MURAT CAKIR

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 244)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Üstadlardan Fikir İsterim #10917

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sayın turuncu,

    Yabancı hoby sitelerini gezinirken sık sık bir cümle dikkatimizi çekiyor; “ben yapabiliyorsam sen de yaparsın.”

    Hiç merak etmeyin birçoğumuzun arıcılığa başlama hikayesi sizinki ile aynı.

    İlk arılarımı aldığımda ben de İstanbul’daydım arılar da Bilecik ilinin bir köyündeydi.

    Fırsat bulduğumda haftasonları, yıllık izinler ve bayramlarda koştura koştura İstanbuldan köye gidiyordum.

    Fakat işyerini değiştirince haftasonları gitme imkanım kalmadı, sadece yıllık izinler de bu iş için yetmeyince, arıcılığı İstanbul’da yapmaya başladım.

    Haftasonları gitme probleminiz yoksa, ayrıca bu yolculuk size ayrı bir heyecan da veriyorsa, bu şekilde arıcılık yapılabilir.

    Anladığım kadarıyla siz zaten yolunuzu çizmişsiniz, sistemi kafanızda oluşturmuşsunuz, bize de hayırlı olsun demek düşüyor. :)

  • yanıtla: KOVAN STANDARTI #10915

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Denizakvaryumu,

    Bu tür küçük hacimli kovanlarda en büyük problem, ilkbaharda arının sıkışması ve bu sıkışıklıktan dolayı oğula gitmesidir.

    Küçük hacimli karakovanların çok oğul vermesinin sebebi de budur.

    Sağlıklı bir kovanı dört mevsim 5 çıtalı bir kovanda oğul vermeden tutamazsın.

  • yanıtla: Birinci el! #10906

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Ben Demet hanımdan şüpheleniyorum, o ticari arıcı olabilir sanki.

  • yanıtla: Birinci el! #10903

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Bütün internetteki yanlış bilgileri düzelteceğiz diye bir misyon biçmek, haddimizi aşmak olur o kısmına ben de hemfikirim.

    Fakat biz üretiyoruz, başkaları hakkında yalan yanlış konuşuyor, işin bu kısmında da bir terslik var diye düşünüyorum.

  • yanıtla: Birinci el! #10900

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Efendim, alınganlık yapmışsınız.

    Yazdığım şeyde sizi tekelleşmekle itham etmek, ya da yazılmış yazıyı beğenmemek gibi amacım kesinlikle yok.

    Söylediğiniz olay bir vakıa ve daha başka bir çok örnekleri de var.

    Linkini verdiğiniz yerdeki balın donması sahte olması vs tartışmasında yalan yanlış yazılanların benzerini ben de başka bir linkte verdim.

    Arama motorlarına “bal” yazıldığında görüldüğü gibi doğru bilgiye ulaşılmıyor. Verdiğim link, bal yazdığımda çıkan ilk linklerden.

    Ben sadece acaba arıcılar olarak kendi içimize fazla mı kapandık, kendi sitelerimizle yetinmeyip dış dünyaya da açılıp oralarda da biz varız dememiz mi lazım sorgulamasını yapmak için bu yazıyı yazdım.

    Yaptığınız problem tesbitine bir katkı yapmak, bunun çözümü ne olabilir fikir cimnastiğine yol açmak, amacım buydu.

  • yanıtla: Birinci el! #10898

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Herkesi aynı merkezde toplamak, arı ve arıcılıkla ilgili yanlış bilgilerin, sanal ortamda oluşması problemini çözer mi?

    Sanki bu bana çözmekten çok, daha da artırır gibi geliyor.

    Verilen linki inceledim, özellikle balın donması ve bundan yola çıkılarak gerçek bal olup olmadığının anlaşılması konusunda oldukça yanıltıcı bilgiler var.

    Bu tür yanıltıcı bilgilere ben gıda ile ilgili diğer forumlarda da zaman zaman rastlıyorum.

    Biz arıcılık siteleri ve blogları olarak belli büyüklüğe erişmiş bir camiayız.

    Fakat yayınlarımızda aşırı arı odaklı davranıp, arı ürünlerini biraz ihmal ediyoruz.

    İnternette “arıcılık” kelimesi aratıldığında bizim camiamızın siteleri en başlarda boy gösteriyor.

    Fakat “bal” kelimesi aratıldığında esamemiz okunmuyor.

    Bunun sonucu olarak, tüketiciler arı ürünleri ile ilgili sorunlarını, arıcı site forumlarına değil, başka forumlara yazıp çözüm arıyor.

    http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=1400&no=1

    Mesela yukarıdaki linki tıklayın ve gerçek bal nasıl anlaşılır saçmalığını öğrenin.

    Bunun için nasıl bir yöntem izlemeliyiz?

    Bana göre çözüm merkezileşmek, herkesi buralara çağırmak değil, sanki bizim oralarda da biraz boy göstermemiz.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Propolis bir çok kaynakta özellikleri itibariyle övülen bir ürün.

    Fakat Demet hanımın da belirttiği gibi, propolisin toplandığı kaynak da önemli.

    Arı bazen insan sağlığı için zararlı olabilecek maddeleri de topluyor. Özellikle asfalt zift gibi maddeleri getirdiği zaman oldukça kötü bir görüntü oluşuyor. Bundan şikayetçi olan arkadaşlarımızın çektiği fotoğrafları bloglarda görüyoruz.

    Propolisin diğer arı ürünlerinden ciddi bir farkı var. Bal, polen, arısütünün aksine propolis arı tarafından gıda olarak kullanılmıyor.

    Belki de arı bu sebeple, propolisin kaynağını önemsemeyerek, kendi ihtiyacını görecek ne varsa kovana taşıyor.

    Bu yüzden asfalt yola, yerleşim yerlerine, sanayi bölgelerine yakın yerlerde yapılan arıcılıkta, propolisi insan gıdası ya da ilaç gibi tüketmemekte fayda var.

    Fakat yüzde yüz doğal olduğundan emin olduğumuz propolisin kendine has o kokusu da çok güzel. Bir çok arıcı gibi ben de o kokuyu duymazsam bir eksiklik hissediyorum.

  • yanıtla: Fenni kovandan karakovana arı aktarmak #10868

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Yapay petekli balın, petekli olarak tüketilmesini kimse savunmuyor.

    Yapay petek içindeki parafin olayı insan sağlığı açısından belki işin en masum kısmı. Yapay petek içinde çok gündeme gelmeyen çok daha tehlikeli durumlar var.

    Bir işletme parafin katmasa, sadece arıcılardan almış olduğu balmumlarını işlese bile yanlış ilaç kullanan arıcıların balmumlarında bıraktıkları ilaç kalıntısı, o balmumlarının işlenmesiyle yine arıcılara dönüyor.

    Mesela bugün Türkiye’de balmumlarındaki naftalin oranının standartların çok üzerinde olduğu söyleniyor.

    Her arıcının yapmış olduğu yanlış ilaç uygulamaları, Türkiye balmumu havuzuna minik minik kalıntı katkılarında bulunuyor. Sürekli yeniden işlenen ve arıcılara geri dönen balmumunu tüketmek, işletme başka bir madde katmasa bile, oldukça riskli.

    Arkadaşların önermiş olduğu sistemi sanırım anlamadınız.

    Normal kovan çerçevesine yapay petek takmıyorsunuz.

    Sadece arıya çerçevenin ortasından başlangıç yaptırmak için
    3-4 mm genişliğinde kestiğiniz yapay petek şeritlerini, kılavuz petek olarak takarsanız, arı petek örmeye oradan başlar ve doğal peteği aşağıya kadar uzatır.

    Yani normal kovanda bu şekilde ürettiğiniz peteğin üst çerçeveye yapışık olan 3-4 mm lik kısmında yapay petek olur, geri kalan kısmı karakovanda olduğu gibi doğal olur.

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10852

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Konu ile ilgili tartışmalara ışık tutması açısından, bir konuyu canlı olarak örnek vermek istiyorum.

    TAB ile Tarım Bakanlığı arasında arıcılık kayıt sistemi ile ilgili imzalanan bir protokol var.

    Protokolün bir kısmını aşağıya kopyalıyorum.

    BİRLİĞİN SORUMLULUKLARI
    – Kayıt Sistemine dahil olan ve dahil edilecek işletmelerde program gereği olan soykütüğü ve kışlama, ilkbaharda verilerini toplamak, kaydetmek ve değerlendirmek.
    – Yürütülen ve yürütülecek olan ıslah programlarında Bakanlığa yardımcı olmak.
    – Kayıtların gerçek olmasına özen göstermek.
    – Yapılacak ilk genel kurulda üyelerini profesyonel ve hobi arıcısı olarak tarif etmek.

    BAKANLIĞIN SORUMLULUĞU
    – Yerli ekotipleri tespit ederek ıslah programları ile damızlık sürüler oluşturmak.
    – Proje için gerekli olan Kayıt Sistemi Programını hazırlatmak.

    Görüldüğü üzere Merkez Birlik ile Bakanlık bizim sürekli yakındığımız arılarımızın ıslah edilmemiş oluşu ve damızlık problemleri ile ilgili durumu çözmek için bir protokol imzalamışlar. Üstelik protokolde ilk defa bizleri çok ilgilendiren Hoby Arıcılığı tanımı da geçiyor.

    Böyle bir projenin başarılmış olması Türk arıcılığına kovan başına verilecek 20 ytl lik teşviklerden çok daha büyük katkı sağlar.

    Çünkü bilebildiğimiz kadarıyla Anadolu Arısının ıslah edilmesi gereği 1912 yılından beri gündemimizde ama bir türlü adım atılamamış. Böyle bir proje gerçekleştirilebildiği zaman kesinlikle Türk Arıcılık Tarihinde bir dönüm noktası olacak.

    Benim yazdıklarımda asıl işaret etmek istediğim nokta işte tam burası.

    Hiçbir arıcı kalkıp, merkez birliğe ya da diğer birliklere, “ne oldu bu Arı Islah projesi, Yerli Ekotipler kayıt altına alınıyor mu, protokolün gerekleri yerine getiriliyor mu” sorusunu sormuyor, varsa yoksa teşvikler ne olacak.

    Kendi üyelerinin böyle bir projeye sahip çıkmadığı, konu ile ilgili hiçbir baskı yapmadığı bir birlik niye buna sahip çıksın?

    Ki, Uludağ Arıcılık Kongresinde eski başkan da bunu ifade etmişti. Şu anda arıcılarımızın ve birliğimizin tek problemi devlette takılan teşvikler demişti.

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10849

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sevgili Şekerli,

    Senin eleştirdiğin noktaya ben de katılıyorum.

    Arıcılardan sürekli birşeyler alınıyor, bir organizma varlığını sürdürüyor ama bunun arıcılara olan katkısı nedir?

    Bunların hepsi tartışılmalı.

    Bir bürokratik yapı kurunca otomatik olarak o yapı tüketmeye de başlar.

    Bir büro tutsanız, bir sekreter istihdam etseniz, gelenlere çay ısmarlasanız, ay sonunda ortaya çıkacak toplam rakam Türkiye çapında dudaklarımızı uçuklatacak cinsten olur.

    Sonuçta böyle bir yapının varlığını devam ettirebilmesi için maddi bir kaynak gerekiyor.

    Bizim için problem şurada; bu kadar çok kaynak tüketen yapı arıcılara ne kazandırıyor?

    Bu sorunun cevabını ararken ben de diyorum ki, arıcılar kazançları konusunda yanlış hesap yapıyorlar.

    Benim tartışmaya açmaya çalıştığım nokta, bir birlik yapısından arıcı ne beklemeli?

    Örneğin ucuz ekipman beklentisini ele alalım.

    Böyle bir şey için birlik kurmaya hiç gerek yok ki.

    İstanbulda 6-7 arıcı birleşiyor 500 kg petek lazım, gidip firmalarla pazarlık yapıyor ve toptan fiyatına bu peteği temin ediyor.

    Anlatmaya çalıştığım şey, arıcılar birliklerden olan beklentilerini, birliklerin olması gereken işlevleri yönünden oluştururlarsa, hesap daha doğru olur.

    Arıcıya teşvik vermek ya da ucuz malzeme temini için birlik yapılanmasına hiç gerek yok.

    Çiftçiler gidiyor teşviğini Tarım Teşkilatından alıyor, onlara kimse de çiftçiler birliğine üye misin arkadaş diye sormuyor.

    Devlet bu teşviği birlik yapılanması olmadan verirse daha da karlı olur üstelik.

    Aracılar devre dışı kalır.

    Eğer bu birlikler kurulmuşsa, tüzüğünü ve dünyadaki birlik uygulamalarını dikkate alırsak, bizim bu yapıdan beklentilerimiz sadece teşvik ve malzeme temini ile sınırlı olmamalı.

    Arıcılar olarak taleplerimizi doğru yaparsak, sonuçlarını da doğru olarak alma ihtimalimiz yükselir.

  • yanıtla: A R I D E S T E K L E M E L E R İ #10846

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arıcı birliklerine, arıcılara maddi menfaat sağlayan kurumlar olarak bakarsak en temel yanlışımızı yaparız.

    Ki arıcıların bir çoğu bu yanlışa düşüyor.

    Hesaplar yapılırken ne kadar ödeyeceğim, karşılığında kaç para alacağım şeklinde düşünülüyor.

    Ya da, bana malzeme kaç kuruş daha ucuza gelir hesabı yapılıyor.

    Sağolsun birlikler de bu anlayışı yaygınlaştırmak için elinden geleni yapıyor, ana arıdan, kovanlara çakılacak plakaya kadar her türlü konuda komisyonunu alma derdine düşüyor.

    Birlikler, devlet ve kamuoyu karşısında kendi üyelerini temsil eden sivil toplum örgütlenmeleridir.

    Temsil ettikleri kitleye, teşvik, ödeme vs gibi konulardan çok daha büyük faydalar sağlamak için kurulmuşlardır.

    Birliklerin tüzüklerini okursak aslında kuruluş amaçlarının da bizim gündelik beklentilerimizden farklı olduğunu görürüz.

    Almanya’daki birliklerin örneği ile küçük bir karşılaştırma yapalım.

    – Arıcı yıllık aidatını ödediği zaman, birlik tarafından çıkartılan arıcılık dergisinin abonesi oluyor. Dergide mevsime göre yapılması gereken uygulamalar uyarılar ve teknik arıcılıkla ilgili en son güncel bilgiler yer alıyor. Mevzuat değişiklikleri dergi ile arıcıya ulaşıyor.

    Türkiye’de yapılan mevzuat değişikliklerinden ve arıcılıktaki en son gelişmelerden arıcılarımızın kaçta kaçı haberdar dersiniz?

    – Arıcı yıl içinde arıcılık yapma ve bal süzme ortamı açısından 3-4 kere denetime tabi tutuluyor. İnsan sağlığını tehdit edecek uygulamalara kesin olarak izin verilmiyor.

    Türkiye’de arıcı zehirden bal üretse, dur kardeşim sen ne yapıyorsun diyecek bir uygulama malesef yok.

    Arıcılığı hakkıyla yapan da, toplum sağlığını tehdit eden, ürünlerinde her türlü düzenbazlığı yapan da aynı potada eriyip gidiyor.

    Tüketicinin güveni sarsıldığında, bundan en büyük zararı işini hakkıyla yapan arıcılar görüyor.

    – Arıcı yıl içinde üniversiteler tarafından düzenlenen seminerlere davet ediliyor, bilgilerini tazelemesi ve güncellemesinin ortamı sağlanıyor.

    Ülkemizde binbir gürültü ve tantana ile yapılan bu tür organizasyonlardan şimdiye kadar arıcılarımızın kaçta kaçı yararlanmıştır?

    – Arıcı kovan başına yıllık ödediği cüzi bir para ile arılarını, çalınmaya ve afetlere karşı sigortalıyor.

    Ülkemizde bu tür arı kayıplarında tek formül üzerine bir bardak soğuk su içmek.

    – Arıcı denetim ve seminer uygulamaları sonucunda ürettiği bala birliğin etiketini yapıştırma hakkı kazanıyor. Bu hakkı kazanan ve etiketi kavanoza yapıştıran arıcının bu balı perakende satamama gibi bir problemi yok.

    Birlik etiketi tüketici açısından en büyük güvence sayılıyor.

    Peki ülkemizde yasal olarak arıcının ürettiği balı satma imkanı var mı?

    Sevgili arkadaşlar,

    – Birlikler arıcılık bilgisinin güncelleneceği, arıcıların eğitileceği ortamlar sağlarsa

    – Arıcıyı denetleyip, oto kontrol mekanizmalarını işleterek tüketicinin arıcıya olan güvenini tekrar kazandırırsa

    – Arıcının ürettiği balı rahatça satabileceği mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesini başarırsa

    – Arıcılıkta sigorta sistemini uygulamaya koyabilirse

    – Genetik zenginliğimiz olan ırkların korunması ve ıslahı konusunda gerekli adımları atabilirse

    İnanın ki, arıcıların bundan kazancı, kovan başına alacakları 20-30 ytl lik teşviklerden çok daha fazla olur.


  • MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Ben bu plakalardan hiç görmedim bazı arkadaşlar da bloglarında numaraların birbirini takip etmediğinden yakınıyor.

    Eğer bu sistem barkod sistemi ise, şu teknik bilginin bilinmesinde fayda var.

    Barkod sistemlerinde en son numara “kontrol numarası” diye geçer.

    En son rakam ilk 11 rakamın kendi arasındaki matematiksel bir işleminden sonra ortaya çıkan rakamdır.

    Bunun amacı barkodun doğru yazılıp yazılmadığını kontrol etmek içindir.

    Asıl barkod numarası ilk 11 rakamdır, siz bu rakamları barkod programına yazdığınızda, kontrol numarası doğru çıkıyorsa ilk rakamların girişinde hata yapılmamış demektir. Eğer kontrol numarası farklı çıktıysa ilk rakamların yazılışında bir hata var demektir.

    O yüzden barkod numaralarının birbirini takip edip etmediğini anlamak için en son numarayı göz önünde bulundurmamak lazım.

    Genelde ilk numaralar seri olarak birbirini takip eder.

    Mantıken ilk 11 rakamın birbirini seri olarak takip etmesi lazım.

  • yanıtla: istanbulda olan arkadaslardan bir rica. #10826

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Sevgili arkadaşlar,

    Litresi 5 ytl de olsa 10 ytl de olsa organik asitlerle yapılan varroa mücadelesi her halükarda veteriner ilaçlarla yapılan mücadeleye göre daha ucuza mal oluyor.

    Bir çok piyasada olduğu gibi organik asit piyasasında da ürünler arasında ciddi fiyat farkları var.

    Bu fiyat farkının en büyük sebebi ise, çin üretimi mallar.

    Organik asit alırken fiyatından daha çok menşeini sorun ve Çin kaynaklı ürünleri tercih etmeyin.

    İkinci bir husus, organik asitler kullanımı oldukça özen isteyen maddeler.

    Farkındaysanız organik asitleri ilk gündeme sokan arkadaşlarımız bugün konuyla ilgili yayın yapmayı minumum seviyeye indirdi.

    Bütün uyarılara rağmen, birçok arkadaşımız hiçbir güvenlik tedbiri almadan ve verilen dozlara riayet etmeden bu asitleri kullanıyor.

    Bir çok arkadaşımız parmaklarını soydurdu, bazılarımız formik asit koklamaya teşebbüs etti. Oksalik asitin tadını merak edip bakanlar var. (Aşırı ekşi limon gibiymiş)

    Genel mantık, arıya birşey yapmıyorsa bize de birşey yapmaz şeklinde.

    Oksalik asitte doz ayarı yapmayarak ve kovan başına yüksek miktarlarda uygulayarak arı ölümlerine neden olup, daha sonra da internetteki arkadaşları suçlayıp darılanlar da var.

    Özellikle formik asit cilde temas ederse aşırı tahriş eder, buharı teneffüs edilirse burun kılcal damarlarını çatlatmaktan, ciğerlerde tahribata kadar ciddi sonuçlara neden olur.

    İnternette bir çok arkadaşımızın blogunda uygulama şekilleri ve dozları var.

    Aman ha özellikle formik asit uygulamasında önerilen güvenlik önlemlerinin hiçbirisini ihmal etmeyin.

    Elinizde kesinlikle delik olmayan sağlam bir eldiven takılı olsun, açık havada maske takarak ve buharını kesinlikle solumayacak şekilde uygulama yapın.

  • yanıtla: Yoğun varoam var tavsiyeye ihtiyacım var. #10781

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Arkadaşlar yeri gelmişken ben de sorayım, bir bilen vardır belki.

    Piyasada 2-3 çeşit fiyata satılan Perizin satıldığını duyuyoruz. Konya işi Bursa işi diye isimlendiriliyor.

    Bir çok arkadaş 50 YTL den aldı, ama daha ucuzları da varmış.

    Hakikaten nedir bu durum? Piyasada sahte üretimimi var bu ilacın.

  • yanıtla: Mısırdan şeker şurubu #10778

    MURAT CAKIR
    Katılımcı

    Zafer Bey,

    Mısır ya da buğday nişastasından glikoz üretiliyor. Fakat bu glikoz hammaddesinden dolayı içinde nişasta parçacıkları içeriyor.

    Nişasta arıların sindirim sistemlerinde problem çıkartan bir madde.

    O yüzden literatürde nişastadan mamul glikoz ürünlerinin arı besini olarak kullanılması tavsiye edilmiyor.

15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 244)