|
Sevgili arkadaşlar,
Eskilerin deyimiyle hakikatler müsademei efkardan doğar. Yani gerçeklere farklı düşüncelerin çatışmasıyla ulaşılabilir.
Bir minik uyarı; daha sonra forumu izleyenlerin aradıklarını kolay bulması açısından konu başlığının dışına çıkılmasa, yeni konular yeni başlıklar açılarak tartışılsa daha iyi olur.
Türkiyeli arıcılar olarak malesef doğru ve kullanılabilir bilgiye ulaşmamız çok sıkıntılı bir süreç.
Bir yanda yabancı kaynaklardan çevirilmiş kitaplar.
Bir yanda çok eski yıllarda yazılmış Türkçe arıcılık kitapları.
Bir yanda arıcıların onlarca yıldır yaptıkları uygulamalar.
Bu üç kaynağın arasındaki çelişik bilgiler çoğu zaman tartışmalarımızın ana kaynağını oluşturuyor.
Ülkemizin en büyük eksikliklerinden birisi de bilginin doğru ya da yanlışlığını test edecek, arıcılık araştırma laboratuvarı gibi kurumların olmayışı.
İlk arıcılığa başladığım yıllarda kitaplardan okuduğum kek tariflerinin hepsini yapıyordum.
3 tane arım vardı, ben her köye gidişte arılara kıyak olsun diye 5-6 kg süt tozu alıyor, verilen süt tozlu kek tarifini, süt tozunu fazla katarak yapıyordum.
Okuduğum kitaptaki bilgiye ve benim yorumuma göre yaptığım kek arıyı çok besleyici, geliştirici bir uygulama idi.
Arıların da buna bir itirazı olmadı, köydeki başka arıcıların kovanlar sönerken benimkiler gayet iyiydi, ben de bunu hep süt tozlu keke bağlıyordum.
Fakat uzun bir süre sonra yabancı bir kaynaktan, süt tozu, süt ve süt ürünlerinin içinde doğal olarak bulunan LAKTOZ un arının sindirim sisteminde toksik etki yaptığını, arının sindirim sisteminin süt tozu içindeki birçok maddeyi sindiremediğini öğrendim.
Sonra benim jeton düştü, köydeki diğer arıcılar hiç besleme yapmıyordu, o yüzden onlar koloni kaybediyordu. Ben ise hevesle her gittiğimde onlara kek hediye ediyordum.
Şimdi bizler yaptığımız uygulamaların nedenlerini iyi araştırırsak ve kovan içinde olup bitenleri iyi analiz edersek, birçok uygulamanın doğru ve yanlışlığını daha iyi test ederiz.
Şimdi diyelim ki şerbete limon tuzu ya da limon atılmasının faydaları ya da zararları nedir?
Kişisel gözlemlerimizle bu sorunun cevabını vermemiz çok zor.
Çünkü şerbete sıktığımız limonun kimyasal olarak şerbet üzerindeki etkisini, limonlu şerbetin petek gözlerine konurken, limonsuz şerbetten farkının ne olduğunu, iki farklı şerbetin arının sindirim sistemini nasıl etkilediğini bilimsel olarak analiz etme şansımız yok.
Ha belki de bu konu ile ilgili araştırmalar ve deneyler yapılmıştır da biz bilmiyoruzdur. Bu konu ile ilgili bilimsel bilgisi olanlar açıklarsa seviniriz.
Zaman zaman kışın şerbetin kovanda ekşimemesi için şerbet içine ilave şeyler katılması gerektiği de tartışılıyor.
Bu konudaki fikrimi de belirteyim.
Arı doğadan getirdiği nektarı ya da bizim besleme amacıyla verdiğimiz şekeri sadece bir hamal gibi bir yerden alıp öbür tarafa taşımıyor.
Nektar da olsa, şeker de olsa bu madde arının bal kesesinde bir takım enzimlerle birleşerek, yeni bir madde haline geliyor.
Bu maddenin petekler içinde kışın ekşimesinin en büyük sebebi ise su oranının yüksek olması.
Balın en büyük özelliklerinden birisi de, etrafındaki nemi içine çekiyor olması.
Kışın kovan içinde oluşan aşırı rutubetin peteklerdeki balın su oranını artırması, ekşime sürecinin başlangıcını oluşturuyor.
Bunu engellemenin yegane yöntemi ise, kış besini olarak SIRLI PETEK dışında yiyecek bırakmamak.
Eğer SIRLI değilse, bal da olsa, bizim verdiğimiz şeker de olsa illaki ekşir ve arıya zararlı hale gelir.
Bunun için kışa hazırlık beslemesini arının verilen şekerin suyunu uçurup, sırlayabileceği hava sıcaklıklarında yapmak gerekir.
Arı çerçevelerde yayılmış durumda iken sırsız balları kontrol altında tutuyor ve ekşitmiyor.
Ama kış salkımına girildiğinde arının saramadığı peteklerde SIRSIZ BAL var ise, bu koloni için saatli bomba görevini görüyor. Bu sırsız olan bal isterse doğal olarak gelmiş nektar olsun, ister şerbetten yapılmış olsun farketmiyor.
|