KKKA

Bu konu 2 yanıt ve 3 izleyen içeriyor ve en son  SEKERLI tarafından 18 yıl önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #6226

    demet
    Katılımcı

    “Ankara da iki doktora tedavi ettikleri hastadan KKKA bulaşmış”
    Yani kene gündemden düşecek gibi değil, bizim gündemimizden de düşmüyor. Daha önce bu konuda yazı yazmıştık.
    Bir haberde de şöyle diyor; “kene tavuk sektörünü vurdu”
    Nasıl vurmuş? İnsanlar keneden korktukları için pikniğe çıkmıyormuş; piknik olmayınca mangal olmuyormuş; dolayısıyla ızgaralık tavuk satılmıyormuş.
    Keneden korkmuyorum! Zaten hasta kene bizim bölgemizde bulunmaz. Ancak ola ki vücudumuza bir kene yapışacak olursa başımızın ağrıyacağı kesin.
    Geçen günde bir kene ; küçük bir çocuğun gözünün içine yapışmış o derece yapışıcı bir hayvan. Bir kenenin, bir seferde yaklaşık 7 bin yumurta yumurtlayabildiğini biliyor musunuz!

    Her ne kadar ölüm oranları çok fazla olmasa da; KKKA hastalığı erken tedaviye başlanmazsa tehlikeli bir hastalık. Ankara da ki bu iki doktora hastalığın belirtileri görüldükten sonra tahlil yapılmış ve hastalandıkları kesinleşmiş.
    Doktorlar hastalığın belirtilerini biliyor; peki biz bu hastalığın belirtilerini biliyor muyuz? Aşağıdaki yazı Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ni (KKKA) tanıma konusunda bize yardımcı olabilir lütfen okuyun!!!

    Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi
    Hastalığın klinik olarak tanımlanması, 2. dünya savaşı sırasında, Kırım’daki 200 Rus askerinde görüldükten sonra yapılmış. Ülkemizde ilk olarak 2002 yılında görülen bu hastalık, 700 den fazla kişide tespit edilmiş ve bunlardan 33 kişi hayatını kaybetmiş. Bu vakaların neredeyse yüzde 90’ı, aktif çalışma yaşında olan, kene ısırığına maruz kalan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişiler. Hastalıktan ikinci sırada etkilenen grup ise sağlık çalışanları. Bu hastalık; virüs taşıyan kenelerin ısırması sonucunda ; kenelerin kanına temas etmekle veya hastalığa yakalanmış insanlarla temasa bağlı olarak bulaşabiliyor. Bu nedenle hastayla temas ederken mutlaka eldiven, gözlük ve maske kullanılmalı.
    Ayrıca hayvanlar üzerindeki keneler kesinlikle patlatılmamalı, ilaçla imha edilmelidir. Çünkü patlayan kenenin kanı; insan vücuduna temas ederse hastalığın bulaşmasına sebep olabilir.

    Keneler, bir vücut bölgesini ısırmadan önce bölgeye lokal anestezik benzeri bir madde salgılar. Bu nedenle ısırığı takiben eğer kene görülemez ise ilk bir iki gün ısırık fark edilemez. Kenenin taşıdığı hastalık etkeni, kan emmeye bağlı olarak; 12-24 saatte aktive olarak bulaştırıcılık olur.

    Kenenin ısırması ile hastalık gelişmesi arasındaki süre, yani kuluçka dönemi 3-7 gün. Kuluçka döneminden sonra; 41 dereceye kadar yükselen ani ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, baş dönmesi hastalığın ilk belirtileri. Ateş ortalama 4-5 gün sürüyor ve bu belirtilere ek olarak ishal, bulantı ve kusma görülüyor. Yüz, boyun ve göğüste kızarıklık, göz iltihapları da diğer belirtiler arasında. Genellikle 1-7 gün süren bu dönemden sonra kanamalı dönem başlıyor. Bağışıklık sistemi ve damar hücrelerine saldıran virüsler, kendilerine karşı antikor salgılanmasını engelliyor ve damar hücrelerinde hasara yol açıyor.

    Kanama, büyük çoğunlukla hastalığın başlamasından sonraki 5-7 gün içerisinde gelişiyor. Kanamanın şiddetine göre ciltte küçük nokta tarzındaki kızarıklıklar veya büyük morluklar görülüyor. Ağız içerisi, dişeti ve dudak, kanamanın görüldüğü diğer yerler. Kanama en sık olarak sindirim sistemi, cinsel organlar, idrar yolları ve solunum yollarında oluyor. Dışkıda, idrarda veya balgamda kan görülmesi sık karşılaşılan bulgular arasında.

    Hastalığın son dönemi, hastalığın görülmesinden 10-20 gün sonra başlıyor. Bu dönemde kalp ritminde değişim, saç dökülmesi, solunum güçlüğü, görmede güçlük, işitme ve hafıza kaybı görülebiliyor. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nde en belirgin laboratuar bulgusu, trombosit sayısının düşmesi. Pıhtılaşmayı sağlayan trombositler önemli ölçüde azalıyor ve kanamalara yol açıyor. Beyaz kan hücrelerinin sayısı azalıyor ve AST, ALT gibi karaciğer enzimleri yükseliyor. Şayet hasta ölmezse,tam kan sayımı ve biyokimya testleri dahil olmak üzere tüm laboratuar testleri, yaklaşık 5-9 günde normal sınırlara dönüyor.
    Virüse karşı vücudun geliştirdiği IgM ve IgG antikorları, hastalığın başlamasından 7 gün sonra ELISA ve IFA testleriyle saptanabiliyor. Hastalığın en kesin ve hızlı teşhisi ise “ters transkriptaz- polimeraz zincir reaksiyonu” (RT-PCR) yöntemi ile mümkün oluyor. Bu yöntem son derece özgün, duyarlı ve hızlı sonuç veriyor.

    Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nde esas olarak destekleyici tedaviler uygulanıyor ve geliştirilmiş etkin bir aşı henüz piyasada bulunmuyor. Hastalığın yayılmasının önlenmesi ve erken teşhis mücadelenin temel unsurlarını oluşturuyor.

  • #10431

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Doğayı, haftasonları sadece kendisi için piknik yapmaya tahsis edilmiş bir ortam olarak gören büyük kent insanı için korkunç bir kabus.

    İnsanlar ciddi ciddi çayır çimen üzerinde oturmaktan, bir ağacın gölgesinde uzanıp dinlenmekten, kıra, bayıra hatta köye gitmekten korkar oldular.

    Enteresan olan insanlar her sene binlerce kişinin öldüğü trafiğe çıkmaktan hiç korkmuyorlar. Doğal ortamda kene yapışması sonucu KKKA’dan ölme olasılığı, arabamızla yolda giderken trafik kazasından ölme olasılığından kıyaslanamayacak kadar az.

  • #10432

    SEKERLI
    Katılımcı

    Ben de tavuk niye ucuzladı diyordum.

    İyi yanları da var galiba?

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.