Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Sıcak iklimli bölgelerde, özellikle bu mevsimde ağ kurdu en büyük sorunlardan.
Bunu kovan içinde engelleyebilecek ilaca dayalı bir yöntem bildiğim kadarıyla yok.
Güçlü kovanlar iyi savunma yaptığı için sorun olmuyor.
Ama zayıf kovanlar yenik düşüyor.
Zayıf kovanları çok sıkışık çalıştırın, kesinlikle kovan içinde arının saramadığı boş çerçeve bırakmayın.
Ağ kurdu genellikle önce boş çerçeveler üzerine yerleşip çoğaldıkça arılı çerçevelere doğru ilerliyor.
-
Malesef her konuda olduğu gibi, arı ürünleri konusunda da Çin malları ülkemiz piyasasında cirit atıyor.
İnternette gördüğünüz kilosu 180 lira olan arı sütleri Çin’den ithal.
Zaten önerilen tüketim miktarlarına baktığınızda ne kadar saf oldukları da ortaya çıkıyor.
-
Genellikle arıların meskun mahallere en fazla 500 metre yakına konabileceği görüşü var.
Ülkemizde bu konular mevzuatta ayrıntılı olarak düşünülmemiş.
Batılı ülkelerde ise ev bahçelerine en fazla 2 kovan ve belli ırk arıların konulmasına izin veriliyor.
Elbette hepimiz evimizin bahçesinde arıcılık yapmak istiyoruz. Arılardan ya da onların bizi sokmalarından korkmuyoruz.
Fakat arı allerjisi olanlar ve arıdan korkanlar için, meskun mahallere yakın yerlerde arıcılık yapmak büyük risk.
İnsan sağlığı söz konusu olduğunda arıları kaldırmaktan başka çare malesef yok.
İlçe tarım ya da Belediyenin ilgili birimlerine müracaat edebilirsiniz.
-
Fosforlu kalem ile ana arı işaretleme şansınız yok. Ana arı işaretlemeye yarayan kalemler ya da boyalar, tabaka oluşturma özelliğine sahipler.
Fosforlu ya da tabaka oluşturmayan mürekkepli kalemler ile ana arıyı boyadığınızda, boyanın etkili görünmesi ihtimali yok.
Ana arı işaretlemek için çabuk kuruyan boya cinslerinden kullanabilirsiniz. Bulabileceğiniz en pratik malzeme bayanların kullandığı oje.
Oto boyası kullanan ve sonuç alan arkadaşlar da var.
Yalnız kokulu malzeme ile ana işaretlediğinizde, kovana geri verirken doğrudan salmayın, kafes ile verin.
-
Bauhaus ve benzeri yerlerdeki Balsa ağacı malzemesi, özellikle maket işleri ile uğraşanlar için üretilmiş. Buralardan tahta satın alarak kovan yapmaya kalktığınızda astronomik fiyatlara mal edersiniz.
Bir ara ben de bu tür mağazalardan normal çam tahtası alarak kovan yapmayı planlamıştım.
Çünkü fırınlanmış, silinmiş güzel görünümlü tahtalar satılıyor.
Fakat yapılacak kovanın malzeme maliyeti, piyasanın iki katını geçiyor.
-
Siteyi çeşitli sebeplerden dolayı kapattım
-
Hocam yazmışlar bile
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Güler, balın 43 derecenin üzerinde ısıya maruz kalması halinde besin değerini yitirdiğini, bu derecenin üzerinde süt veya çaya konulan balın tatlandırıcıdan öteye geçmeyeceğini söyledi.
“Domuz gribi” ile birlikte birçok hastalık için vücut direncinin artırılması için beslenme uzmanları tarafından tavsiye edilen, yüz yıllardır şifa kaynağı olarak gösterilen balın nasıl tüketileceği de önem taşıyor.
Uzun yıllardır arıcılık üzerine araştırmalarını sürdüren Doç. Dr. Ahmet Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balın besin değeri korunarak tüketilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.
İçinde yararlı enzimler, proteinler, asitler, vitamin ve mineraller bulunduran balın besin değerinin son derece yüksek olduğunun altını çizen Güler, balın adeta bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu hatırlattı.
-
1960’lı yıllarda Avrupa’da öyle bir moda var. Muhtemelen o dönemde yurtdışı görmüş arıcılardan öğrenilmiştir.
Çok eski arıcılık kitaplarında da, şurubun bir taşım kaynatılması bilgisi var.
Fakat 1960 lı yılların sonu, 1970 li yılların başında yapılan araştırmalar, şekeri kaynatmanın arılar açısından taşıdığı riskleri ispatlıyor.
Bu dönemlerden sonraki arıcılık literatürü, şekeri kesinlikle kaynatmayın diyor.
-
Hasan Bey,
Yararlı olduğunu söylediniz şeklinde sormadım, literatürde zararlı olmadığını söyleyenler var yazdığınız için, bu literatürün kaynağını merak ettim.
Bailey ve söyledikleri ile ilgili bir derleme yayınlayacağım.
Bailey asitle şurup inversiyonu ile ilgili ilk çalışmaları yapan İngiliz bilim adamı 1960’lı yılların sonunda bu çalışmaları yapmış.
Yaptığı çalışmalarda asit inversiyonunun zararlı olduğunu söylüyor. Sadece bu zararın neden kaynaklandığını açıklayamıyor.
HMF ile ilişkisini kurmuyor.
Yabancı forumlarda, arıcılık dergilerinde, bazı yabancı birlik sitelerinde asit inversiyonuna karşı çıkanlar, Bailey’in HONEYBEE PATHOLOGY kitabına atıfta bulunuyor, o kitapta yazanları kendilerine referans gösteriyor.
Kitabın siparişini verdim, yeni baskısı çıkınca adresime gelecek.
Bahsettiğiniz çeviri, indiansugar.com sitesinde yayınlanan bir makaledeki, Baileyin 1 cümlesinden yola çıkılarak yorumlanmış bir sonuç.
-
Hasan Bey,
Asitle şurup kaynatma ile ilgili, bilimsel literatürde, faydalı olduğuna dair bir kaynak varsa, bizimle paylaşırsanız sevinirim.
Konuyla ilgili bazı ülke arıcılarının yaptığı bireysel uygulamalar var.
Hiçbirimizin elinde yararını ya da zararını ölçebilecek labaratuvar imkanı yok.
Yararlıdır ya zararlıdır fikrini, yapılmış araştırmalara dayandırıyoruz.
Ben şimdiye değin, bilimsel arıcılık literatüründe, yapılan araştırmalarda, asit ile şurup kaynatmak arıya daha yararlıdır diye bir sonuca ulaşıldığını hiç okumadım.
Eğer yararlı olduğuna dair araştırmalar varsa, bunları da paylaşırsanız hakikaten sevinirim.
-
Literatürde şöyle bir bilgi var. Yılda ortalama 40 kg bal hasatı yapılan bir kovan, 60-80 kg civarında balı da kendi tüketiyor.
Yaklaşık 1 kilo bal için 2 kg nektarın kovana taşınması gerekiyor.
Koloninin yılda toplam 120 kilo bal yaptığını varsayarsak, kovana getirilen ve işlenen nektar miktarının yaklaşık 240 kg olduğunu görürüz.
Yıl içinde kovana giriş yapan 240 kg nektarın yanında, arıcının yılda verdiği en fazla 5 kg şekerin, toplam rakam içinde esamesi bile okunmaz.
Bu verilen 5 kg lık şeker invert olsa nolur olmasa nolur. Çok faydalı olsa faydasını nasıl anlayacaksın, çok zararlı olsa zararını kovan gözlemleyerek nasıl anlayacaksın.
Siz bir bardak suda estirilen fırtınalara, insanlara yapılan hakaretlere bakmayın.
Bizim görevimiz arıcılık literatüründe yer alan, bilimsel temelli bilgileri arıcılarla paylaşmak.
Literatürdeki bilgi, arıya vereceğiniz şerbeti kesinlikle kaynatmayın, içine asit atmayın, bunun faydadan çok zararı var diyor.
Aynı sıkıntı arıcılıkta koruma amaçlı antibiyotik kullanımı uygulamasında da var.
Bilimsel literatür, hayvan sağlığı uzmanları, akademisyenler, sürekli olarak antibiyotiğin koruma amaçlı kullanılamayacağını, ana arıya yumurta attırma gibi bir özelliği olmadığını, hastalık olmadan antibiyotik kullanılırsa, hastalık halinde antibiyotik kullanmanın da bir fayda sağlamayacağını, yıllardır arıcılara anlatıyor.
Fakat takip ederseniz, arıcılar hala hastalıklardan koruma ve ana arıyı kızıştırma için teşvik şuruplarına antibiyotik katıp duruyor.
Bu böyle olmaz yanlış yapıyorsunuz denildiğinde de, hiç kimse pardon öyle mi demiyor.
En basit cevap, ben antibiyotik veriyorum çok memnunum ana arı kızışıyor, o hocalar nerden biliyor arıcılığı şeklinde oluyor.
Allah’tan antibiyotik savunucuları küfürbaz değiller, ordan kurtarıyoruz.
-
Arıcıların kişisel gözlemleri ve bilgileri ile bilimsel çalışmaların sonuçları bazen birbirinden farklı olabiliyor.
Asitle kaynatılmış şurubun yararlı mı zararlı mı olduğu konusu, yabancı forumlarda da arıcılar arasında tartışılıyor.
Peki arıcı olarak çelişkili gibi görünen bu durumda nasıl hareket edeceğiz, hangi bilgiye itibar edeceğiz.
Eğer bilgi kaynağı olarak arıcıların subjektif gözlemleri sonucu yazdıklarına daha çok itibar ederim diyorsanız, yönünüz belli.
Hayır ben akademik araştırmalarını arıcılık üzerinde yapan bilim adamlarının görüşlerine daha çok itibar ederim diyorsanız, yine yönünüz belli.
Benim kişisel tercihim, akademik kaynaklı, bilimsel deneylere dayanan araştırmacıların ulaştıkları sonuca daha çok itibar etmek.
Türk bilim adamlarından referans gösterince, hakaret edilmelerine neden oluyoruz. Onun için yabancı bilim adamlarının yazdıklarından örnek verelim, nasıl olsa kendileri hakkında söylenenleri anlamazlar.
Asitle şurup kaynatma yepyeni bir arıcılık tekniği mi? Hayır.
Avrupa’da arı yemi sanayinin gelişmeye başlamasıyla birlikte arıcıların gündemine tartışmalarıyla beraber girmiş. Benim ulaşabildiğim en eski kaynak 1950 li yıllar.
Ticari olarak üretilmiş invert şeker arılar için daha mı faydalı?
Arı yemi üreticisi firmalar bu soruya evet cevabı veriyor. İnvertin 40 derde deva olduğunu iddia ediyor. Fakat bağımsız arıcılık araştırma enstitülerinin araştırmacıları bu soruya HAYIR cevabını veriyor.
REFERANS: Hohenheim UNI Arıcılık Enstitüsü araştırması.
ALINTI: Arı ailelerinin klasik besleme yemi şeker-su şurubudur.Piyasada endüstriyel olarak üretilmiş şurup(APIINVERT) ve keklerde(APIFONDA) mevcuttur ve Südzucker firması tarafından “çok hızlı tüketilir “,”en faydalı yem” ve “optimum sindirim sağlar” şeklinde sunulmaktadır.Uzun yıllardır yapılan karşılaştırmalı araştırmalar APIFONDA ve APIINVERT in şeker-su şurubu (2:1 ,3:2 ve 1:1) ile kıyaslanmasında hiçbir farklılık tesbit edilemedine arı ailelerinin besleme öncesi ve sonrası gelişiminde ne de arı ailelerinin kışlama esnasındaki durumu hakkında.
LİNK: Araştırmanın tamamını okumak isterseniz. http://kenbiloglu.blogspot.com/2009/03/seker-surubu-ile-apifondaapiinvert-ve.html
Asitle şurubu kaynatmak bilimsel arıcılık literatüründe tavsiye edilen birşey mi?
Bu sorunun cevabı da hayır.
REFERANS:Dr Werner Ohe, Prof Dr H. Jost Dustmann’ın makalesi. Aşağı Saksonya Arıcılık Enstitüsü.
ALINTI: Isıtmak vede asit katma ile şeker-su şurubundaki HMF oranı yükseltilmektedir bu ise arılar için zehirlidir.Burada asitten tamamen kaçınılmalıdır su ise el değecek kadar ısıtılmalıdır.
LİNK: http://kenbiloglu.blogspot.com/2009/02/ar-beslemesine-uygun-seker-kek-ve.html
Sakkarozu invert etmek için kullanılan tek yöntem asitle kaynatmak mıdır?
Bu sorunun da cevabı hayır. Asit kullanmadan ve arı sağlığına zararlı olmayan invert yöntemleri de mevcut. Fakat bunlar asitle inversiyona göre daha pahalı yöntemler.
REFERANS: T. JACHIMOWICZ G. EL SHERBINY, Viyana Devlet Arıcılık Araştırma Kurumu.
ALINTI: Enzim inversiyonu ile elde edilen ürünler kullanılan enzimden dolayı pahalıya mal olmaktadır fakat bunun yanında arılar için zararlı hiçbir yan ürün oluşmamaktadır.Asit inversiyonu ile oluşturulan ürünlerde ise arıların zarar görmesi söz konusudur.
LİNK: http://kenbiloglu.blogspot.com/2009/10/invert-sekerin-ari-beslemesinde.html
Asit ile şurup kaynatmanın arılar için zararı bir tarafa çok daha yararlı olduğunu gösteren bilimsel bir araştırma, kaynak varsa, bunu bilenler söylerse biz de bilgi dağarcığımıza bir katkıda bulunmuş oluruz. Böyle de birşey varmış diye severek yayınlarız.
-
Fadıl Bey, bayticol, kenaz, mavrik vs gibi ruhsatsız, balda kalıntı bırakma ihtimali olan ve tüketici sağlığını riske sokabilecek uygulamaların forumda paylaşılmasını desteklemiyoruz. O yüzden mesajınızı sildim.
-
Sevgili arkadaşlar,
İlk önce şunda anlaşalım arılarımızı şurublamıyoruz, arılarımızı besliyoruz.
Ahırdaki hayvanımızın önüne niye saman, ot koyuyorsak arıları besleyişimizin sebebi de aynı.
Hayvan üreticileri, inek meradan otunu yesin gelsin, saman yem vermeye gerek yok diyor mu?
Ya da bu hayvanlara saman vermeyelim, tembel olmasınlar gitsinler kırda bayırda dolaşıp kendileri otlasınlar mantığı, verimli hayvancılık açısından doğru bir yaklaşım mı?
Fizikte bir kanun söylenirken, kanunun geçerli olduğu şartlar da belirtilir.
Örneğin, su 90 derece ısıda kaynar denilmez. Deniz seviyesinde, saf su 90 derece kaynar denir. Bu şekilde söylenmezse, 1500 metre rakımda suyu kaynatan birisi 90 dereceye itiraz eder, hadi ordan der.
Arılara günde 1 su bardağı şerbet vermek en iyisi genellemesini yaparken, hangi arılara, hangi mevsimde diye belirtmek lazım.
1 bardak şerbet, İlkbaharda 10 çıtayı zorlayan, 9 çıtasında yavru bulunan, gıda stoklarını tüketmiş, doğadan yeterli nektar akışı başlamamış bir arı kolonisinin dişinin kovuğuna bile gitmez.
Beslemede temel amaç, arının doğadan getirerek tamamlayamadığı kovan içi besin stokunu tamamlayarak arının kendini güvende hissetmesini sağlamaktır. Kendini güvende hissetmeyen strese girmiş bir arı kolonisi ile hiçbir verim alınamaz. Hatta kapağını bile açamazsınız.
Bu stok tamamlandıktan, arı kendini güvende hissettikten sonra günde 1 bardak şerbet vermeye başlayabilirsiniz.
Ama iç dış peteklerinde sırlı bal bulunmayan, yavrulu peteklerin üzerinde en az 2-3 parmak bal kemeri olmayan kovanları bu şekilde beslerseniz açlığa mahkum edersiniz.
Verdiğiniz şerbet arıyı belki yavrulamaya teşvik eder ama, çıkan yavruların aç kalarak ömürlerinin kısalmasına neden olursunuz.
Doç. Dr. Ahmet Gülerin Balarısı kitabında, Türk arıcılarının, arıcılığı gelişmiş ülkelerdeki arıcılarla karşılaştırıldığında, arı beslemesi konusunda temel bir yanlış yaptıkları yazıyor.
Arılara ya çok az ölmeyecekleri kadar kadar şerbet veriliyor, ya da kovan başına 1-2 çuval şeker verecek şekilde besleniyor.
İlkbahar ayında arılara verilecek 10-15 litre şerbet verimli arıcılığın ilk şartı.
Bu şerbetin haziran-temmuz ayında üreteceğimiz bala karışma riski sıfır.
Yoğun besleme yoluyla bal yaptırmak için, bal döneminde kovan başına 1-2 çuval şeker verilmesi gerekiyor.
Diğer bir husus arıların tembel olması iddiasıyla ilgili.
Bu halk arasında söylenen efsanelerden birisidir. Ben köyümde de bunu sık sık duyuyorum, şerbet verilen arının tembel olacağı, bal getirmeyeceği söyleniyor. Bunun gerçekle ilgisi yok
Çiçeği ve nektarı gören arı kovanda bağlasanız durmaz, bu dönemde sizin vereceğiniz şerbetin yüzüne bile bakmaz.
Şeker beslemesi ile bal üretmek bile zamanlama ve tecrübe gerektiriyor. Bu işi yapanlar, zaman zaman arıya şekeri yedirememekten şikayet ediyor.
İlkbaharda arının besin stoklarını tamamlamak, kolonilerimizin hızlı gelişip, bal mevsiminde nüfuslarının 2-3 kata çıkmasını sağlamak amacıyla verilen gıdaların balın kalitesini bozduğunu arıcılar söylerse, tüketiciler ne söyler artık siz karar verin.
Arıcı için en yüksek maliyet, bütün bir yıl boyunca çalışıp çabalayıp, arılarını bal mevsiminde en az 20 çıtaya çıkaramamaktır.
-
Sevgili arkadaşlar,
Ramazan dolayısıyla dini manevi konulara ilgimiz doğal olarak artıyor.
Arıcılıkla ilgili olduğu için arıcılık faaliyetinin ve ürettiğimiz balın zekatının ne olacağı konusunda, teknik bir soru geldiği için, bazı arkadaşlarımız da konu ile ilgili açıklamada bulundular.
Fakat bu konuyu kendi amacından çıkarıcı 10 kadar mesajı silmek durumunda kaldım.
Bazı mesajları yazıldıkları zaman sildim, bazılarını da geç farkettim.
Sildiğim bazı mesajlarla ilgili de bir takım tepkiler geldi.
Forumu arıcılık kültürünü paylaşmak için kurduk.
Arıcılıkla ilgili inançlarımızı ilgilendiren şeyler varsa bunları da paylaşırız mahzuru yok.
Fakat konuyu arıcılığın dışına çıkarıp dini mevzuları tartışma noktasına, ya da dini inaçlarımızda referans almamız gereken kaynaklar nelerdir tartışmalarına getirirsek, ya da inançları dalga konusu yaparsak, işin içinden çıkamayız.
Başka tartışmalara da zemin hazırlayarak kendi düzlemimizden uzaklaşırız.
Zaten bu konuların yeteri kadar tartışıldığı ortamlar var.
-
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi