Home › Forumlar › ARICILIK › Genel Arıcılık › oğul engellemek ve ana arı değiştirmek üzerine
Bu konu 26 yanıt ve 12 izleyen içeriyor ve en son feridun tarafından 18 yıl 9 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
12 Haziran 2007: 14:10 #6897
selamlar,
herkese merhaba,öncelikle şunu söylemek istiyorum. arıcılık üzerine oluşturulmuş formlara baktığım gibi diğer formlara da bakıyorum. ama hiçbir formda bu kadar samimi ve çözüm üreten cevap göremiyorum. hepinize bunun için teşekkür ediyorum.
kovanlarımdan bir tanesi suni oğul almış olmama rağmen oğul vermek için bir aydır uğraşıyor. bende bir aydır oğul vermemesi için uğraşıyorum. ben bal almak istiyorum. oğul vermesini istemiyorum. kimileri diyorki ana arıyı değiştirmek için kovan oğul verir felan diyorlar. peteklerin alt gözüne yapılan bey yüzükleri ana arı değiştirmek için değildir bence.
şimdi ben şöyle birşey yapsam ne olur?
bal zamanı kimi yerde başladı bizim burdada başlamak üzere. bal akışı başladığında ben ana arıyı kovandan alsam başka bir kovana koysam. bu arada yumurtlama olmadığı için arılar her boş peteğe bal koyar. ana arıyı kovandan aldıktan yaklaşık elli gün sonra yeni arılar çıkacak. bu arada arılar da bal yapacak. hem bal zamanı arılar bal yapacak ana arı her yere yumurtlayamayacak hemde yeni bir ana arı sahibi olacağım.bu konuda bilgisi olanlar benimle paylaşırsa sevinirim.
kemal
-
12 Haziran 2007: 14:34 #7297
sayın kobra
arıcılıkta mutlaka bu doğrudur diye bir kavram yoktur
bazı arkadaşlar illada -
12 Haziran 2007: 14:34 #7298
sayın kobra
arıcılıkta mutlaka bu doğrudur diye bir kavram yoktur
bazı arkadaşlar illada dayatır benim dedğim doğrudur diye bu yanlış arıcılığın ancak 100 de 30 çözüldü 70 duruyor
dediklerini denemek lazım sonucu görmek lazım
burada benim aklıma 2 soru geliyor
1-anayı kovandan çıkarsan başka kovana koysan
ana olmayınca rılar yeni ana gözü yapmayacak
mı
2-çerçevede alt kısımda yapılan ana gözleri oğul vereceği anlamına gelmez dediniz ozman ne anlama gelir açıklayın
bize bir fikir söylerken bizi tatmin etmeniz gerekiyor
fikirlerinize saygım var
fakat açıklama yapman lazım kardeşim
bun ları denemek lazım -
12 Haziran 2007: 15:04 #7299
sayın kobraarkadaş kovanda ana olmayınca arılar avareleşir çalışmazlar.bal getirsede çok az miktarda getirir.oğula zorlayan kovanın anası ihtiyarmı gencmi.bazı arkadaşların dediği gibi arı oğula 3 sebepden zorlar.1;ananın ihtiyar olması…2;ırkın oğula meyilli [melez ırklı] olması…3`;çok sıkısık olması…arkadaşlar her arıcının kovan içi uygulaması degişiktir.% 80 arıcının uyguladığı metot birbirini tutmaz fakat bilinçli uygulamaların hepside yerinde olur..not;bize öğretilen;;arı ana memesini temel peteğin kenarlarına ve alt ucuna dikiyosa bu ya ana ihtiyar yada oğula meyilli ırk.ama ortalara az miktarda dikiyosa sıkışık olduğundandır deniliyor.bununda doğruluk derecesini öğrenmek deneme ve takip yoludur.saygılar
-
12 Haziran 2007: 15:12 #7300
cihad selam,
kitaplardan okuduğum ve gördüğüm kadarıyla peteklerin ortasına yapılan bey yüzüğü ana arıyı değiştirmek için yapılır. ve sayısı bir iki tanedir. peteklerin alt ve kenarlarına yapılan yüzükler ise oğul vermek için yapılan yüzüklerdir.
ana arıyı kovandan almamın sebebine gelince,
1- kovanın oğul vermesini engellemek,
2- ana arıyı değiştirmek.yeni ana arı çıkıp çiftleşip yumurtlayasıya kadar arılar sadece bala çalışmış olacaklar.
tabi bu benim düşüncem. bunu denemedim deneyip uygulayanlar varsa, yada mantıklı olduğuna kanaat getirebilirsem yapacağım.
kemal
-
12 Haziran 2007: 15:23 #7301
sitemizin sol tarafında yer alan ana menü de BALARISI başlığında üreme bölümünde şöyle yazıyor: "…Oğul vermek amacıyla yapılan ana arı yüksüklerinin sayısı genelde 10-15 kadardır. Ana arıyı değiştirmek için yapılan yüksükler ise 2-4 tane civarındadır. Oğul için yapılan yüksükler, ana arıdan gizlemek için çerçevelerin dip taraflarında, gizli köşelerinde bulunur. Ana arıyı değiştirme amacıyla yapılan yüksükler ise çerçevenin ortasında, kuluçkanın bol olduğu alanlarda yer alır…"
arı ırkım melez,
kovanda üçüncü katı koydum sıkışıklığı azaltayım diye (modern tekniklere uyarak koydum),
ana arı en az iki yaşını doldurmuş durumda, daha fazla olma ihtimali de var.yine de oğul için uğraşıyor.
-
12 Haziran 2007: 15:24 #7302
Selamlar
Zor olanı neden yapmaya çalışıyon ki? Gel sen ana arını 1 çıtaya hapset ana arı ızgarasıyla. Buraya arılar erkek arı gözü örerler. Anada yumurtlar, arılarında setrese girmemiş olurlar. Balda çok kısa zamanda, tüketim az oldugundan bol miktarda toplanır. Kapanan erkek arı gözlerini kes at, buda sana varao ile doğal müçadele imkanı verir.
Saygılarımla -
12 Haziran 2007: 17:42 #7304
:blink: sevgili kobra burada cihat arkadaşımızın dediğini bence kaale al.çok doğru yaklaşmış haddim olmayarak.yalnız cihat bey gibi idealistler olmasa şu an doğru bildiğimiz bir çok konu öğrenilememiş olacaktı.sende dene doğru gördüğünü yap iyi netice alırsan burda yaz bizde faydalanalım sevgiyle kalın
-
8 Eylül 2007: 13:51 #8668
selam arkadaşlar,
bu konuyu açalı yaklaşık 3 ay oldu. bu düşüncemi uygulamaya bir türlü cesaret edemedim. ancak yaklaşık iki hafta sonra kovanlarımdan bir tanesi ana arısını benim hatam yüzünden kaybetti. ana arı olmayınca doğal olarak kovan ana arı yapmaya yöneldi. bir kaç gün sonra bakılacak larva kalmadığı için bütün arılar bal yapmaya yöneldi inanın süper bal yaptılar. hem oğul vermedi hemde diğer kovanlarımın hemen hemen bir buçuk katı kadar bal verdi. bal hasadını yaptım şimdi kovanın beyi var nüfusu da normal oldukça iyi durumda. kısmet olursa bunu seneye kendim yaptıracağım.
bilgilerinize… -
8 Eylül 2007: 22:24 #8670
Gelecek yıl kendiniz yapacaksanız bu uygulamayı , oğul riskini gözardı etmeyiniz ki bu risk çok yüksektir…
-
9 Eylül 2007: 01:54 #8671
Bazende kovandaki arılar ürettikleri yeni anayı begenmeyip tekrar degiştirmek ister.bize göre anaarı sapasaglamdır ama işin aslını arılar biliyor.ve arıların seçtikleri bizim seçtiklerimizden daha iyidir.ama arılarda bazen hata yapabiliyor.bende bir tane var bu sene ürettigim bir anayı arılar degiştirmek istiyor,tek meme yapıyorlar,bende kapandımı alıyorum memesini.bu ara bıraktılar bakalım ne olacak.
-
9 Eylül 2007: 02:11 #8672
Herkese selamlar;
Ben bir aydan beri arılarıma haftada iki kez
her bir koloniye 1,5 bardak teşvik şurubu veriyorum ve şurubu uçuş deliğinden kendim
yabancı bir arıcının yaptığı gibi kavanoz ve kapağı delinmiş ters çevrilmiş şekilde kovan
içini açmadan arıyı rahatsız etmeden veriyor-
dum,iki haftadır içini açıp günlük yumurta kontrolüde yapmıyordum,daha önce her hafta yapıyordum gayet iyi gidiyordu arılarım hergün güçleniyordu.
Bugün de şerbet vermeye gittim gayet güzel vede güçlüler hepsinde günlük yumurta var yavru ve larva var şuruba vitaminde katıyordum
13 adet kolonim var,12 koloniyi kontrol ettiğimde biraz moralim bozuldu ama yinede şükürler olsun.
1)Ana arıyı göremedim,3-4 adet ana gözü yapmış gözlerden birini bozdum içinden yakında ana çıkacakmış onu tekrar mumyaladım yerine koydum denemek için bakalım ne olacak,
ötekilerini bıraktım takip edeceğim. Bu durum-
da "Arı ana kesti" diye söylüyorlardı çevremde ben aldırış etmemiştim bu zamanda bu olay "Ana kesmesi" mi oluyor,yada "arı ana değiştirecek" denen olay bumu.Bu durumda yapmam gereken yeni ananın çıkmasınımı beklemeliyim yoksa tavsileriniz nedir?
Yeni anayı çıktı kabul ettiler daha sonrada erkek arı olmadığı için çiftleşme olmayacağı için bu yeni çıkacak olan ana arı koloninin
işine yararmı tabii çiftleşme olmayacağı için yavru olmayacak kovan nüfusuda azalacak doğal olarak.koloni 5 çerçeve üzerine dağılmış vazi-
yette polende var balda var.
2)Birde arıların ayaklarında polenler duruyo
diğer kovanlarda tek tük olsada bu bahsettiğim kovanda birsürü arının ayaklarında polen duruyor açık renkli herhalde mısır poleni bunlar dikkatimi çekti.
Bu polenler neden arının ayağında duruyor ki
bir sebebi vardır nedir acaba?
3)Bir iki kovanda da çok seyrek olmasına rağmen bazı arıların kanatları yamuk yumuk kıvrılmış buruşturulmuş kağıt gibi ama arılar yinede kovan içinde çalışıyorlar hiçte şika-
yetci diiller hayatlarından sanki memnunlar
bunların bazıları zayıflar,ilaçlamamı düzgün yapıyorum vede hiç varao görmedim nedir bunlar acaba ? Başka bir hastalık olabilirmi?Ha bizim makinacı arılar hala orada çalışıyorlar,ama polen getirmiyorlar mısırlar bitti herhalde??
Allahın selamı üzerinize olsun,hayırlı geceler. [img]:sick: -
9 Eylül 2007: 02:54 #8673
feridun yazan:
Quote:1)Ana arıyı göremedim,3-4 adet ana gözü yapmış gözlerden birini bozdum içinden yakında ana çıkacakmış onu tekrar mumyaladım yerine koydum denemek için bakalım ne olacak,
ötekilerini bıraktım takip edeceğim. Bu durumda "Arı ana kesti" diye söylüyorlardı çevremde ben aldırış etmemiştim bu zamanda bu olay "Ana kesmesi" mi oluyor,yada "arı ana değiştirecek" denen olay bumu.Bu durumda yapmam gereken yeni ananın çıkmasınımı beklemeliyim yoksa tavsiyeleriniz nedir?
Yeni anayı çıktı kabul ettiler daha sonrada erkek arı olmadığı için çiftleşme olmayacağı için bu yeni çıkacak olan ana arı koloninin işine yararmı tabii çiftleşme olmayacağı için yavru olmayacak kovan nüfusuda azalacak doğal olarak.koloni 5 çerçeve üzerine dağılmış vaziyette polende var balda var.Koloniniz anaarıyı değiştirme kararı ile memeler yapmış. Doğal bir sonuç. Bekleyip göreceksiniz. Ayrıca bozduğunuz memenin işi bitmiştir , çünkü koza yırtıldıktan sonra ölüm gerçekleşir.
Bahsettiğiniz "ana kesme" ifadesi ise genelikle koloniye yeni verilen ananın öldürülmesi olarak kullanılıyor.
feridun yazan:
Quote:2)Birde arıların ayaklarında polenler duruyo
diğer kovanlarda tek tük olsada bu bahsettiğim kovanda birsürü arının ayaklarında polen duruyor açık renkli herhalde mısır poleni bunlar dikkatimi çekti.
Bu polenler neden arının ayağında duruyor ki
bir sebebi vardır nedir acaba?Yükü indirecek yer yoktur ya da yük indirmek üzere hamal bulamamışlardır.Ve son ihtimal çok yoğun polen taşıdıklarından siz çerçeve üzerinde polenlerini boşaltmayı bekleyen arıları görmüşsünüzdür.
feridun yazan:
Quote:3)Bir iki kovanda da çok seyrek olmasına rağmen bazı arıların kanatları yamuk yumuk kıvrılmış buruşturulmuş kağıt gibi ama arılar yinede kovan içinde çalışıyorlar hiçte şika-
yetci diiller hayatlarından sanki memnunlar
bunların bazıları zayıflar,ilaçlamamı düzgün yapıyorum vede hiç varao görmedim nedir bunlar acaba ? Başka bir hastalık olabilirmi?İşte bu bahsettiğiniz işçi arılar varroa hasarına uğramış arılarınız.. Bir müddet kolonide onları görürsünüz daha sonra onlar kapı dışarı atılır.
Peki neden bu kanatlarda deformasyon vardır?
Varroa, gördüğünüz bozuk arılar larva iken onun hemolenfini kısaca canını , kanını emdiğinden böyle deformasyon oluyor.. İlaçlama yapmak bile bu durumu görmenizi engellemez. Çünkü bu arıların kanı emilirken siz daha ilaçlama yapmamışsınızdır , yapsanız bile varroa kardeşlerimiz kapalı kapılar ardında işlerini hallediyorlardı. -
9 Eylül 2007: 03:40 #8674
Egehan;Halil Bilen herhalde.
Göstermiş olduğun ilgiye teşekkürler.
Arkadaşlardan birisine,dH doğrusu 40 yıllık arıcı abimizin birisine bir zat ilaç yapmış ilacın bileşimi şu imiş zeytin yağ içerisine
birilaç karıştırarak ilaç yapmış ne karıştırdığını söylemiyormuş söylede bizde yapalım demişler söylemiyor bu ilcın kilosunuda 60,- liraya satıyormuş.
Kullanan arkadaşdiyorki çıtaların ucundan damlatmadan fırçayla sürüyormuş yarım saat sonra uçuş deliğinin ucu varoa ölüsü ile doluyormuş vede arılar sanki diyor çok büyük bir azaptan kurtulmuş gibi neşe ile uçuşuyorlardı diyor,bu ilacın karışımı
sizce ne olabilir? Aslında bu durumu Arı zararlıları bölümüne yazmalıydım ama buradanda ilgi göstereceğinizi bildiğim için yazdım.
Bu durumu ilaç satan bir veteriner arkadaşa sordumoda bana duvarda asılı ilaç
reklamı yapan afişi gösterdi bu dedi ismini almadım ama alırım. Afişin üzerinde büyük ve küçük baş hayvan resimleri vardı.
Sizce bu nedir hatta bahsettiğim 40 yıllık tecrübeli arıcı dahi memnun bu ilaçtan.
İyi geceler.:woohoo: -
9 Eylül 2007: 04:13 #8676
Feridun Bey,
Anlattığınız olay Türk arıcılığının klasik durumuna iyi bir örnek.
Birisi bir yöntem öğrenir ama sır gibi saklar, başkalarına para ile satar.
Veteriner arkadaşın gösterdiği afişteki ilaç büyük ihtimalle büyükbaş hayvanlarda kene vs zararlılara karşı kullanılan bir ilaç.
Sonuçta Türk arıcısı yıllardan beri varroaya karşı elma kurdu ilacından, kene ilacına kadar çeşitli varyasyonlar kullanıyor.
Ama arıcı, arının doğadan topladığı ve içinde hiçbir katkı maddesi olmayan "BAL"ı insan eliyle zehirli bir madde haline getirdiğini farketmiyor.
Tek beklentimiz varroayı dökmekse, bu yöntemler varroa direnç kazanıncaya kadar varroayı döker.
Ama kimyasal madde bulaştırdığımız balı ve balmumunu ne yapacağız?
Varroa dökmek adına, şifa niyetine satılan balın, insan sağlığını tehdit eden hale gelmesine aldırış etmeyecek miyiz?
Arıcılar bu soruların cevabını iyi düşünmeli.
-
9 Eylül 2007: 15:20 #8680
Sayın Feridun Bey:
Sizin tanımladığınız ilacı tahmin edebiliyorum. Bazı arıcılar kullanıyor neye bu ilacı kullanıyorsunuz dedim sözde bir üniversite görevlisini yaptığı ve önerdiği bir ilaçmış.
Bence daha önce kullanılan ilaçlarda olduğu gibi kalıntı bırakır korkusu var ama ilerde araştırma yapanlar bizi aydınlatır. Çünkü daha önce arıcılar olmayacak ilacları kullandılar hatta daha kullananlar var. Murat Çakır Bey’in uyarılarını göz ardı etmemeliyiz.İlacın bileşimine baktım şöyle yazıyor:
1 ml solüsyon 10 mg Flumethrin ihtiva eder.Kullanıldığı yerler:
Sığır koyun ve keçilerde kene, uyuz ve bütün konakçılar içinEtki şekli.
Olgun kene ve nimfler üzerinde öldürücü etki yapar.
Dişi kenelerin canlı yumurta yapmalarını önler.Özer dilerim ilacın adını yazamayacağım, sorumluluk gerekiyor bu yükün altına giremeyeceğim çünkü dört ayaklı hayvanlar için altı ayaklı hayvanlarla ilgili değil.
Yinede uzmanların önerisi ve araştırmasını bekliyoruz.
Saygılar.
-
9 Eylül 2007: 17:15 #8681
Slamünaleyküm,
dostlar ben şu anda üç günlüğüne memleketimdeyim daha l5 gün önce ayrılırken anasını kaybetmiş bir kolonim ana memesi yapmış ve çıkmıştı memelerin bozulduğunu görmüş fakat anayı görememiştim. bu gelişimde bu gün yaptığım kontrolde heycanla o koloniyi konrol ettim <oh be> bir çıtada günlük yumurtaları gördüm derken anayıda gördüm hamdolsun sanki bizim bir fonksiyonumuz varmış gibi sevindim, olsun genede ortamı hazırlayıp sonuçta başarmak güzel.KOnu oğul ve ana değiştirmeden varroaya gelmişken izninizle bir iki soru sormak istiyorum. 15 gün önce varroa içinkoyduğum pedleri giderken tekrar tazeliyeyemmi buralar artık geceleri serin gündüzleride çok sıcak olmamaya başladı.
yaptığım kontrollerde beş kolonimdede (ortalama beşer çıta)bir çıta sırlı ballı bir iki çıtadada sırlanmamış bal var şerbet beslemesine devam edeyimmi yoksa şimdiden kek vereyimmi benim niyetim eylül sonuna kadar şerbetleme ramazan bayramına gelincede keklerini verip kış düzenine geçmekti tavsiyelerinizi bekler kayıpsız bir kış temennisi ile ramazanınızı kutlalrımzafer ANLAYIŞLI
Düzenleyen: zafer, :: 09/09/2007 10:23
-
9 Eylül 2007: 17:32 #8682
zafer yazan:
Quote:Konu oğul ve ana değiştirmeden varroaya gelmişken izninizle bir iki soru sormak istiyorum. 15 gün önce varroa için koyduğum pedleri giderken tekrar tazeliyeyem miZafer hocam;
15 gün önce koyduğunuz pedlerde etken madde olarak kullandığınız nedir? Eğer formik asit kullandı iseniz zaten bu süre içerisinde en az 1 kez daha pedlere asit vermeniz gerekirdi. O halde şimdi en az 1 kez daha pedlere asit veriniz. Hava sıcaklığı eğer çok yüksek derecelerde seyredecekse daha riskli bir faktör , düşük derecelerde değil…zafer yazan:
Quote:Yaptığım kontrollerde beş kolonimde de (ortalama beşer çıta)bir çıta sırlı ballı , bir-iki çıtada da sırlanmamış bal var şerbet beslemesine devam edeyim mi yoksa şimdidenSonbahar teşvik beslemesinin kolonideki bal varlığı ile alakası yoktur.. Kolonideki bal miktarı , sonbahar teşvik beslemesinin sonlandırılacağı ve yavru faaliyetinin maksimuma geldiği zaman kontrol edilmelidir. Eğer bal durumu istenilen düzeyde değilse sonbahar teşvik beslemesi sonlandırması sonrası 1 su / 2 şeker şeklinde hazırlanan ve çok yoğun bir besleme süreci ile bu eksik idame edilebilir.
Bu yoğun besleme dönemine bir örnek vermek gerekirse;
Arılarınız 5 çıta olduğunu varsayarak , 4 çıta yavrulu ve toplam bal varlığı da olması gerekenin altında ise;her akşam olacak şekilde bu koloni için 1/2 oranında hazırlanmış şerbetten şerbetliği doldurarak vermek ile koloni gerekli stoğunu bu şekilde yapabilir.
Bu konu ile ilgili aslında ayrıntılı olarak önümüzdeki günlerde yine yazma imkanı bulabilme ümidiyle siz sonbahar teşvik beslemesi yapınız derim…Nasıl olacak sonbahar teşvik beslemesi…
1 su / 1 şeker oranı ile her koloni için 1 su bardağı kadar ve 2 günde bir olacak şekilde ve kesinlikle çok geç saatlerde…
Önümüzdeki günlerde bu anlamda bir sıkıntımız olacak gibi duruyor.İftar saatine yetişmek amaçlı erken vereceğimiz beslemelerin risk oluşturacağı ama hayırlısı artık… -
9 Eylül 2007: 17:54 #8683
teşekkür edrim halil kardeşim,
bu forumu bunun için çok seviyorum sorularımıza sizin gibi dostlar anında cevap veriyor Allah razı olsun.
İlaçlamayı formik asit ile yapıyorum 20 günlük ilaçlama sonrasında ilacı tazeliyerek ayrılmıştım benim yokluğumda babam ilgileniyor
(sadece şerbet verebiliyor) ben kolonilerde varroaya pek rastlamadım veya ben göremedim fakat uçma tahtası ve kovan önünde kanatsız arılarda görmedim.
Birde arıyı şıkıştırıp bölme tahtasının arkasıda densitesi yüksek strofor koyup, örtü tahtası özerinede yemlikte altta kalacak şekilde kalın bez örtüp kapağını kapattım İnşaallah yalnış yapmamışımdır.
Size daha önce iki kez meil gönderdim geri dönmediniz acaba ulaşmadımı yoksa adreslerdemi bir sorun var merak ettim selam ve dua ile hoşça kalın -
9 Eylül 2007: 18:14 #8684
Zafer hocam; sanki maillere ilgisiz kalmışım gibi anlaşılacak yahu öyle bir yazmışsınız ki…
Mailinizin içeriğindeki blogunuzdaki teknik yardım konusu ise basit .. Msn’de yakaladığınız an hallediriz ki o problem çok basit bir kaç işlem gerektiriyor.
Varroaya rastlamamanız güzel ama 1 kez daha uygularsanız iyi olur nacizane fikrim olarak…
-
10 Eylül 2007: 03:27 #8686
selamünaleyküm arkadaşlar,
geçenlerde bir kovanımda olan bir olayı, kendi kanaatimi ve yaptığımı anlatacağım.kovanda baktımki bir çok bey yüzüğü var. yüzükler genelde çıta ortalarında ve yaklaşık yirmi tane. ve hiç günlük yumurta yok. hatta beyde yoktu. söz konusu kovanımın beyi üç yaşında olduğunu biliyordum. buna göre kovanın beyi değiştirmek istediğini, yada bir şekilde beyini kaybettiğini düşündüm. erkek arı da vardı ayrıca. bir problem yok. süresi gelince beyler çıktı tabi. beylerin çıkmasından yaklaşık 20 gün sonra baktım hala günlük yumurta yoktu. bir şekilde kovanın sağlıklı bir beye sahip olamadığını düşündüm. başka bir kovanla birleştirmeye karar verdim. ancak yine de beyi gözden kaçırmış olabileceğimi düşünerek günlük yumurtalı petek verdim. böylece arıların beyi varmı yok mu anlayacaktım. beyi yoksa eğer bey gözü yapacaktı. varsa normal yavruya bakar gibi bakacaktı. dört gün sonra kovanı tekrar açtım. bey gözü yapıldığını gördüm. hem de 5-6 adet di. ancak aynı çıtada günlük yumurta da gördüm. yanlız günlük yumurtalar düzensiz ve bir gözde bir veya birden fazla idi. kovanda yalancı ana meydana geldiğini düşünerek yüzükleri bozdum ve böyle günler için yetiştirdiğim ana arılı başka bir kovanla birleştirdim. şimdi herşey yolunda.
buraya kadar yaptıklarımda acaba bir hata varmı?
şunu itiraf edeyim bugün öğrendiğime göre ana arı üreten bir kovana varroa mücadelesi yapılmaz imiş. ben söz konusu kovan ilk bey gözlerini yaptığı günlerde varroa mücadelesi için pulusmat kullanmıştım. acaba bu yüzden mi kovanım sağlıklı bir beye sahip olamadı? -
10 Eylül 2007: 12:48 #8687
Hayırlı sabahlar arkadaşlar;
Varrova hastalığında kullanıldığı söylenen Zeytinyağı karışımı ilacı Aydınlı arıcılarda bende gördüm.
Karışımında sadece zeytinyağının olduğunu söylediler. Hatta bende birkaç tane kendilerinden aldım ve kovan içerisine bıraktım. Bu güne kadar varroya hastalığıylada karşılaşmadım.
Normal koli (karton kağıtları) kağıtlarını yaklaşık 4 cm genişliğinde, 10-15 cm uzunluğunda kesmişler ve aydınlı arkadaşın kendi deyimiyle zeytinyağı emmirilmiş. Halen kovan içerisinde duruyor. Tek değişiklik kağıt üzerinde bulunan yağ oranı azalmış. Ben verdim, hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadım.
Cengiz ERDEMİR -
10 Eylül 2007: 13:44 #8689
Hayırlı sabahlar cengiz,
Bu zeytinyağı ilacını buraya ben yeşımıştım bana fırça ile çerçevelerin ucuna sürülecek dedilerdi de,daha sürmedim ama,
Sen kartonlara emdirilmiş dedin kartonları daha sonra sandığın neresine koyuyorsun çıtaların üstüne mi yoksa sandık tabanınamı koyuyorsun. Bu zeytin yağının içinde senin duyduğun yerde hiç ilaç karışımı yok mu imiş
benim duyduğumda ilaç karışımı var ama bu ilaç karışımı petek ve balda hiç kalıcı zararı olmadığı söyleniyor. -
10 Eylül 2007: 15:07 #8692
Sevgili arkadaşlar,
Konu başlığına uygun olmayan bir konuyu burda tartışmak yanlış ama madem burda başladı burdan cevap yazayım.
Şimdi olayı gizemli ve olağanüstü bir hale getiriyorsunuz. Adı konmamış ama çok etkili bir keşif gibi sunuyorsunuz. Siz bildiğim kadarıyla sağlıklı bal tüketebilmek için bu işi hoby olarak yapan insanlarsınız. Bu tür ne idüğü bellisiz ilaç uygulamalarından kesinlikle uzak durun, ürününüzü riske atmayın.
Bugün arıcılığın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde, ucuzluğundan dolayı arıcılık için geliştirilmemiş diğer veteriner ilaçları varroa ve diğer hastalıklar için yaygın bir şekilde kullanılıyor.
Türkiyenin bal ve balmumundaki kalıntı haritası çıkarıldığı zaman bu bölgeler her zaman başı çekiyor.
Flumethrin etken maddeli büyükbaş ve küçük baş hayvanlardaki parazitler için kullanılan bir ilaç, arıcılar tarafından bu amaçla kullanılıyor.
Kullanıcılar Bu ilacın ve bu şekilde kullanımının balda, balmumunda kalıntı yapmadığını nerden biliyorlar ve bunu iddia ediyorlar.
Bu şekilde kullanımdan sonra hangi laboratuvarda kalıntı araştırması yapılmış?
Şehir efsanelerine ve söylentilere kanmayın.
Size Prof. Dr. Ulviye Kumovanın ilgili makalesinden bazı pasajlar aktarıyorum.
"Dünyada Varroa kontrolünde son 10 yılda pyretroidler (Apistan, Klartan, Mavrik, Agua Flow, Spur, Tau-fluvalite, Yardex. Bayvarol) yaygınlıkla kullanılmaktadır.
Bu pyretroidleri sürekli kullanan Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden gelen sinyaller ve bulgular Varroalann bu pyrethroidlere karşı
direnç oluşturdukları, dayanıklı akar hatlarının gelişmesine neden olduğu ve
arı ürünlerinde kalıntı bıraktıkları bildirilmektedir."Yukarıdaki Bayvarol arıcılık için geliştirilmiş Flumethrin etken maddeli bir ilaç. Yani zeytinyağına katılan büyükbaş hayvan ilacıyla aynı etken maddeye sahip. Arıcılık için geliştirilmiş olanının bile sürekli kullanımda varroada direnç oluşturduğu arı ürünlerinde kalıntı bıraktığı bilimsel olarak kanıtlanmış.
Kalıntının nasıl oluştuğu ise aşağıda anlatılıyor. Sentetik ilaçların büyük kısmı suda erimiyor yağda eriyor. Zeytinyağı içinde eritilmiş ve fırça ile çerçevelere sürülen ilacın kovanda nasıl dağıldığını görün.
"Yağda eriyen bileşikler çok daha farklı özellik göstermektedir. Bu bileşikler stabildir, uçucu değildir ve balmumunda yükselme gösterirler. Yağda eriyen bileşikler, arılar tarafından onların bacakları ve vücutları ile koloninin her tarafına dağılmakta, kovanın bütün giriş delikleri, arıların yürüdükleri çerçeveler, kovan dip tahtası ve balmumunun ince tabakası bunlarla kaplanmaktadır. Kovan içinde biriken bu maddeler bal, taze balmumu ve propolis gibi arı ürünlerine geçmektedirler. Balmumunda yüksek konsantrasyonda tutulması balmumundan bala geçerek daha çok kalıntı bırakmasına neden olmaktadır. Bu maddelerle bulaşık balmumu parçacıklarının bal içinde
bulunmasıda son derece tehlikeli bir durum oluşturmaktadır. Bulaşık balmumu baldaki kalıntının önemli bir işaretidir çünkü balmumunda biriken akarisitlerin doğal olarak azalması söz konusu değildir. Bulaşık balmumlarımn teknik kapasite olarak temizlenmesi ise oldukça sınırlıdır. Bu bileşiklerin arıcılıkta uzun süreli kullanılmaları ve balmumunda birikmesi büyük risk taşımaktadır."Makalenin tamamı bu linkte: http://www.aricilik.gen.tr/arastirma/PDF/varroa_mucadelesi.pdf
Düzenleyen: buyuksef, :: 10/09/2007 11:44
-
10 Eylül 2007: 15:53 #8694
Hayırlı sabahlar Feridun bey: Zeytinyağı emdirilmiş kağıtların içerisinde başka bir karışımın olup olmadığını bilemiyorum. Ancak arkadaş kendilerinin yaptığını ve varrova mücadelesinde başkaca bir ilaç kullanmadıklarını söyledi.
Zeytin yağı emmidirilmiş kağıtları ise kovanın alt kısmına bıraktım.Hatta kendisinden arı aldığım ve bana bu kağıtları veren arkadaşın telefonunu verebilirim.
Konu hakkında daha geniş bilgi sahibi olmak isteyen arkadaşlar için:
Arıcı GÜRSEL (Aydınlı)
0535 777 82 77 -
10 Eylül 2007: 15:58 #8695
Feridun bey; zeytinyağının içerisine Baytigol diye bir ilaç katıyorlarmış. Veterinerler de temin edilebiliyormuş.
-
10 Eylül 2007: 17:39 #8696
Cengiz bey ilgine teşekkürler.Varovasız arılar dilekllerimle. Gürselin telefonunuda aldım inşallah ararım.
Selamlar. -
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi