Bildiri Özetlerinde Arı Islahı ve Arı Ölümleri

Home Forumlar ARICILIK Genel Arıcılık Bildiri Özetlerinde Arı Islahı ve Arı Ölümleri

Bu konu 1 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  demet tarafından 17 yıl 6 ay önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6340

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Geçtiğimiz günlerde Muğla’da yapılan 1. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’nin bildiriler kitabını bayramdan önce hızlıca okumuştum.

    Özellikle yabancı bilimadamlarının sundukları bildirilerde ilgi çekici ayrıntılar var.

    Gözüme takılan bu ayrıntıları sizlerle zaman zaman paylaşmaya çalışacağım.

    Son yıllarda dünyada büyük çaplı arı ölümleri haberleri ve arı ıslahı ile ilgili çalışmalar oldukça gündem oluşturuyor.

    Ülkemiz büyük çaplı arı ölümlerinden ABD ve diğer ülkeler kadar etkilenmedi. Özellikle ABD de yüzde 70 lere kadar varan kovan sönmeleri yüzünden, tarımsal üretimde ciddi sıkıntılar yaşandı.

    Arı sönmelerinin nedenleri olarak, zirai ilaçlar, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, yeni yeni keşfedilen virüsler gibi etkenlerin olabileceği tahminlerinde bulunuldu.

    Ülkemizin ölümlerden bu denli az etkilenmesinin nedenlerinden birisi olarak, arılarımızın genetik açıdan zengin oluşu, bazı bilim adamları tarafından gündeme getirilmişti.

    Genetik zenginlik, küresel ısınma ile birlikte oluşan iklim değişikliklerine adapte olabilmeyi ve yeni gelişen hastalıklara karşı direnç gösterebilme yeteneğini artıran bir faktör.

    Bu ön bilgilendirmeden sonra, bildiriler kitabındaki Prof. Dr. Malcolm T. Sanford’un “Dünya’da Arı Islahının Güncel Durumu: Küreselleşmenin Bölgesel Balarısı Irkları İçin Anlamı.” isimli bildirisinin özetinden alıntılarda bulunmak istiyorum.

    – Son zamanlarda dünyadaki büyük arı kayıpları, arıcıların dikkatini balarılarının sağlıklı olmasında genetik çeşitliliğin oynadığı role çekmiştir.

    – Araştırmalar, kolonilerdeki genetik çeşitliliğin artmasının, stresle başa çıkmada ve arıcının kötü yönetimi dahil olmak üzere, ortam şartlarına dayanmada olumlu etkilerini göstermiştir.

    – Geçmişte genetik çeşitlilik arıcıların ve ana arı yetiştiricilerinin karşılaştığı doğal bir durum iken, günümüzde artık bu mümkün değildir.

    – Genetik çeşitlilik, (ana arı üretme yöntemleri ve ıslah uygulamaları nedeniyle) arı nüfusu homojenleşip küreselleştikçe azalmıştır.

    – Arıcılar bu genetik varyasyonun kaybından sorumlu olduklarından dolayı gerekli yer ve zamanda varyasyonu artırmak da onların görevidir.

    – Yeni bir kuruluş olan Küresel Arı Yetiştiricileri Derneği’nin görevi genetik çeşitliliği korumaktır ve bu görev balarısı yetiştirme programlarının en başında gelmelidir.

    Bildiri özetinden alıntıladığım kısa kısa notlardan da anlaşıldığı gibi, bizim zaman zaman farklılıklardan şikayetçi olup kurtulmaya çalıştığımız genetik çeşitlilik olgusu, değişen iklim şartları ile birlikte balarısının varlığının devamı için en büyük sigorta görevini üstlenecek gibi görünüyor.

    Ticari olarak büyük miktarlarda ana arı üretiminden kaynaklanan yakın akrabalı üretim şekli, sadece verimli olmaya yönelik yapılan ıslah çalışmaları neticesinde verimliliğe etkisinin olmadığı düşünülen genetik özelliklerin ihmal edilmesi, balarısının yaşama gücünü azaltan en büyük faktörler olarak değerlendiriliyor.

    Bununla ilgili olarak yine başka bir bildiride, Amerika’da damızlık üretiminde kullanılmak için Avrupa’dan İtalyan ve Karniol spermi ithal edildiğini, Türkiye’den de Kafkas spermi ithali için müracaatta bulunulduğunu, Tarım Bakanlığı’ndan izin beklendiğini bilgisi yer alıyor.

    Arı ıslah çalışmalarının en yoğun olduğu, dünyada koloni başına üretimde Avrupa ve birçok başka ülkeden daha yüksek değerlere sahip Amerika’nın, kendi arılarına genetik takviye yapmak için “Eski Dünya” balarılarından sperm ithaline başlamasından, Türk arıcılarının alması gereken çok ders olsa gerek.

    Sonuç itibariyle, insanoğlunun doğal yaşama yaptığı her müdahalenin bir faturası var, sadece o faturayı ne zaman ve nasıl ödeyeceğimizi bilemiyoruz.

  • #11071

    demet
    Katılımcı

    Söylenenler doğru !
    Doğanın içinden; işimize yarayan ticari çeşitleri çekip çıkarıyor; geri kalanına yaşam hakkı vermiyoruz.
    Üretici her zaman haklı elbette; çünkü üretmek kolay değil! Bu açıdan en çok verim verecek türlerin tercih edilmesi normal karşılanıyor. Az bal veren, huysuzluk yapan, oğula meyilli olan, kışın çok bal tüketen, yağmacılığa meraklı arıları sevmiyoruz, istemiyoruz (benim bu açıdan sıkıntım yok; olaya ticari bakmadığım için arı ailelerimizde genetik çeşitlilik mevcut!)
    (arı kolonisi demedim; Halil bey derki bundan sonra koloni yerine; arı ailesi diyecekmişiz!)

    Annem anlatır; çocukken inekleri varmış. Küçük yerli ineklermiş bunlar. Çok aşırı süt vermezlermiş ama ihtiyacı karşılarmış. Gebe inekler kendi kendine doğum yaparmış, ne yavrunun ne annenin öldüğünü duymamış.
    Ya şimdiki zamane inekleri! Islah edilmiş, seçmece inekler!
    Sağdan soldan gördüğümüz kadarıyla; bol bol süt veren, çokça et tutan; yavrulamak için suni aşılamaya ihtiyaç duyan(olmadı bir iki üç sefer bu iş için veteriner çağrılan, türlü ilaçlar kullanılan); doğum yapacağı zaman acil olarak veteriner gelmesi gereken; sahibinin uğrunda bir sürü sağlık harcaması yaptığı mahlukat!

    Evet insanlar bile evde doğum yapabiliyor ama bu inekler veteriner olmadan doğum yapamıyor. Bu ne kadar doğal bir durum. Şimdi bu inekleri doğal ortama bıraksanız çoktan ölüp giderler!!!
    Belgesellerde görüyoruz ceylan yavruluyor; yarım saat içinde yavru ayağa kalkıp annesiyle birlikte yürüyebilir hale geliyor; gelmek zorunda onun nazını çekecek kimse yok! Annesine yetişti yetişti; yetişemedi? İşte doğal seleksiyon!

    Ne diyorduk genetik varyasyon(çeşitlilik);
    Yerli tohumlar üzerine bir yazı yazmıştım hatırlarsanız. Yerli tohum türlerinin gelecekte can kurtaran olarak görüldüğü ve bu yüzden ülkelerden yerli tohum çeşitlerinin toplanarak saklamaya alındığını anlatmıştık.
    Arıları kontrol altında tutmak; bitkileri kontrol altında tutmaktan daha zor olsa gerek!
    Küresel Arı Yetiştiricileri Derneğinin arılardaki genetik çeşitliliği korumak için bir şeyler yapacağını görüyoruz; peki bizler bu konuda ne yapabiliriz?

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.