Home › Forumlar › ARICILIK › Genel Arıcılık › Arı Ölümleri
Bu konu 25 yanıt ve 17 izleyen içeriyor ve en son Bilgin Aydin tarafından 17 yıl 10 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
13 Şubat 2008: 02:40 #6908
Sevgili Arkadaşlar,
Malesef Şubat ayının girmesiyle birlikte, çeşitli yerlerden de arı ölüm haberleri gelmeye başladı.
En son İstanbul’dan bir arkadaşımızın 50’nin üzerinde zayiatı olduğu haberini aldık.
Çeşitli yerlerden gelen ölüm haberlerindeki ölüm şekilleri de birbirine çok benziyor.
Varroa mücadelesi zamanında yapılmış o konuda problem yok.
Başka bir hastalık belirtisi yok.
Sonbaharda koloni gayet sağlıklı.
Yiyecek problemi yok, ölen kolonilerin hepsinde de bal bol.
Kış mevsimine güçlü girmesine rağmen ana arı orta çerçevede çok az bir arı mevcuduyla birlikte ölmüş.
İstanbuldaki olayın aydınlanmasına katkıda bulunabilecek tek veri şu:
Ölümlerin hemen hepsi, hasat yapıldıktan sonra, ana arıları dışarıdan satın alınan, güçlü arılardan bölme koloniler.
Siz de çevrenizdeki arı ölümleri hakkında bilgi verirseniz belki ortak bir sonuca ulaşabiliriz.
Nasıl olsa yetkililerin bu konuda araştırıp problemin cevabını verebilecekleri çalışmaları beklemek beyhude.
Bu arada Pınarhisar’dan Ali Osman Çalık Beyin blogunda da o yöredeki arı kayıplarını gördüm çok üzüldüm.
Umarım daha büyük kayıplar olmaz.
-
13 Şubat 2008: 07:09 #9925
Sayın şefim çok önemli bir konuya değindiniz.Temmuz ve ağustosta yaptığımız hatalar şimdi kendini gösteriyor gibi geliyor.Bazı arkadaşlar yabancı arıcıları taklit etmeyelim diyorlar.Belçika’dan yazan bir arkadaşımız varroa ile yapılan mücadelede erkek arıların kullanılmasını anlattı.Adamlar yıllarca araştırıp bir yöntem bulup insanlığın hizmetine sunuyorlar biz karşı çıkıyoruz.
Arkadaşımız bu yöntemi ben buldum demedi sadece orada yapıla geleni aktardı.Bu yönteme katılmıyorum varroa sayısını ne kadar düşürüyor demekle aslında doğru olana karşı çıkıyoruz.Ama şöyle diyebiliriz ben bu şekilde çalışmayı dinim gereği uygun bulmuyorum ben bu uygulamayı yapmam diyebiliriz.Bu yöntemi etik bulmadığım için bende kullanmıyorum.
Bazı arkadaşlar karşı çıkacak ama ben yinede dış ülkelerde arıcıların arıları kışa hazırlamak ve kışı kayıpsız çıkmak için yaptıkları bazı uygulamalara değineceğim.
Şöyleki;hasattan sonra ağustos sonuna kadar yaklaşık 40 gün çerçeve başına 500 gr kek veriyorlar.Yani 10 çerçeve varsa 5kg kek.Bu besleme yapılmazsa balı alınan arının strese girerek kovana bir daha dönmemek üzere intihar uçuşuna çıktığından ve kovan nufusunun hızla azaldığına dikkat çekiliyor.Verilen kekin bu durumu önlediği ve hafif bir nektar akışı etkisi gösterdiğini arının bunu stoklamayıp kış arılarının yetiştirildiğinden bahsediyor.
Ağustos sonunda kış stoğu için çerçeve başına 1,5lt şurup yani 10 çerçeveye 15lt şurup veriyorlar.Bu şurup iki veya üçe bölünerek veriliyor.Aynı zamanda da varroa için ilaçlama yapılıyor.
Diğer çok önemli bir hususta kovan içi havalandırması kışın sönen kovanların başlıca sebebi.Arkadaşlar çoğu arıcılık kitaplarında ve kurslarda çerçeve adetine göre kovan giriş deliğinin daraltılması yönünde ikaz yapılıyor.Deliği daraltıyoruz kovanın üzerinide sıkıca örtüyoruz kimimiz deliğin önüne kiremit parçası falan da koyuyor ölen arılar da deliği içerden kapatıyor ve bir canlıya yapılacak olan en kötü şeyi yapıyoruz oksijensiz bırakıyoruz.
Dahada önemlisi kovan içi sirkilasyon olmadığı için içerde biriken karbondioksit gazı arıları kısa sürede öldürüyor.Ve buna da dikkat edilmesi kovan deliğinin arıların uçuşa çıkmadığı kış aylarında daraltılmamasına dikkat çekiliyor.Ben birkaç yıldır daraltma yapmıyorum 5 çerçeve arıya dahi bir şey olmuyor.Edirne’nin soğuğu malum bilenler bilir.
Yanlız şunu belirteyim şubat 25 gibi yavrulama faaliyeti başlayacağı ve arı zaman zaman uçuşa çıkacağı için daraltma yapacağım.İnşallah hepimiz bu kışı en az kayıp ile çıkarız.
Saygılarımla
-
13 Şubat 2008: 16:45 #9928
Sayın Şekerli:
Sizin anlattıklarınıza birkaç bilgide ben ekleyeyim: Arılara geçen yıl yapılan hatalar şimdi ortaya çıkıyor.
Uygun döllenmeyen arılar aralık ayında iyi kış bakımı yapılmayan kışa uygun sokulmayan arılar ocak ve şubatta soğuk vurgunlarından martta çok kuvvetli arılar da açlıktan nisan da ölürler. Tabidir ki bu bölgelere göre değişiklikler gösterir.Aslında bu yılki ölümlerin nedeni yapılan hataların yanında geçen yıl ki kuraklık, eğer bu yılda kuraklık olursa arılarla yapacağımız çalışmaları gözden geçirip önlem almamız gerekecek.
Erkek arı konusuna gelince erkek arıları istemeyerek de olsa geç zamanlarda bazılarını temizlemek gerekiyor.
Besleme konusunda sizin daha önce yaşadığınız ve bilgi aldığınız arıcıların bulunduğu ülkede bir söz vardır bir kovanın hakkı 18 kg şekerdir derler yani kışa girerken verilmesi gereken miktardır. Ama ülkemizde bu kadar şeker veren yok. Bu kadar beslemenin bal hasadı oranıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.
Delik daraltılmasına gelince:sonbaharda yapılan delik daraltılması daha çok sarıca arıların ve diğer kovan arılarının yağmalamasını önlemek içindi. Şimdi daraltmayı gevşek olarak yaparsak arılar hemen deliği büyütürler.
Yavru çıkışı başlamasıyla delik daraltması olabilir.Saygılar.
-
13 Şubat 2008: 22:22 #9935
İstanbul’daki ölümlerin ana arılardan kaynaklandığı konusunda mutabakat var.
Aynı dönemde aynı yerden ana arı alarak bölme yapan bir arkadaşımız aldığı 10 anadan 5 tanesini imha etmek zorunda kalmış.
2 tanesi hiç yumurtlamamış diğerleri de çok az yumurta atmışlar.
İnsanların emeğinin bu kada hoyratça çöpe atılmasının hesabını birileri gün olur verir inşallah.
-
14 Şubat 2008: 02:31 #9933
Sevgili arkadaslar çok guzel konuya degindinz 7/8 kovanim vardi ve3ruset vardi beb kis baslamadan çikislarikuçultum hava almasi musaiti rusetler yaz da kapaliydi çunku saricalar vardi.Ben kuluçkaliktan hasat yapmam agustostan sonra hepsine 5kg surup verdimgeçen hava guzeldibaktigimda 3 buyuk 3ruset zaiyat var salkimin bali bitmis surup duruyor.çok arici sizler gibi sikayetçiyiz onlar da bilmiyor.Benim gorusum seker sert ildugundan kisin onu açamamislar ben biraz limon suyu sikmistim ondan sertlesmistir diyelim ya limonsuzlar neden oldu.Neyse tek kovan saglam ee yapalim marta ari mazati var o zaman 1.2 kovan ALLAH nasip ederse alicam.Tahminin olumler her ulkede var yanliz ordaz degil olomsuz bol bal yillar selamlar
-
14 Şubat 2008: 15:32 #9941
Sayın arıcı dosları biz pınarhisarda bu yıl gerçek bir yıkım yaşıyoruz derken çevre ilçelerdende kötü haberler gelmeye devam ediyor ölümler aynı büyük şefin tarifi gibi ama ölümlerin ana sorunu yerlilerdede aynı ana değiştirmiyenlerdede aynı bizde konuyu ilçe tarım müdürlügüne yazılı dilekçeyle incelenmek üzere resmi yazı yazdık kaymakamlıgıda devreye soktuk sonuçu bekliyoruz bilği gelince sizlerlede paylaşacagım
hepimize geçmiş olsun kalan saglar bizimdir
ARINIZ SAGLIKLI SEZONDA BALINIZ BOL OLSUN -
14 Şubat 2008: 18:14 #9939
Ölümlerde; sonbahar beslemesi,yeterince bal bırakmama , varroa ve ana arı faktörünü belirtmişsiniz.Geçen yılda ölümler olmuştu, bu yılda olmaya başlamış. (Ölümden kastımız toplu ölümler)
Bu konuda herhangi bir veri yok sanıyorum. O zaman belki sizlerden bir şeyler öğrenebiliriz. Ben ölümlerde çevre faktörüne takıldım ve size sormak isterim;
Ölen arılar sabit arılar mı yoksa; gezginci arılar mı?
(Bir yazıda (ticari olarak) bir üründen diğerine taşınıp duran arının strese girebileceği hastalıklara daha duyarlı hale gelebileceği yazıyordu.)Ölen arıların yıl boyunca sabit bulunduğu veya taşındığı bölgeler yabani ortam mı? Yoksa ticari ürünlerin üretildiği, hibrit tohumların ve tarım ilaçlarının kullanıldığı bölgeler mi ?
Ölen arıların kullandığı su kaynakları fabrikalar,ticari gübreler veya tarım ilaçlarınla kirlenmiş olabilir mi ?
Ölen arıların “kışlatmasının” yapıldığı yerler sanayinin yoğun olduğu bölgeler mi , yoksa temiz bir bölgede mi kışlatılıyor? (örneğin Edirne merkezde hava kirliliği had safhada; arılar kış boyunca bu pis havayı solumak zorunda bırakılırsa ;bazı problemlerin oluşacağı kesin)
Unutmamamız gereken bir şey var ki Dünyamız gün geçtikçe yaşlanıyor ve bir gün diğerinden daha kirli bir hal alıyor. Bu zamandan sonra iyiye gidişi beklemek zor ama; belki bunu biraz geciktirebiliriz.
Tabiki cevabı bulursak… -
14 Şubat 2008: 18:18 #9937
Arı ölumleri hakkında bende Rizeden ilave edeyim.
51 kolonide 11 zayıat verdim bahsedildiği gibi sezon sonu dolayısı ile yaşlı anaları değişmek için yeni ana verdim ve ölumlerin 7 tanesi yeni verdiğim analar ölen kolonilerden bazılarında kapalı bal var göz balı olmadığından sönen kovan bile var tespitlerimde ilave olarak bende bazı kovanlarda uçuş deliğinden içeri giren fındık faresi bazı kolonilerimi söndürdu cemreler düşene kadar daha zayiat inşallah olamaz
çevremizdeki arkadaşlardan aldığım haberlere göre onlardada zayiatlar artmaya başlamıştır bazı arkadaşlarda 40 koloniden 30 koloni zayıat vermiştir.
bölgemizde herkış zayıatlar oluyor her halde bu yıl zayıatlar daha çok tesbit edilebilir.
Tüm arıcı dostlara hayırlı sezonlar bol bereketli yıllar dilerim.
hüseyin kabil -
14 Şubat 2008: 19:44 #9943
selamlar..
Bir Rizeli olarak bende durumumu belirteyim..
20 kovanla arıcılık yapıyorum.Arıları yazın 2300 rakımlı köyümüze çıkarıyorum .kışı ise sahilde geçiriyorum.Şimdilik son baharda anasını kaybetmiş bi kovanı başka bir kovanla birleştirdim onun haricinde bir ölüm yok.Kovanlarımdan 6 taneini 2300m rakımlı köyde bıraktım onlardan bir haber alamayacağım nisan ayına kadar.Eğer onlardanda kayıp olmazsa bir kayıpla sezona başlayacağım.Bugün kar yağışı başladı inşallah olumsuz bir durumla karşılaşmayız.
Ölen öldü kalan sağlar bizimdir.İnşallah bundan sonra başka kayıplarımız olmaz temennisiyle bol ballı bir sezon diliyorum -
14 Şubat 2008: 22:04 #9945
Arkadaşlar ülkemizde bilinçli bir şekilde arıcılık yapan yok.Her şey kara düzen gidiyor.Bende henüz kayıp yoktu.Sanırım Murat Akın abidede yok.Burada bazı şeyleri düşünmemiz gerekiyor,ben arılarımı daralttım kendime göre,Ahmet Birbilen abimiz Gebze’ye geldiginde dediki en az iki çıta daha almalısın kovanlardan,yani benim daraltmamı begenmedi.Şimdi arı kayıplarına baktığımızda hazır anaarı alanlarda kayıp fazla deniliyor,buda ayrı bir konu bende 3 tane kafkas var onlara mudahale etmesem eylülde iki çıtaya düşmüşlerdi,ölmeleri kaçınılmazdı başka kovanlardan yumurta ve kapalı yavru takviyesi yapıldı.
Konu acayip dağılacak sonuca gelleyim en iyisi.Birincisi son bahar beslemesi yapmadık.İkincisi arılarımızı sıkıştırmasını bilmiyoruz.Üçüncüsü bölünen arılarımız genç nufusla kışa girdilermi.Dördüncüsü ise varroa mücadelesi bilinçli yapıldımı herkes yaptım diyor ama bunuda bilinçli yapmalı.Son olarakta yiyecek ve polenleri varmıydı.Bölünen arılarda bal olabilir ama polene baktınızmı.Benim tespitlerim bunlar herkese kolay gelsin.Yurt dışında bir porsiyonda verilen kek bizde bir yıl boyunca verilmiyor gerisini düşünün artık.:dry:
İş yerinden çıkacagım zaman yazdım aklıma yolda başka şeyler geldi.Bilirsiniz beni tanıyanlar hacı amcam vardır arılarımız aynı tarlada.12 kovan arısı vardı,arıları teker teker ölüyor.Çünkü arıları daraltmaz,varroa ilaçlamasını yapmaz ben ondan gizli onun arılara varroa ilaçlaması yaparım.Besleme derseniz hiç yapmaz.Hazır anaarıda almazdı.Şİmdi bir kovanım kalsa yeter diye dua ediyor.
Burada arı kayıplarının yanında arı kaybı olmayanlarda yazsa iyi olur.Neler yapıyorlar.Birde ölümlerin nasıl oldugu iyice anlatılmalı.Bence arı ölümleri anlatılması sanki hepsi aynı sanki kopya çekmiş gibi.
-
15 Şubat 2008: 01:07 #9947
Sayın Ali bey;
Bana göre teşhisiniz çok doğru.Yapılan hatalardan ders çıkarmalıyız.
-
15 Şubat 2008: 03:16 #9948
Arkadaşlar:kulağım çınladı birisi adımı anmış gibi geldi bana.
Kış ayları ve erken bahar arı ölümleri arıcılığın en önemli bir sorundur.Kabaca bakarsak arı ölümlerinin nedeni olarak şunları görürüz:
Gıda eksikliği, kovanda ısı kaybı, kovan içi aşırı nem, bölgeye uygun olmayan ırk,ana arı sorunları, vs olarak düşünülebilir.
Gıda eksikliğinde yapılan hata: bal süzerken alt kattan da bal aldık iklimde geçen yıl gibi kurak gitti arılar kuluçkalığa yeteri kadar bal depolayamadılar.
Ballık katını aldık, kuluçkalıkta hiçbir işlem yapmadan kapattık kışlamaya bıraktık.
Tamam kuluçkalıkta 10 çerçeve var ama çerçevelerin kemerlerinde çok geniş alana yayılmış olarak çok az bal var. Kışın arı salkımı kovan içinde çok yer değiştiremedi bulunduğu yerde bal kalmayınca arı açlıktan öldü.
Yapılan başka hata önce kovanı daraltmayı iyice yapmadan beslenme başlamak
Kurak sonbaharda arılar polen bulamazlar, polen olmayınca yavru çıkmaz sürekli ölen tarlacı arıların yerine yenisi gelmediğinden kovan bahara çıkamaz.
İşin özeti: yoğun arıyı yoğun olarak beslenmiş dolu çerçevelerle uygun hacımda kışlatmak.Isı kaybı: birkaç çerçeve arımız var kuluçkalık 10 çerçeveyi bölme yapmadan o arıyı kuluçkalıkta tutarsak arı o hacımı ısıtamaz ölüm oranı az da olsa arı baharda gelişimini hızlandıramaz.
Aşırı nem: kovan içinde uygun havalandırma olmaması kovan içi nemi artırır. Buharlaşan hava yükselir tavanda yoğunlaşarak aşağıya damlar. Damlarken de salkımdaki arılara denk gelip arıları ıslatır. Islanmış arı üşüyerek ölür.
Uygun olmayan havalandırma da kirlenmiş havadan dolayı yani oksigen azlığından dolayı arılar ölebilirler.
Yapılacak işlem uygun havalandırma yapmak.Bölgeye uygun olmayan ırk. Bölge olarak düşündüğümüz iklim kuşağıdır örnek verirsek ılıman bölge arıları kışı tanımadıkların kışlık bal depolama özellikleri azdır.
Soğuk bölge arıları sıcak bölgedeki bitkilerden balözü akım dönemine uyum gösterme sorunları vardır.
Bir örnekte orman gülü bölgesine dışarıdan gelen arılar bitkiye uyumsuzluk gösterirler.Ana arı sorunları:ana arı sakatlanmalarının yanında eksik döllenmeden olan ölümler.
Sonbaharda hep okuduk eylülde ekimde hatta kasım da ana arı çıktı döllendi yumurtlamaya başladı dediler bu ana arılar genellikle iklimimin uygun olduğu zamanda bahar aylarında ana arıyı yenilerler. Eğer iyi bir ırksa ana arısını yeniler. Değilse oğul vererek yeniden düzene girerler. Hatta mart ayında mecburi çıkan ana arılar bile kısa süre sonra aynı sonuçla karşılaşır.Arkadaşlar başlıklar altında yazılmış olan bu yazıları kısa tutmaya çalıştım. Aslında bu başlıkların ayrı ayrı bir konu olarak anlatılması daha uygundu
Saygılar.
-
25 Şubat 2008: 21:49 #9989
Konuyu açarken bahsettiğim arı ölümleri malesef 50 rakamı ile sınırlı kalmadı.
Eylül ayında arkadaşlarla arılığını ziyaret ettiğimiz eski arıcı abilerimizden Mustafa Kabaoğlu’nun 250 civarındaki arısından geriye 7-8 tane arı kaldığını üzüntüyle öğrendik.
Yani olayın nedeninin sonradan alınan ana arılar olmadığı da anlaşılmış oldu.
Bu konuyla ilgili çok çeşitli yorumlar yapılabilir fakat bu tür ölümlerin gerçek nedeninin ne olduğunu anlamaktan uzağız.
Çünkü yakın çevrede daha kötü şartlarda kışlatılan arılarda bu tür kayıplar yok.
Umarım araştırmacılarımız bu sene Trakya bölgesindeki yoğun arı kayıplarının nedenlerini ortaya çıkartabilir.
Bu arada Edirne Arı Yetiştiricileri Birliği ve TAB Başkanı Erdoğan beyin de 380 arısından 300 kadarını kaybettiğini öğrendim.
Arıcı arkadaşlarımızın bu kayıplar dolayısıyla yaşadıkları üzüntüleri hepimiz paylaşıyoruz.
-
26 Şubat 2008: 00:37 #9990
merhaba büyük şef ve arıcı arkadaşlar.ben manisa salihlide arıcılık yapıyorum.benin 24 kovan arımdan 4 tanesi söndü.çok titiz davrandığım halde asker sayısı iyi olan 4 kovan nasıl söndü analayamadım.ama arıları kışlatmak için başka biryere götürdüm ve burada yanayana biraz yakın mesafede sıraladım buda arılar arasında huzursuzluk yaptı.bazı kovanların yağmalandığını farkettim.bu yıl kuraklıktan arılar çok etkilendi.kalanlardan bir taneside anasız onu analı bir kovanla birleştirecem buna da şükür allah hepimizin yardımcısı olsun.bher nekadar herkes arılarını iyi beslemeye çalışsa da atalarımız taşıma suyla değirmen dönmez demişler.doğa inşallah çok bozulmaz.aynştayn bile dünyada ilk arıların yok oluşu insanlığında yok oluşuna işarettir demiş.bugünün yarını aratmaması dileğiyle herkese çok selam.
-
26 Şubat 2008: 04:26 #9992
Merhaba arıcı arkadaşlar,
arıları sönen değerli arıcılarımıza büyük geçmiş olsun. çok üzüldüm. Allah inşallah yeniden bu büyüklerimize bol arı ve rızık nasip etsin.
Ben yeni arıcı olmaya çalışıyorum amatörce. ama arıları çok seviyorum.
yedi arım var sonbahar iyi daraltamamışım buralardan okuyarak öğreniyoruz hepinize teşekkür ederim. şimdi bakıyorum ve arı mevcuduna göre daraltıyorum.
yalnız formik asit uygulayınca daraltma tahtalarını çıkarın diyor devrim oskayın sitesinde ve bütün havalandırma deliklerini açın diye yazmış. ben formik asit uyduladım ilk defa pazar günü üşürler diye daraltma tahtalarını almadım ve ön deliğinide yarım açtım yavru varsa üşür diye.
doğrusu nedir ne yapmalıyım inşallah yanlış bir şey yapmamışımdır.
saygılar . -
26 Şubat 2008: 04:27 #9993
Değerli arkadaşlar,
Arı kayıplarının nedneleri ana arı, beslenme, arı sayısının yetersizliği, arıcıdan kaynaklanan neden olabileceği gibi hastalık olabilir. Sönen kovanlardan alacağınız petek ve ölmüş arılardan alcağınız 150-200 arı kağıt içinde laboratuvarlara göndermenizde fayda var.
İlk etapta bazı hastalıklar yönünden arıların incelenmiş olur. Hastalıklar ölümler başlıca nedeni olabileceği gibi mevcut olumsuz şartlarda ikinci derecede öneme de sahip olabilir.Hastalık yapan mikrop, parazit, virus gibi etkenlerin kovanlarınızda olup olmadığını öğrenirsiniz. Bu size neyle mücadele edeceğiniz hakkında bir fikir verir.
Bazende göndermiş olduğunuz örneklerde hastalık görülmez. O zaman da arıcılık konusunda ne gibi yanlışlık yaptığınızı sorgulamalısınız.
Laboratuvarlar sizin için bir çözüm yeri olabilir. Bunu unutmayınız. Her ilin bağlı olduğu bir veteriner kontrol ve araştırma enstitütü var. Bu enstitülerde belli ücret karşılığı döner sermaye hesabına yatarak, kargoyla gönderilen örnekler bakılıyor. yada il yada ilçe müdürlüklerinden protokolle gönderilen örneklere ücretsiz bakılıyor.
saygılarımla
-
26 Şubat 2008: 04:44 #9994
Sevgili arı dostları;
Toplu ölümleri duydukça üzülmemek elde değil.Benim bulunduğum bölge ayçiçek ekim alanının tam ortası.Yani şu an için başka bir bitkiden bal almamız imkansız gibi bir şey.Geçtiğimiz sezon sonu yani bu kışa 20 koloniyle girdim.3 koloni dört ve beş çıtalı olarak kışa girdi şu an bir problem yok.Açıp bakmadım ama polen taşıyorlar.Sadece 1 koloni söndü onuda fark edemedim yağma yapmışlar.
Çevremde yalnızca bir kişinin 30 koloniden 3 kolonisi kaldı.Fakat ne olacağını bildiği halde alttan balı alıp beslemiyor.Ve bu durum başına çok sık geliyor.
Yani şunu demek istiyorum bu ölümlerin şu an için ayçiçeğine kullanılan bu ilaç ile alakası olmadığını düşünüyorum.Eğer öyle olmuş olsaydı Allah kimseye vermesin bende ve çevremdede olurdu.
Yalnız geçtiğimiz yıl ayçiçek nektar verdiğinde kolonilerde gözle görülür bir arı eksilmesi oldu.Ama kovanların önünde ve çevresinde olağan dışı arı ölümleri görmedim.
Bilindiği gibi zehirlenen arı dili dışarıda ölüyor.Ayçiçek zamanı kovan içinde,önünde ve çevresinde bu şekilde ölen arıya rastlamadım.Sadece kolonilerde eksilme oldu. Bana göre ya tarlada öldü yada kovanı bulamadı.Gelen polen ve bal ile zehirlenme olsaydı kovan içinde muhakkak farkedilirdi.
İnşallah başka bir hastalık değildir.
-
26 Şubat 2008: 13:08 #9997
İyi günler arıcı arkadaşlar.
Arısı sönenlere geçmiş olsun der inşallah arıları gelişirde yine çoğalır.
Allaha şükür busene arıların yarısını ancak kontrol edebildim hava musait deyilde arı kaybım yok.
Arı kayıplarını incelerken benim acizane bir fikrimde kurak giden yerlerde arılar erken sonbaharda yavrudan düştümü?şayet arılarda ekim sonu ve kasım ayında yeterince yavru yoksa ve kışladığıyer fazla güneyse yanı kışında arılar çalışıyorsa bence o arının marta çıkması zor.
Arıcı arkadaşların nedenleri ararken bunuda düşünmelerini rica ederim.
Benim arıların yarısı güneyde yarısıda kuzeyde yanı kışın güneş almıyan yerde kışlıyor.bazı senelerde marta çıkan arılar arasında çok fark görüyörüm. -
26 Şubat 2008: 14:11 #9998
Arkadaşlar daha önce bu konuda yazı yazmıştım.Kayıplar duydukça nedenlerde degişiyor.Tamam şundan öldü derken bir başka şey çıkıyor.Şu ana kadar arısı ölenler ölülerden alıp bir tahlil yaptırdılarmı?.Son baharda Mustafa Kabaoğlu abimizin arılığındaydık ve devamlı perizin kullandığını bahsetti.Biz devamlı herkesi uyardık dedikki ne kullanırsan kullan ama aynı ilacı devamlı kullanmayın.Çünkü varroalar her şeye dayanaklı hale geliyor.Buradada birinin 120 arıdan 60 kovanı kalmış,bahsettigim kişi babasının arıcılığını yapan biri yaşı 59 artık arı ölümlerinde ölen arıların sahiplerinin yaşınada bakıyorum ben bu .Yalnız anaarı konusu bayağı önemli.Arılara ilgisizlik.kovanların geç daraltılmaları ölüm nedenlerinden biri.Çünkü erken daraltınmı arı yavru yapıyor.kovan Örtüsü bence çok önmli.Varroa mücadelesi bilinçli yapılacak yok bu bir işe yaramıyor diye inat edenler vardı organik asidlere.Bakıyorum bu inat edenlerin arıları ölüyor.Birde arı ölümlerinin büyük bölümü ben çok biliyorum diyenlerde.Bu konuya biri dediki çok biliyorum diyen kuş,tuzaga iki ayağından birden yakalanırmış.Yeni duydum bu atasözünü.Allaha şükür ben fazla bilmiyorum ve hala bir yenilik varsa onu öğrenip uyğulamaya çalışırım.Bu çok önemli.Yazıyı yazdıktan sonra aklıma geldi düzenlemek için yeniden döndüm.
Birde arı ırkı çok önemli.Kafkas yerinde çok mükemmel bir arıdır.Ama biim bu bölgede yaşamıyor.Ben arıları şileye götürdügümde kovanları sıkıştırmama rağmen tüm arılar yavruya yattı.Aylardan eylülün başıydı,bendeki kafkaslar iant etti yumurta atmamakta ve iki çıta kaldılar.O dönemde devamlı başka kovanlardan onlara kapalı yavru takviyesi yaptım.Hatta bu hafta Selahattin abiyede gösterdim saf kafkas arımın içinde başka renkte arılar vardı.Kafkas desteklenmesse bu bölgede bahara çıkamıyor.Ağıstosta yavruyu kesip kışı beklemeye başlıyor,benim arılarım aralık 25 de yavru uçuruyordu.Agıstosta yavruyu kesen arı aralığa kadar zaten söner bunuda dikkate alın derim.Aklıma ne kadar olumsuzluk varsa faydası olur diye sizlere aktarmaya çalışıyorum.
Ali Türk
-
27 Şubat 2008: 01:34 #10004
Arı ölümleri konusunda geçen haftadan beri araştırıyorum bu gün daha yoğunlaştırdım. Onbeş kadar kişiyle görüştüm bir o kadar kişiden dolaylı yoldan bilgi edindim. Genel olarak kayıplar saklanıyor hissine kapıldım. Ama yinede kayıplara yakın bilgiler edindim.
Üçüncü kişilerin doğrulamasıyla Kayıpların önceki yıllara göre çok olduğu, ölüm yüzdesini çok olduğu görülüyor.Arı kayıplarının nedenleri arasında en çok söylenen erken sonbaharda yavru kesimi veya bal hasadının sonunda az yumurtlayan ana arılar olduğu, şu anda bile çok sayıda anasız arı kolonisi olduğu söyleniyor
Ben de onu şuna bağlıyorum kuraklıktan dolayı açmayan çiçekler gelmeyen çiçek tozu gıda olmadığı için bakılamayan yavru yani yumurta eksikliği.
Geçen haftaki soğuklar çok zayıf olan arı kolonilerini temizledi.
Eğer uzun süreli soğuklar olmazsa ana ölümleri azalarak sürer ve biter yani kış kayıpları en alt düzeye iner.Sıcaklık 18 C di bu gün arılara baktım 3 adedi zayıftı birleştirdim.
Hava sıcaklığı 3 – 4 gündür iyi gittiği için çok sayıda 3 – 4 günlük yumurta var hava soğursa onları nasıl bakacağına şaşıyorum. Hatta birkaç kovanda 3 er çerçeve yumurta gördüm şaşırdım yavru alanı az ama yinede çok büyük salkım gerekiyor.Arıların ölümleri ve bu üreme durumları ile ilgili kafamda çıkış yolu bulmaya çalışıyorum
Birde arıcılarda bir şey seziyorum moralleri bozuk, davranış bozukluları var, sanki ağlama öncesi bir gülümseme var yüzlerinde, durgun duruşları var.İlerisini karanlık olarak görüyorlar.
Her şeyin güzelleşip ve önümüzdeki günlerin aydınlık olması dileğiyle..
Saygılar.
-
27 Şubat 2008: 01:56 #10005
Aşağıdaki haberi tesadüfen bir yerde okudum. Belki bir çoğunuz görmüştür ama görmeyen arkadaşlarla paylaşmak istedim.
Prof. Dr. Aykut Kence, arı genetiği konusunda ülkemizin sayılı uzmanlarından çok değerli bir bilim adamı. Anadolu arısı ile ilgili çok değerli araştırmaları var.
Aşağıdaki yazıda önemli olarak dikkate alınması gereken tesbitlerinden birisi, daha çok melez arıların öldüğü, yerel ekotiplerin iklim değişikliklerine uyum sağladığı. Aykut Hocanın bu konu ile ilgili başka makaleleri de vardı.
Konu ile ilgili temel tezi şu: Balarısı Anadoluda binlerce yıldır yaşıyor. Bu yıllar içinde defalarca büyük iklim değişiklikleri oldu ama anadolu arısı varlığını sürdürdü. Yeni iklim değişikliklerinde de anadolu arısı varlığını devam ettirecek, yeni duruma adapte olacak. Ama bölgeleri dışındaki melez arılar ve genetiği ile oynanmış arılar bu adaptasyonu gösteremeyecek ve yok olacak.
Yazıyı okumadan önce böyle bir kısa hatırlatmada bulunmak istedim. Önümüzdeki kötü günleri aşabilmek için arıcıların kendi yerel ekotipleri konusunda daha duyarlı olmaları gerekiyor.
Bal arılarının korunması için "acil çağrı"
Çağrıda, üretilen besinlerin üçte birinin bal arısının tozlaştırmasına bağlı olduğu belirtilerek, "’Bal arısının değişen çevre ve iklim koşullarına ve yeni patojenlere direnç geliştirecek şekilde adaptasyonunu desteklemek ve yeni bal arısı yetiştirme stratejilerini kullanmak gerekmektedir" denildi.EurBee Arı Yetiştiriciliği ve Genetiği Grubunun 2-4 Şubat 2008 tarihleri arasında ODTÜ’de gerçekleştirdiği 4’üncü yıllık toplantısına Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, İtalya, Norveç, Polonya, Porto Riko, Romanya, Slovenya, Yunanistan’dan arı yetiştiriciliği ve genetiği konusunda uzmanlar; Türkiye’den de ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Meral Kence, Prof. Dr. Aykut Kence, Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Çakmak katıldı.
Toplantının sonucunda yapılan ortak çağrıda "dünya çapında şu andaki ve beklenen bal arısı kayıplarını göz önünde bulundurunca, bal arısı çeşitliliğini korumak için ortak bir çağrı yapma ihtiyacının duyulduğu" kaydedildi.
ODTÜ’de 3 gün süren ve 15 ülkenin katıldığı oturumlar sonucunda, bal arılarında koloni çöküşünden toplum çöküşüne kadar uzanan sorunun ciddiyetinin açıklıkla ortaya çıktığı belirtildi. Tüm dünyayı tehdit eden bal arısı ölümlerinin önüne geçilmesi için yapılan ortak çağrıda şu ifadelere yer verildi:
"Avrupa bal arısı toplumlarının büyük zenginliğini tehdit eden etkenler, yerel adaptasyon gösteren toplumlara dışarıdan kontrolsüz gen girişi, çevresel stres, yeni patojenler ve iklim değişikliğini içermektedir.
Bu tehditlere karşı önlem almak bal arısında en yüksek çeşitliliği koruyabilmek için çok önemlidir. Bunun sonucu olarak ve Rio Anlaşması’nın biyolojik çeşitlilikle ilgili kurallarını göz önünde bulundurarak, bal arısı alt türlerini ve ekotiplerini ilerideki ihtiyaçlar için koruyacak şekilde harekete geçmeliyiz.
Bunun göz ardı edilmesi, hem yaban hem de tarımsal bitki varlığının tozlaşması açısından yıkıcı etkileri olan bir bal arısı kaybına neden olacaktır. Bu çeşitlilik ve tarım veriminde ciddi bir düşüş demektir.
Ürettiğimiz besinin 3’te 1’i, bal arısının tozlaştırmasına bağlıdır. Bal arısı çeşitliliğini korumak için alınması gerekli önlemler, bal arısının değişen çevre ve iklim koşullarına ve yeni patojenlere direnç geliştirecek şekilde adaptasyonunu desteklemek ve yeni bal arısı yetiştirme stratejilerini kullanmaktır."
Arı yetiştiriciliği etkinliklerini dikkate almadan, arı ırklarının korunmasının mümkün olmadığının belirtildiği çağrıda, yerel arı ırklarıyla sürdürülebilir arı yetiştiriciliğini desteklemenin önemine yer verildi.
"Bal arılarının kaybıyla bazı yiyecekler kaybolacak"
Ortak çağrıyla bilgi veren ODTÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Kence, son yıllarda özellikle Amerika, Avrupa ve Türkiye başta olmak üzere ciddi anlamda bal arısı ölümleri yaşandığını belirterek, bahar aylarında bu kayıpların daha da artmasının beklendiğini kaydetti.
Kence, bal arısı ölümlerinin çeşitli virüsler, Varroa adlı bir parazit türü, böcek öldürücülerin kontrolsüz kullanımı ve küresel ısınma gibi nedenlerle gerçekleştiği ile ilgili çeşitli bulguların bulunduğunu dile getirdi.
Aykut Kence, Türkiye’deki bal arılarının kaybı ile ilgili yaptıkları bir çalışmada, yerli arıların ölmediğini, daha çok melez arıların bölgeye adapte olamamaları nedeniyle öldüklerini tespit ettiklerini anlattı.
Kence, şunları söyledi:
"Çağrıda da belirtildiği gibi ürettiğimiz besinin 3’te 1’i, bal arısının tozlaştırmasına bağlı olarak yetişiyor. Yiyeceklerimizin üçte birinin azalması, ekonomide ve insanların beslenmesinde önemli bir açığın doğmasına neden olacaktır.
Örnek vermek gerekirse, ayçiçeği, badem, pamuk, portakal, elma, armut gibi ürünler bal arılarının tozlaştırmasına bağlı olarak yetişirler. Dolayısıyla bal arılarının kaybı bu yiyeceklerin yok olması anlamına geliyor.
Bu konuda başta siyasetçiler olmak üzere herkesin duyarlı olması gerekiyor. Özellikle çiftçilerin böcek ilaçlarını kontrolsüz kullanmamaları gerekiyor. Siyasi otoriteler de bu konuda yapılan çalışmaları desteklemeli."
Toplantıya katılan uzmanlarla AB Çerçeve Programları tarafından finanse edilecek bir projenin ayrıntılarını da görüştüklerini ifade eden Kence, toplantının ardından bal arısı ölümlerinin araştırılması ve alınacak önlemler konusunda işbirliği yaptıklarını da kaydetti.
-
27 Şubat 2008: 04:34 #10007
Aykut Kence, Türkiye’deki bal arılarının kaybı ile ilgili yaptıkları bir çalışmada, yerli arıların ölmediğini, daha çok melez arıların bölgeye adapte olamamaları nedeniyle öldüklerini tespit ettiklerini anlattı.
Keşke bu işlerle uğraşan bilim adamlarının tümü sayın prof. dr. Aykut Kence gibi çıkar kaygısı gözetmeksizin vatanı için doğruları söylese.Ana arı satıp para kazanmak için soğuk bölgeye adepte olmuş arıyı yurdun her tarafına dağıtmak için yapılan reklamlara kanmayalım.Hep olumlu yönleri anlatılıyor zannedersiniz ki hiç olumsuz yönü yok.
Bir gölgeden farklı bir bölgeye getirilen bir ırkın o bölgeye uyum sağlaması için 8 veya 10 yıl gibi bir sürenin gerektiğini unutmayalım.
Türkiye’mizde taşlar yerine oturana kadar eğer bu işi yapacaksak her arıcı kendi ana arısını o bölgenin arılarından üretmelidir diye düşünüyorum.
Saygılarımla
-
29 Şubat 2008: 00:32 #10021
CÜMLETEN HAYIRLI AKŞAMLAR, İki aylık
birayrılıktan sonra yine sizlere döndüm.(sağlık sorunlarım vardı).Arı ölümleri hakında iki satır da ben yazayım. İlk bahardaki her ölümler kovanda olan bir hastalık değildir.Kovanda her hangi bir hastalık görülmeye bilir ama unutmayalım ki ilk baharda bağ-bahçesi olan çifçi abilerimiz, onlar da ürün alma peşindeler, bu sebepten dolayı bahçelerine İLAÇLAMA YAPMAKTALAR.ARILARIN GİDECEĞİ MERA O BAHÇENİN DİĞER TARAFINDAYSA ARILARIMIZ MECBUR OBAHÇENİN ÜZERİNDEN GEÇECEKLER,VEBURASI ÇOK ÖNEMLİ.BAHÇEYE SERPİLEN İLACIN KOKUSU HAFİFTE OLSA KOVANIN KOKUSUNDAN FARKLI OLDUĞU İÇİN ARILAR BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜYORLAR.(KOVANA DÖNDÜKLERİNDE).BÖYLE BİR DURUMLA
KARŞILAŞANLARDA OLUR. -
29 Mayıs 2008: 12:38 #10375
evet malesef bu sene ülke genelinde baya arı ölümleri oldu bir çok neden söylediler yok kureselısın ma yok hastalık bence ölümlerin yarısından fazlasının sebebi arıcıların yanlış zamanda yanlış uygulamalar yapmalarıdır hayvanların dili olsada kimbilir ne konuşacaklar çevremde o kadar arıcı var kimse bilisel işi yapmıyor sonrada bir sürü ari ölümü
-
30 Haziran 2008: 15:49 #10487
Arı ölümlerinin en büyük etkisinin elektromanyetik dalgalar olduğunu düşünüyorum,
Bence arı ölümlerinin olduğu yerler arıdan öte konular üzerinde de araştırılmalı diyeceğim de var mı acaba öyle teknik bizde.
-
14 Temmuz 2008: 12:18 #10522
07-13-2008 saat 21:00 da Bir belgesel kanalı dünya genelindeki arı ölümleri konusunu işledi denk gelenler izlemiştir.
Genel olarak koloni çöküş hastalığı olarak anıldı.Söz konusu kolinelerden alınan örneklerde arıların viral be akar yönünden birden fazla rahatsızlığa sahip olduğu respit edildi buda insanlardaki HİV virüsü gibi bağışıklık sistemini zayıflatan yeni bir virüs olarak tanımlandı.
Çıkış noktası tam olarak bulunamadı.Avusturyadan Amerikaya gönderilen arılarda tespit edildi.Ülkeler sahiplenme taraftarı değil.Yoğun olarak araştırılıyor.
Bir çok bölgede(ülkelerde) zirai ilaçlar polen ve bal içinde yüksek oranlarda bulundu.Bazı kesimlerde arı varlığı tamamen silindi.Mevcut sistem dışarıdan getirilen kolonilerin yaşamasına izin vermiyor.Çinde meyve ağaçlarını insanların el ile nasıl dölllemeye başladıkları gibi konular işlendi.
Benim dikkatimi arı beslemesindede tek tip şeker şerbeti yerine bunu çeşitlendirmenin iyi bir mücadele yolu olabileceği tespiti çekti. -
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi