Home › Forumlar › ARICILIK › Genel Arıcılık › SONBAHAR ŞURUPLAMASI NASIL OLMALI ?
Bu konu 13 yanıt ve 9 izleyen içeriyor ve en son uzmanveteriner tarafından 18 yıl 9 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
16 Ağustos 2007: 04:07 #6715
Sonbahar şuruplaması nasıl olmalı?
klasik bilgilerin dışında yeni bilgi sahibi olan veya yeni tecrübeleri olan varmı?
bir arkadaş bana şurubu 1 su / 1,5 şeker olarak önerdi, şurubun içine bir fiske tuz , iki kaşık sirke, arı vitamini, koruyucu antibiotik önerdi.
bu bilgiyi diğer arkadaşlarla paylaşmak, kullanmadan önce, bilgilerine başvurmak istedim.
bu konuda lütfen bilgilerinizi paylaşırmısınız.
-
16 Ağustos 2007: 14:59 #8353
Arkadaşın unuttuğu birşey var biraz da karabiber atmadan olamaz.
-
16 Ağustos 2007: 15:33 #8355
Basım Yılı 1328 (1912)
Çeviri Hüseyin İSPİRLİ Ziraat Teknikeri
Osmanlı Arıcılarının El Kitabında
bu dönem için yapılması gerekenler:AĞUSTOS, EYLÜL VE TEŞRİN EVELDE (EKİM) YAPILACAKLAR
Ağustos nihayetinde ve yahut eylülün on beşinden evvel bir defa daha kovanlar ziyaret olunarak fazla bal olanlardan birkaç çerçeve bal daha çıkarılır. Yiyeceği yani nafakası olmayan kovanlara yiyecek verilir. Eğer kömeç yoksa arıları şeker şurubuyla beslemek lazım gelir.
Şurup şu vecihle tertib olunur: 7 kilogram şeker, 4 litre su, bir avuç duz, iki üç çorba kaşığı kaynamış sirkeden ibarettir. Bu tertibi bozulmadan uzun müddet muhafaza etmek kabil olduğu söylenmektedir. Kovanların (Logue) Luk hastalığına tutulmak ihtimali var ise bu şuruba 4 gram kadar hamz-ı saf saf karıştırılmalıdır. En iyisi birkaç adet mühürlü kömeçli çerçeve saklayıp zahiresiz (yemsiz) kovanlara lüzumunda konmalıdır.
Kovanların bulundurduğu yiyecek gömeçlerin her iki tarafı dâhil olduğu halde bulundurduğu olduğu yüzey ile ölçülür. Bu hesabınca 3 desimetre mir bağı (desimetrekaresi) bir kömeçte (gömecin her iki yüzü hesaba dâhildir) bir kilogram bal vardır. Bu kadar yüzeyli bir gömeçte tahminen iki bin beş yüz hücre vardır. On çerçeveli bir kovanın arıları kışı iyi geçirmek için 15 ile 18 kilogram bala ihtiyaçları vardır. Bu ziyarette yalnız kovanlardan bozulmuş kuluçkalığı olan kömeçleri çıkarmayı dahi unutmamalıdır. Kovan dâhilinin sıcaklığını muhafaza edebilmek için arıların kaplayabileceği kadar çerçeve bırakarak kovanı kapatmamalıdır.
Bu esnada kovan kuluçkalığında arı kurtları (krizalid) yahut yumurta yüksüğünün öksüz yani beğsiz olduğu anlaşılarak arısı az ana arılı bir kovan ile birleştirilir. Bu zamanda kovanları birleştirmek pek muvaffak ve istifadelidir. Çünkü kalabalık bir kovan hem kışı gayet kolay geçirir hem de yazın gayet bol bal yapar. Bu mevsimde fundası bol olan yerlere kovan nakil olunabilir. -
16 Ağustos 2007: 15:57 #8356
peki sana pratik bir sistem sölüm şurubu hazirlamak için 1/1 oranlarindan sen sen ol vaz gecme bu konuyu daha önce kirk defa bu sitede cekistirdik benim yemlikler yaklasik 2bardak suya 2 bardak seker karistiriyorum arada bir 4 veya 5 sefer surubda 1 hani bu olurya eczanelerde antibiyotik ama kabsullu olanlari ucuz olsun 6 ytl civarinda kabsullu olucak antibiyotik olsun alirsin 1 kabsul atarsin serbetin içine ariya verirsin ha kapsulu acip serbet toz kısmını atarsin
her suruplamada deil 4 kere surup ver 5 ciye antibiyotik atta ver bir dört daha ver 5. yine anti biyotik at
-
16 Ağustos 2007: 16:15 #8357
Sayın Ergeneko arıyı bilmem; ama bu şurubu ben mi içsem acaba diye düşünüyorum?
Kışın çok hastalanıyorum da. Baksanıza koruyucu antibiyotiği bile hazır ne olur ne olmaz diye.Size bunu arkadaşınız önermiş ya; ilk önce ona niye sormuyorsunuz.
Başkasına önerdiğine göre kendisi denemiş olmalı!!!Yada bunu ilk önce siz deneyinde sonucu da bizimle paylaşın; bakın ben çok meraklıyım sonucu bekliyorum.
Ayrıca geçen aylarda, diğer forumda varroa ilaçları üzerine bir istatistik yapıyordunuz.
“Beni izlemeye devam edin” diyordunuz. Ben sizi izliyordum ama ortadan kayboldunuz. Bakın o araştırmanın sonucunu da merak ediyorum. Saygılar.( açıklama: şimdi yine yanlış anlayan çıkmasın. Tuzu ,sirkeyi bilmem ama hastalık olmadan koruyucu antibiyotik uygulaması diye bir şey olmaz. antibiyotikler bağışıklık sistemini çökertir.
şu an insanlarda bile en az 5 gün olarak bildiğimiz antibiyotik tedavisini en minimum süreye çekmeye çalışıyorlar. 1 veya 2 gün düşünün yani. Ki bu hastalık durumunda . değil ki siz hastalık olmadan antibiyotikten bahsediyorsunuz.)
-
16 Ağustos 2007: 17:28 #8359
Sevgili Arkadaşlarım,
Yapmayın etmeyin

Cengo kardeşim, Osmanlı’da Arıcılık Kitabını internete koymamızın tek bir nedeni var; ülkemizde modern arıcılık bilgisinin ne zaman başladığı ve nerelere geldiğini göstermek.
O yüzden sadece tarihi değeri olan bir kitabı günümüzde bilgi referansı olarak vermek çok yanlış birşey. Bundan 20 sene önce basılmış kitaplarda bile birçok bilgi eskimişken, 1912 yılında basılmış bir kitabı referans olarak almak çok hatalı bir yaklaşım.
Apo kardeşim sana da şunları söyleyeyim.
Forumda uzman veteriner arkadaşımız da dahil olmak üzere antibiyotik ve arı hastalıkları tedavisi ile ilgili bir takım bilgilerini aktardılar.
1- Şu anda hastalık dahil arıcılıkta antibiyotik kullanmak kesinlikle yasaktır.
2- Arı ürünlerinde antibiyotik kalıntısı olduğu tesbit edilen arıcıya yaklaşık 6000 ytl ceza kesilmektedir, şikayet halinde bu cezalar kesinlikle tahakkuk etmektedir.
Hastalık halinde bile antibiyotik kullanımının yasak olduğu bir yerde, koruyucu antibiyotik adı altında, hasta olmayan arılara antibiyotik verilmesinin bilimle, akılla ve mantıkla hiçbir izahı yok.
En büyük yanlış KORUYUCU ANTİBİYOTİK mantığına inanmak.
Ya arkadaşlar, Eylül ayı geldi gribal enfeksiyondan kurtulayım diye, hasta olmadan antibiyotik kullanıyor musunuz?
1) Aşırı antibiyotik kullanımı bütün canlı organizmalarda olumsuz etkiler oluşturur. Canlının savunma mekanizmasını olumsuz etkiler, bakteriler bağışıklık kazanır. Canlının hastalıklara direnci düşer.
2) Hasta olmadığı halde antibiyotik kullanımı zararlı bakterilerin yanında, faydalı bakterileri de öldürür, bu yüzden organizmanın bir çok faaliyeti aksar.
3) Antibiyotik bulaşmış arı ürünlerini tüketen insanlar, mikrobik hastalıklara karşı direncini yitirir.
Ayrıca antibiyotik denilen şey mikroorganizmalara karşı kullanılan ilaçların genel adı.
Her bakteriye karşı olan antibiyotiğin etken maddesi farklı. Eczaneden insanlarda bulunan zararlı mikroorganizmalara karşı kullanılan bir antibiyotiği alıp, arılara vermenin hiçbir mantığı yok. Arıda hastalık oluşturan bakteriler ile insanda hastalık oluşturan bakteriler aynı mı? Biraz bunu düşünelim.
Ayrıca antibiyotikler bir çok arı hastalığının sporuna karşı etkili değil.
Spor hastalığın çekirdeği, pasif hali. Kovanlarda ve ekipmanlarda her zaman bulaşık halde bulunur. Bal içinde 50 sene yaşar.
Antibiyotik sadece spor aşamasından bakteri aşamasına geçtiği zaman, yani tohum çatlayıp çimlendiği zaman etkili olur.
O yüzden antibiyotik o hastalığı tümüyle yoketmez, sadece belirtilerini yok eder, gözönünden kaçırır.
Kolonide uygun ortam bulduğunda sporlar yine hastalık yapmaya başlar. Aşırı antibiyotik kullanımı durumunda ise bakteriler direnç kazandığı için, artık bu da fayda etmez.
Hastalıklarla mücadele etmenin en iyi yöntemi, temizlik, hijyen ve kolonileri sürekli olumlu koşullarda bulundurmak.
1) Sonbahar şuruplaması kış besini için yapılıyorsa, arının suyunu kolay uçurması ve sırlaması için 1 birim su, 2 birim şeker şeklinde yapılır.
2) Şurup içine kesinlikle tuz ve antibiyotik katmayın. Antibiyotiği anlattım, tuzun ise arının sindirim sisteminde toksik etki yaptığı belirlendi.
3) Şurup içine vitamin katabilirsiniz.
-
16 Ağustos 2007: 17:43 #8361
itirazi var demet hanimin aslinda diyaloga girmem ama ben öneriyorum ben bu işi biliyorsam bişi bilmesem önermem ha keyfi bilir neyi napicani benim önerimi ben beni bildim bileli böyle yaparim
-
16 Ağustos 2007: 18:45 #8364
Sayın Apo ; neden bu kadar kızdığınızı anlamadım?
Benimle diyologa girmemeniz için sizin hakkınızda seviyesiz; aşağılayıcı veya hakarete yönelik bir şeyler söylemiş olmam gerekmez mi?
Benim cevabım Ergeneko bey’ edir . Size değil. Ayrıca size bile olsa içinde kusurlu bir ifade geçtiğini sanmıyorum. Siz bu antibiyotik işini yapıyormuşsunuz çok güzel. Kendi doğrunuzu savunun.
Ben kendi doğrumu savunurum.Aramızdaki diyolog başlamadan kopacaksa vay halimize. Saygılar.
-
16 Ağustos 2007: 19:56 #8366
Arkadaşlar yapmayın birçok yeni arkadaşımız okuyor bunları.Büyükşefin uyarılarını dikkate alın lütfen.Onun için yazdım karabiber atmadan olmaz diye.Devrim hoca der ki şerbet sadece su ve şekerden, kek ise sadece bal ve pudra şekerinden olacak.Bu insanlar bu işe yıllarını vermişler.Şuruba tuz, koruyucu antibiyotik bırakın lütfen bunları bu konuda ilim sahibi insanları takip edin.
-
16 Ağustos 2007: 20:31 #8368
Arkadaşlar
Ben o arkadaş arıcının verdiği tarifi sizinle paylaşmak istedim. Yoksa kullanma meraklısı filan değilim.Farkındamısınız !
Şu anda ülkemizde yavru çürüklüğü hastalığı hat safhada.
Kolonileri bu hastalığa yakalanan arıcılar bunu gizliyor.Örnek olarak aşırı tepki veren Demet hanıma sorayım:
Kolonilerinizde yavru çürüklüğü olduğunu görürseniz;
Ne yaparsınız ? bunu herkese bende yavru çürüklüğü var diye anlatırmısınız.?
Ne gibi tedbirler alırsınız?Lütfen önyargılı olmayın. 50-100-200 kovanı olan yavru çürüklüğü hastalığına yakalanmış,( hele hele birde amerikan yavru çürüklüğü var ise) arıcı ne yapaçak.
Yapması gereken: bütün arılarını öldürerek, kovanları, çıtaları, petekleri ne varsa hepsini yakarak gömmek zorunda. veya şu ekonomik kriz ortamında antibiotiği basarak arısınımı kurtarmak isteyeçektir.
-
16 Ağustos 2007: 21:30 #8370
Aslında insanlar burada kendisini ne güzel ele veriyor.hemen ilçe tarımdaki arkadaşlarımız harekete geçmeli.biz bu arkadaşların nereden girdiğini de biliyoruz.Kardeşim antibiyotik kullanma cezası 6 milyarrrrr.sıkıyorsa ver bakalım.Almanya dan Mehmet Yüksel geçen mail attı,adamın 3 kovan arısı var.diyor ki her an habersiz gelip bahçeme girip kontrol ediyorlar diyor.numune alınıyormuş.bizde bur da yasak şeyleri yaymaya çalışıyoruz.yazarken biraz düşünün arı hayatını neyle devam ettiriyor.limon yermiydi sizin arılar.yıllık kaç kilo tuz alıyorlar.her arılıkta eczahanemi var.tavuk ızgaracısı varmı.Arkadaşların bazıları tek bir dergi okumuş tamam artık tek dünyadaki arıcılık kitabı o,başka yok.biri bir şey duyuyor sırf reyting yapmak için yazıyor.geçen biri diyor bana ben diyor konu açma birincisiyim.evine konu açınca kaç kilo bal girdiyse.kim niye yazı yazıyor belli değil.yazmak için yazmayın.bir işi ilk Önce Allah rızası için yapacaksınız,nefsinize hoş gelsin diye değil.Arılar zaten hastalandımı hasta olmadıkları zamanda verilen ilaçlardan dolayı ilaçlar bir fayda vermeyecek.çünkü sen daha önce hastalık yokken hastalık sporlarını verdigin ilaçlar sayesinde çok dayanaklı hale getirdin.
-
16 Ağustos 2007: 23:55 #8371
1/1 veya 1/2 lik şurupta bir arkadaşımız bir bardak suya bir bardak şeker koyuyorum demiş.Buradaki bire bir veya bire iki oranında şurupta olması gereken bir hacim suya bir hacim veya iki hacim şeker konması kastediliyor. Fakat bir bardak su 200 mililitredir ama bir bardak toz şeker 200 mililitre değildir. Çünkü toz zerreciklerinin arasında boşluklar kalır. Bu nedenle şurup hazırlarken ölçekli kapta bir litre işaretine kadar kaynamış su doldurulur üzerine su seviyesi 2 litre çizgisine yükselene kadar(1/1 lik şurup için) toz şeker ilave edilir.Böylece hacim olarak bir litre suya bir litre toz şeker ilave edilmiş olur.
-
17 Ağustos 2007: 00:17 #8372
Ergeneko,
Şu anda tartıştığımız yavru çürüklüğü hastalığının nasıl tedavi edileceği değil.
Tartışılan şey, hasta olmayan koloniye sonbahar şuruplamasında antibiyotik verilir mi, antibiyotik uygulamasının hastalıktan koruyucu özelliği var mı?
BİLİM DİYOR Kİ, ANTİBİYOTİK HASTALIKTAN KORUMAZ…
Bilakis, gereksiz ve sürekli antibiyotik kullanımı, hastalık yapan bakterilerin bu ilaca karşı direnç kazanmasını ve güçlenmesini sağlar.
Ayrıca sürekli ve gereksiz antibiyotik canlının yani arının savunma mekanizmasını zayıflatır.
Gereksiz antibiyotik kullanarak koruyacağım derken, hastalığın güçlenmesine ve yayılmasına neden olunur.
Şimdi senin de dediğin gibi, yavru çürüklüğü hastalığı had safhada ve arıcılar bunu gizliyor.
Aynı zamanda arıcıların çoğu şerbete o malum kırmızı ilaçtan katıyor hastalıktan korusun diye.
Madem besleme şerbetine antibiyotik katmak hastalığı engelliyor, bu hastalık niye bu kadar yaygın?
Bakın bizim gibi geri kalmış ülkelerde antibiyotik ve tarımsal ilaç uygulamaları avrupa ülkelirinin 5 katı. Yani ilaç firmaları bizim gibi ülkelere 5 kat daha fazla ilaç satıyor.
Avrupa ülkelerinin Türkiyenin AB’ye girmesine karşı çıkışlarının en büyük nedenlerinden biri de bu. Çünkü bizim gibi ülkeler ilaç firmaları için süper pazar. Mevzuat ve denetimler AB normlarına uydurulduğunda, piyasada denetimsiz ilaç satılıp kullanılamayacak.
Bilinçsiz ilaç kullanarak hem tüketicinin sağlığıyla oynamayın hem de ilaç firmalarının ekmeğine yağ sürmeyin.
-
17 Ağustos 2007: 01:17 #8373
Arkadaşlar,
Amerikan yavru çürüklüğü konusunda büyük şef değerli verdi. Hastalığın antibiyotikle tedavisi şu anda mümkün değil. Böyle birşey olduğunda ilk olarak ben sevinçle sizlere bildiririm. Ancak şu ana kadar kullanılan antibiyotikler yalnızca hastalığın baskı altına alınmasını sağlıyor.
Bu nedenle antibiyotik konusunda arıcı dikkatli davranmalıdır.
Hastalık yok ve antibiyotik kullanıyorsunuz; yıllar içinde amerikan ve avrupa yavru çürüklüğüne karşı direnç gelişebilir.
Yavru hastalığı görülmeyen kovanlarda gerçekten hastalık mikrobu yok mu? var mı?
Bilemezsiniz.
Bu ancak laboratuar şartlarında ve özel testlerle mümkün.
Hastalık görülmeyen kovanlarda amerikan yada
avrupa yavru çürüklüğü mikrobu olmasına rağmen hastalık yapacak sayıda olmadığından koloninin bakım, besleme, temizlik, kovan içi düzenlemeleri, arıcılık faaliyetleri, arılığın bulunduğu yerin nektar ve polen durumuna bağlı olarak hastalık normal olarak ortya çıkamamaktadır.Arıcı bu söylediklerimi yaptığında ve nektar ve polen şartları uygun olduğunda arıcının problemi olmayacaktır.
Bu nedenle gereksiz ilaç kullanmayın. Bizler hastalık konusunda antibiyotik kullanmanız gerekirse önce biz tavsiye ederiz.
Türkiye olarak Avrupa Birliği ülkeleri arıcılık mücadele kurallarına göre hareket etmek durumundayız.
Amerikan yavru çürüklüğünden arılar büyük problemler yaşıyor deniyor. Laboratuarlara gelen numune yok denecek kadar az. hastalıkları saklamanız arıcılığa yapılan en büyük ihanettir. Bu gün senin arılığın yarın komşu arıcı. Arıcılığı gezginci olarak yapıyorsan, ilden ile hastalığı yayıyorsun.
Hastalıkla görüldüğü anda mücadele edilmeli, diğer arıcılar bilgilendirilmelidir. Çünkü hastalık bir aşamadan sonra arılıktaki tüm kovanların sönmesine neden olabiliyor.
Yıllar önce Sinop’ta gittiğim bir vakada yan yana 4 arıcının kovanları hastalıktan sönmüştü. Önce birinde başkayan hastalık gizlenmiş, sönen kovanların petekleri arılığın orta yerine konmuş, sonunda komşu arılıktan gelen arılarla diğer arılıklar da hastalığı kapmıştı. Bir arıcının 85 kovanından hepsi, diğerlerinin kovanlarının büyük kısmı sönmüştü.
Lütfen hastalığı saklamayın.
Hastalıktan şüpheli petekleri veteriner kontrol ve araştırma enstitülerine gönderiniz. Ücretsiz yapılan muayenelerden faydalanın.
Sonbahar şuruplamasında mturunc’un söylediğinde uygulama yönünden yanlış var. Gerçektende toz şeker arasındaki boluktan dolayı 1 kısım şeker ile 1 kısım su kilogram olarak eşit değildir. Ancak bunu düşünerek ymturunç’un yaptığı işlem yapılmaz. 1 kısım suya karşılık gelen şeker yaklaşık 870 gramdır. Yıllardır yurt içi ve yurt dışı tüm kaynaklardan bildirildiği üzere 1 hacim(kısım) suya 2 hacim(kısım)şeker koymaktır. İlkbaharda ise 1 hacim(kısım) suya 2 hacim(kısım)şeker koymaktır.
Saygılarımla
-
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi