Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Öncelikle küstahlığımı bağışlayın. Bende 2-3 yıldır arıyla uğraşıyorum ve başaramadığım her durum için kahroluyorum!
Ne kadar güzel, siz çok rahatsınız; onu geçtim bunu geçtim diyorsunuz!
Bana göre bunlar geçilecek konu değil: Arılar bahardan beri 3-4 çıta hala yerinde sayıyor; birde mevsim itibari ile diyorsunuz. Mart ayında mıyız? Neredeyse haziran geldi. Arıların bence çoktan gelişmesi gerekirdi. Ne bileyim arkadan gidenlere şerbet verseydiniz, yavru desteğinde bulunsaydınız.
Örneğin ben şu an bölmelerimi besliyorum ; neden? Zaten arı mevcudu az; mevcut arı birde nektar bulmaya çalışmasın; o sadece polen getirsin yavruya baksın; kışa kadar kendini toplasın. Bana yeter.Belki besleme yaptınız veya yapmaktasınız. Belki arıyı sıkıştırmadınız. Yada ana arıda veya arıda bir sorun olabilir. Ana arı yaşlı olabilir, erkek yavruluyor olabilir. Arıda hastalık olabilir, varroa olabilir.
Baharda zayıf bir arım vardı. Baktım nüfus yeterince artmıyor. Sorduk soruşturduk,bilenlere gösterdik, sıkıştırılmadığı için yavrular üşüyor ve çürüklüğe yakalanıyorlarmış, gerekenler yapıldı ve koloni kendisini kurtardı.
Yani kolonide hiçbir şey sebepsiz olmuyor.Sürekli gözlerin açık takip etmek lazım!Bunu yeni yeni öğreniyorum.3 tanesinin anası kayıp, günlük yumurta verdirip yaptırdım demişsiniz. Normalde; hani kontrol esnasında falan anayı yanlışlıkla öldürürsek arılar mevcut yumurta veya larvalardan hemen kendilerine yeni ana memeleri yapıyorlar.
Ancak biz ana kontrolü yapmadan mevcut memeleri koparırsak, işte koloni o zaman hapı yutuyor. Nüfus yaşlanıyor. Kovan yalancıya gidiyor. Yeni ana uygulamasına geçersek koloniye bir miktar bakıcı arı takviyesi yapmak gerekebilir.
Yeni analar çıktı ve ortada yoklar, bu normal bir durum mu? Kovanlar yalancıya gitmiş olmasın.Tabiki siz bunları dert etmediğiniz için olaylar hakkında ayrıntılı açıklamada bulunmamışsınız.
Sahi siz şu asalağı sormuştunuz , anasız kovan, arı güçsüz, mahsun. Her türlü olumsuz etkiye açık. Kovana da her tür haşere girebilir. Yılan gibi hareket ediyorsa bir tür kurt olabilir. Fotoğrafı olsaydı belki bir şey denebilirdi.
Ama bence siz bazı şeyleri dert etmeye başlasanız iyi olur. Bakın birkaç gündür gözüme uyku girmiyor. O yumurtladı mı, bu yeni meme yaptımı, kimi nereye aktarayım, hangisine petek vereyim; ne yapabilirim? ne yapabilirim? çıldıracağım.
Siz şu hayvanın ne olduğunu bırakında; öncelikle arılara biran önce çeki düzen verin.
Saygılar. -
Herkes gider mersine ben giderim tersine!
Tamam dediğiniz gibi ikinci ballığı koyacağım. Bu diğer sorumada cevap olmuş. İkinci sorum şuydu: Bir kovanımda ballık tıka basa bal dolu henüz sırlanmamış ama arı çok aşırı kalabalık, kontrol etmekte zorlanıyorum ne yapayım diyecektim. Sanırım bunun cevabı da ikinci ballığı koymak.
Henüz kat vermediğim kovanların; boştaki katlarını kullanırım. Malzememiz kısıtlı, kovanlar birbirine uygun değil ama bir yolunu bulacağım.
Çok bal almak güzel bir şey. Ama benim için önemli olan bal değil; arıyı kontrol altında tutabilmek.
Demek sonunda benimde tripleks kovanlarım olacak.İnanamıyorum! -
“…boş sepet göndereyim size”, Allah iyiliğinizi versin , isterseniz dolu sepet gönderin!
Eksik olmayın sepet bende de var, ama bildiğiniz üzere sepete çerçeve sığmıyor. Karton kutuya en azından çerçeve koyabiliyoruz. Sözde teknik arıcılık yapıyoruz ya! Arı illaki çerçevede olacak!
-
İki katlı bir kovanım sanırım fazla sıkışmış. Oğul vermek için niyetleniyor. Meme taslakları yapmışlar, henüz sütlenmemiş,memeleri bozdum ama mesajı aldık.
Kuluçkalık sıkışık, ballıkta da yer yok, çerçeveler bal ve kapalı yavru olmak üzere dolu . Şimdi benim bu kovandan biraz arı eksiltmem lazım. Bunu ne şekilde yapayım; şu an düşündüğüme göre;Kapalı gözlü yavrulu çerçeveleri hafifçe silkeleyerek arısıyla birlikte zayıf kovanlara birer çerçeve verebilirim.(oğul veren veya oğul olarak aldığım kovanlara);
yada bir tek zayıf kovanın üzerine ballık koyup; kapalı gözlü ve üzeri bakıcılı 4 çerçeveyi araya sinek teli koyup birleştirebilirim. Böylece bu kovandan da bal alma ihtimalimiz olabilir.
Ne yapayım; çerçeveleri birkaç kovana mı dağıtayım, yoksa bir tek kovana mı birleştireyim!Kovanlara bir çerçeve olarak verirsem koku vermeme gerek var mı, yoksa sorunsuz kabul edilir mi?
Geride kalan kovana da içinden aldığım çerçeve sayısı kadar temel petek vereceğim.
Şimdilik aklıma gelenler bu kadar,(bir kolonimde de başka bir sorun var, onu da sonra yazayım)
Evet…; yardım bekliyorum! -
Halit bey; kirpi ne ki, ben kirpiyi elimle tutarım!Valla değil kirpinin keneleri, yılanın kenelerini bile toplarım benim için sorun yok! İsteyen buyursun gelsin.
Ayrıca 5-6 ana çok değil, isterseniz bir kovanda 20 tane anada çıkartabilirsiniz. Ama bazıları birbirini öldürebilir orasını bilemem!
Bugün ayçiçek tarlasına çapaya gittik, hava çok sıcaktı, ellerim su topladı, belim koptu. Foruma bir bakayım dedim, Halit bey’in yazısını yeni gördüm. Gece gece yazı yazıyorum.
Bu benim 3. bal sezonum olacak. 2 yıldır kendim ilgileniyorum.Evet arılarım şimdiye kadar hiç oğul vermedi.İlk sene 4 kolonim vardı. İkinci sene devşirme yoluyla 6 koloni oldu. Bu yıl bahara 6 koloni çıktık.İki kovanımda gördüğünüz gibi oğul durumu oluştu. Ben oğul memelerini görünce yumurtlayan anaları bir kapalı yavrulu çerçeveyle başka kovanlara ayırdım.Şu an çok güzel yumurtluyorlar. Etti 8 koloni.
Anasız kovanlardan çıkan, yeni analardan birer tanesini, bir çerçeve kapalı yavruyla ayırdım. Etti 10 koloni.
Geride kalan her iki anaç kovanda geçen hafta birer tane oğul verdi. Birini yeni monte ettiğim boyasız kovana koydum. Diğerini kovan kalmadığı için karton kutuya koydum.Bir hafta öylece kaldı. Kavak tahtasından bir kovan yapıp içine bugün aktarabildim. Etti 12 koloni.
Ayrıca elime doğan birer anayı da kıyamadım,( bloglardan gördüğümüz üzere) küçük kutular çaktım, ve güçlü arılardan arı silkeleyip anaları da sinek teline sarıp içine koydum, anaları kabul ettiler.
Şu an 3 güçlü kolonimde kat var. Geçen gün kontrolde bileğim çıkacaktı, ballıkları kaldırmakta zorlanıyorum çünkü yavruyu kesmişler habire bal yığıyorlar. Bal sezonu olmamasına rağmen bende anlamadım bu bal nereden geliyor?
Şimdi çiftleşmesini beklediğim 8 yeni ana arım var. İnşallah sorunsuz yumurtlamaya başlarlar.
İlk defa oğul gördüm ve yakalaması çok zevkliydi. Ağaç tepesine adam çıkartmadık ( zaten kimi çıkartacan) millet arıdan korkuyor. Biri armuta biri ayvaya kondu. (yerden 1,5 – 2 metre yükseğe) Oğulları sorunsuz topladım ve böylece oğul sezonunu kapamış olduk.
Bu arada oğula çıkacak anaların vak vak lamasını çok merak ediyordum. Kovanlardan canlı yayın bu sesi de duymuş oldum ! -
Sormayın çoğaltmıycam dedikçe, 10 koloniye dayandık. Bu gün demonte bir kovanı çaktım içini dolduracağız artık!
Halil bey; bende başıma gelenleri siz gülesiniz diye anlattım zaten!
Tohum derdine düştün ;arıları ihmal ettin demişsiniz ya! Bende buna çok güldüm.
Ben o kadar çok şeyin derdindeyim ki !…Yalnız; bakımım altında olan hayvanları asla ihmal etmem! Kendimi ihmal ederim onları asla. Beni tanıyanlar hayvanlar konusunda “aşırı derecede” hassas olduğumu çok iyi bilir.
Durun size bir şey daha anlatayım; birkaç gün önce ( arılara baktığım gün) küçük bir kaplumbağa gördüm. Yakaladım ve ters çevirdim. Neden? Çünkü ben gördüğüm kaplumbağaları mutlaka kontrol ederim. Kaplumbağalarda “kalın kabuklu” keneler olur.(kedi köpekte daha ince kabuklular) Bu keneler kaplumbağanın kasıklarına yerleşmiştir, nadiren kabuklarına da yapışır. Ve kaplumbağalar bu kenelerden asla kurtulamaz. Hayvanın canını emer. Sonra bu keneler ona yapıştığı gibi bize de yapışır falan. (örneğin geçen sene benim arı maskeme kene yapışmıştı)
Bende her zamanki gibi operasyona başladım. Kargaburunla kaplumbağanın kenelerini koparıp, ilaçla imha ettim. Tahmin edin bakalım; elim kadar kaplumbağadan kaç kene kopardım. Tam 12 tane!!!
Sizde bir kaplumbağa görürseniz ters çevirip kontrol edin. Ama bu arada keneleri kendi üzerinize sakın yapıştırmayın.Gördüğünüz gibi; biz çevremizdeki kimseyi ihmal etmiyoruz. Ancak bazen cahilliğimize geliyor yanlış yapıyoruz, fenada olmuyor sizi güldürüyoruz işte!!!
-
Tarımsal alanlarda arıcılık yapmak hiç güzel bir şey değil! Başkasının ektiği ürüne muhtaçsın. Siz istediğiniz kadar ayçiçeğin nektar verimini tartışın, çiftçi kendisine önerilen ürünü ekecek, kendisine önerilen ilacı atacak.
Bizde geçen sene ilk defa tunca ektik. Bundan önce sanbro ekiyorduk. Arılar çiçekler kuruyana kadar deli gibi üzerinde çalıştılar. Yakında başka ayçiçeği tarlaları olmasına rağmen tuncaya arıların ilgisi güzeldi. Arılar güzelde bal yaptı. Ben tuncanın “tohum” verimini beğenmedim o başka! Kuraklığında etkisi olabilir.
Geçenlere yine ayçiçeği tohumluğu, ilaç falan alıyoruz, çiftçiler dükkanda toplanmış bir muhabbet gidiyor. Baktım raflarda arı ölümüne sebep olduğu söylenen sistemik tohum ilaçları. Mühendise sordum bunu neye öneriyorsunuz: “Ayçiçeğine” . Nasıl olur !dedim; kendi firması bile ilaçlarının ayçiçeğinde ruhsatlı olmadığını söylerken siz bunu tavsiye ediyorsunuz? “Tarlada kurt varsa başka ne yapacaksın ki!” dedi. Oradan başka bir çiftçi söze katıldı: “Kızım hiç tohuma atılan ilaç arıya zarar verir mi? Ayçiçek büyüyünce onun arıya zararı falan olmaz!”
Ben başka ne diyebilirim ki! Mühendis bile bu ilacı tavsiye ediyorsa çiftçi ne yapsın!Başka bir konuda ayçiçeği tohumlarının ekilme alanları. Büyük bir çiftçi yan yana iki tarlaya pioneerin iki faklı tohumluğunu ekmiş, çok süper gelişme göstermiş ;çiçek açmışlar. Hasat zamanı gelmiş o da ne! İki tarlada da tohum tutma sıfır. Oysa bu iki cins tohumluğun asla yakına ekilmemesi gerekiyormuş; çünkü birbirinden döl almışlar. Çok zarar etmiş, sonra firmayla davalık falan olmuşlar.
Diyor ki: Bu tohumlukların hepsi hibrit olduğu için bir bölgede hep aynı tohumluğun ekilmesi gerekiyor. Oysa çiftçi bunu bilmiyor, tohum firması da uyarmıyor. Halbuki; örneğin bir köyde çiftçiler anlaşıp aynı tohumluğu ekmeleri gerekiyor , yoksa verim almak mümkün değil.
Ayçiçeklerinde kendini tozlama oranı çok düşük bu yüzden arı gibi polinatörlere ihtiyaç var, ama birde yakında yanlış tozlaşacağı başka bir ayçiçek cinsi varsa durum felaket oluyor .
Bu yüzden ayçiçeği tohumlarının “kendi kendini tozlama” özelliklerini geliştirmeye çalışıyorlarmış. Böylelikle yakında ayçiçeklerini tozlamak için arılara ihtiyaç kalmayacakmış!!! -
“Bir müddet sonra kullanmak” tan kasıt yumurtayı dondurup saklamaksa bir şey diyemiycem ama başka yere taşımaksa neden olmasın. Nasıl ki kuluçka makinelerinde tavuk yumurtasındaki embriyo; faaliyetine devam ediyorsa; burada da en azından arı yumurtasını taşımak için uygun koşullar pekala sağlanabilir (belirli ısı ve nem oluşturulduktan sonra).
Ancak arılarda yumurta süresi 3 gün. Larvaların yumurtadan çıkmaya başladığı gibi sürekli artan miktarda ve sıklıkta beslenmeleri gerekecek. Bu yüzden 3 gün içerisinde yumurtalar istenilen yere taşınabilir ve ana üretimi de başarılı olur diye düşünüyorum!
İstediğin koloniden yumurtalı çerçeveyi al, özel klimalı kutusuna koy (klima enerjisini araçtan alır), arkadaşına gönder gitsin, vardığı gibi ana üretimine geçilsin. Hiç fena olmaz.
İster misiniz şimdi arıcılar birbirlerine taze ,günlük arı yumurtası göndermeye başlasın!!! -
Sırf arının bedenine zarar verecek diye; polen toplamaya sıcak bakmıyorum. Lakin; ısrarla polenimizi yemek isteyenler olunca mecburen tuzak takmaya karar verdik.
Polen ızgarası ve çekmecesini burada bulamadım; Eskişehir den kargoyla getirdik. Izgaralar metal. Çapak yok yinede birazcık zımpara çektik. Henüz kovanlara takmadım.
Geçenlerde deneme amaçlı boş kovanda birkaç arıyı ızgaraya kapadım, zavallılar kafasını ve kollarını geçiriyor daha ileri gidemiyor,ha kafası , ha beli koptu kopacak derken benim ödüm koptu! Sonuçta ızgaradan geçmeye cesaret edemediler.
Deliklerin çapı yaklaşık 4,5mm. Delikleri biraz genişletip deneme yapmayı düşünüyorum. Eğer genişlemiş halde kutuya polen dökülüyorsa ne ala!
Yoksa bir tanesinin bile; göz göre göre kolu bacağı kopsun istemeyiz! -
Halil bey; ben kovandan polenli çerçeveleri almayı düşünmedim zaten. Kovanın bir köşesinde (zulalanmış halde) sonbaharda acil kullanım için bekler diye düşündüm.
Sayın Şekerli ben kendi adıma sütlü, soyalı vb. protein karışımına karşı değilim; sadece denemeye korkarım. Zaten birkaç tane arım var. Eğer ölçüyü yakalayamazsam hapı yutarım!
Ama içimden bir ses sizin bu karışımı denediğinizi ve başarılı olduğunuzu söylüyor.
Bazı çalışmalarda bireysel olarak başarılı olabiliriz, ama önemli olan çoğunluk olarak bir konuda başarılı olmamız. Zaten ülkemizin koşulları belli!Şimdi siz protein keki için kaliteli standarda uygun süt tozu kullanın dersiniz; ben süt tozu nereden bulayım? Sütü ineğin memesinden aldığım gibi kullanırım. Karışımı hazırlayınca soğuk zinciri bozmayın dersiniz ; ben; yumuşak kalsın diye keki özellikle sıcakta bekletirim. (Proteinler sıcakta çok çabuk bozulma eğiliminde biliyorsunuz)
Sonrasında ne olur! Bütün arıların hassas olan sindirim sistemleri bozulur. En iyisi bir işi kuralına uygun yapamayacaksan o işe hiç niyetlenmemek. Sanırım bu yüzden bu protein kekleri bizde yapılmıyor.
Kurallara uymak düzen ister; bizde düzen ne gezer! -
Sayın Şekerli;
Bana bir sayfa yazıyı okuttunuz ya ne diyim? Bilmeyen arkadaşlar için söyleyelim; yazıda iki kraliçeli koloni sistemin nasıl kurulacağından bahsedilmiş. Şu an için iki kraliçeli sistem bana büyük gelir!
Eğer isteyen olursa yukarıdaki yazıdan anladığım kadarını yazmaya çalışırım.
Bu arada sorum hala geçerli: daha çok polen nasıl stoklanır? -
Sayın Şekerli; burada ki konu milli eğitim müdürü ve düşüncesi değil. Tut ki bu deney “balarıları”yla başarılı sonuç verdi veya yurtdışından mutant arı ithal edip deneyi öyle yaptılar. Ben bu noktaya takılmadım.
Takıldığım nokta; insanların bilimle ilgili bir konuda ; bilmeden, anlamadan,dinlemeden “trajikomik, bilim dışı, akıldışı” yorumlarını yapabilmeleri.
Günümüzde bilim ve teknik o kadar hızlı ilerliyor ki ; bir gelişmeyi okuduğum zaman“hadi canım olmaz öyle şey” demiyorum, diyemiyorum.
Eğer konuyu bilmeden böyle bir şey dersem; cahilliğim ortaya çıkar ki bunu asla istemem! -
Yine tecrübeli arıcılara yönelik bir soru gelmiş. Acemiysek bizim başımız kelmi canım!
Arılarla yeni haşır neşir olduğumuz zamanlarda arıcı abim kovan kontrollerini yapıyor. Bana çerçeveyi gösteriyor; üzerinde bir sürü ana yüksüğü var(ben öyle sanıyorum) Bunların hepsini bozacak mıyım dedim. Yooook! Bunlar sevinç gözü sakın bozmakla uğraşma dedi. O zaman için daha ayrıntısını sormak aklıma gelmemişti.
Adı sevinç gözü olduğuna göre; arıların keyfinin yerinde olduğu anlamına geliyor olsa gerek. Yakın zamanda oğula gideceği anlamını da taşıyor olabilir.
Ha!Benim kovanlarım şimdiye kadar oğul vermedi o da ayrı bir mesele! -
Dıştan bakınca tarla faaliyetleri düzeninde gözüküyorsa (özellikle güzel polen gelişi varsa);savunma ve havalandırma yapan arılar varsa; arı sakinse anası olma ihtimali yüksek.
Aksi durumda( ana olmadığında) işçilerin; “kraliçe yoksa bizde yokuz” diyerek bütün kollarda iş yavaşlatma ve bırakma eylemi yaptıkları ,ayrıca kovanı açınca karınlarını kaldırdıkları ve bir tür vızıltı çıkardıkları söyleniyor.(şahit olmadığım için bilmiyorum)
Ben anasız kovanı ayırt edemiyorum. Kışa girerken bir kovanda anayı göremedim(arı çok kalabalıktı ve aşırı huysuzluk yapıyordu),tarla faaliyetleri neredeyse bitmişti,yumurta yada kapalı yavru falan hiçbir şeyde yoktu. Denemek için başka kovandan yumurtalı çerçeve versek o da yok!
“Kışın anasız kalan kovanlarda, bahara kadar yalancı ana oluşmaz” duyumunu alınca bende bahara kadar üzülmeye son verdim.
Sonra ne mi oldu? Şu anda en çok yavrulu göze sahip olan kovan. (Üzülmek boşunaymış çünkü anası mevcutmuş! )Bende bir şey sorayım:Kovanda ana yok! Ama kapalı veya henüz kapanmamış ana memesi varsa;
koloni,yeni ana gözden çıkıncaya kadar anasız davranışları yapmaya veya aynı tür ses çıkarmaya devam ediyor mu? -
İşte böyle ;şimdi yazdıklarınız daha ayrıntılı olmuş daha iyi olmuş. Bir binanın yüzeyinin toprak içinde olması (kot farkı) sıcaklığı olumlu etkiler,doğru.Toprak içindeki bodrumda, sardunya çiçeklerinin donmadan kışladığına şahidim.Tabii burada da nem problemi oluşabilir; o da ayrı bir konu.
Arılarınızın yaşaması tesadüf mü acaba ? Hiç bilmiyorum!
Benimde 6 kolonimin tamamı bahara eksiksiz çıktı? Benimkide acemi şansı olabilir; yada şans değil başarı olabilir! Bunu zaman gösterecek.İnşallah arılarınızın sayısı hızla çoğalırda( şöyle dişe dokunur bir rakama ulaşır); o zaman bir kısmına kıyıp yarısını dışarıda; yarısını da yine bildiğiniz gibi kapalı şekilde kışlatırsınız.
Ve sonra bizimle( sağ olursak eğer) bu kolonilerin bahara çıkma durumlarını ,daha sonraki gelişme düzenlerini; bal verimlerini paylaşırsınız.
Araştırmanın ve paylaşımın sonu yok. Ben hala araştırıyorum henüz bir yere varamadım!
İnşallah diyorum. Yolunuz açık olsun! -
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi