Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Peki arkadaşlar kovan uçma deliği kovanın altından açılabilirmi acaba? Bu ne kazandırabilir ne gibi dezavantaj oluşturabilir.
Örneğin güve kelebeğini durdurabilirmi? Havalandırmada ne getirir ne götürür. -
Teşekkür ederim Hayyam bey.
-
Peki şöyle bir şey olabilirmi sevgili dostum,bir kovan sezon boyu yağmalanabilirmi.Yani ne zaman oturup kovanlarımı izlesem(zaten iki tane)birbir lerinden çok uzaklar, ara ara tekme tokat bir kapışma görüyorum tartaklama kemirme sokma uğraşı.İlk kontrollerde yağmacılığa önem vermemiştim dolayısıyla dikkatte etmedim.Bu sene ballıkta bal görememeyi önce buna bağladım ama sonra mevsimin azizliğinden zor bir yıl olduğu herkesçe vurgulandı.Sonuçta böyle durumlarla karşılaştınmı hiç?
-
Teşekkürler Murat.
-
Arkadaşlar anladığım kadarıyla teneke hacminde bir standart var ve ben yeni bir amatörüm.Tenekelenen bal ne kadar kilo olmalı.
Bildiğimiz peynir yada yağ tenekelerimi bunlar. -
Doğrudur.Ne yazıkki dünyamızın yaratılışından bu yana değişmeden görebildiğimiz tek şey gökyüzünün maviliği sanırım.
-
Güner Kayral’ın kitabında okumuştum kovan ağacında denedim ve iyi bir yöntem gibi geldi.
Kovan konrollerinde yada temizlik esnasında propolisleri kazıyıp topluyoruz,1/10 oranında alkol yada kokusuz beyaz ispirto ile karıştırıyoruz bir kavanoz içinde.1 ölçek propolis 10 ölçek alkol,hemen eriyor kurumuş olanlar için biraz beklemek gerekebilir.İnce tülbentten yada penyeden süzüp fırçayla ahşaba uyguluyoruz hoş bir koku renk ve yalıtkanlık için.
Ayrıca boş kovanlara mevsiminde oğul çekmek için + oluşturabilir.Düzenleyen: Bilgin Aydın, :: 26/07/2007 07:51
-
Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar.
-
cıhad yazan:
Quote:sayın bilgin aydın
kusura bakma görüşüne katılamıyorum
arılar doğal olan şeyleri severler
doğada bulsada cam gibi sunni şeylere oturup yuva yapmazlar
çünki gen kodlarında öyle yazmıyor
gözlem kovanlarında ise zorlama ile arı oturtuluyor arının isteği ile değil
arınını dili olsa beni buraya koyma der
bunlar benim görüşlerim
ama tartışmaya açık
selamlarAslında senin görüşlerine bire bir katılıyorum Sevgili Cihat bunun için hayvanların doğadaki barınaklarına bakmak yeterli kendilerine uymayan kısımlarıda propolis ile modifiye ediyorlar.Demek istediğim doğal ortamlarda örneğin külahsı kovan tipi gibi oluşumlar görmek olukça nadirdir.Yoksa uygun kaya kütleleri aralarındada yuvalanmalar olabiliyor.Çoğu kayalar cama yakın ısı iletkenliğine sahip.Ama tecrit bir ortama bir oğul salkımı bırakılsa ve tüm bu materyal’lerden barınaklar hazırlansa görüşüm,ahşap’ı tercih edeceklerinden yana olur.
Selamlar. -
Mücadelede Organik asit kullanımı ile ilgili Akademik bir araştırmanın sonuçları.
Pdf formatında iyi düzenlenmiş ancak dosya boyutu büyük olduğundan kes yapıştır yöntemi ile aktarabildim.Hayvansal Üretim 46(2): 33-39, 2005
33
Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinde Varroa (Varroa jacobsoni Q.) ile
Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının
Koloni Performansı Üzerine Etkileri
Banu Yücel
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 35100 Bornova-İzmir
e-posta: [email protected], Tel.: +90 (232) 388 40 00 / 2711
Özet
Bu çalışmada, bal arısı kolonilerinde erken ilkbahar ve geç sonbaharda oksalik, formik ve laktik asidin varroa ile mücadele
etkinliği ve koloni gelişimine etkileri araştırılmıştır.Denemede İzmir ekotipi, bir yaşlı anaya sahip 48 adet bal arısı kolonisi
kullanılmıştır. Deneme öncesi koloniler, doğal varroa bulaşıklık düzeyi ve ergin-yavrulu arı populasyonu bakımından
eşitlenmiştir. Koloniler rastgele seçilmiş, her grupta 12 koloni olacak şekilde 4 deneme grubu (oksalik asit, formik asit, laktik asit
ve kontrol grubu) oluşturulmuştur. Grupların ilkbahar ve sonbaharda, deneme öncesi ve sonrası varroa oranları, organik asit
etkinliği, ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri belirlenmiştir. İlkbahar denemesi sonucunda, oksalik asit grubunun varroaya
karşı etkinliği %94.04 ile diğer gruplardan önemli (P<0.05) düzeyde yüksek bulunmuştur. Formik asit grubu, sonbaharda yavru
populasyonu gelişimi bakımından, oksalik ve laktik asit gruplarından önemli (P<0.05) düzeyde daha düşük belirlenmiştir.
Sonbaharda laktik asidin etkinliğinin ilkbahardaki etkinliğinden % 9.46 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kontrol grubunda,
varroanın giderek artan bulaşıklık düzeyine paralel olarak, her iki mevsimde yavru populasyonunda önemli (P<0.05) düzeyde
azalma görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Bal arısı, varroa, oksalik asit, formik asit, laktik asit
The Effects of Using Different Organic Acids for against Varroa (Varroa jacobsoni Q.)Treatment on Colony
Performances of Honey Bee (Apis mellifera L.)
Abstract
Effects of oxalic, formic and lactic acid usage in early spring and late autumn for varroa treatment on honey bee colonies had
been researched for treatment effectiveness and colony growth parameters. 48 honey bee colonies from 1 year-old queen from
Izmir ecotype, had been used in the research. Colonies were equalized for natural varroa levels and adult-brood bee population,
prior to the research. Colonies were selected randomly as 4 research groups (oxalic acid, formic acid, lactic acid, control) with 12
colonies in each group had been formed. Varroa numbers, treatment effectiveness, adult bee and brood population growth of
groups have been determined in spring, autumn, before and after the research. As the result of spring research, effectiveness of
oxalic acid group had found significantly (P<0.05) higher than the other groups with 94.04 %. In autumn, brood population
growth rate of formic acid group had found as significantly (P<0.05) lower than the oxalic acid and lactic acid groups. Treatment
effectiveness of lactic acid in autumn had found 9.46% higher than that in spring. In both season, brood population of control
group had showed a significant (p<0.05) decrease with the increasing number of varroa.
Key words: Honey bee, varroa, oxalic acid, formic acid, lactic acid
Giriş
Günümüzde dünya arıcılığının en büyük sorunlarından
birisi Varroa akarı (Varroa jacobsoni Qudemans)’nın
neden olduğu Varroatosis hastalığıdır. Varroa bal
arılarının larva, pupa ve erginleri üzerinde yaşayan,
onların kan sıvılarını (hemolenf) emerek beslenen çok
tehlikeli bir dış akardır. Kolonilerin gelişme hızını
azalmasına, bal arılarında kış kaybına, kolonide
enfeksiyon oluşmasına, tarlacı arıların uçuş etkinliğinin,
nektar ve polen toplama kapasitesinin azalmasına, ergin
arılarda vücut deformasyonlarına ve canlı ağırlık
kaybına neden olmaktadır. İleri düzeyde koloni yok
olmakta ve arılıkta ciddi ekonomik kayıplar meydana
gelmektedir (Kumova, 2003).
Varroa ile mücadelede uzun yıllardan beri kimyasal,
mekanik, genetik ve biyolojik yöntemlerden
yararlanılmıştır. Ancak kimyasal mücadelede kullanılan
akarisidlerin pek çoğunun yanlış kullanımları sonucu,
Varroa giderek bu ilaçlara karşı direnç kazanmakta,
kullanılan ilaçların etkinliği azalmaktadır (Boecking and
Spivak, 1999). İlaç kalıntıları gıda güvenliği ve insan
sağlığı bakımından önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu
problemleri aşmak amacıyla son yıllarda Amerika ve
Araştırma Makalesi
Yücel
Hayvansal Üretim 46(2), 2005
34
Avrupa ülkelerinin pek çoğunda parazit ve bulaşıcı
hastalıklara karşı dirençli arı hatlarının yetiştirilmesi ve
balın yapısını bozmayacak doğal organik asit
uygulamaları ön plana çıkmıştır (Bogdanov et al.,
1999). Organik asitler, (formik asit, oksalik asit, laktik
asit vb.) günümüzde bal arısı dış akarı Varroa
jacobsoni’yle mücadelede en çok kullanılan biyopestisidler
olmuştur. Bu organik asitler, uygun zamanda
ve dozda kullanıldıklarında kolonide ana arı kaybı, ergin
arı ve yavru populasyonu üzerinde olumsuz bir etki
yaratmamaktadır (Imdorf et al., 1996 ;Milani, 1999;
Goodwin et al., 2002).
Varroa mücadelesinde kullanılan organik asitlerden biri
olan formik asidin etkinliğinin, kullanılan uygulama
şekline bağlı olarak %60-92 arasında değiştiği
belirtilmektedir (Fries, 1991; Imdorf et al., 1997). Bu
etki; uygulama süresine, uygulama zamanına ve
uygulama sırasındaki hava sıcaklığına göre
değişmektedir (Brodsgaard et al., 1998). Formik asidin
ilkbaharda sub-tropikal iklimlerde hava sıcaklığının
aniden artması ile hızla buharlaştığı ve kolonide kapalı
yavru gözleri içerisindeki arı pupalarının ölümüne
neden olduğu belirtilmektedir (Underwood and Currie,
2003). Formik asidin 100C altındaki ortam sıcaklığında
iyi sonuç vermediği (Korpela et al., 1992) buna karşılık
oksalik asidin ortam sıcaklığından fazla etkilenmediği
bildirilmektedir (Cornelissen and Blacquiere, 2004).
Oksalik asit, kapalı yavru gözleri içerisine etki
etmediğinden, kolonide kuluçka üretiminin en az olduğu
dönemlerde kullanılması önerilir. Bu şekilde, varroa
mücadelesinde %90-95 başarı sağlandığı
bildirilmektedir (Imdorf et al., 1997; Nanetti, 1999;
Prandin et al., 2000). Ancak oksalik asidin yüksek
dozda ve birden fazla tekrarlanması durumunda
kolonide ana arı ve ergin arı populasyonu kaybına neden
olduğu öne sürülmektedir(Gerogorc and Planinc, 2001).
Laktik asit, oksalik asite benzer şekilde, kapalı yavru
gözleri içerisine etki etmediğinden, kolonide yavru
populasyonunun en az olduğu geç sonbahar döneminde
varroa mücadelesinde başarılı sonuçlar vermektedir
(Imdorf and Kilchenmann, 1990). Ancak laktik asidin
18ºC’den yüksek hava sıcaklığında uygulanmasının
kolonide ana arı kaybına neden olabileceği
belirtilmektedir (Liakos et al., 2002). Laktik asidin
kovan içerisinde kısa süreli etki göstermesi nedeniyle,
varroa kovanda tekrar görülebilir. Bu durumda laktik
asidin başka bir organik asitle kombine edilerek
yinelenmesi önerilmektedir (Brodsgaard et al., 1997).
Laktik asidin ergin arı ve kuluçka gelişimi üzerine
olumsuz etkisini bildiren bir literatüre rastlanmamıştır.
Varroa mücadelesinde kullanılan ilaçların ve sentetik
akarisitlerin, balda ve balmumunda önemli düzeyde
kalıntı bırakması nedeniyle, bal ihracatında önemli
sorunlar yaşanmaktadır. Organik beslenmenin giderek
önem kazandığı günümüzde, varroa mücadelesinde
kullanılan sentetik akarisitler, yerini balın doğal
bileşenleri olan organik asitlere bırakmaktadır (Wehling
et al., 2003).Yapılan araştırmalar, nektar akım dönemi
haricinde varroa mücadelesinde koloniye uygulanan
organik asitlerin, balda kalıntı bırakmadığını ortaya
koymaktadır ( Fries, 1991; Imdorf et al., 1996).
Bu çalışmanın amacı; bal arısı kolonilerinde Varroa
kontrolünde kullanılan organik kökenli oksalik, formik
ve laktik asit uygulamalarının, erken ilkbahar ve geç
sonbahar dönemlerinde varroa bulaşıklık değeri ve bal
arısı populasyonu gelişimi üzerine etkilerini
belirlemektir.
Materyal ve Yöntem
Deneme ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere iki kez
tekrarlanmıştır. İlkbahar denemesi 15 Mart – 4 Nisan
2004 tarihleri arasında, sonbahar denemesi 5 Kasım-20
Kasım 2004 tarihleri arasında yapılmıştır. Deneme
tarihleri, İzmir yöresinde ilkbaharda nektar akımının
erken başlaması ve sonbaharda çam balı üretiminin
Ekim ayları sonuna dek sürmesi dikkate alınarak
belirlenmiştir.
Denemede İzmir ekotipi bal arısı kullanılmıştır. İlkbahar
denemesinde, aynı yaşlı (bir yaşında) anaya sahip, arı
populasyonu bakımından benzer (5.17-5.28 adet ergin
arılı çerçeve ve 26.88-28.39 dm² yavrulu alan arasında
değişen) olan kolonilerde, organik asit uygulaması
öncesi ve sonrası ergin arılar üzerindeki varroa
bulaşıklığını belirlemek amacıyla, her koloniden
yaklaşık 200-250 adet ergin işçi arı, içinde deterjanlı su
bulunan kavanozlara alınmış, çalkalanmış ve varroaların
arılardan ayrılması sağlanmıştır. Ergin arı ve varroalar
sayılmış, uygulama sonunda kolonilerdeki ergin arılar
üzerindeki varroa bulaşıklık oranı (%); örnekte sayılan
toplam varroa sayısının örnekte sayılan ergin arı
sayısına bölünmesi ile saptanmıştır. Deneme öncesi ve
sonrası, her koloniden 200 adet kapalı yavru gözü
açılarak, gözlerdeki varroa sayımları yapılmış,
kolonilerin kapalı yavru gözlerindeki varroa bulaşıklık
oranı belirlenmiştir. Kapalı yavru gözlerindeki ve ergin
arılar üzerindeki varroa bulaşıklık oranları birlikte
değerlendirilmiştir (DeJong et al., 1982; Kumova,
2001).Varroa populasyon düzeyleri bakımından benzer
durumda olan 48 koloniden şansa bağlı olarak seçilmiş
12’şerli 4 grup oluşturulmuştur. Erken ilkbahar ve geç
Bal Arısı Kolonilerinde Varroa ile Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının Etkileri
Hayvansal Üretim 46(2), 2005
35
sonbaharda birinci gruptaki kovanlara oksalik asit,
ikinci gruptakilere formik asit, üçüncü gruptakilere
laktik asit uygulanmış, dördüncü grup ise kontrol grubu
olarak kabul edilmiştir. Her iki mevsimde, deneme
öncesi ve sonrası ergin arılı çerçeve sayısı ve yavrulu
alan yüzeyleri ölçülerek, organik asit uygulamalarının
koloni performansına etkileri araştırılmıştır.
Oksalik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve
geç sonbaharda bir kez olmak üzere %50 şeker:su
solusyonu (44.8 g okzalik asit, 1 litre suya
karıştırılmıştır) ile hazırlanan %3.2’lik oksalik asit
solusyonu, ince gözenekli bir el atomizeri yardımıyla,
her petek yüzeyine 3 ml gelecek şekilde
püskürtülmüştür. Uygulama her iki mevsimde birer defa
yapılmıştır.
Formik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve
geç sonbaharda 30 ml %65’lik formik asit solusyonu,
1cm x 10 cm buharlaşma yüzeyine sahip emici pedlere
homojen olarak şırınga yardımıyla enjekte edilmiştir.
Pedler, kuluçka alanı üzerine gelecek şekilde kovanda
çerçeveler üzerine konulmuş ve.uygulama, her iki
mevsimde 4 gün arayla 4 defa tekrarlanmıştır.
Laktik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve geç
sonbaharda %15’lik solusyon hazırlanarak verilmiştir.
Laktik asit, her petek yüzeyine 5 ml olmak üzere,
ilkbahar mevsiminde, 3 gün ara ile 6 defa, sonbahar
mevsiminde ise hava koşullarının son hafta uygun
olmaması nedeniyle 3 gün ara ile 5 defa püskürtme
yöntemi ile uygulanmıştır.
Oksalik, formik ve laktik asitlerin varroaya karşı
etkinliği, % olarak Henderson-Tilton eşitliği ile
belirlenmiştir (Kumova, 2001).
Deneme süresince hava sıcaklığı kaydedilmiştir.
Denemeden elde edilen veriler SAS(1999) istatistik
paket programının GLM prosedürüne göre varyans
analizi yapılarak değerlendirilmiş, gruplar arası farklılık
Duncan çoklu karşılaştırma testi ile saptanmıştır .
Bulgular
İlkbahar Dönemine İlişkin Bulgular
İlkbahar dönemi deneme süresince (15 Mart- 4 Nisan)
İzmir’de günlük hava sıcaklığı ortalaması 12.4 ± 2.3ºC
olarak belirlenmiştir.
İlkbahar döneminde organik asit uygulamalarından önce
varroa bulaşıklık değeri bakımından deneme grupları
arasında önemli bir farklılık olmadığı ve grupların
ortalama varroa bulaşıklık değerlerinin %10.8 ila %13.6
arasında değiştiği saptanmıştır. Varyans analizi
sonuçlarına göre ilkbahar mevsimi oksalik, formik ve
laktik asit uygulamalarından sonra, koloni grupları
arasında varroa bulaşıklık değerleri ve organik asit
etkinlikleri önemli (P<0.05) düzeyde farklılık
göstermiştir (Çizelge 1). İlkbaharda, ilaç uygulaması
sonrası varroa bulaşıklık değerinde en fazla düşüş,
oksalik asit grubunda görülmüş, bu farklılık diğer
deneme gruplarından ve kontrol grubundan önemli
(P<0.05)düzeyde yüksek bulunmuştur (Çizelge 1).
Henderson-Tilton eşitliğine göre, organik asit etkinliği
en fazla oksalik asit grubunda saptanmış, buna karşılık
formik asit ve laktik asit grupları arasında etkinlik
bakımından önemli bir farklılık belirlenmemiştir
(Çizelge 1). İlkbahar mevsiminde deneme sonrası
gruplar arasında en düşük (%0.91) varroa bulaşıklık
değeri oksalik asit grubunda, en fazla (% 14.23) varroa
bulaşıklık değeri ise kontrol grubunda belirlenmiştir
(Çizelge 1).
İlkbahar denemesi süresince formik asit ve kontrol
gruplarından birer kovan kaybedilmiştir. İlkbaharda
deneme öncesi kolonilerdeki ergin arı ve yavru
populasyonu bakımından eşitleme yapılmasına karşılık,
ilkbahar denemesi sonunda kontrol grubunda kapalı
yavru yüzeyi, diğer deneme gruplarından önemli
düzeyde (P<0.05) düşük bulunmuştur (Çizelge 2).
Çizelge 1. İlkbaharda deneme gruplarının, deneme öncesi ve sonrası ortalama varroa bulaşıklık değerleri (%)
(ortalama ± SE) ve organik asit etkinliği (%)
Gruplar n
Deneme öncesi varroa
bulaşıklık değeri, %
Deneme sonrası varroa
bulaşıklık değeri ,%
Organik asit etkinliği,
%
I, Oksalik asit 12 10.8 ± 4.23 0.91 ± 0.005a 94.04 ± 0.013a
II, Formik asit 12 13.6 ± 2.75 3.63 ± 0.006b 80.25 ± 0.745b
III, Laktik asit 12 12.8 ± 2.65 3.28 ± 0.001b 80.46± 0.028b
IV, Kontrol 12 10.9 ± 3.49 14.23 ± 0.001c
Ortalama – 12.1 ± 3.23 5.51 ± 0.003 84.92± 0.301
a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
Yücel
Hayvansal Üretim 46(2), 2005
36
Çizelge 2. İlkbahar mevsiminde deneme gruplarının ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri
Gruplar Deneme öncesi arılı
çerçeve sayısı
(adet)
Deneme sonrası arılı
çerçeve sayısı
(adet)
Deneme öncesi
yavrulu alan yüzeyi
(dm²)
Deneme sonrası
yavrulu alan yüzeyi
(dm²)
I, Oksalik asit 5.25± 0.53 6.82±045 28.39± 4.29 36.15± 2.12a
II, Formik asit 5.33± 0.36 6.17±0.72 28.41± 2.65 34.66±3.08a
III, Laktik asit 5.17± 0.47 6.36±0.46 27.31± 3.67 32.45± 2.46a
IV, Kontrol 5.28±0.54 6.05±0.28 26.88± 4.24 24.79 ±2.45b
Ortalama 5.26± 0.48 6.36±0.50 27.75± 3.82 32.01±2.55
a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
Sonbahar Dönemine İlişkin Bulgular
Sonbahar denemesi süresince (5 Kasım- 20 Kasım)
İzmir’de günlük hava sıcaklığı ortalaması 14.8 ± 3.1 ºC
olarak belirlenmiştir. Ancak hava sıcaklığının hızla
düşmesi nedeniyle en son laktik asit uygulaması
gerçekleştirilememiş, deneme 20 Kasım’da zorunlu
olarak bitirilmiştir.
Sonbahar mevsiminde yapılan organik asit
uygulamalarından önce, deneme kolonileri arasında
varroa bulaşıklık değerleri bakımından önemli (P<0.05)
düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Varyans analizi
sonuçlarına göre, ilkbaharda organik asit uygulaması
yapılmayan kontrol grubunun varroa bulaşıklık değeri,
sonbahar denemesi öncesinde diğer bütün gruplardan
önemli düzeyde (P<0.05) yüksek bulunmuştur (Çizelge
3).
Sonbaharda, organik asit uygulamalarından sonra en az
varroa bulaşıklık değerleri oksalik asit ve laktik asit
gruplarında belirlenmiş, bu farklılık kontrol ve formik
asit gruplarından önemli (P<0.05)düzeyde daha yüksek
bulunmuştur (Çizelge 3). Henderson-Tilton eşitliğine
göre, organik asit etkinliği en fazla oksalik ve laktik asit
gruplarında saptanmıştır (Çizelge 3).
Sonbahar denemesinde organik asit uygulamaları
öncesinde ve sonrasında kontrol grubunun diğer deneme
gruplarına göre önemli (P<0.05) düzeyde daha az ergin
arılı çerçeveye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu dönemde
organik asit uygulamalarından önce ve sonra yavrulu
alan yüzeyi bakımından gruplar arasında önemli
düzeyde farklılıklar olduğu saptanmıştır (Çizelge 4).
Yavrulu alan yüzeyi bakımından oksalik ve laktik asit
grupları, formik asit ve kontrol gruplarından önemli
(P<0.05) düzeyde yüksek bulunmuştur.
Çizelge 3. Sonbaharda deneme gruplarının, deneme öncesi ve sonrası ortalama varroa bulaşıklık değerleri (%)
(ortalama ± SE) ve organik asit etkinliği (%)
Gruplar n
Deneme Öncesi varroa
bulaşıklık değeri, %
Deneme sonrası varroa
bulaşıklık değeri ,%
Organik asit etkinliği,
%
I, Oksalik asit 12 3.28 ± 1.02a 0.42 ± 0.005a 92.01 ± 0.022a
II, Formik asit 11 7.99 ± 1.08ab 2.63 ± 0.006b 79.12 ± 0.056b
III, Laktik asit 12 6.16 ± 0.22ab 0.98 ± 0.001a 89.92± 0.016a
IV, Kontrol 11 22.7 ± 0.15c 34.8 ± 0.008c
Ortalama 10.03 ± 0.75 9.71 ±0.006 87.02 ± 0.022
a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
Çizelge 4. Sonbahar mevsiminde deneme gruplarının ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri
Gruplar Deneme öncesi arılı
çerçeve sayısı
(adet)
Deneme sonrası arılı
çerçeve sayısı (adet)
Deneme öncesi
yavrulu alan yüzeyi
(dm²)
Deneme sonrası
yavrulu alan yüzeyi
(dm²)
I, Oksalik asit 5.88± 0.42a 5.82±045 a 25.45± 3.86a 23.08±1.36a
II, Formik asit 5.23± 0.24a 5.17±0.72a 22.41± 0.07b 20.45±0.03b
III, Laktik asit 5.07± 0.18a 5.36±0.46a 24.96± 2.99a 22.14 ± 0.52a
IV, Kontrol 4.14±0.33b 4.08±0.28b 20.88± 2.08b 19.61 ± 0.70b
Ortalama 5.08± 0.32 5.10±0.51 23.43± 2.02 21.33± 1.09
a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
Bal Arısı Kolonilerinde Varroa ile Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının Etkileri
Hayvansal Üretim 46(2), 2005
37
Tartışma ve Sonuç
Deneme süresince kolonilere uygulanan organik
asitlerden en yüksek etkinliği ilkbaharda %94.04 ve
sonbaharda % 92.01 ile oksalik asit grubu göstermiştir.
Özellikle oksalik asit grubunda ilkbahar mevsiminde
deneme sonrası kuluçka yüzeyinin 35 dm²’den fazla
olmasına karşılık organik asit etkinliğinin %94’e
ulaşması, kuluçka gelişiminin olmadığı dönemde
oksalik asidin ilaç etkinliğinin daha yüksek olacağını
bildiren Gregorc ve Planinc(2001)’den farklılık
göstermektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz ortalama
(ilkbahar ve sonbahar) %93 oksalik asit etkinliği, benzer
uygulama sonucu oksalik asit etkinliğini %95 olarak
bildiren Mutinelli et al (1997) ve Higes et al.,
(1997)’dan %2, %98 olarak bildiren Cornelissen ve
Blacquiere (2004)’den % 5 oranında daha düşük
bulunmuştur. Ancak bu araştırmada saptanan organik
asit etkinliğinin, söz konusu araştırıcıların bulgularına
oldukça yakın olduğunu söylemek mümkündür.
Kolonide ergin arı ve yavru populasyonu bakımından
her iki mevsimde de bir olumsuz etki görülmemesi,
Fries et al(1991)’ın bulguları ile uyum içerisindedir.
Oksalik asit, diğer organik asitlerden daha fazla işgücü
gerektirmekle birlikte, uygulama kolaylığı, etki
değerinin yüksek ve maliyetinin düşük olması
nedeniyle, doz ve uygulama şekli dikkate alınarak
arıcılara önerilebilir.
Araştırmada saptanan formik asidin ortalama %.80
etkinliği, aynı organik asit etkinliğini sırasıyla; %98.2,
%93.3 ve %94.48 olarak bildiren Imdorf ve
Kilchenmann (1990), Kaftanoğlu et al. (1990) ve
Eugaras et al.(2002)’den oldukça düşüktür. Formik asit
etkinliğinin, oksalik asitten daha düşük olması,
özellikle erken ilkbaharda Ege Bölgesi’nde hava
sıcaklığının ani yükselmesi ile açıklanabilir. Nitekim
Goodwin et al. (2001), formik asit uygulamasının
varroa üzerinde, ılık bölgelerde soğuk iklim koşullarına
göre daha az etki gösterdiğini belirtmektedir. Bu durum,
formik asidin kovandan hızla buharlaşması ve kovan
içerisinde stabilitesinin giderek azalmasıyla ilişkili
olabilir. Slabezki et al. (1991), organik asitlerin kovan
içerisinde varroaya karşı yeterli etkinlik
gösterebilmesinin, ancak yavaş buharlaşması ile
mümkün olabildiğini, hızlı buharlaşmanın kovanda
petek gözü içerisindeki varroalara etki etmediğini
belirtmektedirler.
Laktik asit grubunda varroaya karşı belirlenen etkinlik
ilkbahar mevsiminde (%80.46), sonbahar mevsiminden
(%89.92) daha düşük bulunmuştur. Bu durum, sonbahar
mevsiminde kuluçka gelişiminin ilkbahara göre daha
düşük olması ile açıklanabilir. Buna paralel olarak,
Imdorf ve Kilchenmann (1990) ve Koeniger et al.
(1983), kolonide kuluçka üretiminin en az olduğu
dönemde varroa mücadelesinde laktik asit
kullanılmasının sırasıyla %90 ve %88 düzeyinde
etkinlik gösterdiğini bildirmektedir. Laktik asit
grubunda her iki mevsimde saptanan ortalama % 85.19
etkinlik ve varroa bulaşıklık değerindeki %7.35’lik
düşüş, Suarez et al. (1995)’in belirttiği %85.4’lük
etkinlik ve % 7.88’lik varroa sayısında azalma
bulgularıyla uyumludur.
Kontrol grubu, varroanın kolonilerde tedavi edilmediği
zaman ne kadar zararlı olabileceğini göstermektedir (
Imdorf et al.,1996; Boecking and Spivak, 1999;
Kumova, 2001). Kontrol grubunda varroa bulaşıklık
değeri ilkbahardan itibaren periyodik bir artış göstermiş,
bu grupta ergin arı ve yavru populasyonu gelişimi diğer
deneme gruplarından önemli (P<0.05) düzeyde geri
kalmıştır. Formik asit grubunda yavru populasyonu
gelişiminin oksalik ve laktik asit gruplarından önemli
(p<0.05) düzeyde daha düşük bulunmuştur. Bu durum,
Hansen ve Guldborg(1988)’un belirttiği gibi formik
asidin petek yüzeyinde daha uzun süre etkili olması
nedeniyle ana arının yumurtlamasını olumsuz
etkilemesi, yavru gelişimini geriletmesi ile ilişkili
olabilir. Ancak formik asit kullanımı ile ilgili kesin
sonuçlara ulaşmak için, daha fazla sayıda çalışma
yapılması yerinde olacaktır.
Sonuç olarak, Ege Bölgesi, kolonilerde yavru üretiminin
yıl boyu sürdüğü bir iklimsel çevreyi temsil etmesi ve
göçer arıcılığın yörede çok yaygın olması nedeniyle
varroa zararlısından çok fazla etkilenmektedir. Organik
asitlerle mücadele ise, son yıllarda gündeme gelmeye
başlamıştır. Bu nedenle, varroanın uzun süre aynı
varroasidlerle mücadele sonucu bağışıklık
mekanizmasının güçlenerek, direnç kazandığı dikkate
alınarak, organik asitlerin mevsimlere bağlı olarak
dönüşümlü ve sistemli biçimde kullanılması
gerekmektedir. Ülkemizde farklı bölgelerde, değişik
organik asitlerin ve organik asit karışımlarının
kullanımıyla ilgili çok yönlü çalışmaların yapılmasına
gereksinim vardır.
Teşekkür
Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde sağladıkları maddi
destekten ötürü Sinerji Tarım A.Ş.’ne teşekkür ederim.
Yücel
Hayvansal Üretim 46(2), 2005Düzenleyen: Bilgin Aydın, :: 24/07/2007 06:13
-
Evet bu sene Marmarada kime sorsam üretim yok denecek seviyede dolayısıyla fiyatlar yukarıda olacaktır.
-
Bu işe yeni başladım.
C1:2
C2:Oğul almadım
C3:Hiç sırlanmış bal yok.Elimdeki birkaç kilo granüle olmuş balı şerbetlerine katıp sonbaharda vereceğim.
C4:— -
Arkadaşlar kestane balı almak almak istersek bu seneki durum nedir varmıdır? fiyat nedir?Bir teneke kaç kg.gelmektedir.
-
Nisan ayında Silivri tarafında 10 çerçeve arı eski kovanıyla birlikte 130 ytl idi.
Zeytinburnunda 1 kg.civarında oğullar çıplak olarak 80 ytl.fiyatla satıldı. -
cihat cetin yazan:
Quote:kardeş bir adamın bir zaman camdan kovan yapıp onları izlemeye karar vermiş fakat gel gör ki arılar sabaha kadar camı kapatmışlar onları dışarıdan izlemek ne kadar doğrudur bilmem ama bir gerçek varki arılar yaratılış olarak kapalı alanı severler o zaman söylermisin kardeş arı niçin doğada ağaç koğuğuna kendini benimsiyor neden gitip bir cama konmuyor söylermisin selamlarSelamlar Cihat bey,bende bu konuda görüş belirtmek istiyorum.
Bence arıların doğada ağaç kovuğu gibi koruyucu formda cam bulmaları mümkün değildir elbette ama uygun koşullarda bulsalar yuvalanabilirler derim.Zira gözlem kovanlarında koloni yetiştirilebiliyor.Ancak söylediğiniz gibi arıların doğal ortamları genelde karanlık ve loş, kovanlardaki uygulamalardada buna bakarak direkt ışıktan tecrit edilmeli ancak kontrollerde ışıktan faydalanmalı görüşündeyim. -
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi