Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
bugün baktım. kovanlarımdan biri ana arı yüzüğü yapmaya başlamış. anlayacağınız yanlış kovana ana arı koymuşum.
ama dikkat ettim yukarıda bahsedilen belirtilerin hepsi benim anasız kovanımda mevcut. konuyu açan ve bildiklerini paylaşanlara teşekkür ederim. en azından bundan sonra ne gibi belirtiler aramam gerektiğini öğrendim. -
daha önceden konu dikkatimi çekmemişti ama bugün tam benlik bir konu olduğunu anladım.
çünkü dün kovanlarımı temizlemeye karar verdim. kıştan sonra ilk defa kovanları açacaktım. kovanların yanına boş bir kovan koyarak petekleri boş kovana koydum bu arada yumurta kontrolu yaptım. sonra boşalan kovanların içindeki arı ölülerini ve propolisleri kazıyarak temizledim. daha temiz olsun diye kovanı ters çevirip yere çırptım. birinci, ikinci derken üçüncü kovanı temizleyip kapağını kapadığımda kapağın üzerinde bir ana arı gördüm. eyvah dedim ama ne çare. o kovanın ana arısı olacağı düşüncesiyle kovanı açtım. ana arıyı çıtaların üzerine koydum. birden üç beş arı sardı ana arının etrafını önce yalamaya sonra da sokma pozisyonuna geçerek ana arının üzerine çıktığını gördüm tam bu sırada çıtaların arasından kovanın içine düştüler. o kovanın beyi olmadığını düşünerek çıtaları tekrar çıkardım kovanın dibinden arı topu olmuş halde ana arı ve yanındaki arıları aldım. ana arıyı diğer arılardan kurtararak bir boş şurupluğun içine hapsettim. bu arada ana arı felçli gibi hareket ediyordu. aynı kovanı dikkatli bir şekilde kontrol ettim. kendi ana arısı vardı. kalan iki kovanı açtım ana arılarını bulamadım. bir tanesine koydum arılar yalamaya başladı yine arı topağı yaptılar. saldırır gibi davranıyorlardı. o kovandan ana arıyı aldım diğer kovandaki arılara verdim. yine aynı tepkiyle karşılaştım. bu kez arılar ana arıyı çok sıkıyorlardı. tekrar bir önceki kovana ana arıyı verdim ve kovanı kapattım. bir kaç gün sonra bakacağım. inşallah ana arı yüzüğü ile karşılaşmam. çünkü henüz bir adet erkek arı gördüm sadece. perşembe günü sonucu yazarım. -
selamün aleyküm,
sayın demet, söylediklerinize katılıyorum ve cevap veriyorum.
iki ayrı arkadaşımın arıların öldüğünden bahsetmiştim. birisinin yarısı birisinin tamamı öldü demiştim. arılarının tamamı ölen arkadaşın arılarının cinsi anadolu ırkı diye tabir ettiğimiz yerli arı idi. diğer arılarının yarısı ölen arkadaşım arılarını bundan iki yıl önce benimde arılarımı aldığım bir amcadan aldı. ikimizde aynı gün gittik beraber aldık. arıcı amca yıllardır arıcılık yapıyor ve arıları çoğaldıkça satıyor. dolayısıyla ikimizin arısıda aynı ırk diyebiliriz. bu arılarda anadolu ırkı yada yerli arılar. kısacası bütün arılar aynı cins anadolu ırkı arılar. özellikle benimle aynı kişiden arı alan arkadaşımın arıları ve benim arılarım oldukça saldırgandılar.
arılarının tamamı ölen arkadaş ile ilgili başka bir şey söylemeyeceğim. ama diğer arkadaşımla ben arılardan sadece kattaki balı aldık ancak kuluçkalığa dokunmadık. ikimizde teşvik şurubu verdik. ikimiz de aynı zamanda varroa ilacı kullandık. ve ikimizin arısıda aynı bitki florasında yaşıyor. ikimizin bulunduğu rakımda aynı. hatta kovanlarımızın çoğu birbiriyle aynı. çünkü aynı kovancıdan aldık.
ikimizin arıcılık faaliyetlerimiz arasındaki tek fark benim kapalı yeri tercih etmem, onun ise açık yerde kışlatmak istemesi. ben ona demiştim arılarını benimkilerle beraber kapalı yere koyalım diye ama beni dinlememişti. çünkü o benden daha tecrübeli olduğunu düşünüyor. oysa bu yıl arıları kışlatmak için yer yapacağını söylüyor.
arıların ne kadar süre kapalı yerde kaldığını sormuşsunuz. 6 kasım 2007 de kapalı yere aldım. bu sürede kapalı yerde sıcaklık 6-7 derece idi. 3 mart 2008 de dışarı çıkardım. kapalı yerde hava sıcaklığı 5 derece idi. (neden 7 derecede içeri aldığımı 5 derecede dışarı çıkardığımı soracak olursanız, biliyorsunuz kovan içinde ister istemez nem oluyor. bu nedm kovan kapağının iç kısmında birikoyar ve orda damlacıklar oluşuyor. sıcaklık eksinin altına indiğinde ise donuyor. donduğu zaman sorun yok ama don çözüldüğünde kovan içerisinde aşırı bir nem oluyor. bu nemden arılar zarar görmesin ve bir an önce temiz hava alsınlar diye çıkardım.)
oda sıcaklığı ile dışarı sıcaklığı arasındaki farkın neden çok büyük olduğunu sormuşsunuz. arıları koyduğum yer bir samanlık ve iki katlı bir binanın kuzey tarafında. bina ve samanlık yamaca yapıldığından yamaç kazılmış ve öyle bina yapılmış. bir nevi kot almış. samanlık bomboş hayvan felan yok. ben sıcaklık farkının samanlığın derin olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. ayrıca samanlık kesinlikle ışık almıyor. karanlık. karanlık olduğu içinde arılar hava sıcaklığı dışarı çıkmak için uygun olsa bile karanlık olduğu için dışarı çıkmıyorlar. arılara kış boyunca birer kilo kek haricinde hiç birşey vermedim. birde dualarımı eksik etmedim. arılar yaza çıktığında baktım ki arılara kek vermeme gerek yokmuş. çünkü fazla fazla balları varmış.sayın kadıoğlu,
gece sıcaklığının -35 derece olduğu günlerde gündüz sıcaklığının 15 derece olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum. -35 derece gece sıcaklığı olduğu günlerde gündüz sıcaklığı zaten -8 -9civarında idi.
askerlik yapmışsanız bilirsiniz, havanın soğuk veya aşırı sıcak olduğu günlerde nöbet saatleri düşürülür ve duruma göre nöbet yazılır. bulunduğum ilçe jandarma komutanlığının telefonunu isterseniz size verebilirim. buradan kışın soğuk olduğu günlerde en düşük sıcaklığın ne kadar olduğunu öğrenebilirsiniz.belki arılarımın hepsinin yaşaması bir tesadüf. ama güzel bir tesadüf. bunun başarı olup olmadığı tartışılır. onun için şu söyleyeceklerimde ukalalık aramayın.
kimsenin başarısını yargılamadım, yargılamıyorum. sadece acaba o başarıdan nasıl yararlanabilirim onu düşünüyorum. ayrıca başarısızlıklardan da ders çıkartmaya çalışıyorum. amacım kimseyi eleştirmek yada savlarını çürütmek değil. sadece kendim için güzel olan şeyin sizler için de güzel olcağını düşünerek öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. amacım kimseyi kırmak değil. -
Selamün Aleyküm,
bu konuyu açtığımdan bu yana bayağı zaman geçti. forumda iddia ettiğimi yani kapalı yerde kışlatmayı bu yıl kendim denedim.
sekiz kovan arım kışa girdi. Maşallah hepside yaşıyor.
ancak söz konusu kapalı yerde kışlatma işini elektirik sobası kullanmadan yaptım. odanın sıcaklığına müdahale etmedim.
bu sene bulunduğum yerde gece sıcaklığı -35 dereceye kadar düştü. bunu bizzat kendim tesbit ettim. ancak kovanları koyduğum yerdeki sıcaklık -10 dan aşağı düşmedi. burda arılarını içeri almayıpda dışarıda kışlatan iki arkadaşımdan birisinin tüm arıları öldü. diğerinin ise arılarının yarısı öldü. ölmüş olan arı kovanlarını açtığımızda kovanda bal bulunduğu için arıların açlıktan ölmediğini tesbit ettik. üstelik kovanlarda nem de yoktu ve kovanların altı oldukça çok arı ölüsüyle doluydu. yani kışa girerken arı nüfusu oldukça iyi imiş.
paylaşmakta bereket olduğunu düşünerek sizinle paylaşmak istedim. -
ben kafama takmıyorum. dedim ya umrumda değil. ama yanlış bir şey yapıyorsam neden doğrusunu bana söylemiyorlar. ona üzüldüm doğrusu.
-
selamünaleyküm,
bence; bu mevsimde arılar kış için kovanda bir çok hazırlık yapıyor. propolis toplamak ve gereken yerlere koymakda bunlardan birisi. arıları bir başka kovana aktardığında arı propolis toplamak için yeterli zamana sahip olmayacak. zamanı olsa bile propolis bulamayacaktır. -
ayrıca sayın zafer,
çok yaşayan mı bilir çok gezen mi? sorunuza cevap vereyim çok yaşayıp çok gezen daha iyi bilir.
internet sitelerini tabiki yabana atmıyorum. diyorim ki bizim gibi internet sitelerine ulaşma imkanı olmadan tecrübe ile öğrenmiş. mesela ben arıların kuluçka süresini internet den öğrendim benim için oldukça ucuz ve kolay oldu. ama o usta kendi tecrübesi ile deneme yanılma ile öğrenmiş.
sonuçta bilgi bilgidir. ister okuyarak ister yaşanarak öğrenilsin. ve biliyormusunuz okuyarak öğrenilen unutulabilir ama yaşanarak öğrenen biraz zor unutulur. -
arkadaşlar,
bence arı kolonisi kışları sert geçen bizim bura gibi yerlerde gece gündüz arasındaki sıcaklık farkından ölüyor. ocak ayında gündüz güneş vurduğunda sıcaklık 15 dercenin üzerine çıkabiliyor. koloni uyanıyor. temizlik yapıyor. bu arada bal tüketiyor. gece aşırı soğuk -17/-25 arasında ayaz olarak vuruyor. arılar sürekli bal tüketiyor ve dışarıda hiç bir şey bulamıyor. dışarıdan polen ve nektar gelmediği için üremede olmuyor. arılar uyandıkları içinde ömürleri kısalıyor. çünkü gündüzleri çalışıyorlar. şubatın başlarında sert kışlar geliyor. koloninin ne balı nede kendini ısıtmaya yetecek kadar arısı kalmıyor.
buradaki amaç arıları sürekli olarak düşük sıcaklıkta tutarak, böylece gece gündüz arasındaki sıcaklık farkını en aza indirerek kovanları yaza çıkartmaktır, diye düşünüyorum. -
sayın tolga,
bulunduğum yerde diğer arıcılar dışarıda kışlatıyor. en az yüzde yirmi beş zayiat veriyor. zayiat vermesinin sebebi bence gece gündüz arasındaki aşırı sıcaklık farkı.
buradaki bütün arıcılar arasında en çok bal onda olur. -
ustam birinci sorunuzu şöyle çözüyor. perdeleri kapattığı zaman içeri ışık girmiyor. oda betonarme olduğu için buzdolabı gibi soğuk oluyor. bulunduğum yerde kışı ancak lodos götürür. lodos gelmediği sürece bizim burda kış bitmez, karlar erimez. coğrafi konum itibariyle denize uzak olduğu için güneş vursada ayaz kendini hissettirir. dolayısıyla oda sıcaklığı kapalı yerde en fazla 12 derece olur. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına düştüğünde uçma deliklerini açarak arı ölüleri bir tel yardımıyla çekilir.
Arıların su talepleri ile ilgili bir işlem yapmıyor. Yani su veriyor mu vermiyor mu diye soruyorsunuz. Su vermiyor.
Toplam kapalı kaldıkları gün sayısı en az 120 gün.
Toplam masraf geçen yıl 50 ytl artmış. Yani normal zamanda gelen elektirik faturası kış boyunca 50 ytl artmış. Yukarıda demiştim bende kovanlarımı aynı odaya koydum diye. Masrafları paylaşmak için kendisine sordum 50 ytl masraf olduğunu, ben kovanlarımı koysam da koymasam da aynı masrafı verdiğini söyledi. Benden hatta para almadı.
Arıların bağırsaklarında problem oluyormu diye sormuşsunuz: bağırsaklarında problem oluyormu bilmiyorum ama bahara çıktıkları ilk gün her yere işiyorlar ve acayip kokuyor. Buda uzun süre dışarı çıkamadıklarından kaynaklansa gerek.Bu söylediklerim usta ile konuştuklarım ve gördüklerimden ibarettir. Daha ayrıntılı direkt ustadan öğrenip sizinle paylaşabileceğim sorularınız varsa buyurun sorun.
-
bu şekilde yorum farklılıklarının olduğunu hiç düşünmemiştim. uyarınız için teşekkürler. bundan sonra dikkat edeceğim.
-
merhaba arkadaşlar,
herkese hayırlı ramazanlar.sayın kadioğlu,
verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederek konuya başlamak istiyorum. kovanlarımda şuan 8-10 arasında çıta var. arıların genel bal durumu kış için iyi nufüslarıda fena değil. yalatılmamış peteklerimi iki sebepten arılara yalatmak istemiyorum. birincisi bulunduğum yerin rakımı 1400 den fazla. burda artık evlerde kaloriferler yandığı halde oda sıcaklığı 20-21 derecede kalıyor. elimde 50 ye yakın yalatılacak petek var. bunları vermek için katlarla beraber vermem gerektiğini düşünüyorum bu sayede peteklere zarar vermeden ve tamir ederek yalayacaklardır. arılıktan uzak bir yere koyup yalatma imkanıda var ama o zaman peteklere zarar veriyorlar. kısacası katları tekrar koyduğum zaman kovan içi sıcaklığını dengelemek arılar için zor olacak diye düşünüyorum. ikinci sebepse baharda arılara kat verirken bu petekleri kullanıp arıların kata çıkmasını hızlandırmayı düşünüyorum. verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.sayın hayyam,
kükürt kullanmanın dumanı bir tarafa sayın kadioğlu’nun söylediğine göre yalatılmamış peteklerde zehirli kükürt dumanı kalıyormuş. benim için en mantıklısı soğuk havayı kullanarak petek güvesi ile mücadele etmek. yanlız benim derin dondurucum yok. evdeki buzdolabınada koymamama malum hanım izin vermez. gece sıcaklığı bugünlerde bulunduğum yerde 10-14 dereceye kadar düşüyor. acaba sabaha kadar dışarda bekletsem bir faydası olurmu?
BURDAN TÜM ARI DOSTU ARKADAŞLARA SESLENMEK İSTİYORUM. FORUMLARDA VEYA HERHANGİ BİR ŞEKİLDE BİR HATAMI YANLIŞIMI GÖRÜRLERSE LÜTFEN DÜZELTMEM İÇİN BANA YOL GÖSTERİN.
-
sayın muratakin,
benim sorduğum soruya cevap veren tek kişi sizsiniz. teşekkür ediyorum.
kışlattığınız bölgenin rakımını ve hangi tür bir iklime sahip olduğunu yada neresi olduğunu söylerseniz benim için gerekli bilgileri araştırır öğrenirim. bende sizin gibi strophordan küçük bir kovan yapıp bey yetiştirmek istiyorum. çünkü onun minyatür olması, içerisinde büyük kovanlardaki gibi bir hayatın bir düzenin olması hoşuma gidiyor.
tekrar teşekkür ederim. -
merhaba arkadaşlar,
benim ruşet kovandan bahsettiğim stropor dan yapılmış küçük kovanlar. diğer bir ifade ile ve herkesin anlayacağı şekilde "ana arı çiftleştirme kutusu" demeliydim.
bu tür kovanlarda ana arıyı yetiştirip yaza çıkartabilirmiyiz? kovan toplamda en fazla 2-3 bin arı kapasitesinde. uygulamak için yumurta transferi yaparak bey yetiştirmeye çalıştım ama tutmadı. kısacası kendim deneyemedim. deneyimi olan arkadaşlardan bilgi almak isterim.
-
selamünaleyküm arkadaşlar,
geçenlerde bir kovanımda olan bir olayı, kendi kanaatimi ve yaptığımı anlatacağım.kovanda baktımki bir çok bey yüzüğü var. yüzükler genelde çıta ortalarında ve yaklaşık yirmi tane. ve hiç günlük yumurta yok. hatta beyde yoktu. söz konusu kovanımın beyi üç yaşında olduğunu biliyordum. buna göre kovanın beyi değiştirmek istediğini, yada bir şekilde beyini kaybettiğini düşündüm. erkek arı da vardı ayrıca. bir problem yok. süresi gelince beyler çıktı tabi. beylerin çıkmasından yaklaşık 20 gün sonra baktım hala günlük yumurta yoktu. bir şekilde kovanın sağlıklı bir beye sahip olamadığını düşündüm. başka bir kovanla birleştirmeye karar verdim. ancak yine de beyi gözden kaçırmış olabileceğimi düşünerek günlük yumurtalı petek verdim. böylece arıların beyi varmı yok mu anlayacaktım. beyi yoksa eğer bey gözü yapacaktı. varsa normal yavruya bakar gibi bakacaktı. dört gün sonra kovanı tekrar açtım. bey gözü yapıldığını gördüm. hem de 5-6 adet di. ancak aynı çıtada günlük yumurta da gördüm. yanlız günlük yumurtalar düzensiz ve bir gözde bir veya birden fazla idi. kovanda yalancı ana meydana geldiğini düşünerek yüzükleri bozdum ve böyle günler için yetiştirdiğim ana arılı başka bir kovanla birleştirdim. şimdi herşey yolunda.
buraya kadar yaptıklarımda acaba bir hata varmı?
şunu itiraf edeyim bugün öğrendiğime göre ana arı üreten bir kovana varroa mücadelesi yapılmaz imiş. ben söz konusu kovan ilk bey gözlerini yaptığı günlerde varroa mücadelesi için pulusmat kullanmıştım. acaba bu yüzden mi kovanım sağlıklı bir beye sahip olamadı? -
YazarYazılar
Beyazkovan Arıcılık Bir başka WordPress sitesi