13 kovandan 8'ini bala bırakmıştım. Kovan başına en az 16 kg bal aldım kuluçkalığa hiç müdahale etmeden ama nasıl yaz boyunca aralıklarla sıvı besleme yapmak zorunda kalarak haftada 2 yada birer defa. ağustos da hiç vermedim gelen yonca balı sanki ilaç gibi idi hayatımda öyle bir şey yememiştim.
Birde oğula yeltenenler çok oldu. bol bol ruşetler yaptım bir ara sayı 40'a dayandı. Güçlüleri bal hasatı sonrası bölmedim. Ruşetleri destekledim. Anaları gençleştirdim.
Rekolte düşük fiyatlar fırlayacak elinizden erken çıkarmayın denildi. Bizde öyle yaptık. Kilosunu toptan 10 dan vermedik sonrada günlerce 10dan verebilmek için süründük.
Hayatımda ilk defa perakende bal sattım ve piyasadan izlenimlerim şu yönde oldu. Tamamen kaliteli organik arayıp fiyat belirli bir düzeye kadar kabullenenler, diğerleri dalga geçer gibi fiyat teklif edenler vede pazarlık edenler. Bu bizi müşteriye göre üretime teşvik etti.
Bazıları temuzda sağdıkları çerçeveleri şerbetle tekrar doldurtup sırlatıp 20 den piyasayı boğarken siz yanında organik diye can çekişe durun.
Çözüm demek ki o imiş!
Vatandaşın haline üzülerek anlatıyoruz ancak boşa, onlara bedava vereceksin.
Sanki musluktan bal akıyor!
Bizde o yolu takip edip iki çeşit müşteri için 2 çeşit bal üreteceğiz biri tamamen organik, diğeri sade şurup tüm arı ve arıcıların iyiliğini isteyip hakkını verene 40 liralık balı 20 ye - sen çok pahalısın bak bu daha ucuz diyene çerçevesi 20 ye.
Ben veriyorum 3,5 kg çerçeveyi 30'a diğeri veriyor 1,5 kg çerçeveyi 20 ye vatandaş sen niye 20 ye vermiyon diye canımı alıcak pazarlıkta.
Son hafta canımı zor kurtadım desem yeri 20 ye vermiyon diye dövicekler nerdeyse.. Sonra kırdılar direncimi 3,5 ve 3 kg lıklar 20 ye gitti. Tabi bende zararına uğraşmış oldum.
Öylemii.. Yok öyle seneye işte böyle.

Yoksa ayakta kalabilmek imkansız...