ayrıca Hacettepe tıp Fakültesinde de tedavi yapılıyor.
İstanbul’da Cerrahpaşa da tedavi yapılmakta.Tedavi öncesi kan alınarak kişinin ne kadar alerjik bir bünyesi olduğuna bakılıyor. Bu işlem esnasında bal arısının yanısıra eşek arısı ve sarıca arıya karşı da alerji testleri yapılmakta. Daha sonra hangi türlere karşı alerjiniz varsa ona göre tedaviye başlıyorlar.
Tedavinin uygulama şekilleri farklılık gösterebiliyor. Bana uygulanan tedavide ilk 1 haftalık sürede hastanade yatıyorsunuz ve kontrollü bir şekilde arı zehiri veriyor. İlk günler ard arda ve bir arı zehirinin 1/10’u veriliyor. Bu işlem esnasında özel bir odadasınız ve başınızda hemşireler var. Arı zehiri verilmeden önce nabzınız ve nefes alışverişiniz ölçülüyor. Arı zehiri deri altı yolla enjekte edildikten sonra sürekli takip ediliyorsunuz. En ufak bir şikayetiniz değerlendirilip müdahale ediliyor.
Daha sonra 1 gün ara veriliyor. Bundan sonra 2 gün veriliyor. Sonuç olarak 1 haftalık uygulam sonrası 1 hafta sonra daha sonra 15 gün ondan sonra 1 ayda bir enjeksiyon yapılıyor. Ayda bir yapılan enjeksinlarda bir arının verebileceği miktar deri altı yolla veriiyor. Bu uygulama 2 yıl sürecek. Toplam tedavi süresi yaklaşık 5 yıl . İkinci yıldan sonra 45 gün ve daha sonra 2 ayda bir şeklinde tedavi devam edecek.Arıcı arkadaşların zaman içinde oluşabilecek alerji durumuna karşı uyanık olmalarını istiyorum. Çünkü tedavi sonuçları diğer alerji tedavilerine göre en iyi sonuçları veriyor.
Bünyesi olanlar arıcılığı çok sevmelerine rağmen bırakmalı. Eğer bırakamıyor iseler mutlak suretle kovana yanaşmadan yarım saat önce alerset gibi bir alerji hapı almalılar. Yine bu antialerji hapını almaları kendileri için yeterli önlem değildir. Sağlıkları için en kısa zamanda tedavi olunmalı ve arıcılık faaliyetlerine son verilmelidir.Saygılarımla
-
Arkadaşlar,
Keneler konusunda bir katkı yapayım. Hastalık yapan birçok kene türleri mecuttur. Türkiye’de hastalığı yapan kene türü olarak Hyalomma türü keneler tespit edilmiştir. Ancak son yapılan ancak henüz yayınlanmayan bir çalışmaya göre Rhicephalus türü keneler de hastalığı nakledebiliyor. Yani kenelerin bir çoğunu şüpheli kabul edebiliriz.
Yurt dışında ise daha farklı kene türlerinin hastalığı nakledildiğine dair yayınlar var.
Ancak hastalığın insanlardaki yaygınlık oranıyla ilgili çalışmalar, Hastalığın zannedilenin çok daha üzerinde bir yaygınlık olduğunu göstermektedir. Hastalık çok yaygın olarak insanlarda yaygın olmasına karşın ölüm oranı çok düşük seviyelerde kalmaktadır.
Arıcılarımız sürekli olarak doğayla iç içe yaşadığından özellikle pantolanlarını çorap içine sokmaları ve açık renkli kıyafetler kullanmaları, işleri bittikten sonra giysilerini kontrol etmeleri menfaetleri icabıdır.
Kenenin varlığı halinde yapılacakları büyük şef güzel anlatmış. Önemli olan kenenin tükrük bezindeki içeriği tutunduğu kişiye hiç vermeden ya da çok az verdiği zaman kenenin uzaklaştırılmasıdır. keneyi bir pens ya da cımbızla hafifce geriye çekip 5-10 saniye tutup tekrar eski konumuna getirdiğimizde kene kendisinin ağız kısmını geriye çekeceğinden keneye zarar vermeden vücuttan çıkarmamız mümkün olmaktadır.
Saygılarımla
-
Arıcılıkta ticari olarak kullanılabilen çiçekler arasında lavanta var. lavanta balı Bulgaristan ve civarı ülkelerde üretilmekte.
Ayrıca lavanta üretimi Fransa gibi bazı Avrupa ülkelerinde parfüm ve diğer deterjanlara konulmak üzere tarlalara ekilerek geniş ekimi yapılmaktadır.
Ben de lavanta ekmeye bir ara merak salmıştım. Çiçekçilerde, belediyelerde ve tedavi amaçlı üreten birkaç yerde vardı.
Ticari olarak lavanta üreten sahalar, kekik, nane, arı otu, akasya, karabuğday gibi birçok bitki iyi nektar kaybağı olabilir. Daha birçok çiçek ve bitki var. Ancak bu ürünlerin Tarım Bakanlığının desteğini alması halinde geniş üretim alanları bulacaktır. Arılar Birlikleri konuyu zaman zaman olan Bakanlık toplantılarında dile getirmeliler.
-
Arkadaşım;
Varroanın en çabuk ürediği aylar, kovanda yavru üretiminin olduğu aylar olan Mart, Nisan; Mayıs aylarıdır. Yavru üretiminin azalmasıyla birlikte varroanın üreme hızı düşer. Temmuz, Ağustos aylarında kovandaki arı sayısına göre varroa sayısını orantılar isek parazitin sayısı ilkbahara göre bayağı zalmış haldedir.
Varroanın üremesi yavrulu petek gözleri içinde olmaktadır. Dolayısıyla ayçiçeği ile varroa sayısı arasında bir ilgi yoktur.
Yaşadığın bölgede varroa sayısında belirgin artış olmasının nedeni bölgenize gelen yoğun parazitli kovanlar olmasından anlaşılmaktadır.
Bu durumda yapılması gereken şudur. Bölgeye gelen arılıkların sizlerin arılıklarından en az 6 km mesafaye konulmasıdır. Bu mesafeyi ayarlarken kuş uçuşu 6 km kabul edildiğini unutmamlısınız. Yani virajlı ve eğimli yoldan giderek yapılan ölçümlerde aslında 3 yada 4 km olan mesafeler sanki 6 km olarak kabul edilebilmekte ve hastalıkların önlenmesinde bizi yanıltabilmektedir.
bal hasatından hemen sonra ilaçlama öneririm.
Kolay gelsin.
-
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi