demet

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 247)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Ana arımı kabul etmediler #10945

    demet
    Katılımcı

    Gökhan bey selamlar; ben demet!
    Yaklaşık 2,5 yıldır arılarla ilgileniyorum. Sizin arıcılık geçmişinize bakıyorum ( eğer sıfır yanlışlıkla konmadıysa) tamı tamına 30 yıl yazıyor! (benimkinin neredeyse 10 katı)
    Bende bile arılarla ilgili az biraz tecrübe olduğuna göre; sizde kim bilir ne tecrübeler vardır!

    O yüzden bir kovana ana kabul ettiremeyip “çaresiz” olacak kadar kötü durumda olmamalısınız diye düşünüyorum. En kötü ihtimal koloniyi dağıtırsınız olur biter değil mi!
    Zaten deryada gemi batırmışsınız; 22 koloni gitmiş, bir koloniyle ne batarsınız ne kurtulursunuz!

    Neyse; foruma uzun zamandır kimse tecrübelerini yazmıyor. Eğer siz 30 yıllık tecrübenizle başınızdan geçenleri yazarsanız okumaktan büyük keyif alacağız. Saygılar

  • yanıtla: TOPRAK KOVAN -HİNDİSTAN #10910

    demet
    Katılımcı

    La havle vela kuvvete ; ben şimdi size bir şey dedim mi?
    Yazımı güzelce yazmışım, kerpiç kovan fikrine olabilir gözüyle de bakıyorum. Hatta yapmayı da düşünüyorum .

    Sizin bu kadar parlamanıza sebep olan ne ola ki?
    Cümlenin sonunu neşeli bir şekilde bitirmem mi !

    Hem burada alınsam alınsam benim alınmam lazım: eşek olmakla itham edilerek!

    Siz bu deyimin ne anlama geldiğini biliyor musunuz cidden?
    Eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürmek; durup dururken hiç akla gelmeyecek olanı akla getirmek demektir.

    Ayrıca eşeklerle bir sorunum yok;severim kendilerini. Özellikle gözleri çok güzel olur!
    Son olarak ta karpuzun kabuğunu değil içini yemeyi tercih ederim.

  • yanıtla: TOPRAK KOVAN -HİNDİSTAN #10907

    demet
    Katılımcı

    Dedem derdi ki; bu beton binalar bizi öldürecek her tarafımız ağrıyor,sızlıyor, nefes alamıyoruz! Sonra anlatmaya başlardı; Eskiden evleri kerpiçten yaparlarmış. Böyle ev yazın serin; kışın sıcak olurmuş, içerde nem oluşmazmış,havası mis gibi olurmuş!

    Burada kerpiç işini en iyi romanlar yaparmış. Ama her toprak kerpiç kesmeye uygun değilmiş. Romanların kerpiç toprağı olarak kullandıkları belli bir yer varmış. Orasının toprağını belli oranda samanla karıştırarak kerpiç tuğlasını keserlermiş. Sonra sen gidip tuğlanı satın alırmışsın.

    Şimdi kerpiçten kovan yaptığımızı düşünüyorum da;
    Avantajları neler olabilir? Neredeyse sıfır maliyet, yazın serin ,kışın sıcak olan ve içerde nem barındırmayan bir kovan.Temiz topraktan kesildiği için doğal ve sağlıklı ortam! Güzel gözüküyor!

    Dezavantajları neler olabilir; Yağmuru yedimi erimeye başlar(üzerinde çatı olmalı); alt kısmı yere değmemeli( temel üzerine örülmeli); taşımak değil yerinden kımıldatmak bile pek mümkün olmayacağı için, inşa ettiğin yerde kovan anıt gibi kala kalır.

    Toprak kovanı dezenfekte etmek için pürmüz uygulanabilir mi? Emin değilim; uygulansa bile ısı toprağı dezenfekte etmeye yeter mi belirsiz(toprak gözenekli olduğu için mikroplar derinlere saklanabilir)
    Hayvan barınaklarına kireç sürüyorlar ya; toprak kovana da yüzeysel olarak kireç sürülebilir; diye düşünüyorum… düşünüyorum…

    Düşünüyorum da bahara bende böyle bir kovan inşa etsem! Nasıl olur hı?
    Şimdi ; eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürmenin ne alemi vardı!!!

  • yanıtla: Birinci el! #10899

    demet
    Katılımcı

    Büyükşef ;yazıda anlatmak istediğim herkes buraya gelsin değil; buraya da bir göz atın anlamındadır. Zaten dikkat ederseniz Beyazkovan “veya” blog güncellemelerine yönlendirin dedim. Aktarma bilgi değil de bazı şeylere kaynağından ulaşsınlar istedim.

    Yazıların neredeyse tamamını okudum. Beyazkovan adınının içinde geçtiği “bir” yazı bile görmedim. Buna üzüldüm açıkçası.

    Tekelleşmeyi hiçbir zaman savunmadım!
    Şimdi benim yazıp sizin beğenmediğiniz bu yazıyı kim okudu: Siz okudunuz, denizakvaryumu okudu, üyelerimiz okuycak!
    Yani yine biz okuduk. Kimseye de negatif bir etkileme yapacağını sanmıyorum!

    Ayrıca kimsenin okuyucu kitlesini kapmak gibi bir derdim yok. Eğer öyle olsaydı direkt olarak o foruma bir yazı yazar ve sitemizi överdim!
    Yanlış düşündüm ve yanlış yaptıysam afedersiniz. Oruçluyum kafama vurmuş olabilir!

  • yanıtla: Lütfen Yardımcı olun #10896

    demet
    Katılımcı

    Korkmayın buradayım ;denize açılmadım!
    Franklin’in dediği gibi;
    “Küçük balıklar kıyıya yakın durmalıdır”

    Alpsukan’mı diyim Orhan bey’mi diyim şaşırdım şimdi! Allah aşkına geçmiş yazıları olduğu yerde bırakalım, kesipte çıkarmayalım. Okuyunca bir tuhaf oluyorum. O zamanki atmosfer içinde yazılmış yaşanmış ve bitmiş yazılar!

    Forumların özelliği bu değil mi sürekli yenileniyor. Yeni yazılara bakmamız daha faydalı. Ayrıca geçmişte yanlış veya eksik bir şeylerde söylemiş olabiliriz. Geçmişteki hatalarımızı da kabul ediyoruz elbette! Sonuçta bizim hatamız ancak her yeni gün gibi kendimizi sürekli yeniliyoruz.

    Geçmişte yaşanan hatanın üzüntüsünü hatırlamadığım gibi ;geçmişteki başarının da tadını hatırlamıyorum.
    En iyisi hep birlikte geleceğe bakalım!


  • demet
    Katılımcı

    Çok şanslısınız temiz propolisleriniz var!
    Benimkileri; ağaçlara sürdüğüm aşı macunlarını toplayıp götürürken görmüştüm. Bir güzel bacaklara doldurup hopp kovana! Al sana hazır propolis.

    Propolisin kokusuna bayılıyorum; siz söyleyince tadına bakmayı da düşünüyorum. Ama yiyemem herhalde sadece tadına bakarım.
    Sayın Sivasi; eğer propolis işe yararsa turp gibi olacaksınız. Dişler sağlıklı, mide sağlıklı, savunma sistemi sağlıklı. Süperrrr. Çok şanslısınız çoook!

    Şimdi aklıma geldi propolisi ağızdan temizlemek için buzlu su kullansaydınız.
    Birde buzlu su dişlerinizi döküyormuş…amanın ben bunu hiç söylememiş olayım!

  • yanıtla: Lütfen Yardımcı olun #10889

    demet
    Katılımcı

    Hayırdır inşallah gece rüyamda arı gördüm!
    Sayın gemici ; sizde arıları rüyanızda mı gördünüz?
    Sanıyorum ki asıl sebep yakınlarınızda gördüğünüz arıcılar olmalı. Böylece sizde arı yetiştirip gelir elde edebileceğiniz yönde bir fikre kapıldınız. Neden olmasın olur tabii ki!

    Lakin çok kızdığım bir şey hiç bilmediğiniz bir olaya bodoslama dalmanız; Kafkas yetiştiricem, çıkan balı nereye satacam !
    Bunu sadece size söylediğimi sanmayın, bu işe ilk merak salanlar hep aynı soruları soruyor.

    Arkadaşlar ben arıları alırken hiç böyle sorular sorduğumu hatırlamıyorum. 3 tane arı alacaktım ve tek isteğim arılarımın sağlıklı olmasıydı. Kurs hocama ilk sorduğum soru ise enteresandır: Arılara kışlık ne kadar bal bırakacaz? Adam arılıkta yer seçiminden bahsediyor ; ben arılara bırakılacak baldan!

    Anlayacağınız ilk önce bir işe girerken ufaktan başlamanız lazım, yaptığınız işi sevmeniz, arıyı sevmeniz yada sevmeyi öğrenmeniz lazım. Öncelikli olarak onun sağlığının devamını düşünmelisiniz! İnsanlar çok heyecanlı, hemen iş olsun bitsin istiyorlar, bende öyle istiyorum ama olmuyor işte. Ananemin bi sözü vardı: lokma bile çiğnenmeden yutulmaz! doğrudur.

    Şimdi sizin durumunuz daha da özel; ancak 3-4 ay buradayım diyorsunuz. Arkadaşların dediği gibi arı alınıp ta yanına uğramadan değil gelir elde etmek; zarara uğramanız bile kuvvetle muhtemel! Yani size arı bakmak YASAK!
    Ancak… bir arım olsun, çok istiyorum derseniz sınırları zorlayabilirsiniz!

    Belki arkadaşlar birazdan söyleyeceklerime itiraz ederler. Doğa koşullarında kaçan oğullar kendilerine ağaçta yada toprakta bir kovuk bulup en azından birkaç sene bakım yapılmadan sorunsuz yaşabilir değil mi? Bizim buradaki köylerde evlerin bahçesinde bir; bilemedin iki sepet kovan mutlaka var. Ve bu kişiler arı bakımından anlamıyor. Arı kendi kendine bakıyor!

    Bu sizin içinde geçerli olabilir. İlk önce güçlü sağlıklı bir koloni alırsınız, öyle bahçenin çok fazla uğranmayan kenar bir yerine bu kovanı usulüne uygun yerleştirirsiniz. Kovan etrafında gerekli güvenlik tedbirlerini alırsınız.(hayvanlar veya çocuklar kovana yanaşıp zarar görmesin diye kovanı çit yada tel içinde tanzim edersiniz. Eğer bahçeniz tenha bir yerde değilse çalınma problemi olmaz, yoksa çalacak adama tel çit fark etmez! )

    3-4 ay süre içinde mutlaka bir besleme ve ilaçlama için vaktinizde olur. Siz yokken arı oğul verebilir mi; verebilir ne olacak. Oğul veren arı ölmüyor ki! Düşünün ki işler ters gitti ve arı söndü! Ne yapalım kaybetseniz kaybetseniz bir aylık sigara masrafını yada 3 çift ayakkabı parasını kaybedersiniz!

    Ama neden illaki arı ölsün ! Gayet güzel yaşamını devamda ettirirebilir. Bu arada sizde boş durmaz bir kursa falan gidersiniz, yazılı görsel ne varsa takip edersiniz. Arınızın yanındayken de öğrendiklerinizi arınıza uygularsınız, yakınlarınıza da bildiklerinizi öğretirsiniz!

    Bu söylediklerim (saldım çayıra mevlam kayıra yöntemi) teknik arıcılık için kesinlikle doğru değildir; kötü bir örneklemedir. Ancak sizinki teknik arıcılık sayılmaz!
    Düşünüyorum da; hayatta parayla satın alınamayacak bir tek şey varsa o da tecrübe ; yaşamadan elde etmeniz mümkün değil!

    Sayın gemici orda mısınız; yoksa ben cevabımı aldım deyip çoktan denize açıldınız mı?

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10879

    demet
    Katılımcı

    Halil bey; desteğin arılı kovana verilmesi daha doğru diyorsanız öyledir. Peki “desteklemeden yararlanacak kovan en az şu kadar çıta arılı olmalıdır” gibi bir durum var mı? Kontrolleri ne zaman yapıyorlar, ikinci kontrolleri ne zaman yapacaklar. Yani bu yıl bir baktılar sayım aldılar, ondan sonra bir dahaki seneye mi kontrol edecekler merak ettim. Bilginiz varsa paylaşın lütfen!

    Sayın Hasgül; Hasan Bey’di değil mi?
    Yanlış anlaşılmasın,ben çiftçilik desteklemeleri arıcılıktan çok daha süper veya çiftçilik arıcılıktan çok daha karlıdır gibi bir ifadede bulunmadım. Sadece desteklemelerin doğru şekilde, doğru kişiye yapılmasından bahsettim. Yoksa çiftçinin durumu da parlak değil.
    Ben inanıyorum ki bir çiftçinin bir yıl boyunca afedersiniz eşşek gibi çalışmasıyla kazanacağı paranın kat be katını başarılı bir arıcı rahatlıkla kazanabilir, kazanır!

    Desteklemelere dönecek olursak önceki yazıda bahsettiğim tarla desteği bu sene son olarak verilecek.(Dönüme 10 lira )
    Biz bu yıl ayçiçek ve buğday için 600 lira mazota, 1000 lirada gübreye harcamışız.
    Destekleme olarak alacağımız rakam( tabii alırsak) mazot için 273 lira , gübre içinde 162 lira. Buradan özellikle gübrenin ne kadar pahalı olduğunu ve desteklemenin yanından bile geçmediğini görürsünüz. Kullandığımız traktör ve ekipmanlarımızın ilk maliyetlerini, yıpranmalarını ve bakımlarını hiç saymıyorum zaten.
    Sizin anlayacağınız çiftçide halinden hiç ama hiç memnun değil ve kendine yapılan desteklemeyi yeterli görmüyor.
    Peki arıcılara yeterli destek yapılıyor mu? Eminim ki yapılmıyordur!

    Ahmet bey sizin durumunuzda başkaca bir zor ! Biz burada 5 lira için birbirimizin kafasını kıracaz siz 10 lira 10 lira dağıtıyorsunuz. Kusura bakmayın ama sizi adamakıllı söğüşlemiş bunlar. Yapılacak bir şey, şikayet edecek bir birim yok mu?
    Arıcıların neden arılarla birlikte konakladığı belli oldu!

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10874

    demet
    Katılımcı

    Arılarla ilgilenmeye ilk başladığım zamanlar ; yeni tanıştığım arıcılara birinci sorum: Kaç kovanınız var? oluyordu.
    Beynimde oluşturduğum ön yargıya göre çok arısı olan çok bilgili, az arısı olan az bilgiliydi! Çoğu kişi bu soruma fena halde gıcık olup cevap vermeden geçiştirdi, kimisi şu kadar diyordu, kimisi de valla duruma bağlı, değişir diyordu. Bu bana garip gelmişti. İnsan nasıl olurda baktığı koloni sayısını bilmez.
    Sonra birisi açıkladı: “Şimdi sana 10 kovanım var derim, birkaç gün sonra bölerim 20 olur, 30 olur. Birkaç vakit sonra birleştiririm 15 olur. Sonra yine bölerim 25 olur.Yani arıcı, arı sayısını sürekli yönetebilir”

    Hımm…Şimdi arılı kovan başına desteklemeden bahsediyorsunuz, bahsediyorsunuz da arılı kovanın bir standardı var mı: 3 çerçeve , 5 çerçeve 10, 20 çerçeve? Bence arıya destek muğlak bir konu! Baksanıza benim bile 11 kolonim var, isteseydim bu sayı 20 de olabilirdi! Pekiii; benim bal üretimi açısından ne derece verimli bir işletme olduğumla ilgilenen var mı? Tabii ki yok! Bence asıl destek koloniye değil ;çıkarılan bala veya polene olmalı!

    Lafı başka bir konuya bağlayayım;Çiftçilerin destek almasından bahsetmişsiniz. Doğrudur, destek almak için bir birliğe üye olmamıza gerek yok. Çiftçi kayıt sistemiyle durum kontrol ediliyor sözüm ona.
    Çiftçilerde iki bölüm destek var: Birincisi tarladan çıkardığınız ürünün kilogram başına bir destek. İkinci kısım destek ise mazot desteği, gübre desteği ve tarla desteği. Tarla desteğini duymayanınız yoktur herhalde. Burada destek aldığınız toprağın sahibi olmanız veya belirttiğiniz tarlaları icara ektiğinizi beyan etmeniz yeterli. Dönüm başına dişe dokunur bir meblağ destek veriyor devlet. Tabii ki bu konuda köy muhtarları da pek çok şeye göz yumuyor ya neyse!

    Kendi akrabalarım dahil olmak üzere diyebilirim ki çiftçilikle yakından uzaktan alakası olmayan, hayatları boyunca eli toprağa dahi değmemiş insanlar çiftçi statüsünde bu desteklemelerden faydalanıyor, para alıyor. Ben mazot desteği alıyorum o da alıyor; ben gübre desteği alıyorum o da alıyor!
    Ben tapu üzerinden desteklemelere karşıyım. Bütün desteklemeler sadece ve sadece çıkarılan ürüne olmalı! Benim ayçiçeğime, mısırıma destek vermeli devlet. Beni daha çok çalışmaya, birim alandan daha çok verim almaya teşvik etmeli.

    Sözün kısası kovan sayısı veya tapusu altındaki tarla sayısı destekleme için doğru bir karar değil.
    Haticeye değil neticeye bakmalı!

  • yanıtla: Arılar neden kek yemezler? #10803

    demet
    Katılımcı

    “Çünkü şekeri un haline getiremediğim için balı katıltmamıştı”

    katıltmak : Katılmasına yol açmak.
    Burada kullanılan katıltmak eylemi; şeker balın katılmasına sebep olmamıştı, anlamında.
    Yani kekimiz sert, katı hale gelmedi. Sulu bir şekilde kaldı.

  • yanıtla: Arılar neden şerbet almazlar? #10802

    demet
    Katılımcı

    Sait bey; sanıyorum hemen hemen aynı zamanda arıcılığa başladık.
    Bilgilerimizde üç aşağı beş yukarı aynı seviyededir, hatta sizin tecrübeleriniz benden daha fazladır. Şimdi bende sizin gibiyim. Olaya profesyonel değil; her zaman duygusal yaklaştığım için problemli şeylerle uğraşmayı çok severim. Sanırım bu yüzden problemlerde hep beni bulur.

    Hasta kuşları,kedileri iyileştirmek, hasta tavukları iyileştirmek, hasta keçileri iyileştirmek!!! Eczaneden bir sürü paraya bir sürü ilaçlar alınır; neymiş bir tavuğu iyileştireceğiz! 10 tavuk parası, bir o kadarda emek ve zaman harcarsınız ama birde başarılı olursanız, keyfiniz süper olur. Kaymaklı kadayıf lezzetinde bir şey!
    Etrafınızdakiler sizin aklınızdan biraz şüphe eder ve size garip bakışlar atarlar ama o kadarcık olsun.
    Aslında bu yaptığımız hiç doğru bir davranış değil eğer ki hastalık bulaşıcıysa ve karantina kurallarını doğru uygulamazsak ;bunu diğer hayvanlarımıza da bulaştırma ihtimalimiz yüksek olur.
    Neyse; şimdi biz bir kere alışmışız. Söyledim gibi hastayı zayıfı ortadan kaldırmak bizim kitabımızda yok! İllaki uğraşacağız yoksa rahat edemeyiz.
    Zayıf arılara gelecek olursak; bu gün itibari ile hava çok soğudu, dışarıda kar yağsa hiç şaşırmıycam. Zayıf kolonilerimiz biraz titriyor olabilirler. Mademki zayıfları dağıtmayacağız o halde ilk önce zayıf arılarımızı sıkıştırmamız lazım. Dediğiniz gibi küçük kovanlarımız varsa onların içine aktaralım.
    Kovanlara alabildikleri kadar şerbet verelim. Bazısı bir su bardağını bir saatte alıyor, bazısı bir su bardağını 2 günde alıyor! O zaman bu kovana bir su bardağı değil de bir çay bardağı, hatta daha az şerbet vermek daha uygun.Çünkü şerbet besleme kutusunda kalınca hızlı şekilde ekşimeye başlıyor, zaten ekşiyen şerbeti arı almak istemiyor. Alsada barsakları bozulur zaten.

    Ben üstten besleme kutusu kullanıyorum. Burada arı şerbete düşmesin diye arada bir parça var. İşte arılar bazen bu parçayı propolisle adamakıllı yapıştırıyor. Siz şerbeti koyup gidiyorsunuz. 3 gün sonra gelince bir bakıyorsunuz aaa şerbet yerinde duruyor birazda ekşimiş; ya neden almamışlar falan diyorsunuz. Oysa arılar propolisle ara parçayı öyle yapıştırmışlar ki şerbet diğer tarafa geçememiş. Durduğu yerde ekşimiş. Buna da dikkat etmek lazım.
    Ayrıca şerbetlerimizi artık sulu değil şeker oranı yüksek olarak vereceğiz!

    Söylemek hoşuma gitmiyor ama bu koloniyle uğraşacaksanız, antibiyotik tedavisine başlasanız iyi olur. Baharda bir kovanda böyle bir durum oluşmuştu.Önce sıkıştırdım, sonra şerbete antibiyotik kattım. Bu süreç 15 gün kadar sürdü.
    Yalnız burada dikkat etmeniz gereken ilacı az bir şerbete katın ki arı rahatça alabilsin. İlaç tarifini bulursunuz herhalde. Bulamazsanız, o zaman düşünürüz.
    (baharda antibiyotik uyguladığım bu kovanın balını; bu sene için hasat etmedim söylemek isterim)

    Sahi keçinizin nesi vardı? Sizin bloğunuzda yok değil mi? tüh olsa orada tartışırdık…Körler sağırlar birbirini ağırlar!
    Neyse bana benzeyen birilerinin olması hoşuma gitti. Demek ki bu dünyada yanlız değilim!

  • yanıtla: Arılar neden kek yemezler? #10795

    demet
    Katılımcı

    Toz şeker arılara faydalımıdır, sindirebilirler mi, yerken yorulurlar mı? Şu an için bunları düşünmeyelim!
    Arılar; kovana tek başına verilen toz şekeri bile zaman içerisinde yiyorlar; şerbetliklere besleme kutularına toz şeker koymuyor musunuz? O halde neden kek yemesinler ki?
    Ben araştırmacı değilim; ancak kendi görüşümü söylemek isterim. Bence buradaki asıl sorun şekeri yememek değil; yemekte önce neyi yesek!!!

    Kekin neden yapıldığına bakalım: bal ve şeker! Arı kokuyu alıp keke yaklaştığı zaman bunların ikisini de hissediyor (hımmm bal ve şeker diyor!) Ama yemeğe başlamak için öncelikli tercihini şekerden yana değil, baldan yana kullanıyor!
    Aslında biz, arının şekeri baldan ayıramaması için onu pudra haline getirip öyle kullanıyoruz ancak küçük parçalar mutlaka kalıyor. Arı balı yalıyor, arada yemek istemediği şeker kırıntıları varsa onları atıyor, balı yalıyor şeker kırıntılarını atıyor. Bala ulaşmak için şekerleri aradan temizlemesi gerek; bunu biliyor.

    Hani şımarık çocuklar vardır; şu yumurtlayan yumurtalardan alırsınız; çukulatadan yapılma. Çocuğa 10 tane verseniz sırf içindeki oyuncağa ulaşmak için paketi açar oyuncağı alır ve çukulatayı yemez! Çünkü amacı çukulata değil içindeki oyuncağa ulaşmaktır!
    Ancak birde hediyeli dondurmalar vardır. Hediyesi çubuğunda saklı! İşte çocuk saptaki bedava yazısına ulaşmak için dondurmayı yemek zorunda kalır! İşte bizimde arının şekeri yemesi için; şekeri balın içine ustalıkla saklamamız lazım!

    İlk sefer kek yaptığımda pudra şekerini hazır almıştım. Balla karıştırdım ve aynı gün çerçevelerin üstüne verdim. Ertesi gün arılar kapılara bir sürü şeker kırıntısı taşımıştı. Daha sonraki günler baktım şeker atımı durdu. Sebep neydi; kanaatime göre kek, ısının ve kovandaki nemin etkisiyle zamanla sulanmış ve şeker kristalleri erimişti. (çünkü bahara çıkarken kovanlarımda nem yoğun derecede oluyor, hatta kovanın duvarlarından su damlacıkları süzülüyor)
    Bir dahaki sene toz şekeri kendim çektim. Ama benimki pudra şekerinden ziyade çok ince bir toz şeker haline geldi. Daha fazla inceltmeye uğraşamadım ve balla yoğurdum. 3 kilo şeker, bir kilo bal tarifine uymama rağmen karışımım cıvık bir haldeydi. Çünkü şekeri un haline getiremediğim için balı katıltmamıştı. Cıvık keki besleme kutusuna koydum. Ve takip ettim; dışarıya bir tane bile şeker atmadan keki bitirdiler(aslında önce balını sonra şekerini yediler desek daha doğru olur)

    Besleme kutusunun bir yanına bal diğer yanına toz şeker koysak; ilk önce balı süpürürler sonra bakmışsınız toz şekeri de yavaş yavaş mideye indiriyorlar!
    Kekleri çerçeve üzerine koymak arıların salkımı bozmadan ulaşması için kolay bir yol sunuyor ancak yemedikleri şeker kırıntılarını kovanın tabanına atıyorlar oradan da temizlikçiler hoop dışarıya atıyor. Bence kekleri besleme kutusuna koymak arıların şu an için yemedikleri şekerleri atmalarını bir parça engelleyebilir.

    Sonbaharda arılara hiç kek vermedim. Erken baharda veriyorum o zamanda dışarıdan nektardan ziyade polen gelişi oluyor.Zaten dışarıdan nektar gelişi başladığı gibi arı keke pek itibar etmiyor. Yesem mi yemesem mi diye nazlanıyor ve kekteki şekeri yine israf ediyor.
    Uzun lafın kısası benim vardığım sonuç “Arıların amacı şekeri yememek değil; önce balı yemek!”

    not: yukarıdaki yazıda kullanılan toz şeker ve pudra şekerinin arıların beslemesine uygun olduğu( içinde nişasta, koruyucu falan bulunmadığı), yapılan kekin sadece bal ve şekerden oluştuğu, kullanılan balın kendimize ait olduğu, arı kolonilerinin normal güçte ve sağlıklı olduğu varsayılmıştır.

  • yanıtla: Arılar Neden Oğula Giderler #10793

    demet
    Katılımcı

    Sayın Formen;
    Anlattıklarınız sözde bildiğimizi sandığımız ama uygulamaya gelince nedense zamanlamayı bir türlü tutturamadığımız konular( yani ben kendi adıma; bu şıkların bazılarını istemeden atlıyorum)
    Böyle bir yazıyı yazmak için zahmet etmişsiniz,sağolasınız! Tabiki yazının tecrübeye dayanması ayrı bir güzellik.
    Ancak bir isteğim var, yazıya karşıdan bakınca insanın gözü korkuyor; eğer birkaç satırda bir boşluk bırakırsanız bizim için okunması çok daha rahat olacak!
    Adam gibi okursak , doğru anlarız! O zaman arılara olması gerektiği gibi bakarız;..diye düşünüyorum. Selamlar.

  • yanıtla: Mısırdan şeker şurubu #10792

    demet
    Katılımcı

    Murat bey; ben şeker fiyatını soruyorum siz fabrika diyorsunuz! Tamam kabul ediyorum söylediğiniz doğru şekerin kalitesi çok önemli ancak;
    Şimdi size; söyleyin hangi fabrikanın şekerini alalım diyecem reklama girecek. Diğer fabrikalar duruma kızacak falan filan.
    Bu işin sonunda kendimi düşünebiliyorum:
    Toptancıya diyorum ki; şekeri hangi fabrikadan alıyorsunuz?
    “x fabrikasından” diyor.
    bende diyorum ki:
    “y fabrikasından değilse almam”
    o da diyor ki:
    “almassan alma başıma belamısın nesin!”

    En iyisi mi; ben bu işi fazla karıştırmayayım…

  • yanıtla: Mısırdan şeker şurubu #10788

    demet
    Katılımcı

    Ben de bir şey sormak istiyorum; ülkemizde toz şeker fiyatları kaç lira?
    Geçen gün toptancıya sordum şekerin kilosu kaça 2,50. Peki çuvalla alırsak ne kadar olur 110 lira.
    Yani kilosu 2,20′ e geliyor.
    Neden toz şeker alıyorsun; kek yapacaksan pudra şekeri al dedi. Arıcılara kilosunu 2,70 ten veriyorlarmış.
    Sanki keklenen arılar değil de ben mişim gibi hissettim!!!
    100 metre ötede “toptan fiyatına parakende satış” sloganlı satış yapan market var. Bakıyorum iki kiloluk toz şeker 4,44 yani neredeyse kilosu 2,20.
    Şimdi ben şekeri toptancıdan çuvalla alıcam ve bana hiç kar sağlamıyacak!
    Ben bu işten ne anladım. O zaman marketten poşet poşet alırım daha iyi.

15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 247)