ANAARI ÜRETİMİ ARICIYA NELER KAZANDIRIR

Home Forumlar ARICILIK Ana Arı ANAARI ÜRETİMİ ARICIYA NELER KAZANDIRIR

Bu konu 8 yanıt ve 7 izleyen içeriyor ve en son  SEKERLI tarafından 17 yıl 10 ay önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6722

    alicik
    Katılımcı

    Devamlı anaarı üretimi üzerinde durdum bir zamanlar.Anaarı üretimi kitaplarda yazdığı gibi öyle zor bir olay olmadığı zaten şu an anlaşıldı.Internet kullanan amatör arıcılar bile artık anaarı üretir duruma geldiler.Peki anaarı üretmek bizlere neler kazandırdı bir göz atalım.

    1-En önemlisi bana göre ıslah hareketi başlatıyorsunuz.Bilimsel olmasa da ayıklama şeklinde bir ıslahtan bahsediyorum.

    2-Ayıkladıklarımız nelerdir yaşlı anaarılar,saldırgan kovan anaarıları,kireçleme hastalığı görülen anaarılarda yok edilmeli.Gelişmesi iyi olmayanlardan da kurtulmuş oluruz.

    3-Yukarıdakileri uyguladığınızda,genç anaarılarınız olacak.Bal üretiminiz artacak.Arılarınızın oğul meyili azalacak.Genç ve kaliteli anaarınız olduğu için o kovan kışı daha iyi geçirip bahara çıkma şansı daha yüksek olacak.Bu kaliteli anaarılarınız çevrenize de etki edecektir.Yaptığınız çalışma insanlar farkında olmasa da başkalarına da yarayacak.

    4-Anaarı üretenlerin bir başka avantajı,ellerinde yedek anaarıların olmasıdır.Bir anaarı bir kovan demektir.Yada elinizde yedeğiniz yoksa ve kovandaki anaarınız öldüyse kovan sönecektir.

    5-Arılığınıza hakim olacaksınız,yada tüm olumsuzluklara mahkum bir arıcı olacaksınız:S

    Belki yazıya ilaveler yapabilirim ama konunun temeli bu.Şu ana kadarki, tecrübelerim de diyebilirim.Yazıyı çok kısa sürede aklıma geldi konuyu açıp yazdım.Tecrübesi olanlarda eksiklerimi gidersin.

    Ali Türk

    http://bengittim.blogspot.com/

  • #10607

    SIVASI
    Katılımcı

    STANDARTLARI YAKALIYORUZ
    Arıcılık Meslek Standardı http://www.erginbal.com/aricilik-meslek-standardi.html konulu bir yazıyı bundan üç yıl önce okumuştum. Bir kişiye arıcı diyebilmek için o kadar çok beceri sıralanıyordu ki, bunların hepsine sahip olmak imkânsız geldi bana. Ana arı üretmekte bu özellikler arasında yer alıyor. Bu yıl Kuru Larva Transferini başarı yüzdesi düşük dahi olsa ben de yapabilmiştim.
    Bu gün bu standartları tekrar okuduğumda hala yapamadığımız şeylerin olduğunu görüyorum.
    Ama şunu söyleyebilirim: Artık olaya seyirci kalmıyoruz. Kolonilerin neden çok bal verdiğini, neden kıştan çıkamadığını, neden hastalandığını vb. anlayabiliyoruz. Çözümler üretebiliyoruz.
    En önemlisi SALDIM ÇAYIRA USULÜ ile verim elde edilemeyeceğini gördük. Ana arının ne olduğunu bilmeden ARICILIK yapan kuşak yerine işi tekniğine uygun olarak yapan bir nesil yetişiyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

  • #10608

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Konuyla ilgili ben de kısaca fikirlerimi sıralayayım.

    (Tabi tahmin edebileceğiniz gibi olaylara yine biraz tersten bakmaya çalışacağım)

    Başka bir yazımda da belirttiğim gibi, zaman zaman bazı kavramları karıştırıyoruz.

    En sık karıştırdığımız kavram da bilgi ve beceri. Arıcıların forumda yazdıklarına baktığımda genel olarak bu iki kavramın algılanmasında bir karmaşa olduğunu farkediyorum.

    Bir kitaptan ya da bir makaleden okuyarak bilgi edinebiliriz, ama bu o iş ile ilgili otomatik olarak becerimizin de oluşacağı anlamına gelmez.

    O işin becerisini edinmek ayrı birşey, bu yaparak ve deneyerek oluyor.

    Ben şöförlüğü çok geç yaşımda öğrendim. Ehliyet kursuna yazıldığımda şöförlüğün bütün teorik bilgisine sahiptim. Motor ile ilgili de teorik bilgim çoktu.

    Fakat bu bilgiye sahip olmak araba kullanmamı sağlamıyordu.

    O zaman bilgiye sahip olmak gereksiz mi? Kesinlikle hayır, bu teorik bilgi beceriyi kazanma sürecinizi hızlandırıyor.

    Kurstaki hoca özellikle bayan sürücü adaylarına vites olayının mantığını anlatmaya çalışırken, biz kenarda bıyık altından gülüyorduk.

    Hatta hiç unutmuyorum ehliyet almaya hak kazanan bir bayan, arabada bu vites olayını niye çözmüyorlar ne kadar gereksiz bir şey diye hala sızlanıyordu.

    Şimdi ana arı üretimi yapmayan birisi olarak, olayı sadece kitaptan okursak işimiz çok kolay değil.

    Ama bu beceriyi edindiğimizde de üretim çok kolay.

    O zaman kendi kendimize şaşırıyoruz bu iş ne kadar kolaymış, niye bu kadar gözde büyütülmüş diye.

    Ama, bir marangoz için de kapı pencere yapmak kolay.

    Marangoz olmayan birisi oturup kitaplardan kapı pencere yapmanın yöntemlerini okusa ne kadar başarılı olabilir?

    Peki, teorik bilgisi olmayan, hiç kitap okumayan birisi ana arı üretimini öğrenebilir mi?

    Evet öğrenebilir.

    Ama bu sadece elbecerisi şeklinde kalır, konuyla ilgili ileri noktalara gelemez.

    Çünkü teorik bilgi denilen şey, o alanla ilgili başkalarının deneyimlerinin belli bir metodoloji çerçevesinde cümlelere dökülmüş hali demek.

    Bizden önce atılmış temeller üzerine bina yapmak daha kolay olur. Teorik bilgiye sahip olursak, temel atmakla uğraşmaz üzerine iyi bir bina yapabiliriz. Başka birisi de gelir çatısını yapar.

    Yine şöförlükten örnek verirsek, mesleğini çıraklıktan öğrenen ve yeterli teorik birikimi olmayan birisi çok iyi şöför olabilir. Fakat gelebileceği son nokta dolmuş yada taksi şöförlüğüdür. Ama uluslararası üne sahip bir ferrari pilotu olabilmek konunun teorik birikimine fazlasıyla sahip olmadan olmaz.

    İkinci bir husus ise, yine olaylara biraz tersten bakacağım, Türkiye’de arıcılığın kurtuluşu için herkesin kendi anasını üretmesi gibi bir eğilim doğmaya başladı.

    İşe en ideal noktadan bakarsak bu eğilim de yanlış, uzun vadede arıcılığı bir noktaya getirmez.

    Şu an eskilerin ehveni şer dediği, kötünün iyisi bir durumla karşı karşıyayız.

    Ana ve damızlık üretimi yapan kurumlar nitelik olarak arıcının ihtiyacını karşılayabilecek üretimi yapmadıkları ya da yapamadıkları için, arıcının kendi ana arısını üretmesini tercih ediyoruz.

    Fakat bu işin ideali, konu ile ilgili uzmanlığı kanıtlanmış kişi ve kurumların, izole bölgelerde, genetik olarak kontrol altına alınmış arı ırkları ile, arıcının ana ihtiyacını karşılaması.

    Çünkü özellikle gezginci arıcılık yapan, yakın çevresinde başka arılıkların da bulunduğu, kendi arılığında bir çok ırkı muhafaza eden bir arıcı, genetik olarak üstün nitelikli arılar üretemez.

    Genetik olarak üstünlük derken bunu da kısaca açıklamak istiyorum.

    Bu en üstün özelliklere sahip olan ırk olmaktan daha çok, bütün genetik özellikleri bilinen, ve bu özellikleri kalıtım yoluyla diğer nesillere aktarabilmeyi anlatıyor.

    Arıcı yaptığı üretimle çok iyi çalışan arılar üretebilir, ama bu tesadüfi bir olaydır.

    Bu nesil üretimde sonuçlar çok iyi olur, 2 sene sonra tersine dönebilir.

    Çünkü elimizde çok sağlam kayıtlar yoksa, izole bölgede değilsek, çiftleşmeyi bir şekilde kontrol altına alamıyorsak, elimizdeki arının kalıtım yoluyla diğer nesillere geçecek özelliklerini bilmiyorsak, oluşan çapraz döllenmelerin 5 nesil sonra karşımıza ne olarak çıkacağını hiç kestiremeyiz.

    Bu işin çözümü devlet kurumlarının, üniversitelerin ve ilgili kuruluşların bir araya gelerek, planlarını projelerini oluşturmaları.

    Türkiyenin belli başlı yerlerinde genetik havuzlar oluşturarak, bütün dünyada uygulanan bilimsel metodlarla arıcının ihtiyacı olan anaları üretmeleri.

    Yurtdışındaki arıcıların imrenerek baktığımız arılarına benzer hatta daha üstün arılara ulaşmamızın tek yolu bu.

    Tabi bu yazdıklarımdan arıcının kendi anasını üretmesine karşı çıktığım gibi bir şey de algılanmasın.

    Arıcının ana arı üretmesini bilmesi önemli birşey, bunu yaygınlaştırmak gerekiyor.

    Arıcı bu bilince sahip olursa, satın alacağı şey konusunda seçici olur ve kurumları nitelikli üretime zorlar.

    Fakat Türk arıcılığının kurtuluşunun burada olduğunu varsaymak da bizi yanlış sonuçlara götürebilecek bir yaklaşım.

    Biz arıcılar olarak ısrarla, bilimsel yöntemlerin kullanıldığı, genetik özellikleri yüksek damızlıkların üretildiği sistemlerin oluşturulmasını talep etmeliyiz.

    Nasıl olsa kendi anamızı üretiyoruz buna gerek yok rehavetine kapılmamalıyız.

    Sivasi arkadaşımızın da işaret ettiği bir nokta var. Arıcılık yapmak için sahip olmamız gereken becerilerin sınırı nedir?

    Batıdaki eğilim beceri alanlarının ayrı ayrı uzmanlaşması.

    Kovan yapanlar ayrı bir sektör kendi içlerinde uzmanlaşmışlar.

    Arı ve ana yetiştiricileri ayrı bir sektör.

    Damızlık ana yetiştiricileri ayrı bir sektör.

    Bal üreticileri ayrı bir sektör.

    Bir çok sitede farketmişsinizdir, çoğu arıcı arı yetiştirmekle uğraşmıyor, niyeti bal üretmekse, paket vs yöntemlerle arısını doğrudan başkasından satın alıyor.

    Her konuda ayrı ayrı uzmanlaşmak, ortakmış gibi görünen bir alanı parçalara bölmek ne kazandırır ne kaybettirir bu da tartışılabilir.

  • #10610

    alicik
    Katılımcı

    Olaylara tersten birde ben bakayım o zaman sayın şefim.

    Şimdi tüm bildiklerimizi bırakalım mı?

    şimdiye kadar ıslah yapılmamıştı hemen yapılacak diye heveslenelimmi?

    Ayıklama yapıyorduk tersinemi başlayalım.Nasılsa bir kaç kuşak sonra ne oldugu belli olmayan arılar çıkacaksa,kötülerden üretirsek ilerde süperlerine ulaşağız demektir.

    Yada her şeyi bırakıp yan gelip yatalımmı.

    yada ülkedeki arıları yok edip her tarafı izole bölgeleremi ayıralım.

    Bi,r şeyler yapmaya çalışırken olaylara tersten bakalım derken yoksa takozlarmı koyalım.:woohoo:

  • #10611

    SIVASI
    Katılımcı

    BİR KAÇ ADIM GERİDEN
    Ana arı üretimi ve kullanılmaya başlaması ülkemiz arıcılığı için büyük bir adımdır. Forumda bir arkadaşımızın espriyle dediği gibi ANA ARI ÜRETMEYE NE GEREK VAR, ANA ARI ÜRETMEK ZATEN ARILARIN YAPABİLECEĞİ KOLAY BİR İŞ görüşü hâkim.
    Murat beyin gerekli gördüğü ıslah çalışmalarının başladığını basından takip ettim. Ancak ıslah çalışması beş yıldan fazla hatta onlarca yıllık bir çalışmayı gerektiriyor. Bu çalışmaların sonucunda dahi istenen verime sahip ana arılar ve üstün ırklar elde edilemeyebilir.
    Bizler bu zaman zarfında ne yapabiliriz. Bölgemizdeki arılardan ayıklama yapabiliriz. Tuttuğumuz kayıtlara bakarak vasıflı anaya sahip olduğuna inandığımız kolonilerden ana arılar üretmeye çalışabiliriz. Bölgemizdeki arıcılarla birlikte hareket ederek verim artışı sağlayabiliriz. Herkes etrafına bir mumluk ışık yaysa geceler gündüz olur.

  • #10612

    egehan
    Katılımcı

    En büyük sıkıntı nedir?

    Arıcıların ıslah kelimesini çok fazla kullanmasıdır.

    Geçtiğimiz günlerde bir arıcı ağabeyimiz hayatında ilk defa ana üretmiş ve diyor ki!

    “Islah çalışmalarına başlamış bulunuyoruz.”

    Yok yahuuuuu daha neler!!!!

    Balarıları ıslah çalışması yapılan en zor canlı topluluğudur. Ülkemizde de bu işi yapabilecek kurum, kuruluş ve üniversite şimdilik maalesef yoktur.

    Ve hiç bir arıcının ıslah yapabilmesi mümkün değildir evet mümkün değildir.

    İster tersten, ister düzden bakalım ana arı üretiminin arıcıya kazandıracağı pozitif katkılar tartışılamaz.

    En kötü ihtimalle genç ana ile çalışmaları bile çok fazla ivme katacaktır.

  • #10613

    muratakin
    Katılımcı

    Ana arı üretmek arıcıya ne kazandırır ? sorusuna ayrıntılarına bakmayıp yüzeysel olarak bakarsak.

    Önceki yıllardan beri takip ettiğimiz iyi özellikteki arımızın üretildiği kovandan yeni ana arılar üretmektir.

    İstediğimiz zamanda ana üretmek

    Daha kısa sürede bir kerede çok sayıda ana üretmek bunu yazarken kolonlama olayı aklıma geldi ona benzer bir olay bir kerede aynı özelliğe yakın çok sayıda ana üretmek.

    Arılarımızın gelişmesini sekteye uğratmadan bal özü akımı devresine yetiştirmek.

    Ne zaman olacağı pek belli olmayan oğul ile uğraşma derdini ortadan kaldırmak gibi olayları kendimize göre düzenlemek amacıyla anaarı üretim yapmak.

    Burada en büyük sorun acaba en iyi özellikteki kurtçuğu bulabilecekmiyiz, yani ana arı üretmek için kovandaki arılardan daha iyi seçim yapabilecekmiyiz.

    Saygılar.

  • #10614

    mturunc
    Katılımcı

    Valla ben bir dr olarak dayanamadım. Genetik ıslah kontrol öyle genetik dalında mesleki eğitim almadan anlaşılacak bir olay kesinlikle değil. Şimdi gelişmiş ülkelerde imrenerek baktığımız ıslah edilmiş ana arı üreten kuruluşlar bizim ülkede varda biz ya ne gerek var ana arı üretmeyemi demiyoruz. Biz havadan oğul olarak gelen arılarla arıcılık yapan bir arıcılar topluluğuyuz genel olarak. Bu oğullarda ne çıkarsa bahtımıza misalidir hep. Ana arı üretmede amaç hiç değilse bildiğimiz beğendiğimiz bir koloninin bölgemizde oluşacak meleziyle çalışmaktır. Bu sepetten çıkan oğula göre daha yuksek bir olasılıkla beğendiğimiz koloniye yakın olacaktır.Bence tüm arıcılar şu an için ülkemizde böyle kuruluşlar olamama:woohoo: sı durumunda hiç değilse saldırgan arıların oğula meyilli arıların verimsiz arıların analarını sıksalar ve iyi bir koloniden ana üretseler iş bayağı bir olumluya gider. Tabiki en ideali bilimsel olarak izole bölgelerde istenen genetik ve fenotipik özelliklere sahip ana üreten kuruluşlarında ülkemizde olması ve bizlerin Almanyadaki arıcı arkadaşımız Mehmet Yüksel gibi gidip oralardan ana arı alıp arıcılık yapmamızdır ama napalımki kader işte bizim ülkemizde arabalar hep viteslidir ve üstelik kara şanzımanlıdır.

  • #10615

    SEKERLI
    Katılımcı

    Selam arkadaşlar

    Yazılanları okuyunca aklıma 1970 yılının başları geldi.

    Plastik çakmaklar yeni çıkmıştı,ne büyük yenilikti!!!

    Herkes plastik çakmak sahibi olmak için can atıyordu.

    Ama meretin gazı ne çabuk bitiyordu be,göz açıp kapayınca bitmiş.

    Tabi durum böyle olunca hemen bir meslek gelişti; çakmakçılık.

    Sibopsuz çakmağa gaz da dolduruyorlardı,taş ta takıyorlardı.

    Sonra dibine sibop takmaya başladılar.

    Avrupalının kullanıp attığı çakmağı biz baş tacı etmiştik.

    Yaklaşık 35 yıl gelmiş geçmiş,su gibi köprünün altından çok sular akmış.

    Günümüzde bu meslek te miadını doldurdu yani normal olan şey oldu kullan ve at.

    Şu an kaç kişi çakmak doldurtuyor?

    Yani ana arı üretmeyecekmiyiz tabiki üreteceğiz.

    Ne zamana kadar?

    Tabii ki vakti gelene kadar.

    Büyük şefin söyledikleri çok doğru o da aynı şeyi söylüyor zaten.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.