MURAT CAKIR

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 244)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Yalancı ana arı #11322

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Yalancı ana ile ilgili küçük bir bilgi notu da ben düşeyim.

    Okuduğum yabancı bir kaynakta, yalancı ana ile ilgili 2 tür durumdan bahsediliyordu.

    1) Gerçek yalancı ana: Ana arı kaybının uzun sürmesi durumunda işçiler aralarından birisini ana olarak seçip besliyorlarmış. Bu yalancı ananın karın kısmı büyüyor ve oldukça irileşiyormuş. Kovan bu tip yalancı ana yaptığında dikkatlice bakıldığında yalancı ana görülebiliyormuş. Bu tip kovanlara ana arı verildiğinde ananın kabul edilmeme öldürülme oranı yüzde yüze yakınmış.

    2) Ana kaybı ile birlikte birden fazla işçi arının yumurtlamaya başlaması durumu da yalancı ana olarak nitelendiriliyor. Fakat burada özel olarak işçiler tarafından seçilip beslenen bir yalancı ana durumu yok. Ana arı feromonunun kovanda yok olmasıyla birlikte, bir kısım işçi arılar yumurtlama yeteneği kazanıyor. Böyle kovanlara ana arı kabul ettirilebilme ihtimali var. Bir süre sonra yumurtlayan işçiler ana arının feromonu sayesinde yumurtlama özelliklerini kaybediyorlar.

    Halil Bilenin söylediği durum da, üçüncü bir yalancı ana kategorisi daha oluşmuş oluyor. Bu da kayda değer bir bilgi.

    Bu arada daha önce de tartışmıştık, binde bir ihtimal de olsa, dölsüz yumurtadan ana arı yetiştirilmesi mümkün olabiliyormuş.

    Özellikle bazı afrika ırklarında bu oran oldukça yüksekmiş.

    Yani işçilerin deli gibi dölsüz yumurta dökmelerinin de bir sebebi var.

  • yanıtla: varroa ya karşı direnç #11263

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Ceviz yaprağı, tütün dumanı, portakal kabuğu gibi bazı bitkilerin varroaya karşı etkili olduğu arıcılar arasında söyleniyor.

    Fakat bunların ne kadar etkili olduğu, varroa problemini ne derece çözdükleri konusunda sağlıklı bilgiler yok.

    Hatta önemli bir etkileri olmadığı konusunda bilgiler var.

    O yüzden böyle şeyleri denemenizde sakınca yok ama varroayı ihmal etmeyin, kontrolü elden bırakmayın.

    Geçen sene şerbete kekik suyu katılınca varroayı öldüreceği konusunda duyduğu bilgilerden çok emin olan ve bunun dışında varrova mücadelesi yapmayan bir arkadaşımız, şu anda ciddi varrova problemiyle boğuşuyor.

  • yanıtla: Kovanları ne tür boya ile boyayalım? #11262

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Propolisten organik tahta koruyucusu çok eskiden beri öneriliyor. Fakat ben bunu uygulayıp yapabileni hiç görmedim. Konuyla ilgili uygulama yapmış olan arkadaşlar varsa bunu paylaşırlarsa seviniriz.

  • yanıtla: Kovanları ne tür boya ile boyayalım? #11245

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Verdiğim cevaplar yüzünden yakında beni boya bayisi zannedenler olacak.

    Bahsettiğimiz dış cephe boyası bildiğiniz duvar boyası önce bunu cevaplayayım. Silikonlu dış cephe boyası.

    Pinotex ya da bezir yağı sentetik bazlı, dış cephe boyası su bazlı.

    O yüzden altına illaki birşey sürmek istiyorsanız su bazlı tahta koruyucular var onlardan sürebilirsiniz.

    Ben doğrudan ham tahta üzerine boyayı 2 kat olarak sürdüm hiçbir problem çıkarmadı.

    Eski boyanın kabarmış kısımları iyice kazınıp zımparalandıktan sonra üzerine sürülebilir. Öyle bir uygulamamız oldu problem çıkmadı.

    Fakat kabarıkları iyi temizlemek lazım.

  • yanıtla: Kovanları ne tür boya ile boyayalım? #11238

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Büyük markaların en son çıkardıkları boyanın bir alt kategorisini rahatlıkla kullanabilirsin.

    Piyasa işi olan silikonlu boyaların içinde ucuz maddeler kullandıkları için bazen problem çıkartabiliyor.

    Ben dyonun kullandım memnun kaldım, bir arkadaşımız marshall kullandı o da memnun kaldı.

    O arada nalbur bize marshalın yarı fiyatına kendine göre garantili ucuz bir marka da sattı.

    Sürdüğümüzde iyi gibiydi fakat kuruduktan sonra elimizi sürdükçe tozduğunu farkettik. Adama geri iade ettik.

    Bu arada büyük markaların en son çıkardıkları ürünler genelde pahalı oluyor o açıdan bir alt kategorisini al tavsiyesinde bulunuyorum.

    Silikonlu dışcephe boyası olsun, kaliteli markalardan birinin olsun, inşallah uygulamadan ve sonuçtan çok memnun kalacaksın.

  • yanıtla: varroa ya karşı direnç #11225

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Varroaya karşı direnç değil, varroa ilaca karşı direnç geliştiriyor.

    Sürekli aynı kimyasal ile ilaçlama yapıldığında bir süre sonra varroa o ilaca alışıyor ve etkilenmemeye başlıyor.

    Mesela bizim kullandığımız flumethrin içerikli ilaçlar İngilterede işe yaramıyor.

    Çünkü o taraflarda bu maddeye karşı varroalar direnç geliştirmiş, o ilaçtan ölmüyorlar.

    Mantığı da kısaca şöyle.

    İlaç verildiği zaman varrova nüfusunun yüzde yüzünü öldürmüyor.

    O ilaca karşı dayanıklı bir miktar varrova arıların üzerinde kalıyor.

    Sürekli aynı ilaç kullanıldığında, yaşama şansı bulanlar hep o ilaca karşı dayanıklı olanlar oluyor.

    Bir zaman sonra yeni varrova nesilleri bu dayanıklı varrovalardan üremeye başladığı için, artık o ilaç hiçbir varrovaya etki etmiyor.

  • yanıtla: Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi? #11204

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sayın Kutup Yıldızı,

    Ülkemizdeki arıcılık uygulamaları ile, yurtdışındaki bir takım uygulamalar arasında ciddi bakış açısı farkları var.

    Kovan uçma deliklerinin kışın kuzeye çevrilmesi de bu uygulama farklılıklarından birisi.

    Burada yapılan paylaşım bu uygulamanın mantığını irdelemekten ibaret, herkes neyi uygulayacağı konusunda özgür.

    Yöntemin amacı arının daha sıkı salkıma girmesi ve ılıman olabilecek kış şartlarında yavru atmasının önlenmesi.

    Zaten yavru atımını engellediği için yavru çürüklüğü vs ile doğrudan değil dolaylı olarak ilişkilendirilebilir.

    Aynı şekilde doğrudan varroa mücadelesi yöntemi de değil, sadece mücadeleye yardımcı bir yöntem.

    Bu tür yöntemler varroa problemini tümüyle çözmüyor ama sayının azalmasına yardımcı oluyor.

    Anketteki Biyolojik Önlemler başlığı ile rahatlıkla ilişkilendirilebilir.

    Yine varroa mücadelesi konusundaki yaklaşımlarımız da batıdaki uygulamalardan oldukça farklı.

    100 varroa varsa bunun 50 tanesi çeşitli biyolojik ve fiziki önlemlerle düşürülüyor, geri kalan 50 varroa için gerekirse ilaçlı mücadele uygulamasına gidiliyor.

    Ülkemizde yapılan uygulama ise, varroanın yaşamını zorlaştırıcı hiçbir önlem almadan, serbestçe çoğalmasına izin vermek ve sezon sonunda ilaçlama yaparak mücadele etmek.

  • yanıtla: arı kovanı #11197

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Bir arıcı olarak bu sorunun cevabı mantıksız görünüyor. Fakat ben yaklaşık 3 yıldan beri bu soruya sürekli muhatap oluyorum.

    Öğretmenler öğrencilerine bu soruyu ödev olarak veriyor.

    Fikri bey, ortalama olarak şu cevabı verebiliriz.

    Arı kovanında 10 petek olur.

    10 petek komple dolarsa yaklaşık 30 kg bal yapar.

  • yanıtla: Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi? #11189

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Zaman zaman ben dahil hepimiz genelleme hatası yapıyoruz.

    Mevsim itibariyle zaten soğuk olan yerlerde kuzey-güney tartışmasına gerek yok.

    Fakat İstanbul için söylüyorum, bu sene kış mevsimi kışlığını yapmadı.

    Arada ilkbaharı aratmayan günler oldu.

    Bu tür mevsim şartlarında arının salkımı bozmaması ve yavru faaliyetine başlamaması için Kuzey yönüne çevirmek avantajlı mı değil mi? Bunun tartışılması daha doğru olur.

    Farklı arkadaşlarımızın tecrübeleri ve okuduklarımızdan biliyoruz ki, kış mevsimi ve erken ilkbaharda arıda yavru olması sanılanın aksine avantajlı bir durum değil.

    Bu durumu engellemek için Kuzey’e çevirmek bir yöntem.

    Varrova mücadelesi için Avrupanın bazı ülkelerinde kovanları kuzeye çevirip giriş deliklerini de olabildiğince açıyorlar.

    Bunun mantığı şöyle; arı sıkıca salkıma girdiği için soğuktan etkilenmiyor, fakat salkımın dış kısmında bulunan arıların üzerindeki varrovalar düşük sıcaklıklarda beslenemedikleri için dip tahtasına düşüyorlar.

  • yanıtla: Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi? #11181

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Almanca’dan çeviri bir kitap var. Yazarı Franz Lampeitl, burada Es-Este yaşadığınız tecrübeyi destekleyen bir bölüm var.

    İzolasyonu çok iyi olan, kuytu yerlerde kışlatılan kovanlarda kışın yavru atımının devam ettiğini, böyle kovanlarda ilkbaharda ani kadro azalmaları oluştuğunu söylüyor.

    Yazar ani kadro azalmasının sebebi olarak yavrulama faaliyetinin devam ediyor olmasını gösteriyor. Çünkü bakıcı arıcılar kış boyunca yavru ile uğraştıkları için yıpranıyor.

  • yanıtla: Kovan uçma delikleri kuzeye bakabilirmi? #11178

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Evet kovan uçma delikleri kuzeye bakınca daha avantajlı sanki.

    Benim kovanlar sehven kuzeye bakıyor :)

    Benim arıların, kovanları güney doğuya bakan diğer arkadaşların arıları ile ciddi davranış farklılıkları var.

    Arılıkta hava durumu 8-10 derece gösterdiği günlerde öbür kovanlarda gözle görülür ciddi arı uçuşu oluyor ama benim kovanlarda tek arı dışarı çıkmıyor.

    10 gün önce havanın 18 dereceye yaklaştığı bir günde diğer arkadaşlar arılarını açtı, açık kapalı yavru vardı. Bazı kovanlar yavruyu 3-4 çerçeveye yaymıştı.

    Fakat benim kovanların bazılarında sadece merkez çerçevede günlük yumurta görebildim. Çoğu henüz yavru işine başlamamıştı.

    Uçuşu bol olan kovanlardan bazılarında bu haftasonu henüz gelişimini tamamlamamış arıların atıldığını gördük. Muhtemelen havanın birden soğumasıyla üşüttüğü pupaları dışarı atıyor.

  • yanıtla: melas #11169

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    İçeriğinde şeker dışında bulunan maddelerin arı sindirim sistemine uygun olmayışı sebebiyle, arı beslemesinde kullanılmaması gereken bir madde.

  • yanıtla: Arıcılığa Nasıl Başlarım ? #11129

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Şekerli hocam söylediğiniz şey çok doğru. Trakyanın bütün balı belli başlı firmalar tarafından toplanıyor ama günebakan ya da ayçiçek balı isminde satılmıyor.

    İsmi benzemediği gibi tadı ve aroması da benzemiyor.

    Malum firmaların çiçek ballarının tadı ve aroması ile, Trakya balının tadı ve aroması arasında şimdiye kadar ben bir benzerlik bulamadım.

    Burada asıl problem gıda kodeksinin bal tebliğinden kaynaklanıyor.

    AB bal mevzuatında balın üretildiği bitkinin ambalaj etiketinde yazılması gerekiyor.

    Fakat ülkemizde salgı balı, çiçek balı dışında, balın orijinine göre bir kategorilendirme yapılmıyor.

    Kekik de çiçek balı, geven de çiçek balı, ıhlamur da çiçek balı, besleme ile yapılan bal da çiçek balı, ayçiçek de çiçek balı. Hepsi aynı potada eriyip gidiyor.

  • yanıtla: Arıcılığa Nasıl Başlarım ? #11126

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Doğal olarak toptancı firmalar, yoğun bal üretimi olan güzergahları tercih ediyor.

    Ayçiçek balı çok kısa sürede kristalleştiği için, sadece bu balı işleme teknolojisine sahip firmalar tarafından satın alınıyor.

    Trakyanın bütün ayçiçek balını, şu anda piyasada sözsahibi olan en meşhur bal firması topluyor.

    Ayçiçek balını toptancı firmalar donmuş şekilde alıyor. Hatta uzun zaman geçtiği halde donmamış haldeyse bala şüpheli gözü ile bakıyorlar.

    Bir de kaynağına göre bal tüketimi her yörenin damak zevki ile ilgili.

    Karadeniz yöresi koyu renkli aroması sert balları tercih ediyor, ayçiçek balını baldan saymıyor.

    Trakyalı birisine ise kestane balı verseniz, bu acı nasıl yiyorsunuz diye sorar.

    Ayçiçek balını trakya bölgesi dışında perakende satmak çok zor.

    Fakat benim ve bir çok arkadaşın uyguladığı şöyle bir yöntem var. Kestane balını kovanlardan komple almıyoruz. İyi sırlanmamışları, yavrulu çerçeveleri hiç ellemiyoruz. Bu petekleri ayçiçek balı ile birlikte sağıyoruz.

    Bu şekilde hafif kestane balı ile karışan ayçiçek balı çok farklı bir aroma ve lezzete kavuşuyor. Ayrıca kestane balı ayçiçeği balının donmasını yavaşlatıyor. En az 2 ay zaman kazandırıyor.

    Bütün sattıklarımıza ve hediye ettiklerimize usanmadan yılmadan defalarca balın donmasının doğal bir olay olduğunu anlatıyoruz.

  • yanıtla: Arıcılığa Nasıl Başlarım ? #11123

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arıcılığa ilk adım atan ya da atmayı düşünen herkesin kafasında benzer soru işaretleri oluyor.

    En baştan arıcılığa hayvancılığın diğer dallarından farklı mantıkta yaklaşmamız gerektiğini belirtelim.

    Şu kadar kovanla, şu kadar arıyla, şu kadar para harcarsam, yıl sonunda şu kadar balım olur, şu kadar paraya satarsam… hesapları çoğu zaman hüsranla sonuçlanır.

    Sığır yetiştiriciliği yapmaya kalksanız, üç aşağı beş yukarı sonuçları hesaplama şansınız olur.

    Ahır maliyeti, yem maliyeti, yetiştirme sonucunda ulaşabileceğiniz toplam et miktarı, bunun piyasa değeri gibi konular önceden öngörülebilir.

    Fakat arıcılıkta maliyetler belli olmakla birlikte, sonuçta elde edeceğiniz verimin hiçbir garantisi yok.

    Çünkü doğa, iklim, flora gibi sizin müdahale edemediğiniz şartlardan doğrudan etkileniyorsunuz.

    Başlamak isteyen arkadaşların en baştan ben bu işe yatırım yaparsam yatırımı ne kadar zamanda amorti eder karlı duruma geçerim hesaplarını bir kenara koymalarında fayda var.

    Arıcılık kendi özel şartları olan, arı ile özel bir iletişim kurup bağ oluşturmayı gerektiren, “sevda” boyutu da olan bir uğraş.

    Bir arkadaşımız geçen gün, arıların uçuşunu seyrederken, çayımı yudumlamayı çok özledim diyordu. Dört gözle baharın gelmesini bekliyoruz yani bu duyguyu yaşamak için.

    Ama ben şimdiye kadar çay içerken ineklerin geviş getirmesini seyretmeyi özledim diyen bir sığır yetiştiricisi duymadım.

    Başlamayı düşünen arkadaşlara, 2-3 kovanla başlamayı, mümkünse yakındaki arıcılarla dostluk kurup onlarla sürekli iletişimde olmayı, 1-2 dönem bu düzeyde arıcılık yaptıktan sonra, bu işe yatırım yapma kararı vermelerini öneririm.

    Ürettiğiniz balı devlet ya da başka satın alan bir kurum yok.

    Bu işe yatırım yaparken ya perakende satabileceğiniz ölçekte yapacaksınız. Ya da toptancıya sattığınız halde para kazanabileceğiniz ölçekte.

    Örneğin, Trakya balının toptan teneke fiyatı 150 ytl civarı, Anadolu çiçek balının 200 ytl civarı olduğu söyleniyor.

    300 teneke bal üretebildiğiniz zaman bunu toptan satabileceğiniz fiyat 45.000-60.000 YTL arası.

15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 244)