Home › Forumlar › ARICILIK › Genel Arıcılık › amerikan yavru çürüklüğü
Bu konu 24 yanıt ve 12 izleyen içeriyor ve en son uzmanveteriner tarafından 18 yıl 12 ay önce tarihinde güncellendi.
-
YazarYazılar
-
1 Haziran 2007: 16:09 #6879
selam
Kovanlarımın birinde amerikan yavru çürüklüğü hastalığına benzeyen bulgulara rastladım tanıma uyuyor.Gözlerde nadiren delikler var ve kibrit çöpüyle çektiğimde iplik gibi uzuyor. Hastalıklı kovanı arılardan uzak bir yere götürdüm ve bugün arıların üzerine pudra şekeri ve teramisini karıştırarak serptim kovanın tüm çerçevelrini değiştim başka bir kovana aktardım ve teramisin katkılı şurup verdim.Bunlar ilçe tarım müdürlüğündeki veteriner hekimin söyledikleriydi sonucunun ne olacağı hakkında bir bilgim yok .Bu yaptığım işlemler doğrumudur ilave olarak ne yapmalıyım. Kovanın arılarınıda imhamı etmeliyim. Saygılar…(29/05/07 tarihinde yazdım fakat cevap alamadım hiç kimse bu hastalık hakkında bilgiye sahip değil mi acaba?)Düzenleyen: erhan, :: 01/06/2007 09:10
-
2 Haziran 2007: 03:42 #7095
Sayın Arkadaşım çok kötü bir hastalığa arılarını yakalatmışsın iyice emin olman için araştırma yap
Amerikan yavru çürüklüğünün erken dönemde kurtuluşu vardır onun için elini çabuk tut
Hatırımda kaldığı kadar 1440 gr nişastasız pudra şekerine 20 gr lık neo terramicin karışımı kovanın içine serpilirdi
Bildiğim kadarı ile terramicin tedavi edici değil koruyucudur birde terramicin üretimi yapılmıyordu eski tarihli veya korsan olmasın onun yerine başka iki ilaç çıkardılar onlarda üretimden kalktı
Kullanılan başka ilaçlar var ama birde beşeri ilaçlar var ilaç adı yazmak biraz sakıncalı oluyor.
Şimdi senin ilk yapacağın arılar dışında çerçeve kovanı yakıp gömmek bütün arıcılık malzemelerini ateşle yanıcı olanları kimyasallarla dezenfekte etmek.
Bir süre o kovana baktığın aletlerle sağlam kovanlara bakma çünkü mikrobu yıllarca yaşar
Yavru çürüklüğünün belirtilerini tam olarak yazmamışsın
Allah kurtarsın site sağlık haberini bekler.
Saygılar. -
2 Haziran 2007: 17:57 #7097
selam murat abi
İnşallah kurtarabilirim.ilacı veteriner yazdı bende gittim aldım üretiminin durduğu konusundada bi bilgim yoktu.Gittiğim ilk eczanede vardı aldım.Belirtileri ise önceden yazdığım gibi nadir olarak gözlerde delikler var ve bu deliklere çöp sokup çıkarttığımda iplik gibi uzuyor koyu kahverengi ve yaklaştırıp kokladığımda koku hissediliyor.Delik olmayan gözlerde rastlamadım.Nasıl bulaşmıştır peki.Ama ilk baharda kovanlarımın en güçlüsü bu idi bi iki aydır gelişmesinde sorun oldu eklediğim ham mumları işlemediler şüphelendim üç dört gün önce gözlerde inceleme yaptım amerikan yavru çürüklüğü belirtileri vardı hemen tarım ilçe müdürlüğüne gittim.Bana önerilen o ilaçtı. Dediğiniz gibi arılar hariç, çerçeveleri ve kovanı imha ettim kullandığım aletleride gidince dezenfekte edicem.Kovan şimdi uzakta zaten bakarken de alet kullanmıyorum sadece maske giyiniyorum.ana arısını değişmemde bi yaara varmıdır acaba? Yarın diğer kovanlarıda kontrol edicem inşallah onlarada bulaşmamıştır.
yardımınız için teşekkürler Sağlıcakla kalın.. (Kusura bakmayın biraz karışık bi yazı oldu ) -
3 Haziran 2007: 03:04 #7101
Erhan Kardeşim ne yazıkki piyongo size vurmuş . Kurak yıllarda yaz sonunda daha çok olur.
Sık sık kovana bakılınca daha erken önlem alınabiliyor Eski arıcıların dediği gibi her zaman a Saygılar.
rı karıştırılmaz tezinin ne kadar hatalı olduğu ortaya çıkıyor
Diğer arılarını da korumak amacıyla ilaç yapmalısın çok dikkat yağma yaptırmamaya çalış
Demet Hanım kaynak gösterip çok güzel yazmış ellerine sağlık o da olmasa kimsenin araştırma yapmaya niyeti yok ne kadar hastalık derecesinde arı sevgisi var
Sakıncası yoksa telefon numaranı yazarmısın.
Saygılar. -
3 Haziran 2007: 03:28 #7099
Arkadaşlar,
Hastalıklara karşı koruyucu antibiyotik uygulaması Türk arıcılığının en büyük handikaplarından birisi
Hastalık sporlarına karşı bu antibiyotiğin hiçbir etkisi yok, üstelik arı da hastalık yokken verilen antibiyotik, hastalık ortaya çıktığında, direnç oluşturmuş oluyor.
Hastalık sporları çok uzun yıllar olumsuz koşullarda bile varlıklarını sürdürüp, uygun ortam bulduklarında hastalık yapıcı bakteriler haline dönüşüyor.
Samsunda balında antibiyotik çıkan ve cezaya çarptırılan arıcı ile ilgili, Mitat Kurt beyin yazdığı yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
Malesef arıcılar açısından çok ciddi bir sıkıntılı durum oluştu.
Antibiyotik kullanmak tedavi amacıyla bile yasaklandı. Ama bunun yerine ne yapılacağı konusunda net bir yol haritası çizilerek, arıcıların eline verilmedi.
Bu hastalıklar ihbarı zorunlu olan hastalıklar ama devletin ilgili birimlerine ihbar edilince ne oluyor onu da bilmiyorum.
Hastalıktan muzdarip arıcı arkadaşımız veterinere gitmiş, o da ilaç yazmış. Birçok veteriner arkadaşımız da bu hastalıkla ilgili en son mücadele şekillerini malesef bilmiyor.
Uludağ Arıcılık Dergisinde antibiyotik kullanmadan Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığının tedavi edilebildiği ile ilgili bir makale vardı ama o da ingilizce.
Benim arılarımda şimdiye kadar hiç görmedim o yüzden ayrıntılı pratik bilgim yok.
Fakat antibiyotiklerin yasaklanmasıyla birlikte olması gerekenlerin ne olduğu konusunda iyice bir araştırma yapmaya ihtiyaç var.
-
5 Haziran 2007: 19:48 #7158
merhaba arkadaşlar. bende bir kovanımda erhan kardeşimizin anlattığı bulgulara rastladım. petek gözlerinde ölü larvalar var kokuda var. hasta larvalar petek gözlerinin yan cıdarına yapışık duruyor. bazılarının çürük olduğu ilk bakışta belli oluyor. bazıları kahverengi renkte . arılarda isteksiz çalışıyor. neredeyse kovanda giriş çıkış yok gibi. ana yumurtlamaya devam ediyor. erhan kardeşim senin arıların son durumu ne acaba. bende kovanı komple imhamı edeyim. sadece petekleri yok etsek arıları başka kovana aktarsak. hasta kovanı pürmüzlesek yeterli olmazmı. ilk kez karşılaşıyorum böyle bir durumla. demet hanım bir yazısında kovanın komple yakılmasından bahsetti. durum bu kadar vahimmi gerçekten.
-
5 Haziran 2007: 20:04 #7159
Eğer kolonideki bulaşıklık durumu çok fazla ise bu kovandaki arıları kurtarmaya uğraşmıyorlar genelde.
Arıları öldürdükten sonra çerçeveleri ile yakıyor ve usulüne uygun gömüyorlar.
Kovanın kendisini ve ekipmanları ise yakmıyorlar tabiki ,uygun şekilde dezenfekte ediyorlar.Kalan sağları ise sıkı bir denetime alıyorlar.
Bilen bir kişinin bu koloniyi görmesi ve durumu hakkında size bilgi vermesi gerek.
Lafla peynir gemisi yürümüyor demişler ya
Allah yardımcınız olsun. -
6 Haziran 2007: 00:54 #7164
arkadaşlar yavru çürüğü antibiyotiksiz geçmez.ancak forumun başında antibiyotikle ilgili bilgilendirici bir yazı var.ilaçları kullanırken bunlara dikkat etmek lazım.yavru çürüğünün sebebini araştırmak lazım eğer arılıkta yanlızca bir kovanda varsa bence diğerlerine zararı olmaması için o kovanı imha et.yanlış bilmiyorsam amerikan yavru çürüğü bildirilmesi zorunlu hastalıklardan. karantina gerektirmesi lazım.seninki adi yavru çürüğpüdür kanımca.bulunduğun ildeki birliğin danışman veterinerine acil olarak başvur. sana en doğruyu o söyler.bu hastalık eğer kesin amerikan yavru çürüğü ise ihmale gelmez.etrafındaki arıcılara da zararın olur….. GEÇMİŞ OLSUN ACİL ŞİFALAR İNŞALLAH -
6 Haziran 2007: 06:44 #7172
Erhan kardeşim
Amerikan yavru çürüğü arıların aç kalmasından yumurtaların üşümesinden olur
hastalık arıcı için bir yıkımdır
yapacağın iş kovandaki hastalıklı çerçeveelri çıkaracaksın antibiyotik kullanarak bu hastalığı önlemeye çalışmalısın
ana arı ve diğer arılar kovandan çıkarıp başka kovana koymalısın.anayıda hemen değiştirmelisin
bu kovanları boşunuda da pürmüzleme yapılarak alkolle sil
bu kovandan çıkarılan boş çerceveler hemen imha edilmelidir
arıların üşümesine mani ol
insallah kurtarırısın -
6 Haziran 2007: 14:43 #7174
Artık bilgileri yenilemenin zamanı geldi.
2 sene önceye kadar yazılan makalelerde, arıcılık kitaplarında AYÇ’nün antibiyotikle tedavi edilebileceği söyleniyordu.
Türkiye’de antibiyotikle tedavi etmeyi bir kenara bırakalım, antibiyotikle hastalıklardan korunma mantığı var.
Sevgili arkadaşlarım internetten biraz AYÇ ile ilgili araştırma yaparsak ve bu hastalığın sporlarının yayılma şekillerini incelersek, Spor nedir, Bakteri nedir bunlar hakkında asgari bilgiye sahip olursak, olaya yaklaşımımızın değişeceğine inanıyorum.
1 yıl önceye kadar, eğer AYÇ tanısı kesinleşmişse, tedavi amacıyla antibiyotik uygulamasına izin veriliyordu.
Fakat AB ülkeleri dahil bir çok ülkede tedavi amacıyla dahi antibiyotik kullanımı yasaklandı.
Ama Türkiye’de hala koruyucu amaçla antibiyotik öneriliyor.
AYÇ sporlarına karşı antibiyotiğin hiçbir etkisinin olmadığı, gereksiz yere arılara verilen antibiyotiğin işçi arıların bağışıklık sistemini bozarak ömürlerini azalttığı, arıcılar arasında çok kullanılan apivesinin ana arı yumurtlamasına hiçbir katkısının olmadığı, bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler.
AYÇ sonuçta mikrobik bir hastalık. Yavruları üşütme sonucu oluşan çürüklükle bu hastalığı karıştırıp, gereksiz yere antibiyotik kullanmayın.
Sitenin başında Samsun’da yaşanan olayı bir kere daha iyi okuyup, insan sağlığını tehlikeye atmayın.
AYÇ ihbarı zorunlu hastalıklardan, bu hastalıktan şüphelendiğiniz an Tarım İl ya da İlçe örgütlerini muhakkak haberdar edin.
Devletin yetkililerinin bu işe çözüm bulması gerekiyor bu hakkınızı kullanın.
Kesin teşhisi konulmamış hiçbir hastalıkta tahmin üzerine ilaç kullanmayın.
-
6 Haziran 2007: 15:20 #7176
sayın erhan bey
murat bey amerikan yavru çürklüğü için antibiyotik kullanımı sakıncalı diyor
bu durumda kovanları imha edeceksin başka çare yok -
6 Haziran 2007: 18:46 #7180
Bir uygulamayı ben yapıyor bile olsam , eğer o uygulama yanlışsa ona son verilmesi gerekir. Antibiyotik kullanımında olduğu gibi.
Cihad bey de antibiyotik yoksa kovanları imha edeceksin demiş.
Ya antibiyotik ya ölüm!!! Olmaz öyle şey. Biraz mücadeleci olmayı öğrenelim. Almanya da, Bulgaristan da AYÇ ile antibiyotiksiz mücadele edilebiliyorsa bizde edebiliriz, değil mi ama?
Ayrıca anlamadan dinlemeden kimse hayvanları öldürmeye kalkmasın!!!
Düzenleyen: admin, :: 06/06/2007 17:18
-
6 Haziran 2007: 20:57 #7182
Arkadaşlar benim başımada aynı olay geldi.
Ben hastalıklı kovanımı arılıktan uzaklaştırdım. Tüm çerçeveleri değiştirip eskileri imha ettim.Ve bu kovana streptomisin ilacını şerbete katarak verdim. Kovanda hastalık belirtisi şu anda gözükmüyor. İlerisi ne gösterir allah bilir. Görüş ve önerilerinizi bekliyorum… -
7 Haziran 2007: 02:49 #7181
Erhan Bey öncelikle büyük geçmiş olsun Amerikan Yavru Çürüklüğü arılıcılıkta karşılaşılabilecek en önemli hastalık bence, bu hastalık başlangıç aşamasında tedavisi mümkün olan bu hastalığın ilerlemiş dönemlerinde tedavisi mümkün olamamaktadır. Ayrıca bu hastalık ihbar edilmesi zorunlu arı hastalıkları grubunda yer almaktadır. Size bu hastalıkla ilgili olarak sitemizde arı hastalıkları bölümünde yayınlanan bilgileri okumanızı ve resimleri incelemenizi tavsiye ederim. Ballı seneler…
Düzenleyen: Karahan, :: 06/06/2007 19:51
-
7 Haziran 2007: 03:05 #7183
Arkadaşlar,
Halen Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Arı Hastalıkları Laboratuar şefliğini yürütmekteyim.
Amerikan yavru çürüklüğünün çıkması durumunda ülkemizde yapılanlar hakkında çık kısa olarak bilgi vereyim.
Hastalıklı olduğundan şüphe edilen petek örnekleri İl müdürlüklerinin hayvan sağlık şube müdürlüğü veteriner hekimlerince düzenlenen bie protokol ile ilin bağlı olduğu veteriner kontrol ve araştırma ensititüsü müdürlüklerine gönderilir. Gönderilecek örnekler ücretsiz olarak muayene edilir.
Sonuç amerikan yavru çürüklüğü ise hastalık ihbarı mecburi bir hastalık olduğundan; arıcıya, il ve ilçe müdürlüklerine ve Koruma ve kontrol genel müdürlüğüne bildirilir.
Arıcının hastalıklı kovanları arıları, tüm petekleri imha edilir. Hastalık çıkan arılığın olduğu yerde 6 km çapında kordon konularak arı giriş çıkışı 2 ay süreyle önlenir.
Önceki yıllarda bu 2 aylık sürenin bitiminde tekrar hastalıklı arılıktan petek örnekleri alınarak hastalığın ortadan kalktığı tespit edilerek kordon kaldırıldı. Şu anda bu işleme gerek kalmadan 2 ayın bitiminde kordon kaldırılmaktadır.
Amerikan yavru çürüklüğünde hastalığın tedavisi yoktur. Kullanılan antibiyotik uygulaması ile hastalık baskı altına alınmakta hastalığın gözle görülür belirtileri ortadan kaldırılmaktadır.
Bu nedenle nektar ve polenin yetersizliği, açlık, üşüme ve arı bağışıklığını baskılayan diğer etmenleri etkisi ile bir süre hastalık ortaya çıkabilmektedir.
Amerikan yavru çürüklüğü etekeni olan Paenibacillus larvae’nin 2 şekli vardır. Çomak biçiminde olan vegetatif şekli hastalık yapmaziken, spor hali amerikan yavru çürüklüğü yapmaktadır.
Mikrop ağız yolundan alınması takiben bal kesesine gelmektedi. Mikrobun az sayıda olduğu zamanlarda, bal kesesinde meydana gelen biyokimyasal faaaliyet sonucu amerikan yavru çürüklüğü etkenleri ölmektedir.
Ancak alınan bakteri sporunun çok olması, yeteri kadar bal, nektar olmaması sonucu; mikroplar istenilen düzeyde yok edilemediği durumlarda hastlık klinik olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak yavrularda bildiğiniz belirtilerle ortaya çıkar.
Kovanda amerikan yavru çürüklüğü mikrobu varsa, arılar ilk olarak çok fazla bal tükemeye başlarlar. Bunun sonucu hastalık mikrobu bal kesesine imha edilmeye çalışılır. Bu etkiyi yapan tüketilen balın parçalanması sonucu ortaya çıkan hidrojen peroksitin mükrop üzerindeki öldürücü etkisidir.
Hidrojen peroksit aynı zamanda kovanların dezenfeksiyonunda kullanılan maddedir. Arı bu maddeyi vücudunda balın sindirimi sonucu üretmektedir.
Avrupa’da uygulanan bir sistemde kovanlardaki ballardan alınan örneklerden mikrop varlığı aranmaktadır. Bunun sonucuda hastalık yok, mikrop var ancak hastalık ortaya çıkmamış izlenmelidir, hastalık vardır şeklinde rapor düzenlenmektedir. Böylece mevcut hastalıklı kovanlar imha edilmekte, çıkabilecek olanlar izlenmektedir.
Bizim de asıl yapmamız gereken budur. Önemli olan hastalık ortay çıkmadan önlem alabilmektir. Yoksa hastalığın klinik olarak görülmemesi o kovanda mikrobun olmadığını göstermez.
Önemli olan hastalık çıkmadan mücadele edebilmektedir. Bu nedenle kovnalar sürekli güçlü tutulmalı, nektar ve polen kaynakları takip edilmeli, antibiyotik kullanımı konusunda devletin koyduğu yasağa uyulmalı, Hastalık çıkması halinde hastalığı gizlemeden laboratuarlar örnekler gönderek gerekli karantina tedbirleri alınmalı, hastalıklı kolonilere sahip olmadan daha çok hastalığı saklamanın ayıp olduğu bilinmelidir.
Bizim sahda yaptığımız kontrollerde karşılaştığımız en büyük yanlış arıcıların hastalığı saklamaları ve sönen kovanların peteklerinin arılığın önüne konarak hastalığın diğer kovanlara da yayılmalarının bizzat arıcıların eliyle yapılması olmuştur.
Çünkü hastalık mikrobu petekte, balda, polende bulunur ve bunları alan arılar mikrobu da almış olurlar.
Arıcılar her yıl peteklerini yenilemeli, eski petekleri eriterek yeni, sağlıklı petek almalıdır. Hastalıklı kovanların ballarını sağlıklı kovanlara vermemelidir.
Amerikan yavru çürüklüğü ile Avrupa yavru çürüklüğü bazen karıştırılabilmektedir.
Bu nedenle yavru çürüklüğü vakalarında laboratuarlarla çalışılmalıdır. Bazan yavru üremesinin fazla olduğu ve havaların soğuduğu dönemlerde kovanın dış kısımlarında kalan peteklerde yavrular üümeye bağlı ölmektedir. Bu da yavru çürüklüğü ile karıştırılabiliyor.
Avrupa’da ilaçsız olarak tedavi diye söylenen uygulamanın temel prensib şudur. Hastalıklı olan kovanın arıları,sağlıklı yeni bir kovana silkilir. 3 gün kapalı kalma sonucu arılar yaşıyor ise hastalıktan kurtulduğuna karar verilir. Bu söylenen uygulama genel bir kabul görerek Uluslarası hayvan hastalıkları ofisinin kabul ettiği perensiplerden birisi değildir.
Bu nedenle arıcılara şu aşamada tavsiye etmek, hastalıkla mücadelede faydadan çok zarar verecektir.saygılarımla
-
7 Haziran 2007: 05:12 #7198
arkadaşlar
benim söylediğime itibar etmediniz fakat
veteriner arkadaşıda duydunuz
benim dediğim teşhisin aynısını söyledi
bu hastalığın sebebi açlık ve soğuktur
bu hastalığın tedavisi yoktur diyor
diğer ülkelerde arılar hastalık çok sayıda kovana yayılmışşs imha edilmektedir
bizim lafımız muteber alınmıyor her nedense veteriner değiliz ya
heralde ondan olacak
sevgilerimleDüzenleyen: cıhad, :: 06/06/2007 22:16
Düzenleyen: cıhad, :: 07/06/2007 02:40
-
7 Haziran 2007: 18:21 #7207
Sayın Uzm.veterinerimiz sizi madem bulmuşuz (hem de bu konuda yetkili) aklımızdakileri sormadan olmaz. İzninizi almadan soruyorum ama!!!
Şu an Türkiye de, şüphelenilen arılıklardan alınan numunelerde AYÇ çıkarsa…… bütün pozitif çıkan kovanları,arıları,petekleri imha ediyorsunuz. 6 km karantina. Ve 2 ay sonunda numune almaya gerek olmaksızın karantina kaldırılıyor.
( Bulaşıklık çıkan bütün kovanları olduğu gibi imha etmek bu kadar etkili oluyor demek ki ,2 ay sonunda karantinayı kaldırmak için numune almaya bile gerek duyulmuyor,bu doğrumu ?)
Ve bir arılıkta AYÇ çıkarsa imha etmekten başka yapılabilecek hiçbir şey yok Ülkemiz koşullarında.
Bir de işin tuhaf tarafı bu mikrop her an her yerde olabilir ve her an faaliyete geçebilir . Böyle bir durumda hastalık çıktı kovanı yak ,hastalık çıktı kovanı yak………. tamam bir iki kovandaysa neyse ama pozitif çıkan bütün kovanların imhasından bahsediliyor.
(Arıcılar korkup saklamakta haklılarmış, bende korktum şimdi!!!)Ve alternatif uygulamaları şu aşamada arıcılara tavsiye etmiyorsunuz.
Peki şu anda AYÇ ile mücadelede, alternatif yöntemler üzerine sizin bölümünüzün bir araştırması var mı ? Veya Ülkemiz de bu konuda yapılan bir araştırma var mı ?Yoksa ancak yabancı ülkeler bu yöntemleri geliştirip OIE de kabul ederse mi biz kullanmaya başlayabiliriz . Nasıl ki antibiyotiği onlar yasakladı ,sonra biz yasaklamak zorunda kaldık. Alternatif yöntemlerde demi öyle olacak?
Kaldı ki yabancı uygulamalarda bütün denek kovanlar doğal yolla AYÇ ye yakalanan kovanlar.(yani bu kovanlar yapay yolla hasta edilmemiş, hayatın içinden kovanlar)
Ve biz bütün bulaşık kovanları yakıyoruz ve deney sahamızı ortadan kaldırıyoruz.Ayrıca alternatif uygulamalarda dikkat çeken en önemli unsur ;kovanların imha edilmesiyle ortaya çıkan mali durumun, ülke ekonomisine verdiği zararı en aza indirmeyi hedeflemesi. Şu anda AYÇ li kovanların imha edilmesi ülkemizin ekonomisine nasıl bir yük getiriyor?
Yapay oğul yöntemiyle arıların 48 saat karanlık ve serin yerde aç olarak bırakılması sonra temiz kovanlara aktarılması, temiz peteklerin verilmesi ve şerbetle beslenmesi yöntemi bana o kadar mantıksız gelmedi. Takıldığım bir nokta ;bu yapay oğul yönteminde iki haftada bir numune tahlili ile desteklenmesi gerekiyor ya, bu numunelerin tahlili çok mu pahalıya mal oluyor ? Bu tahlil düzeneklerinin arıcının her an ulaşabileceği şekilde daha yaygın olarak kurulması mümkün olabilir mi mali açıdan.?
İçimden bir ses bu tahliller çok pahalıya mal olur diyeceksiniz gibi geliyor ama!!!!
Şimdi kişisel sorular:
Bir arıcı arılığında AYÇ olduğu halde ihbar etmiyorsa ve bu ortalığa çıkarsa kanunen bir ceza alır mı ?
AYÇ ile mücadelede alternatif uygulamaları siz önermediğiniz halde , kendisi bu uygulamaları yapıyorsa (örneğin yapay oğul yöntemini) bir ceza alır mı ?
Bir soru daha imha edilen kovanların bedeli arıcıya ödeniyor mu ? Ödeniyorsa kovan başı ne kadar.
Efendim umarım sizi sıkmamışımdır. Makamınıza geldim ve bunları sordum kabul ederseniz çok mutlu olurum. Vereceğiniz cevabı da pek çok arıcı aynı anda duyacak. Cevaplarınızı dört gözle bekliyorum…….
Saygılar.
-
8 Haziran 2007: 00:44 #7184
Veteriner Beye ayrıntılı açıklaması için ben de teşekkür ediyorum.
Aşağıdaki açıklamayı da Cihad bey ve onun gibi düşünenler için yapıyorum.
Uzman Veteriner arkadaşımızın yazdığı yazıyı bir daha dikkatli okursanız, hastalığın sebebinin açlık ve soğuk olmadığını görürsünüz.
Veteriner arkadaşımızın yazdığı yazının ilgili bölümünü özetlersek:
Amerikan Yavru Çürüklüğü etkeni Paenibacillus Larve’nin spor hali.
Yani bu spor yoksa, kendi başına soğuk ya da açlık bu hastalığı ortaya çıkarmıyor.
Yine yazıdan anladığımız kadarıyla, güçlü ve gıdası bol olan koloniler bu hastalıkla mücadele ediyor.
Bu mücadele de bal kesesinde meydana gelen biyokimyasal bir faaliyet sonucunda oluşuyor.
Arı tüketecek yeterli balı bulamazsa doğal olarak mücadele zayıflıyor.
Sonuçta bütün hastalıklarla mücadele için geçerli olan, yeterli gıda, güçlü kovan, iyi organize edilmiş yavru düzeninin önemi, kovanın AYÇ ile mücadelesinde de karşımıza çıkıyor.
Yine yazının içinde geçen, Amerikan Yavru Çürüklüğünün, yavruların üşütülmesinden doğan çürüklük, Avrupa Yavru Çürüklüğü gibi diğer hastalıklarla karıştırılabildiği, kesin teşhis için laboratuvar analizine gerek duyulduğu konusundaki bölüme dikkatinizi çekerim.
Aydınlatıcı yazısından dolayı Veteriner Arkadaşımıza tekrar teşekkür ediyorum.
Gerçek ismini de yazarsa kendisiyle tanışmaktan dolayı memnuniyet duyarız.
-
8 Haziran 2007: 09:33 #7189
arkadaşlar
ben bu konuyu ben izah ettim olmadı veteriner arkadaşımız izah etti olmadı
yurt dışından bilim adamımı getirsek ne yapsak
oz aman sayın arıcılık duayenleri nizamettin kayral ve muhsin doğaroğlunun kitaplarına bakalım
ne demişler
amerikan yavru çürüklüğü hastalığı
arıların aç kalmasından
yumurtaların üşümesinden
ve bu hastalığın sporlarının bulaşmasından
meydana gelir demişler
artık uzun söze gerek yok
arılara iyi bakın
selam ve sevgiyle kalın -
8 Haziran 2007: 19:34 #7216
Arkadaşlar,
Kendim hakkından kısa bilgi vereyim.
Mitat KURT
Uzman Veteriner Hekim
Halen samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün Arı Hastalıkları ve Parazitoloji laboratuarlarının şefliğini yürütmekteyim.
Bundan 9 yıl önce arı hastalıkları laboratuarını kurdum. Uzun bir uğraş sonucu bakteriyel, paraziter, mantar ve viral arı hastalıklarının teşhisini yapar hale getirdim. Bir önceki yazımda
Amerikan yavru çürüklüğü konusundaki yazımda hastalıkla mücadele etmenin başlıca yolu gösterilmiş idi.
Bunun yolu henüz peteklerde hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce kovandan alınacak bal örneklerinin laboratuarda incelenmesidir. Bu incelemede balda mikrop varlığını ve yoğunluğu aranmaktadır. Bakteriler özel bir yöntem ile üreyebilecekleri besinlerin içine bırakılır. Belli ısı ve karbondioksitli ortamda 7 gün kadar bekletilerek üemeleri sağlanır. Üremeler var ise sayımları yapılarak kolonilerdeki durum arıcılara bildirilir.
Burada önemli olan hastalık mikrobunun belli sayıya ulaştığında kolonide öldürücü etkisi ortaya çıkmasıdır. Yoksa hastalık mikrobunu taşıyan kolonilerin petekleri normal görünümde olabilir. Nektar, polen, hastalıklar, ana arı ve diğer problemler nedeniyle şartlar kötüleştiğinde kolonideki iş bölümü iyi yapılamadığında hastalık mikrobu sayısı artmakta ve kendini yavru ölümleri ile göstermektedir.
Bu işlem sonucu petekleri sağlıklı görünen kolonilere ileride hastalığın çıkabileceği, kolonilerde mikrobun olmadığı ya da kolonide hastalığın olduğu ancak arıcının peteklerini dikkatle incelemesi halinde hastalığın varlığını göreceği bildirilir. Bu işleme göre arıcı ya kovanlarını daha iyi takibe alacak ya da hastalığın gereğini yerine getirecektir.
Amerikan yavru çürüklüğü hastalığında konulan 2 aylık karantina öncesinde arılıklardaki tüm koloniler incelenmekte, hastalıklı olanlar imha edilmekte ve yönetmelik hükümleri uygulanırken diğer kovanlar gözlem altında tutulmaktadır. Burada amaç , hastalığın öldürücü etkisinin sınırlandırılmasıdır. Yayılmasının önlenmesidir.
Bu 2 aylık süre içinde İl ya da İlçe müdürlüğünden zaman zaman veteriner hekimler gelerek işletmeyi denetlemektedir. Bu uygulama hastalığın kontrol altına alınması içindir.
Aksi takdirde hastalık mikrobunun başka bölgelere hızlı bir şeklide yayılması önlenmiş olur. Veteriner Hekimler karantina tedbirleri kaldırılmadan önce istemeleri halinde örnek gönderebilir. Ancak 2 aylık süre zarfında arıcının diğer kolonilere iyi bakması halinde genelde bir problem çıkmamaktadır.
Hastalık mikrobu çevremizde yaygın olarak bulunmasına rağmen yukarıda izah ettiğim üzere iyi arıcılık ve güzel nektar ve polen kaynakları olduğunda etkinliği azalmaktadır.
Amerikan yavru çürüklüğü ve Avrupa yavru çürüklüğünün muayene ücreti 35 Yeni Türk Lirasıdır. Yavru çürüklüğü yönünden her ikisine de bakılır. Hayvan sağlık şube müdürlükleri aracılığıyla gönderilenlerden herhangi bir ücret alınmaz. Arıcının kendisi numuneyi getirdiğinde 35 YTL alınır. Paraziter muayeneler 5.5 YTLdir. Ancak resmi yazı ile gelenlerden ücret alınmaz.
Arıcıların hastalıkları ihbar etmeleri gibi bir zorunlulukları yok. Hastalık ihbarını tarım bakanlıkları il müdürlükleri ve veteriner kontrol ve araştırma enstitüleri yapmaktadır.
Ancak arıcıların zorunlulukları olmamasına karşın, diğer arıcılara ve ülkelerine karşı sorumlulukları var. Hastalıkların saklanması değil, bildirilmesi, izlenmesi ve söndürülmeleri gerekiyor. Yoksa yıllarca hastalıklardan kurtulamazsınız.
Hastlığın yayılmasında bal ve balmumu kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır. Bal mumları hastalığın yayılmasında çok önemli rol oynamaktadır.
Alternatif yöntemlerde hastalığın derecesi çok önemlidir. Bunun yanı sıra bu yöntemlerin uygulanabilmesi için arıcının teknik bilgi seviyesinin çok iyi düzeyde olması lazımdır. Ayrıca yöntemin etkinliğini 2 haftada bir laboratuar sonucu ile desteklenmesi halinde bunun arıcılık yapılan yerlerdeki uygulama zorluğunu düşünmek lazımdır. Örnekler alınacak kargoya verilecek, sonuç beklenecek… bu hem fazla maliyet hem zaman kaybı hem fazla işçilik istemektedir. Türkiye’de arıcılarımız bir kısmının arıcılığı ikinci iş olarak yapmaları, yeterli teknik bilgiye sahip olmamaları, bu iş için takip edilmesi gereken süreci düzenli takip etmeleri gerçekten sorun olacaktır. Belli bir sistem kurularak ve etkinliği denetlendikten sonra denenebilir. . Ancak önce belli bir bölgede sistemin işlerliği kontrol edilmelidir.
Arıcı kendisi bunu uygularsa ceza alır mı? Arıcının yaptığı bu tür uygulamalar genel olarak Tarım teşkilatınca yeteri kadar izlenmemektedir. Bu eleman sıkıntısı yanı sıra konu uzmanının yerli olmaması, arıcılığın şehir alanları dışında uzak yerlerde yapılmasındandır. Böyle bir işlem yapmanız halinde muhtemelen kimsenin haberi olmayacaktır. Ancak bu tür uygulamanın uzman kişiler gözetiminde yapılması gerekir. Yurt dışında bu tür uygulamalar konusunda çalışmalar var. Ancak orada sürekli olarak arı uzmanları kendişlerine ait olan bölgeyi, arıcıları, arılıkları ziyaret ederek yapması gerekenleri söyler, denetler. Bu tür bir kurumsal destekten yoksun olarak yapılacak bireysel denemelerin istenmeyen kötü sonuçları yalnızca sizi değil, çevrenizdeki arıcıları da etkileyecektir.
İmha edilen kovanların bedelleri maalesef arıcılara ödenmemektedir. Bazı ihbari hastalıklarda olduğu gibi amerikan yavru çürüklüğünün de tazminatlı hastalıklar arasına katılması gerekiyor. Böylece arıcı mağdur olmaz.Saygılarımla.
Mitat KURT
Uzman Veteriner Hekim -
8 Haziran 2007: 20:58 #7217
Sayın veterinerimiz vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederim.
Haklısınız alternatif yöntemleri şu an uygulayamayız. Çünkü ülkemizin ekonomik durumu, arıcılarımızın bilgi seviyesi , bu konuda destek verecek teknik eleman ve labaratuar sayısı yetersiz.
Bunun yüzüme vurulması hiç hoşuma gitmedi. Ülkemizde de bu tür çalışmaların yapılıyor olduğunu duymak isterdim.
Ama hayır, ısrarla umudumu kırmıyorum. Yaşadığımız sürece bir umut var değilmi!!!
Elbet çalışma azmi içinde olan sizin gibi değerli insanlar , bir şekilde bu işinde altından kalkacak gibime geliyor.
Bu güzel haberleri sizden duymak dileğiyle.
Saygılar iyi çalışmalar.
(çalışmaya hepimizin çok ihtiyacı var)
-
8 Haziran 2007: 22:34 #7218
merhabalar
Öncelikle verdiğiniz bilgiler içi çok çokk teşekkür ederim.Salı günü kovanı kontrol ettim ana üç çerveveye yumurta atmış ama henüz kapanmamıştı.pek hastalık varmış gibi görünmüyor gayet düzenli çalışıyor iyi şekilde nektar ve polen getiriyor.Henüz bilmiyorum devam edip etmediğni bunu zaman gösterecek inşallah iyleşir.Hastalığın bildirilmesi konusunda ise hem Rize ardeşen ilçe tarım müdürlüğüne hemde çamlıhemşin ilçe tarım müdürlüğüne arıların durumunu bildirdim fakat sadece tedavi yöntemi önerdiler.Düzenleyen: erhan, :: 08/06/2007 15:37
-
8 Haziran 2007: 23:51 #7219
Mithat Bey,
Güzel ve açıklamalı bilgiler için ben de çok teşekkür ediyorum.
Fakat açıklamanızda AYÇ hastalığını ihbar zorunluluğu olmadığını söylemişsiniz.
Biz Bal Arılarınının Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Talimatı’nın 6. Maddesini yanlış mı değerlendiriyoruz.
6. Madde şöyle:
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
Bu maddeye bakarak, AYÇ hastalığı gören arıcının bunu ilgili yerlere ihbar etme zorunluluğu olduğunu düşünüyorduk.
Bu konuda bir açıklık getirebilirseniz seviniriz.
-
9 Haziran 2007: 00:18 #7220
erhan bey.size veterinerhekimmi AYÇ var dedi yoksa siz benziyor diyemi arında AYÇ var diyosun.O sakın [halk diline göre]adi çürüklük yani sizin oraların ısı düzeni şuanda çok değişiyor arı kapalı gözü ısıtamayıpda bir iki çıtanızda üşütmenin çürüğü olmasın.AYÇ öyle okadar basit bir tedaviyle düzeleceğini zannetmiyorum.hemen antibiyotiği ver düzelsin.Zaman isteyen ve uzun tedavi gerektiren hastalık. Üstadlar gayet bilinçli anlatıyorlar. arıların en büyük ilacı hava şartlarına göre gayet sıkı tutmak ve verdiğimiz ek beslenmeyi,kılavuz petekleri uygun şekilde vermek.en bilinçli arıcılıkda [işeyeni başlayanlar için]bir sezon iyi arıcı yanında çalışmaktır diye düşünüyorum.saygılar
-
9 Haziran 2007: 11:56 #7227
Ülkemizde de Amerikan yavru çürüklüğü ihbari mecburidir. Belirttiğiniz gibi ihbar edilmelidir.
Ben de sizin gibi hastalık çıktığında her arıcının hastalığı bildirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Talimatnamenin 6. maddesi,
”Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir. ” demektedir.
Bu yıl arı kayıpları ile ilgili Tarım bakanlığı toplantı düzenlemiştir. Toplantıya Türkiye’nin değişik kurumlarındaki veteriner hekim ve ziraat mühendisleri katılmış, 11 ayrı bölge ve gruplar oluşturulmuş ve bir anket formu düzenlenmiştir.
Anket formu düzenlenirken ankette ”arıcılar hastalık ihbarında bulunuyor mu? ” sorusunu ekletmek istemiştim. Çünkü problemler ortaya konulmadan çözümler bulunamıyor.
Bu sorusunun ilavesine veteriner hekim arkadaşlarımız karşı çıktı. İtirazları ”arıcı ihbar etmez. Veteriner hekim ihbar eder.” idi. Bu itiraz üzerine bu soru konulmadı.
Burada itiraz ettikleri ”ihbar işleminin resmi bir eylem kabul edilmesi, ihbarı veteriner hekimin; arıcının ise hastalığı bildirimde bulunabileceği” idi.
Sonuç olarak arıcılarımız hastalıkla karşılaştıklarında mutlaka adına ister ihbar isterse bildirim diyelim ismi her ne olursa olsun; mutlaka haber vermeleri gerekmektedir.
Mutlaka hastalık şüpheli petek örneklerini bakanlık aracalığıyla veteriner kontrol ve araştırma laboratuarlarına göndermelidir. Hastalığın ismi mutlaka doğru şekilde konularak çözümler ona göre yapılmalıdır.
Amerikan yavru çürüklüğü ve Avrupa yavru çürüklüğünün sahada arıcıların kullandığı bir hızlı test vardır. Arıcı kendisi şüpheli petekten aldığı örneği arılığında muayene eder. Testin güvenilirliği % 98’dir. Test doğru petek gözünden alınacak hasta yavru örneği ile yapılmaktadır. Bu test Avrupa ve Amerika’da arıcılar tarafından 3-4 yıldır kullanılmaktadır. Fiatı tahminen 15-20 YTL civarındadır. Testin açıklamasında % 98’lik bir oranda hastalık teşhisi doğru bildirilmesine karşın, yine de ”örnekler diğer onaylayıcı testler bakımından laboratuara gönderilmelidir” denmektedir.
Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı arıcı tarafından mutlaka il ya da ilçe müdürlüklerine haber verilmelidir.
Arıcıların ilacın kullanılmadığı metotla hastalıkla mücadele etmelerine karşı olmamakla birlikte, bu işlemin çok iyi organize edilmesi, sistemin oturtulması halinde geçerli olacağını düşünüyorum.
Arıcılarımızın hastalıklar konusunda daha fazla eğitilmeleri gerekmektedir. Bu eğitimi verecek birçok değerli uzman ülkemize mevcuttur.
Arıcılık uzmanları her konuda arıcıları desteklerken, arıcılarımızda hastalık halinde laboratuarla çalışmalıdır.
Aksi takdirde problemler artacak devam edecektir.
Unutulmamalıdır ki, arıcı, veteriner hekim, ziraat mühendisi, biyolog sürekli diyalog halinde olarak arıcılığın sorunlarını çözebilirler.
Saygılarımla. -
YazarYazılar
Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi