CİDDİ Mİ

Home Forumlar ARICILIK Arı Hastalıkları CİDDİ Mİ

Bu konu 5 yanıt ve 5 izleyen içeriyor ve en son  egehan tarafından 18 yıl 9 ay önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6405

    cemreari
    Katılımcı

    Merhaba
    Arıcı arkadaşa formik asidin petle uygulnışını
    anlatmk için akşam 7.30 anlaştık. sohbet devam ederken 60 birinde,65 öteki arkadaşda 125 kovn arı var olduğunu,her birinin üçer beşer kovanını açınca ağır ko
    ku olduğunu söyledi.
    Bende Nurettin hocanın 35 kovanının tamamının söndüğünü,koku gelen kovanlarını arılıkdan uzak bir yerde tecrit etmesini söyledim.kendiside koku gelenleri imha edebileeğini söyledi.
    formda zaman zaman böyle durumların gizlendiği
    yazılıyor.
    Çevrede gezginci çok arıcı olduğu
    BÖYLE DURUMLARIN SONUCU,
    OLAYIN CİDDİYETİ,
    ÇEVRENİZDE OLDUĞUNDA DUYARLILIĞINIZ,
    BİRLİKERİN OLAYIN BİLDİRİLDİĞİNDEKİ GÖREVLERİ

    Almanyadaki arıcı arkadaş haberli habersiz arığının kontrol edildiğini yazmıştı yanılmıyorsam.
    Görüşleriniz için teşekkürler

    Düzenleyen: cemreari, :: 26/08/2007 08:49

  • #8528

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arıcıların yavru çürüklüğü hastalığında enteresan bir tavırları var ben şahsen anlamakta güçlük çekiyorum.

    1) Arılıkta çürüklük hastalığına yakalanmış ve kokan kovanlar aynı yerinde duruyor ve arıcı normal rutin bakımlarını yaparken bu arıları da aynı aletlerle açıp kapayıp bakıyor. Sanki diğer kovanlarına da bulaşmasını istiyor.

    2) Çerçevelerin yarısından fazlası çürümüş yavrular ölmüş, bu durumda bile arıya ilaç vererek çerçeveleri temizlemesini bekliyor.

    3) Hastalığı gizliyor ve o kovanın balını hasat etmekten de çekinmiyor.

    Arkadaşlar yavru çürüklüğü hastalıkları mikrobik yani bulaşıcıdır.

    Hastalıklı kovanda kullandığınız el demirini tutar sağlam kovanda da kullanırsanız, kendi elinizle hastalık bulaştırmış olursunuz.

    Çerçevelerin büyük kısmındaki larvalar çürümüş ve kokar halde iken arıya ilaç vererek bu larvaları temizlemesini beklemek, bir kere arıya büyük eziyet. Ki arı kokuya çok duyarlı bir hayvan.

    Zaten arı birçok larvayı temizleyemiyor ve üzerini polenle kapatıyor.

    Hastalıklı kovanlardan hasat edilen balların içinde milyonlarca hastalık sporu oluyor ve bu sporlar balın içinde 40 sene ölmeden yaşıyor.

    Bu ballar kek ya da şerbetle başka arılara verildiğinde yine hastalık bulaştırılmış oluyor.

    İlaçlı tedavi yapılacaksa bile, kesinlikle çürümüş çerçeveler alınarak imha edilmeli, arılar temiz ve hijyen yeni bir kovana aktarılarak temiz petekler verilmeli.

    Hastalıklı kovan pürmüzle güzelce yakılmalı.

    Diğer alet edavatlar da temizlenerek hastalık sporlarından arındırılmalı.

    Bu tür kovanları bu şekilde arılıklarınızda tutup antibiyotik vs verseniz bile hastalığın diğer kovanlara yayılmasını önleyemezsiniz. Çünkü antibiyotik bu hastalığın sporlarına karşı etkisiz.

  • #8548

    SIVASI
    Katılımcı

    TEMİZLİĞE DİKKAT
    Büyükşefin "Zaten arı birçok larvayı temizleyemiyor ve üzerini polenle kapatıyor." sözüne katılmıyorum.Arı hijyene o kadar dikkat eder ki, kovanı açtığınızda artıkları dışarı atmak için yarışa girişirler.
    Gücünün yetmediği yeri propolis ele sıvar. Yavru çürüğünde ise iyi beslendiğinde temizliğe ağırlık vererek çürükleri kazır, söker atar. O kadar temiz olur ki ana arı aynı bölgeye yumurta dahi atar.Büyük bölümünden sağlıklı çıkıış ta olur…
    Arı zayıf ve iyi beslenemiyorsa çürük bulunan alanda gezmez bile…
    "Hastalıklı kovanlardan hasat edilen balların içinde milyonlarca hastalık sporu oluyor ve bu sporlar balın içinde 40 sene ölmeden yaşıyor.
    Bu ballar kek ya da şerbetle başka arılara verildiğinde yine hastalık bulaştırılmış oluyor." sözüne ise tamamen katılıyorum.
    Şunu da eklemek istiyorum: Okuduklarıma göre yavru çürüğüne sebep olan bakteriler belki de tüm kolonilerde vardır. Koloni zayıf düştüğünde bakterinin gelişme hızı artar ve bu hastalık haline dönüşür.
    Bloglarda gördüğüm bana göre bir yanlışı daha aktarmak istiyorum. Bir taraftan arılıkta çalışırken ortalığa balmumu vb. kırıntısı düşürmenin hastalığın yayılmasına sebep olacağını anlatıyoruz; diğer tarafta balını süzdüğümüz mumları dağ gibi yığarak arıların balını yalamalarını istiyoruz…
    Bu ne perhiz- bu ne lahana turşusu…
    Arılık çevresine oğul yakalamak için eski mumlu çıta asmayı da bırakmazsak bu hastalık bizi bitirir…

  • #8551

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sivasi,

    Benim cümlemle ilgili katılmadığın noktaya katılıyorum :)

    O cümleyi genelleme yapacak şekilde yazmam yanlış olmuş.

    Şimdi arıların ırklarına göre temizlik davranışları çok değişik oluyor. Hijyen arılar ve hijyen olmayan arılar var.

    Batıda ana arı üretiminde eleme yapılırken hijyen olmasına da dikkat ediliyor.

    Ben hijyen olmayan arıların ya da gücü larvanın tamamını temizlemeye yetmeyen bazı arıların, larva kalıntısının üzerine polen doldurduğunu bir yerde okudum.

    Bir kaç arkadaştan da bu yönde gözlem aldım.

    Hatta batıda bazı ırkların kireç ya da mumya denilen hastalıkta da, ölü larvayı temizlemeyerek üzerine polen kapadıklarını bir makalede okudum.

    Ama bunu genellemek yanlış bir cümle olmuş, uyarın için sağol.

    Hijyen özelliği olan arı ırkları bu şekilde davranmaz.

    Ama yine de büyük bölümü çürümüş peteği arı temizlesin diye kovanda tutmak hatalı bir davranış bence.

    Hem hastalıkla mücadeleyi zorlaştırıyor, hem de arıyı boşuna bir işte çalıştırıyoruz.

    Sonuçta bu süreçten tek kazancımız arının temizlediği peteği kurtarmak. Petek kurtaracağız derken koloniyi kaybetme ya da hastalığın başka kovanlara bulaşması riskine girmemek lazım.

    İkinci dikkat çekmek istediğim olay ise spor ve bakteri farkı. Bu ikisinin arasındaki farkı genelde arıcılar atlıyor.

    Hastalığın spor halini, bitkinin tohumu gibi değerlendirebiliriz.

    Hastalık spor, yani tohum aşamasında pasif halde oluyor, sporun etrafı da kalın bir kabukla kaplı. Bu kabuk sayesinde ilaçlardan etkilenmiyor ve uzun yıllar da yaşamaya devam ediyor.

    Hastalık sporunun kabuğu uygun ortam bulduğunda çatlıyor ve bakteri aşamasına geçiyor.

    Senin de dediğin gibi bir çok kovan ve çıta bu sporla bulaşık durumda oluyor.

    Onun için arıların hijyen davranışı kadar arıcının da hijyene dikkat etmesi gerekiyor.

    Kovanları ve aletleri zaman zaman dezenfekte etmek, hastalık sporlarını öldürmek, hastalığın ortaya çıkmasını engellemek için en önemli yöntem.

  • #8558

    muratakin
    Katılımcı

    Sayın Arkadaşlar:
    Murat Çakır Beyin yazdıklarından, anlattıkların ve uyarılarından ders almalıyız Dikkat etmezsek hastalıklar ve yavru çürüklüğü arıcılığımızı bitirecek.

    Hepimiz arılığımızda yardımcı olarak mikrop öldürücü sıvılar bulundurmalıyız.
    Arıcılık aletlerimizi arada bir bu sıvılarla yıkamalı, ateşe dayanıklıları alevle arındırmalıyız

    Yavru çürüklüğü kurak yaz sonunda ve daha çokta böyle kurak yıllarda artarak görülür.
    Bal özü gelişi az olduğundan arıların yağmalama istekleri artar önlem alınmazsa hastalık daha hızlı yayılır.
    Benim asıl yazmak istediğim Murat Çakır Beyin belirttiği hijyen arılar ve hijyen olmayan arılar konusu idi.

    Ana sayfada bulunan Mitat Kurt Beyin yazdığı Organik arıcılık kuralları ve hastalıklarla mücadele adlı yazının 24 ve 25 yaprağında geçiyor Temizlikçi arılar olarak anlatılıyor. Arılarımızın verim yönünden ayıklaması yapılırken bu konu göz ardı ediliyor.
    Sanırım hastalık ortaya çıkınca ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

    Aslında arkadaşlar 53 yapraklı bu yazıyı sık sık okumalılar

    Saygılar.

  • #8559

    egehan
    Katılımcı

    Arıların hijyenlik davranışı , yavru çürüklüğüne yakalanmış bir koloninin tamamen temizlenmesi olarak algılarsak , yavru çürüklüğü artarak tüm arıcılığımızı tehdit etmeye devam eder…

    Bir kere ne olursa olsun yavru çürüklüğüne yakalanmış petekleri oradan gelecek yavruların sağlayacağı faydaları düşünmeden imha etmeliyiz..

    Aslında yapılacak işler çok daha acımasız olduğundan dolayı hiç bir arıcı bu olayı açıklamadığından bizler hiç olmazsa boyutunu kurtaralım diyoruz…

    Yani hiç olmazsa o petekleri imha edin…

    Arıların polen doldurma davranışını ben bizzat gözlemledim… Çünkü yapılması gerekli olan peteklerini imha ettirmeyen bir arıcının arısındaki bir sonraki kontrollarda o gözlere polen doldurduğunu bizzat gördüm.. Ama altlarında çürük var mı yok mu diye bakmadım… Ancak yavru çürüğünün kurumaya yüz tutmuş halini arıların temizlemesi gerçekten çok zor… Temizlemeyen arıya da hijyen değil demek gerçekten biraz haksızlık..

    Ancak yavru çürüklüğü ve koku konusunu tartışmaya başlamış olmak bile çok güzel… Bunu da çözeriz inşallah yakında üstelik ilaç kullanmadan…

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.