Home › Forumlar › ARICILIK › Arıcılıkta Mevsimsel Çalışmalar › katların alınması, daraltma
Bu konu 16 yanıt ve 11 izleyen içeriyor ve en son ergeneko tarafından 18 yıl 9 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
12 Ağustos 2007: 17:21 #6834
Geçen sene kovanların katlarını 26 ekimde almışım.
Çerçevelere arılar az bal koymuşlar ve ben rahat rahat iş yaparken ,arıların aldığım kasalara dolduğunu fark etmemişim. Sonrasında çok geçti.2 gün boyunca kovanların yağmalanmasına sebep oldum. Kapıları daralttım, duman verici otlar yaktım nafile. Yağmur yağmaya başlamıştı da öylece kurtulmuştuk.Oldukça cahil olduğum bir zamandı, ne kovan düzenlemesi, ne teşvik beslemesi,ne varroa ilacı…
İnanılır gibi değil. Düşündükçe utanıyorum!!!Her neyse; insan başarısızlıklarını pek hatırlamak istemiyor.
Sırada sorular var. (Ben hep soru soruyorum zaten)Katların(ballıklar) alınma zamanı geldi mi?
Yada katlardaki gereksiz çerçeveleri çıkarmaya başlamamız gerekiyor mu?
Şöyle ki belki katlara bal koyarlar diye düşünmüştüm. Ama etraf tamtakır kurudu.Gerçi bir iki çerçeve sırlanmış bal var. Ayrıca üst katlara yavruda atmışlar. Şimdi bu yavrulu ve ballı çerçeveleri üst katın bir tarafına toplasam ve kullanılmayan çerçeveleri de alsam,ileriki zamanda tekrar bir düzenleme yapsam bu uygun bir davranış olur mu?
“Hayır bu uygun değil” ise doğrusu nedir acaba?
-
12 Ağustos 2007: 19:47 #8292
değerli kardeşim demet sırlı olupta içinde yumurta olmayan çıtaları al bir kere. içinde az bal olupta esmer olan çıtaları kuluçkalığa indirin son baharda ana arı esmer peyeklere yumurta atmayı daha çok sever arıların işgal etmedikleri bütün çıtaları çıkarın arı nekadar sıkışık olursa o kadar iyi yumurta atar ve kışa genç nüfüsle girmiş olursunuz.
sırlı balı alıpta afiyetle yiyebilirsiniz.
ve ondan sonra ilaçlamarını yapıp teşfik şuruplamasına başlayabilirsiniz yanlız üst satırlarda belirttiğim gibi kuluçkalığa esmer yani koyu renkli çıtaları koyunki ana arı daha zefkle yumurtlasın. ana arı yazın beyaz peteklere son baharda ise koyu peteklere yumurta atmayı sever.
katlarda olan yavrulu çıtaları kuluçkalıklardan almaya uygun olanları alıp onların yerine koyabilirsiniz. teşfik şuruplaması şimdiden başlanmalıki arılar kullandıklarının dışındakilerin suyunu alıp sırlayabilsinler kış salkımı yapınca işgal ettikleri alan dışındaki sırsiz ballar veya şuruplar ekşiyeceği için arılar için tehlike oluşturur.Düzenleyen: kadioglu, :: 12/08/2007 13:15
-
13 Ağustos 2007: 01:05 #8293
Sayın demet bacım.
Arıcılıkta ilk başlangıçta hata yapılıyor ben geçen sene bir koloni ile başladığım arıcılığa aynı hataları yaptım. VArroa ilacıda neymiş 10 çıtalık kovanda hiç daraltma yapmadığım gibi doğru dürüst beslemede yapmadım haliyle ana arıda sizlere ömür. Bütün öğrendiklerim sitelerdenedindiğim bilgiler ama bir çok arıcı benim bildiğim bazı şeyleri teorikte kalsa bile bilmiyorlar.
Syın Kadıoğlu, benim kolonilerdeki deki bazı çıtalar daha yeni kabartılmış (Önceden uzın zamandan bu yana öyle) fakat ne bal na yumurta var az syıda arı yani çıtanın 1/4 kadarını kaplamış onları ne yapayım silkaleyip alayımmı yoksa kapalı gözlü yavrular çıkınca peteği doldururmu? Birde merek ettiğim bazı arılar birbirlerine yapışık vaziyette kovan uçuş tahtası önünde yuvarlanıp birbirlerinden ayrılmaya çalışıyorlar acaba kovan içi rutubet fazlamı bu durum bütün kolonilrimde var (zaten hepsi 5 adet) yoksa bir hastalık belirtisimi teşekkürler.
Allaha Emanet olunuz -
13 Ağustos 2007: 01:22 #8294
Sayın Zafer,
Acele olduğu için önce senin derdini düşünelim. Uçma tahtasındaki yuvarlanmalar, çekiştirmeler ve kavga görüntüsü iyi değil çünkü arıların zayıf vede işin kötüsü yağmalanıyor.
Asım Kadıoğlu’nun dediklerini göz önünde tut uçma deliklerini hemen daralt yağmalama için önlemlerini almalısın.
Saygılar. -
13 Ağustos 2007: 01:36 #8295
bu mevsimde arıların uçma tahtasının önünde birikmelerinin sebeplerınden biri eşek arılarının saldırılanı önlemek amacıyladır dikkatlerinizi çektiyse eşek arılarını yakaladıkları gibiüzerine küme oluşturuyorlar ve ısılarını 40 derecenin üzerine çıkarıp ölmelerini sağlıyorlar.
eğer eşek arıları varsa arılığınız civarında eşek arısı bahsinde anlattıklarımı uygularsanız bir nebze kurtulmuş olursunuz bazı sıcak dönemlerde serinlemek maksadıyla çıkarlar bazende yoğun bal akımı geldiği dönemlerde balın suyunu uçurma esnasında bir çok tarlacı arılar dışarda salkım oluşturdukları görülmektedir birde oğul döneminde
bu dönemde genellikle eşek arı maksatla uçma tahtasına salkım yaparlar.
bu dönemden sonra arı diğer kısımlarını kabartmaz arının sıkı olması için çıkarsanız arı için daha hayırlısı olur.
birde murat ağabimin dediği gibi koloni zayıf ise yağmacılıkta olabilir
kovanın önüne bakın eşek arısı ölüsü varmıDüzenleyen: kadioglu, :: 12/08/2007 18:41
-
13 Ağustos 2007: 04:44 #8301
evet değerli kadıoğlu beyefendi bu gün benim arıların önünde hepsi yayılmıştı. yalnız bu eşek arısı denlen benim bildigim siyah ve büyüktür. benim arıların önünde sarıca arı ama bildgimiz sarı arı degil büyük ve uzun eşek arısı kadar kalın değil ama daha uzun ve rengi sarı arı gibi ölüsünmü gördüm kovana saldırıyordu bir kaç tane öldürdüm. yakında geçenlerde eşek arsı yuvasını bulmuştum ve sinek ilacıyla halletik. bu gün eşek arısı yoktu. bu sarılardamı eşek arısı diye geçiyor acaba. dediğiniz gibi sarıca ve büyük arı kovanın önüne gelince arılar topluca saldırıyorlar. bu gözlemimi paylaşmak istedim. kısmen zayıf arıların giriş deliğini biraz daralttım fazlada daraltamadım çünkü çok sıcak var diye. güçlü olanları daraltmadım onlarıda daraltmalıymıyım. saygılar
-
14 Ağustos 2007: 04:26 #8307
Demet hanım
ben Eskişehirliyim.burada temmuz15-ağustos 15 arasında üstler alınır.ballar süzülür.kovandaki boş petekler çıkarılır.arılar kışa hazırlanır zayıf kovanlara kapalı yavrulu çıta aktarılır.balı az olana bal aktarılır.varova mücadelesi yapılır.destek şuruplaması yapılır.Halil Bilen’in geçen yılki şuruplama takvimini görmüşsündür.
arıda kış için kendi düzenini kurar.
kovandan yavrulu ,polenli petek çıkarılıp süzülmez.Kim yaptım derse cahilliğinden yapar. -
14 Ağustos 2007: 14:18 #7055
Sayın Cemrearı; yavrulu petek süzülmez, süzerse decahilliğinden yapmıştır demişsiniz; Cahillik midir bilmem ama, benim için bu bir tecrübe olacak. Sonucu olumlu yada olumsuz. Ama ben şuan arının gidişatından çok menmunum. Nedeni ise çalışmayan arı gitti, çalışan arı geldi. Bal akımı yok iken bal akımı yeniden başladı. Petek gözlerindeki yavru durumuna gelince, nisan ve mayıs ayındaki kadar oldu. Malum Katlar alınıpta arılar kuluçkalıkta toplanınca, koloni derli toplu çalışmaya başladı. Mevsim itibariyle belki sıkıntı olacak gibi görülebilir. Ancak; benim köyüm Kırşehir Merkeze bağlı kızırırmak kenarında bulunan şirin bir köy. Şuan akasya ağacı(iğnesiz olan türü) sarmaşık gülü çiçek açtı. Sığır kuyruğu da var.Birde çevredeki bahçeler ve Kızılırmak kenar şeride de yemyeşil. Bu mevsimde bile polen ve bal akımı oluyorsa korkulacak bir durum yok. Tabi bana göre. Teşekkürler
-
14 Ağustos 2007: 16:26 #8320
Ben kapalı yavrulu çıtayıda polenli çıtayıda süzerim.bazı arılar var,sizin dediginizi uygulayın gram bal alamassınız.kapalı yavruyu vur makinaya ver geriye ne oluyorki.yavruya zarar gelmez ve bal alınamayacak arıdanda bal almış olursun.bir kısmı polen bir kısmı bal olan çıtalar var onlarıda süzerim,burada dikkat edilecek iş her kovana gene polenli çıt vermektir.mümkünse aldıgınız polenli çıta aynı kovana verilmeli.ayrıca bazı arılar çok polen depolar bunlarında fazla polenli çıtaları başka kovanlara verilir.bunlarla cahilligin bir alakasını görmüyorum ben.bu bir taktiktir.sen öyle yap ben böyle yaparım.ben şimdi cahilmi oldum,bildiklerim hala bende duruyor.demekki herkes kendi tarzına bakacak.Bazen aklıma geldi bunuda yazayım.ana arı alt katta 7-8 çıta yavru atar,mevsim ilerlemiş diger kovanlardada çok az yavru olur.ben bu kovana 3 çıta yavru bırakıp digerlerine aktarırım diger yavrulu çıtaları.bu arya ver gene boş çıta gene yapsın yavrusunu.Ben Gebze’deyim ve burası gittikçe iyi anlıyorum özel bir yer arıcılık için.nasıl derseniz her yer kışa haırlanırken biz yeniden bir bahar daha yaşayacagız.ağustos 20 gelmeden püren açmaya başladı bu çiçek yaklaşık 1,5 ay devam eder.ve peşinden Koca yemiş açar bazıları dag çilegi diyor.ve 12.ci aya kadar hatta karda bile çiçek devam eder.arıcılk çalışmalarımızda degişik oluyor.siz kışlatmaya hazırlık yaparken biz daha kışa 4 ayımız var.ve son bahar teşvik şurubuna gerek yok burda.yeterki esmer petekleri araya dalın,yeter.yani arıya çalışma sahası açılmalı her şey için.tabi bizde katları indirmeliyiz,artık gece gündüz ısı farkları çok degişecek.
Ali TÜRK -
14 Ağustos 2007: 18:59 #8318
Sayın cemrearı:
Eskişehir için 15 ağustos katları belki alabilirsin ama 15 temmuz olmaz olsa olsa belki biraz sırlanmış bal alabilirsin Sakar da da bal alabilirsin ama katları değil.
Bal süzme döneminde yavru en az durumdadır yinede arıcılar yavrulu çerçeveleri pek süzmezler ama süzme gereği duyulursa yalnızca kapalı gözlüler belki süzülür ama açık gözlüler ve yumurtalı çerçeveler süzülürse yumurta ve kurtçuklar bala karışır süzgeç üzerinde toplanır.
Burada düşünce şu olmalı: önceki yılların deneyimlerine bakarak balların süzülmesinden sonra ne kadar bal gelebilir arılar ne kadar balla kışlar ne kadar yumurta yapabilir ve de bahara nasıl sağlam olarak çıkar.
Saygılar. -
15 Ağustos 2007: 03:33 #8334
Muratakın kardeşim.
sabit arıcılık yapıyorsan bölgende de nektar akım zamanı aşağı yukarı 15 haziran 1 temmuz arasındaysa eylüle kadar ballar kovanda beklemez.her zaman bal gelse kitaplarda nektar akım zamanı diye birşey olmaz.
Birde ben yavrulu çıtaları sağıyorum bir şey olmuyor diyen kardeşim.
Yavrulu petekleri çıkartın sağın diyen kitap varmı? Ordu Arıcılık araştırma end.var.Telefon açıp sorun, -
15 Ağustos 2007: 03:51 #8335
Arkadaşlar herşey kitaplarda yazdığı gibi olsa keşke, hayat ne kolay olurdu.
Bütün kitaplar büyük bal akımı mevsiminden bahsederler. Ama bu ortalama bir durumdur, öyle yerler var ki senenin değişik zamanlarında yoğun nektar akımları olabiliyor.
Mesela İstanbul Ayazağadaki arılığımda Kestane çiçeği geçtikten ve etrafta kuruduktan sonra Eylül ayına kadar başka nektar beklemiyordum. Fakat 25 Temmuz- 5 Ağustos arasında hiç ummadığım kadar nektar akımı oldu, hatta benim ana nektar akımı dönemi olarak baktığım 15 Haziran-10 Temmuz arasındaki dönemden daha çok bal geldi.
İkinci olarak da yavrulu çerçevelerin süzülmesi olayı konusunda bir tartışma yaşanıyor.
Özellikle gezginci arıcılık yapanlar kapalı gözlü yavruların olduğu çerçeveleri süzmeyi tercih ediyor. Bu çok yapılan bir uygulama.
Tabi yavrunun üzerindeki bal kemeri 1 cm ise bunu kimse süzmez.
Ama bal kemeri çerçevenin üçte ikisini dolduracak kadarsa ve kuluçkalıkta da bu tür çerçeveler çoğunluktaysa, arıcılar bu balları süzüyorlar.
Çünkü gezginci arıcı, yeni yere giderken kuluçkalığında aşırı bal taşıması gereksiz.
Bu arada Cemre Arı kardeşimize de söyleyeyim, kapalı kuluçkalı ballı çerçeveler süzülebilir diyen kitap var.
Nizamettin Kayral’ın o kalınca kitabını okursanız bunu anlatır. Hatta yavruların zarar görmemesi için yavrulu alana gazete kağıdı konulmasını tavsiye eder.
Yeni yayınlanan Almanca’dan çeviri olan bir arıcılık kitabında da, Almanya’daki arıcıların kapalı gözlü yavrulu çerçeveleri süzdüklerini okudum.
Özellikle Batı ülkelerinde Ağustos ayı sonuna doğru kovanlardaki bütün doğal ballar alınıyor ve koloniler yoğun bir şeker beslemesine tabi tutuluyor.
Bu arada Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsünün arıcılara yönelik yardım telefonu mu var? Kendilerine sorulan sorulara cevap veriyorlar mı merak ettim.
Düzenleyen: buyuksef, :: 14/08/2007 20:54
-
15 Ağustos 2007: 14:39 #8104
Hayırlı Sabahlar; Arkadaşlar ben kapalı yavrulu petekleri süzdüm. Tabi balın daha yoğun olduğu çıtaları (4/2-4/3 gibi)Ve arı kolonisinin gidişatından da gayet menmunum. Daha öncede dedim ya; işlemeyen arı şimdi kovanda bal olmayınca harıl harıl çalışıyor. Biraz saldırganlaştı ama değer. Teşekkürler
Birde kitap meselesine gelince; ben arıcılıkla ilgili bu güne kadar iki kitap okudum. Birisi Çayçep, diğeri de Osmanlı döneminde yazılan kitap.(İsteyen Bahsi edilen kitaba bu sitede ulaşılabir)Benim bu güne kadar edindiğim tecrübelerimde; teoriden çok uygulamadan yanayım. Belki teorik olarak bir takım bilgilere ulaşılabilir. Ancak uygulamadan elde edilen tecrübe kadar olmaya bilir.
teşekkürler -
15 Ağustos 2007: 16:01 #8103
Cemrearı Kardeşim:
Ben eylül diye bir şey yazdığımı hatırlamıyorum Eskişehir’de bilinçli arıcılık yapanlar genelde ağutosun ilk on gününde bal alırlar yani bu demektir ki ana bal akımı temmuzda ve sonuna doğrudur.
Klasik anlamda arıcılık yapanlar için bu tarih önemli değil daha ileri zamanda bal alırlar. Havalar serinlesin bal akmasın derler.
Arılarının nerede olduğunu bilsem daha farklı cevap verebilirdim.
Saygılar. -
19 Ağustos 2007: 18:30 #8403
İlavedeki kabarmış ve balsız olan petekleri almak ya da almamak konusu , o petekleri ağ kurdu istilasından koruyabilmek ya da koruyamamak ile alakalıdır.
-
19 Ağustos 2007: 19:25 #8404
Sayın büyükşefim ;
Şöyle bir yazınız çıktı:
“ÖZELLİKLE BATI ÜLKELERİNDE AĞUSTOS AYI SONUNA DOĞRU KOVANLARDAKİ BÜTÜN DOĞAL BALLAR ALINIYOR VE KOLONİLER YOĞUN BİR ŞEKER BESLEMESİNE TABİ TUTULUYOR.”
Bu konuyla ilgili bilgilerinizi ayrıntılı olarak yazabilirmisiniz.
Neden öyle yapılıyor, sebeb ve sonuçları nasıl oluyor.
Şimdiden teşekkür ederim.
-
19 Ağustos 2007: 21:20 #8402
Ergeneko,
Bizim istatistiki olarak kovan başına yıllık üretimimizin düşük olmasının, ya da batılı ülkelerde bu oranın yüksek olmasının sebeplerinden birisi de bu uygulama.
Doğal balların hepsi alınıyor, arı kışa şeker beslemesiyle yapılmış ballarla giriyor.
Yani Türk arıcısının kış besini için arıya bıraktığı 15 kg civarındaki bal, kovan başına bal üretimini düşük gösteriyor.
Bunun iki büyük nedeni var:
1) Ekonomik neden. Şeker baldan her zaman ucuzdur. Özellikle batı ülkelerinde daha da ucuz. Bir de o ülkelerde glikoz ve fruktoz da arı besini olarak kullanılıyor. Amerikada arıcılara servis yapan büyük glikoz tankerleri var. Yabancı dergilerde bunların ilanlarını görüyoruz.
Yani doğal balı alıp bunun yerine arıya şeker vermek ekonomik olarak daha karlı bir durum.
2) Kışın uzun ve sert geçtiği yerlerde bazı ballarla kışlama problem çıkartıyor.
Eğer ayçiçek gibi çabuk donan ballarla uzun süren bir kışa girilmişse, bu ballar kovanda donduğu için arı gıdasız kalıyor.
Salgı balları ile uzun süre kışlamanın da ciddi problemler çıkardığı tesbit edilmiş. Salgı ballarının içindeki katı madde oranı çiçek ballarına göre daha yoğun.
Bu arının sindirim sisteminde kışın daha fazla atık anlamına geliyor. Kış şartları yüzünden dışarı çıkamayan arı kovan içine pislemek durumunda kaldığı için, dizanteri hastalığına sebep oluyor.
Dışarı çıkarsa da geri dönemiyor.
Şeker vererek yaptırılan bal içinde katı madde oranı doğal ballara göre yok denecek kadar az olduğu için, bu tür ballarla kışlama her zaman daha güvenli olarak kabul ediliyor.
İngiltere’de doğal ballar ile kışlatılan arılarda yüksek oranda dizanteri hastalığı problemi yaşanırken, şekerle kışlatılan arılarda bu hastalığa çok nadir rastlanıldığı tesbit edilmiş.
-
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi