uzmanveteriner

Oluşturulan forum yanıtları

3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: amerikan yavru çürüklüğü #7227

    uzmanveteriner
    Katılımcı

    Ülkemizde de Amerikan yavru çürüklüğü ihbari mecburidir. Belirttiğiniz gibi ihbar edilmelidir.
    Ben de sizin gibi hastalık çıktığında her arıcının hastalığı bildirmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Talimatnamenin 6. maddesi,
    ”Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.

    Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir. ” demektedir.

    Bu yıl arı kayıpları ile ilgili Tarım bakanlığı toplantı düzenlemiştir. Toplantıya Türkiye’nin değişik kurumlarındaki veteriner hekim ve ziraat mühendisleri katılmış, 11 ayrı bölge ve gruplar oluşturulmuş ve bir anket formu düzenlenmiştir.
    Anket formu düzenlenirken ankette ”arıcılar hastalık ihbarında bulunuyor mu? ” sorusunu ekletmek istemiştim. Çünkü problemler ortaya konulmadan çözümler bulunamıyor.
    Bu sorusunun ilavesine veteriner hekim arkadaşlarımız karşı çıktı. İtirazları ”arıcı ihbar etmez. Veteriner hekim ihbar eder.” idi. Bu itiraz üzerine bu soru konulmadı.
    Burada itiraz ettikleri ”ihbar işleminin resmi bir eylem kabul edilmesi, ihbarı veteriner hekimin; arıcının ise hastalığı bildirimde bulunabileceği” idi.
    Sonuç olarak arıcılarımız hastalıkla karşılaştıklarında mutlaka adına ister ihbar isterse bildirim diyelim ismi her ne olursa olsun; mutlaka haber vermeleri gerekmektedir.
    Mutlaka hastalık şüpheli petek örneklerini bakanlık aracalığıyla veteriner kontrol ve araştırma laboratuarlarına göndermelidir. Hastalığın ismi mutlaka doğru şekilde konularak çözümler ona göre yapılmalıdır.
    Amerikan yavru çürüklüğü ve Avrupa yavru çürüklüğünün sahada arıcıların kullandığı bir hızlı test vardır. Arıcı kendisi şüpheli petekten aldığı örneği arılığında muayene eder. Testin güvenilirliği % 98’dir. Test doğru petek gözünden alınacak hasta yavru örneği ile yapılmaktadır. Bu test Avrupa ve Amerika’da arıcılar tarafından 3-4 yıldır kullanılmaktadır. Fiatı tahminen 15-20 YTL civarındadır. Testin açıklamasında % 98’lik bir oranda hastalık teşhisi doğru bildirilmesine karşın, yine de ”örnekler diğer onaylayıcı testler bakımından laboratuara gönderilmelidir” denmektedir.
    Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı arıcı tarafından mutlaka il ya da ilçe müdürlüklerine haber verilmelidir.
    Arıcıların ilacın kullanılmadığı metotla hastalıkla mücadele etmelerine karşı olmamakla birlikte, bu işlemin çok iyi organize edilmesi, sistemin oturtulması halinde geçerli olacağını düşünüyorum.
    Arıcılarımızın hastalıklar konusunda daha fazla eğitilmeleri gerekmektedir. Bu eğitimi verecek birçok değerli uzman ülkemize mevcuttur.
    Arıcılık uzmanları her konuda arıcıları desteklerken, arıcılarımızda hastalık halinde laboratuarla çalışmalıdır.
    Aksi takdirde problemler artacak devam edecektir.
    Unutulmamalıdır ki, arıcı, veteriner hekim, ziraat mühendisi, biyolog sürekli diyalog halinde olarak arıcılığın sorunlarını çözebilirler.
    Saygılarımla.

  • yanıtla: amerikan yavru çürüklüğü #7216

    uzmanveteriner
    Katılımcı

    Arkadaşlar,

    Kendim hakkından kısa bilgi vereyim.
    Mitat KURT
    Uzman Veteriner Hekim
    Halen samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün Arı Hastalıkları ve Parazitoloji laboratuarlarının şefliğini yürütmekteyim.
    Bundan 9 yıl önce arı hastalıkları laboratuarını kurdum. Uzun bir uğraş sonucu bakteriyel, paraziter, mantar ve viral arı hastalıklarının teşhisini yapar hale getirdim. Bir önceki yazımda
    Amerikan yavru çürüklüğü konusundaki yazımda hastalıkla mücadele etmenin başlıca yolu gösterilmiş idi.
    Bunun yolu henüz peteklerde hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce kovandan alınacak bal örneklerinin laboratuarda incelenmesidir. Bu incelemede balda mikrop varlığını ve yoğunluğu aranmaktadır. Bakteriler özel bir yöntem ile üreyebilecekleri besinlerin içine bırakılır. Belli ısı ve karbondioksitli ortamda 7 gün kadar bekletilerek üemeleri sağlanır. Üremeler var ise sayımları yapılarak kolonilerdeki durum arıcılara bildirilir.
    Burada önemli olan hastalık mikrobunun belli sayıya ulaştığında kolonide öldürücü etkisi ortaya çıkmasıdır. Yoksa hastalık mikrobunu taşıyan kolonilerin petekleri normal görünümde olabilir. Nektar, polen, hastalıklar, ana arı ve diğer problemler nedeniyle şartlar kötüleştiğinde kolonideki iş bölümü iyi yapılamadığında hastalık mikrobu sayısı artmakta ve kendini yavru ölümleri ile göstermektedir.
    Bu işlem sonucu petekleri sağlıklı görünen kolonilere ileride hastalığın çıkabileceği, kolonilerde mikrobun olmadığı ya da kolonide hastalığın olduğu ancak arıcının peteklerini dikkatle incelemesi halinde hastalığın varlığını göreceği bildirilir. Bu işleme göre arıcı ya kovanlarını daha iyi takibe alacak ya da hastalığın gereğini yerine getirecektir.
    Amerikan yavru çürüklüğü hastalığında konulan 2 aylık karantina öncesinde arılıklardaki tüm koloniler incelenmekte, hastalıklı olanlar imha edilmekte ve yönetmelik hükümleri uygulanırken diğer kovanlar gözlem altında tutulmaktadır. Burada amaç , hastalığın öldürücü etkisinin sınırlandırılmasıdır. Yayılmasının önlenmesidir.
    Bu 2 aylık süre içinde İl ya da İlçe müdürlüğünden zaman zaman veteriner hekimler gelerek işletmeyi denetlemektedir. Bu uygulama hastalığın kontrol altına alınması içindir.
    Aksi takdirde hastalık mikrobunun başka bölgelere hızlı bir şeklide yayılması önlenmiş olur. Veteriner Hekimler karantina tedbirleri kaldırılmadan önce istemeleri halinde örnek gönderebilir. Ancak 2 aylık süre zarfında arıcının diğer kolonilere iyi bakması halinde genelde bir problem çıkmamaktadır.
    Hastalık mikrobu çevremizde yaygın olarak bulunmasına rağmen yukarıda izah ettiğim üzere iyi arıcılık ve güzel nektar ve polen kaynakları olduğunda etkinliği azalmaktadır.
    Amerikan yavru çürüklüğü ve Avrupa yavru çürüklüğünün muayene ücreti 35 Yeni Türk Lirasıdır. Yavru çürüklüğü yönünden her ikisine de bakılır. Hayvan sağlık şube müdürlükleri aracılığıyla gönderilenlerden herhangi bir ücret alınmaz. Arıcının kendisi numuneyi getirdiğinde 35 YTL alınır. Paraziter muayeneler 5.5 YTLdir. Ancak resmi yazı ile gelenlerden ücret alınmaz.
    Arıcıların hastalıkları ihbar etmeleri gibi bir zorunlulukları yok. Hastalık ihbarını tarım bakanlıkları il müdürlükleri ve veteriner kontrol ve araştırma enstitüleri yapmaktadır.
    Ancak arıcıların zorunlulukları olmamasına karşın, diğer arıcılara ve ülkelerine karşı sorumlulukları var. Hastalıkların saklanması değil, bildirilmesi, izlenmesi ve söndürülmeleri gerekiyor. Yoksa yıllarca hastalıklardan kurtulamazsınız.
    Hastlığın yayılmasında bal ve balmumu kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır. Bal mumları hastalığın yayılmasında çok önemli rol oynamaktadır.
    Alternatif yöntemlerde hastalığın derecesi çok önemlidir. Bunun yanı sıra bu yöntemlerin uygulanabilmesi için arıcının teknik bilgi seviyesinin çok iyi düzeyde olması lazımdır. Ayrıca yöntemin etkinliğini 2 haftada bir laboratuar sonucu ile desteklenmesi halinde bunun arıcılık yapılan yerlerdeki uygulama zorluğunu düşünmek lazımdır. Örnekler alınacak kargoya verilecek, sonuç beklenecek… bu hem fazla maliyet hem zaman kaybı hem fazla işçilik istemektedir. Türkiye’de arıcılarımız bir kısmının arıcılığı ikinci iş olarak yapmaları, yeterli teknik bilgiye sahip olmamaları, bu iş için takip edilmesi gereken süreci düzenli takip etmeleri gerçekten sorun olacaktır. Belli bir sistem kurularak ve etkinliği denetlendikten sonra denenebilir. . Ancak önce belli bir bölgede sistemin işlerliği kontrol edilmelidir.
    Arıcı kendisi bunu uygularsa ceza alır mı? Arıcının yaptığı bu tür uygulamalar genel olarak Tarım teşkilatınca yeteri kadar izlenmemektedir. Bu eleman sıkıntısı yanı sıra konu uzmanının yerli olmaması, arıcılığın şehir alanları dışında uzak yerlerde yapılmasındandır. Böyle bir işlem yapmanız halinde muhtemelen kimsenin haberi olmayacaktır. Ancak bu tür uygulamanın uzman kişiler gözetiminde yapılması gerekir. Yurt dışında bu tür uygulamalar konusunda çalışmalar var. Ancak orada sürekli olarak arı uzmanları kendişlerine ait olan bölgeyi, arıcıları, arılıkları ziyaret ederek yapması gerekenleri söyler, denetler. Bu tür bir kurumsal destekten yoksun olarak yapılacak bireysel denemelerin istenmeyen kötü sonuçları yalnızca sizi değil, çevrenizdeki arıcıları da etkileyecektir.
    İmha edilen kovanların bedelleri maalesef arıcılara ödenmemektedir. Bazı ihbari hastalıklarda olduğu gibi amerikan yavru çürüklüğünün de tazminatlı hastalıklar arasına katılması gerekiyor. Böylece arıcı mağdur olmaz.

    Saygılarımla.

    Mitat KURT
    Uzman Veteriner Hekim

  • yanıtla: amerikan yavru çürüklüğü #7183

    uzmanveteriner
    Katılımcı

    Arkadaşlar,

    Halen Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Arı Hastalıkları Laboratuar şefliğini yürütmekteyim.
    Amerikan yavru çürüklüğünün çıkması durumunda ülkemizde yapılanlar hakkında çık kısa olarak bilgi vereyim.
    Hastalıklı olduğundan şüphe edilen petek örnekleri İl müdürlüklerinin hayvan sağlık şube müdürlüğü veteriner hekimlerince düzenlenen bie protokol ile ilin bağlı olduğu veteriner kontrol ve araştırma ensititüsü müdürlüklerine gönderilir. Gönderilecek örnekler ücretsiz olarak muayene edilir.
    Sonuç amerikan yavru çürüklüğü ise hastalık ihbarı mecburi bir hastalık olduğundan; arıcıya, il ve ilçe müdürlüklerine ve Koruma ve kontrol genel müdürlüğüne bildirilir.
    Arıcının hastalıklı kovanları arıları, tüm petekleri imha edilir. Hastalık çıkan arılığın olduğu yerde 6 km çapında kordon konularak arı giriş çıkışı 2 ay süreyle önlenir.
    Önceki yıllarda bu 2 aylık sürenin bitiminde tekrar hastalıklı arılıktan petek örnekleri alınarak hastalığın ortadan kalktığı tespit edilerek kordon kaldırıldı. Şu anda bu işleme gerek kalmadan 2 ayın bitiminde kordon kaldırılmaktadır.
    Amerikan yavru çürüklüğünde hastalığın tedavisi yoktur. Kullanılan antibiyotik uygulaması ile hastalık baskı altına alınmakta hastalığın gözle görülür belirtileri ortadan kaldırılmaktadır.
    Bu nedenle nektar ve polenin yetersizliği, açlık, üşüme ve arı bağışıklığını baskılayan diğer etmenleri etkisi ile bir süre hastalık ortaya çıkabilmektedir.
    Amerikan yavru çürüklüğü etekeni olan Paenibacillus larvae’nin 2 şekli vardır. Çomak biçiminde olan vegetatif şekli hastalık yapmaziken, spor hali amerikan yavru çürüklüğü yapmaktadır.
    Mikrop ağız yolundan alınması takiben bal kesesine gelmektedi. Mikrobun az sayıda olduğu zamanlarda, bal kesesinde meydana gelen biyokimyasal faaaliyet sonucu amerikan yavru çürüklüğü etkenleri ölmektedir.
    Ancak alınan bakteri sporunun çok olması, yeteri kadar bal, nektar olmaması sonucu; mikroplar istenilen düzeyde yok edilemediği durumlarda hastlık klinik olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak yavrularda bildiğiniz belirtilerle ortaya çıkar.
    Kovanda amerikan yavru çürüklüğü mikrobu varsa, arılar ilk olarak çok fazla bal tükemeye başlarlar. Bunun sonucu hastalık mikrobu bal kesesine imha edilmeye çalışılır. Bu etkiyi yapan tüketilen balın parçalanması sonucu ortaya çıkan hidrojen peroksitin mükrop üzerindeki öldürücü etkisidir.
    Hidrojen peroksit aynı zamanda kovanların dezenfeksiyonunda kullanılan maddedir. Arı bu maddeyi vücudunda balın sindirimi sonucu üretmektedir.
    Avrupa’da uygulanan bir sistemde kovanlardaki ballardan alınan örneklerden mikrop varlığı aranmaktadır. Bunun sonucuda hastalık yok, mikrop var ancak hastalık ortaya çıkmamış izlenmelidir, hastalık vardır şeklinde rapor düzenlenmektedir. Böylece mevcut hastalıklı kovanlar imha edilmekte, çıkabilecek olanlar izlenmektedir.
    Bizim de asıl yapmamız gereken budur. Önemli olan hastalık ortay çıkmadan önlem alabilmektir. Yoksa hastalığın klinik olarak görülmemesi o kovanda mikrobun olmadığını göstermez.
    Önemli olan hastalık çıkmadan mücadele edebilmektedir. Bu nedenle kovnalar sürekli güçlü tutulmalı, nektar ve polen kaynakları takip edilmeli, antibiyotik kullanımı konusunda devletin koyduğu yasağa uyulmalı, Hastalık çıkması halinde hastalığı gizlemeden laboratuarlar örnekler gönderek gerekli karantina tedbirleri alınmalı, hastalıklı kolonilere sahip olmadan daha çok hastalığı saklamanın ayıp olduğu bilinmelidir.
    Bizim sahda yaptığımız kontrollerde karşılaştığımız en büyük yanlış arıcıların hastalığı saklamaları ve sönen kovanların peteklerinin arılığın önüne konarak hastalığın diğer kovanlara da yayılmalarının bizzat arıcıların eliyle yapılması olmuştur.
    Çünkü hastalık mikrobu petekte, balda, polende bulunur ve bunları alan arılar mikrobu da almış olurlar.
    Arıcılar her yıl peteklerini yenilemeli, eski petekleri eriterek yeni, sağlıklı petek almalıdır. Hastalıklı kovanların ballarını sağlıklı kovanlara vermemelidir.
    Amerikan yavru çürüklüğü ile Avrupa yavru çürüklüğü bazen karıştırılabilmektedir.
    Bu nedenle yavru çürüklüğü vakalarında laboratuarlarla çalışılmalıdır. Bazan yavru üremesinin fazla olduğu ve havaların soğuduğu dönemlerde kovanın dış kısımlarında kalan peteklerde yavrular üümeye bağlı ölmektedir. Bu da yavru çürüklüğü ile karıştırılabiliyor.
    Avrupa’da ilaçsız olarak tedavi diye söylenen uygulamanın temel prensib şudur. Hastalıklı olan kovanın arıları,sağlıklı yeni bir kovana silkilir. 3 gün kapalı kalma sonucu arılar yaşıyor ise hastalıktan kurtulduğuna karar verilir. Bu söylenen uygulama genel bir kabul görerek Uluslarası hayvan hastalıkları ofisinin kabul ettiği perensiplerden birisi değildir.
    Bu nedenle arıcılara şu aşamada tavsiye etmek, hastalıkla mücadelede faydadan çok zarar verecektir.

    saygılarımla

3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)