Bilgin Aydin

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 61 ile 75 arası (toplam 78)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Uçma deliği yönü #8375

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Peki arkadaşlar kovan uçma deliği kovanın altından açılabilirmi acaba? Bu ne kazandırabilir ne gibi dezavantaj oluşturabilir.
    Örneğin güve kelebeğini durdurabilirmi? Havalandırmada ne getirir ne götürür.

  • yanıtla: ARILARDA YAĞMACILIK #8145

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Teşekkür ederim Hayyam bey.

  • yanıtla: ARILARDA YAĞMACILIK #8141

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Peki şöyle bir şey olabilirmi sevgili dostum,bir kovan sezon boyu yağmalanabilirmi.Yani ne zaman oturup kovanlarımı izlesem(zaten iki tane)birbir lerinden çok uzaklar, ara ara tekme tokat bir kapışma görüyorum tartaklama kemirme sokma uğraşı.İlk kontrollerde yağmacılığa önem vermemiştim dolayısıyla dikkatte etmedim.Bu sene ballıkta bal görememeyi önce buna bağladım ama sonra mevsimin azizliğinden zor bir yıl olduğu herkesçe vurgulandı.Sonuçta böyle durumlarla karşılaştınmı hiç?

  • yanıtla: Bilgilendirme #8140

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Teşekkürler Murat.

  • yanıtla: Bilgilendirme #8074

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Arkadaşlar anladığım kadarıyla teneke hacminde bir standart var ve ben yeni bir amatörüm.Tenekelenen bal ne kadar kilo olmalı.
    Bildiğimiz peynir yada yağ tenekelerimi bunlar.

  • yanıtla: kovanın içine bakmadan dışardan anlamak #8068

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Doğrudur.Ne yazıkki dünyamızın yaratılışından bu yana değişmeden görebildiğimiz tek şey gökyüzünün maviliği sanırım.

  • yanıtla: su kontrasından kovan alt tahtası #8067

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Güner Kayral’ın kitabında okumuştum kovan ağacında denedim ve iyi bir yöntem gibi geldi.
    Kovan konrollerinde yada temizlik esnasında propolisleri kazıyıp topluyoruz,1/10 oranında alkol yada kokusuz beyaz ispirto ile karıştırıyoruz bir kavanoz içinde.1 ölçek propolis 10 ölçek alkol,hemen eriyor kurumuş olanlar için biraz beklemek gerekebilir.İnce tülbentten yada penyeden süzüp fırçayla ahşaba uyguluyoruz hoş bir koku renk ve yalıtkanlık için.
    Ayrıca boş kovanlara mevsiminde oğul çekmek için + oluşturabilir.

    Düzenleyen: Bilgin Aydın, :: 26/07/2007 07:51

  • yanıtla: Kışa daha uygun kovan tipi hakkında #8053

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar.

  • yanıtla: kovanın içine bakmadan dışardan anlamak #8052

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    cıhad yazan:

    Quote:
    sayın bilgin aydın
    kusura bakma görüşüne katılamıyorum
    arılar doğal olan şeyleri severler
    doğada bulsada cam gibi sunni şeylere oturup yuva yapmazlar
    çünki gen kodlarında öyle yazmıyor
    gözlem kovanlarında ise zorlama ile arı oturtuluyor arının isteği ile değil
    arınını dili olsa beni buraya koyma der
    bunlar benim görüşlerim
    ama tartışmaya açık
    selamlar

    Aslında senin görüşlerine bire bir katılıyorum Sevgili Cihat bunun için hayvanların doğadaki barınaklarına bakmak yeterli kendilerine uymayan kısımlarıda propolis ile modifiye ediyorlar.Demek istediğim doğal ortamlarda örneğin külahsı kovan tipi gibi oluşumlar görmek olukça nadirdir.Yoksa uygun kaya kütleleri aralarındada yuvalanmalar olabiliyor.Çoğu kayalar cama yakın ısı iletkenliğine sahip.Ama tecrit bir ortama bir oğul salkımı bırakılsa ve tüm bu materyal’lerden barınaklar hazırlansa görüşüm,ahşap’ı tercih edeceklerinden yana olur.
    Selamlar.

  • yanıtla: Varroada biyolojik mücadele #8038

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Mücadelede Organik asit kullanımı ile ilgili Akademik bir araştırmanın sonuçları.
    Pdf formatında iyi düzenlenmiş ancak dosya boyutu büyük olduğundan kes yapıştır yöntemi ile aktarabildim.

    Hayvansal Üretim 46(2): 33-39, 2005
    33
    Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinde Varroa (Varroa jacobsoni Q.) ile
    Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının
    Koloni Performansı Üzerine Etkileri
    Banu Yücel
    Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 35100 Bornova-İzmir
    e-posta: [email protected], Tel.: +90 (232) 388 40 00 / 2711
    Özet
    Bu çalışmada, bal arısı kolonilerinde erken ilkbahar ve geç sonbaharda oksalik, formik ve laktik asidin varroa ile mücadele
    etkinliği ve koloni gelişimine etkileri araştırılmıştır.Denemede İzmir ekotipi, bir yaşlı anaya sahip 48 adet bal arısı kolonisi
    kullanılmıştır. Deneme öncesi koloniler, doğal varroa bulaşıklık düzeyi ve ergin-yavrulu arı populasyonu bakımından
    eşitlenmiştir. Koloniler rastgele seçilmiş, her grupta 12 koloni olacak şekilde 4 deneme grubu (oksalik asit, formik asit, laktik asit
    ve kontrol grubu) oluşturulmuştur. Grupların ilkbahar ve sonbaharda, deneme öncesi ve sonrası varroa oranları, organik asit
    etkinliği, ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri belirlenmiştir. İlkbahar denemesi sonucunda, oksalik asit grubunun varroaya
    karşı etkinliği %94.04 ile diğer gruplardan önemli (P<0.05) düzeyde yüksek bulunmuştur. Formik asit grubu, sonbaharda yavru
    populasyonu gelişimi bakımından, oksalik ve laktik asit gruplarından önemli (P<0.05) düzeyde daha düşük belirlenmiştir.
    Sonbaharda laktik asidin etkinliğinin ilkbahardaki etkinliğinden % 9.46 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kontrol grubunda,
    varroanın giderek artan bulaşıklık düzeyine paralel olarak, her iki mevsimde yavru populasyonunda önemli (P<0.05) düzeyde
    azalma görülmüştür.
    Anahtar kelimeler: Bal arısı, varroa, oksalik asit, formik asit, laktik asit
    The Effects of Using Different Organic Acids for against Varroa (Varroa jacobsoni Q.)Treatment on Colony
    Performances of Honey Bee (Apis mellifera L.)
    Abstract
    Effects of oxalic, formic and lactic acid usage in early spring and late autumn for varroa treatment on honey bee colonies had
    been researched for treatment effectiveness and colony growth parameters. 48 honey bee colonies from 1 year-old queen from
    Izmir ecotype, had been used in the research. Colonies were equalized for natural varroa levels and adult-brood bee population,
    prior to the research. Colonies were selected randomly as 4 research groups (oxalic acid, formic acid, lactic acid, control) with 12
    colonies in each group had been formed. Varroa numbers, treatment effectiveness, adult bee and brood population growth of
    groups have been determined in spring, autumn, before and after the research. As the result of spring research, effectiveness of
    oxalic acid group had found significantly (P<0.05) higher than the other groups with 94.04 %. In autumn, brood population
    growth rate of formic acid group had found as significantly (P<0.05) lower than the oxalic acid and lactic acid groups. Treatment
    effectiveness of lactic acid in autumn had found 9.46% higher than that in spring. In both season, brood population of control
    group had showed a significant (p<0.05) decrease with the increasing number of varroa.
    Key words: Honey bee, varroa, oxalic acid, formic acid, lactic acid
    Giriş
    Günümüzde dünya arıcılığının en büyük sorunlarından
    birisi Varroa akarı (Varroa jacobsoni Qudemans)’nın
    neden olduğu Varroatosis hastalığıdır. Varroa bal
    arılarının larva, pupa ve erginleri üzerinde yaşayan,
    onların kan sıvılarını (hemolenf) emerek beslenen çok
    tehlikeli bir dış akardır. Kolonilerin gelişme hızını
    azalmasına, bal arılarında kış kaybına, kolonide
    enfeksiyon oluşmasına, tarlacı arıların uçuş etkinliğinin,
    nektar ve polen toplama kapasitesinin azalmasına, ergin
    arılarda vücut deformasyonlarına ve canlı ağırlık
    kaybına neden olmaktadır. İleri düzeyde koloni yok
    olmakta ve arılıkta ciddi ekonomik kayıplar meydana
    gelmektedir (Kumova, 2003).
    Varroa ile mücadelede uzun yıllardan beri kimyasal,
    mekanik, genetik ve biyolojik yöntemlerden
    yararlanılmıştır. Ancak kimyasal mücadelede kullanılan
    akarisidlerin pek çoğunun yanlış kullanımları sonucu,
    Varroa giderek bu ilaçlara karşı direnç kazanmakta,
    kullanılan ilaçların etkinliği azalmaktadır (Boecking and
    Spivak, 1999). İlaç kalıntıları gıda güvenliği ve insan
    sağlığı bakımından önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu
    problemleri aşmak amacıyla son yıllarda Amerika ve
    Araştırma Makalesi
    Yücel
    Hayvansal Üretim 46(2), 2005
    34
    Avrupa ülkelerinin pek çoğunda parazit ve bulaşıcı
    hastalıklara karşı dirençli arı hatlarının yetiştirilmesi ve
    balın yapısını bozmayacak doğal organik asit
    uygulamaları ön plana çıkmıştır (Bogdanov et al.,
    1999). Organik asitler, (formik asit, oksalik asit, laktik
    asit vb.) günümüzde bal arısı dış akarı Varroa
    jacobsoni’yle mücadelede en çok kullanılan biyopestisidler
    olmuştur. Bu organik asitler, uygun zamanda
    ve dozda kullanıldıklarında kolonide ana arı kaybı, ergin
    arı ve yavru populasyonu üzerinde olumsuz bir etki
    yaratmamaktadır (Imdorf et al., 1996 ;Milani, 1999;
    Goodwin et al., 2002).
    Varroa mücadelesinde kullanılan organik asitlerden biri
    olan formik asidin etkinliğinin, kullanılan uygulama
    şekline bağlı olarak %60-92 arasında değiştiği
    belirtilmektedir (Fries, 1991; Imdorf et al., 1997). Bu
    etki; uygulama süresine, uygulama zamanına ve
    uygulama sırasındaki hava sıcaklığına göre
    değişmektedir (Brodsgaard et al., 1998). Formik asidin
    ilkbaharda sub-tropikal iklimlerde hava sıcaklığının
    aniden artması ile hızla buharlaştığı ve kolonide kapalı
    yavru gözleri içerisindeki arı pupalarının ölümüne
    neden olduğu belirtilmektedir (Underwood and Currie,
    2003). Formik asidin 100C altındaki ortam sıcaklığında
    iyi sonuç vermediği (Korpela et al., 1992) buna karşılık
    oksalik asidin ortam sıcaklığından fazla etkilenmediği
    bildirilmektedir (Cornelissen and Blacquiere, 2004).
    Oksalik asit, kapalı yavru gözleri içerisine etki
    etmediğinden, kolonide kuluçka üretiminin en az olduğu
    dönemlerde kullanılması önerilir. Bu şekilde, varroa
    mücadelesinde %90-95 başarı sağlandığı
    bildirilmektedir (Imdorf et al., 1997; Nanetti, 1999;
    Prandin et al., 2000). Ancak oksalik asidin yüksek
    dozda ve birden fazla tekrarlanması durumunda
    kolonide ana arı ve ergin arı populasyonu kaybına neden
    olduğu öne sürülmektedir(Gerogorc and Planinc, 2001).
    Laktik asit, oksalik asite benzer şekilde, kapalı yavru
    gözleri içerisine etki etmediğinden, kolonide yavru
    populasyonunun en az olduğu geç sonbahar döneminde
    varroa mücadelesinde başarılı sonuçlar vermektedir
    (Imdorf and Kilchenmann, 1990). Ancak laktik asidin
    18ºC’den yüksek hava sıcaklığında uygulanmasının
    kolonide ana arı kaybına neden olabileceği
    belirtilmektedir (Liakos et al., 2002). Laktik asidin
    kovan içerisinde kısa süreli etki göstermesi nedeniyle,
    varroa kovanda tekrar görülebilir. Bu durumda laktik
    asidin başka bir organik asitle kombine edilerek
    yinelenmesi önerilmektedir (Brodsgaard et al., 1997).
    Laktik asidin ergin arı ve kuluçka gelişimi üzerine
    olumsuz etkisini bildiren bir literatüre rastlanmamıştır.
    Varroa mücadelesinde kullanılan ilaçların ve sentetik
    akarisitlerin, balda ve balmumunda önemli düzeyde
    kalıntı bırakması nedeniyle, bal ihracatında önemli
    sorunlar yaşanmaktadır. Organik beslenmenin giderek
    önem kazandığı günümüzde, varroa mücadelesinde
    kullanılan sentetik akarisitler, yerini balın doğal
    bileşenleri olan organik asitlere bırakmaktadır (Wehling
    et al., 2003).Yapılan araştırmalar, nektar akım dönemi
    haricinde varroa mücadelesinde koloniye uygulanan
    organik asitlerin, balda kalıntı bırakmadığını ortaya
    koymaktadır ( Fries, 1991; Imdorf et al., 1996).
    Bu çalışmanın amacı; bal arısı kolonilerinde Varroa
    kontrolünde kullanılan organik kökenli oksalik, formik
    ve laktik asit uygulamalarının, erken ilkbahar ve geç
    sonbahar dönemlerinde varroa bulaşıklık değeri ve bal
    arısı populasyonu gelişimi üzerine etkilerini
    belirlemektir.
    Materyal ve Yöntem
    Deneme ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere iki kez
    tekrarlanmıştır. İlkbahar denemesi 15 Mart – 4 Nisan
    2004 tarihleri arasında, sonbahar denemesi 5 Kasım-20
    Kasım 2004 tarihleri arasında yapılmıştır. Deneme
    tarihleri, İzmir yöresinde ilkbaharda nektar akımının
    erken başlaması ve sonbaharda çam balı üretiminin
    Ekim ayları sonuna dek sürmesi dikkate alınarak
    belirlenmiştir.
    Denemede İzmir ekotipi bal arısı kullanılmıştır. İlkbahar
    denemesinde, aynı yaşlı (bir yaşında) anaya sahip, arı
    populasyonu bakımından benzer (5.17-5.28 adet ergin
    arılı çerçeve ve 26.88-28.39 dm² yavrulu alan arasında
    değişen) olan kolonilerde, organik asit uygulaması
    öncesi ve sonrası ergin arılar üzerindeki varroa
    bulaşıklığını belirlemek amacıyla, her koloniden
    yaklaşık 200-250 adet ergin işçi arı, içinde deterjanlı su
    bulunan kavanozlara alınmış, çalkalanmış ve varroaların
    arılardan ayrılması sağlanmıştır. Ergin arı ve varroalar
    sayılmış, uygulama sonunda kolonilerdeki ergin arılar
    üzerindeki varroa bulaşıklık oranı (%); örnekte sayılan
    toplam varroa sayısının örnekte sayılan ergin arı
    sayısına bölünmesi ile saptanmıştır. Deneme öncesi ve
    sonrası, her koloniden 200 adet kapalı yavru gözü
    açılarak, gözlerdeki varroa sayımları yapılmış,
    kolonilerin kapalı yavru gözlerindeki varroa bulaşıklık
    oranı belirlenmiştir. Kapalı yavru gözlerindeki ve ergin
    arılar üzerindeki varroa bulaşıklık oranları birlikte
    değerlendirilmiştir (DeJong et al., 1982; Kumova,
    2001).Varroa populasyon düzeyleri bakımından benzer
    durumda olan 48 koloniden şansa bağlı olarak seçilmiş
    12’şerli 4 grup oluşturulmuştur. Erken ilkbahar ve geç
    Bal Arısı Kolonilerinde Varroa ile Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının Etkileri
    Hayvansal Üretim 46(2), 2005
    35
    sonbaharda birinci gruptaki kovanlara oksalik asit,
    ikinci gruptakilere formik asit, üçüncü gruptakilere
    laktik asit uygulanmış, dördüncü grup ise kontrol grubu
    olarak kabul edilmiştir. Her iki mevsimde, deneme
    öncesi ve sonrası ergin arılı çerçeve sayısı ve yavrulu
    alan yüzeyleri ölçülerek, organik asit uygulamalarının
    koloni performansına etkileri araştırılmıştır.
    Oksalik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve
    geç sonbaharda bir kez olmak üzere %50 şeker:su
    solusyonu (44.8 g okzalik asit, 1 litre suya
    karıştırılmıştır) ile hazırlanan %3.2’lik oksalik asit
    solusyonu, ince gözenekli bir el atomizeri yardımıyla,
    her petek yüzeyine 3 ml gelecek şekilde
    püskürtülmüştür. Uygulama her iki mevsimde birer defa
    yapılmıştır.
    Formik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve
    geç sonbaharda 30 ml %65’lik formik asit solusyonu,
    1cm x 10 cm buharlaşma yüzeyine sahip emici pedlere
    homojen olarak şırınga yardımıyla enjekte edilmiştir.
    Pedler, kuluçka alanı üzerine gelecek şekilde kovanda
    çerçeveler üzerine konulmuş ve.uygulama, her iki
    mevsimde 4 gün arayla 4 defa tekrarlanmıştır.
    Laktik asit grubundaki kolonilere, erken ilkbahar ve geç
    sonbaharda %15’lik solusyon hazırlanarak verilmiştir.
    Laktik asit, her petek yüzeyine 5 ml olmak üzere,
    ilkbahar mevsiminde, 3 gün ara ile 6 defa, sonbahar
    mevsiminde ise hava koşullarının son hafta uygun
    olmaması nedeniyle 3 gün ara ile 5 defa püskürtme
    yöntemi ile uygulanmıştır.
    Oksalik, formik ve laktik asitlerin varroaya karşı
    etkinliği, % olarak Henderson-Tilton eşitliği ile
    belirlenmiştir (Kumova, 2001).
    Deneme süresince hava sıcaklığı kaydedilmiştir.
    Denemeden elde edilen veriler SAS(1999) istatistik
    paket programının GLM prosedürüne göre varyans
    analizi yapılarak değerlendirilmiş, gruplar arası farklılık
    Duncan çoklu karşılaştırma testi ile saptanmıştır .
    Bulgular
    İlkbahar Dönemine İlişkin Bulgular
    İlkbahar dönemi deneme süresince (15 Mart- 4 Nisan)
    İzmir’de günlük hava sıcaklığı ortalaması 12.4 ± 2.3ºC
    olarak belirlenmiştir.
    İlkbahar döneminde organik asit uygulamalarından önce
    varroa bulaşıklık değeri bakımından deneme grupları
    arasında önemli bir farklılık olmadığı ve grupların
    ortalama varroa bulaşıklık değerlerinin %10.8 ila %13.6
    arasında değiştiği saptanmıştır. Varyans analizi
    sonuçlarına göre ilkbahar mevsimi oksalik, formik ve
    laktik asit uygulamalarından sonra, koloni grupları
    arasında varroa bulaşıklık değerleri ve organik asit
    etkinlikleri önemli (P<0.05) düzeyde farklılık
    göstermiştir (Çizelge 1). İlkbaharda, ilaç uygulaması
    sonrası varroa bulaşıklık değerinde en fazla düşüş,
    oksalik asit grubunda görülmüş, bu farklılık diğer
    deneme gruplarından ve kontrol grubundan önemli
    (P<0.05)düzeyde yüksek bulunmuştur (Çizelge 1).
    Henderson-Tilton eşitliğine göre, organik asit etkinliği
    en fazla oksalik asit grubunda saptanmış, buna karşılık
    formik asit ve laktik asit grupları arasında etkinlik
    bakımından önemli bir farklılık belirlenmemiştir
    (Çizelge 1). İlkbahar mevsiminde deneme sonrası
    gruplar arasında en düşük (%0.91) varroa bulaşıklık
    değeri oksalik asit grubunda, en fazla (% 14.23) varroa
    bulaşıklık değeri ise kontrol grubunda belirlenmiştir
    (Çizelge 1).
    İlkbahar denemesi süresince formik asit ve kontrol
    gruplarından birer kovan kaybedilmiştir. İlkbaharda
    deneme öncesi kolonilerdeki ergin arı ve yavru
    populasyonu bakımından eşitleme yapılmasına karşılık,
    ilkbahar denemesi sonunda kontrol grubunda kapalı
    yavru yüzeyi, diğer deneme gruplarından önemli
    düzeyde (P<0.05) düşük bulunmuştur (Çizelge 2).
    Çizelge 1. İlkbaharda deneme gruplarının, deneme öncesi ve sonrası ortalama varroa bulaşıklık değerleri (%)
    (ortalama ± SE) ve organik asit etkinliği (%)
    Gruplar n
    Deneme öncesi varroa
    bulaşıklık değeri, %
    Deneme sonrası varroa
    bulaşıklık değeri ,%
    Organik asit etkinliği,
    %
    I, Oksalik asit 12 10.8 ± 4.23 0.91 ± 0.005a 94.04 ± 0.013a
    II, Formik asit 12 13.6 ± 2.75 3.63 ± 0.006b 80.25 ± 0.745b
    III, Laktik asit 12 12.8 ± 2.65 3.28 ± 0.001b 80.46± 0.028b
    IV, Kontrol 12 10.9 ± 3.49 14.23 ± 0.001c
    Ortalama – 12.1 ± 3.23 5.51 ± 0.003 84.92± 0.301
    a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
    Yücel
    Hayvansal Üretim 46(2), 2005
    36
    Çizelge 2. İlkbahar mevsiminde deneme gruplarının ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri
    Gruplar Deneme öncesi arılı
    çerçeve sayısı
    (adet)
    Deneme sonrası arılı
    çerçeve sayısı
    (adet)
    Deneme öncesi
    yavrulu alan yüzeyi
    (dm²)
    Deneme sonrası
    yavrulu alan yüzeyi
    (dm²)
    I, Oksalik asit 5.25± 0.53 6.82±045 28.39± 4.29 36.15± 2.12a
    II, Formik asit 5.33± 0.36 6.17±0.72 28.41± 2.65 34.66±3.08a
    III, Laktik asit 5.17± 0.47 6.36±0.46 27.31± 3.67 32.45± 2.46a
    IV, Kontrol 5.28±0.54 6.05±0.28 26.88± 4.24 24.79 ±2.45b
    Ortalama 5.26± 0.48 6.36±0.50 27.75± 3.82 32.01±2.55
    a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
    Sonbahar Dönemine İlişkin Bulgular
    Sonbahar denemesi süresince (5 Kasım- 20 Kasım)
    İzmir’de günlük hava sıcaklığı ortalaması 14.8 ± 3.1 ºC
    olarak belirlenmiştir. Ancak hava sıcaklığının hızla
    düşmesi nedeniyle en son laktik asit uygulaması
    gerçekleştirilememiş, deneme 20 Kasım’da zorunlu
    olarak bitirilmiştir.
    Sonbahar mevsiminde yapılan organik asit
    uygulamalarından önce, deneme kolonileri arasında
    varroa bulaşıklık değerleri bakımından önemli (P<0.05)
    düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Varyans analizi
    sonuçlarına göre, ilkbaharda organik asit uygulaması
    yapılmayan kontrol grubunun varroa bulaşıklık değeri,
    sonbahar denemesi öncesinde diğer bütün gruplardan
    önemli düzeyde (P<0.05) yüksek bulunmuştur (Çizelge
    3).
    Sonbaharda, organik asit uygulamalarından sonra en az
    varroa bulaşıklık değerleri oksalik asit ve laktik asit
    gruplarında belirlenmiş, bu farklılık kontrol ve formik
    asit gruplarından önemli (P<0.05)düzeyde daha yüksek
    bulunmuştur (Çizelge 3). Henderson-Tilton eşitliğine
    göre, organik asit etkinliği en fazla oksalik ve laktik asit
    gruplarında saptanmıştır (Çizelge 3).
    Sonbahar denemesinde organik asit uygulamaları
    öncesinde ve sonrasında kontrol grubunun diğer deneme
    gruplarına göre önemli (P<0.05) düzeyde daha az ergin
    arılı çerçeveye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu dönemde
    organik asit uygulamalarından önce ve sonra yavrulu
    alan yüzeyi bakımından gruplar arasında önemli
    düzeyde farklılıklar olduğu saptanmıştır (Çizelge 4).
    Yavrulu alan yüzeyi bakımından oksalik ve laktik asit
    grupları, formik asit ve kontrol gruplarından önemli
    (P<0.05) düzeyde yüksek bulunmuştur.
    Çizelge 3. Sonbaharda deneme gruplarının, deneme öncesi ve sonrası ortalama varroa bulaşıklık değerleri (%)
    (ortalama ± SE) ve organik asit etkinliği (%)
    Gruplar n
    Deneme Öncesi varroa
    bulaşıklık değeri, %
    Deneme sonrası varroa
    bulaşıklık değeri ,%
    Organik asit etkinliği,
    %
    I, Oksalik asit 12 3.28 ± 1.02a 0.42 ± 0.005a 92.01 ± 0.022a
    II, Formik asit 11 7.99 ± 1.08ab 2.63 ± 0.006b 79.12 ± 0.056b
    III, Laktik asit 12 6.16 ± 0.22ab 0.98 ± 0.001a 89.92± 0.016a
    IV, Kontrol 11 22.7 ± 0.15c 34.8 ± 0.008c
    Ortalama 10.03 ± 0.75 9.71 ±0.006 87.02 ± 0.022
    a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
    Çizelge 4. Sonbahar mevsiminde deneme gruplarının ergin arı ve yavru populasyonu gelişimleri
    Gruplar Deneme öncesi arılı
    çerçeve sayısı
    (adet)
    Deneme sonrası arılı
    çerçeve sayısı (adet)
    Deneme öncesi
    yavrulu alan yüzeyi
    (dm²)
    Deneme sonrası
    yavrulu alan yüzeyi
    (dm²)
    I, Oksalik asit 5.88± 0.42a 5.82±045 a 25.45± 3.86a 23.08±1.36a
    II, Formik asit 5.23± 0.24a 5.17±0.72a 22.41± 0.07b 20.45±0.03b
    III, Laktik asit 5.07± 0.18a 5.36±0.46a 24.96± 2.99a 22.14 ± 0.52a
    IV, Kontrol 4.14±0.33b 4.08±0.28b 20.88± 2.08b 19.61 ± 0.70b
    Ortalama 5.08± 0.32 5.10±0.51 23.43± 2.02 21.33± 1.09
    a,b : Farklı harflerle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılık önemlidir (P< 0.05)
    Bal Arısı Kolonilerinde Varroa ile Mücadelede Farklı Organik Asitlerin Kullanılmasının Etkileri
    Hayvansal Üretim 46(2), 2005
    37
    Tartışma ve Sonuç
    Deneme süresince kolonilere uygulanan organik
    asitlerden en yüksek etkinliği ilkbaharda %94.04 ve
    sonbaharda % 92.01 ile oksalik asit grubu göstermiştir.
    Özellikle oksalik asit grubunda ilkbahar mevsiminde
    deneme sonrası kuluçka yüzeyinin 35 dm²’den fazla
    olmasına karşılık organik asit etkinliğinin %94’e
    ulaşması, kuluçka gelişiminin olmadığı dönemde
    oksalik asidin ilaç etkinliğinin daha yüksek olacağını
    bildiren Gregorc ve Planinc(2001)’den farklılık
    göstermektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz ortalama
    (ilkbahar ve sonbahar) %93 oksalik asit etkinliği, benzer
    uygulama sonucu oksalik asit etkinliğini %95 olarak
    bildiren Mutinelli et al (1997) ve Higes et al.,
    (1997)’dan %2, %98 olarak bildiren Cornelissen ve
    Blacquiere (2004)’den % 5 oranında daha düşük
    bulunmuştur. Ancak bu araştırmada saptanan organik
    asit etkinliğinin, söz konusu araştırıcıların bulgularına
    oldukça yakın olduğunu söylemek mümkündür.
    Kolonide ergin arı ve yavru populasyonu bakımından
    her iki mevsimde de bir olumsuz etki görülmemesi,
    Fries et al(1991)’ın bulguları ile uyum içerisindedir.
    Oksalik asit, diğer organik asitlerden daha fazla işgücü
    gerektirmekle birlikte, uygulama kolaylığı, etki
    değerinin yüksek ve maliyetinin düşük olması
    nedeniyle, doz ve uygulama şekli dikkate alınarak
    arıcılara önerilebilir.
    Araştırmada saptanan formik asidin ortalama %.80
    etkinliği, aynı organik asit etkinliğini sırasıyla; %98.2,
    %93.3 ve %94.48 olarak bildiren Imdorf ve
    Kilchenmann (1990), Kaftanoğlu et al. (1990) ve
    Eugaras et al.(2002)’den oldukça düşüktür. Formik asit
    etkinliğinin, oksalik asitten daha düşük olması,
    özellikle erken ilkbaharda Ege Bölgesi’nde hava
    sıcaklığının ani yükselmesi ile açıklanabilir. Nitekim
    Goodwin et al. (2001), formik asit uygulamasının
    varroa üzerinde, ılık bölgelerde soğuk iklim koşullarına
    göre daha az etki gösterdiğini belirtmektedir. Bu durum,
    formik asidin kovandan hızla buharlaşması ve kovan
    içerisinde stabilitesinin giderek azalmasıyla ilişkili
    olabilir. Slabezki et al. (1991), organik asitlerin kovan
    içerisinde varroaya karşı yeterli etkinlik
    gösterebilmesinin, ancak yavaş buharlaşması ile
    mümkün olabildiğini, hızlı buharlaşmanın kovanda
    petek gözü içerisindeki varroalara etki etmediğini
    belirtmektedirler.
    Laktik asit grubunda varroaya karşı belirlenen etkinlik
    ilkbahar mevsiminde (%80.46), sonbahar mevsiminden
    (%89.92) daha düşük bulunmuştur. Bu durum, sonbahar
    mevsiminde kuluçka gelişiminin ilkbahara göre daha
    düşük olması ile açıklanabilir. Buna paralel olarak,
    Imdorf ve Kilchenmann (1990) ve Koeniger et al.
    (1983), kolonide kuluçka üretiminin en az olduğu
    dönemde varroa mücadelesinde laktik asit
    kullanılmasının sırasıyla %90 ve %88 düzeyinde
    etkinlik gösterdiğini bildirmektedir. Laktik asit
    grubunda her iki mevsimde saptanan ortalama % 85.19
    etkinlik ve varroa bulaşıklık değerindeki %7.35’lik
    düşüş, Suarez et al. (1995)’in belirttiği %85.4’lük
    etkinlik ve % 7.88’lik varroa sayısında azalma
    bulgularıyla uyumludur.
    Kontrol grubu, varroanın kolonilerde tedavi edilmediği
    zaman ne kadar zararlı olabileceğini göstermektedir (
    Imdorf et al.,1996; Boecking and Spivak, 1999;
    Kumova, 2001). Kontrol grubunda varroa bulaşıklık
    değeri ilkbahardan itibaren periyodik bir artış göstermiş,
    bu grupta ergin arı ve yavru populasyonu gelişimi diğer
    deneme gruplarından önemli (P<0.05) düzeyde geri
    kalmıştır. Formik asit grubunda yavru populasyonu
    gelişiminin oksalik ve laktik asit gruplarından önemli
    (p<0.05) düzeyde daha düşük bulunmuştur. Bu durum,
    Hansen ve Guldborg(1988)’un belirttiği gibi formik
    asidin petek yüzeyinde daha uzun süre etkili olması
    nedeniyle ana arının yumurtlamasını olumsuz
    etkilemesi, yavru gelişimini geriletmesi ile ilişkili
    olabilir. Ancak formik asit kullanımı ile ilgili kesin
    sonuçlara ulaşmak için, daha fazla sayıda çalışma
    yapılması yerinde olacaktır.
    Sonuç olarak, Ege Bölgesi, kolonilerde yavru üretiminin
    yıl boyu sürdüğü bir iklimsel çevreyi temsil etmesi ve
    göçer arıcılığın yörede çok yaygın olması nedeniyle
    varroa zararlısından çok fazla etkilenmektedir. Organik
    asitlerle mücadele ise, son yıllarda gündeme gelmeye
    başlamıştır. Bu nedenle, varroanın uzun süre aynı
    varroasidlerle mücadele sonucu bağışıklık
    mekanizmasının güçlenerek, direnç kazandığı dikkate
    alınarak, organik asitlerin mevsimlere bağlı olarak
    dönüşümlü ve sistemli biçimde kullanılması
    gerekmektedir. Ülkemizde farklı bölgelerde, değişik
    organik asitlerin ve organik asit karışımlarının
    kullanımıyla ilgili çok yönlü çalışmaların yapılmasına
    gereksinim vardır.
    Teşekkür
    Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde sağladıkları maddi
    destekten ötürü Sinerji Tarım A.Ş.’ne teşekkür ederim.
    Yücel
    Hayvansal Üretim 46(2), 2005

    Düzenleyen: Bilgin Aydın, :: 24/07/2007 06:13

  • yanıtla: kestane balı #8037

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Evet bu sene Marmarada kime sorsam üretim yok denecek seviyede dolayısıyla fiyatlar yukarıda olacaktır.

  • yanıtla: BAL ÜRETİMİNİZ NE KADAR? #8016

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Bu işe yeni başladım.
    C1:2
    C2:Oğul almadım
    C3:Hiç sırlanmış bal yok.Elimdeki birkaç kilo granüle olmuş balı şerbetlerine katıp sonbaharda vereceğim.
    C4:—

  • yanıtla: kestane balı #8014

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Arkadaşlar kestane balı almak almak istersek bu seneki durum nedir varmıdır? fiyat nedir?Bir teneke kaç kg.gelmektedir.

  • yanıtla: bir kovan arı fiyatı hakkında #8013

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    Nisan ayında Silivri tarafında 10 çerçeve arı eski kovanıyla birlikte 130 ytl idi.
    Zeytinburnunda 1 kg.civarında oğullar çıplak olarak 80 ytl.fiyatla satıldı.

  • yanıtla: kovanın içine bakmadan dışardan anlamak #8012

    Bilgin Aydin
    Katılımcı

    cihat cetin yazan:

    Quote:
    kardeş bir adamın bir zaman camdan kovan yapıp onları izlemeye karar vermiş fakat gel gör ki arılar sabaha kadar camı kapatmışlar onları dışarıdan izlemek ne kadar doğrudur bilmem ama bir gerçek varki arılar yaratılış olarak kapalı alanı severler o zaman söylermisin kardeş arı niçin doğada ağaç koğuğuna kendini benimsiyor neden gitip bir cama konmuyor söylermisin selamlar

    Selamlar Cihat bey,bende bu konuda görüş belirtmek istiyorum.
    Bence arıların doğada ağaç kovuğu gibi koruyucu formda cam bulmaları mümkün değildir elbette ama uygun koşullarda bulsalar yuvalanabilirler derim.Zira gözlem kovanlarında koloni yetiştirilebiliyor.Ancak söylediğiniz gibi arıların doğal ortamları genelde karanlık ve loş, kovanlardaki uygulamalardada buna bakarak direkt ışıktan tecrit edilmeli ancak kontrollerde ışıktan faydalanmalı görüşündeyim.

15 yazı görüntüleniyor - 61 ile 75 arası (toplam 78)