Home › Forumlar › ARICILIK › Genel Arıcılık › İki kraliçe metodu
Bu konu 55 yanıt ve 17 izleyen içeriyor ve en son ariciahmet tarafından 16 yıl 5 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
17 Ocak 2008: 06:16 #6943
Selam arkadaşlar;
Bazı yabancı kaynaklarda,aynı kovan içerisinde ana ızgarası kullanarak iki ana arı ile çalışıldığında yüksek bal verimine ulaşılabileceğinden bahsediyor.
Yatık kovanda aynı metedu uzun zamandan beri uyguluyorum(önde yan yana 8er çerçeveli 2 koloni arkadaki 16 çerçeveli ballığa ortak çalışıyor)arıların çalışmasında bir problem olmuyor.Çatışma falan da olmuyor.
Verim hakikatten yüksek.Normal kovandan çok daha kısa sürede çerçeveleri dolduruyor.Fakat tek problem üzerinine kat koyamıyorum.
Dolan çerçeveleri alıp dik kovanlarla takas etmek gibi bir çözüm buldum ama çok zahmetli bir iş.Bir kötü yanı da gezdirememek.Dik kovanlarda bu sistemi uygulayan ve tecrübesi olan arkadaşlar tecrübenizi paylaşırmısınız? Kaynakta;bütün manipulasyonlar sanki başarılı olarak tamamlanmış gibi olsa da,yerel bal akışları ve koloni senkronize olmazsa etkili olmayacaktır,gibi bir ibare var.
Başarı düzeyi ne kadardır, görüş bildirirmisiniz?Hoşça kalın.
Ali şekerli
-
17 Ocak 2008: 15:40 #9774
Ali bey ben geçen sene bunu hedefledim,baharda o kadar işe burnumu soktumki,gündeme bile alamadım.Birde tam bu konuyu anlayamadım,iki yöntemi varmış Farar ve Banker sistemi.Muhsin hocamızın son kitabında bayagı geniş anlatmasına rağmen defalarca okudum anlamadım.Kitabı kapattım dedim kafam dağınık ondan anlamıyorum,sabah okudum gene olmadı.Siz zaten zahmetli olduğunu yazmışınız,kitaptada aynısı yazıyor ve bu gibi her kovana 10 ilave kasa gerekiyor.Burada işin ne kadar zahmetli olduğu zaten görülüyor,yani bu tip bir kovanı iki anayla bala hazırladığınız zaman 300 kilo bal yapabiliyor,ben henüz deneyemedim ama sıra gelirse deneyecem.Birde imkan meselesi yer meselesi var,bunu en iyi sabit arıcılık yapanlar dener.Biz katlı kovanı taşımakta zorluk çekiyoruz.Denemedende başarı şu demek olmaz,dışarda yaptıklarına göre iyi bir şey demekki derim.
-
17 Ocak 2008: 21:21 #9775
Sayın Ali Şekerli:
Bir kovanda iki anayla çalışmak bir kovandan fazla bal almak amacıyla düşünülerek uygulanmış bir yoldur.
Yatay ve düşey olması arasında çok fazla bir fark yok, düşünce olarak aynı şey.Dikey uygulama daha çok yeri dar olan arıcılık için uygun ama gezer arıcılık yapılırken taşıma zorluğu bakımından uygulamada zorluk çıkarır.
Benim yaptığım uygulama aynı kovana hem ana yaptırıp hem de iki analı çalıştırıyorum. Yani aynı yıl içinde ikinci ana yaptırıp aynı kovanda iki anayla çalıştırıyorum. Eğer istersem hasat sonunda iki koloni olarak bölüyorum veya yaşlı anayı kendisine öldürtüp tek analı olarak tek kovana çeviriyorum.
İkianalı çalışmada bazı ekipmanlar gerekiyor. Tabiî ki bu ekipmamlar hem ana üretimi ve iki analı olarak bala çalışmak için kullanılıyor.
Bahar gelsin de uygun ortam olursa uygulamasını yaparız..
Saygılar.
-
18 Ocak 2008: 01:49 #9776
Sayın bakanım;
İlginize teşekkür ederim.Dediğiniz gibi kitaplarda detaylara fazla girdiği için anlamakta biraz zorluk çekiyoruz. Fakat konuya hakim olduktan sonra başarılabileceğini düşünüyorum. Farar ve Banker sistemini hiç duymadım,araştıracağım.Verdiğiniz bilgilere teşekkür ederim.
-
18 Ocak 2008: 02:42 #9777
Sayın Murat Akın;
İlginize teşekkür ederim.Yatay kovanda bu konuda biraz tecrübem var.Dikey kovanda uygularsam başarılı olabilirim gibi geliyor. Kaynaklarda iki koloninin uyumsuzluk gösterebileceğinden bahsediyor. O biraz kafama takıldı. Yatay kovanda böyle bir problem olmadı. Ama her şeyin bir püf noktası vardır inşallah tecrübelerinizden yararlanacağız.
Aynı arılıktaki diğer kovanlara göre bal verimi nasıl, artıları ve eksileri nelerdir konuyu biraz açabilirmisiniz?
Benim yerim bu tip arıcılık için çok müsait.Bu yılı saymazsak tek analı kolonilerden ortalama bir buçuk teneke bal alıyorum.(sabit arıcılık)İki analı sistemde ne kadar artış sağlayabilir veya sağlarmı? Görüş bildirirseniz memnun olurum.Saygılar
-
18 Ocak 2008: 14:48 #9778
:dry: Arkadaşlar bu iş benim biraz kafamı karıştırdı. Bir ana arıyı yeni bir kovana kabul ettirmek için kılıktan kılığa giriyoruz, ama aynı kovanda iki ana arı ailesinin yaşadığından bahsediliyor.
Bu konu hakkında daha geniş bir bilgiye ulaşabilmem için ulaşabileceğim kaynaklar varmı? (İnternet yada kitap) Yardımlarınızı bekliyorum. Benim gibi sabit arıcılık yapan birisi için değerlendirilmesi gereken bir sistem. teşekkürler -
18 Ocak 2008: 15:50 #9779
Arkadaşlar bu konuyu kısaca sızlere aktarayım, normal bır kovanın kuluckalıgını ana ızgarası ıle ıkı kısıma ayırıyosunuz dıkey olarak 5+5 olmk uzere ayrılır. daha sonra ıkı anayı ıkı kısma koyarsınız (alıstırma surecı 3-4-5-6 gun kovanın hırcınlıgı ve gucluluk durumu dıkkate alınarak)sonra ust kısmada ana ızgarası koyarsınız alıstırma devresı gectıkten sonra koruma altında olan anayı serbest bırakırsınız kovanın ıcındekı feremon yanı koku aynı olacagından arılar her ıkı anayıda kabul eder ve ıcerıde ıscı arılar her iki tarafa gecerken analar ana ızgarasından gecmeyıp karsılasmadıgından savas cıkmaz her ıkı ana yurmurlamaya baslar ve ana kulucka cabucak dolar ve katı atma surenız kısalır katı atarsınız sıkısan arı kata cıkar balı ortak toplarlar olayın ozetı budur.bal mevsımı bıttımı ıstersenı kanı ayırarak ıkı kovan yaparsınız yada hıc dokunmayıp kıslatabılırsınız bunun avantajı kısın ananın bırı olurse dıgerı sag kaldıgı ıcın kovanın sonme olasılıgını azaltırsınız. Bu durmda kovan yıyecegını ıyı ayarlamnız gerekır.Kolay gelsın
-
18 Ocak 2008: 16:07 #9780
Sayın Arkadaşlar:
Sayın Şekerli iki koloninin uyumsuzluk göstermesi iki anaç kovanın bazı önlemleri eksik yapılarak tek kovana konulmasında daha çok olacağını biliyorum.
Benim yaptığım biraz farklı uygulama, amaç iki analı ama aynı kovanda hem ana yetiştirmek hem de aynı kovandan iki analıymış gibi bal almak.
Burada her ne kadar iki analı olsa da iki anaç kovan gibi değiller. 1,5 analı gibi düşünebiliriz, ama yinede iki analı koloni olarak adlandıralım.Eğer arı çoğaltmak istesem ikisinden bal almak zor olacak, belki uygun çalışmayla birisinden bal alabilirim.
Bu uygulamayla ikisinden de belli oranda da bal alınabiliyor.
Bal verimi ortalaması diğerlerinden fazla oluyor.
Eksisi fazla ballıkla ve fazla ekipmanlar gerekiyor.Sayın Kırşehirli iki analı yetiştirme konusu adı altında bazı kitaplarda yarım veya bir yapraklık bilgiler var onlardan açılım gerekiyor oradaki bilgileri uygulamayla geliştirmek ve çalışmak
-
18 Ocak 2008: 20:53 #9781
Sayın Kutup yıldızı;
O sizin bahsettiğiniz formulü bir kovanı ikiye veya üçe bölerek ana arı yetiştirdiğimiz kovanlarda zaten uyguluyoruz. O tip uygulamalarda kovanı ikiye de bölseniz bir tarafta 4 bir tarafta 5 çerçeve kalır.Kuluçkalık analara dar gelir arı oğula kaçar ve arıyı geliştiremezsiniz verimsiz olur.
Bizim bahsettiğimiz en altta 2 kat bir koloniye ayrılıyor giriş çıkışı alttan yapıyor.Üzerinde ana ızgarası var.Onun üzerine 1 veya 2 kat atılarak ikinci bir koloni koyuluyor veya yetiştiriliyor.Yukarıdaki zayıf koloni aşağıdaki kuvvetli koloninin sıcaklığından faydalanıyor.Yukarıdaki koloni giriş çıkışı yukarıdan yapıyor.
Arı geliştikçe iki koloninin arasına kat veriliyor.Büyük bal akışı başladığında da diğer girişleri kapatmadan katlardan giriş çıkışa izin veriliyor.
Bu sistemde verimin 100kg üzerinde olduğundan bahsediliyor.Bol vakti olmayanın ve arı davranışlarını bilmeyenlerin(yağmacılık vb.)arıcılığa yeni başlayanların uygulaması tavsiye edilmiyor.
Benim kişisel düşüncem yapılabilir.Birileri yapıyor ve yüksek verim alıyorsa biz de yapabiliriz diye düşünüyorum. Saygılar
-
18 Ocak 2008: 23:38 #9783
Arı ürünlerini toplama veya derleme görevi işçi arılara ait değil mi?
2 anayı bir kovanda bulundurmak durumunda elde edilecek işçi arı üretim sayısı ile, 2 ananın farklı kolonilerde elde edeceği işçi arı üretim sayısında kayda değer bir fark olmayacaksa;
Zamanı geldiğinde 2 veya 3 koloninin işçi arıları bir yerde toplayarak çalıştırma konusu daha uygulanabilir geliyor.
-
19 Ocak 2008: 02:58 #9788
Sayın Halil Bilen;
Bahsettiğiniz sistem de çok güzel işliyor.Verimi çok etkiliyor.Bir ara ben onu sepet arılar ile denedim.Kıştan sandıktaki arının yanına koyulan sepet kovan kuvvetli bal akışında yerinden kaldırıldığında sepet kovanın tarlacıları sandığa geliyor.Bal ve polen yüklü olduğu için de bildiğiniz gibi bir problem çıkmıyor.O zamanlar sepet arı bol ve ucuzdu.Şimdi ise zor bulunuyor.
Sizin dediğiniz gibi 2 kovanın tarlacılarını bir kovana alırsak verimin artacağı kesin.Fakat tarlacıları alınanan diğer 2 kovanın da bir şey yapamayacağı malum. 2 koloni kaybımız olur diye düşünüyorum.
Ama bu sistemde nisan ayında aynı kolonin üzerine böldüğümüz arıya yumurtlayan ana verildiğinde bal akımına yetiştirilebilir ve arıyı böldüğümüz halde bile verimi etkileyeceğini düşünüyorum.Bilmem yanlış mı düşünüyorum?. Saygılarımla
-
20 Ocak 2008: 00:58 #9792Quote:Ama bu sistemde nisan ayında aynı kolonin üzerine böldüğümüz arıya yumurtlayan ana verildiğinde bal akımına yetiştirilebilir ve arıyı böldüğümüz halde bile verimi etkileyeceğini düşünüyorum.
Koloninin üzerine değil de, farklı bir koloni olarak bölünse ve yumurtlayan bir ana verilse ve bal akımında bu ananın ürünü ne kadar işçi arı varsa diğer tarafa verilse bence daha kolay bir uygulama olur.
Diğerinde risk daha büyük…
-
20 Ocak 2008: 01:39 #9793
İyi akşamlar
Bir haftadır çıft analı kovandan bahsediliyor.
Yazılardan bayağı birşeyler öğrendim,zayıf arıları kışlatmaya yarar düşüncesindeyim.kışa girerken bu fıkırden faydalanacağım.
Yalnız yazın bu sistemin uygulanması bence zor ve doğru deyil.Arılar bir kovana sığmıyor ve oğul veriyor iki ana olursa oğul vermeye nasıl manı olacağız. birkaç arısı olana lafım yok ama çok arısı olanın vay halıne bu sistemi yaparsa.Tarlacı arı sayısının artılıması düşünülüyorsa birleştirme ile yapılıyor zaten. -
20 Ocak 2008: 04:14 #9789
Selamlar;
Bildiğimiz gibi; arının çiçekten almış olduğu nektar bal değil.Bal olabilmesi için nektar arının bal midesindeki enzimlerle değişikliğe uğrayıp bal oluşuyor.Okumuş olduğum bir yazıda arıları geliştirmek için verilen şeker şurubunun arıların bal midesindeki bu enzimleri tükettiği şeklinde.Tarlacı arı dışarıya gittiğine göre şurubu alma işini genç arıların yaptığını düşünebiliriz.
Ozaman şöyle düşünmemiz gerekmiyormu;
Bir arı tarlacı olduğunda nektarı bala çevirme özelliğini büyük ölçüde yitiriyor.Yine dış kaynaklı bir yazıda okuduğuma göre nektarla dönen bir tarlacının kovanda nektarı petek gözüne koymayıp birden fazla arıya paylaştırdığı yönünde.Bu olaya bir çoğumuz nektarla dönen tarlacının daha uçuş tahtası üzerinde nektarı genç arılara verdiğine şahit olmuşuzdur.Bu yazıyı okumadan önce tarlacının genç arıları beslediğini düşünüyordum.Eğer bir arı kovanında nektarın bal olabilmesi için olaylar bu şekilde gelişiyorsa;genç arı nüfusunun(kovan içi hizmetlerini de göz önünde bulundurursak)tarlacı arı nüfusundan en az 3 kat fazla olmalı diye düşünüyorum.Bunları göz önünde bulundurursak sadece tarlacıları almak verimi belli bir noktaya kadar etkiler diye düşünüyorum.
Hoşça kalın
-
20 Ocak 2008: 21:14 #9798
Değerli arı sever arkadaşlarım
Bir kovanda iki anayla çalışma yöntemi her nekadar değişik biçimlerde anlatılsada aslında arıların çalışma prensibine aykırı bir durumdur
Bu bir kovanda iki ana prensibine karşılık yine bir kovanda bir genç ana kullanarak büyük koloni hazırlamak daha mantıklı hem pratikte hemde uygulamada daha avantıjlılıdır
Şöyleki bir kovan düşünün diyelimki bu kovan 16 çerçeveli siz buna mevsimin en verimli yerinde yani yavrununda bol olduğu fakat nektar akışının başladığı zamana yakın bir zamanda yapamalısınız
Bu kovanın kuluçkalığındaki fazla kapalı ve açık yavruları bir ballığa alın polen çercevelerinden itibaren yani kovanın ikinci çerçevesinin yanından başlayarak diğer başka kovanlarımızdan temin edeceğimiz kabarmış peteklerle varsa yedek kabarmış veya bal sağımından çıkmış kabarmış petek olabilir bunlar dizmeye başlayın__ Bunu sıralayacak olursak__
__1:iki tanepolenli çerçeve
__2:birtane kabarmış petek
__3:birtane günlük yumurtalı çerçeve
__4:yine birtane kabarmış petek
__5:birtane açık larvalı çerçeve
__6:yine birtane kabarmış petek
__7:birtane yarısı açık yavrulu bir çerçeve
__8:yine bir kabarmış petek
__9:birtanede temel petekBu listemizdeki dizilişe Yavru soğutma yöntemi diyorum
Hazırladığımız bu kuluçkalığın üzerine birtane ana arı ızgarası koyalım ve ballığımızı takalım.Ballığımızın içerisine kuluçkalıktan aldığımız çerçeveleri sırayla kapalı yavrularımızı dizelim ama son çerçeveye yine bir tane temel petek dizelim
Bu işlemide yaptıktan sonra bir tane daha ballık takıp 3.cü katı oluşturalım bu katımızada yine birtane kapalı yavrusuyla bir çerçeve koyup daha sonra bu 3 katlı kovanımıza ek yapmak kaydıyla diğer kovanlardan arısı ve yavrusuyla ekleme yapalım işlemi tamamlayıp güçlü koloniyi oluşturalım (40 çerçeve kadar)__Bu hazırladığımız koloni güçlü ama kuluçkalığı oğula gitmeyecek şekilde yavru soğutması yapılmış Ana arıya ise yumurtlaması için saha açılmış bir sistem
Ama burada bu işlemi tamamladıktan 8 gün sonra kuluçkalığın üzerindeki ballıklarda ana memesi kontrolü yapmak gerekir bu kontrol sırasında varsa ana memesi bozulmalıdır
Yine bir uyarı 25 günde bir kuluçkalıktaki kapalı yavrular alınıp ballıktan kuluçkalığa kabarmış petek vererek yavru soğutması mevsime orantılı bir veya birkaç kez tekrarlanmalıdır bu esnada koloni cok kalabalık çalışacağı için yeterli havalandırma bırakılmalıdır.Gerek gürüldüğünde bu işlem ikinci kez yapılırken kuluçkalıkta fazla polen varsa bu polen çerçevesi kuluçkalıktan alınıp Ana arı ızgarasının üstündeki ballığa konulmalıdır Koloninin oğula gitmeside böylelikle önlenmiş olur
Saygılarımla
Hasan Gültekin -
20 Ocak 2008: 21:14 #9799
-
21 Ocak 2008: 01:04 #9801
Sevgili Arkadaşlar,
Şekerli beyin işaret ettiği konu da dikkate alınması gereken bir ayrıntı.
Tarlacı arıların görevi nektarı dışarıdan kovana taşımak. Gelen nektarı işlemek, gözlere sermek, suyunu uçurmak olgunlaştığında üzerini sırlamak ise genç arıların görevi.
Koloni düzeni içinde iş bölümünün sağlıklı olabilmesi için nektar taşıyan her arıya karşı 2 tane de bu nektarı alıp işleyen genç arı olması gerekiyor. Diğer kovan içi işleri de hesaba katarsak Şekerli beyin söylemiş olduğu rakamın isabeti ortaya çıkar.
Diğer bir işaret etmek istediğim konu, Arıcı Ahmet abimizin oğul konusundaki tereddütü.
Muhsin Doğaroğlu hocamız kitabında bu sistemi anlatırken, özellikle Amerikalı arıcıların oğul kontrolünü sağlamak için bu yöntemi tercih ettiğini söylüyor.
Çok ayrıntılarına girmeden kısaca anlatayım.
Kış mevsiminden çok güçlü çıkmış bir koloninin ana arısı 3-4 çerçeve ile alınarak kuluçkalığın 2 kat üstüne konuluyor. Yani doğrudan kuluçkalığın üzerine değil, arada bir boş kat konularak, onun üstüne alınıyor.
Ana arı üst katta yumurtlamasına devam ederken nüfusu alt kata göre az olduğu için doğal olarak oğul verme riski az oluyor.
Nüfusun yoğun olduğu en alt kat ise anası olmadığı ve kendine yeni ana arı ürettiği için o bölümden de oğul çıkma ihtimali yok.
Böylece kovan kendine yeni ana arı üretirken, eski ana arı da yumurtlamaya devam etmiş oluyor, 2 ana birden yumurtlamaya başladıktan sonra koloni nüfusu çok hızlı bir şekilde artıyor.
Nektar dönemi yaklaştığında yaşlı olan ana arı ya imha ediliyor ya da bir kaç çerçeve ile yedek olarak başka bir kovana alınıyor.
Sistem sayesinde hem kovanın anası gençleştiriliyor, hem oğul engellemesi yapılıyor hem de koloni gücünün daha hızlı artması sağlanıyor.
Özellikle nektar akımının çok kısa sürdüğü yerlerde bu sistemle çok iyi verim alındığının istatistiki bilgileri yabancı kaynaklarda mevcut.
Fakat bu uygulamanın başarılı olabilmesi için şu şartlara ihtiyaç var:
– Arıların kış mevsimine çok güçlü girmesi gerekiyor.
-Nektar akımı tarihinin önceden bilinmesi gerekiyor.
– Bütün çalışmaların bu tarihe uygun şekilde düzenlenmesi gerekiyor.Bütün kaynaklarda eğer usulüne uygun yapılırsa bu sistemin çok başarılı olduğu, ama eksik yapılırsa hüsran olduğu bilgisi var.
Bence deneyip uygulamakta ve sonra sonuçlarını tartışmakta fayda var.
-
21 Ocak 2008: 01:33 #9803
Merhaba
Değerli arkadaşlar ben burada büyük şefe teşekür ediyorum verdiği değerli bilgilerinden dolayı.Ama yine dikkat çekmek istediğim bir başka nokta
Şekerli kardeşiminde değindiği ama birazdaha bilgi sahibi olunması gereken bu konu (BALÖZÜ)
Tarlacı arılar yaşamlarının sonlarında kalan ömürlerini balözü taplayarak tamamlarlarFakat burada bilinmesi gereken Arılar nektarı bitkilerden ve çiçeklerden kovanlarına taşırlar ama Mevsime orantılı balözü gereksinimlerini Çiğden (Şebnemden)alırlar
eğer mevsim kurak ise bizlerin yapabileceği fazla birşey yokBuda demekki arılarımızda hernekadar değişik yöntemler uygulasakta bol yağmurlu iklime bereketli bir sezona yada rakımı, konumu itibarıyla birazdaha verimli bir bölgeye ihtiyacımız var
Saygılarımla -
21 Ocak 2008: 05:18 #9805
Sevgili arıcı arkadaşlarım;
Anlatmaya çalıştığım konu kesinlikle bir senaryo değildir.Yabancı ülkelerde çoğunlukla uygulanan bir sistemdir.Fotoğraflarına imrenerek baktığımız 7,8,10 katlı o kovanlar 2 kraliçeli sistem ile yönetilen kovanlardır.Ülkemizdeki koloni sayısı birçok ülkeden fazla fakat verime baktığımızda en alt sıralardayız. Türkiye’deki flora kaç ülkede var ki?.Demekki bir şeyleri yanlış yapıyoruz.İcat edilmiş bir şeyi yeniden icat etmenin anlamı yok diye düşünüyorum.Bilgi alış verişi ile inşallah bunları aşacağız.Bizleri burada buluşturandan Allah razı olsun.
Değerli arkadaşımız Hasan bey;iki analı kovanın arıların çalışma prensibine aykırı olduğunu savunuyor.Bir yere kadar doğrudur.Buda bir bakış açısı.
Ben daha farklı bir açıdan bakıyorum.İki ayrı koloninin aynı ballığa ortak olarak çalıştığını düşünüyorum.Büyük şef’in teşhisi çok yerinde(oğul verme yüzdesi çok düşük)aynen katılıyorum.Eğer büyük bir koloni oluşturacaksak tek bir ana arı ne kadar genç olursa olsun salgılayacağı pheromone(arıları etki altında tutan koku)kovan hacmi büyüyeceği ve nüfus fazla olacağı için etkileyemeyecek ve büyük ihtimal oğul verecektir.Halbuki iki ana arının koloniyi etkileme yüzdesi iki kat fazla olur.Yeterki doğru yönetilsin.
Sayın Hasan bey bu gerekçelerden dolayı görüşlerinize katılamıyorum.Kovanda yapmış olduğunuz o tür bir uygulamayla sadece kuluçkalığı kontrol edebilirsiniz.Kuluçkalığın üstüne ana arı ızgarası koysanızda arılar gerekli hallerde yumurtaları yukarı katlara taşıyıp büyük ihtimal ana arı memesi yapacaklardır.Bu tür bir uygulamada bana arı oğula yönlendirilmiş gibi geliyor.
Sayın arkadaşlar; Bu konuda daha geniş bilgi için internette;(two queens system)yazıp aratırsanız sayfalar dolusu daha detaylı bilgiye ulaşırsınız.İngilizce bilmeyenler için (babylon)isminde bir program var kelimenin üstüne tıkladığınızda bir çok dilden türkçeye kelime ve metin çevirisi yapabiliyor.İnternetten indirip kullanabilirsiniz.Bir aylık ücretsiz deneme versiyonuda var.Çeviri biraz tarzanca oluyor.
Saygılarımla
-
25 Ocak 2008: 19:40 #9825
İKİ ANALI KOLONİ
2004 benim için acemilik dönemi idi. 2005’i çıraklık dönemi olarak adlandırıyorum.2006 sezonuna hazırlık dönemimde bu metodu öğrenmiştim.
2006 ilkbaharında Mart ayından itibaren uygulamaya başladım. Kuvvetli iki koloni üzerine zayıf olan iki koloniyi sprey, sinek teli ve ana ızgarası ile yerleştirdim.
3. gün sinek telini aldım. Uyumlu bir şekilde çalıştılar. Kuvvetli koloniden yavrulu çıtaları üst kata çekerek üst kattaki kolonileri güçlendirdim. Artıları ve eksileri var:
ARTILARI:
1.Zayıf kolonilerin güçlenmesi için sinerji yaratıyor.
2.Ben sabredemedim ama bal veriminin yükseleceğine inanıyorum.
EKSİLERİ:
1.Uysal kolonilerle rahat çalışılıyor. Ama biri hırçınsa… Ananızdan emdiğinizi burnunuzdan getiriyor. 4 numaralı kolonimin güçlendiğinde hırçınlaştığını fark ettim. İlaveyi indirdiğimde resmen beni sarıyorlardı. Arılık yerleşim yerinde olduğundan çocuklara zarar vermesin diye tekrar ayırdım, müstakil koloniler haline getirdim.
2.Ananın birini beğenmeyip öldürebiliyorlar. Haziran ayında tekrar iki analı koloni sistemini denedim… Kendi yetiştirdiğim üç anayı sinek teli alındıktan sonra bulamadım…
3. Dikkatli olunmadığı takdirde yavru hastalığı oluşturma ve bulaştırma riski var.
BANA GÖRE:
(Kalfalık dönemimdeki düşüncem ) koloni destek sistemini kullanarak, haziran ayı başında, anaları 2006 doğumlu kolonilerden 2007 doğumlu analı kolonilere kapalı yavru ve arılı çıta takviyesi yapmak daha kolay.Türkiye ortalamasına göre iki koloniden toplam 32 kg bal almak yerine 50-60 kg almak ta bana göre yeterli. İlavelere ulaşmak için merdiven koymaya da gerek yok -
26 Ocak 2008: 01:18 #9827
Sayın Sivasi:
Anlattığınıza göre daha iyice öğrenmeden uyguladığınızı yazıyorsunuz.
Artılarını ve eksilerini de belirtmişsiniz. Uygun olmadığını işlemlerin zor olduğunu da söylüyorsunuz.Uygulamalarınızda eksiklikleriniz olabileceğini sanıyorum. Tam olarak belli olmamasına rağmen eksik malzeme ve eksik işlem yaptığınızı sanıyorum.
Destek koloni sisteminde de benzer işlemler var o da uzun süre takibi gerekiyor.
Her sistemin az veya çok, artı ve eksileri var, hepsinde amaç fazla bal almaktır.
Kuluçkalık üzerine birden çok ballık konulunca tek analı kolonilerde ana kokusunun uzak ve uç noktalara ulaşmasının zorluğundan dolayı arıların oğul verme isteklerini önlemek amacı düşünülüp iki analı yetiştirme önerilmiştir.
Saygılar.
-
8 Haziran 2008: 16:17 #10402
Selam arıcı arkadaşlar
iki kraliçeli sistem hakkında yazılan yorumları okumama rağmen tam olarak anlayamadım.
Mesela örnek olarak ballığa çıkmış 13 petekli bir arı var araya ana ızgarası mutlaka şart. Peki ikinci kraliçeyi hazır olarakmı veriyoruz. eğer hazır olarak veriyorsak 3. katıda koyup hazır kraliçeyi 2. yoksa 3. katamı veriyoz.
-
8 Haziran 2008: 18:03 #10403
Sayın Halil güneş,hangi ilde ikamet ettiğinizi bilmiyorum ama zannedersem bu sistem için biraz geç kaldınız.Arılar yaklaşık 48cm yükseklikten sonra anasızlık hissederler. Verilen yüksükleri veya ana arıları muhafaza ederler.
Yani kuluçkalığın üzerine (kuluçkalık hariç)2 kat ballık koyulup 4 üncü katta başka bir koloni yetiştiriliyor. İki koloninin arasında yaklaşık 52cm boşluk oluyor.Büyük bal akışına yaklaşık 20 gün falan var iken aradaki elek teli alınarak aynı ballıklara ortak çalıştırılıyor. Eğer koloniler hatasız yönetilirse normalde iki anayı da muhafaza eder. Yani iki ayrı koloni olarak çalışmaya devam eder. Tabiki yukarıdaki koloni giriş çıkışı yukarıdan yapacak. Aşağıdaki kuluçkalığın üzerinde ana ızgarası olacak. Baharda aynı koloniyi yukarıya bölerek uygulayabileceğiniz gibi zayıf başka bir koloniyi de yukarıda güçlendirebilirsiniz. Yorumları bir daha okursanız zannedersem konuyu daha iyi anlarsınız.
-
9 Haziran 2008: 09:40 #10405
Ben tekirdağ da arıcılık yapmaktayım dediğiniz gibi bu yıl için uygulanacak bi sistem değil en azından trakya bölgesi için en geç mayıs ayının başında uygulamaya başlanırsa verim alınacak bi yöntem. Buda bal mevsiminde kovan başına daha çok bal almak demek.Takıldığım nokta ise daha önce uygulayan birini bizat görmedim.Şekerli kullanıcı ismini kullanan Ali bey siz nerede arıcılık yapmaktasınız ve bu sistemi kullanıyormusunuz?
-
9 Haziran 2008: 14:58 #10406
Sayın Halil bey Edirne’de ikamet ediyorum. Önceki yıllar iki kraliçeli daha farklı bir yöntemde deneyimlerim oldu. Bu yöntemi bu yıl üç kovanımda deniyorum. Ekipman yönünden bazı aksaklıklar oldu. Ay çiçeğinde doğrularımı yanlışlarımı göreceğim.
-
9 Haziran 2008: 18:52 #10408
Hayırlı sezonlar
İki kıraliçe metodunu iki arıda deniyorum
Arılardan bırı anaların birini yok ettiler obur arıda şimdilik sorun yok iki kıraliçede yavru atıyor.
Kıraliçeyi kesen petek güçlenmişti oteki güçlenince bakalım devam edecekmı. -
10 Haziran 2008: 10:33 #10409
Ahmet ağabey anayı kesen kolonide iki koloni arasında kaç kat vardı? Yani alt ve üst kuluçkalık hariç kat sayısı kaç? Izgarayı sadece aşağıya mı koydun? Nasıl birleştirdin,anayı birleştirdikten ne kadar sonra kesti? Kış boyunca karşı çıktın bizden önce denedin. Alacağın olsun. Ağabey deneyimlerini bizimle paylaşırsan sevinirim. Selamlar
-
11 Haziran 2008: 10:02 #10417
Selam arkadaşlar sanırım iki kraliçeli sistem kullandığımız standart 10 petekli sandıklarda olmayacak.Çünkü iki kraliçe arasına 2 kat ballık konulması gerektiğini söylüyorsunuz.kuluçkalık artı 3 ballık eder 4 kat yani kule hem devrilme riski var hemde bakımı çok zor olur.
-
11 Haziran 2008: 19:18 #10421
İki kıraliçe metodunu geçen sene sunı olarak yapmış olduğum zayıf iki arıyı ortası elek teli ile bölünmüş önden iki girişi olan bir kovanda başladım asker sayısı artınca bir anayı alt kata koydum oburunude üstte attığım kata koydum aralarınada ana izgarası koydum .
Analarında ikisi geçen senenin anası ıdı ve verimleride aynı gibiydı.
toplam arılar 15 çerçeveye çıkmıştıkı üstteki anayı kestıler
malesef bu kovanda başarılı olamadım ama obur kovanda şimdilik sorun yok denemeye devam edeceğim ıstısnalar kaideyi bozmaz -
5 Ağustos 2008: 07:35 #10605
İki kıraliçeli kovanımdan 30 kılo kadar bal aldım martta birleştirme yapmasaydım iki kovandan toplam bukadar bal alacağımı tahmın etmiyorum.
Bu sistemde tek sorun alt katta aşırı polen birikmesi oldu.
Bu sene sonbaharda zayıf petekleri iki kıraliçe ile birleştireceğim kışı daha güçlü geçirirler ve kışa daha çok genç arı ile girerler diye düşünüyörüm -
24 Ağustos 2008: 13:30 #10727
Bu yıl üç kolonide denemiş olduğum iki kraliçe metodunun sonuçlarını sizinle paylaşmak istedim. Nisan ayının başında anaarıyı kuluçkalıkta bırakarak on çerçeveye ulaşmış olan arıyı beşer çerçeve olarak aynı koloninin üzerine böldüm. Üst taraftaki anaarısız bölmeye yetiştirmiş olduğum dölsüz anaarıyı verdim. Maalesef şansım yardım etmedi havanın o dönem yağmurlu olması nedeniyle üç anaarıda döllenip geriye gelemedi. İkinci defa anaarı verip döllenip gelmesi yumurtaya başlaması mayıs ayının başını buldu. Haziran ayının başında iki koloninin arasına ilk katı kabarmış petek olarak verdim. On gün sonra ikinci ilaveyi ham petek olarak verdim. Haziran 17-18 gibi ayçiçekleri açtı. Hasatta üçünden de 10 ar çerçeve hasat ettim. Ham petekleri kabartamadı. Anaarıları kesmedi şu an iki ayrı koloni olarak faaliyetine devam ediyor. Benim gözlemim anaarıların vaktinde döllenememesi nedeniyle çok önemli vakit kaybı yaşandı. ikinci etkende mevsimin yaklaşık olarak 25 gün öne gelmesi oldu. Ama şunu ayrıca belirtmek isterim şayet bu sistem uygulanmamış olsa idi yani bölünmüş olan iki koloniden de kesinlikle bal alamazdım. Hasat edilen bal sadece ballıklardandır. Kuluçkalıktan bal almadım. Karım kuvvetli bir koloni 1 teneke bal ve bir takım parayla dahi edinilemeyecek tecrübeler oldu. Bu kış iki koloniyi de bir birinin üzerinde kışlatacağım. Önümüzdeki sezonda da iki kraliçeli olarak yöneteceğim. Ben de oluşan kanı arılar bala doğru olarak hazırlanırsa büyük ihtimal 4 ballık doldurabilir.
-
24 Ağustos 2008: 19:39 #10729
Sayın Şekerli:
İki analı yetiştirmede kış boyunca iki ananın bir kovanda bir birinin kokularını algılayıp kalması zordur.
O sakıncayı ortadan kaldırmak için yer alıştırması yapılarak üstteki analı kovan diğer kovanın yanına indirilir iki ayrı kovan olarak kışlatılır.
Veya alttaki ana arı yaşlı olduğundan gözden çıkarılır. Bunun için yaşlı anayla genç ana arı yer değiştirilir aradaki ana arı ızgaraları alınır.arılar tarafından yaşlı ana arının öldürülmesi beklenir.Ve kovan tek analı kuvvetli kovan durumuna sokulur.Yeni döllenmiş ana bulunması zor olan bir zaman dilimi olduğundan uygun hava koşullarında nisanın ilk haftası bölünüp aynı kovana hem ana yaptırılıp hem de iki analı çalışma işlemi yapılırsa bal özü akımına yetişebiliyor.
Bu yıl ana üretim mevsiminde iklim açısından olumsuz durumlar olasına rağmen geç yetişen anaarılarla yinede bal iyi bal alındı.
Bizde balözü akımı 4 temmuz günü başladı iki hafta kadar sürdü sonra azalarak bitti.Sizde sorunun birazı da verdiğiniz dölsüz analardan kaynaklandığını sanıyorum nasıl verdiğiniz belli değil açıklamamışsınız.
Saygılar.
-
24 Ağustos 2008: 21:30 #10730Quote:İki analı yetiştirmede kış boyunca iki ananın bir kovanda bir birinin kokularını algılayıp kalması zordur.
O sakıncayı ortadan kaldırmak için yer alıştırması yapılarak üstteki analı kovan diğer kovanın yanına indirilir iki ayrı kovan olarak kışlatılır.Sayın hocam iki koloni birbirini görmüyor aralarında çuval var. Yani iki ayrı koloni olarak kışlayacaklar. Kitapların tavsiyesi yaşlı ana alınıp tek koloni olarak ve bol polen stoğu ile kışlatılması yönünde. Fakat ben onu uygulamayacağım. Baharda döllü anaarı olmazsa istediğime ulaşamayacağım yönünde fikir edindim. Yani şunu demek istiyorum 60 çıta arıyı bölerek çoğaltamayacağımızı düşünüyorum.
Quote:Sizde sorunun birazı da verdiğiniz dölsüz analardan kaynaklandığını sanıyorum nasıl verdiğiniz belli değil açıklamamışsınız.Anaarıları kabul ettirememe gibi bir problemim olmadı. Ana arıları kafesten bıraktıktan sonra en az 4 gün içinde gördüm. Kovan önünde aramalarıma rağmen ölüsüne de rastlamadım. Şayet benim hatam olsaydı ikinci vermemde de kabul etmezdi. İkinciye verilen anaarılar da dölsüz idi.
Edirne olarak bu yıl olağan üstü bir durum yaşadık.Ben arıcılık yaptığım yıllar içinde ayçiçeğinin haziran 17 de açtığına bu yıla kadar şahit olmadım. Genelde temmuzun ilk haftasından sonra açar. Yaklaşık 20 gün önce bal akımı başladı. Yani 20 günde arı daha çok gelişebilirdi.Buna da şükür diyeceğiz. Bir takım olumsuzlar yaşadık ve en önemlisi biraz tecrübe edindik. Fakat zarar kesinlikle yok bölünmese idi bir kaç çıta fazla bal alırdım. Bu durumda da kuvvetli arı kazanmış oldum. O kadar bala o arıyı zaten alamam.
-
6 Temmuz 2009: 20:10 #11532
Kutup Yıldızı yazan:
Quote:Arkadaşlar bu konuyu kısaca sızlere aktarayım, normal bır kovanın kuluckalıgını ana ızgarası ıle ıkı kısıma ayırıyosunuz dıkey olarak 5+5 olmk uzere ayrılır. daha sonra ıkı anayı ıkı kısma koyarsınız (alıstırma surecı 3-4-5-6 gun kovanın hırcınlıgı ve gucluluk durumu dıkkate alınarak)sonra ust kısmada ana ızgarası koyarsınız alıstırma devresı gectıkten sonra koruma altında olan anayı serbest bırakırsınız kovanın ıcındekı feremon yanı koku aynı olacagından arılar her ıkı anayıda kabul eder ve ıcerıde ıscı arılar her iki tarafa gecerken analar ana ızgarasından gecmeyıp karsılasmadıgından savas cıkmaz her ıkı ana yurmurlamaya baslar ve ana kulucka cabucak dolar ve katı atma surenız kısalır katı atarsınız sıkısan arı kata cıkar balı ortak toplarlar olayın ozetı budur.bal mevsımı bıttımı ıstersenı kanı ayırarak ıkı kovan yaparsınız yada hıc dokunmayıp kıslatabılırsınız bunun avantajı kısın ananın bırı olurse dıgerı sag kaldıgı ıcın kovanın sonme olasılıgını azaltırsınız. Bu durmda kovan yıyecegını ıyı ayarlamnız gerekır.Kolay gelsınAynen belirttiğiniz işlemleri uyguladım fakat başarısız oldum. Kısaca ; kovanı kontrapilakla 2’ye böldüm.Kontrapilağı işçi arıların geçebileceği şekilde şeritler halinde yardım. Bir nevi ana ızgarası şekline getirdim.Kovanın mevcut anasını kutuya aldım ve kovanın böldüğüm bir kısmına koydum. Aldığım yeni ana arıyıda diğer kısmına koydum. 3-4 gün sonra ana arıları kutulardan saldım. 2 gün sonra baktığımda yeni aldığım ana arı yoktu. Kovandaki olan mevcut eski ana duruyordu.
Burada yaptığım bir hata var mı ??? Yada bu tür talihsizlikler olabilir mi ??
Sizden ricam bu usulun masıl olduğunu detaylı bir şekilde anlatabilir misniz ?? Şimdiden teşekkürler. -
7 Temmuz 2009: 20:14 #11535
Sayın ali77:
siz iki ayrı kovan yapmamışsınızki
tam olarak bölecektiniz,eski ana arının kovanda kokusu kalmayacaktı .
ondan sonra yeni ana arıyı verecektiniz.
Yaptığınız ana ızgara ne kadar sağlıklı
kanalların genişliği ne kadar yaptınız.İki analı kovanda kural iki ana arı arası yarım metre olacak ki bir birinin kokusunu alğılamasınlar.
işe başlama o kadar basit değilki -
7 Temmuz 2009: 20:41 #11536
Kutup Ildızı rumuzllu üyenin cevabında yarım metreden felan bahsedilmiyor. Aynen onun söylediği gibi yaptım ben. Siz eğer biliyorsanız baştan anlatabilir misiniz ???
-
8 Temmuz 2009: 14:43 #11537
Ali bey sorunuza cevap vereyım galiba bır seyı yanlıs anladınız bır tartısmaya yazılan notu uygulamıssınız Murat beyın dedıgı dogru once kovanı anasız bırakmanız gerekecektı kı arılar anasız kaldıgını sanacaktı. Şimdi gelelim sizin takıldıgınız noktaya kovanı anasız bıraktıgınızda kovan kendıne hemen bır ana yapmaya çalısır bu durumda ana memesının cıkmasına yakın kovanı ıkıye ayırıyorsunuz bır tarafta ana memesı ve ana arı yok dıger tarafta ana memsı var ana yok sonra ana memesı olmayan tarafa ana koyuyorsunuz burda dıkkat edecegınız nokta ucuş delikleri farkli yönde olacak cunku cıfleşen arı dıger tarafa gecmemsı gerekiyor ana arıyı nasıl yaptırdıgımıza gelıncek kovandan anayla bırlıkte 2 veya 3 cerceve kuluckalıgın ustune bır kat atıp ustune ana ızgarası koyarız bu durumda ana 3 kısımda kalır. bundan dolayı en alttakı kovan hemen ana memesı yapmaya baslar bunun espırısı kovanın calısma seklını durdurmamak ana yukarda yumurtlamaya devam ederken en alt kuluckalıkta ana memesı olurturular bu ıs sızın için zor olabılır en ıyısı sız kovanı 2 ye bolun daha sonra koku surmek kaydıyla araya kat atarak çalısın bu sızın ıcın daha pratık en alta ve uste ana arı var ortada ballık ballgın ustune ana ızgarası yokmayı unutmayın analardan bırı ballıga ınebılır bu sıkıntılıdır analar gecmeyecek ıscı arılar gececek balllıga.
-
12 Ekim 2009: 19:00 #11647
Merhaba. Şu anda 3 katlı kovanım var. En alt katta kuluçka , onun üstünde ana ızgarası , onun üzerinde ballık ballığın üzerinde gene ana ızgarası , onun üzerindede bir kat daha kuluçkalık var. En alt kuluçkalıkla en üst kuluçkalıkta ayrı ayrı analar mevcut. Toplam 2 ana arı var. Aradaki ballığı kaldırıp , en alt kattaki kuluçkalığın üzerine sineklik teli koyup üstteki kuluçkalıkla bitrleştirsem, arıların kokuları aynı olup sineklikten geçiş olmadığı için askerler ana arıları öldürür mü ??
cevabınız için şimdiden teşekkürler.
-
13 Ekim 2009: 11:16 #11648
Usteki Kuluçkalığının cıkıs delıgi usten ayrı çalısırsa ve ballıgı alırken alt ve ustekı kuluckalıga koku verırsen hıc bır sorun olmaz cunku koku etkısını kaybedene kadar analar kendı kokularını yayar ve her ıkı kuluçkalıktakı kokuya alısan arılar herhangı bır problem yaratmaz.
Ancak sorun su 1. alttakı kuluckalıgı nasıl beslıyeceksınız ve kontrol edeceksınız.? Bahara gelirken surup vermenız gerek. 2.cısı ust kuluçkalıkta eger varao veya dıger parazıt varsa altta sınek telı oldugu ıcın alt kuluckalıga bulasacaktır. bence sınek telı yerıne delmeden kontroplak koyun. Burdakı amac kuluckalıktakı arıların uretmıs oldugu ısının kullanılmasıdır. Yanı işin özü bal hasadı bıttımı ayırmak en guzelı hıjyenık olarak. karar sızın
-
15 Ekim 2009: 11:42 #11652
Değerli arıcı arkadaşım 2 analı bir kovandan bahsederken yan ve dik kovan olarak 2 kovan adı söylüyorsün konuyu biraz açarda bizleri bilgilendirirseniz sevinirim çalışmalarınızda başarılar dilerim.
-
17 Ekim 2009: 16:45 #11653
Merhaba,arıcı arkadaşım ben yan ve dik kovandan bahsetmiyorum benim dediğim 3katlı kovan en alt kat kuluçkalık onun üstünde ana ızgarası var.Onun üstündede ballık ballığın üstünde yine ana ızgarası var.Onun üstündede bir ballık daha koymuşum ama uçma delikli yani en altdaki kuluçkalıkta ana var birde enüste ana var. Ortadaki ballığı alıp sineklik teli koyarsam anaların bir tanesini kaybede bilirmiyim diye sormuştum.
-
5 Kasım 2009: 18:19 #11689
selamünaleyküm.Bu foruma yeni üye oldum.
Tabi ki vatana millete özellikle bana yararlı olması dileğiyle.
Dikkatimi çekti.Sanki tek analı kovanları çok başardıkta çift analı kovanlara sıra gelmiş.
Bunlar Amerikadan gördüğünüz resimlerde vede anlatımlarda.
Orası adı üzerinde Amerika.Varmı buralarda 500 dönüm bezelye ekilen bir bütün olarak.Tabiki yok.500 dönüm meyve bahçesi varmı tabiki yok.
O zaman boşverin gitsin.
Size naçizane tavsiyem tek analı kovanlarınızı halledin.Boşa fantazi yapmayın. -
5 Kasım 2009: 20:13 #11690
Sayın Arıcıkuliç:
Burası bir paylaşım sitesi,arıcılar yaptıkları uygulamaları paylaşıyor.
Sizinde varsa güzel bir uygulamanız bizimle paylaşın, bir fantazide siz yapın bakalım. -
5 Kasım 2009: 20:55 #11691
arıcıkulic yazan:
Quote:selamünaleyküm.Bu foruma yeni üye oldum.
Tabi ki vatana millete özellikle bana yararlı olması dileğiyle.
Dikkatimi çekti.Sanki tek analı kovanları çok başardıkta çift analı kovanlara sıra gelmiş.
Bunlar Amerikadan gördüğünüz resimlerde vede anlatımlarda.
Orası adı üzerinde Amerika.Varmı buralarda 500 dönüm bezelye ekilen bir bütün olarak.Tabiki yok.500 dönüm meyve bahçesi varmı tabiki yok.
O zaman boşverin gitsin.
Size naçizane tavsiyem tek analı kovanlarınızı halledin.Boşa fantazi yapmayın.Yeni başlamış biri için harbi çok etkileyici ve gerçekçi bir cevap. Ayrıca bende iki veya daha fazla kraliçeli kovan metodunu destekleyen biri olarak, mesajınızda dikatle vurladığınız büyük miktardaki ekili dikili arazi noktasına malumunuz bizleri derinden yaraladığı için konu dışıda olsa değinmek istiyorum.
Bizim toprak alanıdaki kötü yönetim ve kanunlarımız ilerde ülke ekonomimizden trilyon dolarla dahi telafi edilemeyecek toprak refomlarını hayata geçirmemeizi zorunlu kılacak. Tarım alanlarımız elden gidiyor. Gidiyor işte bu böl de böl uygulamaları vatandaşımızı tarımdan soğuturken bilinçsiz şehirleşme ile bütünleştiğinde yürekleri burkuyor. daha fazla derine dalmak istemem çünkü en fazla borçla dahi ülkemiz 15 yıl sonra dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girebilecekmiş eğer böyle bir şey gerçekleşirse o sanayileşme baskısı ve yanlış yönetilen toprak politikası bizleri bütün gıdalarımızı tarım ülkelerinden ithal eder duruma getirecektir. Zatentarım ülkesi olmamıza rağmen ithal ediyoruz. Ancak şu andaki ithalatımız yerliyi bitirme alt kesimi köleleştirme ithalatı. sonuç olarak bu konu o kadar uzun bir konu ki ben sadece okurların sahip oldukları topraklarına karşı daha duyarlı olmalarını hatırlatmak istediğim için değindim.
Bizim yapamadıklarımızı birileri çok iyi yapıyor.
Bir kısa hikaye ile bitirelim.
anonim şöyle;
Biri batılı biri doğulu iki kişi ortak nöbette bir araya gelmiş. Açılmış sohbet başlamış derin tanışma faslı.
-ne iş yaparsın demiş batılı doğuluya.
-tarım ve hayvancılık demiş doğulu,
-batılı demiş kaç m2 araziniz var.
-doğulu ben m2 felan bilmem. bizde hektar diler demiş.
– önce şaşırmış ve ee kaç hektar! derken, 300 demiş doğulu.
bir düşünmüş batılı ya bu 3000 dönüm eder bizim köyü toplasan o kadar yok. bu arada;
– ya sizin demiş doğulu,
– e işte bizimde ona yakın var demiş.
Aslında ne batısı ne doğusu en azından sınızrdakine sahip çıkmak lazım onuda israilliler ile bölücülere hediye olsun diye verirlerse işte o zaman hedik can damarımıza derinden hançeri. -
8 Aralık 2009: 13:32 #11706
slm dostlar bu çift analı koloni sistemini ilk defa okuyorum ve bana mantıklı geldi yanlız kafama takılanları sormak isterimcevap yazarsanız sevinirim.Gerek bölerek olsun gerekse üst kısma anası mevcut zayıf bir arı yerleştirerek olsun düzenlerken anladığım kadarıyla şöylemi yapıyoruz.10 çıtalık bir koloniyi ele alacak olursak.Dört çıtayla mevcut anayı bir kata uygun şekilde bölecegiz alt kuluçkalığın üstüne ana ızgarası koyup balığı koyarak tekrar ızgara koyarak böldüğümüz kısmı yerleştiriyoruz.Ballık dolduğunda katları araya atıyoruz.Tabi üst katın uçuş deliği olacak tabiki.Sorularıma gelince.
1-Alt kuluçkalığa ve araya koyduğumuz ballığa boş kalan yerlere temel petekmi koyacağız.
2-diyelimki iki döllü ana kullandık ve iki kolonide tez gelişti yine kuluçkalıkta yer açmak için kapalı yavrulu çıtamı çekmemizmi lazım.
3-ikinci ballık gerekince birinci ballığın altınamı,üstünemi yada kuvvetli koloniye göremi koyacağız.
4-kat sayısı devrilme tehlikesine ve anadan uzaklaşma durumuna göre kaç ara kat olabilir.
5-yoğun nektar zamanı 30 nisan 20 haziran ortalaması olan yöremizde bu uygulamayı yapma tarihi ne olabiklir. -
9 Aralık 2009: 15:27 #11707
Sayın mestan kardeşim hoş geldın
Hoş geldinde gelip gelmez eleştirmeye başladın , tamam bızler arı profosoru deyiliz yalnışımız olabılır,ben bu iki anali sistemi duyunca şunu düşündüm demekki iki ana aynı kovan içinde bulundurulabılıyor bundan nasıl faydalanabilirim diye düşündüm ve bayağida faydalanıyorum, şayet sende arıcılıkdan bıraz anlıyorsan faydalanacak yöntemleri bulabılırsın.
Şu bir gerçekki güçlenmış bır kovanda iki ananın luzumuda yokdur. -
10 Aralık 2009: 13:15 #11709
Sayın Ahmet kardeş sen yanlış yeri okudun galiba.Cevabını okuyunca bende teretdüt ettim başka yazıdamı yazdıydım diye.Dikkatle okursanız yazımda hiç ama hiç eleştiri yok sadece öğrenmek istediklerimi maddeler halinde yazmaya çalıştım.Dikat etti iseniz tüm konular bir örnekten bir uygulamadan yada bi soruyla açılıyor.Cevap yazan herkez bildiklerini, uygulayan tecrübesini,sorusu olan sorusunu karşı olanda tabiki eleştirisini yapıyor.Normal olanda bu zaten.Çif analı konuya gelirsek koloniler zayıfken yaptık bu uygulamayı arılar güçlendikce katlar arasıda açılacak doğal olarak.Budurumda lazım zaten çif ana, yani koloni güçlenince.Ayrıca amerika keşfedildi bidaha keşfe gerek yok gibi bir anlayış içinde olan arkadaşlara katılmıyorum.Çünki hiç bir şey eskisi gibi kalmıyor.Biz yaşlanıyoruz dünya yaşlanıyor mevsimler değişiyor tabiat değişiyor neden uygulamalar değişmesin.Bizlere düşen en tabi şekilde en iyi ürünü nasıl alabiliriz sürekli arayış içinde olmalıyız bence.SÜrekli kndimizi geliştirmeliyiz yoksa zamanla ortama ayak uyduramayız diye düşünüyorum.Yanlışım varsa lütfen uyarın.Herkeze kayıpsız Kışlatmalar dileğimle hoşcakalın.
-
10 Aralık 2009: 20:10 #11711
Sayın mestan bey hayırlı akşamlar.
Evvelki yazında çok fazla konuda soru sorduğundan eleştiri sandim bilgi almak için sorduysan özür dilerim gelelim cevaplara
sorun..Tabi üst katın uçuş deliği olacak ::üst katın üçüş deliği ayrı oldumu iki anayı bır kovana koymaya ne lüzüm var alt kata bir anayı koy arasına an ızgarası koy üstteki katada obur anayı korsun gelişincede daha üste ballık korsun.
Ben iki analı sıstemi zayıf düşen kovanları birleştiriyorum kovanlarımın yapısı
http://ariciahmet.blogspot.com 2008 nısan ayı kaydında mevcuttur. -
10 Aralık 2009: 21:07 #11712
Sayın Arıcıahmet:
İki kovanı üst üste koyup iki anayı koyarsanız olmaz, yanlış bilgi veriyorsunuz.
Baştan okuyunuz lütfen. -
11 Aralık 2009: 08:17 #11713
Murat bey iyi günler.
Ballıkda araları engellenmiş iki ana varken bıraz güçlenince kat koyup ananın bırını üste alırsak yanı kuluçkalık 20 çerçeve olursa tek sorun arıların uste pölen taşımada zorluk çıkarması ,bölmeyi yaparken üste pölenlı çerçeveleri çıkarırsak o sorunuda halletmış oluruz.başka yanlış ne bilemedim bigilendirirseniz menun olurum -
11 Aralık 2009: 09:28 #11714
sayın arıcıahmet:
Burada en kritik konulardan birisi iki ananı birbirinden yarım metre kadar uzak olması, yani alt ve üst kuluçkalık arasında iki adet tam kat ballık olmalı, iki adet ana arı ızgarası konulup hiç bir şekilde iki ana birbirine yaklaştırılmamalı.
-
11 Aralık 2009: 11:49 #11715
Murat bey iki ana arasında yarım metre olması lazım diye bir kanun mu var?
İki analı sistemi kullanmaktaki gayelerimizden önde geleni bal mevsimine güçlü arı ile girmek ,kovanda arı sayısı 20 çerçeveyi buldumu iki ananın kovanda luzumu artık yokdur ya ananın birini tek çerçevede hapsetmek ,yada kovandan almak şayet ana 10 çerçevede mapus kalırsa oğul sorunu ortaya çıkar buda bal başlangıcında arıcıların istemediği bir sonuçtur.
Ben kat arasına ana ızgarası koyarak randıman aldım .
Sızın anlattığınız gibide olmaz demıyorum orda sorun bal akışını kontrol etmeniz zor,ballık bal doldumu ikinci ballığa luzum varmı bunu anlamanız için üstteki kuluçkalığı kaldırıp bakmanızlazımki ballı peteklerin yerinden devamlı oynatılmasıda sorun. -
11 Aralık 2009: 12:52 #11716
Sayın arıcıahmet:
İki ana bir kovan içinde birbirine en çok 48 cm yaklaşabilir daha yakın olursa kokuları birbirine karışır bakıcı arılar tarafından birisi öldürülebilir.
Burada alttan sayarsak:
birinci kuluçkalığı + ızgara + iki adet tam kat ballık + uçma delikli ızgara + ikinci ana arı kuluçkalığı dır
Sonra duruma göre ikinci ana kuluçkalığının üzerine ballıklar konulabilir.Sizinki tam olarak iki analı çalışma değil
arı geliştirmede iki anayı kullanıyorsunuz sonra alıyorsunuz.
sizinki biraz destek sistemine giriyor.
Ani bal akımında tek ve yoğun bal almak için destek sisteminin daha değişiği var onu zamanı gelince açıklarım -
11 Aralık 2009: 13:09 #11717
Murat bey 48 santım bana mantıklı gelmıyor, ana arı kokusu çiftleşme üçüşüna çıktığı zaman 12 km reye kadar giderken kovan içinde 48 santım de sınırlanması kusura bakman benım anlamadığım bir şey .genede fıkrınıze saygı duyarım bence mantıklı olmayan başka çoğullar tarafından mantıklı görünebilir.
-
13 Aralık 2009: 08:03 #11724
ArıcıAhmet Abi,
Ana arı kokusunun bir tek maddeden meydana gelmediğini ve bu kokular toplamının (feromonların) ana arının ömrünün her döneminde aynı olmadığını hatırlarsanız konuya yaklaşımınız değişecektir.Döllenme uçuşu için kovan dışına, “uçuşa” çıkan ana arıda da, kızana gelmiş dişi köpeklerde gördüğümüze benzer bir durum var.
Saygılar, Selamlar…
-
13 Aralık 2009: 16:15 #11725
Cahıt bey iyi akşamlar.
Tabıyıki anaarının kokusunun belli zamanlarda farklı olabileceğin biliyorum.
Benim anlamadığım,şayet birbilimsel araştırması yoksa ana kokusunun belli santımle sınırlanamıyacağını düşünüyorum
Kovanda bakım yaparken çerçeveleri başka bir kovanaalıp tekrar koyarken şayet na arı köşe bir çerçevede ise arıların ona doğru yönlendiğini görürüz.
Şayet oğulla giden ana arıda normal zamandan fazla koku yoksa Buda ana arının kokusunu 4,5 metreye kadar gittiğini düşünüyorum çunkü oğuldan ana yere düşerse kılavız arıların yardimiyle oğulun ananın yanında toplandığını görürüz.
Sene başında kovanlarda arı sayısı çok aza düştüğü için tahmını 20, 30 kovana ana kokusu verdim ve kiminin arasına elek bezi kiminide ana arı ızgarası ile birleştirdim tamamında başarılı oldum desem yalan olur ama %80 kovanda ana arılarda kayıp olmadı iki anada yumurta attı,arılar belli kalabalığa gelincede analardan birini kovandan aldım,şayet almazsaydım oğul verirler diye düşündüm. -
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi