Home › Forumlar › TÜKETİCİ KÖŞESİ › Tüketici Şikayetleri › GERÇEK BAL
Bu konu 13 yanıt ve 14 izleyen içeriyor ve en son denizakvaryumu tarafından 17 yıl 7 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
23 Temmuz 2007: 20:33 #6904
ARIYA NEDEN ŞEKER VERİLİR?
İç anadoluda arı kolonileri 1. cemrenin havaya düştüğü günlerde (20 Şubat) uyanır.
Yiyecek konrolü yapılır.
Açlık sınırındakilere ballı çıta verilir.
Kolonilerin tamamına kek verilmesi kolonilerin hızlı gelişimi için gereklidir.
Erik ağaçları çiçek açtığında (Nisanın son haftası) kek’e ek olarak şeker şurubu verilir.
Şurup verme işlemi günlük veya gün aşırı yapılır.
Verilecek şurup miktarı koloni mevcuduna göre 50-100 ml kadardır.
Bir ay kadar şurup verilerek kolonilere yiyeceğin bollaştığı, yavrununda artırılması gerektiği izlenimi verdirilir.Ana arı iyi beslenir bol yumurta atar…
Böylece bal akımından önce koloni mevcudunun ideal miktar olan 80.000’e ulaşması sağlanmaya çalışılır.
Bu dönemde koloni başına en fazla 3-5 kg şeker kullanılır, bu şeker (hiç alınmayan kenardaki iki simsiyah çıta dışında) depolanmaz; 10.000 mevcutluk arıyı 80.000′ e çıkarmak için yavrulara harcanır.
Bu dönem dışında bal satan dürüst üretici arısana şeker vermez.Bu arıların 20-30 günde (sabit arıcılık yapanlar için) araziden getireceği bal hiç şüphesiz gerçek baldır… -
24 Temmuz 2007: 12:00 #8034
işte bizim vatandaşimiz bu olayi duyuyor bahar serbetlemesini diyorki bal sahta bal arti bide bal kristalize olunca diyoki bal sahte ne yapicaksak bu durumda
-
24 Temmuz 2007: 13:26 #8039
DOĞRU SÖYLÜYORSUN APO KARDEŞ AMA
OLAYI BİRAZ İZAH EDİNCE İKNA OLUYORLAR -
29 Temmuz 2007: 19:18 #8107
değerli arıcı kardeşlerim öncelikle tüketici kardeşlerimizi bilinçlendirmeliyiz size şunu söyleyeyim ülkemizde üretilen balların içinde çam ve kestane balı haricinde ki balların kıristalize olmaması mümkün değil her halde çokta iyi bilmiyorum bunlar haricinde belki kristalize olmayan bal varmı belki vardır gelelim şurup konusuna bal akımına başlamasına bir hafta kalana kadar şurup verilmesinde sakınca yoktur bence çünkü dürüstlük şartıyla günde verilen bir bardak şurubun depolanma olasılığı kesinlikle olamaz çünkü hem yavru besliyecek hem mum kabartacak yetmeyebilir bile eğer arı dışardan ufak tefek bal bulamazsa açlıktan ölebilir bile geçen yılhaziran ayının beşiydi arılara şurup vermeye gidiyordum müşterilerimden biri gördü senin balın alınmaz şeker veriyon dedi bende kendıne bir hafta sonra buraya gelirsen sana herşeyi ap açık izah ederim dedim ve bir hafta sonra otuzar çıtayı çıkarmak şartıyla birkaç kovanı gösterdim hani bal nerede verilen şurup nerede arı günlük getirisiyle bile zor idare eder durumda hava yağışlı gıderse yine beslemem gerekeceğini kendisine maskeyi giydirerek izah ettim kaybeden ben oldum çünkü şimdi oda arıcı oldu
-
30 Temmuz 2007: 02:04 #8109
Herkese merhabalar
arkadaslar sekerlı balla sekersız balı ayırd edebılmenın ufacık ıpucuSEKERLI BAL KRISTALLESMEYE (DONMAYA)USTDEN BASLAR.
SAF (SEKERSIZ) BAL KRISTALLESMEYE KABIN ALTINDAN BASLAR.SEKERLI BAL KRISTALLESINCE PUTURLU (SEKER TANECIKLERINI ANDIRIR)
SAF BAL TEREYAGI GIBI PURUZSUZ OLUR.SEKERLI BAL GEC KRISTALLESIR
SAF BAL SEKERLIYE ORANLA DAHA ERKEN KRISTALLESIR.ONEMLI NOT:Sayet bal olgunlasmadan erken sagım yapıldıysa krıstallestıgınde aynı sekerlı bal gıbı puturlu olur.
Kestane balı soguk ortamda cok gec krıstallesır.
Sadece ıpucu olarak hatırlatma amacıyla yazdım.saygılar
-
29 Ocak 2008: 18:00 #9842
hüseyin turanın ne güzel bir şarkısı var…incinsende özünü sözümü diciyem diye başlıyor ..neyse..arıcıların kanayan yarasıdır şerbet vermek..sanki yasak bir iş yapıyormuş gibi şerbet verirken kimse görmesin diye gece vakti veriyom şerbeti.bizim türk halkı çok cahil adama saatlerce anlatırsın he der sonra sorar arıyta neden şeker veriyonuz..sabır ya mevlam .ula alacağın bi kilo bal allah belanı versin ağzı burnundan getiriler insanı alma bal mal zaten artık ben perakende bal satışını yapmıyom..veriyom fabrikaya fabrikada benden kilosunu 5 ytlye aldığı balı bizim çok akıllı türk halkına 20 ytl ye satıyor ben o vatandaşa 10 ytl ye satamıyom…sonuç olarak cem yılmaz ne demiş EĞİTİM ŞART ..herkese bol sabırlar.yalovadan sevgileele..
-
29 Ocak 2008: 18:35 #9843
Selam Yalovalı arı vede arıcı dostu,
SABIR Sabreden daima kazanır Allahımızın emridir sabır.
Allahütalaa herkese sabır ihsan eylesin. -
30 Ocak 2008: 00:08 #9845
Öncelikle bizler bazı konuları bırakacağız.
Balın gerçek mi, şekerli mi olduğunu anlamak için ipuçları diye anlatmaya çalıştığımız hiç bir şeyin bilimsel açıklaması yok.
Gelişmiş teknolojilerle donatılmış laboratuvarlar haricinde verilecek her türlü ipucu sonucunda başka sıkıntılarla karşılaşıyoruz.
Bu ipuçlarını veren insanların maalesef bir çoğu iyi düzeyde arıcılar.
Televizyonlara çıkıp kaşığa bal koyup ısıtanlarda, kağıda bal döküp yakanlarda ve şuradan başlarsa buradan başlarsa diyenlerde hep iyi düzeyde arıcılar…
Zaten tedirgin olan tüketiciye yönelik bilimsel olmayan bir sürü ipucunu veren yine arıcılar ve oturup sonra şikayet eden yine arıcılar.
Ancak şekerli balı üretenlerde yine arıcılar bunu da unutmayalım.
Teşvik beslemesini bu yüzden tüketiciye anlatmak çok zor.
Karşımızda bir bedel vererek bal almak isteyen tüketiciye de hak verin ki haydi buyurun bakalım size bir soru…
Arıcılık ile uğraşmıyorsunuz artık ve bal almak zorundasınız. Nereden veya kimden bal alırdınız?
Çok zor değil mi?
-
30 Ocak 2008: 01:06 #9846
Arkadaşlar:
Şu bal sahtedir, bu bal gerçektir demek biraz zor bir iş.
Sahte bal üretmek kendisini sorgulayabilen kişilerin yapacağı bir iş değildir.
Arıcılarımızı rahatlatmak için aklıma şöyle bir şey geldi, arıcı birliklerinin bu konuda çalışarak bölgesine göre; bal arıları erken bahar ve geç bahar besleme zamanını,
balözü akım zamanını buna uygun olarak yaklaşık son besleme zamanını gösteren bir broşür bastırıp güven kaynağı olarak arıcılara dağıtsa nasıl olur.Aslında balın kristallenmesi, kristalin iri veya krema gibi olması, geç veya erken donması, hiç donmaması, renginin açık veya koyu olması, tadının çok güzel,buruk veya acı olması, akışkan veya koyu olması, sayamadığımız bazı nedenlerle ilgili bir çok olayın gerçekte hava durumu ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Balı birazda meteorolojik bağlantılı bir ürün olarak düşünebiliriz.
Her yıl aynı zamanda yağmur yağmıyor aynı çiçek açmıyor, dolayısıyla çiçek, nem, ve ısı aynı zamanda aynı oranda olmadığından aynı yerde aynı bal olmuyor.
Gerçek bal; arı zararlılarına insan sağlığına kötü etkisi olmayan ilaçla ve uygun zamanda ilaçlama yapılmış, gerektiği zamanda uygun oranda beslenmiş, arıcı tarafından hijyen kurallarına uyulmuş, hiçbir ısıl işlem görmemiş güvenilir kişiden alınmış baldır
.
Bütün arıcılara BAL GİBİ BAL üretmeleri dileğiyle.Saygılar.
-
30 Ocak 2008: 05:37 #9847
Selam arkadaşlar;
Bundan birkaç yıl önce kırsal kesimi kalkındırma projesi adı altında Edirne’de birkaç bin arılı sandık ve bir o kadarda temel petek dağıtıldı.Bu projenin nasıl sonuçlandığı hepimizin tahmin ettiği gibi.
Bu dağıtılan malzemenin acaba şu an ne kadarı üretimde? Bu parayla zaten zorda olan arıcılığı ayakta tutmak için bal borsası kurulamazmıydı?
Ayçiçeği zamanı buralara bir çok arıcı gelir. Ama öyle bir gelir ki;yarım kamyon arı yarım kamyonda şeker evet evet yanlış duymadınız.Sandıkların hepsi tek kat.Varın siz tahmin edin hangi bitkinin balını aldığını.Bu arada doğru çalışan arıcılara sözümüz olmadığını belirtelim.Soruyoruz;yahu amca niye böyle yapıyorsun?Anlamıyor oda soruyor hayırdır evlat ne yapıyorum?Yahu amca haram değilmi bu nasıl bal?Evlat diyor ben buraya para kazanmaya geldim elalemi zengin etmeye gelmedim.Kolay gelsin deyip ayrılıyoruz.
Amcayla konuştuğumuz yıl 2006 yılının temmuzu balın bir tenekesinin fiatı 60ytl.Şimdi şöyle bir düşünelim bu adam bu balı toptan o çok tanınmış firmalara veriyor.Hani müşteriye güven veren balı benden al(arıcıdan alma)diyen firmalara.
Bir araştırın bakalım benim balım iyi diyen o firmalar kaç arıcının balını bu bal bozuk diye iade etmiş?Ne mutlu bize herkes doğru çalışıyor.Arılar görülmeden taşıma belgeleri veriliyor.Arıcıların gittikleri yerlerde ne şartlarda üretim yaptıkları kontrol edilmiyor.Bunun ucu da doğru çalışana dokunuyor.Biz arıcıların bu sistemdeki yeri çok affedersiniz ama galiba ırgatlık.Senin balın hakiki olmuş ne fayda para etmedikten sonra.Çözümü başka yerlerde aramamız ve uykudan uyanmamız gerektiğini düşünüyorum.
Saygılarımla
-
30 Ocak 2008: 17:53 #9848
Halilin sorduğu sorunun cevabı Türk arıcılığı açısından bakınca hakikaten can sıkıcı. Ben arıcılığı bırakmak zorunda kalsam, ihtiyacım olan balı kimden alırım?
Önce internet ortamında tanıştığımız sonra gerçek dünyada da arkadaş olduğumuz arı dostları dışındakilerden bal almaya hiç de cesaret edemezdim.
Kene ilacı kalıntısı var mı, antibiyotik karışmış olabilir mi? Hangi şartlarda süzüldü ve kavanoza girdi? Bu sorular kafamda uçuşur dururdu.
İnanır mısınız, acaba nektar zamanı besleme yapıldı mı sorusu en son aklıma gelirdi.
Şekerli beyin söylediği konu da arıcılığın yıllardan beri çözülemeyen yaralarından.
Birileri binlerce arı dağıtır, bir kaç sene sonra birileri de ölen kolonilerin boşta kalan kovanlarını cüzi paralarla geri toplar.
Keşke dağıtılan binlerce kovan o bölgenin arıcısından satın alınıp da dağıtılmış olsa.
Hiç değilse bu da kendi bölge arıcılığına bir katkı olur.
Ama Türkiye’nin neresinde dağıtılırsa dağıtılsın genelde satın alınan arılar belli merkezlerde bu tür projelere satmak için üretilen arılar.
Zaten kısa zamanda ölmelerinin sebebi de bölgeye uyum sağlama imkanı olmayan ırklardan olması.
-
30 Ocak 2008: 20:46 #9849
Eğer Arı işine hiç bulaşmamış olsaydım(yada benim için 2 sene öncesi),
Halil bey’in “bal üretmiyor olsaydınız balı nereden alırsınız” sorusuna cevabım “büyük marketlerden” olurdu.Bazen pazarlarda kenar kısımlarda bal satanları görüyorum. Şimdiye kadar hiç onlardan bal almadım. (Bu güvenle ilgili değil) İşin doğrusu sebzeyi bile artık pazardan almıyoruz.
Markette sıcak bir ortamda yavaş yavaş o ürüne bak, bu ürüne bak! Karışan kimse yok.Alışveriş tarzımız bu şekilde bir değişikliğe uğramış.Bazen babam arkadaşlarından aldığı balı getirirdi. Onlarda zamanla kristalize olurdu. Ben kristalize balı sevmem, kaşığa alınca aksın isterim. Market balları kolay kolay kristalize olmaz. Hele çam balı alırsanız uzun süre akışkan kalır. Şu zamana kadar bal üretiminde ilaç kalıntısı olabileceğini düşünmemiştim.Ve bal alırken buna dikkat etmezdim.(hoş dikkat etsen ne olur analiz mi yapacaksın?)
Arının şekerle beslenerek bal yapmasına gelince: Etik olmasa da benim bal satın almamda çok fazla etkili olmaz. Nede olsa arının midesinden geçmiş derim. Yeter ki depolarda üretilen sahte bal olmasın. Bu sorunu da kafamda “marka”yla çözmüşüm. Markalı bir ürün sahte bal olmasa gerek diye düşünürüm.
Marketteki balların üzeri markalıdır, bunların içindende reklamlarda adını duyduklarımızı sıklıkla tercih ederim. (Marka ve reklam tüketici için çok önemli)Peki şu an bala ihtiyacım olsa? (Bal üretiminin gerçek yüzünü görmüş biri olarak)
Eğer bu talep bir hastalığın tedavisine yönelikse; bu balı bir aktardan almayı tercih ederim yada internetten kendisine ulaştığım bir arıcıdan talep ederim.
Kahvaltı için isteniyorsa ? Yine gider marketten alırım. Çünkü bu benim için çok kolay bir yol, alıştığım ve bildiğim bir yol. “ Markete git ve al”.Her şeyin kolayına kaçmak o kadar içimize işlemiş ki! Zehir verseler umurumuzda değil! Yeter ki kolay yoldan olsun, Ha; birde mümkünse olmuşken markalı zehir olsun!
-
30 Ocak 2008: 22:10 #9850
Merhaba Değerli Arkadaşlarım
Bal konusunda yazılanlara tamamıyle katılıyorum hepimizin ortak noktası sorunlarımız belli
Peki Çözümleri?
Artık gelişen türkiyede kurulan arı üretici birlikleri gerekli yapılanmaları sağladılar düşüncesindeyim.Bundan sonra bizler sizler onlar yani herkes bu birlikleri göreve davet etmeliler hatta ürettikleri çözümleri bu birliklere sunup yönledirmeliler
Gelelim arı üretici birliklerine Ne iş yaparlar bu birlikler?
Yahu kardeşim ben uğraşıp emek verip binbir zahmetle ürettiğim balı pazarlama aşamasında neden birde müşterilerime sahtemi gerçekmi diye izah etmek zorunda kalayım
Sen görevlerinin arasına al benim bu üretim takvimimi denetle beni ve dışarıda arı görmeden üretilen balıda denetle il ve ilçe tarım müdürlükleriyle koordineli çalış müsade etme haksız rekabete ver bana birtane üretici kodu mevsim sonunda tahlil raporumuda ver ve benim arkamda ol bana referans ol satayım ürettiğim balı
Ama bir şartla benimde ürettiğim balın bende kefili olayım üyen olarakYoksa sadece benden yıllık aidat alarak formaliteyi yerine getirecek kadar bir kuruluş olarak kalma
Bende işimi yapayım
Kısaca herkes işini ve görevini yapsınUnutmayalım sevgili arkadaşlarım sorunumuz bireysel değil
Bireysel çözümler bulamayız
Sorunumuz toplum ve sağlık sorunu Bunuda ancak kurum ve kuruluşlarla Çözeceğimize inanıyorum
Saygılarımla -
11 Ekim 2008: 17:55 #10860
Piyasada şu an 3 kg 10-15 YTL den petek bal satılmakta.
Bu balın şurup-kek ten yapıldığı açık.Bu ürünü arılar yaptığı için yine de iyi sayılır.
Mısır nişastası ve bal esansından yapılan balda ise hiç arı emeği yok ve bu ürünün de alıcısı çok özellikle kahvaltılık küçük bal paketi yapanlar.
Piyasada bu tür malların alıcısı var, alıcısı olduktan sonra arzı da olacaktır.
Marketlere gidin kangalı 1 ya da 2 YTL ye sucuk satıldığını göreceksiniz.
Sucukçular bastırdı bunun adı sucuk yerine –sucuk benzeri ürün- oldu.Üstünde yazıyor .
Bal üreticileri de baskıyla bu tür gerçek olmayan ballar için bal benzeri ürün adının konulması için çalışma yapmalılar.
-
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi